Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2025/493
2025/2331
5 Kasım 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2025/493
Karar No : 2025/2331
TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVACI) : ... AŞ
VEKİLİ: Av. ...
2- (DAVALI): ... Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av....
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin...tarih ve E:..., K:...sayılı ısrar kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından,... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı iptal kararı üzerine iade edilen KKDF kesintisi ve cezai faiz tutarlarının tecil faizinin de ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve E... sayılı işlemin iptali ile ödeme tarihinden iade tarihine kadar geçen süre için hesaplanan 3.382.097,74-TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla;
Yargı kararıyla hukuka aykırı olarak tahsil edildiği ortaya konulan Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu (KKDF) kesintisi ve ceza faiz tutarının, davalı idarede kaldığı süre için yasal faiz oranı işletilerek ödenmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından aksi yönde tesis olunan dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, öte yandan davacı banka tarafından ödenen 15.257.583,81-TL KKDF kesintisi ve cezai faiz tutarının ödendiği tarihten iade edildiği tarihe kadar geçen süre için 3.382.097,74-TL tecil faizinin yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiş ise de, zamanında ödenmeyen amme alacaklarına, taksitlendirilerek tecil edilmesi halinde uygulanacak faiz oranı olan tecil faizinin bakılan olayda uygulanmasına olanak bulunmadığı, davacı bankaya iade edilen tutara ancak yasal faizin işletilebileceği, bu halde KKDF kesintisi ve cezai faiz tutarının ödendiği 01/02/2016 tarihinden geri ödemenin yapıldığı 27/11/2017 tarihine kadar işleyen yasal faize göre hesaplanan 2.501.825,73-TL'nin davacıya ödenmesi gerektiği, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca faize faiz yürütülemeyeceğinden, dava konusu faiz tutarının faiziyle birlikte ödenmesi talebinin ise reddi gerektiği gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline, 3.382.097,74-TL tecil faizinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminin ise kısmen kabulü ile 2.501.825,73-TL yasal faiz miktarının ödenmesine, fazlaya ilişkin 880.272,01-TL'lik kısmı ile faize faiz işletilmesi talebinin reddine,
346,50-TL tutarındaki yargılama giderinin, davadaki haklılık oranına göre takdiren 107,40-TL’lik kısmının davacı üzerinde bırakılmasına; kalan 239,10-TL yargılama gideri ile davacı tarafından davanın açılması sırasında peşin olarak yatırılan 57.757,78-TL nispi karar harcının davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, kabul edilen tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 87.727,29-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine; reddedilen tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 49.160,88 -TL vekâlet ücretinin ise davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
Hükmedilen tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 170.899,71-TL nispi karar harcından, davanın açılması sırasında yatırılan toplam 57.757,78-TL’nin mahsubu sonucu kalan 113.141,93-TL’lik kısmının, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle tamamlatılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla;
Davalı idarenin istinaf başvurusu yönünden;
İstinaf istemine konu Mahkeme kararının; dava konusu işlemin iptali ile kanuni faiz oranına göre hesaplanan 2.501.825,73-TL'nin davacıya ödenmesine ve hükmedilen miktar üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmında usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Davacının istinaf başvurusu yönünden;
Davacının zararının, davalı idareye ödemiş olduğu tutarın ödeme tarihi ile iade tarihi arasındaki dönemde kullanılamamasından kaynaklandığı, tazminat miktarının faize faiz niteliğinde olmayıp, davacı banka açısından idarenin hukuka aykırı işlemi nedeniyle paranın kullanılamamasından kaynaklanan bir zarar niteliğinde olduğu, zararın hesaplanması bakımından faiz oranlarının ölçüt olarak alınmasının bu miktarın faiz niteliğinde olması anlamına gelmediği, dolayısıyla hesaplanan zarar miktarı üzerinden faiz yürütülmesine de engel bir durum bulunmadığı, bu durumun faize faiz yürütülemeyeceği yönündeki genel ilkeye aykırılık teşkil etmediği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile 2.501.825,73-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı bankaya