Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2025/913
2025/1696
17 Eylül 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2025/913
Karar No : 2025/1696
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Derneği
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 24/10/2024 tarih ve E:2020/6436, K:2024/4295 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 13/02/2018 tarih ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik'in, 15/08/2020 tarih ve 31214 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değiştirilen 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin (5) numaralı alt bendindeki "Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış" ibaresinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 24/10/2024 tarih ve E:2020/6436, K:2024/4295 sayılı kararıyla;
6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 1, 3/1-b,d,ı,i ve 16. maddesi ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 446/1-g maddesine yer verildikten sonra,
İkinci el motorlu kara taşıtlarının alım satımı işiyle iştigal eden/edecek işletmelerin yetki belgesi almasına engel teşkil eden mahkumiyetlerin sayıldığı dava konusu Yönetmelik'in 6. maddesinin ilk halinde, kasten işlenen belirli ve ismen sayılan suçlardan hüküm giymiş olmak engel sebebi olarak sayılmış iken; dava konusu 15/08/2020 tarihli değişiklik ile ikinci el motorlu kara taşıtlarının alım satımı işiyle iştigal eden/edecek işletmelerin alım satım sorumlularının kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış olmaları gerektiği kuralına yer verildiği,
Anılan değişikliğe yönelik davacı Derneğin iddialarının iki başlık altında toplanmasının mümkün olduğu, buna göre davacının ilk iddiasının, kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla hapis cezasına mahkum olan, bu mahkumiyeti kesinleşen ve bilahare infaz edilerek tamamlanan bir Dernek üyesinin, dava konusu kural gereği bir daha hiçbir zaman ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti yapamayacağı, kuralın teşebbüs hürriyetine sınırsız (ilanihaye) bir yasak getirdiği, bu durumun Anayasa'ya aykırı olduğu ve ölçülülük ilkesini ihlal ettiği yönünde olduğu, ikinci iddiasının ise, Yönetmelik'in ilk halindeki ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti yapmaya engel olan, belirli ve ismen sayılan mahkumiyetlere "kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış ... olması" şeklinde ekleme yapılmak suretiyle aleyhe düzenleme içeren kuralın, bu faaliyeti halihazırda yürütenler bakımından kazanılmış hak ve haklı beklenti prensipleri uyarınca uygulanmamasına yönelik eksik düzenleme içerdiği yönünde olduğu,
Davacının ilk iddiası incelendiğinde;
Dava konusu düzenlemenin, Yönetmelik'in 6. maddesinin ilk halinde sayılan yetki belgesi almaya engel mahkumiyetlerin yetersiz kalması, buna bağlı olarak kuralın yürürlüğe konuluş amacının (ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretinde nitelikli insan kaynağı oluşturularak bu ticaretin yapıldığı işletmelerde hizmet kalitesi ile hizmetten yararlananların memnuniyetinin arttırılması ve mağduriyetlerinin önlenmesi) tam olarak sağlanamaması nedeniyle ve kuralın anlam ve kapsamının açıklığa kavuşturulması amacıyla uygulamada doğan ihtiyaç üzerine yürürlüğe konulduğu, bu haliyle, dava konusu bendin, davalı idarenin düzenleme yapma yetkisi kapsamında bulunmakla kanuni dayanağı ve meşru amacı haiz olduğu, diğer bir ifadeyle yetki ve amaç unsurları bakımından hukuka uygun bulunduğunun değerlendirildiği,
Diğer taraftan, davalı Bakanlığa tanınan söz konusu yetki kapsamında getirilen dava konusu düzenlemenin, çalışma ve sözleşme hürriyeti kapsamında yer alan ticari faaliyette bulunma (serbest teşebbüs) özgürlüğüne bir sınırlama getirdiğinin açık olduğu, bu itibarla, dava konusu düzenlemeyle ulaşılmak istenen amaçlar ile getirilen kısıtlama arasında ölçülülük prensibinin sağlanıp sağlanmadığının da irdelenmesi gerektiği,
Bu çerçevede, daha önce "kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezasına mahkum olmuş" tacir ile esnaf ve sanatkârların; şahsi araçlarının alım-satımını yapan, ikinci el motorlu kara taşıtları ticareti hakkında yeterli malumata ve aracının (tacir ile esnaf ve sanatkârların) faaliyetlerini kontrol bakımından yeterli araç ile olanaklara sahip olmayan kişilerle doğrudan muhatap oldukları da dikkate alınarak ticaretin güvenliğini ve hizmetin niteliğini tehlikeye düşürebileceklerinin, dolayısıyla güvenilirliklerinin şüpheli olduğunun kabulü suretiyle ikinci el motorlu kara taşıtları ticareti alanında faaliyetlerinin kısıtlanmasının, ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretinin güvenilir ortamda yapılmasını sağlama ve işlem taraflarını koruma amacına ulaşmak bakımından elverişli olduğu, ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretinin ülke genelindeki işlem hacmi ve denetim zorluğu da gözetildiğinde, daha hafif bir tedbirle bu amaca ulaşılması mümkün görülmediğinden gerekli olduğu, ayrıca tacir ile esnaf ve sanatkârların yalnızca ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretine yönelik faaliyetlerine sınırlama getirmesi ve yasaklanmış hakların geri verilmesi müessesesinin varlığı karşısında yukarıda aktarılan üstün kamu yararı amacı ile orantılı olduğu sonucuna varıldığı,
Nitekim, benzer bir uyuşmazlık hakkında Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 17/05/2023 tarih ve YD İtiraz No:2023/207 sayılı kararın da bu yönde olduğu,
Buna göre, 6585 sayılı Kanun'un amacı doğrultusunda, ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretinin güvenilir bir ortamda yapılmasını sağlamak ve işlem taraflarını korumak için kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almış olan tacir ile esnaf ve sanatkârlara yetki belgesi düzenlenmemesi suretiyle ikinci el motorlu kara taşıtları ticareti alanında faaliyet kısıtı getirilmesine ilişkin dava konusu Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin (5) numaralı alt bendinde yer alan "Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış" ibaresinde hukukun genel ilkelerine ve 6585 sayılı Kanun hükümlerine aykırılık görülmediği,
Davacının ikinci iddiası incelendiğinde;
13/02/2018 tarihinde yayımlanan dava konusu Yönetmelik öncesinde ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti ile iştigal eden tacir ile esnaf ve sanatkârların, pozitif hukuk kurallarının uygulanması suretiyle kazandıkları bir statüden, diğer bir deyişle, kişisel bir hakkın varlığından (yetki belgesinden) bahsedilmesi mümkün olmadığından, Yönetmelik'in yürürlüğe girdiği 13/02/2018 tarihi itibarıyla ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden gerçek veya tüzel kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların bir statü hukuku kavramı olan kazanılmış haklarının bulunduğundan ya da yine pozitif hukuk kurallarına güvenilerek hareket edilmesi halinde doğduğu kabul edilen haklı beklentilerinin olduğundan söz etmeye olanak bulunmadığı, kaldı ki, düzenlemenin kişinin yararı (yetki belgesiz faaliyette bulunma) ile kıyaslandığında üstün bir kamu yararını amaçlaması nedeniyle haklı beklentinin korunması gerekliliğinden söz edilmesinin de mümkün olmadığı,
Bununla birlikte, Yönetmelik'in ilk halinde (13/02/2018 tarihinde), belirli ve ismen sayılan suçlardan hüküm giymemiş olma şartına yer verildiği, daha açık bir anlatımla, "Kasten işlenen bir suçtan dolayı affa uğramış olsa dahi devletin güvenliğine ... karşı suçlar ile ... suçlarından hüküm giymemiş olması" ibaresinde, kasten işlenen suçlar ifadesinden sonra "veya" bağlacına ya da virgül gibi bir noktalama işaretine yer verilmemek suretiyle mahkumiyet süresi fark etmeksizin kasten işlenen herhangi bir suçtan değil yalnızca tahdiden sayılan suçlardan mahkum olmak engel hal kapsamında kabul edilmiş iken, 15/08/2020 tarihli Yönetmelik değişikliği ile bu şartın yanına "Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış olmak" şartı eklenmekle, sektör aktörlerinin (ikinci el motorlu kara taşıtlarının alım satımı işiyle iştigal eden işletmelerin) yetki belgesi almaya ilişkin şartlarının daha da ağırlaştırıldığının görüldüğü, her ne kadar gai (amaçsal) yoruma başvurulmak suretiyle Yönetmelik'in ilk halinde yer alan "Kasten işlenen bir suçtan dolayı affa uğramış olsa dahi devletin güvenliğine ... karşı suçlar ile ... suçlarından hüküm giymemiş olması" ibaresi ile yönetmelik koyucunun belirli ve sayılan suçlardan mahkumiyete ek olarak “kasten işlenmiş herhangi bir suçtan dolayı verilen bütün mahkumiyetlerin" de yetki belgesi düzenlenmesine engel olduğunu kastettiği şeklinde yorumlanabileceği ileri sürülebilir ise de; anlamı ve kapsamı müphem bulunan, tereddüt doğuran hak yoksunluklarına ilişkin hükümlerin hukuk devleti ilkesi gereği dar (lehe) yorumlanması zorunlu olduğundan, gai (amaçsal) yoruma başvurulmak suretiyle bahse konu kurala ilgililer aleyhine sonuç doğuracak şekilde kapsamının genişletilmesi suretiyle anlam yüklenmesinin mümkün olmadığınıın değerlendirildiği, nitekim, davacının da 13/02/2018 tarihli Yönetmelik metnini bu şekilde (yalnızca tahdiden sayılan suçlardan mahkumiyetin engel hal olduğu şeklinde) anladığının dava dilekçesinden görüldüğü,
Ayrıca, Yönetmelik'in geçici maddesinde ve bu maddede yapılan değişliklerle, sektör aktörlerinin durumunu, belirli ve ismen sayılan suçlardan hüküm giymemiş olma şartına uygun hale getirmesi için gereken sürenin nihai olarak 31/08/2020 tarihi olarak belirlendiği, dava konusu değişikliğin de 15/08/2020 tarihinde yapıldığı, böylelikle sektör aktörlerine, Yönetmelik'in ilk halinde (13/02/2018 tarihinde) getirilen belirli ve ismen sayılan suçlardan hüküm giymemiş olma şartının hiç uygulanmadığı, mahkumiyete yönelik şartın ilk kez dava konusu 15/08/2020 tarihli değişiklikle getirilen "kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış olma" şeklinde 31/08/2020 tarihi itibarıyla uygulanacağının anlaşıldığı,
Buna göre, dava konusu Yönetmelik'in 13/02/2018 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmesi üzerine, Yönetmelik'in 6. maddesi uyarınca yetki belgesi alıp meri mevzuata uygun olarak ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti faaliyetine başlayanlar bakımından (gerek ilk defa ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti faaliyetinde bulunmaya başlamak üzere yetki belgesi alanlar, gerekse Yönetmelik'in yürürlüğü öncesinde genel hükümlere göre faaliyette bulunup da geçici 1. madde yürürlüğe girmeden veya maddedeki uyum süresi dolmadan yetki belgesi alanlar yönünden), dava konusu 15/08/2020 tarihli düzenlemenin, 13/02/2018 tarihli ilk düzenlemeye göre daha ağır hükümler içermesi ve bahse konu kişilerin yetki belgesi alarak kendileri yönünden kesinleşmiş ve kişisel niteliğe dönüşmüş haklara sahip olması sebebiyle, dava konusu 15/08/2020 tarihli düzenlemenin bu kişiler yönünden kazanılmış haklara saygı ilkesi çerçevesinde uygulanmaması gerektiği, dolayısıyla anılan kişilerin kazanılmış haklarını koruyucu düzenlemeler içermeyen dava konusu değişiklikte bu açıdan eksik düzenleme bulunduğu sonucuna varıldığı,
Diğer taraftan, ilk defa ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti faaliyetinde bulunmak veya Yönetmelik'in yürürlüğü öncesinde genel hükümlere göre yürüttüğü ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretine (geçici 1. madde yürürlüğe girmeden veya maddedeki uyum süresi dolmadan) devam etmek amacıyla yetki belgesi başvurusunda bulunup da başvurusu işleme alınan ancak henüz sonuçlanmamış olan gerçek veya tüzel kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların durumunun da ayrıca irdelenmesi gerektiği,
13/02/2018 tarihli Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin (6) numaralı alt bendinin, ilk defa ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti faaliyetinde bulunmak amacıyla yetki belgesi başvurusunda bulunanlar yönünden yürürlüğe girdiği ve dava konusu 15/08/2020 tarihli değişikliğe kadar taraflarına uygulanacak hukuk kuralı olduğu, diğer bir ifadeyle bu kuralın kendilerine uygulanacağı yönünde haklı beklentilerinin bulunduğunun açık olduğu,
13/02/2018 tarihli Yönetmelik'in yayımından önce genel hükümlere göre yürüttüğü ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretine devam etmek amacıyla yetki belgesi başvurusunda bulunan gerçek veya tüzel kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârlar yönünden ise, her ne kadar 13/02/2018 tarihli Yönetmelik'in geçici 1. maddesinde tanınan uyum süresi 31/08/2020 tarihi itibarıyla dolmakta ise de, bahse konu tacirler ile esnaf ve sanatkârların, geçici maddede belirlenen uyum süresi dolmadan yetki belgesi başvurusunda bulunmalarına hukuki bir engelin bulunmadığı, aksine faaliyetlerine devam edebilmek için söz konusu süre dolmadan başvurma haklarını kullanarak yetki belgesi almaya mecbur oldukları, dolayısıyla uyum sağlamak zorunda bulundukları 13/02/2018 tarihli Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin (6) numaralı alt bendinin taraflarına uygulanabilecek kural niteliğinde olduğu, bu bakımdan anılan kuralın kendilerine uygulanacağı yönünde haklı beklentilerinin bulunduğunun anlaşıldığı,
Buna göre, anılan kişiler yönünden dava konusu 15/08/2020 tarihli düzenlemenin, 13/02/2018 tarihli ilk düzenlemeye göre daha ağır hükümler içermesi ve bahse konu kişilerin haklı beklentilerinin yok sayılmasını gerektirecek nitelikte üstün bir kamu yararı içermemesi (halihazırda mahkumiyet koşulunun bulunması ve faaliyeti yürütebileceklere ilişkin sınırlamaların olması) nedeniyle bu kişiler yönünden de haklı beklentilere saygı ilkesi çerçevesinde uygulanmaması gerektiği, anılan kişilerin haklı beklentilerini koruyucu düzenlemeler içermeyen dava konusu değişiklikte bu açıdan da eksik düzenleme bulunduğu kanaatine ulaşıldığı, başka bir anlatımla, her iki grup başvurucular yönünden de (gerek ilk defa ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti faaliyetinde bulunmak amacıyla yetki belgesi başvurusunda bulunanlar, gerekse 13/02/2018 tarihli Yönetmelik'in yayımından önce genel hükümlere göre yürüttüğü ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretine devam etmek amacıyla yetki belgesi başvurusunda bulunanlar bakımından) başvuru tarihleri itibarıyla yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine göre işlem tesis edilmesi, idarenin gecikmesinin sonucunun bu kişilere yükletilmemesi gerektiği sonucuna varıldığı,
Yönetmelik'in yürürlüğü öncesinde genel hükümlere göre ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edip de geçici 1. maddedeki uyum süresi dolmadan, bir başka ifadeyle, dava konusu Yönetmelik değişikliğinin yürürlüğe girdiği 15/08/2020 tarihi itibarıyla yetki belgesi başvurusunda bulunmamış olan gerçek veya tüzel kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların durumuna gelince;
Her ne kadar 13/02/2018 tarihli Yönetmelik'in geçici 1. maddesinde tanınan uyum süresinin 31/08/2020 tarihi itibarıyla dolduğu, dolayısıyla dava konusu değişikliğin yürürlüğe girdiği 15/08/2020 tarihinde, 13/02/2018 tarihli Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin (6) numaralı alt bendinin (belirli ve ismen sayılan suçlardan hüküm giymiş olanların ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti yapamayacağı kuralı) bu kişilere hiç uygulanmadığı anlaşılmakta ise de; yukarıda ifade edildiği üzere, bahse konu tacirler ile esnaf ve sanatkârların geçici maddede belirlenen uyum süresi dolmadan yetki belgesi başvurusunda bulunmalarına, dolayısıyla söz konusu kuralın taraflarına uygulanmasına hukuki bir engelin bulunmadığı, kaldı ki uyum sağlamak zorunda oldukları 13/02/2018 tarihli Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin (6) numaralı alt bendinin, Resmi Gazete'de yayımlanmak suretiyle alenileştiği ve hukuki güvenlik ilkesi kapsamında 31/08/2020 tarihine kadar taraflarına uygulanmasının beklendiği, dolayısıyla haklı beklenti niteliğine büründüğü, ancak söz konusu kişilerin -henüz yetki belgesi için başvurmamış olması nedeniyle- haklı beklentilerinin uyum sürecinin tamamlandığı tarihe (31/08/2020 tarihine) kadar korunması gerektiğinden bahsedilebileceği, başka bir ifadeyle, dava konusu Yönetmelik'in yayımlandığı 15/08/2020 tarihi ile 27/12/2019 tarihli Yönetmelik değişikliğiyle geçici 1. maddede tanınan uyum sürecinin dolacağı 31/08/2020 tarihleri arasındaki dönemde bu kişilerce yapılacak başvurular yönünden dava konusu kuralın haklı beklenti prensibi çerçevesinde uygulanamayacağı, nitekim dava konusu 15/08/2020 tarihli Yönetmelik'le değişik geçici 1. maddenin 1. fıkrasında da bu haklı beklentinin korunarak, 13/02/2018 tarihli ilk Yönetmelik'in yürürlüğe girdiği tarihte ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden işletmelerin, 31/08/2020 tarihine kadar durumlarını bu Yönetmelik'teki şartlara uygun hale getirerek yetki belgesi almaları gerektiğinin düzenlendiği, buna göre, dava konusu Yönetmelik kuralında bu yönden hukuka aykırılık bulunmadığının anlaşıldığı,
Bununla birlikte, 15/08/2020 tarihli Yönetmelik değişikliği ile yetki belgesi almaya ilişkin şartların daha da ağırlaştırıldığı dikkate alındığında, bahse konu gerçek veya tüzel kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların, dava konusu ibareyi de içeren hapis cezasına yönelik yeni şarta uyum sağlamaları (yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması vb.) için yeterli ve makul bir süreyi içeren herhangi bir geçiş hükmüne yer verilmediği, geçici 1. maddede yer alan 31/08/2020 tarihine kadar verilen sürenin ise uyuma yönelik işlemlerin tamamlanması için oldukça yetersiz olduğu anlaşıldığından, dava konusu Yönetmelik hükmünde bu yönden de eksik düzenleme bulunması sebebiyle hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, dava konusu ibarenin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu ibarenin yer aldığı 13/02/2018 tarihli Yönetmelik'in, 27/08/2024 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik'in 32. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığından ve dava konusu ibareye benzer ibare yeni Yönetmelik'te yer alsa da anılan maddenin iptali talebi söz konusu olmadığından, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı yönünde karar vermesi gerektiği, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'yle sağlıklı ve düzenli bir biçimde perakende ticaretin gelişmesine yönelik çalışmaların yapılması ile perakende ticaretin gelişmesine yönelik gerekli tedbirleri alma hususlarının gerçekleştirilmesini teminen 6585 sayılı Kanun'la taraflarına görev verildiği, bu çerçevede çıkarılan Yönetmelik'te öngörülen yetki belgesi verilmesine dair hususların düzenlendiği, bu kapsamda Yönetmelik değişikliği ile getirilen ve iptali talep edilen düzenlemenin hukuka aykırı olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığı, dava konusu ibareye benzer hükümlerin meri mevzuatta yer alan düzenlemelerde mevcut olduğu, düzenleyici işlemler kural olarak kazanılmış hak yaratmayacağından kaldırılmalarının ve değiştirilmelerinin olanaklı olduğu, öte yandan, kanun koyucunun günün şartlarına uygun olacak şekilde kanuni kuralları yeniden belirleme konusunda asli ve genel bir yetkisinin bulunduğu, ayrıca 15/08/2020 tarihi öncesinde yetki belgesi alan kişilerden dava konusu ibare sonrasında yetki belgesi iptal edilen kimsenin bulunmadığı ve söz konusu düzenlemeye istinaden yetki belgelerinin iptal edilmemesi gerektiği hususunda Ticaret İl Müdürlüklerinin talimatlandırıldığı, dava konusu ibareyle, kazanılmış haklara saygı ve haklı beklenti ilkelerinin ihlalinin söz konusu olmadığı belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
Üye ... ve ...'in; davacı Derneğin, ikinci el motorlu araç alım satım işiyle iştigal eden işletmelerin menfaatini ilgilendiren uygulamalara karşı dava açabileceği kuşkusuz ise de; uyuşmazlık konusu düzenleme bir kısım üyelerinin menfaatini olumlu etkilerken, diğer bir kısım üyelerinin menfaatini olumsuz etkilediğinden, bir başka deyişle, tüm üyeler arasında menfaat birlikteliği bulunmadığından, davacı Derneğin, dava konusu düzenlemenin iptalini istemekte hukuken korunması gereken bir menfaatinin bulunmadığı yönündeki usule ilişkin oylarına karşılık, davacı Derneğin ehliyetli olduğuna oyçokluğu ile karar verilerek işin esasına geçildi.
İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT :
Dava konusu Yönetmelik'in dayanağını teşkil eden 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanun'un amacı; perakende işletmelerin açılış ve faaliyete geçiş işlemlerinin kolaylaştırılması, perakende ticaretin serbest piyasa ortamında etkin ve sürdürülebilir rekabet şartlarına göre yapılması, tüketicinin korunması, perakende işletmelerin dengeli bir şekilde büyüme ve gelişmesinin sağlanması ve perakende işletmelerin faaliyetleri ile bunların birbirleri, üretici ve tedarikçilerle ilişkilerinin düzenlenmesidir." hükmüne; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, "Bu Kanun; perakende işletmelerin açılış, faaliyet ve denetimlerine ilişkin usul ve esaslar ile bu Kanunun uygulanmasında Bakanlık, yetkili idare ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının görev, yetki ve sorumluluklarını kapsar.
Hizmet sektöründe faaliyet gösteren işletmelerden açılış ve/veya faaliyete geçiş süreci ile faaliyetleri özel kanunlarla düzenlenenler bu Kanun kapsamı dışındadır." hükmüne,
"Görev ve yetkiler" başlıklı 16. maddesinde ise, "Bakanlık;
a) Perakende sektörünün ve perakende işletmelerin ülke genelinde dengeli bir şekilde yayılması, büyümesi ve gelişmesine yönelik çalışmalar yapmaya,
b) Taşınmaz ve ikinci el motorlu kara taşıtı alım satımı gibi ticari faaliyetleri yürütenlere yönelik mesleki davranış kurallarını belirlemeye ve bu faaliyetlerin yürütülmesine ilişkin düzenlemeler yapmaya,
c) İstatistiki bilgileri derlemeye, düzenlemeye ve yayımlamaya,
ç) Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak oluşan tereddütleri gidermeye, ikincil düzenlemeler yapmaya ve her türlü idari tedbiri almaya görevli ve yetkilidir." hükmüne yer verilmiştir.
10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "İç Ticaret Genel Müdürlüğü" başlıklı 446. maddesinde, "(1) İç Ticaret Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri şunlardır:
...
g) İlgili Kanun kapsamında, esnaf ve sanatkâr işletmelerinin ticari faaliyetlerini ilgilendiren hususlarda ilgili Genel Müdürlükle işbirliği içinde hareket etmek suretiyle perakende ticarete yönelik düzenlemeler yapmak, perakende ticarete ilişkin mevzuatla verilen görevleri yerine getirmek, perakende sektörünün sağlıklı bir şekilde büyümesi ve gelişmesine yönelik çalışmalar yapmak ve gerekli tedbirleri almak" kuralı yer almıştır.
