SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2023/1333 E. 2025/398 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2023/1333

Karar No

2025/398

Karar Tarihi

21 Mayıs 2025

DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1333 E. , 2025/398 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/1333
Karar No : 2025/398

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ... (... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, ... Petrol Nakliyat Gıda İnşaat Turizm Dinlenme Tesisleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin muhtelif vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ...takip numaralı ve ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
... Vergi Mahkemesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
i. ... tarih ve ...takip numaralı ödeme emrinin 2010 yılının Aralık ve 2011 yılının Ocak dönemlerine ait kamu alacaklarına dair kısmı yönünden yapılan inceleme:
Olayda, davacı 13/01/2011 tarihli hisse devir sözleşmesiyle asıl amme borçlusu şirketteki hisselerini devretmiştir.
2010 yılının Aralık ve 2011 yılının Ocak dönemlerine ait kamu borçlarına ilişkin beyannamelerin verilme süreleri ve borçların tahakkuk ve vade tarihleri, davacının şirketteki hisselerini devrettiği tarihten sonraki bir tarihtir. Bu durumda amme alacaklarının doğduğu ve ödenmesi gerektiği tarihte şirket ortağı sıfatını haiz olmayan davacının bu borçlardan sorumlu tutulması hukuka uygun düşmemiştir.
ii. ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emrinin 2010 yılının Aralık ve 2011 yılının Ocak dönemlerine ait kamu alacakları dışındaki kısmı ile... tarih ve ... takip numaralı ödeme emri yönünden yapılan inceleme:
Olayda, şirketin banka hesaplarında bulunan mal varlıklarına yönelik araştırma, davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin tebliğ edildiği tarihten sonra 03/01/2018 ve 08/02/2018 tarihlerinde yapılmıştır.
Bu durumda davalı tarafından asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin tebliği sonrasında mal varlığı araştırması yapılması gerekirken, davacı adına ortak sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinin tebliğ edildiği tarihten sonraki bir tarihte şirket hakkında mal varlığı araştırması yapılması hukuka uygun düşmemiştir.
Bu nedenle kamu alacağının şirketten tahsilinin olanaksız olduğu ortaya konulmaksızın düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
iii. Karar sonucu:
Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle ödeme emirlerini iptal etmiştir.
Davalının istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K... sayılı kararı:
Vergi Dava Dairesi, istinaf istemine konu vergi mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istemi reddetmiştir.
Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 07/11/2022 tarih ve E:2019/3949, K:2022/6258 sayılı kararı:
Asıl borçlu şirket hakkında davacı adına ortak sıfatıyla ödeme emri düzenlenmeden önce yapılan mal varlığı araştırmasında şirkete ait araca veya gayrimenkule rastlanmadığı tespit edilmiştir. Davalı idarece, 03/01/2018 ve 08/02/2018 tarihlerinde muhtelif bankalara haciz bildirileri gönderilmiş ve şirketin mevduat hesaplarına haciz konulduğu ilgili bankalara bildirilmiştir.
Olayda, vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmasının yeterli olduğu ve borcun şirketten tahsil olanağının bulunmadığının ortaya konulduğu görülmüştür. Ayrıca davacı tarafından, asıl borçlu şirketin vergi borcunun tahsiline imkan verecek yeterlilikte bir mal varlığının bulunduğu yönünde ispat edici bir belge sunulmadığı gibi bu yönde bir iddia da ileri sürülmemiştir.
Diğer taraftan 13/01/2011 tarihine kadarki borçlardan sorumluluğu bulunan davacının 2010 yılının Aralık ve 2011 yılının Ocak dönemlerine ait kamu alacaklarının doğduğu tarihte şirket ortağı sıfatı bulunduğundan anılan kamu alacaklarından sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu durumda dava konusu ödeme emirlerinde yer alan amme alacaklarının tahsili amacıyla asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilip edilmediği, amme alacaklarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı gibi hususlar yönünden değerlendirilme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere temyize konu kararın bozulması gerekmiştir.
Daire bu gerekçeyle Vergi Dava Dairesi kararını bozmuştur.
... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararı:
Limited şirket ortaklarının 6183 sayılı Kanun’un 35. maddesine göre sorumlulukları belirlenirken öncelikle "amme alacağı" kavramının irdelenmesi gereklidir.
Bir verginin mükellef tarafından beyan edilerek tahakkuk ettirilmesi, beyan edilmezse idare tarafından tarh ve tahakkuk ettirilmesi gerekmektedir. Bunlar yapılmadığı takdirde "vergi alacağı"nın idare tarafından 6183 sayılı Kanun'a göre tahsil edilebilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. Bu nedenle, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 19. maddesinde belirtilen "vergi alacağı" kavramının 6183 sayılı Kanun kapsamına giren ve idare tarafından bu Kanun'daki usullerle tahsil edilebilecek alacakları ifade etmediği açıktır.
Bir verginin amme alacağı niteliği kazanabilmesi için tahakkuk eden verginin ilgililerce ödenmemesi gerekmektedir. Bu nedenle, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde yer alan "amme alacağı" kavramının, 213 sayılı Kanun'un 19. maddesinde belirtilen "vergi alacağı"nı değil tahakkuk ettiği halde vadesinde ödenmemiş alacakları ifade ettiği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, bir amme alacağının tahakkuk ve vade tarihlerinde limited şirket ortağı sıfatı bulunmayan kişilerin, vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği tarihte ortak sıfatını haiz olsalar dahi, bu vergi borçlarından sorumlu tutulması mümkün değildir.
Vergi Dava Dairesi, ... tarih ve ...takip numaralı ödeme emrinin 2010 yılının Aralık ve 2011 yılının Ocak dönemlerine ait kamu alacaklarına dair kısmı yönünden ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeye ek bu gerekçeyle; diğer yönlerden ise ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar etmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Asıl amme borçlusu şirket hakkında bankalar nezdindeki mal varlığı araştırmasının, davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin tebliğinden önce yapılmadığı anlaşıldığından, kamu alacağının şirketten tahsilinin olanaksız olduğu ortaya konulmadan davacı adına ortak sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinde hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un "Limited şirketlerin amme borçları" başlıklı 35. maddesi şu şekildedir:
"Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.
(Ek fıkra: 4/6/2008-5766/3 md.) Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.
(Ek fıkra: 4/6/2008-5766/3 md.) Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur."