ödenmesine; davacının istinaf başvurusunun tecil faizi ödenmesine ilişkin kısım yönünden ise reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 25/06/2024 tarih ve E:2021/3337, K:2024/2642 sayılı kararıyla; emyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun bulunan kısmında, hukuka aykırı olarak tahsil edilen Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu (KKDF) ve ceza faiz tutarının, davalı idarede kaldığı süre için yasal faiz oranı işletilerek ödenmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından, davacı bankanın 3.382.097,74-TL tecil faizi talebinin kısmen kabulü ile yersiz tahsil edilen 15.257.583,81-TL'nin 01/02/2016-27/11/2017 tarih aralığı için hesaplanan 2.501.825,73-TL yasal faizinin ödenmesine, fazlaya ilişkin 880.272,01-TL'nin reddine karar verildiği,
Yetkide ve usulde paralellik ilkesinin, yargı içtihatlarıyla kabul edilmiş olan ve mevzuatta aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece bir idari işlemin tesisinde uygulanan yetki ve usul kurallarının aynı işlemin geri alınması, kaldırılması ve değiştirilmesine yönelik işlemlerde de uygulanmasını ifade ettiği,
Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu kesintilerinin halihazırda devam etmesine imkan tanıyan 4684 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin (a) fıkrasında, bu kesintilerin vergi kanunlarındaki tahakkuk ve tahsilat hükümlerine göre takip edileceğinin düzenlendiği, ancak yersiz tahsilat yapılması halinde, ne şekilde iade edileceğine dair herhangi bir düzenlemenin yer almadığının görüldüğü,
Bu kapsamda, mükellef tarafından ödenmesi gereken KKDF ve cezai faizin, idarece tahakkuk ve tahsili vergi kanunlarına göre yapılacağından, işlemin geri alınması mahiyetinde olan yersiz tahsilatın iadesi işleminin de yetkide ve usulde paralellik ilkesi uyarınca vergi kanunlarına göre yapılması, bu nedenle yersiz tahsil edilen vergilerin iadesini düzenleyen 213 sayılı Kanun'un 112. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, idare tarafından davacı bankadan yersiz olarak tahsil edilen KKDF ve cezai faizin iade edildiği tarihe kadar işleyen tecil faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği,
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali ile yersiz tahsil edilen KKDF ve cezai faizin, iade edildiği tarihe kadar işleyen 2.501.825,73-TL yasal faizinin ödenmesine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararının bu kısmına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmadığı,
Öte yandan, davacı banka yersiz tahsilat nedeni ile belli bir süre mülkiyetinde olması gereken bir meblağdan kullanma, tasarruf etme ve harcama şeklinde yararlanma imkanından mahrum kaldığı gibi bu süre zarfında enflasyon nedeni ile paranın değerinde oluşan aşınma ile mülkiyetin gerçek değerinin azaldığı, bu noktada faizin, bahse konu aşınma ve değer kaybı nedeniyle paranın sahibinden başkası tarafından kullanılmasının sahibine verdiği zararın giderilmesi niteliğinde, yani bir tazmin aracı olduğu görüldüğünden, zararın hesaplanması bakımından faiz oranlarının ölçüt olarak alınmasının bu miktarın faiz niteliğinde olması anlamına gelmediği, aksine bu faizin tazminat niteliğine büründüğü sonucuna varılmış olup, bu tazminatın davacıya geç ödenmesinin ise değerinde, geçen süreyle orantılı bir azalmaya neden olacağı açık olduğundan, tecil faizi üzerinden hesaplanan miktara enflasyon nedeniyle oluşan değer kayıplarını gidermek amacıyla dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği hususunun bu bozma kararı sonrasında Bölge İdare Mahkemesince verilecek kararda gözetileceğinin tabi olduğu,
Ayrıca uyuşmazlıkta, yersiz tahsil edilen KKDF ve cezai faizin, iade edildiği tarihe kadar işleyen tecil faizinin ödenmemesine ilişkin işlemin iptaline karar verildiği, davacı bankanın KKDF ve cezai faizin iade edildiği tarihe kadar işleyen tecil faizi miktarı olarak hesaplanan 3.382.097,74-TL'nin ödenmesine ilişkin talebinin ise iptal davasının bir sonucu olduğu, iptal davasıyla birlikte ileri sürülen nedenlerle ödeme talebinde bulunulduğu, tahsil edilen yersiz tutarın iadesine yönelik davalı idarenin sorumluluğundan söz edilmediği, idareye tazminatı gerektirir herhangi bir hizmet kusuru atfedilmediği, bu yönüyle davanın tam yargı davası niteliğinde bulunmadığı sonucuna varıldığından, bozma kararı sonrasında Bölge İdare Mahkemesince verilecek kararda, karar harcının ve vekalet ücretinin maktu olarak belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla; istinaf incelemesine konu İdare Mahkemesi kararına