Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2025/609
2025/1675
17 Eylül 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2025/609
Karar No : 2025/1675
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: ... Üniversitesi ... Fakültesinde uzman kadrosunda görev yapmakta olan davacı tarafından, hakkında başlatılan disiplin soruşturması kapsamında düzenlenen ... tarihli soruşturma raporu ile getirilen teklif üzerine, "amire, iş arkadaşlarına, personeline, hizmetten yararlananlara veya öğrencilerine fiili saldırıda veya cinsel tacizde bulunmak" fiili nedeniyle 2547 sayılı Kanun'un 53/b-6-b maddesi uyarınca "kamu görevinden çıkarma cezası" ile cezalandırılmasına ilişkin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulu tarafından tesis edilen ... tarih ve ... karar sayılı işlemin iptali ile özlük ve parasal haklarının yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla,
Dosya kapsamında mevcut soruşturma raporu ve eki ifade/bilgi alma tutanakları ve tüm dosya kapsamıyla "amire, iş arkadaşlarına, personeline, hizmetten yararlananlara veya öğrencilerine fiili saldırıda veya cinsel tacizde bulunmak" filinin sübuta erdiği anlaşılmakla davacının eylemine uyan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53/b-6-b maddesi uyarınca "kamu görevinden çıkarma cezası" ile cezalandırılmasına yönelik Artuklu Üniversitesi Rektörlüğü tarafından getirilen teklifin mezkur Kanun'un 53/Ç-c maddesi uyarınca kabulüne ilişkin Yüksek Disiplin Kurulu tarafından tesis edilen dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı; öte yandan, dava konusu işlemin, hukuka ve mevzuata uygun olduğu sonucuna varıldığından, davacının parasal ve özlük hak talebinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla,
Soruşturma dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, uzman kadrosunda görev yapan davacıya isnat edilen cinsel taciz boyutuna giren davranışlarla ilgili olarak, adli yargıda açılmış bir soruşturma ya da kamu davasının bulunmaması, davacıya isnat edilen eylemlerle ilgili soruşturma açılmasına sebep olan şikayet dilekçelerini veren öğrencilerin sonradan şikayetlerinden vazgeçmiş olmaları, ifadesine başvurulan öğrencilerin bazılarının ifadelerinde davacıya isnat edilen fiilleri doğruladığı görülmekle birlikte, bazı öğrencilerin isnat edilen fiilleri doğrulamadığı görüldüğünden, davacıya isnat edilen eylemlerin her türlü şüpheden uzak, kesin, somut delillerle ortaya konulamadığının kabulü gerektiği, bu nedenle de davacıya isnat edilen "amire, iş arkadaşlarına, personeline, hizmetten yararlananlara veya öğrencilerine fiili saldırıda veya cinsel tacizde bulunmak" fiilinin olayda sabit olduğundan bahsedilemeyeceği sonucuna ulaşıldığı, dava konusu işlemde ve davanın reddine yönelik idare mahkemesi kararında hukuka uyarlık görülmediği; öte yandan, Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca, hukuka aykırılığı saptanan işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının dava açma tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile başvuruya konu mahkeme kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, tazminat isteminin kabulü ile işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının dava açma tarihi olan 05/12/2017 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 26/03/2024 tarih ve E:2020/4083, K:2024/1812 sayılı kararıyla,
Dosya kapsamında mevcut soruşturma raporu ve birçok öğrenciden alınan ifade/bilgi alma tutanakları ve tüm dosya kapsamıyla "amire, iş arkadaşlarına, personeline, hizmetten yararlananlara veya öğrencilerine fiili saldırıda veya cinsel tacizde bulunmak" filinin sübuta erdiği anlaşılmakla, davacının eylemine uyan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53/b-6-b maddesi uyarınca "kamu görevinden çıkarma cezası" ile cezalandırılmasına yönelik dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu, davacının parasal ve özlük hak talebinin de yerinde olmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, istinaf başvurusunun kabulü ve başvuruya konu mahkeme kararının kaldırılması, dava konusu işlemin iptali, tazminat isteminin kabulü ile işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının dava açma tarihi olan 05/12/2017 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, soruşturma dosyası ile sabit olduğu üzere birçok öğrencinin, davacı hakkında isnat edilen fiillerin sübuta erdiği yönünde kuvvetli beyanlarda bulunduğu; olayda öğrencilerin sınıf değiştirmek zorunda bırakılmasına kadar varacak rahatsızlıkları ve artarak devam eden şikayetleri gereğince, sorumlu ve duyarlı her idari makam gibi davranıldığı; üç öğrencinin sonradan, birbirinden farklı gerekçelerle şikayetten vazgeçme şeklinde bir irade ortaya koydukları görülmekle birlikte, her üç şikayet dilekçesinde de davacının üzerine atılı eylemleri gerçekleştirmediğine ilişkin bir beyana yer verilmediği; bu gibi olaylarda öğrencilerin şikayetlerinden vazgeçme gerekçelerinin de göz önünde bulundurulmasının hukuki bir gereklilik olduğu; dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun olarak tesis edildiği; dava konusu işlemin tesisinde ... Üniversitesinin dahli ve teklifi olduğu gibi, dava neticesinde verilecek kararın ... Üniversitesini de doğrudan etkileyecek nitelikte olduğu belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, ısrar kararının hukuka ve usule uygun bulunduğu, davalı idare tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebeplerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı, ... Üniversitesi ... Fakültesi bünyesinde ... olarak görev yapmakta olup Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürlüğünde yabancı dil dersi vermek üzere görevlendirilmiştir.
Davacı hakkında öğrencilerin şikayet dilekçeleri vermesi üzerine disiplin soruşturması başlatılmıştır.
Soruşturma raporu ile getirilen teklif üzerine davacının disiplin cezası ile cezalandırılmasına yönelik dava konusu işlem tesis edilmiştir.
Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 4. maddesinde, yükseköğretimin amaçlarından birisinin de öğrencilerini "Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini taşıyan, Türk olmanın şeref ve mutluluğunu duyan", "beden, zihin, ruh, ahlak ve duygu bakımından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş" vatandaşlar olarak yetiştirmek olduğu belirtilmiştir.
Kanun'un 53/b-6 maddesinin (b) alt bendinde amire, iş arkadaşlarına, personeline, hizmetten yararlananlara veya öğrencilerine fiili saldırıda veya cinsel tacizde bulunmak; (c) alt bendinde de, kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak fiilleri kamu görevinden çıkarma cezası gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.
Kanun'un 53/D maddesinin 5. fıkrasında, "Bu Kanunda sayılan ve disiplin cezası verilmesini gerektiren fiillere nitelik ve ağırlıkları itibarıyla benzer fiilleri işleyenlere de hangi disiplin fiiline benzediği belirtilerek aynı türden disiplin cezaları verilir." kuralı bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
... Üniversitesinde öğrenim gören üç kız öğrenci, ... tarihinde, anılan Üniversite Rektörlüğüne şikayet dilekçeleri vermişlerdir.
... isimli öğrenci tarafından verilen ve el yazısıyla yazılmış olan şikayet dilekçesinde, "... ... isimli hocasının bize karşı yapılan yanlış hareketinden dolayı şikayet etmek istiyorum. Sınıftayken benden dersle ilgili olarak numaramı istedi, linki attıktan sonra bana beni sevdiğini, beni özlediğini söyledi, seni kimse keşfetmemiş, ben seni keşfedeceğim, seninle başbaşa yemeğe gidelim, sen çok özel birisin benim için, seni Diyarbakır'a Mersin'e götürecem, ben senin hocanım ister öperim ister sarılırım, akşam benimle dışarı çık, benim odama yalnız gel, gece yarısı mesaj atma, arama, rahatsız etme, çok sessiz ve efendi olduğun için ilgimi çekiyosun, görünce pis bakışlar atma ve baştan aşağı süzmesi, el temasında bulunması, yüzük takması zorla, çok güzelsin seni seviyorum demesi, konuşurken dokunması, yanımda rahat ol demesi, sana mesaj attığımdan veya aradığımdan hocalarının ve arkadaşlarının haberi olmasın demesi, taciz etmesi gibi davranışlar sergilenmektedir ..." şeklindeki hususlar belirtilerek gereğinin yapılması talep edilmiştir.
