Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2025/2537
2025/1772
1 Ekim 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2025/2537
Karar No : 2025/1772
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ...
2- ... İdaresi Başkanlığı
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...Odası ( ... Şubesi)
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 07/05/2025 tarih ve E:2021/6900, K:2025/2567 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... sayılı parsellere ilişkin olarak 22/04/2021 tarih ve 3905 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı, 1/5000 ölçekli ilave ve koruma amaçlı nazım imar planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli ilave ve koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliğinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 07/05/2025 tarih ve E:2021/6900, K:2025/2567 sayılı kararıyla;
Usule ilişkin olarak, davacının dava açma ehliyetine sahip olduğu ve davanın süresinde açıldığı belirtilerek,
İşin esası yönünden; dosyanın, yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunun ve yine Dairelerinin E:2020/10132, E:2020/9737, E:2020/9736 sayılı dosyalarında verilen kararların birlikte değerlendirilmesinden,
1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği yönünden;
Bodrum ilçesini kapsayan 09/03/2011 tarihli “Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı açıklama raporunda, Bodrum'a yönelik yapılan değerlendirmelere kararda yer verilerek, daha önce 20/08/2020 tarihinde alanda onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin, kararda anılan dosyalarda, iptaline karar verildiği,
Uyuşmazlıkta, 20/08/2020 tarihli çevre düzeni planı değişikliğine askı süresi içerisinde yapılan itirazlar sonucu, 2021 onaylı dava konusu çevre düzeni planı değişikliğinde doğal ve ekolojik yapısı korunacak alanın yani taşınmazların kuzeybatısındaki kısmın kentsel gelişme alanından çıkarıldığı ve bu özelliğiyle korunduğu, ancak bu ilavelere rağmen, mevcut çevre düzeni planında ağaçlandırılacak alan ve bölgesel park olarak planlanmış alanın, kentsel gelişmeye açılmış olması yönündeki temel kararın devam ettiği, bu yönüyle, Dairelerinin E:2020/10132, E:2020/9737, E:2020/9736 sayılı dosyalarındaki 1/100.000 ölçekli plan değişikliğinin iptaline karar verilmesine gerekçe oluşturan aykırılıkların giderilmediğinin anlaşıldığı,
1/25.000 ölçekli nazım imar planı yönünden,
Dairelerinin 30/12/2022 tarih ve E:2020/10132 K:2022/10427 sayılı, E:2020/9737 K:2022/10426 sayılı, E:2020/9736 K:2022/10428 sayılı kararları ile, 20/08/2020 tarihli 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin iptaline karar verildiği,
2021 onaylı dava konusu 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliklerinde, daha fazla ayrıntı düzeyinin ve ana kullanım kararlarının plana yansıtılmış olduğu, bu durum plan hiyerarşisi ve planların kademeli birlikteliği ilkesi açısından olumlu olmakla birlikte, üst ölçekli plan olan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının bu bölgeye ilişkin ana plan stratejisi olan doğal ve yeşil alan sistemi içinde bu bölgeyi koruma ağırlıklı stratejiye aykırılık konusunun devam ettiği,
bu yönüyle, Dairelerinin E:2020/10132, E:2020/9737, E:2020/9736 sayılı dosyalarındaki 1/25.000 ölçekli nazım imar plan değişikliğinin iptaline karar verilmesine gerekçe oluşturan aykırılıkların tamamen giderilmediği sonucuna varıldığı,
1/5000 ölçekli ilave ve koruma amaçlı nazım ve 1/1000 ölçekli ilave ve koruma amaçlı uygulama imar planları yönünden,
Dairelerinin 30/12/2022 tarih ve E:2020/10132 K:2022/10427 sayılı, E:2020/9737 K:2022/10426 sayılı, E:2020/9736 K:2022/10428 sayılı kararları ile, 20/08/2020 tarihli 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliklerinin iptaline karar verildiği,
