Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2025/711
2025/2418
10 Kasım 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2025/711
Karar No : 2025/2418
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1-... Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
2-...Müdürlüğü
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Onuncu Dairesinin 22/10/2024 tarih ve E:2020/2753, K:2024/4218 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: 07/11/2019 tarih ve 30941 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Su Yapıları Koruyucu Güvenlik Tedbirleri Yönetmeliği'nin 11. ve 13. maddeleri ile anılan Yönetmelik'e dayanılarak tesis edilen Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 3. Bölge Müdürlüğünün ... tarih ve ...-... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 22/10/2024 tarih ve E:2020/2753, K:2024/4218 sayılı kararıyla;
Dava konusu Yönetmelik'in 11. maddesi incelendiğinde; maddenin 4. fıkrasında, "Köy ve mahalle muhtarlıkları, su yapılarının neden olabileceği tehlikeler ile korunma yolları ve dikkat edilmesi gereken konular hakkında duyuru ve ilan gibi yollarla ya da yazılı ve sözlü olarak veya uygun diğer vasıtalarla köy veya mahalle halkını uyarır." kuralına yer verilerek tümüyle köy ve mahalle muhtarlıklarının sorumluluk alanına yönelik düzenleme yapıldığı, diğer yerel yönetimler ve bu arada belediyeler açısından herhangi bir kural getirilmediği anlaşıldığından, anılan düzenlemenin belediyeleri ilgilendirmediği, dolayısıyla davacı Belediyenin hak ve menfaatlerini etkilemediği, bu nedenle anılan düzenlemenin iptalini istemekte kişisel, güncel ve meşru menfaatinin bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Davalı idarelerin, dava konusu Yönetmelik'in 11. maddesinin diğer fıkralarına yönelik ehliyet itirazı yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
Anayasa'nın "Yönetmelikler" başlıklı 124., "Mahalli idareler" başlıklı 127. maddeleri; 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler Hakkında Kanun'un 55., Ek 12. maddeleri; 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün kuruluş ve görevlerinin düzenlendiği Onuncu Bölümünde yer alan, "Kuruluş" başlıklı 12.,"Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri" başlıklı 121., "Koordinasyon ve işbirliği" başlıklı 795., "Düzenleme yetkisi" başlıklı 796. maddeleri; 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun; "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde yer alan "belediye" tanımı, "Belediyenin görev ve sorumlulukları" başlıklı 14., "Belediyenin yetkileri ve imtiyazları" başlıklı 15. maddeleri; 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun, "Tanımlar" başlıklı 3. maddesindeki "büyükşehir belediyesi" ile "ilçe belediyesi" tanımları, "Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin görev ve sorumlulukları" başlıklı 7., "Büyükşehir belediyesi ve ilçe belediyelerinin yetkileri ve imtiyazları" başlıklı 10. maddeleri; dava konusu "Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Su Yapıları Koruyucu Güvenlik Tedbirleri Yönetmeliği"nin, "Kapsam" başlıklı 2., "Tanımlar" başlıklı 4., "İlkeler" başlıklı 5., "DSİ ve işletenlerin sorumluluğu" başlıklı 10., "Kamu kurum ve kuruluşlarının sorumluluğu" başlıklı 11., "Amaç dışı kullanım" başlıklı 13. maddelerine yer verilerek,
Dava konusu Yönetmelik'in 11. maddesi (4. fıkrası hariç) yönünden;
Dava konusu Yönetmelik'in dayanağı olan 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 121., 795. ve 796. maddeleri uyarınca, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün (DSİ), taşkın sular ve sellere karşı koruyucu tesisler meydana getirmek, sulama tesislerini kurmak, kullanılmış suları tekrar kazanmak maksadıyla gerekli tesisleri yapmak veya yaptırmak, belirtilen işlerin her türlü etüt ve projelerini yapmak veya yaptırmak, belirtilen tesislerin çalıştırma, bakım ve onarım dâhil işletmelerini yürütmek ile görevli olduğu; bu kapsamda anılan konulara ilişkin faaliyetlerinde, ilgili kurumlar ile gerekli işbirliği ve koordinasyonu sağlamaktan sorumlu bulunduğu; aynı zamanda bahse konu görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idarî düzenlemeler yapmaya yetkili olduğunun açık olduğu,
Öte yandan, belediye mevzuatı uyarınca, belediyeler ile büyükşehir belediyelerinin de, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla su ve kanalizasyon gibi kentsel altyapı hizmetlerini yapmak veya yaptırmak, içme, kullanma ve endüstri suyu sağlamak; atık su ve yağmur suyunun uzaklaştırılmasını sağlamak, bunlar için gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek, belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla her türlü faaliyet ve girişimde bulunmak ile görevli olduğunun anlaşıldığı,
Ayrıca 6200 sayılı Kanun'un Ek 12. maddesi uyarınca, 6172 sayılı Sulama Birlikleri Kanunu'na göre tüzel kişiliği sona eren sulama birlikleri tarafından işletme ve bakım hizmetleri yerine getirilen sulama tesisleri ile DSİ tarafından inşa edilen sulama tesislerinin DSİ tarafından işletilmesi asıl olmakla birlikte, bu tesislerden DSİ tarafından işletilmeyenlerin, büyükşehir belediyesinin görev alanı içinde kalan yerlerde yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıklarına devredilebilmesi, yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıkları tarafından devralınan sulama tesislerinin de su ve kanalizasyon idarelerine veya ilçe belediyelerine devredilebilmesi, büyükşehir belediyesi dışında kalan yerlerde ise belediyelere veya il özel idarelerine devredilebilmesi mümkün olup; büyükşehir belediyeleri veya belediyeler tarafından devralınan sulama tesislerinin, inşa maksatlarına uygun olarak işletilmesi, bakım ve onarım hizmetlerinin yapılması, ilave yapıların projelendirilip inşa edilmesi ve rehabilitasyonunun yapılmasının, ilgili büyükşehir belediyeleri veya belediyelere ait bulunduğu,
6200 sayılı Kanun, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile belediye ve büyükşehir belediyesine dair mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden; DSİ'nin su tesislerini/su yapılarını (taşkın sular ve sellere karşı koruyucu tesisler, sulama tesisleri, kullanılmış suları tekrar kazanmak maksatlı tesisler) inşa etme, işletme, bakım ve onarımını yapma konularında ülke genelinde aslî görevli olduğu anlaşılmakta ise de; belediye ve büyükşehir belediyelerinin de kendi sorumluluk sınırları içerisinde su ve kanalizasyon tesislerini bizzat kurma, işletme, bakım ve onarımını yapma veya DSİ'den devraldığı halihazırda kurulu bulunan sulama tesislerini işletme, bakım ve onarım hizmetlerini görme görev ve sorumluluğu olduğunda duraksama bulunmadığı,
Bunun yanı sıra, belediye ve büyükşehir belediyelerinin, 5393 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ile 5216 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca, kendi görev, yetki ve sorumluluk alanlarında DSİ tarafından inşa edilmiş olup da işletmesi kendilerince devralınmamış olan su yapılarına yönelik koruyucu güvenlik tedbirlerini alma konusunda da belde sakinlerinin sağlık, esenlik ve güvenliğini korumak amacıyla görev ve sorumluluğunun bulunduğu sonucuna ulaşıldığı,
Kuşkusuz, belediyeler ile büyükşehir belediyelerinin kendi kanunlarından doğan bu görev ve sorumluluğun; su yapısını inşa edip işleten DSİ'nin (veya devralan kuruluşun) bakım, onarımını yapma ve koruyucu güvenlik tedbirlerini alma konusundaki görev ve sorumluluklarını ortadan kaldırmadığı, daha açık bir ifadeyle, 6200 sayılı Kanun'un Ek 12. maddesi, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 121. maddesi uyarınca, DSİ tarafından inşa edilip işletilen bahse konu su yapılarının bakım, onarımını yapma ve koruyucu güvenlik tedbirlerini alma konusundaki aslî görev ve sorumluluğun DSİ'ye (ve/veya DSİ'den devralan kuruluşa) ait olduğu,
Nitekim, uyuşmazlık konusu Yönetmelik'in "DSİ ve işletenlerin sorumluluğu" başlıklı 10. maddesinde, su yapılarının koruyucu güvenlik tedbirlerinin; ön inceleme, etüt, planlama, proje ve inşaat aşamalarında DSİ Bölge Müdürlükleri tarafından belirlenip uygulanacağı; DSİ tarafından işletilen tesislerde koruyucu güvenlik tedbirlerinin bakım, onarım ve kontrolü ile tesislerin işletilmesi esnasında değişen şartlara bağlı olarak rehberde yer alan açıklamalar doğrultusunda belirlenecek ilave koruyucu güvenlik tedbirlerinin DSİ Bölge Müdürlükleri tarafından; işletme, bakım ve yönetim sorumluluğu devredilen tesislerde ise işletenler tarafından gerçekleştirileceğinin açıkça kurala bağlandığı, böylelikle aslî sorumluluğun DSİ veya işletene ait olduğunun, yönetmelik koyucu olan davalı DSİ tarafından da açıkça kabul edildiği,
Uyuşmazlık konusu Yönetmelik'in dava konusu 11. maddesinde ise özetle, DSİ tarafından inşa edilip DSİ veya -belediye/büyükşehir belediyesi hariç- devralan kuruluş tarafından işletilen Yönetmelik kapsamındaki su yapılarına yönelik olarak; yerel yönetimlerin, DSİ ile koordineli bir şekilde, su yapılarından kaynaklanabilecek kaza ve kayıpların önlenmesi için kendi görev ve sorumlulukları dâhilinde gerekli güvenlik ve koruyucu tedbirlerini alma, su yapılarının neden olabileceği tehlikeler ile korunma yolları ve dikkat edilmesi gereken konular hakkında kamuoyunu bilgilendirme ve bilinçlendirme, zabıta görevlendirme, oluşabilecek tehlikeli ve olağan dışı hallerde ilgilileri ve kamuoyunu uyarma konusundaki sorumluluklarının düzenlendiği,
Dolayısıyla, dava konusu 11. maddenin, DSİ ile belediyeler ve büyükşehir belediyelerinin çakışan görev ve sorumluluk alanlarındaki (belediye ve büyükşehir belediye sınırlarındaki) DSİ tarafından inşa edilip DSİ veya -belediye/büyükşehir belediyesi hariç- devralan kuruluş tarafından işletilen su yapılarına yönelik koruyucu tedbirlerin alınması noktasında koordinasyonun sağlanmasına yönelik olduğu; belediyeler ile büyükşehir belediyelerinin, yerel yönetim vasıflarından ötürü, gözetim ve denetim faaliyetlerini sürekli yapabildikleri, belde sakinlerinin ihtiyaç ve sorunlarını, su yapılarının ve servis yollarının kullanım amaçlarını ve fiili durumlarını net olarak tespit edebildikleri, sorun ve ihtiyaçlara yönelik daha hızlı müdahale etme imkanlarının bulunduğu gözetilerek, herhangi bir can ve mal kaybına yol açılmaksızın gerekli koruyucu güvenlik tedbirlerinin bütüncül, ivedi, tam ve etkili şekilde alınması amacıyla, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 795. maddesi uyarınca DSİ'ye verilen koordinasyon görevi çerçevesinde,
belediyeler ile büyükşehir belediyelerinin, kendi kanunlarından doğan belde sakinlerinin mahallî müşterek ihtiyacı niteliğindeki su yapılarının koruyucu güvenlik tedbirlerini alma görevinin kapsam ve sınırlarının açıklanmasından, uygulamada ortaya çıkan tereddüt ile görev ve yetki çatışmasının giderilmesinden ve yeknesaklığın sağlanmasından ibaret bulunduğunun anlaşıldığı,
Buna göre, dava konusu kurallarda yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka aykırılık bulunmadığı; dava konusu düzenlemelerin -belediyeler ile büyükşehir belediyeleri yönünden- hukuka, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu sonucuna varıldığı,
Her ne kadar davacı Belediye tarafından, Anayasa hükmü gereği görev ve sorumluluklarının kanunla düzenlenmesi gerekirken, kanuni görev tanımları içerisinde yer almayan dava konusu Yönetmelik'in 11. maddesiyle getirilen yükümlülüklerin Anayasa'ya ve vesayet denetimi ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de; 5393 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ile 5216 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca, belediyeler ile büyükşehir belediyelerinin kendi görev, yetki ve sorumluluk alanlarında DSİ tarafından inşa edilmiş olup da işletmesi kendilerince devralınmamış olan su yapılarına yönelik koruyucu güvenlik tedbirlerini alma görev ve sorumluluğu bulunduğundan, bu iddianın yerinde görülmediği,
Dava konusu Yönetmelik'in 13. maddesi yönünden;
Dava konusu kuralın, mülkiyeti DSİ’ye ait olan su yapıları ile su yapılarının inşa, işletme, bakım, onarım, tadil veya ıslahı amacıyla ya da su yapılarına özgü olarak yapılan ve kullanılan servis yollarının ve diğer unsurlarının amacı dışında kullanılamayacağını, bunların zorunlu nedenlerle amaç dışı kullanımı halinde koruyucu güvenlik tedbirlerinin, kullanan kişi veya kamu kurum ve kuruluşlarınca alınacağını; amaç dışı kullanımdan kaynaklanan zararlardan, amacı dışında kullanan kişi veya kamu kurum ve kuruluşlarının sorumlu olacağını düzenlediği,
DSİ tarafından su yapısı, servis yolu ve diğer unsurları şeklinde kullanılmak üzere inşa edilip işletilen yapıların, aktarılan amacı dışında kullanılması halinde, bu izinsiz kullanıma (hukuka aykırı fiile) bağlı olarak koruyucu güvenlik tedbirlerini alma ve doğan zararları giderme sorumluluğunun, kural olarak, amaç dışında kullanan kişi veya kuruluşlara ait olacağı, bu yönden, dava konusu kuralda hukuka aykırılık görülmediği,
Bununla birlikte, dava konusu kuralın; bahse konu su yapıları ile bütünleyici parçalarının işletilmesi, bakım ve onarımının yapılması, koruyucu güvenlik tedbirlerinin alınması, denetim ve gözetim faaliyetlerinin yürütülmesi noktasında kanunla DSİ'ye veya diğer idarelere verilen görev ve sorumlulukları ortadan kaldırmayacağı gibi yargı organlarının, önüne gelen somut olayda, bahse konu su yapısı ile bütünleyici parçalarını amacı dışında kullanan kişi ve kurumların yanı sıra DSİ ve/veya diğer idareler aleyhine (gerektiği takdirde bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenecek rapora göre belirlenecek kusur oranları dikkate alınarak) tazmin hükmü kurmasına engel olmayacağının da açık olduğu,
Dava konusu uygulama işlemi yönünden;
Dava konusu Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 3. Bölge Müdürlüğünün ... tarih ve ...-... sayılı işleminde; Eskişehir merkezi meskun mahallerinden geçmekte olan sulama kanallarının her iki tarafında bulunan ve ilgili belediyelerin araç ve yaya trafiğine açtığı kanal servis yollarında olabilecek can ve mal kayıplarına karşı gerekli koruyucu güvenlik tedbirlerinin alınması gerektiği, özellikle, Tepebaşı ilçesi Ertuğrulgazi, Yeşiltepe ve Sakintepe Mahalleleri içerisinden geçen sulama kanalı (sol ana kanal) etrafına başta olmak üzere, Eskişehir merkezi meskun mahallerinden geçen tüm kanal ile kanal servis yolları arasına korkuluk, bariyer, tel çit, uyarıcı ikaz levhaları ve olası bir suya düşme ihtimaline karşı şamandıra can simidi vb. gibi yapısal koruyucu güvenlik tedbirlerinin, ekte bulunan Yönetmelik'e uygun olarak ivedilikle yapılması gerektiğinin bildirildiği,