karşı davalı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi; davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, 213 sayılı Kanun'un 112. maddesinin 4. fıkrası ve yargı kararları uyarınca yersiz tahsil edilen KKDF ve cezai faizinin iadesi sırasında tecil faizinin uygulanması gerektiği, yasal faiz hükümlerinin işbu uyuşmazlıkta uygulanamayacağı, talep edilen tecil faizinin bankaları açısından idarenin hukuka aykırı işleminden kaynaklanan bir zarar niteliğinde olduğu, zararın hesaplanması bakımından faiz oranlarının ölçüt olarak alınmasının bu miktarın faiz niteliğinde olması anlamına gelmediği, dolayısıyla tecil faizi üzerinden hesaplanan miktara dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesinin faize faiz işletilmesi niteliği taşımadığı, Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının aleyhe olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının aleyhe olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Taraflarca, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı bankadan cezai faizli Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu (KKDF) olarak 01/02/2016 tarihinde 15.257.583,81-TL'nin tahsil edilmesi üzerine, davacı banka tarafından KKDF tahakkuk ettirilmesine ilişkin işlem ile buna bağlı olarak yapılan cezai faiz tarhiyatlarının iptali istemiyle açılan davada ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.
Bunun üzerine; davacı banka tarafından, 18/01/2017 tarihli dilekçe ile haksız ve yersiz tahsil edildiği yargı kararı ile ortaya konulan KKDF ve cezai faiz tutarları ile bu tutarlara ilişkin olarak ödeme tarihinden iade tarihine kadar geçecek süre için tecil faiz oranı üzerinden hesaplanacak faiz tutarının ödenmesi talep edilmiştir.
27/11/2017 tarihinde düzeltme fişlerine konu edilen KKDF ve cezai faiz tutarları toplamı olan 15.257.583,81-TL banka hesaplarına iade edildiği halde, faiz ödemesi yapılmamıştır.
Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
07/06/1988 tarih ve 19835 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki "Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu Hakkında Karar" ile kalkınma planı ve yıllık programlarda öngörülen hedeflere uygun olarak yatırımların yönlendirilebilmesi ve ihtisas kredilerinde kredi maliyetlerinin düşürülmesi amacıyla 1211 sayılı Kanun'un 3098 sayılı Kanun'la değişik 40. maddesinin (II) numaralı fıkrasının (b) ve (c) bentlerine dayanılarak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası nezdinde "Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu" kurulmuştur.
03/07/2001 tarih ve 24451 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4684 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un geçici 3. maddesinin (a) fıkrasında, Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu kesintilerinin, bu konuda yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar yürürlükten kaldırılan hükümlere göre tahsil edilmeye devam olunacağı ve bu kesintilerin vergi kanunlarındaki tahakkuk ve tahsilat hükümlerine göre takip edileceği hüküm altına alınmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Özel ödeme zamanları" başlıklı 112. maddesinin 4. fıkrasında, fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin, fazla veya yersiz tahsilatın mükelleften kaynaklanması halinde düzeltmeye dair müracaat tarihi, diğer hallerde verginin tahsili tarihinden düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanun'a göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz ile birlikte, mükellefe red ve iade edileceği düzenlemesi yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlıkta ısrar hususu, davacı bankadan yersiz olarak tahsil edilen KKDF ve cezai faizin, iade edildiği tarihe kadar işleyen tecil faiziyle birlikte ödenip ödenmeyeceğine ilişkindir.
Yetkide ve usulde paralellik ilkesi, yargı içtihatlarıyla kabul edilmiş olan ve mevzuatta aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece bir idari işlemin tesisinde uygulanan yetki ve usul kurallarının aynı işlemin geri alınması, kaldırılması ve değiştirilmesine yönelik işlemlerde de uygulanmasını ifade etmektedir.
Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu kesintilerinin halihazırda devam etmesine imkan tanıyan 4684 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin (a) fıkrasında, bu kesintilerin vergi kanunlarındaki tahakkuk ve tahsilat hükümlerine göre takip edileceğinin düzenlendiği, ancak yersiz tahsilat yapılması halinde, ne şekilde iade edileceğine dair herhangi bir düzenlemenin yer almadığı görülmektedir.
