SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2025/2527

Karar No

2025/1776

Karar Tarihi

1 Ekim 2025

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2025/2527 E. , 2025/1776 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2025/2527
Karar No : 2025/1776

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1-... 2-... İdaresi Başkanlığı
VEKİLİ: Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...Derneği
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 07/05/2025 tarih ve E:2021/9523, K:2025/2571 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... sayılı parsellere ilişkin olarak 22/04/2021 tarih ve 3905 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı, 1/5000 ölçekli ilave ve koruma amaçlı nazım imar planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli ilave ve koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliğine askıda yapılan itirazların reddine dair 08/09/2021 tarih ve 4488 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 07/05/2025 tarih ve E:2021/9523, K:2025/2571 sayılı kararıyla;
Usule ilişkin olarak, davacının dava açma ehliyetine sahip olduğu ve davanın süresinde açıldığı belirtilerek,
İşin esası yönünden; dosyanın, yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunun ve Dairelerinin E:2020/10132, E:2020/9737, E:2020/9736 sayılı dosyalarında verilen kararların birlikte değerlendirilmesinden uyuşmazlık konusu taşınmazların mera vasfının bulunmadığı,
1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği yönünden;
Bodrum ilçesini kapsayan 09/03/2011 tarihli “Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı açıklama raporunda, Bodrum'a yönelik yapılan değerlendirmelere kararda yer verilerek, daha önce 20/08/2020 tarihinde alanda onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin, kararda anılan dosyalarda, iptaline karar verildiği,
Uyuşmazlıkta, 20/08/2020 tarihli çevre düzeni planı değişikliğine askı süresi içerisinde yapılan itirazlar sonucu, 2021 onaylı dava konusu çevre düzeni planı değişikliğinde doğal ve ekolojik yapısı korunacak alanın yani taşınmazların kuzeybatısındaki kısmın kentsel gelişme alanından çıkartıldığı ve bu özelliğiyle korunduğu, ancak bu ilavelere rağmen, mevcut çevre düzeni planında ağaçlandırılacak alan ve bölgesel park olarak planlanmış alanın, kentsel gelişmeye açılmış olması yönündeki temel kararın devam ettiği, bu yönüyle, Dairelerinin E:2020/10132, E:2020/9737, E:2020/9736 sayılı dosyalarındaki 1/100.000 ölçekli plan değişikliğinin iptaline karar verilmesine gerekçe oluşturan aykırılıkların giderilmediğinin anlaşıldığı,
1/25.000 ölçekli nazım imar planı yönünden,
Dairelerinin 30/12/2022 tarih ve E:2020/10132 K:2022/10427 sayılı, E:2020/9737 K:2022/10426 sayılı, E:2020/9736 K:2022/10428 sayılı kararları ile, 20/08/2020 tarihli 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin iptaline karar verildiği,
2021 onaylı dava konusu 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliklerinde, daha fazla ayrıntı düzeyinin ve ana kullanım kararlarının plana yansıtılmış olduğu, bu durum plan hiyerarşisi ve planların kademeli birlikteliği ilkesi açısından olumlu olmakla birlikte, üst ölçekli plan olan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının bu bölgeye ilişkin ana plan stratejisi olan doğal ve yeşil alan sistemi içinde bu bölgeyi koruma ağırlıklı stratejiye aykırılık konusunun devam ettiği,
bu yönüyle, Dairelerinin E:2020/10132, E:2020/9737, E:2020/9736 sayılı dosyalarındaki 1/25.000 ölçekli nazım imar plan değişikliğinin iptaline karar verilmesine gerekçe oluşturan aykırılıkların tamamen giderilmediği sonucuna varıldığı,
1/5000 ölçekli ilave ve koruma amaçlı nazım ve 1/1000 ölçekli ilave ve koruma amaçlı uygulama imar planları yönünden,
Dairelerinin 30/12/2022 tarih ve E:2020/10132 K:2022/10427 sayılı, E:2020/9737 K:2022/10426 sayılı, E:2020/9736 K:2022/10428 sayılı kararları ile, 20/08/2020 tarihli 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliklerinin iptaline karar verildiği,