2021 onaylı dava konusu imar planlarında, kıyıdan 30-35 metre mesafede geçen taşıt yolunun düzeltildiği, bölgedeki kullanımın “otel” olarak değiştirildiği; bunun hemen gerisinde daha da büyük bir alanın ticaret+turizm+konut kullanımı ile planlandığı, ilgili plan notunda ise bu alanlarda konut kullanımı yer alması halinde E:0,15 Yençok:6,50 (2 kat), ticaret kullanımı yer alması halinde E:0,30 Yençok:6,50 (2 kat), turizm kullanımlarından otel, butik otel ve tatil köyü yapılması durumunda E:0,30 Yençok:10,50 (3 kat), turizm kullanımlarından apart otel ve pansiyon yapılması durumunda E:0,15 Yençok:6,50 (2 kat) şeklinde yapılaşma koşullarının belirlendiği, bu kapsamda 20/08/2020 tarihli planlardaki aykırılıklar kısmen giderilmiş olmakla birlikte, alanda ticaret ile otel, butik otel ve tatil köyü yapılmasının teşvik edildiği, kıyıda çok büyük alanlarda turizm tesis alanlarının planlandığı, bu yaklaşımın, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının Bodrum yerleşmesine ilişkin olarak turizm gelişimindeki aşırı eğiliminin dengelenmesi ve denetlenmesi, doğal yapının tahrip edilmeden koruma-kullanma dengesinin kurulması gibi temel ilkeleriyle kesin biçimde çeliştiği, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve uygulama imar planlarının üst ölçekli planın ana plan stratejisine aykırı olduğu, Dairelerinin E:2020/10132, E:2020/9737, E:2020/9736 sayılı dosyalarındaki 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarının iptaline karar verilmesine gerekçe oluşturan aykırılıkların tamamen giderilmediğinin anlaşıldığı,
Anayasa'nın 138. maddesinin 4. fıkrası ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesinin 1. fıkrası birlikte değerlendirildiğinde, herhangi bir planın yargı kararıyla iptali üzerine yapılan planın yargısal denetiminde, planın öncelikle yargı kararına uygun olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği,
Bu itibarla; dava konusu planlarda, imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri ile planlama esasları ve yargı kararlarına uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle,
22/04/2021 tarih ve 3905 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylanan planların iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idareler tarafından, 20/08/2020 tarih ve 2836 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile alanda onaylanan planlara askı süresi içerisinde yapılan itirazlar sonucu, 22/04/2021 tarih ve 3905 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile planların revize edildiği, planlama alanı içerisinde arkeolojik sit alanlarının bulunması ve bölgenin tamamının doğal sit alanı olması sebebiyle, 2020 yılında onaylanan planlara askı sürecinde yapılan itirazların kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda hazırlanan yeni plan ve değişikliklerin Muğla Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu
ile Muğla Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunca uygun görüldüğü, bununla birlikte imar plan ve değişikliklerinin mevzuata uygun olarak hazırlandığı, doğal ve arkeolojik sit alanlarında özelleştirme kapsam ve programına alınan arsa ve arazilerin niteliğine göre bir ayırım yapılmadan imar planı yapmaya yetkili idarenin Özelleştirme İdaresi olduğu, plan hükümleri ile planlama alanı içerisinde yapılacak her türlü faaliyette ilgili kurul ve komisyondan uygun görüş alınarak işlem yürütüleceği, tapu kayıtlarında mera vasfına ilişkin herhangi bir şerhin bulunmadığı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 07/08/2013 tarihli, Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğünün 20/08/2013 tarihli yazıları ile dava konusu parsellerin Mera Kanunu kapsamında olmadığının belirtildiği, Muğla İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünün 20/09/2013 tarihli
yazısı ile Bodrum Mera Teknik Ekibince, 2001 yılında ..., ..., ... ve ... sayılı parsellere yönelik tespitlerin iptaline karar verildiği,
söz konusu parsellerin 4342 sayılı Mera Kanunu hükümlerine tabi olmadığı, uyuşmazlık konusu planlar ve değişiklikler ile bölgenin konumu, doğal kaynakları ve
potansiyeli, yapılaşma koşulları, sit alanları ve diğer koruma alanları, ekolojik açıdan hassas alanlar göz önünde bulundurularak çevre ve imar bütünlüğüne uyumlu koruma kullanma dengesinin sağlandığı, plan hiyerarşisi dikkate alındığında ölçü alınabilecek plan kademesinin 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı olduğu, 1/1.000 ölçekli ilave ve koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliğinde 1.102.309,61 m² büyüklüğündeki alanın toplam 433.210,82 m²'lik kısmının özelleştirilebilir nitelikte olduğu, kalan kısmının sosyal donatı olarak ayrıldığı, Mekânsal Planlar Yapım Yöretmeliği'nin Ek-2 maddesinde yer alan Farklı Nüfus
Asgari Sosyal ve Teknik Altyapı Alanlarına İlişkin Standartlar ve Asgari Alan Büyüklükleri Tablosunda verilen standartların fazlasıyla sağlandığı, alanda yoldan cephe almayan parsellerin bulunduğu ve 9-10 metrelik yolların bu
alan için yeterli olmadığı hususlarının tespit edildiği, dolayısıyla bu alanda yolun genişletilmesinin gerek dava konusu planlar için gerekse belediyesince
onaylı plan için elzem olduğu, konuya ilişkin ilgili Bodrum Belediye Başkanlığı ile görüşüldüğü, plan müellifi bakımından mevzuat açısından herhangi bir
aykırılık bulunmadığı, özelleştirme kapsam ve programına alınan, kentsel bir kullanımı olmayan, kentin
içinde boş ve atıl durumda bulunan alanın işgal edilen kısımları olduğu, işlevsiz durumdaki söz konusu taşınmazların özelleştirme kapsam ve programına alınarak ilgili mevzuata, çevre ve imar bütünlüğüne, arkeolojik ve doğal sit alanı ile korunması gerekli kültür varlıklarına koruma kurulu/komisyonu kararları ve ilke kararlarına, yapılaşma kısıtlamalarına uyularak
değerlendirilmesinin amaçlandığı, çevre düzeni planı değişikliği ve imar planı değişikliklerinin ilgili mevzuata, planlamanın temel ilke ve esaslarına, çevre imar bütünlüğüne ve kamu yararına uygun olarak hazırlandığı, bu nedenlerle, temyize konu kararın bozularak, davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ:
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu işlemin, yargı kararının uygulanması amacıyla tesis edilmediği anlaşıldığından, davalıların temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının Kurulumuz kararında belirtilen gerekçe doğrultusunda onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:
Üye ...'in; Anayasa'nın 135. maddesine göre kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşlarının, belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan kamu tüzel kişilikleri olduğu ve bu meslek kuruluşlarının, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamayacağı esasları göz önünde bulundurulduğunda, davacı Oda'nın, dava konusu işlemlerin iptalini istemekte hukuken korunması gereken bir menfaatinin bulunmadığı yönündeki usule ilişkin oyuna karşılık, davacının ehliyetli olduğuna oyçokluğu ile karar verilerek işin esasına geçildi.
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Maliye Hazinesi mülkiyetinde bulunan, Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ... sayılı taşınmazlar, ...tarih ve... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK) Kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınmıştır.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylanan Aydın- Muğla- Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında, dava konusu taşınmazlar, "arıtma tesis alanı, doğal ve ekolojik yapısı korunacak alan, büyük bölge parkı/büyük kentsel yeşil alan ve ağaçlandırılacak alan" olarak belirlenmiş, 3. derece doğal sit alanı niteliğindeki uyuşmazlığa konu alan, Muğla Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından 10/03/2016 tarihinde onaylanan 1/25.000 ölçekli Muğla İli Nazım İmar Planında plan onama sınırı dışında bırakılmış olup, daha önce planlama alanını kapsayan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı bulunmamaktadır.
İlk olarak; 20/08/2020 tarih ve 2836 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile alanda 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı, 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı kabul edilmiş olup, taşınmazlar "gelişme konut alanı, otel alanı, ticaret alanı, ticaret+turizm+konut alanı(TİCTK), özel sağlık tesis alanı, rekreasyon alanı, günübirlik tesis alanı, ilkokul alanı, ortaokul alanı, anaokulu alanı, kreş, gündüz bakımevi, park, ağaçlandırılacak alan, cami, atıksu tesisleri alanı, içme suyu tesisleri alanı, pazar alanı ve yol" olarak planlanmıştır.
Anılan planların iptali istemiyle açılan davalarda, Danıştay Altıncı Dairesinin 30/12/2022 tarih ve E:2020/10132 K:2022/10427 sayılı, E:2020/9737 K:2022/10426 sayılı, E:2020/9736 K:2022/10428 sayılı kararları ile 20/08/2020 tarih ve 2836 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptaline karar verilmiş, bu kararlar Kurulumuzun 10/04/2023 tarih ve E:2023/378 K:2023/716 sayılı, E:2023/379 K:2023/717 sayılı, E:2023/393 K:2023/718 sayılı kararları ile onanmıştır.
Belirtilen süreçte, 2020 yılında onaylanan planlara askı süresi içerisinde yapılan itirazların kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda tesis edilen 22/04/2021 tarih ve 3905 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile alan, "gelişme konut alanı, otel alanı, ticaret alanı, ticaret-turizm-konut alanı, günübirlik tesis alanı, ilkokul alanı, ortaokul alanı, anaokulu alanı, pazar alanı, park alanı, doğal karakteri korunacak alan, ağaçlandırılacak alan, cami, atıksu tesisleri alanı, içme suyu tesisleri alanı, genel otopark ve yol” kullanımlarına ayrılmıştır.
22/04/2021 tarihli Karar ile onaylanan 1/25.000 ve 1/5.000 ölçekli nazım imar planları Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığınca, 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı Bodrum Belediye Başkanlığınca 20/05/2021-19/06/2021 tarihleri arasında, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ise (diğer imar planları ile beraber) Muğla Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından 25/05/2021-25/06/2021 tarihleri arasında askıya çıkarılmış olup, bunun üzerine, temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrasında, "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." hükmü yer almaktadır.
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesinde, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez." hükmü düzenlenmiştir.
Öte yandan, anılan Kanun'un "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, kararı hukuka uygun bulursa onayacağı, kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onayacağı, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç, 50. madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlığa konu Cumhurbaşkanı Kararı ile, alanda 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı, 1/5000 ölçekli ilave ve koruma amaçlı nazım imar planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli ilave ve koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliği onaylanmıştır.
Temyize konu kararda, dava konusu işlemin, hem şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve imar mevzuatı ile kamu yararına uygun görülmediği, hem de 2020 yılında alanda onaylanan plan değişiklerine yönelik olarak daha önce verilen yargı kararlarının uygulanmadığı gerekçesiyle iptaline karar verildiği görülmektedir.
Sebep unsuru "yargı kararı"na dayanan idari işlemlerin denetiminde, yargı kararının yerine getirilip getirilmediği hususunun öncelikle incelenmesi zorunluluk olup, yargı kararına dayalı olarak tesis edilmeyen idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç yönünden hukuka uygunluk denetimleri yapılırken, aynı süreçte, uyuşmazlık ile bağlantılı görülen davalarda verilen kararların da dikkate alınması mümkün ise de, anılan idari işlemlerin doğrudan dayanağı olan işlemler hakkında verilen yargı kararları haricinde, salt, idari işlem ile bağlantılı olabilecek şekilde verilen kararlar uyarınca, idari işlemin iptaline karar verilebilmesinin, her durumda, hukuka uygun olamayacağı açıktır.
Belirtilen çerçevede dosyanın incelenmesinden; maddi olay kısmında da yer verildiği üzere, özelleştirme kapsamına alınan taşınmazlara ilişkin olarak 20/08/2020 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylanan planların iptali istemiyle açılan davalarda, Danıştay Altıncı Dairesinin E:2020/10132, E:2020/9737, E:2020/9736 sayılı dosyalarında ilk olarak 15/02/2022 tarihinde yürütmenin durdurulmasına, 30/11/2022 tarihinde de, 20/08/2020 tarihli işlemin iptaline karar verildiği, görülmekte olan davanın konusunu oluşturan 22/04/2021 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylanan planların ise, 20/08/2020 tarihinde onaylanan planlara askı sürecinde yapılan itirazların değerlendirilmesi üzerine onaylandığı, bir diğer ifadeyle, hem kronolojik sıralamaya, hem de işleme ilişkin gerekçe raporuna göre, yargı kararının uygulanması amacıyla tesis edilmediği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Altıncı Dairesi kararının, dava konusu işlemin, bilirkişi raporlarına dayalı olarak imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uygun olmadığına ilişkin kısmı, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup, daha önce verilen bir yargı kararına dayalı olarak tesis edilmeyen işlemin, Anayasa'nın 138. maddesi ile 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesine, dolayısıyla, yargı kararına uygun olmadığı yönündeki gerekçesinde hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine,
2.Dava konusu işlemin iptaline ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 07/05/2025 tarih ve E:2021/6900, K:2025/2567 sayılı kararının, yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 01/10/2025 tarihinde usulde ve esasta oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Uyuşmazlığa konu alanda; 20/08/2020 tarih ve 2836 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı, 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı kabul edilmiş, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında anılan parseller, kentsel gelişme alanı ve ağaçlandırılacak alan olarak, 1/25.000 ölçekli nazım imar planında kentsel gelişme alanı, ağaçlandırılacak alan ve teknik altyapı alanı (arıtma tesisi) olarak belirlenmiş, 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planında gelişme konut alanı, otel alanı, ticaret alanı, ticaret+turizm+konut alanı(TİCTK), özel sağlık tesis alanı, rekreasyon alanı, günübirlik tesis alanı, ilkokul alanı, ortaokul alanı, anaokulu alanı, kreş, gündüz bakımevi, park, ağaçlandırılacak alan, cami, atıksu tesisleri alanı, içme suyu tesisleri alanı, pazar alanı ve yol olarak planlanmıştır.
Anılan planlara askı süresi içerisinde yapılan itirazların kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda tesis edilen dava konusu 22/04/2021 tarih ve 3905 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile taşınmazlar; "gelişme konut alanı (E: 0,15; Y.ençok: 6,50 m. (2 Kat), otel alanı (E: 0,30; Y.ençok: 10,50 m. (3 Kat), ticaret alanı (E: 0,30; Yençok: 6,50 m. (2 Kat), ticaret-turizm-konut alanı (ticaret kullanımı yer alması halinde E:0.30 Y.ençok: 6.50 m. (2 kat); turizm kullanımı olarak otel, butik otel ve tatil köyü yapılması halinde E:0.30 Y.ençok:10.50 m. (3 kat), apart otel ve pansiyon yapılması halinde E: 0,15 Y.ençok: 6.50 m. (2 kat);konut kullanımı yer alması halinde E: 0.15 Y.ençok: 6.50 m. (2 kat), özel sağlık tesis alanı (E:1.00, Y.ençok:3 kat), günübirlik tesis alanı (E: 0,05; Y.ençok: 4,50 m.), ilkokul alanı, ortaokul alanı, anaokulu alanı, pazar alanı, park alanı, doğal karakteri korunacak alan, ağaçlandırılacak alan, cami, atıksu tesisleri alanı, içme suyu tesisleri alanı, genel otopark ve yol” olarak belirlenmiştir.
Dava konusu 2021 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile kabul edilen çevre düzeni planı değişikliği ve koruma amaçlı imar planı değişikliklerinde, 20/08/2020 tarihli işlemden farklı olarak;
* 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında, doğal ve ekolojik yapısı korunacak alanın yani taşınmazların kuzeybatısındaki kısmın kentsel gelişme alanından çıkartıldığı ve bu özelliğiyle korunduğu, mevcut çevre düzeni planında ağaçlandırılacak alan ve bölgesel park olarak planlanmış alanın kentsel gelişme alanın ise miktarının azaltıldığı,
* 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliklerinde daha fazla ayrıntı düzeyinin ve ana kullanım kararlarının plana yansıtılmış olduğu, bu durum plan hiyerarşisi ve planların kademeli birlikteliği ilkesine uygun olduğunun bilirkişi raporuyla tespit edildiği,
*1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planında, kıyıdan 30-35 metre mesafede geçen taşıt yolunun düzeltildiği, bölgedeki kullanımın “otel” olarak değiştirildiği; bunun hemen gerisinde daha da büyük bir alan ticaret+turizm+konut kullanımı ile planlandığı, ilgili plan notunda ise bu alanlarda konut kullanımı yer alması halinde E:0,15 y.ençok:6,50 (2 kat), ticaret kullanımı yer alması halinde E:0,30 y.ençok:6,50 (2 kat), turizm kullanımlarından otel, butik otel ve tatil köyü yapılması durumunda E:0,30 y.ençok:10,50 (3 kat), turizm kullanımlarından apart otel ve pansiyon yapılması durumunda E:0,15 y.ençok:6,50 (2 kat)şeklinde yapılaşma koşullarının belirlendiği, bu kapsamda 20.08.2020 tarihli planlardaki aykırılıkların giderilmiş olduğu görülmüştür.
Bu hale göre 20/08/2020 tarihli karar ile kabul edilen planlar ile bu planlara askı süresi içinde yapılan itirazlar üzerine tesis edilen dava konusu 22/04/2021 tarihli karar ile kabul edilen çevre düzeni planı değişikliği ve koruma amaçlı imar planı değişikliği sonucu kabul edilen planlar arasında temel değişiklikler bulunduğu görülmektedir.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin, "Genel planlama esasları" başlıklı 7. maddesinde, "(1) Bu Yönetmeliğe göre hazırlanacak her tür ve ölçekteki mekânsal planlar aşağıda yer alan planlama ilke ve esaslarına, planların hazırlanması ile ilgili standartlara, gösterim tekniklerine ve tanımlara uygun olarak yapılır: ...
l) Planlar, çevresinde veya bitişiğinde yer alan mevcut planlar ile uyumlu hazırlanır. Korunacak alanların çevresinde yapılan planlar ise bu alanların hassasiyeti dikkate alınarak hazırlanır.." hükmüne yer verilmiştir.
Öncelikle dava konusu imar planlarının, gerek Muğla Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu gerekse Muğla Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu
tarafından uygun bulunduğu ve plan hükümleri ile planlama alanı içerisinde yapılacak her türlü faaliyette ilgili kurul ve komisyondan uygun görüş alınarak işlem yürütüleceğinin belirtildiği, uyuşmazlık konusu planlar ve değişiklikler ile bölgenin konumu, doğal kaynakları ve
potansiyeli, yapılaşma koşulları, sit alanları ve diğer koruma alanları, ekolojik açıdan hassas alanların yapılaşmaya açılmadığı anlaşılmakta olup, sözü edilen Muğla Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu ile Muğla Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararlarının dava konusu yapıldığına dair dosyada bilgi bulunmadığı görülmektedir.
Bu nedenle, bilirkişi raporundaki doğal sit alanları ve arkeolojik sit alanları yönünden yapılan değerlendirmelere katılmak mümkün değildir. Eğer bu yönlerden bir eksiklik görülmesi durumunda, yargılama sırasında doğal sit alanları yönünden Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, arkeolojik sit alanları yönünden ise Kültür ve Turizm Bakanlığı hasım mevkiine alınarak yargılamanın yapılması gerekmektedir.
Bodrum Yarımadasının güney kısmında, sahil yolu ve kıyı kullanımlarının devamlılığının sağlanması açısından önem arz eden planlama alanı, iki mahallenin birleştiği yerdeki kentsel kullanımlar için bağlantı niteliğindedir. Alanın çevresinde konut, günübirlik, turizm ve üniversite gibi kullanımlar mevcuttur. Alanın bir kısmı bu konum ve niteliği itibarıyla bölgenin özel yapılaşma koşulları çerçevesinde kentsel gelişmeye açılmıştır. Dava konusu işlemden önceki çevre düzeni planının sadece gözlemsel bir yaklaşım ile hazırlandığı bu kapsamda hazine mülkiyetinde ve boş olan dava konusu taşınmazlara "ağaçlandırılacak alan" "bölge parkı" "doğal ve ekolojik yapısı korunacak alan" fonksiyonun verildiği, davacı idare tarafından gerekli tüm incelemeler, etütler, yapılarak ve ilgili kurumlardan görüşler ve veriler alınarak dava konusu 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin yapıldığı görülmüştür.
Dava konusu planlara bakıldığında, planlama alanının 204.575,28 m²'lik kısmı “Ağaçlandırılacak Alan”, 39.367,17 m²' lik kısmı “Doğal ve Ekolojik Yapısı Korunacak Alan”, 174.882.51 m²'lik kısmı ise “Park Alanı” olarak planlanmış dolayısıyla planlama alanının yaklaşık *%37.99'u yeşil alan olarak planlanarak: yeşil aksın korunması ve koruma kullanma dengesi ile sürdürülebilirlik ilkesinin sağlanması amaçlanmıştır.
