Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2025/256
2025/1089
21 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2025/256
Karar No : 2025/1089
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR): 1- ...
2- ... Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 26/09/2024 tarih ve E:2022/7919, K:2024/5005 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul ili, Ataşehir ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak 29/09/2021 tarih ve 4527 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 26/09/2024 tarih ve E:2022/7919, K:2024/5005 sayılı kararıyla;
Davacının dava açma ehliyetine sahip olduğu ve davanın süresinde açıldığı belirtilerek,
Dosyanın ve Dairelerinin E:2022/2829 sayılı dosyasında yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu edilen 1/1000 ölçekli uygulama imar planının, üst ölçekli planlar açısından planların kademeli birliktelik ilkesine uygun olduğu,
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin "İmar planı ilkeleri" başlıklı 21. maddesinin 10. fıkrasında, "İmar planlarında Ticaret+Konut, Ticaret+Turizm+Konut, Turizm+Ticaret karma kullanım alanlarında konut kullanımına da yer verilmesi halinde, konut kullanım oranları belirtilerek, konut kullanımının gerektirdiği sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılması zorunludur. İmar planlarında konutun yer aldığı karma kullanımlarda konut kullanım oranının belirtilmediği hallerde en fazla % 30 konut kullanabileceği varsayılır.
" kuralına, "Uygulama İmar Planı" "başlıklı 24. maddesinin 9. fıkrasında, "Nazım imar planlarında karma kullanım olarak belirlenen fonksiyonların, uygulama imar planlarında ayrıştırılması esastır." kuralına yer verildiği,
Planlama alanı içerisinde barınma ihtiyacının karşılandığı ve günün her saati işlevini dinamik olarak muhafaza eden karma kullanım kararları içerisinde her bir kullanım kararının kapsayacağı alan ve emsal oranının henüz planlama aşamasında belirlenmesinin zorunlu olduğu, zira belirlenen kullanıma göre ihtiyaç duyulan sosyal ve teknik altyapı alanlarının miktarı ve konumunun belirlenmesinin, ancak bu suretle mümkün olabileceği,
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 24. maddesinin 9. fıkrası uyarınca karma kullanım olarak belirlenen fonksiyonların nazım imar planında ayrıştırılması zorunluluğu bulunmamakla birlikte, uygulamaya esas olan imar planı olan 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında karma kullanım olarak belirlenen fonksiyonların ayrıştırılması gerektiği,
Dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planında, karma kullanım alanlarında konut, ticaret ve turizm alanlarının belirsiz bırakıldığı, konut, ticaret ve turizm alanları gibi karma kullanım alanlarında kullanımların netleştirilmesi gerekte olup, netleştirmenin proje aşamasına bırakılmasının uygulamada belirsizlik oluşturacağı,
Dosyada bulunan plan açıklama raporu incelendiğinde, "ticaret+turizm+konut alanı" yüzölçümünün 155.496,28 m2 olduğu ve toplam alanın %54,32 'sine tekabül ettiği, buna karşın plan notlarına göre, "konut kullanımı toplam emsalin %90'ını geçemez." kuralı getirilerek toplam emsal oranının oldukça yüksek bir rakam olan %90'na kadar bir oranda konut yapımına izin verilerek, planların toplam karma kullanım alanı içerisindeki kullanım alanının belirsiz bırakıldığı, neredeyse tamamına yakın bir oranda konut kullanımına izin verildiği, bu halde çok yüksek bir nüfus yoğunluğuna yol açma ihtimali taşıdığı, bu husustaki belirsizliğin planın uygulanması aşamasında giderilmesinin konut yoğunluğunun sosyal donatı alanına etkisi göz önünde tutulduğunda sosyal donatı dengesinin bozulmasına yol açacağı, planın işlevselliği açısından alanda yaşayacak nüfusun ne kadar olacağı ve bu nüfus için ne kadar sosyal donatı alanı ayrılması gerektiği ve bu nüfusun getireceği ulaşım ve trafik yükü ile etkilerinin planlama aşamasında daha belirli olması gerektiği,
Bu durumda, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile uyuşmazlık konusu taşınmaza ticaret-turizm-konut olmak üzere karma kullanım kararları getirilmesi halinde bu kullanımların, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin ilgili hükümleri uyarınca ayrıştırılarak, açık ve net biçimde tanımlanması gerektiği,
Davalı idarece, planlama alanının yaklaşık %45,58 'inin sosyal donatı alanı olarak planlandığı belirtilmekte ise de, kalıcı nüfusun miktarı belli olmadığından tam bir nüfus hesabı yapılamadığı, donatı ihtiyacının sadece yeni planlanan alanın ihtiyacı olan ek nüfus için gerekli olan alan ile sınırlı olmadığı, bu nedenle sosyal donatı açısından çevre bütünlüğünde dengenin aleyhe olarak bozulabileceğinin görüldüğü,
Açıklanan nedenlerle, nazım imar planı ve dava konusu uygulama imar planının birbirinin kopyası biçiminde hazırlanmasının mevzuatta öngörülen plan yapım yöntem ve tekniklerine uygun olmadığı, uyuşmazlık konusu alana, ticaret-konut ve ticaret-turizm-konut olmak üzere karma kullanım kararları getirilirken oldukça yüksek ve belirsiz oranda (%90) konut kullanımına izin verildiğinden yerleşik nüfusun belirli olmaması nedeniyle, ihtiyaç olan sosyal donatı alanı miktarının hesaplanmasının dava konusu imar planı ile olanaksız kılındığı, uygulama imar planında kullanım kararlarının somutlaştırılması gerekirken yapılmayıp ve hatta sosyal donatı hesabı yapılmasını engelleyecek nitelikte ucu açık emsal kullanımı düzenlemesinde ve plan açıklama raporunda, imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle,
dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idareler tarafından, dava konusu işlemin mevzuata ve kamu yararına uygun olarak tesis edildiği, plan araştırma raporunda tüm hususların detaylı şekilde ortaya konulduğu, planlama alanının çevresinde 15-30 kat arasında değişen yükseklikte yapıların yer aldığı, ilgili kurum görüşlerinin alındığı, alanın yaklaşık %41 oranında kamusal kullanımlara ayrıldığı, kaldı ki etrafta yeteri kadar sosyal donatı alanı (hastane, eğitim alanı, sosyal kültürel tesis alanı vb) bulunduğu belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ:
Dosyanın incelenmesinden; karma kullanım kararı ile alanda ortalama öngörülen kişi sayısının hesap edilmesi; buna göre ilgili kuruluşlardan gerekli görüşler alınarak, bu nüfusun ihtiyacı olan sosyal donatı alanı miktarının mevzuat ile öngörülen standartlara uygun olup olmadığının değerlendirilmesi, alanda bu ihtiyacın karşılanması mümkün ise sosyal donatıların ayrılması, mümkün değil ise nerede ve nasıl karşılanacağına ilişkin araştırma ve analizlerin yapılması sonucunda dava konusu imar planlarının hazırlanması, alanda yoğunluğu artıran ve kentsel ulaşım sistemini etkileyen nitelikteki imar planında, kentsel teknik altyapıya yönelik etkilerin belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması amacıyla, ayrıca kentsel teknik altyapı etki değerlendirmesi raporunun ve analizinin hazırlanması/hazırlattırılması, karma kullanım alanlarının oranlarının planda ayrıştırılması gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin onaylanan dava konusu imar planının, çevre imar bütünlüğünü bozmayacak nitelikte olduğundan söz edilebilmesine bu haliyle olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Diğer yandan; temyize konu kararda, karma kullanım alanları açısından, konut alanının toplam emsalin %90'ını geçemeyeceği yönündeki plan kararının "yüksek ve belirsiz" olduğu yönünde değerlendirme yapılmış ise de, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nde, imar planlarında, konutun yer aldığı karma kullanımlarda konut kullanım oranının belirtilmesine imkan tanındığı, planlarda bu oranın belirlenmemesi halinde de en fazla % 30 konut kullanabileceğinin hüküm altına alındığı açık olduğundan, dava konusu planda belirlenen %90 oranı idarenin takdirinde olmakla birlikte, yukarıda da ifade edildiği üzere, anılan orana bağlı olarak alanda yaşaması öngörülen nüfus ve bu nüfusun sosyal donatı ihtiyacının ortaya konulmaması nedeniyle dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Bu itibarla, hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılan dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu karar açısından, temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının belirtilen gerekçe doğrultusunda onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Üyeler ..., ..., ... ve ...'nin, "uyuşmazlığa konu taşınmaza yönelik yapı kayıt belgesi bulunduğundan bahisle açılan davada, yapı kayıt belgesi, dava konusu işlemin iptalini istemekte davacıya bir hak bahşetmeyeceğinden, davacının dava açma ehliyetine sahip olmadığı" yönündeki usule ilişkin oylarına karşılık, bakılan uyuşmazlıkta davacının dava açma ehliyetinin bulunduğuna oyçokluğu ile karar verilerek, tekemmül ettiği anlaşılan dosyada yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT :
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un 1. maddesinde; "Bu Kanunun amacı;
A) Bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulanmasında "kuruluş" adı ile anılacak olan;
a) İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının,
b) Kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzelkişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bu kuruluşlara ait müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, iştiraklerindeki kamu paylarının,
c) Devletin diğer iştiraklerindeki kamu payları ile Hazineye ait payların,
d) Genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadi teşebbüslerinden kamu iktisadi kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının,
e) Belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar ile pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının,
f) Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanunun 35 inci maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının,
ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir." hükmü yer almaktadır.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun "İmar Planlarında Bakanlığın Yetkisi"ni düzenleyen 9. maddesinin 2. fıkrasında: "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan (Belediye) gerekli görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planları ve buna uygun imar durumları; Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanun'un Ek-3. maddesinde: "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır. Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir." hükmü bulunmaktadır.
Yine, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 5. maddesinde; nazım imar planı, varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım istemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihten önce yürürlüğe giren ve 14/02/2020 tarih ve 7221 sayılı Kanun'un 12. maddesiyle 3194 sayılı İmar Kanunu'na eklenen Ek-8. maddede ise, "Plan değişiklikleri, plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak şekilde ve teknik gerekçeleri sağlamak şartıyla yerleşmenin özelliğine uygun olarak yapılır. Plan değişikliği tekliflerinde ihtiyaç analizini içeren sosyal ve teknik altyapı etki değerlendirme raporu hazırlanarak planı onaylayacak idareye sunulur." hükmüne yer verilmiştir.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin "Mekânsal kullanım tanımları ve esasları" başlıklı 5. maddesinde, " ... i) Sosyal altyapı alanları: Birey ve toplumun kültürel, sosyal ve rekreatif ihtiyaçlarının karşılanması ve sağlıklı bir çevre ile yaşam kalitelerinin artırılmasına yönelik kamu veya özel sektör tarafından yapılan eğitim, sağlık, dini, kültürel ve idari tesisler, açık ve kapalı spor tesisleri ile park, çocuk bahçesi, oyun alanı, meydan, rekreasyon alanı gibi açık ve yeşil alanlara verilen genel isimdir. ..." hükmüne, "Mekânsal planlama kademeleri ve ilişkileri" başlıklı 6. maddesinde, "... (2) Mekânsal planlar, plan kademelenmesine uygun olarak hazırlanır. Her plan, planlar arası kademeli birliktelik ilkesi uyarınca yürürlükteki üst kademe planların kararlarına uygun olmak, raporu ile bütün oluşturmak ve bir alt kademedeki planı yönlendirmek zorundadır. ..." hükmüne, "Genel planlama esasları" başlıklı 7. maddesinde, "(1) Bu Yönetmeliğe göre hazırlanacak her tür ve ölçekteki mekânsal planlar aşağıda yer alan planlama ilke ve esaslarına, planların hazırlanması ile ilgili standartlara, gösterim tekniklerine ve tanımlara uygun olarak yapılır: ...
ç) Üst kademe planlar, alt kademesindeki planlara mekânsal nitelikte hedef koyan, yol gösteren ve ilke belirleyen plandır. ..." hükmüne,
"Plan raporu" başlıklı işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle 9. maddesinde, "(1) Mekânsal planlara ilişkin, kendi kademesine göre ve yapılış amacının gerektirdiği açıklamaları içeren bir plan raporu hazırlanır.
(2) Plan raporunda, planın türü, ölçeği, kapsamı ve özelliğine göre; vizyon, amaç, hedefler ve stratejiler belirlenerek, koruma-kullanma esasları, alan kullanım kararları, yoğunluk ve yapılaşmaya ilişkin konularda planlama esasları ve uygulama ilkeleri, eylem planları, açık ve yeşil alan sistemi, ulaşım, erişilebilirlik ve mekânın etkin kullanılması, gerektiğinde koruma, sağlıklaştırma ve yenileme program, alan ve projelerinin etaplama esasları, alan kullanım dağılımı tablosu gibi hususlarda açıklamalara yer verilir.
(3) Planların araştırma aşamasında yapılan çalışmalarda elde edilen bilgi, belge ve sonuçlar ayrı raporlar halinde sunulabilir.
(4) Plan değişikliklerinde, değişiklik gerekçesi ve yapılan gereklilik analizlerini ayrıntılı açıklayan plan raporu hazırlanması zorunludur.
(5) İmar planlarında, bu Yönetmelikte tanımlanan veya plan gösteriminde bulunan kullanımlardan birden fazla mekânsal kullanımın aynı alanda bir arada bulunması durumunda uygulamaya yönelik alan kullanım oranları, otopark, yeşil alan ve benzeri sosyal ve teknik altyapı kullanımlarına ilişkin detaylar ile gerektiğinde bağımsız bölüm sayısı, plan raporu ve plan notlarında ayrıntılı olarak açıklanır." hükmüne,
"Standartlar" başlıklı 11. maddesinde, "(1) İmar planlarının yapımı ve değişikliklerinde planlanan alanın veya bölgenin şartları ile gelecekteki gereksinimleri göz önünde tutularak kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanlarında bu Yönetmeliğin EK-2 Tablosunda belirtilen asgari standartlara ve alan büyüklüklerine uyulur. ..." hükmüne, "İmar planı ilkeleri" başlıklı 21. maddesinin 10. Fıkrasında, "İmar planlarında Ticaret+Konut, Ticaret+Turizm+Konut, Turizm+Ticaret karma kullanım alanlarında konut kullanımına da yer verilmesi halinde, konut kullanım oranları belirtilerek, konut kullanımının gerektirdiği sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılması zorunludur. İmar planlarında konutun yer aldığı karma kullanımlarda konut kullanım oranının belirtilmediği hallerde en fazla % 30 konut kullanabileceği varsayılır." hükmüne, "Uygulama İmar Planı" "başlıklı 24. maddesinin 9. fıkrasında, "Nazım imar planlarında karma kullanım olarak belirlenen fonksiyonların, uygulama imar planlarında ayrıştırılması esastır." hükmüne,. "İmar planı değişiklikleri" başlıklı 26. maddesinde,
"(1)İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yararı amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır.
(2)İmar planlarında sosyal ve teknik altyapı hizmetlerinin iyileştirilmesi esastır. Yürürlükteki imar planlarında öngörülen sosyal ve teknik altyapı standartlarını düşüren plan değişikliği yapılamaz.
...
(4)Kat adedi veya bina yüksekliğini artıran imar planı değişiklikleri, yörenin yerleşim özellikleri, dokusu ve kimliği dikkate alınmak suretiyle, şehrin veya alanın yakın çevresinin silüeti, yapıların güneşe göre cephesi ve yönlenmesi özelliklerini olumsuz yönde etkilememesi esas alınarak yapılır.
(5)İmar planında verilmiş olan inşaat emsalinin, kat adedinin, ifraz şartlarının değiştirilmesi sonucu nüfus yoğunluğunun artırılmasına dair imar planı değişikliklerinde:
a) Artan nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik altyapı alanları standartlara uygun olarak plan değişikliğine konu alana hizmet vermek üzere ayrılır.
...
(7)Yoğunluk artıran veya kentsel ulaşım sistemini etkileyen imar plan değişikliklerinde, kentsel teknik altyapıya yönelik etkilerin belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması amacıyla ayrıca kentsel teknik altyapı etki değerlendirmesi raporu, analizi hazırlanır veya hazırlatılır." hükmüne yer verilmiştir.
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin "Parsel kullanım fonksiyonlarına göre yapılaşma koşulları" başlıklı 19. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde, "Ticaret+Konut, Turizm+Ticaret, Turizm+Ticaret+Konut gibi karma kullanım alanları: Tek başına konut olarak kullanılmamak koşuluyla, ticaret, turizm, konut kullanımlarından konut hariç sadece birinin veya ikisinin veya tamamının birlikte yer aldığı alanlardır. Bu alanlarda;
1) Bu alanlarda plandaki kullanım kararına bağlı olarak konut veya turizm tesisi yapılması halinde yoldan cephe alan zemin veya bodrum katların ticaret veya hizmetler sektörünün kullanımında olması ve konut veya turizm tesisi için ayrı bina girişi ve merdiveni bulunması şartı aranır. Her bir kullanım için bağımsız giriş çıkış ve merdiven düzenlenmesi, kullanım oranlarının ve sosyal ve teknik altyapı alanlarının imar planlarıyla tayin edilmesi esastır. (…)
2) Bu alanlarda ayrıca (…) gerçek ve tüzel kişilere veya kamuya ait; yurt, kurs, ticari katlı otopark, sosyal ve kültürel tesisler yapılabilir.
3) Ticaret+Konut, Turizm+Ticaret+Konut gibi konut da yapılabilen karma kullanım alanlarında konut veya yüksek nitelikli konut yapılabilmesi için, imar planında konutun ihtiyacı olan sosyal ve teknik alt yapı ve donatı alanlarının konut kullanımının getireceği nüfus yoğunluğu üzerinden hesap edilerek bu alana hizmet verecek şekilde ayrılmış olması şarttır." hükmü düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
3194 sayılı Kanun'un 9. ve Ek 3. maddelerinde yer alan düzenlemeler uyarınca, özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş alınmak suretiyle çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak her ölçekteki imar planı değişikliklerini yapmak, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının yetkisinde olup, bu yetkinin kullanımında planlama usul ve esasları yönünden Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ayrıksı bir yetki tanınmamıştır. Başka bir deyişle adı geçen idare yönünden de imar mevzuatı ile belirlenen planlama usul ve esaslarına uyma zorunluluğu bulunmaktadır.
Öte yandan, 4046 sayılı Kanun'un 1. maddesinde belirtilen amaç doğrultusunda özelleştirme kapsam ve programına alındıktan sonra planlamaya tabi tutulan taşınmazlara bakıldığında, bunların temel özelliğinin birbirinden farklı bölgelerde yer alan ve sınırlı sayıdaki parselleri içeren taşınmazlar olduğu, bu taşınmazların bazen özelleştirme uygulamaları gereği tek başına satışa ya da devre konu edildikleri ve bu durumun bir sonucu olarak planlamanın da zorunlu olarak bu sınırlı sayıdaki taşınmaza yönelik olarak bazen parsel bazında gerçekleştirildiği görülmektedir. Hal böyle olunca parsel bazında gerçekleştirilen plan değişikliklerinin yargısal denetimi yapılırken, 3194 sayılı Kanun'un ilgili maddelerinin yanı sıra, 4046 sayılı Kanun'da gösterilen amaç ve planlamaya konu taşınmazların bu şekilde özelleştirilmesi ya da değerlendirilmesi yolundaki özelleştirme uygulamasına ilişkin gereklilik ve zorunluluğun da göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile uyuşmazlık konusu taşınmazın ''kentsel yerleşik alan'', 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile "ticaret-turizm-konut alanı,ticaret-konut alanı, eğitim alanı, kamu hizmet alanı, ibadet alanı, millet bahçesi, park, raylı toplu taşıma istasyon alanı, genel otopark alanı ve taşıt yolu", 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile "ticaret-turizm-konut alanı, ticaret-konut alanı, mesleki ve teknik öğretim tesisi alanı, ilkokul alanı, resmi kurum alanı, cami, millet bahçesi, park, raylı toplu taşıma istasyon alanı, genel otopark alanı ve taşıt yolu" olarak planladığı, plan araştırma raporunda, alanın kent içindeki konumuna, etrafında yer alan kullanım kararlarına ve ulaşım ağı içindeki yerine, şehrin önemli bir noktasında ve finans merkezlerine yakınlığına vurgu yapılarak bir değerlendirme yapıldığı, plan açıklama raporunda da, yalnızca plan kararlarına ve plan notlarına yer verilerek, turizm+ticaret+konut kullanımı açısından, konut kullanımının toplam emsalin %90'ını, ticaret+konut kullanımı açısından da bu oranın toplam emsalin %80'ini geçemeyeceğinin belirtildiği görülmekle birlikte, hem alanda yaşaması öngörülen nüfusa/nüfus yoğunluğuna, hem de bu nüfusun gereksinimi olan sosyal donatı alanları hakkında plan araştırma/açıklama raporunda herhangi bir bilgiye yer verilmediği gibi yeni kullanımın getireceği nüfusun ihtiyacı olan sosyal donatı alanlarının, standartlara uygun olarak ayrılıp ayrılmadığı ve ulaşım altyapısının yeterli olup olmadığı hususlarında herhangi bir çalışma ya da analiz yapılmayan plan raporları, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 9. ve 26. maddelerine aykırılık teşkil etmektedir.