13/02/2018 tarih ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik'in yayınlandığı tarihteki ilk haliyle;
"Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde, "ğ) Yetki belgesi: İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edilebilmesi için ticari işletmeler ile esnaf ve sanatkâr işletmeleri adına düzenlenen belgeyi ifade eder." hükmü;
"Yetki belgesi verilmesinde aranan şartlar" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında, "1) İşletmeye yetki belgesi verilebilmesi için; ...
ç) Gerçek kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların kendilerinin, ticaret şirketleri ile diğer tüzel kişi tacirlerin temsile yetkili kişilerinden en az birinin, şubelerde ise şube müdürünün;
1) On sekiz yaşını doldurmuş olması,
2) En az lise mezunu olması,
3) Mesleki yeterlilik belgesine sahip olması,
4) İflas etmemiş veya iflas etmiş olsa bile itibarını yeniden kazanmış olması,
5) Konkordato ilan etmemiş olması,
6) Kasten işlenen bir suçtan dolayı affa uğramış olsalar dahi devletin güvenliğine, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, milli savunmaya ve devlet sırlarına karşı suçlar ile casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, terörizmin finansmanı, kaçakçılık, vergi kaçakçılığı veya haksız mal edinme suçlarından hüküm giymemiş ya da ticaret ve sanat icrasından hükmen yasaklanmamış olması gerekir." hükmü yer almıştır.
Dava konusu İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik'in 15/08/2020 tarih ve 31214 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değişik haliyle;
"Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde, "i) Motorlu kara taşıtları alım satım sorumlusu: İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden gerçek kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların kendilerini, ticaret şirketleri ve diğer tüzel kişi tacirler ile şubelerde ise bu faaliyetleri yürüten yetkili temsilcileri" ve "l) Yetki belgesi: İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edilebilmesi için ticari işletmeler ile esnaf ve sanatkâr işletmeleri adına düzenlenen belgeyi ifade eder." hükmüne,
"Yetki belgesi verilmesinde aranan şartlar" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında, "(1) İşletmeye yetki belgesi verilebilmesi için; ...
d) Motorlu kara taşıtları alım satım sorumlularının;
1) On sekiz yaşını doldurmuş olması,
2) En az lise mezunu olması,
3) İflas etmemiş veya iflas etmiş olsa bile 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre itibarının yerine gelmiş olması,
4) Konkordato talebinde bulunmamış olması,
5) Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış veya devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, milli savunmaya ve devlet sırlarına karşı suçlar ile casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, terörizmin finansmanı, kaçakçılık, vergi kaçakçılığı veya haksız mal edinme, işkence, cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı suçlarından hüküm giymemiş ya da ticaret ve sanat icrasından hükmen yasaklanmamış olması gerekir." hükmüne;
"Geçiş hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinde ise, "Bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden işletmelerin, 31/8/2020 tarihine kadar durumlarını bu Yönetmelikteki şartlara uygun hale getirerek yetki belgesi almaları gerekir." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İkinci el motorlu kara taşıtlarının ticareti, 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile anılan Kanun'a dayanılarak hazırlanan 13/02/2018 tarih ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik öncesinde kanun koyucu ve idare tarafından özel olarak düzenlenmemiş, bu dönemde genel hükümler çerçevesinde; meslek odası kaydı, gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti gibi asgari koşullar dahi sağlanmadan yürütülebilen ve birçok hukuki ihtilafın yaşandığı bir faaliyet iken; ilk kez anılan Yönetmelik ile ikinci el motorlu kara taşıtları ticaretinde nitelikli ve güvenilir insan kaynağı oluşturularak bu ticaretin yapıldığı işletmelerde hizmet kalitesi ile hizmetten yararlananların memnuniyetinin artırılması ve mağduriyetlerinin önlenmesi şeklinde tezahür eden hukuki güvenliğin ve kamu yararının sağlanması amacıyla normatif düzenlemeye kavuşturulmuştur.
