SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1649 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Daire / Kategori

Danıştay Kararı

Karar No

2023/1649

Karar Tarihi

13 Eylül 2023

#### DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/1783 E.  ,  2023/1649 K.

"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y

İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No : 2021/1783

Karar No : 2023/1649

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …

VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : …

VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 03/02/2021 tarih ve E:2017/3882, K:2021/115 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararının iptali ile yoksun kaldığı maddi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.

Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 03/02/2021 tarih ve E:2017/3882, K:2021/115 sayılı kararıyla;

Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiş,

"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,

Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;

Davacının, ceza yargılaması sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve bu kararın 07/11/2019 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü,

Bununla birlikte, davacının terör örgütüne üye olma suçundan beraat etmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Daireleri tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı,

YARSAV üyeliği yönünden, 2007-2008 yıllarından itibaren FETÖ ile bağlantısı bulunan yargı mensuplarının örgüt talimatı doğrultusunda sistematik bir şekilde üye olduğu YARSAV'a, davacının da aynı süreç dâhilinde 1904 üye numarası ile 2012 yılında üyelik kaydı yaptırdığı,

Unvanlı görev yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde daha önce bu yönde bir tecrübesi olmadığı halde yargıda önemli bir temsil makamı olan Cumhuriyet Başsavcı Vekili olarak görevlendirildiğinin görüldüğü,

Bu durumda davacının YARSAV Derneğine üye olması ile birlikte FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde ilk defa Cumhuriyet Başsavcı Vekili olarak atanmasının birlikte değerlendirilmesinden davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,

Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu işlemlerle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,

Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı maddi ve özlük haklarının iadesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Daire kararının hukuka aykırı olduğu; Dairede görülen diğer dosyası ile bu dosyanın birleştirilmediği ve aleyhine iki avukatlık ücretine hükmedildiği; işlemin tesis edildiği esnada mevcut olmayan ve sonradan ortaya çıkan delillerin işlemi haklı hale getirmeyeceği; kesinleşmemiş mahkumiyet kararının aleyhine kullanılmasının masumiyet karinesine uygun olmadığı; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin şekil ve esas bakımından Anayasa'ya aykırı olduğu, süresinde yasama meclisine sunulmadığı, olağanüstü halin gerektirdiği konular dışında kalıcı ve ölçüsüz tedbirler ihtiva ettiği; işlemin gerekçe içermediği ve şahsileştirilmediği, bu konuda Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserinin ve Venedik Komisyonunun raporları bulunduğu; işlemden önce hakkındaki suçlamadan ve aleyhindeki delillerden haberdar edilmeyerek adil yargılanma hakkı ile silahların eşitliği ilkelerinin çiğnendiği, işlemde yer verilen tanıkların kendisiyle ilgisinin bulunmadığı, soyut birtakım itirafçı tanık beyanlarına yer verildiği; savunmasının alınmadığı; yeniden inceleme yoluna başvurmanın savunma hakkı tanındığı anlamına gelmeyeceği; iltisak ve irtibat kavramlarının muğlak ve içeriklerinin kişisel yorumlarla değişik şekillerde doldurulabilecek kavramlar olduğu, idareye geniş bir takdir yetkisi tanındığı, 2802 sayılı Kanun'da buna benzer düzenleme yer almadığı; suç ve cezaların geriye yürümezliği ile kanuniliği ilkelerinin ihlal edildiği; bu ilkelere olağanüstü hallerde de uyulması gerektiği; işlem ile özel hayatının ve aile hayatının korunması hakkının ihlal edildiği, çünkü hiçbir hukukçuluk mesleği icra edemeyeceği; somut delil olmaksızın ve yargılama yapılmaksızın terör örgütü üyesi ilan edilmesinin sosyal hayatını olumsuz etkilediği; özel sektörde dahi yeni iş bulma imkanının azaldığı; etkili başvuru ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği, tek gelir kaynağı olan maaşından beklenmedik bir şekilde mahrum edildiği; YARSAV Derneğinin hiçbir etkinliğine katılmadığı; üyelik dışında Dernekle bağlantısının bulunmadığı, bu husustaki değerlendirmelerin kendisi açısından bir geçerliliğinin olmadığı; bu Derneğe üye olan ve halen görevine devam eden kişiler mevcut olduğu; bu Derneğe üyeliğinin söz konusu terör örgütü ile iltisak ve irtibatını göstermeyeceği; kendisinin unvanlı göreve atanma talebinin bulunmadığı ve resen atandığı; 12 yıllık mesleki tecrübesi bulunan bir savcının küçük bir ile başsavcı vekili olarak atanmasının makul ve hakkaniyetli olduğu, bu durumun örgütle bağlantısını göstermeyeceği, aynı kararname ile eş görevlere atanan çoğu yargı mensubunun görevine devam ettiği belirtilerek, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :

MADDİ OLAY :

İstanbul Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmakta iken Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararıyla, davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir.