Her ne kadar davalılarca; alana 4.930 kişi nüfus geleceği, brüt nüfus yoğunluğunun 176 ki/ha, net nüfus yoğunluğunun da 308 ki/ha olduğu belirtilmiş ise de, bu hususların plan raporlarında hükme bağlanmasının imar mevzuatı açısından zorunlu olduğu, diğer yandan, taşınmazın %41,38'lik kısmının sosyal ve teknik altyapı alanına ayrıldığı belirtilmekte ise de, mevzuat ile öngörülen standartlara uygun olarak sosyal donatı alanı belirlenip belirlenmediğinin değerlendirilebilmesinin, ancak alanda yaşaması öngörülen ortalama kişi sayısının plan açıklama raporunda hesap edilmesi ile mümkün olduğu açıktır.
Uyuşmazlık bu çerçevede değerlendirildiğinde, karma kullanım kararı ile alanda ortalama öngörülen kişi sayısının hesap edilmesi; buna göre ilgili kuruluşlardan gerekli görüşler alınarak, bu nüfusun ihtiyacı olan sosyal donatı alanı miktarının mevzuat ile öngörülen standartlara uygun olup olmadığının değerlendirilmesi, alanda bu ihtiyacın karşılanması mümkün ise sosyal donatıların ayrılması, mümkün değil ise nerede ve nasıl karşılanacağına ilişkin araştırma ve analizlerin yapılması sonucunda dava konusu imar planlarının hazırlanması, alanda yoğunluğu artıran ve kentsel ulaşım sistemini etkileyen nitelikteki imar planında, kentsel teknik altyapıya yönelik etkilerin belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması amacıyla, ayrıca kentsel teknik altyapı etki değerlendirmesi raporunun ve analizinin hazırlanması/hazırlattırılması, karma kullanım alanlarının oranlarının planda ayrıştırılması gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin onaylanan söz konusu imar planının, çevre imar bütünlüğünü bozmayacak nitelikte olduğundan söz edilebilmesine bu haliyle olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Diğer yandan; temyize konu kararda, karma kullanım alanları açısından, konut alanının toplam emsalin %90'ını geçemeyeceği yönündeki plan kararının "yüksek ve belirsiz" olduğu yönünde değerlendirme yapılmış ise de, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nde, imar planlarında, konutun yer aldığı karma kullanımlarda konut kullanım oranının belirtilmesine imkan tanındığı, planlarda bu oranın belirlenmemesi halinde de en fazla % 30 konut kullanabileceğinin hüküm altına alındığı açık olduğundan, dava konusu planda belirlenen %90 oranı idarenin takdirinde olmakla birlikte, yukarıda da ifade edildiği üzere, anılan orana bağlı olarak alanda yaşaması öngörülen nüfus ve bu nüfusun sosyal donatı ihtiyacının ortaya konulmaması nedeniyle dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Bu itibarla, hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılan dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu kararda, sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine,
2.Dava konusu işlemin iptaline ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 26/09/2024 tarih ve E:2022/7919, K:2024/5005 sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 21/05/2025 tarihinde usulde, esasta ve gerekçede oyçokluğu ile karar verildi.
GEREKÇEDE KARŞI OY
X- 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un "Özelleştirme Yüksek Kurulu"nun yapısını düzenleyen 3. maddesinin 1. fıkrası, 02/07/2018 tarih ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 85. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, anılan Kanun'un gerek 2. maddesinde gerekse 3. maddesinin diğer fıkralarında Özelleştirme Yüksek Kurulunun hukuki varlığı korunarak, görev ve yetkileri muhafaza edilmiştir.
703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 85. maddesinin (f) bendi ile 4046 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 29. maddesinde, bu KHK'nın yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihi itibarıyla Özelleştirme Yüksek Kurulunca görülmekte olan işlerin Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılacağı öngörülmüş olup, bu maddede ifade edilen "görülmekte olan işlerin", 09/07/2018 tarihi itibarıyla devam eden özelleştirmeye ilişkin işlemler olduğu ve bu işlemlere yönelik yetkinin "geçici" nitelikteki yasa hükmü ile eklendiği göz önüne alındığında, 09/07/2018 tarihinden sonra münhasıran Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait bulunan "Kanun'un 1. maddesinde sayılan kuruluşların özelleştirme kapsam ve programına alınmasına karar vermek; bu kuruluşların satış, kiralama, işletme hakkı devri, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve işin gereğine uygun saîr hukuki tasarruflar ile devredilmelerine ilişkin özelleştirme yöntemlerinden hangisi ile özelleştirileceğini belirlemek ve özelleştirme işlemlerinin tamamlanması için süre tespit etmek" hususundaki görevlerin devam eden işler kapsamında olduğundan söz etmek mümkün değildir.
Diğer bir deyişle, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinden önce özelleştirme kapsam ve programına alınmış olan kuruluşlara ait devam eden işleri sonuçlandırmak konusunda Cumhurbaşkanlığı Makamına verilen geçici ve sınırlı yetkinin, 09/07/2018 tarihinden sonra Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkileri kapsayacak şekilde genel ve sürekli bir yetkiye dönüştüğünü kabul etmek hukuken mümkün bulunmamaktadır.
Zira Anayasa'nın 47. maddesinin 2. fıkrası uyarınca özelleştirmeye ilişkin esas ve usullerin kanun ile düzenlenmesi zorunlu olduğundan ve 4046 sayılı Kanun'da Özelleştirme Yüksek Kuruluna verilen görev ve yetkilerin Kurul'un yapısı yeniden oluşturuluncaya kadar bizzat hangi makam tarafından kullanılacağı konusunda açık bir kurala yer verilmediğinden, 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'ne dayanılarak Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkilerin Cumhurbaşkanlığı Makamınca kullanılamayacağı açıktır.
Diğer yandan, Özelleştirme Yüksek Kurulu, Anayasa'nın amir hükmü gereği özel bir kanun ile kurulmuş olup, herhangi bir bakanlık ya da kamu kurum ve kuruluşu bünyesinde olan bir kurul niteliğinde olmadığından, bu Kurul'un 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 8. maddesinde belirtilen "kurul" olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
Bu itibarla, 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesine göre, "Kanun'un 1. maddesinde sayılan kuruluşların özelleştirme kapsam ve programına alınmasına karar vermek; bu kuruluşların satış, kiralama, işletme hakkı devri, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve işin gereğine uygun saîr hukuki tasarruflar ile devredilmelerine ilişkin özelleştirme yöntemlerinden hangisi ile özelleştirileceğini belirlemek ve özelleştirme işlemlerinin tamamlanması için süre tespit etmek" özelleştirme uygulamalarında yetkili tek karar organı olarak öngörülen Özelleştirme Yüksek Kurulunun görevi olarak düzenlendiğinden, uyuşmazlığa konu 29/09/2021 tarihli Cumhurbaşkanı kararında yetki yönünden hukuka uygunluk bulunmadığı bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu Daire kararının, belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği oyuyla, karara gerekçe yönünden katılmıyoruz.
KARŞI OY
XX- Dava, İstanbul ili, Ataşehir ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak 29/09/2021 tarih ve 4527 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istemiyle açılmıştır.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 9. maddesinin 2. fıkrası ile aynı Kanun'un Ek-3. maddesiyle verilen yetkiye istinaden 4046 sayılı Kanun kapsamında bulunan özel statüdeki alanlara yönelik her tür ve ölçekteki plan, değişiklik ve revizyonlarını, ilgili kuruluşların görüşünü alarak ve çevre imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapma ve yaptırma yetkisinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ait olduğu göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planının özel yetkiye istinaden taşınmaz özelinde doğrudan yapılmış bir plan olarak kabul edilmesi gerekmektedir.
Bu çerçevede, dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin, dava konusu plana ait plan araştırma raporu ve bu kapsamda ilgili kurum ve kuruluşlardan alınan görüş yazıları içerikleri ile plan açıklama raporunun birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu imar planının kademeli birliktelik ilkesine uygun olarak hazırlandığı, uyuşmazlık konusu taşınmazın çevre imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde planlandığı, dava konusu imar planı ile uyuşmazlık konusu taşınmazın etkin ve verimli kullanılması amacıyla fiziksel ve teknik analizler, mülkiyet durumu, çevredeki kullanımlar ve üst ölçekli plan kararları da göz önünde bulundurularak planlama yapıldığı, gerekli kurum görüşlerinin alındığı, temyiz dilekçesinde de, alanda yaşaması öngörülen nüfus bilgisine yer verildiği ve etrafta yer alan donatı alanları ile bağlantı kurulduğu görüldüğünden, dava konusu imar planının şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, temyize konu Daire kararının bozulmasına ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.