Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2025/431
2025/1730
24 Eylül 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2025/431
Karar No : 2025/1730
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1-...
2- ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF : I-(DAVALILAR) : 1-...
VEKİLİ : Av. ...
... Bakanlığı - ...
2- ... Kurumu
VEKİLİ : Av. ...
II-(DAVALILAR YANINDA MÜDAHİL) :
... AŞ
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 14/01/2025 tarih ve E:2024/1093, K:2025/190 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Ankara ili, Gölbaşı ilçesinde kurulacak ... Depolamalı GES elektrik üretim tesisinin yapımı amacıyla, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın, tapuda hazine adına tescil edilmek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 12/01/2024 tarih ve 32427 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 11/01/2024 tarih ve 8072 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 14/01/2025 tarih ve E:2024/1093, K:2025/190 sayılı kararıyla;
Anayasa'nın 35. maddesi; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesi; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3., 5., 6. ve 27. maddeleri ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun 19. ve 20. maddelerine yer verilerek,
Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurulabilmelerinin mümkün olduğu,
Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisinin bulunmadığı,
Acele kamulaştırma usulünün ise 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörüldüğü,
2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerektiği,
Dolayısıyla, acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı kararlarının da kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin; diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği,
Yer verilen açıklamalar çerçevesinde, dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı'nın "kamu yararı" ve "acelelik hali" ölçütleri yönünden ayrı ayrı incelenmesi gerektiği,
Dosyanın incelenmesinden, acele kamulaştırılması talep edilen taşınmazda birden fazla malik bulunması ve maliklerin yurt dışında olması nedeniyle malikler ile uzlaşma imkanının bulunmadığı, olağan kamulaştırma sürecinde kamulaştırma işlemlerinin ortalama olarak 2,5-3 yıl içerisinde tamamlanabildiği, bu durumun enerjide dışa bağımlı olan ülkemizde projelerin hayata geçirilmesinde gecikmelere sebebiyet verdiği ve hızla artan enerji talebinin karşılanması sürecinde enerji arz güvenliğinin sağlanmasını olumsuz etkilediği ileri sürülerek, projede bir an evvel yatırıma başlanabilmesi için uyuşmazlığa konu taşınmazın acele kamulaştırılmasına karar verildiğinin anlaşıldığı,
Bu durumda; artan enerji ihtiyacının bir an önce karşılanabilmesi ve enerji arzının kesintisiz, sürekli biçimde sağlanabilmesi gerekliliği, enerji arz güvenliğinin sağlanmasının önemi ile ülkemizin başta elektrik enerjisi olmak üzere, enerji arzına olan ihtiyaç durumu dikkate alındığında, somut olayda olduğu gibi enerji ihtiyacının hızla artış göstermesi ve üretilen enerjinin tüketim noktalarına kaliteli, hızlı ve güvenli şekilde ulaştırılmasında gecikmeye yol açılmamasının amaçlandığı dikkate alındığında, dava konusu edilen acele kamulaştırma kararının dayanağı olan anılan enerji projesinde kamu yararı bulunduğu açık olup, enerji projesinin bir an önce tamamlanması amacıyla yapılacak kamulaştırmada acelelik halinin de bulunduğu sonucuna varıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nda hukuka aykırılık bulunmadığı,
Davacılar tarafından, uyuşmazlığa konu taşınmazın miras yoluyla kendilerine intikal ettiği, patlayıcı madde üretimi yaptıkları taşınmazı GES yatırımı yapmak amacıyla ellerinde tuttukları iddia edilmiş ise de; Dairelerince verilen 20/11/2024 tarihli ara kararına, Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin 15. maddesinin 9. fıkrasının (c) bendi uyarınca üçüncü şahıslar tarafından kişisel hak ihlali açısından yazılı olarak itirazda bulunulabilmeleri amacıyla ... İnşaat AŞ'nin başvurusuna ilişkin bilgilerin ... ve ... tarihleri arasında 10 (on) iş günü Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanlığının internet sitesinde yayımlandığı, önlisans başvurusu hakkında Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanlığına herhangi bir itirazda bulunulmadığı, Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin 12. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, elektrik piyasasında faaliyet göstermek üzere önlisans başvurusunda bulunacak kişilerin anonim veya limited şirket olmalarının zorunlu olduğu, gerçek kişiler tarafından önlisans başvurusu yapılabilmesinin mümkün olmadığı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanlığı veri tabanında davacıların muhatap olarak tanımlandığı herhangi bir tüzel kişinin bulunmadığı, davacılar tarafından Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanlığına yapılan bir önlisans başvurusu bulunmadığı yönünde verilen cevap dikkate alındığında, davacıların iddiasına itibar edilmediği gerekçesiyle,
davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, savunma sanayi alanında faaliyet gösteren bir firma sahibinin yatırım yapmak amacıyla elinde bulundurduğu taşınmazının elinden alınmaya çalışılmasının hukuka aykırı olduğu, kararda her ne kadar sadece GES yapımı için arazilerini ellerinde tuttukları, ancak buna ilişkin herhangi bir başvurularının olmadığı ifade edilmişse de, sadece GES yapımı için değil, aynı zamanda patlayıcı madde depo, üretim tesisi yatırımları da yapmak amacıyla taşınmazlarını ellerinde tuttukları, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nda acele kamulaştırma yapılmasının nedenlerinin ve olağan kamulaştırma yoluna gidildiğinde kamunun uğrayacağı zararların belirtilmediği, acele kamulaştırma için 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulamadığı, acelelik gerektiren bir durumun söz konusu olmadığı, taşınmazın tarım dışı amaçla kullanımına ilişkin olarak izin alındığı yolunda herhangi bir bilgi ve belgenin de dosyada bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığı ile müdahil tarafından, istemlerin reddi gerektiği savunulmuş, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından ise savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Uyuşmazlık konusu parselin tarım arazisi niteliği dikkate alındığında, tarım arazisinin amaç dışı kullanımına izin verilebilmesi için, Devlete yüklenilen tarım arazilerinin korunması ödevi ile sosyal veya ekonomik bazı zorunlu ihtiyaçlar arasında makul bir denge kurulması ve arazinin, tarım arazisi olarak mı amaç dışı kullanımının mı sosyal veya ekonomik açıdan daha fazla kamusal yarar sağlayacağının ortaya konulması suretiyle tarım dışı kullanım izin prosedürünün tamamlanmış olması gerekmekte olup, bu husus dava konusu işlemin kamu yararı yönünden değerlendirilmesinde dikkate alınacağından, ilgili mevzuat uyarınca davaya konu işlemden önce alınması gereken tarım dışı kullanım izninin, işlemin tesisinden sonra alındığı anlaşıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nda hukuka uyarlık bulunmadığı; öte yandan, davalı idareler tarafından, acele kamulaştırılması talep edilen taşınmazda birden fazla malik bulunması ve maliklerin yurt dışında olması nedeniyle malikler ile uzlaşma imkanının bulunmadığı, olağan kamulaştırma sürecinde kamulaştırma işlemlerinin ortalama olarak 2,5-3 yıl içerisinde tamamlanabildiği, bu durumun enerjide dışa bağımlı olan ülkemizde projelerin hayata geçirilmesinde gecikmelere sebebiyet verdiği ve hızla artan enerji talebinin karşılanması sürecinde enerji arz güvenliğinin sağlanmasını olumsuz etkilediği yolunda ileri sürülen hususların acelelik halinin bulunduğunu gösteren hususlar olmadığı, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulamadığı görüldüğünden, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nda bu yönüyle de hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz istemlerinin kabulü ile Daire kararının bozulması ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davacıların yürütmenin durdurulması istemleri hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasa'nın 35. maddesinde; "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 No'lu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde; "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesinin 1. fıkrasında; idarelerin kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilecekleri düzenlenmiş; aynı Kanun'un 6. maddesinin son fıkrasında da, onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için kamu yararı kararı alınmasına gerek olmaksızın yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir kararın alınması yeterli görülmüştür.
Aynı Kanun'un 27. maddesinde ise, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir.
6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 19. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; "(1) Elektrik piyasasında üretim faaliyetlerine ilişkin taşınmaz temini işlemleri ile ilgili olarak;
a) Üretim faaliyetinde bulunan önlisans veya lisans sahibi özel hukuk tüzel kişilerinin önlisans veya lisansa konu faaliyetlerine ilişkin taşınmaz temini taleplerine yönelik işlemler, 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu ve ilgili mevzuat hükümlerine göre Kurum tarafından yürütülür. Taşınmaz temini talepleri Kurum tarafından değerlendirilir ve uygun görülmesi halinde Kurul tarafından karar alınır. Bu kapsamda alınan kararlar, kamu yararı kararı yerine de geçer ve herhangi bir makamın onayına tabi değildir.
" hükmü yer almaktadır.
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun "Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı" başlıklı 13. maddesinde;
"Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz. Ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla;
a) Savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar,
b) Doğal afet sonrası ortaya çıkan geçici yerleşim yeri ihtiyacı,
c) Petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri,
ç) İlgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri,
d) Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plân ve yatırımlar,
e) (Ek: 31/1/2007-5578/3 md.) Kamu yararı gözetilerek yol altyapı ve üstyapısı faaliyetlerinde bulunacak yatırımlar,
f) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca yenilenebilir enerji kaynak alanlarının kullanımı ile ilgili yatırımları,
g) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları,
İçin bu arazilerin amaç dışı kullanım taleplerine, toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile Bakanlık tarafından izin verilebilir. (Ek cümle: 31/1/2007-5578/3 md.) Bakanlık bu yetkisini valiliklere devredebilir.
Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri dışında kalan tarım arazileri; toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile valilikler tarafından tarım dışı kullanımlara tahsis edilebilir...
..." hükmü düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa’nın 35. maddesinin 2. fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir.
Özel mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmış, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahaleler olabileceği öngörülmüş ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.
Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurulabilmeleri mümkündür.
Acele kamulaştırma usulü idareye kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyan olağanüstü bir kamulaştırma usulüdür. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile Mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir.
Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca bu usullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânı tanımaktadır. Taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Kamulaştırılmasına karar verilen taşınmaza acele olarak ihtiyaç duyulması halinde, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca kamulaştırma acele usulle yapılmaktadır.
Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelelik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir.
Anayasa'nın 35. maddesinin mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğine ilişkin hükmü çerçevesinde, 2942 sayılı Kanun'la, kamulaştırma ve aynı zamanda acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı ile ya da onaylı imar planı veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve proje ile ortaya konulması gerekliliği düzenlenmiştir.
Öte yandan, 5403 sayılı Kanun; toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımının sağlanması amacıyla yürürlüğe konulmuş, arazi ve toprak kaynaklarının kullanım planlarının hazırlanması, koruma ve geliştirme sürecinde toplumsal, ekonomik ve çevresel boyutlarının katılımcı yöntemlerle değerlendirilmesi, amaç dışı ve yanlış kullanımların önlenmesi, korumayı sağlayacak yöntemlerin oluşturulmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. 5403 sayılı Kanun ile tarım arazileri koruma altına alınmış ve tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı belirtilerek tarım arazilerinin ancak 13. maddede sayılan koşulların varlığı halinde tarım dışı kullanımına olanak sağlanmıştır. Bu kapsamda tarım arazisinin amaç dışı kullanımı, ancak arazinin, tarım dışı kullanımının sosyal veya ekonomik açıdan daha fazla kamusal yarar sağlayacağının yapılacak değerlendirme sonucunda belirlenerek Toprak Koruma Kurulunun uygun görüşü üzerine, Tarım ve Orman Bakanlığınca veya Valiliklerce tarım dışı kullanım izni verilmesi halinde mümkündür.
Dosyanın incelenmesinden, ... İnşaat AŞ tarafından tesis edilecek olan ... lisans numaralı ... Depolamalı GES projesi için ihtiyaç duyulan taşınmazların kamulaştırılması amacıyla Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunca ... tarih ve ... sayılı kamu yararı kararı alındığı, Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararı ile ... Depolamalı GES projesi için ihtiyaç duyulan taşınmazın acele kamulaştırılabilmesi hususunda Cumhurbaşkanlığına başvurulmasına karar verilmesi üzerine dava konusu 11/01/2024 tarih ve 8072 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile uyuşmazlık konusu taşınmazın acele kamulaştırmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığa konu taşınmazın, tapu kaydında ham arazi olarak göründüğü, acele el koyma davasında alınan bilirkişi raporunda da, kuru tarım arazisi olarak belirlendiği görüldüğünden, Kurulumuzun 26/05/2025 tarihli ara kararı ile Ankara İl Tarım ve Orman Müdürlüğünden; uyuşmazlık konusu Ankara ili, Gölbaşı ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın, tarım dışı kullanım izni alınması gereken taşınmaz niteliğinde olup olmadığı, tarım dışı kullanım izni alınması gereken taşınmaz niteliğinde olması durumunda taşınmaza ilişkin olarak 5403 sayılı Kanun hükümleri gereğince tarım dışı amaçla kullanım izni alınıp alınmadığının sorulması üzerine, Ankara İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün 03/07/2025 tarihli yazısı ekinde yer alan anılan Müdürlüğün yazısından, Ankara Valiliğinin 20/05/2024 tarihli oluru ile davaya konu taşınmaza ilişkin tarım dışı kullanım izninin verildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık konusu parselin tarım arazisi niteliği dikkate alındığında, tarım arazisinin amaç dışı kullanımına izin verilebilmesi için, Devlete yüklenilen tarım arazilerinin korunması ödevi ile sosyal veya ekonomik bazı zorunlu ihtiyaçlar arasında makul bir denge kurulması ve arazinin, tarım arazisi olarak mı amaç dışı kullanımının mı sosyal veya ekonomik açıdan daha fazla kamusal yarar sağlayacağının ortaya konulması suretiyle tarım dışı kullanım izin prosedürünün tamamlanmış olması gerekmekte olup, tarım dışı kullanım izni alınması gereken tarım arazisi niteliğinde olan davaya konu taşınmazın bulunduğu alana ilişkin davaya konu acele kamulaştırma kararı öncesinde alınmış tarım dışı kullanım izni bulunmasa da, davaya konu Cumhurbaşkanı Kararı'ndan sonra, Ankara Valiliğinin 20/05/2024 tarihli oluru ile davaya konu taşınmaza ilişkin tarım dışı kullanım izninin verildiği anlaşıldığından, tarım dışı kullanım izni ile bu husustaki hukuka aykırılık halinin ortadan kalktığı ve söz konusu iznin dava konusu karardan daha sonra verilmiş olmasının, davaya konu kararın iptalini gerektirir bir husus olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, ülkemizin elektrik üretiminde yenilenebilir enerji kaynakların payının ivedilikle artırılmasına duyulan ihtiyaç ve bu ihtiyacın giderilmesi noktasında katkı sağlayacağında şüphe bulunmayan projenin hayata geçirilebilmesi için arazi temininin kamulaştırma yoluyla sağlanması zorunluluğunun bulunduğu hususu ile üretim tesisi projesinin yatırım bütünlüğü, inşaatın tamamlanması, sistemin bir an önce faaliyete geçebilmesi için taşınmazın kullanım hakkının alınması gerekliliğinin ülkemizin enerjide dışa bağımlılığının azaltılması ve davaya konu taşınmazın bulunduğu alana ilişkin tarım dışı kullanım izninin verilmiş olduğu dikkate alındığında, proje alanında kalan uyuşmazlık konusu taşınmazın kamulaştırılmasında kamu yararı ile acelelik halinin bulunduğu sonucuna ulaşıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nda hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bu durumda, davanın reddi yolundaki Daire kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacıların temyiz istemlerinin reddine,
2.Davanın reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 14/01/2025 tarih ve E:2024/1093, K:2025/190 sayılı kararının, yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 24/09/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X-5403 sayılı Kanun; toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımının sağlanması amacıyla yürürlüğe konulmuş, arazi ve toprak kaynaklarının kullanım planlarının hazırlanması, koruma ve geliştirme sürecinde toplumsal, ekonomik ve çevresel boyutlarının katılımcı yöntemlerle değerlendirilmesi, amaç dışı ve yanlış kullanımların önlenmesi, korumayı sağlayacak yöntemlerin oluşturulmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. 5403 sayılı Kanun ile tarım arazileri koruma altına alınmış ve tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı belirtilerek tarım arazilerinin ancak 13. maddede sayılan koşulların varlığı halinde tarım dışı kullanımına olanak sağlanmıştır. Bu kapsamda tarım arazisinin amaç dışı kullanımı, ancak arazinin, tarım dışı kullanımının sosyal veya ekonomik açıdan daha fazla kamusal yarar sağlayacağının yapılacak değerlendirme sonucunda belirlenerek Toprak Koruma Kurulunun uygun görüşü üzerine, Tarım ve Orman Bakanlığınca veya Valiliklerce tarım dışı kullanım izni verilmesi halinde mümkündür.
Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak kanunla sınırlandırılabilmesi mümkündür. Dolayısıyla, mülkiyet hakkına sınırlama getiren düzenlemelerin öncelikle kamu yararına dayanması gerekmektedir. Bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması, kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. Bu nedenle, taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunması halinde, tarım dışı kullanımı gerektiren bir amaç için yapılan kamulaştırmalarda, 5403 sayılı Kanun uyarınca alınması gereken tarım dışı kullanım izninin alınmamış olması, mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlandırılabileceği yolundaki anayasal hükme aykırı olacaktır.
Tarım arazilerinin GES üretim tesisi yapımı için tarım dışı amaçla kullanılabilmesi, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’na göre tarım dışı amaçla kullanım izni alınmasına yani bu arazilerin tarım dışı amaçla kullanılmasında kamu yararının bulunduğu hususunun tespitine bağlı olduğundan, gerekli izin işlemleri tamamlandıktan sonra kamulaştırma kararı alınması gerekmekte olup, tarım dışı kullanım izni başvurusu sonuçlanmadan acele kamulaştırma kararı alınması hukuken olanaklı değildir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, uyuşmazlık konusu taşınmazın tarım dışı kullanım izni alınması gereken tarım arazisi niteliğinde olduğu, tarım dışı kullanım izninin ise davaya konu 11/01/2024 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı'ndan sonra 20/05/2024 tarihinde alındığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; arazilerin tarım dışı amaçla kullanılmasında kamu yararının bulunduğu hususunun tespitine ilişkin olan ve ilgili mevzuat uyarınca davaya konu işlemden önce alınması gereken tarım dışı kullanım izninin, işlemden sonra alındığı anlaşıldığından, acele kamulaştırma işleminin tesis edildiği tarihten sonra alınan kamu yararı kararının, dava konusu işlemi hukuka uygun hale getirmeyeceği, bu nedenle de, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nda hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Nitekim Anayasa Mahkemesinin 10/11/2022 tarih ve Başvuru No:2019/1255 sayılı kararında da, kamulaştırma işleminin tesis edildiği tarihte 2942 sayılı Kanun'un 6. maddesince zorunlu kılınan kamu yararı kararının bulunmaması nedeniyle, kamulaştırma işleminin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, kamulaştırma işleminin tesis edildiği tarihten sonra onaylanan uygulama imar planının, kamu yararı şartını sağlamayacağı ve Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği; öte yandan, kamulaştırma kararından önce alınan bir kamu yararı kararı bulunmadığı gibi taşınmazların kamu hizmetine ayrıldığını gösteren onaylı uygulama imar planı da mevcut olmadığından, taşınmazların kamulaştırılmasının kamu yararı amacına dayanıp dayanmadığının, kamulaştırma işleminden bağımsız olarak yargısal denetime tabi kılma imkânının elde edilemediği, kamulaştırmada kamu yararı bulunup bulunmadığının, kamulaştırma sürecinin kesinleşmesinden önce yargısal mercilere denetlettirilememesi sebebiyle de, Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine hükmedilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz istemlerinin kabulü ile Daire kararının bozularak, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
KARŞI OY
XX-Anayasa'nın 35. maddesinde; "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde; "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.
2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde, 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu'nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktarın, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu hükmü kurala bağlanmıştır.
Yukarıda yer verilen mevzuat düzenlemelerine göre, özel mülkiyet hakkının, korunması gereken temel insan hakları arasında yer aldığı, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verildiği, bu düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahalelerin olabileceğinin öngörüldüğü, ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir.
Bu açıdan, kamu gücü kullanılarak özel mülkiyetteki taşınmazların kamu eline geçirilmesini ifade etmesi anlamında kamulaştırmanın yargısal incelemesinde, mülkiyet hakkına söz konusu müdahalede anılan hükümler çerçevesinde kamu yararının varlığının, kanuni düzenleme gereğinin ve orantılılık noktasında adil dengenin sağlanıp sağlanmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Anayasa'da herkesin, mülkiyet hakkına sahip olduğu ancak bu hakkın kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği ifade edilmiştir. Yine ülkemizin taraf olduğu İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolü'yle, mülkiyet hakkı bir insan hakkı olarak kabul edilmiş ve bu hakkın orantılılık ilkesi çerçevesinde kamu yararı gözetilerek sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir. Bu hükümlerden hareketle, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yoluyla kaldırılmasının ancak kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlı olduğu anlaşılmaktadır.
Ayrıca, acele kamulaştırma, olağanüstü bir kamulaştırma usulü olup istisnai durumlarda uygulanacak bir yöntemdir. Bu nedenle, acelelik halinin bulunduğunun saptanması halinde acele kamulaştırılması zorunlu bulunan taşınmazlara yönelik gerekli tespitler yapılıp sebeplerin de somut olarak belirtilmesi suretiyle uygulanmalıdır. Olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında bu yöntemin uygulanması halinde uygulanma gerekçesinin, olağanüstü durumların, bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının, kamu düzeninin korunmasını gerektiren hallerin somut olarak ortaya konulması suretiyle acele kamulaştırma işlemlerinin yürütülmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda uyuşmazlıkta; ... İnşaat AŞ tarafından tesis edilecek olan ... lisans numaralı ... Depolamalı GES projesi için ihtiyaç duyulan taşınmazların kamulaştırılması amacıyla Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunca ... tarih ve ... sayılı kamu yararı kararı alındığı, Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararı ile ... Depolamalı GES projesi için ihtiyaç duyulan taşınmazın acele kamulaştırılabilmesi hususunda Cumhurbaşkanlığına başvurulmasına karar verilmesi üzerine dava konusu 11/01/2024 tarih ve 8072 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile uyuşmazlık konusu taşınmazın acele kamulaştırmasına karar verildiği görülmekte olup, acele kamulaştırılması talep edilen taşınmazda birden fazla malik bulunması ve maliklerin yurt dışında olması nedeniyle malikler ile uzlaşma imkanının bulunmadığı, olağan kamulaştırma sürecinde kamulaştırma işlemlerinin ortalama olarak 2,5-3 yıl içerisinde tamamlanabildiği, bu durumun enerjide dışa bağımlı olan ülkemizde projelerin hayata geçirilmesinde gecikmelere sebebiyet verdiği ve hızla artan enerji talebinin karşılanması sürecinde enerji arz güvenliğinin sağlanmasını olumsuz etkilediği yolunda davalılarca ileri sürülen hususların, tek başına acele kamulaştırma yapılması için yeterli olmadığı; öte yandan, Cumhurbaşkanı Kararı'nda 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulamadığı görülmektedir.
Bu durumda, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların gerçekleşmediği anlaşıldığından dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz istemlerinin kabulü ile davanın reddi yolundaki Daire kararının bozularak, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.