Bu karara karşı yeniden inceleme talebinde bulunan davacının talebi, anılan Kurul tarafından … tarih ve … sayılı kararla reddedilmiştir.

Davacı tarafından meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı maddi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :

Anayasa’nın 139. maddesinde; “Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.

Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.” hükmü,

667 sayılı KHK'nın değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrasında; “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen … hâkim ve savcılar hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunca, ... meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. Bu kararlar, Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Görevden uzaklaştırılanlar veya görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir.” ,

Üçüncü fıkrasında; “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler hakkında da 4 üncü maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır.”,

Aynı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrasında ise; “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır.” hükümlerine yer verilmiştir.

Öte yandan; Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;

"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

b) Hukuka aykırı karar verilmesi,

c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :

Anayasa’nın 139. maddesinde, hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir.

Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.

667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, “meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.

Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile “terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen” üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir.

Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir.

Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.

Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.

Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin söz konusu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet veya iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.

Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.

Sosyal medya paylaşımı:

Davalı idarece dava dosyasına sunulan, davacının "adalet.org" sitesinde 04/05/2015 tarihli sosyal medya paylaşımında, "M.B.-2" başlığı altında, aynı zamanda otuz yıllık dostu olduğunu belirterek, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen yargı mensubu M.B.'nin tutuklu şüphelileri tahliye ettiği için, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün sulh ceza hâkimlerine yönelik reddi hakim taleplerini sulh ceza hâkimleri aynen itiraz gibi kendi içlerinde bakarlar" şeklindeki görüş yazısını, müfettişin de tahliyesine karar verdiği şüphelilerin eylemlerine iştirak ettiği görüşünü içeren ön raporunu somut delil kabul ederek, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasına kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs suçundan, tahliyesine karar verdiği tutuklu şüphelilerin üyesi oldukları iddia olunan suç örgütüne üye olmak suçundan tutuklandığını; M.B.'nin vicdanının sesini dinleyip tercihini tahliye yönünde kullandığını; bu tercihinin tahliye ettiği şüphelilerin eylemine iştirak etmek şeklinde değerlendirilmesinin insaftan uzak bir yaklaşım olduğunu; Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ve müfettiş görüşlerinin somut delil kabul edilmesinin yargının talimatla hareket ettiği görüşlerini haklı çıkarır bir davranış olduğunu; bu davranışla yargının talimatla hareket ettiğini iddia edenlerin haklı duruma düşürüldüğünü; yargının düştüğü bu duruma üzüldüğünü, ancak kendisini asıl üzenin yargı camiası mensuplarının "artık bu kadar da olmaz" dememeleri, diyememeleri olduğunu; kim ne düşünürse düşünsün M.B'nin dostluğunun tadını çıkarmak, vefasızlık yaparak ahını almamak için bu yazıyı yazmaya kendini mecbur hissettiğini belirtmiştir.

Davacının sosyal medyadan yapmış olduğu paylaşımın, Daire kararında yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, bir dayanışma göstergesi olarak anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Öte yandan, davacının da aralarında bulunduğu yargı mensuplarının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve hedefleri doğrultusunda gerçekleştirdikleri eylem ve işlemler nedeniyle görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getiremeyeceklerini açıkça ortaya koyduklarının, yargıya duyulan güven ve saygınlığı zedeleyerek, mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozduklarının anlaşıldığı gerekçesiyle, isnat olunan eylemleri nitelik ve ağırlık itibarıyla mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğünden, Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin … tarihli ve … sayılı kararı ile 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmalarına karar verildiği, karara karşı yapılan yeniden inceleme taleplerinin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin … tarihli ve … sayılı kararı ile reddedildiği ve karara karşı yapılan itiraz talebinin incelenmesine devam edildiği anlaşılmıştır.

Davacı hakkında bu eylemleriyle ilgili olarak "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve görevi kötüye kullanma" suçlarından açılan kamu davasının ise, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... Esasına kayıtlı olup, yargılamanın halen devam etmekte olduğu görülmüştür.

Ayrıca, davacının ceza yargılaması sonucunda silahlı terör örgütüne üyelik suçundan beraatine karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği görülmekte ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.

Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen yukarıdaki tespitler de birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

  1. Davacının temyiz isteminin reddine,

  2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 03/02/2021 tarih ve E:2017/3882, K:2021/115 sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe de eklenmek suretiyle ONANMASINA,

  3. Kesin olarak, 13/09/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: Mahkeme Veri Tabanı

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim