Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2025/458
2025/962
30 Nisan 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2025/458
Karar No : 2025/962
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Isparta ili, merkez, ... köyü, ... pafta, ... ve ... sayılı parsellerin bulunduğu alanda yapılan parselasyonun kabulüne ilişkin Isparta Belediye Encümeninin ... tarih ve ... karar sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; dava konusu parselasyona ilişkin Belediye Encümeni kararının dayanağı olan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğine ilişkin Isparta Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararının, Mahkemenin ... tarih ve E:...K:...sayılı kararı ile iptaline karar verildiğinden, dayanağı kalmayan dava konusu Isparta Belediye Encümeninin ... tarih ve ... sayılı işleminde de hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 03/10/2024 tarih ve E:2021/5440, K:2024/5172 sayılı kararıyla;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-a maddesinde iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılabileceği hükmüne yer verildiği,
İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görülebilmesi için ön koşullardan olan ehliyet, yani idari işlemle dava açacak kişi arasında "menfaat ilgisi"nin bulunup bulunmadığının yargı yerince takdir edileceği,
İptal davasına konu edilecek işlem ile davacı arasında menfaat ilişkisinin kurulabilmesinin gerek doktrinde gerekse yargı içtihatlarında belirlendiği üzere ancak kişisel, meşru ve güncel bir ilginin varlığıyla mümkün olduğu,
İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan "dava açma ehliyeti"nin, her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olunmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade ettiği,
Her uyuşmazlığın niteliğine göre davacıların dava açmaktaki menfaatini değerlendirmenin yargı yerinin görevi olduğu, bu kapsamda idari işlem türleri arasında düzenleyici ve bireysel işlemler ayrımı yapıldığı, örneğin, imar planlarının her ölçekteki planlama hedefi değişse bile bir bölgenin veya şehrin arazi kullanımlarını, gelişme yön ve büyüklüklerini gösteren ve plan notları ve açıklama raporlarıyla bir bütün halinde olan düzenleyici işlemler olduğu,
Oysa parselasyona ilişkin işlemlerin bireyin hukukunu etkilediğinde şüphe bulunmadığı, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca parselasyon işlemleri arsa ve arazilerin malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı alınmaksızın tesis edilebileceğinden, bu işlemlere karşı açılan davaların da tapuda kayıtlı malikler veya diğer hak sahipleri tarafından açılabileceği,
Uyuşmazlıkta, dava konusu parsellerin, davacının kadastral parselinden yapılan bedelsiz terkler sonucu oluşturulmuş parseller olduğu, davacının kadastral parseli her ne kadar bedelsiz olarak terke konu edilmiş ise de yapılan bu terk işlemi karşılığında öncesinde arazi vasfında olan kadastral parselinin, üzerinde yapı yapmaya elverişli imar parseli niteliğine kavuşması sonucunda bedelsiz terk işleminin karşılığının arazinin arsa vasfına dönüşmesi suretiyle elde edildiği, sonuç olarak dava konusu parsellerin yapılan terk işlemi neticesinde davacının mülkiyetinden çıktığı,
Bu nedenle, yapı yapmaya elverişli imar parsellerinin oluşturulduğu ve yapılaşma koşullarının her parselde net olarak ortaya konulduğu başka bir deyişle bizzat hak sahibini etkileyen işlem statüsünde bulunan parselasyon işlemine karşı tapuda malik veya hak sahibi olmayan davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığı,
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptaline ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmadığı gerekçesiyle ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu işlemin iptaline ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığı belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Konya Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Isparta ili, merkez, ... köyü, eski ... ada, ... ve ... sayılı kadastral parsellerin yol, yeşil alan ve otopark alanında kalan kısımlarının bedelsiz olarak terk edilmesi sonucunda davacıya kadastral parselin bulunduğu alanda yeni oluşturulan ve yoğunluk artışı verilen ... ada, ... sayılı imar parseli tahsis edilmiştir.
Davacıya ait kadastral parselin bedelsiz terk edilen kısmında oluşturulan uyuşmazlık konusu ... pafta, ... ve ... sayılı parselleri kapsayan alana yönelik olarak Isparta Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile kabul edilen 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği sonucunda, söz konusu parseller "konut alanı" olarak belirlenmiş ve dava konusu parselasyon işlemine tabi tutularak 15/02/2019-18/03/2019 tarihleri arasında ilanen askıya çıkarılmıştır. Davacı tarafından, davalı idareye yapılan 15/03/2019 tarihli itiraz ile, alanda imar planı değişikliği yapılarak uyuşmazlık konusu parsellerin konut alanı fonksiyonundan önceki kullanım kararlarına dönülmesi, parselasyona yönelik belediye encümeni kararının iptal edilmesi, aksi durumda uyuşmazlık konusu parsellerin tarafına iadesi yönünde istemde bulunulmuştur.