... isimli öğrenci tarafından verilen ve el yazısıyla yazılmış olan şikayet dilekçesinde, "... ... isimli hocadan öğrencilere karşı bulunan tavırlarından dolayı şikayetçiyim, hocanın öğrencilere karşı rahatsız edici davranışları aşağıdaki gibidir. öğrencileri bakışları ile taciz etme, çok fazla yakın temasta bulunma, öğrencilerin elini tutmaya çalışma, saç okşama, en ufak bişeyde öğrenciyi odaya çağırma, gece aramalar ve mesaj atmalar, öğrenciye özel hisler beslediğini söyleme, mimikleri ile tacizci davranışlarda bulunma, ben hocayım öğrenciye istediğin gibi davranırım havasında bulunma, öğrenciye yemek davetlerinde bulunma ... hocanın ne derslerimde ne de okulda devam etmesini istemiyorum. Gereğinin yapılmasını arz ederim" denilmiştir.
... isimli öğrenci tarafından tarafından verilen ve el yazısıyla yazılmış olan şikayet dilekçesi ise, "... ... isimli öğretim görevlisinin hal ve hareketlerinden ötürü rahatsızlığımı dile getirmek isterim ... özellikle kız öğrencilere olan yaklaşımı ciddi rahatsızlık vermektedir ... koridorda yürürken karşılaşınca gözbebeklerimin içine bakıp dudağını ısırıyor, özel hatlarıma bakıp dikkatimi dağıtıyor, buda beni rahatsız ediyor ... bana, biliyormusun ben zayıf kızları pek sevmem, kadın dediğin biraz etli butlu olmalı, tuttuğunda eline dolu dolu gelmeli diye ... bir söylemde bulunmuştu, ... evli olmasına rağmen bekar olduğunu beyan etmişti, ... artık kendisini gördüğüm yerde yolumu değiştiriyordum ... Gereğini arz ederim..." şeklindedir.
Bu dilekçeler üzerine, davacı hakkında başlatılan disiplin soruşturması kapsamında alınan ifadelerde;
Okutmanlardan ... ifadesinde, öğrenciler durumu kendisine bildirdiğinde, beraber yüksekokul müdür yardımcısı ...'nın odasına gittiklerini, öğrencilerden ...'nin kendilerine davacının gönderdiği "I miss you" (seni özledim) mesajını gösterdiğini, hocanın geç saatlerde aradığını, bundan rahatsız olduğunu söylediğini, sınıfta kız öğrencilerin masalarına oturduğunu, yanaklarından makas almaya çalıştığını, ellerini tutmaya çalıştığını ve bunun gibi durumları anlattıklarını, ...'nın bundan sonraki konuşmaları kayıt altına almalarını istediğini, durumu yüksekokul müdürüne ileteceğini, gerekirse bu öğrencilerin gelecek dönemde davacının sınıfına verilmeyeceğini söylediğini, konunun kapandığını, bu öğrencilerin şikayet dilekçeleri verdiklerini daha sonra öğrendiğini belirtmiştir.
Yüksekokul müdür yardımcısı ... ifadesinde, şikayetçi öğrenciler ile okutman ...'nin odasına geldiğini, Whatsapp ile yazdıklarını gösterdiğini, ...'ye ses kaydedici bir programı telefonuna nasıl yükleneceğini gösterdiğini, daha sonra Müdüre, ... konusunda öğrencilerin sıkıntıları olduğunu söylediğini belirtmiştir.