Bu kapsamda, mükellef tarafından ödenmesi gereken KKDF ve cezai faizin, idarece tahakkuk ve tahsilinin vergi kanunlarına göre yapılacağı açık olup, işlemin geri alınması mahiyetinde olan yersiz tahsilatın iadesi işleminin de yetkide ve usulde paralellik ilkesi uyarınca vergi kanunlarına göre yapılması, bu nedenle yersiz tahsil edilen vergilerin iadesini düzenleyen 213 sayılı Kanun'un 112. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, idare tarafından davacı bankadan yersiz olarak tahsil edilen KKDF ve cezai faizin iade edildiği tarihe kadar işleyen tecil faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerekmektedir.
Öte yandan, davacı banka yersiz tahsilat nedeni ile belli bir süre mülkiyetinde olması gereken bir meblağdan kullanma, tasarruf etme ve harcama şeklinde yararlanma imkanından mahrum kaldığı gibi bu süre zarfında enflasyon nedeni ile paranın değerinde oluşan aşınma ile mülkiyetin gerçek değeri de azalmıştır. Bu noktada faizin, bahse konu aşınma ve değer kaybı nedeniyle paranın sahibinden başkası tarafından kullanılmasının sahibine verdiği zararın giderilmesi niteliğinde, yani bir tazmin aracı olduğu görüldüğünden, zararın hesaplanması bakımından faiz oranlarının ölçüt olarak alınmasının bu miktarın faiz niteliğinde olması anlamına gelmediği, aksine bu faizin tazminat niteliğine büründüğü sonucuna varılmış olup, bu tazminatın davacıya geç ödenmesinin ise değerinde, geçen süreyle orantılı bir azalmaya neden olacağı açık olduğundan, tecil faizi üzerinden hesaplanan miktara enflasyon nedeniyle oluşan değer kayıplarını gidermek amacıyla dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği hususunun Bölge İdare Mahkemesince verilecek kararda gözetileceği de tabiidir.
Ayrıca, yargı kararı uyarınca iade edilen Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu (KKDF) ve cezai faizine ilişkin olarak, söz konusu tutarın davacı şirket tarafından ödendiği tarihten iade edildiği tarihe kadar geçen süre için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca ödenmesi gereken tecil faizi talebinin idarece karşılanmadığı anlaşılmakta olup, bu durumda davalı idarenin sorumluluğunun bulunduğu açıktır. Bu haliyle, anılan işlemin iptali ile hesaplanan tecil faizi tutarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine ilişkin istemden ibaret olan işbu uyuşmazlık, konusu belirli bir miktarı içeren tam yargı davası niteliğinde olduğundan, bozma kararını müteakip Bölge İdare Mahkemesince verilecek kararda hükmedilecek tecil faizi tutarı esas alınarak karar harcı ile vekâlet ücretinin nispi olarak belirlenmesi gerektiği açıktır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, davacının temyiz isteminin kabulüne;
2.Dava konusu işlemin iptaline, ...-TL tecil faizinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminin ise kısmen kabulü ile ...-TL yasal faiz miktarının ödenmesine, fazlaya ilişkin...-TL'lik kısmı ile faize faiz işletilmesi talebinin reddine ilişkin... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan başvurulardan davalı idarenin istinaf başvurusunun reddi, davacı bankanın istinaf başvurusunun kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin temyize konu ... tarih ve E:... K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4.Kesin olarak, 05/11/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Anayasa'nın "Vergi ödevi" başlıklı 73. maddesinde; "Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.
Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.
Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.
Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir." düzenlemesi yer almıştır.
2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un "Vergi Mahkemelerinin görevleri" başlıklı 6.maddesinde; "Vergi mahkemeleri:
a) Genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları,
b) (a) bendindeki konularda 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasına ilişkin davaları,
c) Diğer kanunlarla verilen işleri, çözümler." hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde de; idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davalarının idari dava türlerinden olduğu hükmüne yer verilmiş olup, anılan Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasının (b) bendinde; dava dilekçelerinin görev ve yetki yönünden ilk incelemeye tabi tutulacağı, 15. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde de; Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince 14. maddenin 3. fıkrasında yazılı hususlarda kanuna aykırılık görülürse, 14. maddenin 3. fıkrasının (a) bendine göre idari yargının görevli olduğu konularda, görevli olmayan mahkemeye açılan davanın görev yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesine karar verileceği kurala bağlanmıştır.