Akabinde Isparta Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile itirazın reddedilmesi üzerine parselasyonun kabulüne ilişkin Isparta Belediye Encümeninin ... tarih ve ... karar sayılı kararının iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) fıkrasında; iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı belirtildikten sonra ilk inceleme konularının belirlendiği, 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde; dilekçenin ehliyet yönünden inceleneceği, 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise; bu hususta Kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddedileceği hükme bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan "dava açma ehliyeti", dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir.
İptal davasına konu edilecek işlem ile davacı arasında menfaat ilişkisinin kurulabilmesi gerek doktrinde gerekse yargı içtihatlarında belirlendiği üzere ancak kişisel, meşru ve güncel bir ilginin varlığıyla mümkündür.
Her uyuşmazlığın niteliğine göre davacıların dava açmaktaki menfaatini değerlendirmek yargı yerinin görevindedir. Bu kapsamda idari işlem türleri arasında düzenleyici ve bireysel işlemler ayrımı yapılmaktadır. Örneğin, imar planları her ölçekteki planlama hedefi değişse bile bir bölgenin veya şehrin arazi kullanımlarını, gelişme yön ve büyüklüklerini gösteren ve plan notları ve açıklama raporlarıyla bir bütün halinde olan düzenleyici işlemlerdir.
Oysa parselasyona ilişkin işlemlerin bireyin hukukunu etkilediğinde şüphe yoktur. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca parselasyon işlemleri arsa ve arazilerin malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı alınmaksızın tesis edilebileceğinden bu işlemlere karşı tapuda kayıtlı malikler veya diğer hak sahipleri tarafından dava açılabileceği açıktır.
Uyuşmazlıkta, davacının kadastral parselinden daha önce yapılan bedelsiz terkler sonucu oluşturulan parsellerin bulunduğu alanda yapılan dava konusu parselasyonun düzenleme sınırı içerisinde artık davacıya ait olan bir parsel bulunmamaktadır.
Bu nedenle yapı yapmaya elverişli imar parsellerinin oluşturulduğu ve yapılaşma koşullarının her parselde net olarak ortaya konulduğu, dolayısıyla bizzat hak sahibini etkileyen işlem statüsünde bulunan parselasyon işlemine tapuda malik veya hak sahibi olmayan davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, davacının, düzenleme sınırı dahilinde kalan taşınmazda daha evvelden yola terk yapması da durumu değiştirmemektedir. Zira yola terk edilen yer, arazi ve arsa düzenlemesini (parselasyon planını) değil, imar planını ilgilendirmektedir. Davacı ise imar planıyla ilgili bir dava açmamıştır.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne;
2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 30/04/2025 tarihinde, kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X-2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılabilen davalar olarak tanımlanmıştır.
İdarenin eylem ve işlemlerinin hukuka uygunluğunun yargısal denetim yoluyla sağlanmasında en etkin araçlardan biri iptal davaları olduğundan, iptal davalarında "menfaat ihlali" olarak tanımlanan subjektif ehliyet koşulunun subjektif hak ihlallerinin giderilmesiyle birlikte idari işlemlerin hukuka uygunluğunun denetlenebilmesi kapsamında belirlenmesi gerektiği açıktır.
Bu bağlamda menfaat ihlali koşulu, davacının idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisinin kurulması gereği şeklinde tanımlanmış olup, dava açma ehliyetinin iptal davasına konu olan kararın niteliğine göre idari yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, dava konusu taşınmazların bir kısmının evveliyatında davacıya ait olduğu, 2013 yılında yapılan ifraz neticesinde yola ve parka rastlayan kısımlarının bedelsiz olarak terk edildiği, davacı tarafından işbu dava "bedelsiz terkler yol ve park alanı olarak imar planlarına işlenmesi şartıyla yapıldığı halde bu alanların imar düzenlemesine tabi tutularak yapılaşmaya açılmasının hukuka aykırı olduğu" iddiasıyla açıldığından bu haliyle davacının dava açma ehliyetinin bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, davacının dava açma ehliyetinin bulunduğu anlaşıldığından, işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.