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
i. Israr kararının,... tarih ve... takip numaralı ödeme emrinin 2010 yılının Aralık ve 2011 yılının Ocak dönemlerine ait kamu alacakları dışındaki kısmına ve... tarih ve ... takip numaralı ödeme emrine yönelik hüküm fıkraları yönünden yapılan hukuki değerlendirme:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın anılan hüküm fıkrası usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen iddialar, kararın bu yönden bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
ii. Israr kararının,...tarih ve ... takip numaralı ödeme emrinin 2010 yılının Aralık ve 2011 yılının Ocak dönemlerine ait kamu alacaklarına ilişkin kısmına yönelik hüküm fıkrası yönünden yapılan hukuki değerlendirme:
Asıl amme borçlusu hakkında 6183 sayılı Kanun'un 54. maddesinde öngörülen cebren tahsil yöntemlerinden ilgili olanların usulüne uygun şekilde izlenmesine rağmen amme alacağının asıl borçludan tahsil edilememesi halinde alacağın ödenmesinden ikincil derecede sorumlu olanlara başvurulabilir. Kamu icra hukukunda öngörülen ikincil derece sorumluluk hallerinden biri de limited şirket ortaklarının sorumluluğudur. Diğer sorumluluk türlerinde olduğu gibi ortakların sorumluluğunda da sorumluluğun feriliği ilkesi esas alınmaktadır.
6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde, limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu oldukları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları ifade edilmiştir.
Buna göre şirket ortaklığından ayrılmış olsa da, ödeme emri ile takip edilen kamu alacaklarına ilişkin vergiyi doğuran olayın meydana geldiği dönemde şirket ortağı olan kişiler bu borcun ödenmemesinden sadece ortak olduğu dönemlerle ve hissesi oranıyla sınırlı olarak sorumlu olacaktır. Diğer bir deyişle kamu icra hukukunda dönemsellik ilkesi geçerli olduğundan, belirli bir dönem ortaklık sıfatı bulunan bir kişinin kamu alacağından sorumluluğu, şirket adına tarh ve tahakkuk ettirilen vergilerin tahakkuk ettiği tarih ve bu vergilerin vade tarihlerine göre değil kamu alacağının (vergi alacağının) doğduğu tarih esas alınarak belirlenecektir.
6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde yer verilen "amme alacağının doğduğu zaman" kavramından anlaşılması gerekenin "vergiyi doğuran olay" olduğu ve verginin tahakkuk edip vadesinde ödenmemesinin sadece vergi borcunun kamu alacağı niteliğine dönüşmesi ve alacağın 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tahsiline olanak tanıyan hukuki bir durum olduğu açıktır.
Bu durumda, 13/01/2011 tarihli hisse devir sözleşmesi ve aynı tarihli ortaklar kurulu kararıyla hisselerini devrederek şirket ortaklığından ayrılan davacının sorumluluğunun tespitinde, vergiyi doğuran olay yerine borçların tahakkuk ve vade tarihlerinin dikkate alınması suretiyle verilen ısrar kararının anılan hüküm fıkrasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, asıl borçlu şirket hakkında bankalar nezdinde 03/01/2018 ve 08/02/2018 tarihlerinde yapılan mal varlığı araştırmasının, 2010 yılının Aralık ve 2011 yılının Ocak dönemlerine ait kamu alacaklarının tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emrinin tebliğ edildiği 29/12/2017 tarihinden sonra yapıldığı anlaşıldığından, anılan kamu alacaklarının şirketten tahsilinin olanaksız olduğu ortaya konulmaksızın düzenlenen dava konusu ödeme emrinin anılan kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle, ısrar kararının, ...... tarih ve ...takip numaralı ödeme emrinin 2010 yılının Aralık ve 2011 yılının Ocak dönemlerine ait kamu alacaklarına ilişkin kısmına yönelik hüküm fıkrasında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1-... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının... tarih ve ... takip numaralı ödeme emrinin 2010 yılının Aralık ve 2011 yılının Ocak dönemlerine ait kamu alacakları dışındaki kısmına ve... tarih ve ... takip numaralı ödeme emrine yönelik hüküm fıkralarının ONANMASINA,
2- Israr kararının diğer hüküm fıkrasına yöneltilen temyiz isteminin REDDİNE,
3-2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine,
21/05/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

X - KARŞI OY:
Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay Dördüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.




10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim