SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2025/337

Karar No

2025/1383

Karar Tarihi

23 Haziran 2025

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2025/337 E. , 2025/1383 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2025/337
Karar No : 2025/1383

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): Kendi adlarına asaleten ...'e velayeten 1-... 2-...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Üniversitesi Rektörlüğü
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, 09/11/2006 tarihinde Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde gerçekleşen doğumda çocukları ...'in sağ kolunda hasar meydana gelmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık küçük ... için 20.000,00-TL maddi, 30.000,00-TL manevi, anne ve baba için toplam 10.000,00-TL maddi, 20.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla; davanın reddi yönünde verilen ilk kararın Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 09/11/2016 tarih ve E:2013/4431, K:2016/5320 sayılı kararı ile eksik inceleme nedeniyle bozulması üzerine bozma kararına uyularak; Tamamı dosya içeriğinde yer alan Adli Tıp Kurumu raporları ile dosya içeriğindeki tüm bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporlarda da belirtildiği üzere, davacılardan ...bebekte gelişen sinir (brakial pleksus) yaralanmasının doğumun bir komplikasyonu olduğu, kişinin tedavisini yürüten hekimlerin uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, diabetik anne ile iri bebek ilişkisi bulunduğu, diabet hastalığının tek başına bir sezaryen endikasyonu olmadığının anlaşılması nedenleriyle söz konusu sağlık hizmetini personeli aracılığıyla yürüten davalı idareye atfedilebilecek herhangi bir hizmet kusurunun bulunmadığının anlaşıldığı, bu sebeple davacılar tarafından davalı idarenin hizmet kusuruna dayalı olarak talep edilen maddi ve manevi tazminat istemlerinin kabulüne hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 28/05/2024 tarih ve E:2020/1620, K:2024/2213 sayılı kararıyla;Uyuşmazlıkta, doğumdan önce yapılan en son kontrolde bebeğin tahmini fetal ağırlığının 4000 gr olarak iri bebek niteliğinde bir değerde ölçülmesine ve Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü tarafından 2010 yılında hazırlanan Doğum ve Sezaryen Eylemi Yönetim Rehberi'nde tahmini fetus ağırlığının 4000 gramdan fazla olduğu diyabetik anne adaylarına sezaryen önerilmesi gerektiğinin belirtilmesine rağmen anne adayına sezaryen önerilmeksizin normal yolla doğum kararı alınmasının hizmet kusuru oluşturduğu;
Öte yandan 08/11/2006 tarihinde doğumdan bir önceki gün yapılan fetal ultrasonografide bebeğin tahmini ağırlığının 4000 gram olarak ölçüldüğü, ancak 09/11/2006 tarihinde bebeğin 4800 gram olarak dünyaya geldiği, doğumdan önceki gün ölçülen tahmini fetal ağırlık ile doğum ağırlığı arasındaki farkın anılan Rehberde belirtilen kilogram başına ± 125-150 gram hata payının üzerinde olduğu, bu nedenle yapılan ölçümün hatalı olmasının da hizmetin kusurlu yürütüldüğünü gösterdiği gerekçesiyle davacıların maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden bir değerlendirilme yapılmak suretiyle karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak ...İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.


İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti:... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davanın reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, davalı idarenin sağlık hizmetini kusurlu işletmesi nedeniyle çocuklarında doğum esnasında omuz hasarı oluştuğu, bebek iri olmasına rağmen normal doğum yaptırılmasının açık bir doktor hatası olduğu, kendisine sezaryen doğumun önerilmediği ve bebeğin kilosunun yanlış ölçüldüğü ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMAS : Davalı idare tarafından, İdare Mahkemesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile... İdare Mahkemesi ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacılardan anne ... gebeliği esnasında gebelik şekeri tanısı almış, doğumdan önce davalı Üniversite Hastanesinde 4 gün yatarak insülin tedavisi görmüş, doğumdan bir gün önce 08/11/2006 tarihinde yapılan kontrol muayenesinde, '39 hafta 6 günlük diabetik gebe, NST: nonreaktif, FKA +, tahmini fetal ağırlığı 4000 gr' olarak belirtilmiştir.
09/11/2006 tarihinde ise 40 haftalık diabetik gebe olan anne, su gelişi nedeniyle hastaneye yatırılarak takibine başlanmış, aynı tarihte epizyotomili normal vajinal doğum ile 4800 gr ağırlığında, 53 cm boyunda canlı bir erkek bebek doğurmuştur.
Dosyada yer alan belgelerden, bebeğin doğum sonrası yapılan muayenesinde sağ kolda moro refleksi alınamadığı ve fizik tedavi bölümüne konsülte edilerek takibe alınan bebekte brakial pleksus hasarı tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Bunun üzerine davacılar tarafından, doğum eyleminde bebeklerinin engelli hale geldiği, olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla maddi ve manevi tazminat istemiyle 23/10/2008 tarihinde davalı idareye yapılan başvurunun reddi üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlüdür. İdari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Esasen, Anayasa'nın 56. maddesi de Devlete, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenlemek ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak onları denetleyerek yerine getirmek ile ilgili pozitif bir yükümlülük getirmiştir.
Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Olayla ilgili olarak düzenlenen Adli Tıp Kurumu .... Adli Tıp İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... karar sayılı raporunda; "... ilk doğumun normal vajinal yolla olması, doğum öncesi ultrason ölçümü ile tespit edilen tahmini bebek doğum ağırlığının 4000 gram saptanmasının normal vajinal doğum yapabileceğini göstermesi, mevcut doğum eyleminin uygulanan doğum indüksiyonu ile uygun sürede ilerlemesi ve bebeğe herhangi bir ek manevra yapılmadan doğumun rahat gerçekleşmesi, mevcut durumda sezeryan ile doğumu gerektirecek tahmini bebek ağırlığının diabetik olmayan gebelerde 5000 gram üzerinde diabetik gebelerde en az 4500 gr olması, sinir(Brakial pleksus) yaralanmalarının %50’den fazlasının komplikasyonsuz normal vajinal doğumlardan sonra görülmesi de göz önüne alındığında bebekte gelişen sinir (brakial pleksus) yaralanmasının doğumun bir komplikasyonu olduğu, kişinin tedavisini yürüten hekimlerin uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, söz konusu sağlık hizmetini personeli aracılığıyla yürüten davalı idareye atfı kabil kusuru bulunmadığı, Diabetik anne ile iri bebek ilişkisi bulunduğu, diabet hastalığının tek başına bir sezeryan endikasyonu olmadığı görüş ve kanaati bildirildiği " yolunda görüş bildirilmiştir.
Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü tarafından 2010 yılında hazırlanan Doğum ve Sezaryen Eylemi Yönetim Rehberi'nin 49. ve 50. sayfalarında, fetusun doğum ağırlığının 4000 gram ve üzerinde olmasının fetal makrozomi olarak tanımlandığı, ultrasonografik yöntemlerin dahi kilogram başına ± 125-150 gram hata payı taşıdığı, 4000-4500 gram tahmini fetal ağırlığı olan nondiyabetik (diyabet hastalığı bulunmayan) gebelerde normal vajinal yolla doğumun denenebileceği (anne ile bütün riskler ve yararlar tartışıldıktan sonra), tahmini fetus ağırlığının 4000 gramdan fazla olduğu diyabetik anne adaylarına sezaryen önerildiği belirtilmektedir.
Uyuşmazlıkta, doğumdan önce yapılan en son kontrolde bebeğin tahmini fetal ağırlığının 4000 gr olarak iri bebek niteliğinde bir değerde ölçülmesine ve yukarıda anılan Rehber'de tahmini fetus ağırlığının 4000 gramdan fazla olduğu diyabetik anne adaylarına sezaryen önerilmesi gerektiğinin belirtilmesine rağmen anne adayına sezaryen önerilmeksizin normal yolla doğum kararı alınmasının hizmet kusuru oluşturduğunun kabulü gerekmektedir.
Öte yandan 08/11/2006 tarihinde doğumdan bir önceki gün yapılan fetal ultrasonografide bebeğin tahmini ağırlığının 4000 gram olarak ölçüldüğü, ancak 09/11/2006 tarihinde bebeğin 4800 gram olarak dünyaya geldiği, doğumdan önceki gün ölçülen tahmini fetal ağırlık ile doğum ağırlığı arasındaki 800 gramlık farkın yukarıda anılan Rehber'de belirtilen kilogram başına ± 125-150 gram hata payının üzerinde olduğu anlaşılmaktadır.
Bu haliyle, davalı idarece yapılan ölçümün hatalı olması da sağlık hizmetinin kusurlu yürütüldüğünü göstermektedir.
Bu itibarla, davacıların maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden bir değerlendirme yapmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacıların temyiz isteminin kabulüne;
2\. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/06/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.



KARŞI OY
X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden;... İdare Mahkemesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz istemlerinin reddi ve temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim