SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1894 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Daire / Kategori

Danıştay Kararı

Karar No

2023/1894

Karar Tarihi

11 Ekim 2023

#### DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/2166 E.  ,  2023/1894 K.

"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y

İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No : 2022/2166

Karar No : 2023/1894

TEMYİZ EDENLER : I-(DAVACILAR) :

                               1. …

           2. …'a Velayeten Annesi …

           3. …

           4. …

           5. …

           6. …

VEKİLLERİ: Av. …

II- (DAVALI) : … Valiliği

VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Davacılar tarafından, murisleri …’ın, 24/02/1994 tarihinde terör örgütü mensuplarınca öldürülmesi nedeniyle uğranıldığı iddia olunan zararın tazmini istemiyle 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvuru sonucunda Bitlis Valiliği Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığınca 14.560-TL’nin ödenmesi yönünde verilen … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile meydana geldiği iddia olunan ... için 10.000-TL maddi 7.500-TL manevi, ... için 6.000-TL maddi 7.500-TL manevi, ... için 6.000-TL maddi 7.500-TL manevi, ... için 6.000-TL maddi 7.500-TL manevi, ... için 6.000-TL maddi 7.500-TL manevi, ... için 6.000-TL maddi 7.500-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla;

Anayasa Mahkemesinin, 08/03/2017 tarih ve 2014/6420 Başvuru Numaralı kararı uyarınca, dava dosyası incelenmek suretiyle işin esası hakkında gereğinin görüşüldüğü,

5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun’un (işlem tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan) 1., 2., 4., 5., 7. ve 9. maddelerine atıfta bulunularak,

Davacıların murisi ...’ın 24/02/1994 tarihinde terör örgütü mensuplarınca öldürüldüğü, meydana gelen ölüm olayı sebebiyle uğranıldığı iddia olunan zararın tazmini istemiyle, 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvuru sonucunda Bitlis Valiliği Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığınca 14.560-TL’nin ödenmesi yönünde karar verildiği, davacılar tarafından, ödenmesine karar verilen miktarın kabul edilmemesi ve sulhname imzalanmaması sonrasında iptal ve maddi-manevi tazminat istemiyle açılan davada Mahkemelerinin … tarih ve E…, K…. sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, söz konusu kararın Danıştay Onbeşinci Dairesinin 20/02/2013 tarih ve E.2011/9338, K.2013/1424 sayılı kararıyla onandığı ve karar düzeltme talebinin ise Danıştay Onbeşinci Dairesi'nin 24/01/2014 tarih ve E.2013/12267, K.2014/151 sayılı kararıyla reddedilerek kararın kesinleştiği, bunun üzerine davacılar tarafından 09/05/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesi nezdinde bireysel başvuru yoluna gidildiği, Yüksek Mahkemenin 08/03/2017 tarihli kararıyla davacıların manevi tazminat istemi yönünden gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi üzerine, gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere bakılmakta olan davanın huzura alındığı,

5233 sayılı Kanun'un, idarenin eylem ve işleminin sonucu olmayan ve herhangi bir idari işlem veya eylemle doğrudan nedensellik bağı da bulunmayan, ancak terör ve terörle mücadele sırasında meydana gelen zararların tazmin edilmesinin yolunu açan, bu anlamda idarenin kusursuz sorumluluk alanını genişleten bir yasa olduğu, bu yasanın idarenin kusursuz sorumluluk alanını genişletmekle birlikte, aynı zamanda terör ve terörle mücadele sırasında meydana gelen zararlardan sadece "maddi" olan kısmının sulh yoluyla tazminine ilişkin esas ve usulleri belirlediği, yasada bu zararlardan "manevi" olan kısmın idareden talep edilemeyeceğine ilişkin bir hükme yer verilmediği, 12. maddesinde "sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır." denilerek Anayasa'nın 125. maddesinin 1. fıkrasına paralel bir düzenlemeye yer verildiği, bu nedenle söz konusu hükmün, idarenin sorumluluk alanını daraltan veya idari işlem veya eylemlere karşı yargı yolunu kapatan bir hüküm içermediği,

Somut olayda, dava dosyasına eklenen bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacıların murisi ...’ın 24/02/1994 tarihinde terör örgütü mensuplarınca öldürüldüğünün sabit olduğu, bu nedenle davacıların terör olayları sebebiyle uğradığı manevi zararlarının giderilmesi gerektiği gerekçesiyle,

Davanın kabulüne, davacılardan ... için 7.500-TL, ... için 7.500-TL, ... için 7.500-TL, ... için 7.500-TL, ... için 7.500-TL, ... için 7.500-TL olmak üzere toplam 45.000-TL manevi tazminatın, davalı idarece davacılara ödenmesine karar verilmiştir.

