Danıştay danistay 2023/1124 E. 2025/403 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2023/1124
2025/403
21 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/1124
Karar No : 2025/403
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ... (... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, bir dönem ortağı olduğu ... Aydınlatma Elektromarket İnşaat Taahhüt Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketinin muhtelif vergi borçlarının tahsili amacıyla uygulanan haczin iptali istemiyle dava açılmıştır.
... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
Olayda, dava konusu haczin dayanağı davacı adına ortak sıfatıyla düzenlenen ödeme emirleridir. Bu ödeme emirleri davacının MERNİS adresine tebliğe çıkarılmıştır. Tebliğ evrakı "Adresin kapalı olması sebebiyle 12.05.2017 tarihinde geçici ihbar bırakıldı. Komşusu ...'e haber verildi. 19.05.2017 tarihinde 2. defa gidildi. Adres kapalı olup, bırakılan ihbara riayet edilmediğinden iade" şerhiyle ve muhtarın imzasıyla idareye iade edilmiştir. Bunun üzerine tebligat ilan yoluyla yapılmıştır.
Ödeme emirlerinin ilk defa tebliğe çıkarıldığı tarihte (12/05/2017) ilgili adreste tespit edilen hususlar tebliğ alındısına yazılmamış, tebliğ alındısı 213 sayılı Kanun'un 102. maddesinin son fıkrası uyarınca ilgilinin komşularından bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru huzurunda tarih ve imza vaz'edilmek ve hazır bulunanlara da imzalatılmak suretiyle tutanak haline getirilmemiştir. Bunun yerine ödeme emirlerinin tebliği için aynı adrese 19/05/2017 tarihinde ikinci defa gidildiğinde, aynı tebliğ evrakı üzerinde 12/05/2017 tarihinde tespit edilen hususlara yer verilmiştir.
Bu durumda davacının ilgili adresine tebligat için ilk defa gidildiği 12/05/2017 tarihinde tespit edilen hususların, hukuken geçerli bir şekilde ortaya konulamadığı sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle davalı tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra tebliğ evrakının yeniden tebliğe çıkarılması gerekirken ödeme emirlerinin doğrudan ilan yoluyla tebliğ edilmesi hukuka uygun düşmemiştir. Ayrıca davalı idare tarafından ilan yazısının bir suretinin davacının bilinen son adresinin bağlı olduğu muhtarlığa gönderildiği hususu da belgelendirilememiştir.
Bu durumda 213 sayılı Kanun'un 102. maddesinin 7061 sayılı Kanun'un 17. maddesiyle değiştirilmeden önceki halinde öngörülen usule uygun şekilde tebliğ edilmediği anlaşılan ödeme emirleri içeriği amme alacaklarının tahsili amacıyla tesis edilen haciz işleminde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle dava konusu haczi iptal etmiştir.
Davalının istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
Vergi Dava Dairesi, istinaf istemine konu vergi mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istemi reddetmiştir.
Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 21/09/2022 tarih ve E:2019/3414, K:2022/4989 sayılı kararı:
Olayda, dava konusu haczin dayanağı davacı adına ortak sıfatıyla düzenlenen ödeme emirleridir. Bu ödeme emirleri davacının MERNİS adresine tebliğe çıkarılmıştır. Tebliğ evrakı "Adresin kapalı olması sebebiyle 12.05.2017 tarihinde geçici ihbar bırakıldı. Komşusu ...'e haber verildi. 19.05.2017 tarihinde 2. defa gidildi. Adres kapalı olup, bırakılan ihbara riayet edilmediğinden iade" şerhiyle ve muhtarın imzasıyla idareye iade edilmiştir.
Bu itibarla haczin dayanağı ödeme emirlerinin ilan yoluyla tebliğ edilmesine ilişkin 213 sayılı Kanun'un 102. maddesinde öngörülen koşullar gerçekleştiğinden uyuşmazlık diğer yönlerden incelenerek karar verilmek üzere temyize konu kararın bozulması gerekmiştir.