Öğrenci ...'nin ifadesinde, "... dersime girmiştir, sınıfta ders esnasında elimi tuttu, ben de sınıf ortamında olduğum için sadece elimi çekebildim, başka bir tepki veremedim, iş dolayısıyla numaramı istedi ben de verdim, akşam görüşme yapmak istediğini söyledi ben de bunun doğru olmayacağını düşünerek görüşmeye gitmedim, ayrıca çok yakın arkadaşım olan ...'ye karşı rahatsız edici davranışlarının olduğunu biliyorum, zamanı tam olarak hatırlayamıyorum fakat ... hoca ...'ye birşey sormak için yaklaşmış ve elini ...'nin beline koymuş ... bunun üzerine hocayı terslemiş, daha önce bu gibi şeyler de duydum." şeklindeki beyanı,
Öğrenci S.O.'nun ifadesinde, "... benim speaking dersi hocamdı. Benim yakın arkadaşıma yakın temaslarda bulunmaya çalışıyordu, hatta bir keresinde arkadaşım bunun için ağlamıştı ... İngilizce 'şu an çok mutluyum yanımda iki tane çok hoş bayan var' diye ... bir çok şey. Çok utanmıştım ... Aynı arkadaşımın parmağına yüzük takmaya kalktı..." şeklindeki beyanı,
Öğrenci ...'nin ifadesinde, "... geçen dönem dersimize girdi, beni rahatsız edecek davranışlarda bulunmadı ama arkadaşlarımı rahatsız edecek davranışlarda bulundu, bazı davranışlarını görmüştüm, sınıftaki bayan arkadaşlara karşı ayrı bir ilgi ve sürekli bir bayan arkadaşa dokunma ya da onu tahrik edip rahatsız edecek durumlarda bulunması, sözlü olarak söylediği İngilizce kelimeleri diğer arkadaşlarımın kulağına fısıldaması, kimi zaman sınıfta cinsel organına dokunması ve bayan arkadaşlarımı baştan aşağı süzüp gözleriyle rahatsız etmesi, sosyal medyadan mesaj atıp yazılı olarak rahatsız edebilecek cümleler kullanması gibi bir çok durumlar duydum ve bazılarına da şahit oldum." şeklindeki beyanı,
Öğrenci ...'nin ifadesinde, "... ... hocanın sınıfta sergilediği davranışların bir öğrenci öğretmen ilişkisi dışına çıktığını farkettim, fiziksel bir temas olmasa da gözleriyle ve sözleriyle ben dahil diğer arkadaşlarımı rahatsız ettiğinin farkındaydım, bir öğretim üyesine yakışmayacak davranışlar sergiliyordu." şeklindeki ifade ve beyanların yer aldığı görülmektedir.
Disiplin soruşturması kapsamında davacıdan alınan 23/03/2017 tarihli ifadede ise, "I miss you" mesajını, "you" ifadesi aynı zamanda "siz" anlamına da geldiğinden bütün öğrencilerini özlediğini belirtmek için attığı, küçük kızının telefonla oynadığından farkında olmadan gece saatlerinde arama yapmış olabileceği, kendisinin kimseyi aramadığı, konuşmada sıkıntı çeken utangaç öğrencilere "yanımda rahat ol" dediği, yine çekingen bir öğrencisine yarıyıl tatilinde ödev verdiği için "merhaba", "nasılsın" diye mesaj attığı, cevap gelmeyince bir daha mesaj atmadığı, sorunu olan veya ek ödev almak isteyen öğrencilere "odama gelin" dediği, ancak yalnız gelmeleri yönünde ifadesi olmadığı, diğer iddiaların ise hiçbirini kabul etmediği, ifadesi alınan öğrencilere "ifadeniz gizli kalacak" vaadiyle gerçek dışı beyanların alındığı, ilerde tüm dosya içeriğinin açıklanacağı ve ifade verenlerin yüzüne karşı bu ifadelerini tekrar vereceği belirtilmektedir. Davacı, savunmasında da, isnad edilen fiilleri reddederek bir iftira ve komploya maruz kaldığını savunmaktadır.
... tarafından verilen 23/03/2017 tarihli şikayetten vazgeçme dilekçesinde, "... ... ile ilgili verdiğim dilekçeden sonra ailemle büyük bir çatışma yaşamakta ve okulu bırakacak duruma geldim. Bu olaydan sonra psikolojik rahatsızlık yaşayıp kendimi derslere verememekteyim. Dolayısıyla ... ile ilgili verdiğim dilekçenin işlemden çıkarılmasını ve ismimin bu konuyla ilgili hiçbir şekilde geçmesini istemiyorum" beyanına yer verilmiştir ve bu dilekçe de el yazısıyla yazılmıştır.
