Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2025/692
2025/1084
21 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2025/692
Karar No : 2025/1084
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Odası
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- ...
2- ... Başkanlığı
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Altıncı Dairesinin 09/01/2025 tarih ve E:2021/6317, K:2025/143 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Şanlıurfa ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... (yeni ... ada, ... ve ... ile ... ada ...) parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak 09/04/2021 tarih ve 3804 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 09/01/2025 tarih ve E:2021/6317, K:2025/143 sayılı kararıyla;
Davanın süresine açıldığı ve davacının dava açma ehliyetine sahip olduğu belirtilerek,
Dosyanın ve yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş alınmak suretiyle her ölçekteki imar planı değişiklikleri yapmak yetkisinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığında olduğu, bu plan ve plan değişikliklerinin çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılması gerekmekle birlikte, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 9. maddesinin ikinci fıkrasında verilmiş olan yetkiye istinaden Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yalnızca özelleştirme kapsamına alınan taşınmazlarda imar planı değişikliği yapılabildiği hususunun göz önünde bulundurulması gerektiği,
Bilirkişi raporunda, uyuşmazlık konusu imar planlarının planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına uygun olmadığı değerlendirilmiş ise de; davaya konu taşınmazın bulunduğu alanda imar planı yapma yetkisinin Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait olduğu, plan kararlarına ilişkin ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alındığı, dava konusu plan değişikliklerinin üst ölçekli planlara aykırılık oluşturmadığı; 3194 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 2. fıkrasında verilmiş olan yetkiye istinaden özelleştirmenin amacına uygun olarak taşınmazın verimli olarak kullanımının sağlanması için parsel bazlı değişiklik yapıldığı,
Dava konusu taşınmaz açısından geçmişten itibaren belirlenen fonksiyonlar ve uyuşmazlık konusu planları zorunlu kılan sebepler ile imar planı ile getirilen kullanım kararlarının ve yapılaşma koşullarının çevre ve imar bütünlüğü ve sosyal donatı dengesi açısından değerlendirildiğinde; dava konusu planların daha önceki plan değişikliğinin iptaline karar verilmesi üzerine hazırlandığı, uyuşmazlık konusu taşınmazın ilk defa planlamaya konu edilmediği, önceki imar planlarında getirilen kullanım kararları ile zaten yapılaşmaya açılmış olduğu, dolayısıyla Sağlık Bakanlığının talebi üzerine, imar planlarında kısmen kaldırılan ''sağlık tesis alanı'' fonksiyonu yerine getirilen kullanımların (kısmen yüksek yoğunlukta gelişme konut alanı, kısmen eğitim alanı, kısmen park alanı, kısmen sağlık alanı ve kısmen yol), ana plan stratejisini bozacak nitelikte olmadığı gibi dava konusu plan değişiklikleriyle iptaline karar verilen 24/05/2017 tarihli 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerine kıyasla sosyal donatı alanı miktarının arttırıldığı, konut alanı miktarının azaltıldığı, ayrıca, etrafı çok katlı apartman yapılarının yanısıra, okul ve spor salonu kullanımları ile çevrili olan uyuşmazlık konusu parsellere getirilen fonksiyonların ve yapılaşma koşullarının, yakın çevre ile uyumlu olduğu, çevre ve imar planı bütünlüğüne aykırı olmadığı,
Bu durumda, uyuşmazlık konusu taşınmaza ilişkin 24/05/2017 tarihli imar plan değişikliklerinin iptali yolundaki yargı kararının uygulanması amacıyla onaylanan dava konusu planlarla, tekrar sağlık tesis alanına yer verildiği, konut alanı için öngörülen yoğunluğun azaltıldığı, sosyal donatı alanının da artırıldığı dikkate alındığında; dava konusu parselle sınırlı olarak yapılan bu değişikliğin sosyal ve teknik alt yapı dengesini etkileyecek nitelikte olmadığı, ayrıcalıklı haklar verilerek çevre ve imar bütünlüğünün bozulmadığı, bu nedenlerle, dava konusu imar planlarında şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dosyadaki teknik bilirkişi raporunun dikkate alınmadığı, önceki yargı kararının gereğinin yerine getirilmediği, dava konusu imar planlarının imar mevzuatında hükme bağlanan hususlara aykırı olarak tesis edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile imar mevzuatına uygun olarak hazırlanmayan imar planlarının iptaline karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Üye ...'in, davacı Oda'nın dava konusu planların iptalini istemede hukuki menfaatlerinin bulunmadığı yolundaki usule ilişkin oyuna karşılık, bakılan uyuşmazlıkta davacının dava açma ehliyetinin bulunduğuna oyçokluğu ile karar verilerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Mülkiyeti Hazineye ait olan dava konusu taşınmaz, ... Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli revizyon nazım imar planında "sağlık tesisi alanı", aynı tarihli 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planında "kadın doğum ve çocuk hastalıkları hastanesi" olarak planlanmış, 15/10/2015 tarihinde onaylanan Adıyaman-Şanlıurfa-Diyarbakır Planlama Bölgesi 1/100.000 Çevre Düzeni Planında "kentsel yerleşik alan" kullanımına isabet etmiştir.