07/06/1988 tarih ve 19835 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki "Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu Hakkında Karar" ile kalkınma planı ve yıllık programlarda öngörülen hedeflere uygun olarak yatırımların yönlendirilebilmesi ve ihtisas kredilerinde kredi maliyetlerinin düşürülmesi amacıyla 1211 sayılı Kanun'un 3098 sayılı Kanun'la değişik 40. maddesinin II-b, c fıkralarına dayanılarak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası nezdinde "Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu" kurulmuştur.
4684 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un Geçici 3. maddesinin (a) fıkrasında;" a) Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu kesintileri, bu konuda yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar yürürlükten kaldırılan hükümlere göre tahsil edilmeye devam olunur ve doğrudan genel bütçeye gelir yazılmak üzere Hazine hesaplarına intikal ettirilir. Kesinti oranlarını sıfıra kadar indirmeye veya onbeş puana kadar yükseltmeye veya kesintiyi tümüyle kaldırmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir.
Bu kesintiler vergi kanunlarındaki tahakkuk ve tahsilat hükümlerine göre takip edilir." hükmüne yer verilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 1. maddesinde; "Bu kanun hükümleri ikinci maddede yazılı olanlar dışında, genel bütçeye giren vergi, resim ve harçlar ile il özel idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim ve harçlar hakkında uygulanır.
Yukarıda yazılı vergi, resim ve harçlara bağlı olan vergi, resim ve zamlar da bu kanuna tabidir.
Bu kanunun hükümleri kaldırılan vergi, resim ve harçlar hakkında da uygulanır." hükümlerine "Özel ödeme zamanları" başlıklı 112.maddesinin 4.fıkrasında "4. Fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergiler, fazla veya yersiz tahsilatın mükelleften kaynaklanması halinde düzeltmeye dair müracaat tarihi, diğer hallerde verginin tahsili tarihinden düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz ile birlikte, 120'nci madde hükümlerine göre mükellefe red ve iade edilir.'' hükmüne ve (15/06/2012 tarihinde yürürlüğe giren) Geçici 29. Maddesinde; "Bu Kanunun 112'inci maddesinin (4) numaralı fıkrası, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin iadesinde uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.
Uyuşmazlık, davacı şirket tarafından, yargı kararı uyarınca iade edilen Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu (KKDF) ve cezai faizi tutarına ilişkin olarak, bu tutarın davacı şirket tarafından ödendiği tarihten iade edildiği tarihe kadar geçen süre için hesaplanan tecil faizinin ödenmesi talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ve 3.382.097,74-TL tecil faizinin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi isteminden kaynaklanmaktadır.
Olayda, 07/06/1988 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile, kalkınma planı ve yıllık program hedeflerine uygun olarak yatırımları yönlendirmek ve ihtisas kredilerinin maliyetini düşürmek amacıyla, 1211 sayılı Kanun’un 40. maddesine dayanılarak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası nezdinde Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu kurulmuştur. Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu kesintilerinin hali hazırda devam etmesine imkan tanıyan 4684 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin (a) fıkrasında, bu kesintilerin vergi kanunlarındaki tahakkuk ve tahsilat hükümlerine göre takip edileceğinin düzenlenmiştir.
Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin (4) numaralı fıkrasında ise; idarece fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin, fazla veya yersiz tahsilatın mükelleften kaynaklanması halinde düzeltmeye dair müracaat tarihi, diğer hallerde verginin tahsili tarihinden düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için tecil faizi oranında hesaplanan faiz ile birlikte mükellefe iade edileceği düzenlenmiş bulunmaktadır.
Yukarıda ayrıntılarına yer verilen yasal düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu’nun (KKDF) vergi kanunlarına göre tahsil ve takip edilmesi gerektiği; bu nedenle, fazla veya yersiz tahsil edilip sonradan iade edilen KKDF ve cezai faizli tutara karşı talep edilen tecil faizinin reddine ilişkin bu davanın da Vergi Mahkemesince çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, uyuşmazlığın görüm ve çözümü vergi mahkemesine ait bulunduğundan, Bölge İdare Mahkemesince işin esası hakkında verilen kararın bozularak dosyanın görevli ve yetkili vergi mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.