Daire bu gerekçeyle Vergi Dava Dairesi kararını bozmuştur.
... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararı:
Vergi Dava Dairesi, ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar etmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Cebren tahsil ve takibata yönelik önceki aşamalarda tesis edilen işlemlere karşı açılacak idari davalarda ileri sürülmesi gereken hukuka aykırılıkların, dava konusu haciz işleminin sebep unsurundaki hukuka aykırılık hali olarak incelenmesine olanak bulunmadığı, dava konusu haczin dayanağı ödeme emirlerinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı adına ortak sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... ve ... takip numaralı ödeme emirleri davacı hakkında uygulanan dava konusu hacze dayanak alınmıştır.
Bu ödeme emirleri "..." adresinde davacıya 12/05/2017 ve 19/05/2017 tarihlerinde iki kez aynı tebliğ zarfı kullanılmak suretiyle tebliğe çalışılmıştır.
Ödeme emirlerinin ilk defa tebliğe çıkarıldığı 12/05/2017 tarihinde ilgili adreste "Adresin kapalı olması sebebiyle 12/05/2017 tarihinde geçici ihbar bırakıldığı komşusu ...'e haber verildi." şerhini içeren bir tutanak düzenlenmiştir.
Bu tespit üzerine aynı ödeme emirlerinin tebliği için aynı adrese 19/05/2017 tarihinde ikinci kez gidilmiş, ilgili adresin kapalı olduğu ve bırakılan ihbara riayet edilmediği şerhi düşülerek memur ve mahalle muhtarının imzasıyla 19/05/2017 tarihli tutanak düzenlenmiş ve tebliğ zarfı iade edilmiştir.
Anılan ödeme emirleri, ilanen tebligat yoluna başvurma koşullarının oluştuğunun kabulü ile ilan yoluyla tebliğ edilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un "Tebliğler ve müddetlerin hesaplanması" başlıklı 8. maddesinde "Hilafına bir hüküm bulunmadıkça bu kanunda yazılı müddetlerin hesaplanmasında ve tebliğlerin yapılmasında Vergi Usul Kanunu hükümleri tatbik olunur." düzenlemesine yer verilmiştir.
213 saylı Vergi Usul Kanunu'nun "Tebliğ esasları" başlıklı 93. maddesinde "Tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilümum vesikalar ve yazılar adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasiyle ilmühaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmiyenlere ilan yolu ile tebliğ edilir." kuralına yer verilmiştir.
Anılan Kanun'un "Tebliğ evrakının teslimi" başlıklı 102. maddesinin 7061 sayılı Kanun'un 17. maddesiyle değiştirilmeden önceki halinde yer alan üçüncü, dördüncü ve yedinci fıkraları şu şekildedir:
"Muhatabın geçici olarak başka bir yere gittiği, bilinen adresinde bulunanlar veya komşuları tarafından bildirildiği takdirde keyfiyet ve beyanda bulunanın kimliği tebliğ alındısına yazılarak altı beyanı yapana imzalatılır. İmzadan imtina ederse, tebliği yapan bu ciheti şerh ve imza eder ve tebliğ edilemiyen evrak çıkaran mercie iade olunur.
Bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tâyin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğ çıkarılır. İkinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeple tebliğ edilemiyerek iade olunursa tebliğ ilân yolu ile yapılır.
...
Yukarıdaki fıkralarda yazılı işlemler komşularından bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyet taahhüt ilmühaberine yazılarak tarih ve imza vaz'edilmek ve hazır bulunanlara da imzalatılmak suretiyle tesbit olunur."