Sağlık Bakanlığı Sağlık Yatırımları Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı görüş yazısı uyarınca, "sağlıkta dönüşüm" programı kapsamındaki alanda sağlık tesis alanına ihtiyaç bulunmadığı gerekçesiyle, taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alındığı anlaşılmış olup, Özelleştirme Yüksek Kurulunun 24/05/2017 tarih ve 2017/35 sayılı kararı ile uyuşmazlığa konu taşınmaz "E=1.50 ve Yençok=serbest yapılaşma koşullarında gelişme konut alanı, park ve yol" kullanımlarına ayrılmıştır.
Anılan işlemin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Altıncı Dairesinin 09/12/2019 tarih ve E:2017/4551, K:2019/13698 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, bu karar, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 08/07/2020 tarih ve E:2020/1392, K:2020/1385 sayılı kararıyla bozularak, söz konusu imar planlarının iptaline karar verilmiştir.
Kurulumuzca verilen kararın gereğini yerine getirmek üzere onaylanan dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile uyuşmazlığa konu taşınmaz, kısmen yüksek yoğunlukta gelişme konut alanı (ayrık nizam 5 kat, TAKS=0.30, KAKS=1.50), kısmen eğitim alanı (anaokulu alanı E:1,0, Yençok:2 kat, ortaokul alanı E:1.0, Yençok:3 kat) kısmen park alanı, kısmen sağlık alanı (E:1,0, Yençok:3 kat) ve kısmen yol olarak planlamıştır.
Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrasında, "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." hükmü yer almaktadır.
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesinde, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez." hükmü düzenlenmiştir.
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un 1. maddesinde; "Bu Kanunun amacı;
A) Bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulanmasında "kuruluş" adı ile anılacak olan;
a) İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının,
b) Kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzelkişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bu kuruluşlara ait müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, iştiraklerindeki kamu paylarının,
c) Devletin diğer iştiraklerindeki kamu payları ile Hazineye ait payların,
d) Genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadi teşebbüslerinden kamu iktisadi kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının,
e) Belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar ile pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının,
f) Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanunun 35 inci maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının,
ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir." kuralına yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun "İmar Planlarında Bakanlığın Yetkisi"ni düzenleyen 9. maddesinin 2. fıkrasında: "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan (Belediye) gerekli görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planları ve buna uygun imar durumları; Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanun'un Ek-3. maddesinde: "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır. Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir." hükmü bulunmaktadır.
Yine, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 5. maddesinde; nazım imar planı, varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım istemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihten önce yürürlüğe giren ve 14/02/2020 tarih ve 7221 sayılı Kanun'un 12. maddesiyle 3194 sayılı İmar Kanunu'na eklenen Ek-8. maddede ise, "Plan değişiklikleri, plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak şekilde ve teknik gerekçeleri sağlamak şartıyla yerleşmenin özelliğine uygun olarak yapılır. Plan değişikliği tekliflerinde ihtiyaç analizini içeren sosyal ve teknik altyapı etki değerlendirme raporu hazırlanarak planı onaylayacak idareye sunulur." hükmüne yer verilmiştir.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin "Mekânsal kullanım tanımları ve esasları" başlıklı 5. maddesinde, " ... i) Sosyal altyapı alanları: Birey ve toplumun kültürel, sosyal ve rekreatif ihtiyaçlarının karşılanması ve sağlıklı bir çevre ile yaşam kalitelerinin artırılmasına yönelik kamu veya özel sektör tarafından yapılan eğitim, sağlık, dini, kültürel ve idari tesisler, açık ve kapalı spor tesisleri ile park, çocuk bahçesi, oyun alanı, meydan, rekreasyon alanı gibi açık ve yeşil alanlara verilen genel isimdir. ..." hükmüne, "Mekânsal planlama kademeleri ve ilişkileri" başlıklı 6. maddesinde, "... (2) Mekânsal planlar, plan kademelenmesine uygun olarak hazırlanır. Her plan, planlar arası kademeli birliktelik ilkesi uyarınca yürürlükteki üst kademe planların kararlarına uygun olmak, raporu ile bütün oluşturmak ve bir alt kademedeki planı yönlendirmek zorundadır. ..." hükmüne, "Genel planlama esasları" başlıklı 7. maddesinde, "(1) Bu Yönetmeliğe göre hazırlanacak her tür ve ölçekteki mekânsal planlar aşağıda yer alan planlama ilke ve esaslarına, planların hazırlanması ile ilgili standartlara, gösterim tekniklerine ve tanımlara uygun olarak yapılır: ...
ç) Üst kademe planlar, alt kademesindeki planlara mekânsal nitelikte hedef koyan, yol gösteren ve ilke belirleyen plandır. ..." hükmüne,
"Plan raporu" başlıklı işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle 9. maddesinde, "(1) Mekânsal planlara ilişkin, kendi kademesine göre ve yapılış amacının gerektirdiği açıklamaları içeren bir plan raporu hazırlanır.
(2) Plan raporunda, planın türü, ölçeği, kapsamı ve özelliğine göre; vizyon, amaç, hedefler ve stratejiler belirlenerek, koruma-kullanma esasları, alan kullanım kararları, yoğunluk ve yapılaşmaya ilişkin konularda planlama esasları ve uygulama ilkeleri, eylem planları, açık ve yeşil alan sistemi, ulaşım, erişilebilirlik ve mekânın etkin kullanılması, gerektiğinde koruma, sağlıklaştırma ve yenileme program, alan ve projelerinin etaplama esasları, alan kullanım dağılımı tablosu gibi hususlarda açıklamalara yer verilir.
(3) Planların araştırma aşamasında yapılan çalışmalarda elde edilen bilgi, belge ve sonuçlar ayrı raporlar halinde sunulabilir.
(4) Plan değişikliklerinde, değişiklik gerekçesi ve yapılan gereklilik analizlerini ayrıntılı açıklayan plan raporu hazırlanması zorunludur.
(5) İmar planlarında, bu Yönetmelikte tanımlanan veya plan gösteriminde bulunan kullanımlardan birden fazla mekânsal kullanımın aynı alanda bir arada bulunması durumunda uygulamaya yönelik alan kullanım oranları, otopark, yeşil alan ve benzeri sosyal ve teknik altyapı kullanımlarına ilişkin detaylar ile gerektiğinde bağımsız bölüm sayısı, plan raporu ve plan notlarında ayrıntılı olarak açıklanır." hükmüne,
"Standartlar" başlıklı 11. maddesinde, "(1) İmar planlarının yapımı ve değişikliklerinde planlanan alanın veya bölgenin şartları ile gelecekteki gereksinimleri göz önünde tutularak kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanlarında bu Yönetmeliğin EK-2 Tablosunda belirtilen asgari standartlara ve alan büyüklüklerine uyulur. ..." hükmüne, "İmar planı değişiklikleri" başlıklı 26. maddesinde,
"(1)İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yararı amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır.
(2)İmar planlarında sosyal ve teknik altyapı hizmetlerinin iyileştirilmesi esastır. Yürürlükteki imar planlarında öngörülen sosyal ve teknik altyapı standartlarını düşüren plan değişikliği yapılamaz.
...
(4)Kat adedi veya bina yüksekliğini artıran imar planı değişiklikleri, yörenin yerleşim özellikleri, dokusu ve kimliği dikkate alınmak suretiyle, şehrin veya alanın yakın çevresinin silüeti, yapıların güneşe göre cephesi ve yönlenmesi özelliklerini olumsuz yönde etkilememesi esas alınarak yapılır.
(5)İmar planında verilmiş olan inşaat emsalinin, kat adedinin, ifraz şartlarının değiştirilmesi sonucu nüfus yoğunluğunun artırılmasına dair imar planı değişikliklerinde:
a) Artan nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik altyapı alanları standartlara uygun olarak plan değişikliğine konu alana hizmet vermek üzere ayrılır.
...
(7)Yoğunluk artıran veya kentsel ulaşım sistemini etkileyen imar plan değişikliklerinde, kentsel teknik altyapıya yönelik etkilerin belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması amacıyla ayrıca kentsel teknik altyapı etki değerlendirmesi raporu, analizi hazırlanır veya hazırlatılır." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
3194 sayılı Kanun'un 9. ve Ek 3. maddelerinde yer alan düzenlemeler uyarınca, özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş alınmak suretiyle çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak her ölçekteki imar planı değişikliklerini yapmak, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının yetkisinde olup, bu yetkinin kullanımında planlama usul ve esasları yönünden Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ayrıksı bir yetki tanınmamıştır. Başka bir deyişle adı geçen idare yönünden de imar mevzuatı ile belirlenen planlama usul ve esaslarına uyma zorunluluğu bulunmaktadır.
Öte yandan, 4046 sayılı Kanun'un 1. maddesinde belirtilen amaç doğrultusunda özelleştirme kapsam ve programına alındıktan sonra planlamaya tabi tutulan taşınmazlara bakıldığında, bunların temel özelliğinin birbirinden farklı bölgelerde yer alan ve sınırlı sayıdaki parselleri içeren taşınmazlar olduğu, bu taşınmazların bazen özelleştirme uygulamaları gereği tek başına satışa ya da devre konu edildikleri ve bu durumun bir sonucu olarak planlamanın da zorunlu olarak bu sınırlı sayıdaki taşınmaza yönelik olarak bazen parsel bazında gerçekleştirildiği görülmektedir. Hal böyle olunca parsel bazında gerçekleştirilen plan değişikliklerinin yargısal denetimi yapılırken, 3194 sayılı Kanun'un ilgili maddelerinin yanı sıra, 4046 sayılı Kanun'da gösterilen amaç ve planlamaya konu taşınmazların bu şekilde özelleştirilmesi ya da değerlendirilmesi yolundaki özelleştirme uygulamasına ilişkin gereklilik ve zorunluluğun da göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta, daha önce verilen yargı kararına dayalı olarak, özelleştirme kapsamında yer alan dava konusu parsel ile sınırlı bir alana ilişkin imar planı değişikliğine gidildiğinden, yapılan plan değişikliğinin yargısal denetiminde, yargı kararı ile, planlama ilkeleri açısından yukarıda belirtilen hususlar birlikte dikkate alınmalıdır.
Taşınmaza ilişkin daha önce 2017 yılından onaylanan 1/5.000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1.000 ölçekli Uygulama İmar Planı değişikliğinin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Altıncı Dairesince davanın reddi yolunda verilen karar, Kurulumuzun E:2020/1392 K:2020/1385 sayılı kararı ile, "Dosyada bulunan plan açıklama raporunun incelenmesi ile bilirkişi raporundaki tespitler değerlendirildiğinde, söz konusu imar planları ile getirilen kullanım kararı sonucu, gelecekte bu alanda yaşaması öngörülen nüfusun ihtiyacı olan donatı alanlarının neler olduğu, plan bütünü içerisinde dava konusu planlar ile öngörülen nüfusa yeterli donatı standartlarının bulunup bulunmadığı, aynı şekilde parsel içerisinde getirilen sosyal ve teknik donatı alanlarının mevzuat ile öngörülen standartlara uygun olarak ayrılıp ayrılmadığı ve ulaşım altyapısının yeterli olup olmadığı hususlarında herhangi bir çalışma ya da analizin yapılmadığı anlaşılmaktadır.
...
Öte yandan, alandaki genel planlama konusunda yetkili olan davacı ... Belediye Başkanlığı'nın davalı idareye gönderdiği ...tarih ve ... sayılı yazısında, ... ilindeki nüfus artış hızının ülke ortalamasının üstünde olduğu, ancak imar planları ile oluşan nüfus yoğunluğu artışı için gerekli sosyal ve teknik altyapı ihtiyacının önerilmediği belirtilmektedir.
Bu doğrultuda, dava konusu imar planları ile alanda getirilen nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik donatı alanı miktarının mevzuat ile öngörülen standartlara uygun olup olmadığının değerlendirilmesi, alanda bu ihtiyacın karşılanması mümkün ise sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılması, mümkün değil ise nerede ve nasıl karşılanacağına ilişkin araştırma ve analizlerin yapılması sonucunda dava konusu imar planlarının hazırlanması gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin onaylanan söz konusu imar planlarının, çevre imar bütünlüğünü bozmayacak nitelikte olduğundan söz edilebilmesine bu haliyle olanak bulunmamaktadır." gerekçesiyle bozularak dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Görülmekte olan davada, Daire tarafından mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda;
"Davaya konu plan değişikliği işlemleri, önerilen kullanım kararları açısından üst ölçekli plan olan 1/100.000 ölçekli Adıyaman-Şanlıurfa-Diyarbakır Çevre Düzeni Planına aykırılık teşkil etmemektedir. Ancak 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile önerilen konut alanı büyüklüğü ve yapılaşma koşulları uyarınca oluşacak nüfus yoğunluğu 1/5.000 ölçekli nazım imar planında bu bölge için belirlenen nüfus yoğunluğunun üzerindedir ve bu yönüyle anılan üst ölçekli plana aykırılık taşımakta ve planların kademeli birlikteliği ilkesi sağlanamamaktadır.
...
Davaya konu taşınmazda öngörülen yapılaşma koşulları çevrede öngörülenler ile farklılaşmasa da konut alanı olarak ayrılan alanların içerisinde kaç konut parseli yer alacağı, konutların büyüklüğü, bağımsız bölüm sayısı gibi koşulların birinin dahi plan açıklama raporunda ya da plan notlarında tarif edilmemiş olması ve nüfus öngörüsünün bulunmaması nedeniyle çevre ve imar bütünlüğüyle tutarlı olmayan bir yaklaşım söz konusudur.
Dava konusu plan değişikliği sürecinde, sağlık hizmeti sunumunu sağlayacak bir plan öngörüsünün bulunması ilk plan değişikliği ile karşılaştırıldığında olumlu değerlendirilmektedir. Ancak, bu alanın mahalle genelindeki sağlık hizmetlerinin mevcut/planlı kapasitesiyle karşılaştırlarak planlama yapılması gerekmektedir. Bu değerlendirmenin plan araştırma raporunda ve plan açıklama raporunda yer almaması önemli bir eksikliktir.
Bu doğrultuda, yer seçimi açısından konu ele alındığında da alanın konut alanı olarak planlanmasında yapılan önerinin yer seçimi açısından üst ölçekli plan doğrultusunda bir sorun görülmese de sağlık tesis alanının küçültülmesinde mevcut ve planlı kapasiteye ilişkin hesaplamalar yapılmadan bu işlem yapıldığı için bunun doğru bir planlama yaklaşımı olmadığı değerlendirilmektedir.
...