... tarafından verilen 20/04/2017 tarihli şikayetten vazgeçme dilekçesinde ise, "... Daha önce yüksekokulumuzda görev yapan hocamız ... ile ilgili vermiş olduğum şikayet dilekçemi, adı geçen şahsın ismimi ve telefon numaramı bir şekilde öğrenerek sürekli bana ve aileme ulaşmaya çalışması sebebiyle duyduğum endişe nedeniyle geri çekmek istiyorum" beyanına yer verildiği görülmektedir.
..., 22/03/2017 tarihli el yazılı, şikayetten vazgeçme dilekçesi ile "... yönetimden çağrılarak bize dilekçe yazmamız ve altına imza atmamız söylendi ama şikayet dilekçesi yazmadım, sadece önceden hazırlanan dilekçenin altına tam olarak okumadan imza attım, Ben hocamızdan hiçbir surette şikayetçi veya yakınan değilim. Böyle bir husus var idiyse de bu şikayetimden vazgeçiyorum" şeklinde beyan vermiştir.
Akabinde 20/04/2017 tarihli ve el yazılı dilekçesi ile "... Rektörlüğünüze hitaben yazmış olduğum 22/03/2017 tarihli dilekçemde ... hocamız hakkında şikayet dilekçesi vermediğimi, hocamızdan hiçbir surette yakınan ve şikayetçi bir öğrenci olmadığımı belirtmiştim. Aldığım duyumlara göre, bana ve aileme tehdit ve baskılar olduğu için şikayetimden vazgeçtiğim söylenmiştir. Bu güne kadar ne ben ne de ailem herhangi bir şekilde hiç kimseden ne bir baskı gördüm ne de bir tehdit aldım. Ayrıca hiç kimsenin tehdit ve baskılarından da korkmuyorum. 22/03/2017 tarihli dilekçemde belirttiğim ifadelerimi aynen tekrarlıyorum. ... hocamız hakkında şikayet dilekçesi vermediğim gibi hiç bir şekilde kendisinden şikayetçi değilim" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Buna göre, şikayet dilekçelerinin bizzat öğrenciler tarafından kaleme alınarak imzalandığı, şikayetçi öğrencilerin ifade tutanaklarında da şikayet dilekçelerinde yer alan olayları benzer şekilde aktardıkları; şikayetten vazgeçme dilekçeleri incelendiğinde, bunların isnad edilen fiilin sübuta ermediği yönünde olmadıkları, dilekçelerde davacının ailelere ulaşma çabasından bahsedildiği, yine ...'nin dilekçesinde "Aldığım duyumlara göre, bana ve aileme tehdit ve baskılar olduğu için şikayetimden vazgeçtiğim söylenmiştir. Bu güne kadar ne ben ne de ailem herhangi bir şekilde hiç kimseden ne bir baskı gördüm ne de bir tehdit aldım. Ayrıca hiç kimsenin tehdit ve baskılarından da korkmuyorum." denilerek baskı ve tehditten bahsedildiği görülmekle öğrencilerin üzerinde çeşitli baskı ve duygusal bakımdan endişe olduğu ve bunun etkisi altında şikayetlerinden vazgeçtikleri; ... tarafından, 22/03/2017 tarihli dilekçede "hazırlanan dilekçenin altına tam olarak okumadan imza attığı, hocadan şikayetçi olmadığı" belirtilerek şikayetten vazgeçilmiş ise de, 02/03/2017 tarihinde alınan ifadesinde şikayet dilekçesinde belirttiği iddiaları yinelediği ve ailesinin görmemesi için telefonuna gelen mesajları sildiğini belirttiği, bu nedenle önceden hazırlanan dilekçenin altına tam olarak okumadan imza attığı ve şikayetçi olmadığı hususuna itibar edilemeyeceği değerlendirilmiştir. Bu çerçevede, ... ve ... isimli öğrencilerin, şikayetten vazgeçme dilekçelerinde, "şikayet ederlerken, önceden hazırlanmış dilekçeleri imzaladıkları" şeklinde bir beyanda bulunmadıkları görülmektedir. Her üç öğrenci de, şikayetten vazgeçme dilekçelerinde, şikayet dilekçelerinde bahsettikleri fiillerin gerçekleşmediği ya da aktardıkları şekilde olmadığına ilişkin bir beyanda da bulunmamıştır.