2021 onaylı dava konusu imar planlarında, kıyıdan 30-35 metre mesafede geçen taşıt yolunun düzeltildiği, bölgedeki kullanımın “otel” olarak değiştirildiği; bunun hemen gerisinde daha da büyük bir alanın ticaret+turizm+konut kullanımı ile planlandığı, ilgili plan notunda ise bu alanlarda konut kullanımı yer alması halinde E:0,15 Yençok:6,50 (2 kat), ticaret kullanımı yer alması halinde E:0,30 Yençok:6,50 (2 kat), turizm kullanımlarından otel, butik otel ve tatil köyü yapılması durumunda E:0,30 Yençok:10,50 (3 kat), turizm kullanımlarından apart otel ve pansiyon yapılması durumunda E:0,15 Yençok:6,50 (2 kat) şeklinde yapılaşma koşullarının belirlendiği, bu kapsamda 20/08/2020 tarihli planlardaki aykırılıklar kısmen giderilmiş olmakla birlikte, alanda ticaret ile otel, butik otel ve tatil köyü yapılmasının teşvik edildiği, kıyıda çok büyük alanlarda turizm tesis alanlarının planlandığı, bu yaklaşımın, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının Bodrum yerleşmesine ilişkin olarak turizm gelişimindeki aşırı eğiliminin dengelenmesi ve denetlenmesi, doğal yapının tahrip edilmeden koruma-kullanma dengesinin kurulması gibi temel ilkeleriyle kesin biçimde çeliştiği, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve uygulama imar planlarının üst ölçekli planın ana plan stratejisine aykırı olduğu, Dairelerinin E:2020/10132, E:2020/9737, E:2020/9736 sayılı dosyalarındaki 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarının iptaline karar verilmesine gerekçe oluşturan aykırılıkların tamamen giderilmediğinin anlaşışdığı,
Anayasa'nın 138. maddesinin 4. fıkrası ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesinin 1. fıkrası birlikte değerlendirildiğinde, herhangi bir planın yargı kararıyla iptali üzerine yapılan planın yargısal denetiminde, planın öncelikle yargı kararına uygun olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği,
Bu itibarla; dava konusu işlemde imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri ile planlama esasları ve yargı kararlarına uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle,
dava konusu Karar'ın iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idareler tarafından, 20/08/2020 tarih ve 2836 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile alanda onaylanan planlara askı süresi içerisinde yapılan itirazlar sonucu, 22/04/2021 tarih ve 3905 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile planların revize edildiği, planlama alanı içerisinde arkeolojik sit alanlarının bulunması ve bölgenin tamamının doğal sit alanı olması sebebiyle, 2020 yılında onaylanan planlara askı sürecinde yapılan itirazların kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda hazırlanan yeni plan ve değişikliklerin Muğla Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu
ile Muğla Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunca uygun görüldüğü, bununla birlikte imar plan ve değişikliklerinin mevzuata uygun olarak hazırlandığı, doğal ve arkeolojik sit alanlarında özelleştirme kapsam ve programına alınan arsa ve arazilerin niteliğine göre bir ayırım yapılmadan imar planı yapmaya yetkili idarenin Özelleştirme İdaresi olduğu, plan hükümleri ile planlama alanı içerisinde yapılacak her türlü faaliyette ilgili kurul ve komisyondan uygun görüş alınarak işlem yürütüleceği, tapu kayıtlarında mera vasfına ilişkin herhangi bir şerhin bulunmadığı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 07/08/2013 tarihli, Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğünün 20/08/2013 tarihli yazıları ile dava konusu parsellerin Mera Kanunu kapsamında olmadığının belirtildiği, Muğla İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünün 20/09/2013 tarihli
yazısı ile Bodrum Mera Teknik Ekibince, 2001 yılında ... , ... , ... ve ... sayılı parsellere yönelik tespitlerin iptaline karar verildiği,
söz konusu parsellerin 4342 sayılı Mera Kanunu hükümlerine tabi olmadığı, uyuşmazlık konusu planlar ve değişiklikler ile bölgenin konumu, doğal kaynakları ve
potansiyeli, yapılaşma koşulları, sit alanları ve diğer koruma alanları, ekolojik açıdan hassas alanlar göz önünde bulundurularak çevre ve imar bütünlüğüne uyumlu koruma kullanma dengesinin sağlandığı, plan hiyerarşisi dikkate alındığında ölçü alınabilecek plan kademesinin 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı olduğu, 1/1.000 ölçekli ilave ve koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliğinde 1.102.309,61 m² büyüklüğündeki alanın toplam 433.210,82 m²'lik kısmının özelleştirilebilir nitelikte olduğu, kalan kısmının sosyal donatı olarak ayrıldığı, Mekânsal Planlar Yapım Yöretmeliğinin Ek-2 maddesinde yer alan Farklı Nüfus Asgari Sosyal ve Teknik Altyapı Alanlarına İlişkin Standartlar ve Asgari Alan Büyüklükleri Tablosunda verilen standartların fazlasıyla sağlandığı, alanda yoldan cephe almayan parsellerin bulunduğu ve 9-10 metrelik yolların bu alan için yeterli olmadığı hususlarının tespit edildiği, dolayısıyla bu alanda yolun genişletilmesinin gerek dava konusu planlar için gerekse belediyesince
onaylı plan için elzem olduğu, konuya ilişkin ilgili Bodrum Belediye Başkanlığı ile görüşüldüğü, plan müellifi bakımından mevzuat açısından herhangi bir aykırılık bulunmadığı, özelleştirme kapsam ve programına alınan, kentsel bir kullanımı olmayan, kentin içinde boş ve atıl durumda bulunan alanın işgal edilen kısımları olduğu, işlevsiz durumdaki söz konusu taşınmazların özelleştirme kapsam ve programına alınarak ilgili mevzuata, çevre ve imar bütünlüğüne, arkeolojik ve doğal sit alanı ile korunması gerekli kültür varlıklarına koruma kurulu/komisyonu kararları ve ilke kararlarına, yapılaşma kısıtlamalarına uyularak değerlendirilmesinin amaçlandığı, çevre düzeni planı değişikliği ve imar planı değişikliklerinin ilgili mevzuata, planlamanın temel ilke ve esaslarına, çevre imar bütünlüğüne ve kamu yararına uygun olarak hazırlandığı, bu nedenlerle, temyize konu kararın bozularak davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'ÜN DÜŞÜNCESİ: İmar planlarına karşı açılan davalarda, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesinde özel bir kural olarak öngörülen bir aylık askı/ilan süresi içerisindeki özel idari itiraz usulünün, dava açma sürelerine esas alınması gerekmektedir.
Diğer bir deyişle, imar planlarının kesinleşip uygulanabilmesi için öngörülen "ilan-askı-itiraz" usulünün, 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamındaki bir usul olmayıp özel Kanun niteliğindeki 3194 sayılı Kanun'da, işlemin tekemmülü için öngörülen özel bir usul olduğu ve bu kapsamda ivedi yargılama usulüne tabi olan mekansal planlara yapılan itirazın 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmaktadır.
Nitekim; Anayasa Mahkemesinin 09/06/2011 tarih ve E:2008/87, K:2011/95 sayılı kararında da bu hususa işaret edilmektedir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, süresinde açıldığı sonucuna ulaşılan dava açısından, uyuşmazlığın esasının incelenerek bir karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Maliye Hazinesi mülkiyetinde bulunan, Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... , ... , ... , ... , ... , ... , ... , ... , ... sayılı taşınmazlar, ... tarih ve ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK) Kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınmıştır.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylanan Aydın- Muğla- Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında, dava konusu taşınmazlar, "arıtma tesis alanı, doğal ve ekolojik yapısı korunacak alan, büyük bölge parkı/büyük kentsel yeşil alan ve ağaçlandırılacak alan" olarak belirlenmiş, 3. derece doğal sit alanı niteliğindeki uyuşmazlığa konu alan, Muğla Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından 10/03/2016 tarihinde onaylanan 1/25.000 ölçekli Muğla İli Nazım İmar Planında plan onama sınırı dışında bırakılmış olup, daha önce planlama alanını kapsayan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı bulunmamaktadır.
İlk olarak; 20/08/2020 tarih ve 2836 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile alanda 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı, 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı kabul edilmiş olup, taşınmazlar "gelişme konut alanı, otel alanı, ticaret alanı, ticaret+turizm+konut alanı(TİCTK), özel sağlık tesis alanı, rekreasyon alanı, günübirlik tesis alanı, ilkokul alanı, ortaokul alanı, anaokulu alanı, kreş, gündüz bakımevi, park, ağaçlandırılacak alan, cami, atıksu tesisleri alanı, içme suyu tesisleri alanı, pazar alanı ve yol" olarak planlanmıştır.
Anılan planların iptali istemiyle açılan davalarda, Danıştay Altıncı Dairesinin 30/12/2022 tarih ve E:2020/10132 K:2022/10427 sayılı, E:2020/9737 K:2022/10426 sayılı, E:2020/9736 K:2022/10428 sayılı kararları ile 20/08/2020 tarih ve 2836 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptaline karar verilmiş, bu kararlar Kurulumuzun 10/04/2023 tarih ve E:2023/378 K:2023/716 sayılı, E:2023/379 K:2023/717 sayılı, E:2023/393 K:2023/718 sayılı kararları ile onanmıştır.
