Danıştay danistay 2023/1239 E. 2025/719 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2023/1239
2025/719
8 Ekim 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/1239
Karar No : 2025/719
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ... (... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, ... Golf ve Turizm İşletmeciliği Yapı Sanayi Ticaret Anonim Şirketinin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen... tarih ve ..., ... sayılı ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
Davacı, 17/11/2008 tarihinden itibaren ... Golf ve Turizm İşletmeciliği Yapı Sanayi Ticaret Anonim Şirketinin yönetim kurulu başkanı olarak kanuni temsilcilik görevini yürütmektedir. Bu şirket adına 2003 ve 2008 yıllarının muhtelif vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak tahakkuk eden kurumlar vergisi, gelir (stopaj) vergisi, katma değer vergisi, damga vergileri ile vergi ziyaı cezalarının vadesinde ödenmediğinden ve yapılan mal varlığı araştırmasında şirket adına kayıtlı herhangi bir mal varlığına rastlanmadığından bahisle davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.
i. Dava konusu ... tarih ve ... sayılı ödeme emri yönünden yapılan değerlendirme:
Davacının, asıl borçlu şirketteki kanuni temsilcilik görevi 17/11/2008 tarihinde başlamıştır. Anılan ödeme emri içeriği 2008 yılının farklı dönemlerine ait muhtelif vergi borçlarının beyan edilmesi ve ödenmesi gerektiği zamanlarda davacı, şirketin kanuni temsilcisi değildir. Başka bir ifadeyle, bu tarihlerde şirketin vergi ödevlerinin yerine getirilmesi hususunda davacının yetki ve sorumluluğu bulunmamaktadır.
Bu nedenle, anılan ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmamıştır.
ii. Dava konusu ... tarih ve ... sayılı ödeme emri yönünden yapılan değerlendirme:
Dava konusu... tarih ve... sayılı ödeme emri içeriği borçlar için asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirleri ile bu ödeme emirlerinin şirketin bilinen adreslerinde tebliğ edilemediğine dair tebliğ alındılarının dosyaya ibraz edilmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, şirket hakkındaki takibin usulüne uygun olarak tamamlandığı ortaya konulamadığından, davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen... tarih ve ...sayılı ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmaktadır.
iii. Karar sonucu:
Mahkeme bu gerekçeyle dava konusu ödeme emirlerini iptal etmiştir.
Davalının istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
Vergi Dava Dairesi, istinaf istemine konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektiren bir nedenin bulunmadığı gerekçesiyle istinaf istemini reddetmiştir.
Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 25/11/2021 tarih ve E:2017/1801, K:2021/7339 sayılı kararı:
i. Temyize konu kararın, dava konusu... tarih ve ... sayılı ödeme emrine ilişkin hüküm fıkrası yönünden yapılan değerlendirme:
Davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü iddialar, temyize konu kararın anılan hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
ii. Temyize konu kararın, dava konusu ... tarih ve ... sayılı ödeme emrine ilişkin hüküm fıkrası yönünden yapılan değerlendirme:
01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1533. maddesiyle yürürlükten kaldırılan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 317. maddesinde anonim şirketin idare meclisi tarafından idare ve temsil olunacağı belirtilmiş; 319. maddesinde, esas mukavelede idare ve temsil işlerinin idare meclisi azaları arasında taksim edilip edilmeyeceği ve taksim edilecekse bunun nasıl yapılacağının tespit olunacağı, idare meclisinin en az bir azasına şirketi temsil salahiyetinin ve idare işlerinin hepsini veya bazılarını idare meclisi azası olan murahhaslara veya pay sahibi olmaları zaruri bulunmayan müdürlere bırakabilmek için umumi heyete veya idare meclisine salahiyet verilebileceği, bu gibi kayıtlar bulunmadığı takdirde 317. madde hükmünün tatbik olunacağını belirtilmiştir.
Diğer taraftan 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 365. maddesinde, anonim şirketin, yönetim kurulu tarafından yönetilip temsil olunacağı, kanundaki istisnai hükümlerin saklı olduğu; 367. maddesinde, yönetim kurulunun esas sözleşmeye konulacak bir hükümle, düzenleyeceği bir iç yönergeye göre, yönetimi, kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişiye devretmeye yetkili kılınabileceği, yönetimin, devredilmediği takdirde, yönetim kurulunun tüm üyelerine ait olacağı; 370. maddesinde, esas sözleşmede aksi öngörülmemiş veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa temsil yetkisinin çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna ait olacağı, yönetim kurulunun, temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere devredebileceği, en az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisini haiz olmasının şart olduğu kurala bağlanmıştır.