13/02/2018 tarih ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik, perakende işletmelerin açılış ve faaliyete geçiş işlemlerinin kolaylaştırılmasını, perakende ticaretin serbest piyasa ortamında etkin ve sürdürülebilir rekabet şartlarına göre yapılmasını, tüketicinin korunmasını, perakende işletmelerin dengeli bir şekilde büyüme ve gelişmesinin sağlanmasını ve perakende işletmelerin faaliyetleri ile bunların birbirleri, üretici ve tedarikçilerle ilişkilerini düzenlemekle birlikte, Yönetmelik'in yukarıda aktarılan düzenlemelerinden, ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edilebilmesi için ticari işletmeler ile esnaf ve sanatkâr işletmelerinin yetki belgesi alması gerektiği, Yönetmelik'in yürürlüğe girdiği ilk halinde yetki belgesinin verilebilmesi için gerekli olan şartlardan biri, motorlu kara taşıtları alım satım sorumlularının; kasten işlenen bir suçtan dolayı affa uğramış olsalar dahi devletin güvenliğine, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, milli savunmaya ve devlet sırlarına karşı suçlar ile casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, terörizmin finansmanı, kaçakçılık, vergi kaçakçılığı veya haksız mal edinme suçlarından hüküm giymemiş ya da ticaret ve sanat icrasından hükmen yasaklanmamış olması şartı iken, dava konusu Yönetmelik değişikliği ile "kasten işlenen bir suçtan dolayı affa uğramış olsalar dahi" ibaresi yerine "kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış olmak veya" ibaresi eklenerek aranılan şart yeniden düzenlenmiştir.
Buna göre, ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edilebilmesi bakımından yetki belgesi alınabilmesi için dava konusu Yönetmelik değişikliği ile kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış olmak şartı öngörülmüş olup, anılan değişikliğin, 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile taşınmaz ve ikinci el motorlu kara taşıtı alım satımı gibi ticari faaliyetleri yürütenlere yönelik mesleki davranış kurallarını belirlemek ve bu faaliyetlerin yürütülmesine ilişkin düzenlemeler yapmak konusunda davalı idareye verilen düzenleme yapma yetkisi kapsamında olduğu değerlendirilmiştir.
Öte yandan, anılan değişikliğin ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretinde nitelikli insan kaynağı oluşturularak bu ticaretin nitelikli ve güvenli bir ortamda yapılması, bu işletmelerde hizmet kalitesi ile tüketici memnuniyetinin artırılması ve bu sayede kamu yararının gözetilmesi amacıyla yapıldığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla, ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretinin, "güvenilir bir ortamda yapılmasını gerektirir" niteliği göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu Yönetmelik değişikliğinden önce çalışma hakkı elde eden ve kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası bulunan kişilerin de Yönetmelik değişikliği ile getirilen şartı sağlamaları gerekmekte olup, bunlar yönünden bir geçiş hükmü öngörülmemesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Diğer taraftan, mahkumiyetlerinin sonucu olarak kişilerin ömür boyu hak mahrumiyetine uğramalarının önlenmesi amacıyla getirilen 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesinde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkumiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için yasaklanmış hakların geri verilmesi müessesesi yeniden düzenlenmiş olup, bunun için; Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, mahkum olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması, kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekmektedir.
Buna göre, davalı idareye verilen yetki kapsamında yapılan dava konusu Yönetmelik değişikliği ile kasten işlenen suçlardan dolayı toplam beş yıldan fazla hapis cezasına mahkumiyete bağlı olarak ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretinden yasaklamaya yönelik hak yoksunluğunun giderilebilmesi için, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesi uyarınca kişilerce yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilecektir.
Bu itibarla, dava konusu Yönetmelik kuralının iptali yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne;
2\. Dava konusu düzenlemenin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 24/10/2024 tarih ve E:2020/6436, K:2024/4295 sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
4\. Kesin olarak, 17/09/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Anayasa'nın 13. maddesinde; "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." kuralına; 48. maddesinde, "Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir. Devlet, özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır." kuralına; 124. maddesinde, "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler..." kuralına yer verilmiştir.
Dava konusu Yönetmelik'in dayanağını teşkil eden 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 16. maddesinin 1. fıkrasında, "(1) Bakanlık; a) Perakende sektörünün ve perakende işletmelerin ülke genelinde dengeli bir şekilde yayılması, büyümesi ve gelişmesine yönelik çalışmalar yapmaya, b) Taşınmaz ve ikinci el motorlu kara taşıtı alım satımı gibi ticari faaliyetleri yürütenlere yönelik mesleki davranış kurallarını belirlemeye ve bu faaliyetlerin yürütülmesine ilişkin düzenlemeler yapmaya, c) İstatistiki bilgileri derlemeye, düzenlemeye ve yayımlamaya, ç) Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak oluşan tereddütleri gidermeye, ikincil düzenlemeler yapmaya ve her türlü idari tedbiri almaya, görevli ve yetkilidir." hükmü bulunmaktadır.
Öte yandan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Belli haklardan yoksun bırakılma" başlıklı 53. maddesinde; kişinin, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak;
"a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten,
b) Seçme ve seçilme ehliyetinden,
c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan,
d) Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan,
e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten,..." yoksun bırakılacağı ve hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamayacağı hüküm altına alınmıştır.
Dava konusu İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik'in "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde, "i) Motorlu kara taşıtları alım satım sorumlusu: İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden gerçek kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların kendilerini, ticaret şirketleri ve diğer tüzel kişi tacirler ile şubelerde ise bu faaliyetleri yürüten yetkili temsilcileri" ve "l) Yetki belgesi: İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edilebilmesi için ticari işletmeler ile esnaf ve sanatkâr işletmeleri adına düzenlenen belgeyi ifade eder" düzenlemeleri yanında; "Yetki belgesi verilmesinde aranan şartlar" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında, "(1) İşletmeye yetki belgesi verilebilmesi için; a) Meslek odasına kayıtlı olunması, b) Gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olunması, c) İş yeri açma ve çalışma ruhsatının bulunması, ç) Meslek odası ve vergi kayıtları ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatındaki iştigal konuları arasında ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti faaliyetinin bulunması, d) Motorlu kara taşıtları alım satım sorumlularının; 1) On sekiz yaşını doldurmuş olması, 2) En az lise mezunu olması, 3) İflas etmemiş veya iflas etmiş olsa bile 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre itibarının yerine gelmiş olması, 4) Konkordato talebinde bulunmamış olması, 5) Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış veya devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, milli savunmaya ve devlet sırlarına karşı suçlar ile casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, terörizmin finansmanı, kaçakçılık, vergi kaçakçılığı veya haksız mal edinme, işkence, cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı suçlarından hüküm giymemiş ya da ticaret ve sanat icrasından hükmen yasaklanmamış olması, e) Motorlu kara taşıtları alım satım sorumlularından en az birinin Seviye 5 mesleki yeterlilik belgesine sahip olması gerekir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Normlar hiyerarşisi olarak bilinen temel hukuk ilkesine göre, normlar arasında altlık ve üstlük ilişkisi söz konusu olmakta ve her norm geçerliliğini bir üst hukuk normundan almaktadır. Başka bir anlatımla normlar hiyerarşisi, her türlü normun hiyerarşik olarak bir sıra dahilinde sıralanması ve birbirine bağlı olması anlamına gelmekte olup; bunun doğal sonucu olarak, hiyerarşik sıralamada daha altta yer alan normun, kendisinden üstte bulunan norma aykırı hükümler içeremeyeceği, alt norm niteliğindeki düzenleyici işlemlerin, bir hakkın kullanımını üst normda öngörülmeyen bir şekilde daraltamayacağı veya kısıtlayamayacağı; dolayısıyla, düzenleyici bir işlemin kendinden önce gelen kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırı düzenlemeler getiremeyeceği kabul edilmektedir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlığa bakıldığında; hukukumuzda suç ve cezalara ilişkin temel kanun olan 5237 sayılı Kanun'da bir suçtan mahkumiyet halinde yoksun kalınacak hakların neler olduğunun açıkça belirtildiği, ancak dava konusu Yönetmelik düzenlemesi ile kanun koyucunun iradesi aşılarak, idare tarafından, ikinci el motorlu araç alım satım işiyle iştigal edecek olan işletmelere yetki belgesi verilebilmesi için, bu işletmelerin motorlu kara taşıtları alım satım sorumlularının kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış olması koşulunun getirildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, 5237 sayılı Kanun'da yer almayan bir haktan mahrumiyetin yönetmelik ile öngörülmesine ilişkin dava konusu Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin (5) numaralı alt bendindeki "Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla kesinleşmiş hapis cezası almamış" ibaresinin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmaktadır.
Kaldı ki, ceza hukukumuzda bir cezanın infazından sonra, bu mahkumiyetin belli sürelerde adli sicil kaydından ve sonrasında arşiv kaydından silinmesine ilişkin düzenlemeler var iken, dava konusu Yönetmelik ile ikinci el motorlu araç alım satım işiyle iştigal edecek olan işletmelerin ve işletmede faaliyette bulunmak isteyen motorlu kara taşıtları alım satım sorumlularının çalışma hakkından ilanihaye yoksun bırakılmasının hakkaniyete uygun olmadığı da açıktır.
Öte yandan, dava konusu Yönetmelik'in dayanağı olan 6585 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca taşınmaz ve ikinci el motorlu kara taşıtı alım satımı gibi ticari faaliyetleri yürütenlere yönelik mesleki davranış kurallarını belirlemeye ve bu faaliyetlerin yürütülmesine ilişkin düzenlemeler yapmaya Bakanlığın görevli ve yetkili olduğu kuralına yer verilmiş ise de, Yönetmelik'in dava konusu edilen 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin 5 numaralı alt bendinde yer alan kuralın, ikinci el motorlu kara taşıtı alım satım ticaretinden yasaklamaya ilişkin olduğu ve çalışma hakkına ilişkin Kanun'da olmayan bir kısıtlama getirdiği anlaşıldığından, Kanun'la verilen yetkiyi aşacak şekilde tesis edilen Yönetmelik'in anılan bendinin bu yönüyle de hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, Daire kararına karşı yapılan temyiz başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle reddi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.