Daire kararının özeti: Danıştay Onbeşinci Dairesinin 04/12/2018 tarih ve E:2018/77, K:2018/8095 sayılı kararıyla;

5233 sayılı Kanun'un, yargısal ve bilimsel içtihatlarla kabul edilen "sosyal risk" ilkesinin maddi tazminat yönünden yasalaşmış hali olduğu ve uygulama alanının yalnızca "sosyal risk ilkesi" uyarınca tazmini mümkün olan uyuşmazlıklarla sınırlı bulunduğu,

Olay tarihi itibarıyla (24/02/1994), 5233 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi ile davacılara terör ve terörle mücadele sırasında oluşan maddi zararlarının tazminini talep etme hususunda imkan sağlandığı ve bu kapsamda yapılan başvuruların; söz konusu Kanun'un terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler sonucu uğranılan maddi zararları öngörmesi, diğer bir deyişle manevi zararların tazminini kapsamaması karşısında, davacının manevi tazminat isteminin bu kanun hükümlerine göre değerlendirilmesinin mümkün görülmediği,

Terör olayları nedeniyle meydana gelen ve sosyal risk ilkesi kapsamında bulunup 5233 sayılı Kanun uyarınca karşılanmayan manevi zararlara bağlı tazminat taleplerine ilişkin uyuşmazlıklarda, idare hukukunun tazminata ilişkin ilke ve kuralları çerçevesinde 2577 sayılı Kanun'un öngördüğü usullere tabi olarak manevi tazminat ödenip ödenmeyeceğine ilişkin yargısal incelemenin yapılması gerektiği,

2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde ise, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabileceğinin düzenlendiği,

Uyuşmazlıkta, 24/02/1994 tarihinde Bitlis İli, Tatvan İlçesi, … Köyü, … Mezrası'nda meydana gelen olay nedeniyle oluştuğu iddia edilen zararların tazminine yönelik başvurunun 20/05/2005 tarihinde yapıldığı göz önüne alındığında, uğranıldığı iddia edilen manevi zararlara ilişkin olarak, 2577 sayılı Kanun'da öngörülen süreler içerisinde yapılan bir başvuru olmadığından, davacıların manevi tazminat talebinin reddedilmesi gerekirken, aksi yolda davanın kabulü yolunda verilen mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılarak, ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla;

Dava açma süresini saptarken, bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir gevşeklikten kaçınılması gerektiğinden, 2577 sayılı Kanun'da yer alan süreye ilişkin mevzuat kurallarının yorumlanmasında kişilerin haklarının ihlali yönünde ağır sonuçlara varan yorumdan kaçınmanın gerektiği,

5233 sayılı Kanun'un 27/07/2004 tarih ve 25535 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdiği, anılan Kanun'un Geçici 1. maddesinde yer verilen "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde ilgili valilik ve kaymakamlıklara başvurmaları hâlinde, 19.7.1987 tarihi ile bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih arasında işlenen 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya anılan tarihler arasında terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararları hakkında da bu Kanun hükümleri uygulanır." hükmü dikkate alındığında, davacılar tarafından Kanun yürürlüğe girdiği tarihten sonra 1 yıl içerisinde zararların tazmini istemiyle idareye başvuru yapıldığı, bu başvuruyla birlikte idarenin olaydan ve sonuçlarından haberdar olduğu, dolayısıyla bu başvurunun süresinde yapılmış bir başvuru olarak kabulünün gerektiği, zira 5233 sayılı Kanun'da manevi tazminat talep edilmesini engelleyen bir düzenlemenin bulunmadığı, süresinde ve usulüne uygun bir başvuru yapıldığının kabulüyle birlikte davacıların manevi tazminat taleplerinin değerlendirilmesi gerektiği gerekçesi eklenmek suretiyle davanın kabulü yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, ödenmesine karar verilen manevi tazminata faize hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğu, bu nedenle temyize konu kararın, "45.000-TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 20/05/2005 tarihinden işletilecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine" şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği ileri sürülmektedir.