Bu hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden, kanuni temsilci, şirket esas sözleşmesi ile temsile yetkilendirilmiş veya kaynağını esas sözleşmeden alan yetki ile idare meclisi ya da genel kurulca temsil yetkisi verilmiş kişi veya kişilerdir. Kamu alacağının anonim şirketin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması durumunda, şirket esas sözleşmesi ve ticaret sicili kayıtlarının araştırılması gerekir. Temsil salahiyetinin, aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olan murahhas bir veya birkaç üyeye ya da müdür olarak üçüncü kişilere bırakıldığı anlaşılırsa takip ve tahsilat bu kişiler hakkında yapılabilir. Bu durumda, diğer yönetim kurulu üyeleri hakkında takip yapılamaz. Ancak, şirket esas sözleşmesinde görevlendirmeye ilişkin herhangi bir kayıt yoksa yönetimde bulunan tüm üyeler hakkında takip yapılabilir.
Olayda, Mahkemece davacının asıl borçlu şirketteki kanuni temsilcilik görevinin 17/11/2008 tarihinde başladığı belirtilmiştir. Ancak, 08/06/2006 tarih ve 6573 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde, şirketin 09/05/2006 tarihli genel kurul kararı ile üç yıl süreyle davacıya çift imza yetkisiyle şirketi temsil ve ilzam yetkisi verildiği görülmektedir. Dosyada, davacıdan bu yetkinin alındığına dair herhangi bir bilgi veya belge bulunmamaktadır.
Davacının ...tarih ve ...sayılı ödeme emri içeriği borcun ödenmesinden kanuni temsilci sıfatıyla sorumluluğunun bulunduğu sonucuna ulaşılmış olup temyize konu kararın, aksi yöndeki hüküm fıkrasının hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
iii. Karar sonucu:
Daire bu gerekçeyle kararın ...tarih ve... sayılı ödeme emrine ilişkin hüküm fıkrasını onamış, ... tarih ve 1 sayılı ödeme emrine ilişkin hüküm fıkrasını ise bozmuştur.
... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı ısrar kararı:
... tarih ve ... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanan 09/05/2006 tarihli genel kurul kararı ile üç yıl süreyle asıl amme borçlusu şirket olan ... Golf ve Turizm İşletmeciliği Yapı Sanayi Ticaret Anonim Şirketinin yönetim kurulu üyeliğine, ... Yapı ve Turizm Anonim Şirketini temsilen Seçim Üstündağ ve davacı ...'nin seçilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Vergi Dava Dairesi, bu ek gerekçeyle ısrar etmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Israr kararının hukuka aykırı olduğu belirtilerek bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: ... tarih ve ... sayılı Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanan 09/05/2006 tarihli genel kurul kararı ile üç yıl süreyle asıl amme borçlusu şirket olan ... Golf ve Turizm İşletmeciliği Yapı Sanayi Ticaret Anonim Şirketinin yönetim kurulu üyeliğine ... Yapı ve Turizm Anonim Şirketini temsilen ... ile birlikte atandığı, yalnızca müşterek imza yetkisine sahip olması nedeniyle şirketin vergi ödevleri bakımından münferit sorumluluğunun bulunmadığı, ayrıca asıl borçlu şirkete usulüne uygun ödeme emri tebliğ edilmeden kendisinin amme borcundan sorumlu tutulamayacağı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Israr kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu ... tarih ve ...sayılı ödeme emrinin iptali yolunda verilen Vergi Mahkemesi kararı yargılamanın önceki aşamasında kesinleşmiştir. Israra konu uyuşmazlık ... tarih ve ...sayılı ödeme emrine ilişkindir.
... tarih ve ... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanan ilandan, ... Golf ve Turizm İşletmeciliği Yapı Sanayi Ticaret Anonim Şirketinin 09/05/2006 tarihli olağan genel kurul kararı ile üç yıl süre ile yönetim kurulu üyeliklerine ..., ..., şirketin tüzel kişi ortağı olan ... Yapı ve Turizm Anonim Şirketini temsilen ...... ve ...'nin seçildiğinin 05/06/2006 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
Aynı ilanda, şirketin 11/05/2006 tarihli yönetim kurulu kararı da yayımlanmıştır. Bu yönetim kurulu kararı ile yönetim kurulu başkanlığına ..., yönetim kurulu başkan yardımcılığına ..., yönetim kurulu üyeliklerine ... ve ... seçilmiştir. Söz konusu yönetim kurulu kararı ile şirketin birinci ve ikinci derece imza yetkilileri belirlenmiş ve önceki imza yetkilerinin iptaline karar verilmiştir. Buna göre, birinci derece imza yetkilileri; yönetim kurulu başkanı ..., yönetim kurulu başkan yardımcısı ..., yönetim kurulu üyesi ..., yönetim kurulu üyesi ..., yürütme kurulu üyesi ... ve genel müdür ... olarak belirlenmiştir.