Davacı tarafından isnad edilen fiillerle ilgisinin bulunmadığı ileri sürülmüş ise de; dosyada mevcut soruşturma raporu, birçok öğrenciden alınan birbiriyle uyumlu ifadeler ile tüm dosya kapsamıyla davacının fiilleri gerçekleştirdiği ve fiilin sübut bulduğu neticesine varılmıştır.
Soruşturma kapsamında alınan ifadelerde, bazı öğrencilerin "davacının rahatsız edici bir davranışıyla karşılaşmadıklarını, gayet neşeli ve güzel vakit geçirilen bir hoca olduğunu, sürekli ailesinden bahsettiğini" belirttikleri de görülmektedir. Bu çerçevede bazı öğrencilerin ifadeleri davacıya isnad edilen fiillerle karşılaşılmadığı yönünde ise de, bunlar, yukarıda davacının sabit görülen fiillerini ifade eden beyanları bertaraf edici nitelikte görülmemiştir. Kaldı ki, fiilin sübuta erdiğini ortaya koyan ifadeler arasında çelişki de bulunmamaktadır.
Öte yandan, ceza muhakemesi hukuku ve disiplin hukukunun farklı kural ve ilkelere tabi disiplinler olduğu göz önüne alındığında, davacı hakkında ceza soruşturması veya kovuşturmasının bulunmamasının, disiplin hukuku açısından göz önünde bulundurulmasının gerekmediği değerlendirilmiştir.
Davacının sübut bulduğu sonucuna varılan fiillerinin niteliğinin değerlendirilmesine gelince,
Anayasa Mahkemesinin 09/05/2014 tarih ve 28995 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 16/01/2014 tarih ve E:2013/110, K:2014/8 sayılı kararında, 2547 sayılı Kanun'un 53/b maddesinin 6-(c) bendi ile paralellik taşıyan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinin, Anayasa'ya aykırı olmadığına hükmedilmiş olup kararın gerekçesinde özetle; dava konusu kuralda belirsiz olduğu ileri sürülen “memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerin” tümünün önceden öngörülmesinin ve tespitinin olanaksız olduğu ve söz konusu hareketlerin tek tek ortaya konulmasının mümkün olmadığı, normun daha kesin ve açık bir düzenlemeye olanak tanımaması nedeniyle kullanıldığı anlaşıldığından, anılan kavramların kullanılmasında belirlilik ilkesine aykırılık bulunmadığı, fıkrada genel bir belirleme yapılmadığı, disiplin cezası gerektiren hareketlerin, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak derecede yüz kızartıcı ve utanç verici olması gerektiği düzenlenerek çerçevesinin çizildiği, kaldı ki, itiraz konusu kural dayanak alınarak tesis edilen idari işlemlere karşı yargı yolu açık olup belirsiz olduğu ileri sürülen kavramlar ve bu kavramların belirttiği hareketler yargı kararları yoluyla da somutlaştırıldığından, itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2, 38 ve 128. maddelerine aykırı olmadığı vurgulanmıştır.
Konuya ilişkin olarak Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02/07/1996 tarih ve E:1996/3-144, K:1996/171 sayılı kararında, "yüz kızartıcı suç"un, kanunlarda tanımlanmadığı ve tek tek sayılmadığı, toplumun yapısına göre zaman zaman değişikliğe uğrayan bu suçların tek tek sayılmasının olanaksız olduğu, "...gibi yüz kızartıcı suçlar" denildiğinde maddede sayılmamış olan diğer yüz kızartıcı suçların neler olduğunun kanunları uygulamakla görevli yargı organlarınca saptanacağı belirtilmiştir.
