Danıştay DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1375 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Danıştay Kararı
2023/1375
22 Kasım 2023
#### DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/978 E. , 2023/1375 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/978
Karar No : 2023/1375
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Başkanlığı
(... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, ... Lojistik Tekstil Hırdavat İthalat İhracat Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 2005 ve 2006 yıllarının muhtelif dönemleri ile 2007 yılının Ocak dönemine ait ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... ila ... takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
Dava konusu ... takip numaralı ödeme emri ile ... takip numaralı ödeme emri içeriği ... plaka numaralı alacak yönünden yapılan inceleme:
Şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğine rağmen ödeme yapılmaması ve alacağın şirketin mal varlığından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine davacının şirketteki hissesi oranında takip edilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu ... takip numaralı ödeme emri yönünden yapılan inceleme:
Ödeme emri içeriği amme alacağına ilişkin olarak şirket adına düzenlenen ihbarname ilanen tebliğ edilmişse de tebliğe ilişkin belgelerin dosyaya sunulamaması nedeniyle usulüne uygun surette kesinleşmiş bir amme alacağından söz edilemeyecektir.
Bu durumda, usulüne uygun surette kesinleştiği ortaya konulamayan amme alacağının davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Dava konusu ... takip numaralı ödeme emri (... plaka numaralı alacak hariç) yönünden yapılan inceleme:
Şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin şirkete tebliğ edilmediği anlaşıldığından, davacının şirket ortağı sıfatıyla takibi için gerekli koşullar oluşmadan düzenlenen ödeme emrinde hukuka uygunluk görülmemiştir.
Dava konusu ... takip numaralı ödeme emri yönünden yapılan inceleme:
Ödeme emri içeriği alacaklar yönünden şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin bir kısmının şirkete tebliğ edilmediği, bir kısmı yönünden ise şirket adına düzenlenen ihbarnamelerin ilânen tebliğ edildiği, ancak ilânen tebliğ aşamasından önce şirketin bilinen adreslerinde bulunamadığı hususunun 213 sayılı Kanun'un 102. maddesinde öngörülen şekilde tutanak haline getirilmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacının şirket ortağı sıfatıyla takibi için gerekli koşullar oluşmadan düzenlenen ödeme emrinde hukuka uygunluk görülmemiştir.
Karar sonucu:
Vergi mahkemesi bu gerekçeyle, dava konusu ..., ... (... plaka numaralı alacak hariç) ve ... takip numaralı ödeme emirlerini iptal etmiş; diğer yönlerden davayı reddetmiştir.
Tarafların istinaf istemlerini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı:
6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde uyuşmazlık dönemi itibarıyla limited şirket ortaklar için öngörülen sorumluluk ortaklık sıfatına ve paya bağlı bir sorumluluk olduğundan, ortaklık payını devreden ortağın gerek devirden önceki gerekse devirden sonraki dönemlere ilişkin vergi borçlarından sorumlu tutulmasına olanak bulunmamaktadır.
Uyuşmazlıkta davacı, 22/03/2007 tarihli hisse devri sözleşmesiyle hisselerini devrederek şirketten ayrılmıştır.
Bu durumda, dava konusu ödeme emirleri içeriği amme alacakları yönünden ortaklık payını devreden ve şirketle ilgisi kalmayan davacının takibi mümkün olamayacağından, dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uygunluk görülmemiştir.
Vergi Dava Dairesi, bu gerekçeyle davacının istinaf istemini kabul ederek Vergi Mahkemesi kararının davanın kısmen reddine ilişkin hüküm fıkrasını kaldırmış ve bu yönden davanın kabulüne karar vermiştir. Davalının istinaf istemini ise reddetmiştir.
Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Üçüncü Dairesinin 14/10/2021 tarih ve E:2018/5794, K:2021/4458 sayılı kararı:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. maddesinin uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan halinde limited şirket ortaklarının, şirketten tahsil imkânı bulunmayan amme alacaklarından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağı ve 6183 sayılı Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları kurala bağlanmıştır.
Limited şirket ortaklarını, şirketten tahsiline olanak bulunmayan amme alacaklarının ödenmesinden doğrudan doğruya ve payları oranında sorumlu tutan söz konusu yasal düzenleme karşısında tahsili gereken amme alacağını doğuran vergilendirmenin ait olduğu dönemde şirketin paylarına sahip ortakların, bu dönemden sonra paylarını devretmiş olsalar dahi ortaklık sıfatının sürdüğü dönemlere ilişkin şirketin amme borçlarından kaynaklanan sorumluluklarının kalktığından söz edilemeyecektir.
Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesi kararının, amme alacağının doğduğu dönem ve davacının söz konusu borçtan sorumluluğu değerlendirilerek uyuşmazlık hakkında yeniden karar verilmek üzere bozulması gerekmiştir.
Daire bu gerekçeyle kararı bozmuştur.
... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı ısrar kararı:
Vergi Dava Dairesi, aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ilk kararında ısrar etmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Hukuka aykırı olduğu belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'NİN DÜŞÜNCESİ: Temyizen incelenen ısrar kararının, Danıştay Üçüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
Davacı adına, ... Lojistik Tekstil Hırdavat İthalat İhracat Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 2005 ve 2006 yıllarının muhtelif dönemleri ile 2007 yılının Ocak dönemine ait ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... ila ... takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
03/01/2005 tarih ve 6211 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilâna göre davacı, 27/12/2004 tarihinde ticaret siciline tescil edilen şirketin kurucu ortaklarındandır. 29/03/2007 tarih ve 6776 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilâna göre ise Kartal 7. Noterliğince düzenlenen ... tarih ve ... yevmiye numaralı hisse devir sözleşmesi ile şirketteki hisselerinin tamamını devrederek ortaklıktan ayrılmıştır. Hisse devrinin kabulüne ilişkin 22/03/2007 tarihli ortaklar kurulu kararı 23/03/2007 tarihinde ticaret siciline tescil edilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un "Limited şirket ortakları, şirketten tahsil imkânı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar." şeklindeki 35. maddesinde yer alan "şirketten tahsil imkânı bulunmayan" ibaresi, 06/06/2008 tarih ve 26898 (mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5766 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 3. maddesi ile "şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan" şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki iki fıkra eklenmiştir:
"Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.
Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur."
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 8. maddesinin üçüncü fıkrasında vergi kanunlarıyla kabul edilen haller müstesna olmak üzere mükellefiyete veya vergi sorumluluğuna müteallik özel mukavelelerin vergi dairelerini bağlamayacağı hükme bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Kural olarak, hukukun genel ilkelerinden olan kanunların geriye yürümezliği ilkesi uyarınca kanunların yürürlüğe girdiği tarihten önce gerçekleşen olaylara uygulanma imkânı bulunmamaktadır.
06/06/2008 tarih ve 26898 (mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5766 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesine eklenen ve amme alacağından şirket ortağı sıfatıyla sorumlu tutulan şahıslar hakkında birtakım yeni düzenlemeler getiren ikinci ve üçüncü fıkraların geriye yürütülerek 06/06/2008 tarihinden önce gerçekleşen olay ve fiiller neticesinde tahakkuk eden vergi ve kesilen cezaların tahsiline uygulanması mümkün değildir. Bu durumda, uyuşmazlığın, davacının sorumlu tutulduğu vergiyi doğuran olay ve cezayı gerektiren fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. maddesi uyarınca çözümlenmesi gerekmektedir.
6183 sayılı Kanun'un uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 35. maddesinde limited şirket ortaklarının asıl borçlu limited şirketten tahsil imkânı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları düzenlenmiştir. Bu düzenlemeden asıl borçlu şirkete ait amme alacaklarının doğduğu dönemde şirketin ortağı olan kişilerin ortak olunan dönemlerle sınırlı olarak amme alacağının ödenmesinden sorumlu olacağı anlaşılmakla birlikte ortaklık payının kısmen veya tamamen üçüncü kişiye devredilmesinin şirket ortağının Kanun'dan kaynaklanan bu sorumluluğunu ortadan kaldırması mümkün değildir.
Nitekim ortaklık payının kısmen veya tamamen üçüncü kişiye devrine ilişkin sözleşmeler niteliği itibarıyla özel hukuk sözleşmeleri olup 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 8. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca mükellefiyete veya vergi sorumluluğuna ilişkin özel sözleşmeler vergi dairelerini bağlamayacaktır.
Bu nedenle limited şirket ortağının hisse devriyle birlikte asıl borçlu şirkete ait kamu borçlarından kaynaklanan sorumluluğunun tümüyle sona ereceği gerekçesiyle verilen temyiz istemine konu ısrar kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Öte yandan, bozma kararı üzerine davacının 22/03/2007 tarihli hisse devir sözleşmesi ile şirketten ayrıldığı dikkate alındığında, sorumlu olduğu dönemlerdeki sermaye payı, amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsili amacıyla yapılan takibin usulüne uygun olarak tamamlanıp tamamlanmadığı ve amme alacağının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı gibi hususlar da değerlendirilerek yeniden karar verilmesi gerektiği tabiidir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
-
Davalının temyiz isteminin KABULÜNE,
-
... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
-
Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına,
22/11/2023 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
X - KARŞI OY:
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında ısrar kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, istemin reddi gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: Mahkeme Veri Tabanı