Planlama alanının yaklaşık 669.098,79 m²'lik kısmının (%60,69) teknik ve sosyal altyapı alanı ve yol olarak planlandığı, İmar Kanununun 18 inci maddesinde yer alan maksimum DOP oranının (%45) da üzerine çıkıldığı görülmektedir. Dava konusu 1/1.000 ölçekli İlave ve Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı ve Değişikliği ile toplam 1.102.309.61 m2 yüzölçümüne sahip planlama alanının 433.210,82 m²'lik (%39.31'lik kısmı) kısmı özelleştirilebilir nitelikte, 250.273,83 m²'lik( %22.70'lik kısmı) kısmı sosyal ve teknik altyapı alanları olarak, 418.82496 m²'lik (%37,99'luk kısmı) kısmı “Ağaçlandırılacak Alan, Park Alanı ve Doğal Karakteri Korunacak Alan” olarak planlanmıştır.
Davalı idarelerin, yasalar ile verilen yetkileri kullanarak ve yetki alanı sınırları içerisinde dava konusu işlemleri tesis ettiği anlaşılmaktadır. Planlamaya konu sahada yapılan gözlemsel incelemede, sahanın her iki tarafının yapılandırıldığı görülmektedir. Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin, 7. maddesinin (1) fıkrasının (l) bendine uygun olarak planlamanın çevresinde veya bitişiğinde yer alan mevcut planlar ile uyumlu hazırlandığı anlaşılmaktadır. Şehircilik ilkeleri ile planlama esaslarında mülkiyet malikine göre planlama yöntemi kabul edilmemiştir. Bu sebeple dava konusu olayda olduğu gibi hazineye ait yerlerin yapılaşmaya açılmaması gibi bir plan anlayışının kabulü mümkün değildir.
Esasen daha önceki aşamada, dava konusu alanların planlamasının da mülkiyet sahibine göre belirlendiği, yani planlama kurallarına uygun olarak çevresinde veya bitişiğinde yer alan mevcut planlar ile uyumlu hazırlanmadığı, bu yönde herhangi bir çalışma, analiz veya inceleme yapılmadığından bu şekilde hazırlanan eski planlamanın temel alınamayacağı açıktır. İmar mevzuatında hazineye ait yerlerin ağaçlandırılacak alan ya da toplumun ortak kullanımlarına ayrılacak alan olacağı şeklinde herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Nitekim yukarıda yer alan kurala göre planların çevresinde veya bitişiğinde yer alan mevcut planlar ile uyumlu hazırlanması gerekmektedir.
Davalı idarece de sahanın denize doğru kısımlarının bitişiği yerleşime açılmış olduğu için bu yerlerde düşük yoğunluk ve yatay mimari anlayışı ile yerleşime açılmış, denizden uzaklaşan kısımlarının çevresine uygun olarak "ağaçlandırılacak alan", "bölge parkı", "doğal ve ekolojik yapısı korunacak alan" fonksiyonları verilmiştir. Denize en yakın yerler ise bitişik yerlerde denize kadar yapılaşmalar olduğu halde dava konusu planlamalarda, kıyıdan yasal mesafeler ayrıldıktan sonra gerisi günübirlik turizm tesis alanları olarak planlanmıştır.
Bu durumda; dava konusu taşınmazlar özelleştirme kapsam ve programında bulunduğundan, anılan parsellerin 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun kapsamında değerlendirilmesi ilkesi gereği, ilgili kanuni düzenlemeler dikkate alınarak bölgenin ihtiyaçları ve çevrede yer alan kullanımlara uygun şekilde kamu elinde bulunan ve atıl vaziyette olan kaynakların, etkin ve verimli bir şekilde değerlendirilmesi bağlamında, kamu yararının artırılması ve bu kaynaklara ekonomik anlamda değer katılması amacıyla yapılan dava konusu plan değişikliklerinde hukuka aykırılık bulunmadığından, davalıların temyiz istemlerinin kabulü ile temyize konu kararın bozularak davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.