Buna göre yukarıda aktarılan yüksek yargı organları kararlarında da belirtildiği üzere, yüz kızartıcı suçların neler olduğu, kanunları uygulamakla görevli yargı organlarınca belirlenecektir. Bu değerlendirme yapılırken de işlenen suçun niteliği, oluş şekli ve ağırlığı göz önüne alınacaktır. Kurulumuzca idari soruşturmada elde edilen deliller doğrultusunda davacının fiillerinin, kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici olup olmadığı yönünden değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bunun dışında, 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesinin (b) fıkrasının 6. bendinin (c) alt bendi uyarınca ceza verilebilmesi için, fiilin mutlaka ceza hukuku anlamında yüz kızartıcı suç olması gerekmemektedir. 2547 sayılı Kanun'un anılan maddesi ile kamu görevinden çıkarma için aranan ölçüt, kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartı
cı hareketlerde bulunmaktır. Bu bentte belirtilen yüz kızartıcı hareketlerin sınırı kamu hizmeti ve öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede olmasıdır.
Yükseköğretim kurumunda ders veren ve yükseköğretimin asli personel unsurunu oluşturan kişilere toplumun güven duyması, bireylerin yükseköğretime olan
güven ve inancını sağlayacak, bu hizmetin gerekli saygınlığı yitirmiş personel eliyle yürütülmesi ise bireylerin güven duygularının sarsılmasına neden olabilecektir.
Öte yandan, 2547 sayılı Kanun'un 4. maddesinde sayılan pek çok amacın yanında yükseköğretimin bir amacının da öğrencilerini Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini taşıyan, beden, zihin, ruh, ahlak ve duygu bakımından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş vatandaşlar olarak yetiştirmek olduğu belirtilmiştir.
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerden, davacının şikayetçi öğrencilerin derslerine girdiği, bu bağlamda davacı ile şikayetçi öğrenciler arasında öğretmen-öğrenci ilişkisi bulunduğu ve konumu itibarıyla öğrenci üzerinde kullanabileceği yetkileri haiz olduğu; davacı hakkında yürütülen idari soruşturma sürecinde elde edilen verilerden ise, davacı ile öğrencileri arasında olması gereken "öğretmen-öğrenci" ilişkisi boyutunu aşan, rahatsız ve tedirgin edici nitelikte, kız öğrencilere karşı öğrenim ortamı içerisinde normal kabul edilemeyecek seviyede ayrı bir tavır, yaklaşım ve ilgi gösterme, sözleri, mimik ve bakışlarıyla rahatsız etme, fiziksel temas kurmaya teşebbüs etme, ders dışında dersle ilgili olmayacak şekilde iletişim kurmaya çalışma davranışlarının bulunduğu; bu fiillerin, soruşturma kapsamında alınan pek çok ifadede de birbiriyle uyumlu biçimde beyan edildiği; bu durumdan kaynaklı sorunların şikayete konu olması ve davacının bu sınıflara olan öğretim görevinin yaşanan süreç içerisinde iptal edilmesi gibi tedbirler alındığı gözetildiğinde aralarındaki öğretmen-öğrenci ilişkisini zedeleyen davranışların kamusal alana sirayet ettiği ve alenileştiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar doğrudan "cinsel taciz" boyutunda olmasa da davacının sabit olan bu davranışlarının öğretmen-öğrenci ilişkisi dışında, kamu hizmeti ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede, yüz kızartıcı ve utanç verici şekilde gerçekleştiği değerlendirilmiştir.
Bu durumda, fiillerin vasfı; davacının yürüttüğü görevin önem ve özelliği; savunmasının "kız öğrencilere cinsel tacizde bulunmak suretiyle kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartı
cı hareketlerde bulunmak" fiili belirtilerek istendiği de dikkate alındığında, kendisine yöneltilen fiilin yüz kızartıcı ve utanç verici nitelikte olduğu, davacının fiilinin 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesinin (b) fıkrasının 6. bendinin (c) alt bendinde yer alan, "kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili ile örtüştüğü görüldüğünden ve bu hüküm uyarınca cezalandırılması gerektiği değerlendirildiğinden, davacının kamu görevinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan, davacının parasal ve özlük hak talebinin karşılanma olanağı da yoktur.
Bu itibarla, temyize konu ısrar kararının bozulması gerektiği sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne;
2\. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun kabulü, istinaf başvurusuna konu Mahkeme kararın kaldırılması, dava konusu işlemin iptali, tazminat isteminin kabulü yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 17/09/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ısrar kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu ısrar kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.