İmar planlarının kademeli birlikteliği ilkesi kapsamında bahsedilmesi gereken bir konu ise dava konusu 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği işlemlerinin kendi içerisinde nüfus yoğunluğu açısından tutarsızlık sergilemesidir.... 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı, gelişme konut alanında yoğunluğu 251-400 kişi/ha olarak belirlemektedir. Ancak hem 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında verilen konut parsellerinin yüzölçümü ve yapılaşma koşulları hem de savunmanın dilekçesinde sunulan bilgilerden bu öngörünün aşıldığı ve yoğunluğun 400 kişi/ha'ın üzerinde olduğu anlaşılmaktadır. Savunmanın dilekçesinde verilen bilgilere göre alanda 2953 kişilik ek nüfus öngörülmektedir. Konut alanı 5,48 hektardır. Bu durumda yoğunluk yaklaşık 540 kişi/ha olarak hesaplanmaktadır. Diğer yandan, 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı'nın sunduğu yapılaşma koşulları ve parsel alanı büyüklüğü doğrultusunda, davaya konu taşınmazın konut alanı olarak ayrılan 26.796 m2'lik ve 28.091 m2'lik bölümlerinin minimum 1000 m2'lik ifraz koşulları doğrultusunda parsellere ayrılması durumunda bu alanlarda kaba bir hesapla 750 civarında konut birimi üretilmesi mümkün olabilmektedir.
Planın kabul ettiği ortatama hane büyüklüğü 5,38 kişidir, bu doğrultuda hesaplanırsa ek nüfusun 4000 kişiye kadar ulaşabileceği anlaşılmaktadır. Bu da yoğunluğun 730 kişi/ha düzeyine ulaşması anlamına gelir ki dava konusu planlardan 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının kendinden üst kademede yer alan 1/5000 ölçekli Nazım Imar Planına uyumsuzluğunun bir göstergesidir. Burada sunulan yoğunluk hesabı takip eden bölümde detaylandırılmaktadır.
...
Plan değişikliği işlemi ile getirilen ilave nüfusun gereksinimi olan yeterli yeşil alanın davaya konu plan değişikliğinde ayrılmamış olduğu görülmektedir. Öte yandan, ilave nüfus nedeniyle mahallede eğitim, sağlık, sosyo-kültürel tesis alanı ve ibadet alanı yönünden sosyal donatı dengesinin değişmesi kaçınılmazdır. Bu yönde değerlendirmelerin ve mevcut durumun yeterliliğine ilişkin analizlerin plan değişikliği işleminde dikkate alınmamış olması önemli eksikliklerdir.
...
Davaya konu plan değişikliği işlemleri kapsamında alana 12 metre genişliğinde 3 yeni taşıt yolu ilave edilmiştir. Yukarıda verilen hesaplara göre konut alanında yaklaşık 750 konut birimi yapılması olanaklıdır. Bu durumda konut parselleri içerisinde konut alanlarına yönelik olarak otopark da yapılacağı anlaşılmaktadır. Her ailede araç sahipliği olmayabilir; ancak hane başına bir addetten fazla araç sahipliği görülmesi de olasıdır. Bu durumda konut alanında sabah ve akşam zirve saatlerinde 750 civarında aracın çıkış-giriş yapması beklenebilecektir. Bu da ciddi bir trafik yoğunluğu gözleneceği anlamına gelmektedir. Konut alanının yanı sıra sağlık ve eğitim alanları da az da olsa ilave araç yoğunluğuna yol açacaktır. Hem otopark alanı gereksinimi için hem de trafik yükünün etkileri için kapsamlı bir değerlendirmenin Plan Açıklama Raporunda bulunması gerekmektedir. Ancak bu türden bir analiz ve değerlendirmeye ne Plan Araştırma Raporunda ne de Plan Açıklama Raporunda yer verilmemiştir.
...
Plan değişikliği kararları ve değiştirilen (kaldırılan ve yeni getirilen) kullanımlar incelendiğinde, mahalle genelinde dolaşım sistemine ve erişilebilirliğe etki eden önemli değişikliklerin söz konusu olmadığı görülmektedir. Bununla beraber plan değişikliği işlemi ile konut parsellerinin içerişinde yeni taşıt yollarının planlanmamış olması taşıtla erişim gerekleri açısından yetersiz kalabilecek bir ulaşım öngörüsüne işaret etmektedir. Taşıt sistemi ve dolaşımı açısından plandaki ulaşım şeması yetersiz kalmaktadır.
Plan değişikliği kararları ile alanının kuzeydoğu yönünde bir 'artık alan' yaratılmakta, oluşturulan bu tanımsız alan mevcut 1/5000 ölçekli anaylı planda işlevsiz bir alanın varlığına yol açmakta ve mevcut onaylı planda öngörülmüş olanı yol yarım kalmaktadır. Dolayısıyla çevre ve imar bütünlüğünü ciddı biçimde zedeleyeri bir işlem yapılmaktadır.
Sağlık Bakanlığı tarafından burada bu kullanıma gereksinim olmadığı yönünde bilgi verildiği ve “Sağlıkta Dönüşüm Programı” kapsamında kent genelinde sağlık alanlarının yer seçimine ilişkin bir başka planlama sureci devreye girdiği için, bu kullanımın buradaki konumunun yeniden değerlendirilmesi ve bir plan değişikliğinin yapılması planlama esaslarına aykırılık taşıyan bir yaklaşımı olarak değerlendirilmemektedir. Öte yandan, plan değişikliği yapılırken buradaki mahallenin bir yaşam alanı olarak kendi içindeki bütünlüğü ve gereksinim duyduğu donatı alanlarının azalmadan sürdürülmesi de son derece önemli planlama konularıdır. Bu mahallede hiçbir sağlık tesisine gereksinim olmadığı saptaması yapılması durumu söz konusu olsa bile burada bir konut bölgesi geliştirilmesi yönünde bir zorunluluk bulunmamaktadır. ..." yönünde görüş ve tespitlere yer verilmektedir.
Dosyanın, önceki yargı kararının ve bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; gelişme konut alanı kullanımı açısından, önceki plan değişikliğinde, gelecekte bu alanda yaşaması öngörülen nüfus yoğunluğu belirlenmemiş iken, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planında 251-400 kişi/ha olarak belirlenmiş ise de; plan açıklama raporunda, alanda yaşaması öngörülen kişi sayısının ortaya konulmadığı, savunma dilekçesinde, parselde yaklaşık 2953 kişi yaşayacağının beyan edildiği, ancak bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, konut alanı belirlenen kısmın büyüklüğü (5,48 ha) ile davalı idarelerce beyan edilen kişi sayısı oranlandığında, nüfus yoğunluğunun yaklaşık 540 ki/ha olarak ortaya çıktığı, bu durumun, 1/5000 ölçekli nazım imar planında belirlenen (251-400 ki/ha) oranın üzerinde olduğu, diğer yandan, 1/1000 ölçekli uygulama imar planında belirlenen minimum parsel büyüklüğü (1000 m2) ile ayrık nizam 5 kat, TAKS=0.30, KAKS=1.50 şeklindeki yapılaşma koşulları (çevre-imar bütünlüğüne uygun olduğu anlaşılmaktadır) birlikte değerlendirildiğinde de, toplam büyüklüğü 54.888 m2 olan konut parsellerinin ifrazı ile alanda yaklaşık 54 konut parselinin ve yapılaşma koşulları uyarınca kaba bir hesapla 750 konut üretiminin mümkün olabileceği, TÜİK verilerine göre Şanlıurfa ilinde ortalama hane büyüklüğü 5,38 kişi olarak kabul edildiğinden, bu doğrultuda hesap yapıldığında, alana gelecek ek nüfusun 4000 kişiye (750 konut x 5,8) kadar ulaşabileceği, halbuki, diğer dava konusu olan 1/5000 ölçekli nazım imar planında belirlenen 251-400 kişi/ha yoğunluk uyarınca alana gelmesi öngörülen ek nüfusun 1375-2191 kişi arasında olması gerektiği bilirkişilerce tespit edildiğinden, uygulama imar planı ile nazım imar planı arasında bu uyumsuzluğun, 1/1000 ölçekli uygulama imar planını planlama hiyerarşisine aykırı hale getirdiği, bununla birlikte, hem nazım hem de uygulama imar planı yönünden mevzuata ilişkin esas aykırılığın, bilirkişilerce ortaya konulan yukarıdaki hesaplama/hususların, dava konusu işleme ilişkin plan açıklama ve araştırma raporunda yer alması gerekirken yer almamasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla, hem alanda yaşaması öngörülen nüfusa, hem de bu nüfusun gereksinimi olan sosyal donatı alanları hakkında plan araştırma/açıklama raporunda herhangi bir bilgiye yer verilmediği gibi yeni kullanımın getireceği nüfusun ihtiyacı olan sosyal donatı alanlarının, standartlara uygun olarak ayrılıp ayrılmadığı ve ulaşım altyapısının yeterli olup olmadığı hususlarında herhangi bir çalışma ya da analiz yapılmayan plan raporları, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 9. ve 26. maddelerine aykırılık teşkil etmektedir.
Her ne kadar davalılarca, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin Ek2 Tablosu'nda yer alan Sosyal ve Teknik Altyapı Alanlarına İlişkin Standartlar göz önünde bulundurularak 500 m yarıçaplı alanda yer alan sosyal donatı alanlarının gösterildiği ve taşınmazın %45'87'lik kısmının sosyal ve teknik altyapı alanına ayrıldığı belirtilmekte ise de, mevzuat ile öngörülen standartlara uygun ölçekli imar planı ile 1/5000 ölçekli nazım imar planı arasındaki uyumsuzluğun giderilmesi ve açıklama raporunda hesap edilmesi ile mümkün olduğu açıktır.
Kaldı ki; bilirkişi raporunda da ifade edildiği üzere, savunma dilekçesinde beyan edilen 2953 kişilik ek nüfus varsayımı kabul edildiğinde dahi, parselde belirlenen park kullanımı açısından kişi başı 10 m2 yeşil alan ayrılması zorunlu olduğundan (park alanı kullanımı, sosyal donatılardan yalnızca biridir), alanda 29.530,00 m2 yeşil alan ihtiyacı ortaya çıkmasına karşın, parsel içerisinde ayrılan yeşil alan kullanımının 15.079,39 m2 olduğu dikkate alındığında, ayrılan yeşil alan büyüklüğünün Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'ne uymadığı da görülmektedir.
Uyuşmazlık bu çerçevede değerlendirildiğinde, alanda ortalama öngörülen kişi sayısının hesap edilmesi; buna göre ilgili kuruluşlardan gerekli görüşler alınarak, bu nüfusun ihtiyacı olan sosyal donatı alanı miktarının mevzuat ile öngörülen standartlara uygun olup olmadığının değerlendirilmesi, alanda bu ihtiyacın karşılanması mümkün ise sosyal donatıların ayrılması, mümkün değil ise nerede ve nasıl karşılanacağına ilişkin araştırma ve analizlerin yapılması sonucunda dava konusu imar planlarının hazırlanması, alanda yoğunluğu artıran ve kentsel ulaşım sistemini etkileyen nitelikteki imar planında, kentsel teknik altyapıya yönelik etkilerin belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması amacıyla, ayrıca kentsel teknik altyapı etki değerlendirmesi raporunun ve analizinin hazırlanması/hazırlattırılması gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin onaylanan söz konusu imar planlarının, çevre imar bütünlüğünü bozmayacak nitelikte olduğundan ve önceki yargı kararının gereklerinin yerine getirildiğinden söz edilebilmesine bu haliyle olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, dava konusu imar planlarında hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 09/01/2025 tarih ve E:2021/6317, K:2025/143 sayılı kararının BOZULMASINA,
3.Dava konusu işlemin İPTALİNE,
4.Aşağıda dökümüne yer verilen ...-TL yargılama gideri ile karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekalet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
5.Danıştay Başkanlığı tarafından yatırılan keşif ve bilirkişi incelemesi gideri olan ...-TL'nin davalılardan alınarak Danıştay Başkanlığına verilmesine, bu kısmın tahsili için kararın bir örneğinin Danıştay Altıncı Dairesince Danıştay Başkanlığı Genel Sekreterliğine (İdari İşler Müdürlüğü) tebliğine,
6.Posta gideri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
7.Davaya müdahil olma talebi Danıştay Altıncı Dairesince reddedilen ... Belediye Başkanlığınca yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan ...-TL yürütmenin durdurulması harcı ile posta gideri avansından artan tutarın anılan Belediyeye iadesine,
8.Dosyanın Danıştay Altıncı Dairesine gönderilmesine,
9.Kesin olarak, 21/05/2025 tarihinde usulde ve esasta oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.