Buna göre; hukuka uygunluğu tespit edilen Yönetmelik kurallarına dayanılarak, herhangi bir can ve mal kaybına yol açılmaksızın gerekli koruyucu güvenlik tedbirlerinin bütüncül, ivedi, tam ve etkili şekilde alınması amacıyla tesis edilen dava konusu uygulama işleminde de hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle,
Dava konusu Yönetmelik'in 11. maddesinin 4. fıkrası yönünden davanın ehliyet nedeniyle reddine, kalan kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, su yapılarında koruyucu güvenlik tedbirlerinin alınması ile bu yapıların, bakım, onarım ve kontrolünü yapma sorumluluğu asli olarak DSİ Genel Müdürlüğüne ait olup, istisnasının DSİ’nin ilgili yapıları işletene devretmesi olduğu, sonuç olarak herhangi bir devir olmaksızın belediyelere yükümlülük getirilmesinin de mümkün olmadığı; dava konusu Yönetmelik hükümleri ve bu hükümlere dayanılarak tesis edilen işlemle, kanunlarda sınırlı olarak sayılan belediye yetki ve yükümlüklerine ek yükümlülükler getirilmesinin, Anayasa ve ilgili mevzuat hükümlerine aykırı olması karşısında, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasa'nın "Yönetmelikler" başlıklı 124. maddesinde,
"Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler." hükmüne;
"Mahalli idareler" başlıklı 127. maddesinde,
"Mahalli idareler; il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzelkişileridir.
Mahalli idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenlenir.
...
Merkezi idare, mahalli idareler üzerinde, mahalli hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahalli ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idari vesayet yetkisine sahiptir. ..." hükmüne yer verilmiştir.
6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler Hakkında Kanun'un 55. maddesinde;
"Bu kanunun gerekli görülen hükümlerinin uygulama şekilleri yönetmelikle tesbit olunur." hükmü bulunmaktadır.
4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin; "Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri" başlıklı 121. maddesinde;
"(1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri şunlardır:
a) Taşkın sular ve sellere karşı koruyucu tesisler meydana getirmek.
b) Sulama tesislerini kurmak, sulama sahalarında mevcut parsellerin tamamını veya aksamını gösterir harita ve planları yapmak veya yaptırmak ve icabı halinde kadastrosunu yaptırmak.
...
g) Bu maddede belirtilen tesislerin çalıştırma, bakım ve onarım dâhil işletmelerini yürütmek.
ğ) Bu maddede belirtilen işlerle ilgili olmak üzere rasat, tecrübe, istatistik, araştırma ve her türlü istikşaf işlerini yapmak; ...
h) Bu maddede belirtilen işlerin her türlü etüt ve projelerini yapmak veya yaptırmak.
...
n) Kullanılmış suları tekrar kazanmak maksadıyla gerekli tesisleri yapmak veya yaptırmak.
..." kuralı;
"Düzenleme yetkisi" başlıklı 796. maddesinde,
"Bağlı, ilgili, ilişkili ve diğer kurum ve kuruluşları, görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idarî düzenlemeler yapabilir.
" kuralı yer almıştır.
6200 sayılı Kanun'un 55. maddesi ile 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 121. ve 796. maddelerine dayanılarak hazırlanan ve 07/11/2019 tarih ve 30941 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan dava konusu "Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Su Yapıları Koruyucu Güvenlik Tedbirleri Yönetmeliği"nin, "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde,
"(1) Bu Yönetmelik;
a) DSİ tarafından işletilen,
b) Mülkiyeti DSİ’ye ait olmakla birlikte devir sözleşmesi ile işletme ve bakım sorumluluğu devredilen,
su yapılarını kapsar. ..." kuralı;
"DSİ ve işletenlerin sorumluluğu" başlıklı 10. maddesinde,
"(1) Su yapılarının koruyucu güvenlik tedbirleri; ön inceleme, etüt, planlama, proje ve inşaat aşamalarında DSİ Bölge Müdürlükleri tarafından belirlenir ve uygulanır.
(2) DSİ tarafından işletilen tesislerde koruyucu güvenlik tedbirlerinin bakım, onarım ve kontrolü DSİ Bölge Müdürlükleri tarafından; işletme, bakım ve yönetim sorumluluğu devredilen tesislerde ise işletenler tarafından gerçekleştirilir.
(3) Tesislerin işletilmesi esnasında değişen şartlara bağlı olarak Rehberde yer alan açıklamalar doğrultusunda belirlenecek ilave koruyucu güvenlik tedbirleri DSİ Bölge Müdürlükleri tarafından gerçekleştirilir veya devir sözleşmesi hükümleri doğrultusunda, DSİ Bölge Müdürlüklerinin onayını almak şartıyla, işletenler tarafından gerçekleştirilir.
(4) Bu Yönetmelikle DSİ veya tesislerin işletme, bakım ve yönetim sorumluluğunu devralanlara verilen görev ve sorumluluklar, bütçe imkânları doğrultusunda hazırlanacak programlar çerçevesinde yerine getirilir.
(5) DSİ Bölge Müdürlüğü ve işletenler su yapılarında yaşanan kaza ve kayıpları, bunlara ilişkin idari ve adli süreçler ile bunların sonuçlarını kaydeder ve raporlar. İşletenler bu raporları DSİ Bölge Müdürlüklerine iletirler." hükmü;
"Kamu kurum ve kuruluşlarının sorumluluğu" başlıklı 11. maddesinde,
"(1) Mülki idareler, büyükşehir belediyeleri, belediyeler, il özel idareleri, köy ve mahalle muhtarlıkları ile ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşları; su yapılarından kaynaklanabilecek kaza ve kayıpların önlenmesi için kendi görev ve sorumlulukları dâhilinde gereken tedbirleri alır ve bu konuda DSİ Bölge Müdürlüklerini bilgilendirir.
(2) Mülki idareler, su yapılarının neden olabileceği tehlikeler ile korunma yolları ve dikkat edilmesi gereken konular hakkında yetki alanlarında ikamet edenlere bildirimde bulunur. Okullarda, kamu kurumlarında, kamusal ve sosyal alanlarda bilgilendirme ve bilinçlendirme faaliyetleri gerçekleştirir. Lüzumu halinde yerel yönetimlerle koordineli bir şekilde su yapılarında özel güvenlik personeli veya belediye zabıta personeli görevlendirir.
(3) Büyükşehir belediyeleri, belediyeler ve il özel idareleri, kamuoyuna yönelik bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmaları yapar. Baraj veya hidroelektrik santrallerden afet, taşkın yönetimi, arıza gibi olağandışı durumlarda su tahliyesi veya sulama tesislerine su verilmesi öncesinde DSİ Bölge Müdürlüğü ile koordineli bir şekilde kamuoyunu uyarır. DSİ Bölge Müdürlüğü ve mülki idare ile koordineli bir şekilde su yapılarında lüzumu halinde zabıta görevlendirir. Su yapılarının neden olabileceği tehlikeler ile korunma yolları ve dikkat edilmesi gereken konular hakkında, faaliyette bulunan, mülkiyet veya sınırlı ayni hak sahibi olan kişiler ile kamu kurum ve kuruluşlarına bildirimde bulunur.
...
(5) Kamu kurum ve kuruluşları, su yapıları ile ilgili ya da su yapılarında veya koruma alanlarında gerçekleştirdikleri çalışmalarında ve yaptıkları faaliyetlerde kişilerin ve çevrenin zarar görmemesi, hayat ve mülkiyet haklarının korunması için gerekli koruyucu güvenlik tedbirlerini Rehbere uygun olarak alırlar.
(6) Yerel yönetimler, su yapılarının inşa edildiği dönemde meskûn mahal olmayan, ancak daha sonra meskûn mahal sınırlarında kalan yerlerde gerekli koruyucu güvenlik tedbirlerini, DSİ Bölge Müdürlüklerinin görüşleri doğrultusunda alırlar.
(7) Kamu kurum ve kuruluşlarının, ilgili diğer mevzuattan, sözleşmelerden ve taahhütlerinden kaynaklanan sorumlulukları saklıdır." düzenlemeleri;
"Amaç dışı kullanım" başlıklı 13. maddesinde,
"(1) Mülkiyeti DSİ’ye ait olan su yapıları ile servis yolları ve diğer unsurları amacı dışında kullanılamaz. Bunların zorunlu nedenlerle amaç dışı kullanımı halinde; koruyucu güvenlik tedbirleri, kullanan kişi veya kamu kurum ve kuruluşlarınca alınır. Amaç dışı kullanımdan kaynaklanan zararlardan, amacı dışında kullanan kişi veya kamu kurum ve kuruluşları sorumludur." hükmü yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Onuncu Dairesi kararının, dava konusu Yönetmelik'in 11. maddesinin 4. fıkrası yönünden davanın ehliyet nedeniyle reddine ilişkin kısmı, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Daire kararının Yönetmelik'in 11. maddesi (4. fıkrası hariç) ve 13. maddesi ile Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 3. Bölge Müdürlüğünün ... tarih ve ...-... sayılı işlemi yönünden davanın reddine ilişkin kısmına gelince;
Anayasa'nın 127. maddesinde, mahalli idarelerin il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, yine kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişilikleri olduğu, mahalli idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkilerinin, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenleneceği; 124. maddesinde de, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilecekleri hükme bağlanmıştır.
Anayasa'nın bu amir hükmüne göre, kamu idareleri, görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelik çıkarma yetkisine sahiptir. Bu doğrultuda, idarelerin, yönetmeliklerle yapacakları düzenlemelerin üst hukuk kurallarına aykırı olmaması; düzenlemenin yasalarla idarelere tanınan yetkiler çerçevesinde ve yasayla belirlenen sınırlara bağlı olarak, tamamlayıcı, açıklayıcı ve üst normların uygulanmasına yönelik olması gerekmektedir.
Düzenleyici işlemlerin daha üst hukuk kurallarının amacını, kapsamını, konusunu ve sınırlarını aşmaması gerekir. Bu bağlamda yönetmeliklerin Anayasa, kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ve hukukun genel ilkelerine aykırı hükümler içermemesi ve öngörülen biçim ve yetki koşullarına uyularak çıkarılması gerekmektedir.
Hukuk devletinde idare, kuruluş ve faaliyetlerinde hukuk kurallarına tabidir ve idarenin faaliyet araçlarından biri olan hukuki işlemlerinin geçerliliği bu hukuk kurallarına uyulması şartına bağlıdır. Esasında hukuki bir tasarruf olan idari işlemin belirli bazı ögelerden oluştuğu kabul edilir ve bu ögeler bakımından idare, hukuk kurallarına uymakla yükümlüdür. Bu ögelerden biri de yetkidir.
Hukukilik incelemesinde ilk incelenecek öge olan yetki, idari işlemi yapan idari makamın o işlemi yapma yeteneğinin bulunup bulunmadığına, yani o işlemi yapmaya ehil olup olmadığına veya o işlemi yapmaya hukuken görevlendirilip görevlendirilmediğine ilişkindir. Bir idari işlemin yetki yönünden hukuka uygun olabilmesi için öncelikle idarenin böyle bir işlem yapma konusunda hukuksal bir dayanağının olması gerekmektedir.
Bu bağlamda, "İdare Hukuku"nda "yetki", idareye Anayasa ve kanunlarla tanınmış olan karar alma gücünü ifade etmektedir. Bu yönüyle idari işlemin en temel ögesini oluşturan "yetki", kanunla hangi makama verilmiş ise ancak onun tarafından kullanılabilir. İdare hukukunda "yetkisizlik kural, yetkili olma istisna"dır. Bu istisna ise, yetkinin, yalnızca kanunla gösterilen hâllerde ve yine kanunla gösterilen idari merciler tarafından kullanılmasıdır. Bu nedenle "yetki" kanunun açık izni olmadan devredilemez ve "yetki" hükümleri genişletici yoruma tabi tutulamaz.
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Su Yapıları Koruyucu Güvenlik Tedbirleri Yönetmeliği, su yapıları ile etkileşim içinde olan gerçek ve tüzel kişilerin sorumlulukları ile gerçekleşmesi muhtemel zararların önlenmesine yönelik olarak su yapıları ile ilgili hizmetlerde alınacak koruyucu güvenlik tedbirlerine dair usul ve esasları belirlemek amacıyla 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler Hakkında Kanun'un 55. maddesine ve 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 121. ve 796. maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.
Yönetmelik'in dayanağı olan 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 121. maddesinde DSİ'nin görev ve yetkileri sayılmış; 796. maddesinde de bağlı, ilgili, ilişkili ve diğer kurum ve kuruluşlarının, görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idarî düzenlemeler yapabilmesine olanak sağlanmıştır.
Uyuşmazlık konusu Yönetmelik'in "Kamu kurum ve kuruluşlarının sorumluluğu" başlıklı 11 maddesi (4. fıkrası hariç) ile "Amaç dışı kullanım" başlıklı 13. maddesinde ise, su yapıları ile ilgili hizmetlerde alınacak koruyucu güvenlik tedbirlerine yönelik olarak diğer kamu kurum ve kuruluşlarının sorumluluk alanlarına ilişkin düzenlemelerin yer aldığı, daha açık bir ifadeyle, davalı DSİ'nin kendi görev, yetki ve sorumluluk alanı dışında bulunan diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, -uyuşmazlık özelinde belediyelerin- sorumluluk alanlarına yönelik kuralların getirildiği görülmektedir.
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün genel düzenleme yetkisi kapsamında yaptığı dava konusu düzenlemeler ve mevzuat birlikte değerlendirildiğinde; Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün sadece kendi yetki ve görev alanına ilişkin konularda düzenleme yapma yetkisinin bulunduğu, belediyelerin görev ve sorumluluk alanlarını ilgilendiren konularda davalı DSİ'ye düzenleme yapma yetkisi veren bir yasa hükmünün bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu Yönetmelik'in 11. (4. fıkrası hariç) ve 13. maddelerinin; belediyeler yönünden davalı idareye tanınan yetkinin kapsamını aşacak şekilde kurallar öngörmesi nedeniyle yetki yönünden hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Dava konusu düzenlemelerin belediyeler yönünden yetki nedeniyle hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığından, bu düzenlemelere dayanılarak tesis edilen Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 3. Bölge Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminde aynı gerekçelerle hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Bu itibarla, Daire kararının Yönetmelik'in 11. maddesi (4. fıkrası hariç) ve 13. maddesi ile Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 3. Bölge Müdürlüğünün ... tarih ve ...-... sayılı işlemi yönünden davanın reddine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2.Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 22/10/2024 tarih ve E:2020/2753, K:2024/4218 sayılı kararının davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmının ONANMASINA,
3.Anılan kararın, Yönetmelik'in 11. maddesi (4. fıkrası hariç) ve 13. maddesi (belediyeler yönünden) ile Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 3. Bölge Müdürlüğünün ... tarih ve ...-... sayılı işlemi yönünden davanın reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
4.Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Onuncu Dairesine gönderilmesine,
5.Kesin olarak, 10/11/2025 tarihinde, onamaya ilişkin kısım yönünden oybirliği, bozmaya ilişkin kısım yönünden oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 22/10/2024 tarih ve E:2020/2753, K:2024/4218 sayılı kararının davanın reddine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.