Kanun'un 103. maddesinin 7061 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle değiştirilmeden önceki halinde ise muhatabın adresinin hiç bilinmemesi, bilinen adresinin yanlış veya değişmiş olması nedeniyle gönderilmiş olan mektubun geri gelmesi ve başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmaması hallerinde tebliğin ilan yoluyla yapılacağı belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Tebliğ, hukuki bir işlemden ilgili kimsenin haber almasını sağlamak için yetkili makamın kanuni şekilde yazı veya ilan ile yapacağı belgelendirme işlemidir. İdari işlemlerin ilgilisine tebliğ edilmesinde amaç, işlemin muhatabı açısından yasal haklarını kullanabilmesine imkan tanımak; işlemi tesis eden idare açısından da hakkında işlem tesis edilen kişilerin hukuki sorumluluklarını yerine getirip getirmediğini tespit etmektir.
6183 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca bu Kanun kapsamında tesis edilen işlemlerin tebliğinde, aksine hüküm bulunmadıkça, Vergi Usul Kanunu'nda yer alan kurallar uygulanacaktır.
Vergilendirmeye ile ilgili hüküm ifade eden her türlü vesika ve yazıların, hangi usul ve esaslara göre tebliğ edileceği hususu 213 sayılı Kanun'un 93 ila 109. maddelerinde düzenlenmiştir. Tebliğin ilan yoluyla yapılabilmesi için aranan haller, esasen 213 sayılı Kanun'un 103. maddesinde sayılmakla birlikte bu hallerden başka anılan Kanun'un 102. maddesinin dördüncü fıkrasında da tebliğin ilan yoluyla yapılabileceği başka bir duruma daha yer verilmiştir. Bu kurallarda kanun koyucu, muhatabın bilinen adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması durumu ile muhatabın adresten geçici olarak ayrılmasından dolayı bulunamamış olması durumuna yönelik farklı usullerin işletilmesini öngörmüştür.
213 sayılı Kanun'un 103. maddesinin 7061 sayılı Kanun'la değiştirilmeden önceki haline göre tebliğin ilan yoluyla yapılabilmesi ancak muhatabın adresinin hiç bilinmediği, bilinen adresinin yanlış olduğu, muhatabın bilinen adresten sürekli olarak ayrıldığı ve başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmadığının ilanen tebliğ tarihinden önce usulüne uygun olarak tespit edilmiş olması durumunda mümkündür. Anılan Kanun'un 102. maddesinin 7061 sayılı Kanun'la değiştirilmeden önceki dördüncü fıkrasında ise muhatabın bilinen adresinden geçici olarak ayrıldığının tespiti üzerine tebliğ edilemeyerek merciine iade edilen evrakın ilgili merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra ikinci defa tebliğe çıkarılmasına rağmen aynı sebeple tebliğ edilememesi durumunda tebliğin ilanen yapılacağı kurala bağlanmıştır.
Kanun'un 102. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları uyarınca muhataba ilanen tebligat yapılabilmesi için işletilmesi gereken usul şu şekildedir:
i. Tebliğ memuru tarafından muhatabın hangi sebeple adreste olmadığının ve adresten geçici olarak ayrılıp ayrılmadığının etraflıca araştırılması gerekir.
ii. Bilinen adreste bulunanlar veya komşuları tarafından muhatabın ilgili adresten geçici olarak ayrıldığının bildirilmesi halinde keyfiyet ve beyanda bulunanın kimliğinin tebliğ alındısına yazılması ve ilgili kişilerin beyanını içeren tutanağın bu kişilere imzalatılması gerekir. Bu tutanağın ilgili kişilerce imzalanması halinde ayrıca, 213 sayılı Kanun'un 102. maddesinin son fıkrasında ünvanları sayılan yetkililere imzalatılması gerekli değildir.
iii. Beyanda bulunan kişilerin imzadan imtina etmesi halinde ise tebliğ memuru tarafından bu ciheti içeren tutanağın 213 sayılı Kanun'un 102. maddesinin son fıkrası uyarınca muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru huzurunda tarih ve imza vaz'edilmek suretiyle düzenlenmesi gerekir.