Davalı idare tarafından, 5233 sayılı Kanun'un yalnızca maddi zararların tazminine olanak tanıdığı, davacıların uğradıkları manevi zararların tazmini amacıyla 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinde düzenlenen 1 ve 5 yıllık süreler içinde başvuru yapmadıkları, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, ... İdare Mahkemesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davacılar tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NİN DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile temyize konu ısrar kararının bozulması, davacıların temyiz istemlerinin ise reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :

Davacılar tarafından, murisleri ...’ın 24/02/1994 tarihinde terör örgütü mensuplarınca öldürülmesi nedeniyle uğranıldığı iddia olunan zararların tazmini istemiyle 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvuru sonucunda, Bitlis Valiliği Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığının … tarih ve … sayılı kararı ile 14.560-TL’nin ödenmesine karar verilmiştir.

Söz konusu bedelin kabul edilmemesi üzerine uyuşmazlık tutanağı imzalanmış ve devamında Bitlis Valiliği Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığının anılan işleminin iptali ile meydana geldiği iddia olunan ... için 10.000-TL maddi 7.500-TL manevi, ... için 6.000-TL maddi 7.500-TL manevi, ... için 6.000-TL maddi 7.500-TL manevi, ... için 6.000-TL maddi 7.500-TL manevi, ... için 6.000-TL maddi 7.500-TL manevi, ... için 6.000-TL maddi 7.500-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.

Yapılan yargılama sonucunda, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, davacıların temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onbeşinci Dairesinin 20/02/2013 tarih ve E:2011/9338, K:2013/1424 sayılı kararı ile bu kararın, davanın reddine ilişkin kısmının onanmasına, vekalet ücretine ilişkin kısmının ise bozulmasına karar verilmiş, bunun üzerine ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile, bozma kararına uyularak davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiştir.

Daha sonra, davacılar tarafından manevi tazminat taleplerinin, İdare Mahkemesince araştırma yapılmadan ve yeterli gerekçe gösterilmeden reddedildiği, manevi zararlarının karşılanmadığı ileri sürülerek 09/05/2014 tarihli dilekçe ile Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılmış, Yüksek Mahkemenin 08/03/2017 tarih ve 2014/6420 başvuru numaralı kararı ile, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat talebinin reddine ilişkin kısmında, adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmış, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bunun üzerine ... İdare Mahkemesince, Anayasa Mahkemesinin bahse konu ihlal kararı uyarınca yapılan yargılamada, davacıların murisi …’ın 24/02/1994 tarihinde terör örgütü mensuplarınca öldürüldüğünün sabit olduğu, davacıların terör olayları sebebiyle uğradığı manevi zararlarının giderilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne ve davacılardan her biri için ayrı ayrı 7.500,00-TL olmak üzere toplam 45.000,00-TL manevi tazminatın, davalı idarece davacılara ödenmesine karar verilmiştir.

Anılan kararın taraflarca temyizi üzerine, Danıştay Onbeşinci Dairesinin 04/12/2018 tarih ve E:2018/77, K:2018/8095 sayılı kararı ile; dava konusu olay nedeniyle oluştuğu iddia edilen zararların tazminine yönelik başvurunun 20/05/2005 tarihinde yapıldığı göz önüne alındığında, uğranıldığı iddia edilen manevi zararlara ilişkin olarak, 2577 sayılı Kanunda öngörülen süreler içerisinde yapılan bir başvuru olmadığı, davacıların manevi tazminat talebinin, 2577 sayılı Kanun kapsamında, süresinde yapılmış bir başvuru olmadığından dolayı reddedilmesi gerekirken, söz konusu talebin kabulü yolunda verilen mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle, temyize konu kararın bozulmasına karar verilmiş ise de; İdare Mahkemesince bozma kararına uyulmayarak davanın kabulü yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT :

27/07/2004 tarih ve 25535 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, Kanun'un amacının, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemek olduğu; 2. maddesinde, Kanunun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsadığı belirtilmiş; geçici 1. maddesinde ise; bu Kanun hükümlerinin, olağanüstü hal uygulamasının başladığı 19/07/1987 tarihi ile Kanunun yürürlüğe girdiği 27/07/2004 tarihi arasında işlenen 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1., 3. ve 4. maddeleri kapsamına giren eylemler veya anılan tarihler arasında terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararları hakkında da, süresi içinde ilgili valilik ve kaymakamlıklara başvurmaları kaydıyla, uygulanacağı kurala bağlanmıştır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun dava açma süresini düzenleyen 7. maddesinde; dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde, idari işlemin bildirim tarihini izleyen günden itibaren altmış gün olduğu düzenlenmiş, 13. maddesinde ise, "1.İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.