Ayrıca, şirketin iş konusuna giren her hususta birinci dereceden iki imzanın yeterli olduğu belirtilmiştir.
İLGİLİ HUKUK
A. İlgili Mevzuat:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Kanuni Temsilcilerin Ödevi" başlıklı 10. maddesinin birinci fıkrasında, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği; ikinci fıkrasında, kanuni temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı düzenlenmiştir.
01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1533. maddesiyle yürürlükten kaldırılan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 317. maddesinde anonim şirketin idare meclisi tarafından idare ve temsil olunacağı belirtilmiş; 312. maddesinin birinci fıkrasında, anonim şirketlerin esas mukavelesiyle tayin veya umumi heyetçe intihap edilmiş en az üç kişiden ibaret bir idare meclisi bulunacağı, ikinci fıkrasında ise idare meclisinin pay sahibi aza ortaklardan teşekkül edeceği, ancak pay sahibi olmayan kimseler aza seçildikleri takdirde bunların pay sahibi sıfatını kazandıktan sonra işe başlayabilecekleri, pay sahibi olan hükmi bir şahsın idare meclisi azası olamayacağı, fakat hükmi şahsın temsilcisi olan hakiki şahısların idare meclisine aza seçilebilecekleri kuralına yer verilmiştir.
B. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun (VDDK) ilgili kararları:
Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlükte bulunduğu dönemde, anonim şirketin yönetim kurulu üyeliğine seçilecek kişinin gerçek kişi olma zorunluluğunun bulunduğu, tüzel kişinin temsilcisi olan gerçek kişinin anonim şirketin yönetim kuruluna üye olarak seçilmesi hâlinde yönetim kurulu üyeliğinden doğan sorumlulukların yönetim kurulu üyesi sıfatını haiz olan gerçek kişiye ait olacağına yönelik kararlar: VDDK, 22/11/2023, E:2022/702, K:2023/1371; VDDK, 22/11/2023, E:2022/1649, K:2023/1351; VDDK, 22/11/2023, E:2022/1650, K:2023/1352; VDDK, 22/11/2023, E:2022/1742, K:2023/1350.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Olay tarihinde yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 312. maddesiyle, anonim şirketlerde pay sahibi olan tüzel kişilerin yönetim kurulu üyesi olamayacakları, buna karşın tüzel kişiyi temsil eden gerçek kişilerin yönetim kurulu üyesi olarak seçilebilecekleri öngörülmüştür.
Anılan maddeyle ilgili olarak 04/06/1956 tarihli Adliye Encümeni Mazbatası'nda "Bu maddenin 2'nci fıkrasının 2 ve 3'üncü cümleleri hükümleriyle takibolunan gaye, hükmi bir şahsın ortak olsa bile idare meclisine âza seçilemeyeceği ve fakat onun temsilcilerinden birisinin seçilebileceğidir ki, bunun en mühim amelî neticesi de idare meclisi âzası sıfatiyle ancak temsilcinin şahsen şirkete veya üçüncü şahıslara karşı mesul tutulacağıdır. Bu cümleler maksadı daha kolay anlatacak bir şekle konulmuştur." ifadelerine yer verilmiştir.
Kanun'un 312. maddesi ile Adliye Encümeni Mazbatası'nın anılan maddeye ilişkin kısmı birlikte değerlendirildiğinde, anonim şirketin yönetim kurulu üyeliğine seçilecek kişinin gerçek kişi olma zorunluluğunun bulunduğu, tüzel kişinin temsilcisi olan gerçek kişinin anonim şirketin yönetim kuruluna üye olarak seçilmesi hâlinde yönetim kurulu üyeliğinden doğan sorumlulukların yönetim kurulu üyesi sıfatını haiz olan gerçek kişiye ait olacağı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, tüzel kişi olduğu için yönetim kuruluna üye seçilemeyecek olan şirket ortağı ... Yapı ve Turizm Anonim Şirketinin temsilcisi olarak davacı, yönetim kurulu üyeliğine seçilmiştir.
Bu nedenle, yönetim kurulu üyesi sıfatını haiz olan gerçek kişi davacının Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca kanuni temsilci sıfatıyla takip edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Öte yandan, yeniden verilecek kararda, dava konusu ödeme emirlerinin davacının kanuni temsilsi sıfatıyla sorumluluğu, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediği, kamu alacağının şirketten tahsil imkânının bulunup bulunmadığı ve amme alacağının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı gibi diğer yönlerden hukuka uygunluğunun inceleneceği tabiidir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1-Davalının temyiz isteminin KABULÜNE,
2-... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
3-Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, 08/10/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.