iv. Yukarıda yer verilen (ii) veya (iii) numaralı maddelerde yer alan durumların tekemmülünden ve tespitinden sonra tebliğ edilemeyen evrak merciine iade edilir.
v. Tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip süre sonra ikinci defa tebligata çıkarılan ilgili evrakın muhataba aynı sebeple tebliğ edilememesi durumunda, bu tespitleri içeren tutanağın 213 sayılı Kanun'un 102. maddesinin son fıkrası uyarınca komşularından bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru huzurunda tarih ve imza vaz'edilmek suretiyle düzenlenmesi gereklidir.
vi. Yukarıda yer verilen (v) numaralı maddede yer alan durumun tekemmülünden ve tespitinden sonra tebliğ edilemeyen evrak merciine yeniden iade edilir.
vii. Yukarıda değinilen (ii) veya (iii) ve (v) numaralı maddelerde yer alan aşamalar tamamlandıktan sonra tebligat, 213 sayılı Kanun'un 104 ve 105. maddelerinde düzenlenen usullere uygun bir şekilde ilan yoluyla yapılır.
Özetle, muhatabın bilinen adresten geçici olarak ayrıldığı hususunun tespit edilmesi durumunda tebligatın ilan yoluyla yapılabilmesi için, öncelikle muhataba bilinen adreste iki defa posta yoluyla tebligat yapılmaya çalışılması, her bir denemede tespit edilen hususlara yönelik tutanak düzenlenmesi, bu tutanağın, muhatabın bilinen adresten geçici olarak ayrıldığını beyan eden kişilere imzalatılması, bu kişilerin imzadan imtina etmesi halinde ise bu tutanağın Kanun'un 102. maddesinin son fıkrasında ünvanları sayılan yetkililer huzurunda düzenlenerek yetkililere imzalatılması gereklidir.
Olayda, davacı adına ortak sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinin ilk defa tebliğe çıkarıldığı 12/05/2017 tarihinde, davacının bilinen adresten geçici olarak ayrıldığı hususu komşusu tarafından beyan edilmiştir. Bu hususların tespiti hakkında 12/05/2017 tarihinde tutanak düzenlenmiştir. Komşunun imzadan imtina edip etmediğine yönelik herhangi bir bilgi içermeyen 12/05/2017 tarihli bu tutanak 213 sayılı Kanun'un 102. maddesinin son fıkrası uyarınca muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuruna imzalatılmamıştır.
Bu durumda muhatabın bilinen adresten geçici olarak ayrıldığını beyan eden kişinin bu beyanını içeren tutanağı imzalamaması, imzadan imtina ettiği sonucunu doğuracağından, tebliğ memuru tarafından bu ciheti içeren tutanağın 213 sayılı Kanun'un 102. maddesinin son fıkrası uyarınca muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru huzurunda imza vaz'edilmek suretiyle düzenlenmesi gerekliyken ikinci defa tebliğe çıkarılan evrakın aynı sebeple tebliğ edilememesi nedeniyle 213 sayılı Kanun'un 102. maddesinin son fıkrasında ünvanları sayılan yetkililer huzurunda düzenlenen ve imzalanan 19/05/2017 tarihli tutanakla yetinilerek ödeme emirlerinin ilanen tebliğ edilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle, 213 sayılı Kanun'un 102. maddesinde belirtilen ve davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin tebliğinin ilan yoluyla yapılabilmesini gerektiren koşulların olayda gerçekleştiği usulüne uygun bir biçimde ortaya konulamadığından, ilanen tebliğ edilen ödeme emirleri içeriği kamu alacaklarının tahsili amacıyla uygulanan haczin iptali yolundaki mahkeme kararına davalı idarece yöneltilen istinaf isteminin reddine dair ısrar kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1- ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararına yönelik temyiz isteminin REDDİNE,
2- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine,
21/05/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
X - KARŞI OY:
Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay Dördüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.