  1. Görevli olmayan adli ve askeri yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz. ” hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

5233 sayılı Kanun, yargısal ve bilimsel içtihatlarla kabul edilen "sosyal risk" ilkesinin maddi tazminat yönünden yasalaşmış halidir ve adı geçen Kanun'un uygulama alanı yalnızca "sosyal risk ilkesi" uyarınca tazmini mümkün olan uyuşmazlıklarla sınırlı bulunmaktadır.

Bununla birlikte 5233 sayılı Kanun, idarenin eylem ve işleminin sonucu olmayan ve herhangi bir idari işlem veya eylemle doğrudan nedensellik bağı da bulunmayan, ancak terör ve terörle mücadele sırasında meydana gelen zararların tazmin edilmesinin yolunu açan, bu anlamda idarenin kusursuz sorumluluk alanını genişleten bir kanundur. Bu Kanun, idarenin kusursuz sorumluluk alanını genişletmekle birlikte, aynı zamanda terör ve terörle mücadele sırasında meydana gelen zararlardan sadece 'maddi' olan kısmının sulh yoluyla tazminine ilişkin esas ve usulleri belirlemekle birlikte, bu zararlardan 'manevi' olan kısmın idareden talep edilemeyeceğine ilişkin bir hükme yer verilmemiştir.

Anılan Kanun'un 12. maddesinde; Anayasa'nın 125. maddesinin 1. fıkrasına paralel olarak, "sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır" hükmü düzenlenmiş, idarenin sorumluluk alanını daraltan veya idari işlem veya eylemlere karşı yargı yolunu kapatan aksi yönde hiçbir bir hükme ise Kanun'da yer verilmemiştir.

Bu itibarla, terör olayları nedeniyle meydana gelen ve sosyal risk ilkesi kapsamında bulunup 5233 sayılı Kanun uyarınca karşılanmayan ilgililerin ileri sürdükleri manevi zarara bağlı tazminat taleplerine ilişkin uyuşmazlıklarda, idare hukukunun tazminata ilişkin ilke ve kuralları çerçevesinde, 2577 sayılı Kanun'un öngördüğü usullere tabi olarak manevi tazminat ödenip ödenmeyeceğine ilişkin yargısal incelemenin yapılması gerekmektedir.

2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerekmekte, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde ise, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava açma süresi içinde dava açmaları gerekmektedir.

Dosyanın incelenmesinden; davacılar murisi Mehmet Şerif Batır'ın 24/02/1994 tarihinde terör örgütü mensuplarınca öldürüldüğü, bu olay nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararların 5233 sayılı Kanun kapsamında tazminine yönelik başvurunun ise 20/05/2005 tarihinde yapıldığı göz önüne alındığında, davacılar tarafından uğranıldığı iddia edilen manevi zararlara ilişkin olarak, 2577 sayılı Kanun'da öngörülen süreler içerisinde yapılan bir başvurunun varlığından söz etmeye olanak bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Bu itibarla; davacıların manevi tazminat talebinin, 2577 sayılı Kanun kapsamında, süresinde yapılmış bir başvuru olmadığından dolayı reddedilmesi gerekirken, söz konusu talebin kabulü yolundaki İdare Mahkemesi ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

Öte yandan; her ne kadar davacılar tarafından, İdare Mahkemesince hükmedilen manevi tazminata faiz işletilmemesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüş ve kararın, "45.000-TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 20/05/2005 tarihinden işletilecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine" şeklinde düzeltilerek onanması talep edilmişse de, Kurulumuzca yapılan temyiz incelemesi sonucunda, temyize konu İdare Mahkemesi ısrar kararının bozulmasına karar verildiğinden, davacının mezkur iddiasının bu aşamada incelenmesine olanak bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

  1. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,

  2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulüne ilişkin, . . . İdare Mahkemesinin temyize konu … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,

  3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, . . . İdare Mahkemesine gönderilmesine,

  4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11/10/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: Mahkeme Veri Tabanı

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim