Danıştay DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1644 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Danıştay Kararı
2023/1644
13 Eylül 2023
#### DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/2059 E. , 2023/1644 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/2059
Karar No : 2023/1644
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 16/02/2023 tarih ve E:2023/349, K:2023/1045 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının 31/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 22/04/2021 tarih ve E:2017/234, K:2021/1218 sayılı kararının, davacının reddi hakim istemi hakkında değerlendirme yapılmadan karar verildiği gerekçesiyle Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/11/2022 tarih ve E:2021/3666, K:2022/3199 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak,
Danıştay Beşinci Dairesinin 16/02/2023 tarih ve E:2023/349, K:2023/1045 sayılı kararıyla;
Davacının 10/12/2019 tarihli ek beyan dilekçesinde, Avrupa Yargıçlar Birliğinden yardım almasının suç teşkil etmeyeceği, bildiği kadarıyla Yargıda Birlik Derneğinin de bu Derneğe üyelik başvurusunda bulunduğu, bu hususun Daire üyelerinden M.H. tarafından açıklanması gerektiği, aksi takdirde M.H. hakkında reddi hakim talebinde bulunulduğunun belirtildiği görülmekte ise de, söz konusu dilekçede 6100 sayılı Kanun'un 36. maddesinde sayılan hakimin reddi sebeplerinden hiçbirine yer verilmediği, dolayısıyla Danıştay Beşinci Dairesi üyesi M.H.'nin reddedilmesini gerektirecek herhangi bir yasal sebebin bulunmadığı anlaşıldığından, reddi hakim talebinin geri çevrilmesine karar verilerek işin esasına geçilmiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen kararda yer verilen tutanakların incelenmesinden; davacının "…" ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgütün hücre tipi yapılanması kapsamında örgütsel faaliyetlerde bulunduğuna, örgütün kripto elemanı olarak YARSAV'ın yönetim kuruluna girdiğine ve diğer hususlara yönelik kararda yer verilen ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
YARSAV üyeliği yönünden, üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu,
MASAK Raporu yönünden, davacı tarafından uluslararası bir sivil toplum kuruluşundan organize bir şekilde maddi yardım talebinde bulunulmasının, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının 31/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Dairece reddi hakim talebi görüşülmeden karar verildiğinden temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü bu iddia nedeniyle oybirliğiyle kararın bozulmasına rağmen, bozma kararı sonrasında bu iddiaları karşılanmadan davanın reddine karar verildiği; davanın açılış tarihinden yedi yıllık bir süre sonra karar verildiği, yargılamanın çok uzun sürmesi sebebiyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği; adli yardım talebinin kabul edilmesine karşın karar kesinleşmeden aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu; uyuşmazlık konusu eylemin 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesindeki meslekten çıkarma işlemi olup, disiplin işlemi niteliğinde olduğu ve disiplin hukukunun kurallarının işletilmesinin gerektiği; meslekten ihraç kararından önce savunma hakkının verilmediği; Bylock iddiasında dosyaya gelen evraklar incelendiğinde birçok çelişkinin mevcut olduğu, bunun giderilmediği, bilirkişi incelemesi yapılması talebinin dikkate alınmadığı, Bylock kullanıcısı olduğuna dair iddianın temelinde hukuka uygun ilgili yargı kararlarının bulunmadığı, bu delilin elde edilme yönteminin de hukuka aykırı olduğu, bu gerekçe ile davanın reddedilemeyeceği; dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte ne ceza davası ne de başka bir delilin bulunmadığı, dava konusu işlemin tesisi sırasında halihazırda mevcut bilgi ve belgeler ışığında hukuka uygunluk karinesinin söz konusu olduğu; hakkındaki ceza davasının kesinleşmesinin beklenmesi gerektiği; kendi özgür iradesi ile YARSAV'a üye olduğu, dernek yönetimini ele geçirmek, HSYK seçimlerinde YARSAV'ı kullanmak gibi bir düşünce ve faaliyetinin olmadığı; tanık ifadelerinin soyut, afaki, kendisi ile ilgili olabilecek isnatlardan kurtulmaya yönelik maddi gerçekliğe uymayan beyanlar olduğu, bu nedenle tanık beyanlarının hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğu; Avrupa Yargıçlar Birliğinden yardım aldığının ileri sürüldüğü ve buna gerekçede yer verildiği, para gönderildiğinde cezaevinde olduğu, herhangi bir bilgisinin bulunmadığı; hukuka ve kanunlara aykırı olarak verilen Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Daire kararında davacının reddi hakim talebinin geri çevrilmesine karar verildiği anlaşıldığından, davacının reddi hakim talebinin değerlendirilmediği yönündeki iddiası yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması",
sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, Daire kararının "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" kısmının "Davacıya İlişkin Süreç" bölümünde sözü edilen ve hükme esas alınmayan davacının “silahlı terör örgütüne üyelik” suçundan 7 yıl 6 ay hapis hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının henüz kesinleşmediği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' isnadıyla açılan ceza davasında verilen kararın kesinleşmesinin beklenilmesi gerekmemektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
-
Davacının temyiz isteminin reddine,
-
Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 16/02/2023 tarih ve E:2023/349, K:2023/1045 sayılı kararının ONANMASINA,
-
Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
-
Kesin olarak, 13/09/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: Mahkeme Veri Tabanı