Belirtilen süreçte, 2020 yılında onaylanan planlara askı süresi içerisinde yapılan itirazların kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda tesis edilen 22/04/2021 tarih ve 3905 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile alan, "gelişme konut alanı, otel alanı, ticaret alanı, ticaret-turizm-konut alanı, günübirlik tesis alanı, ilkokul alanı, ortaokul alanı, anaokulu alanı, pazar alanı, park alanı, doğal karakteri korunacak alan, ağaçlandırılacak alan, cami, atıksu tesisleri alanı, içme suyu tesisleri alanı, genel otopark ve yol” kullanımlarına ayrılmıştır.
22/04/2021 tarihli Karar ile onaylanan 1/25.000 ve 1/5.000 ölçekli nazım imar planları Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığınca, 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı Bodrum Belediye Başkanlığınca 20/05/2021-19/06/2021 tarihleri arasında, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ise (diğer imar planları ile beraber) Muğla Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından 25/05/2021-25/06/2021 tarihleri arasında askıya çıkarılmış olup, askıda yapılan itirazların, 08/09/2021 tarih ve 4488 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile reddi üzerine, temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 40. maddesinin 2. fıkrasında, Devletin, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğu; 125. maddesinin üçüncü fıkrasında ise, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirim tarihinden itibaren başlayacağı hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu, bu sürenin, idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren başlayacağı, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı düzenlenmiştir.
Yine aynı Kanun'un "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, Özelleştirme Yüksek Kurulu kararlarının ivedi yargılama usulüne tabi olduğu; 2. fıkrasının (a) bendinde, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin otuz gün olduğu; aynı fıkranın (b) bendinde ise, ivedi yargılama usulünde bu Kanun'un 11. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı kurala bağlanmıştır.
Öte yandan, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun, "Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması" başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, "İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tesbit edilen ilan yerlerinde bir ay süre ile ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye Başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar." hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdari işlemlerin nitelikleri gereği kanunlarda genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmamaktadır.
Davacıların, kendilerine bir bildirim yapılmadığı sürece 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinde öngörülen ve özel bir yargılama niteliği taşıyan ivedi yargılama usulünü ve bu usule tâbi işlerde geçerli olan dava açma süresini bilmeleri mümkün değildir.
Bu doğrultuda, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen, bu hususun ilgililere, bildirilmemesi halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren, özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir.
Bu açıklamalar ışığında dava konusu uyuşmazlık değerlendirildiğinde; 22/04/2021 tarihli Cumhurbaşkanı Karar ile onaylanan planların, 220/05/2021-19/06/2021 ile 25/05/2021-25/06/2021 tarihleri arasında askı suretiyle ilan edildiği, ayrıca ilan tutanağı içerisinde söz konusu planlara yönelik açılabilecek davaların 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinde yer alan "İvedi yargılama usulünde dava açma süresi otuz gündür." hükmüne tabi olduğu belirtildiğinden, davacının görülmekte olan davanın özel dava açma süresine tabi olduğu yönünde bilgi sahibi olduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan bakılan davada, dava açma süresi değerlendirilirken, genel dava açma süresinin değil, otuz günlük özel dava açma süresinin gözetilmesinin yanı sıra, ivedi yargılama usulüne tabi olan uyuşmazlıkta 2577 sayılı Kanun'un 11. madde hükmünün uygulanamayacağının dikkate alınması gerekmekte olup, bu hususun ayrıca bildirilmesi zorunluluğu bulunmadığı değerlendirilmektedir.
Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, dava konusu planların son ilan tarihi olan 25/06/2021 tarihini izleyen günden itibaren otuz gün içinde ve en son 25/07/2021 tarihini (pazar günü) takip eden 26/07/2021 tarihinin çalışmaya ara verme süresine denk gelmesi nedeniyle 07/09/2021 tarihinde açılması gerekirken, itirazların reddine dair Cumhurbaşkanı kararının ilanı üzerine, 30/09/2021 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenme olanağı bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Kaldı ki, yasal dava açma süresi içinde, davacı tarafından planların iptali istemiyle Danıştay Altıncı Dairesinin E:2021/7300 sayılı dosyasında dava açıldığı gibi, ivedi yargılama usulüne tabi olan uyuşmazlıkta, davaya konu alanda 22/04/2021 tarihinde onaylanan planlara askıda yapılan itirazların reddine dair dava konusu ... tarih ve ... sayılı işlem açısından, 2577 sayılı Kanun'un 11. madde hükmünün uygulanma olanağı bulunmadığından, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın, dava açma süresini ihya etmeyeceği de açıktır.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulüne;
2.Dava konusu işlemlerin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 07/05/2025 tarih ve E:2021/9523, K:2025/2571 sayılı kararının BOZULMASINA,
3.Davanın süre aşımı nedeniyle REDDİNE,
4.Aşağıda dökümüne yer verilen dava aşamasına ilişkin... -TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5.Danıştay Başkanlığı tarafından yatırılan avanstan karşılanan keşif ve bilirkişi incelemesi gideri olan ... -TL'nin davacıdan alınarak Danıştay Başkanlığının ilgili hesabına yatırılmasını teminen kararın bir örneğinin Danıştay Altıncı Dairesince Danıştay Başkanlığı Genel Sekreterliğine (İdari İşler Müdürlüğü) tebliğine,
6.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... -TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere, temyiz aşamasına ilişkin... -TL yargılama giderinin davacıdan alınarak Özelleştirme İdaresi Başkanlığına verilmesine,
7.Posta gideri avansından artan tutarların davacıya ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığına iadesine,
8.Kesin olarak, 01/10/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.


KARŞI OY

X- Anayasa'nın 40. maddesinde, Devletin, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğu belirtilmiş, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; yine aynı Kanun'un 11. maddesinde, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesinde, ivedi yargılama usulüne tabi işlemler arasında "Özelleştirme Yüksek Kurulu kararları"nın sayıldığı ve ivedi yargılama usulüne tabi işlemlerde dava açma süresinin 30 (otuz) gün olduğu ve 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesindeki itiraz usulünün uygulanmayacağı belirtilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, imar planlarının belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe gireceği, bu planların onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tesbit edilen ilan yerlerinde bir ay süre ile ilan edileceği, bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebileceği, belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planların belediye meclisince onbeş gün içinde incelenerek kesin karara bağlanacağı hükme bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 11. maddesi, dava açma süresi ile ilgili hükümler içermekle birlikte söz konusu maddede, tüm idari işlemlere karşı dava açılmadan önce, ilgili idare nezdinde itiraz edilebileceğini öngören genel ve ihtiyari idari usul (idari itiraz usulü) kuralları düzenlenmiştir.
Diğer taraftan, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, düzenleyici bir idari işlem niteliğinde olan imar planlarına karşı, ilan/askı süresi içerisinde özel ve ihtiyari bir idari itiraz usulü öngörülmüştür.
Bir uyuşmazlıkta, genel kanun ve özel kanun hükümlerinin olayı düzenleyen hükümleri arasında bir çelişki olması durumunda, o konuda genel kanunun değil özel kanunun uygulanacağı hususu hukukun temel ilkelerinden biridir.
Bu çerçevede, imar planlarına karşı açılan davalarda, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesinde özel bir kural olarak öngörülen bir aylık askı/ilan süresi içerisindeki özel idari itiraz usulünün, dava açma sürelerine esas alınması gerekmektedir.
Diğer bir deyişle, imar planlarının kesinleşip uygulanabilmesi için öngörülen "ilan-askı-itiraz" usulünün 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamındaki bir usül olmayıp özel Kanun niteliğindeki 3194 sayılı Kanun'da işlemin tekemmülü için öngörülen özel bir usul olduğu ve bu kapsamda yapılan itirazın 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği açıktır.
Her ne kadar, 24/07/2008 tarih ve 5793 sayılı Kanun'un 15. maddesiyle değiştirilen 3194 sayılı Kanun'un Ek 3. maddesinde;
"Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir ve bu Kanunun 8 inci maddesinde yer alan ilan ve askıya dair hükümlerden muaf olarak yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır ve 19 uncu maddede belirtilen ilan ve askıya dair hükümlerden muaf olarak kesinleşir ve yürürlüğe girer. Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir." hükmüne yer verilerek, özelleştirme programındaki kuruluşlara ait ya da onlar lehine irtifak veya kullanım hakkı tesis edilmiş arsa ve araziler ile özel kanunlar uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilere ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılan ya da yaptırılan imar planları ile bunlara bağlı parselasyon planlarının Kanun'un 8. maddesinde belirtilen ilan ve askı yükümlülüklerinden muaf olarak Özelleştirme Yüksek Kurulunun onayı ve Resmi Gazete'de yayımlanmasıyla birlikte yürürlüğe girmesi öngörülmüş ise de, maddenin yedinci cümlesinde yer alan "bu Kanunun 8 inci maddesinde yer alan ilan ve askıya dair hükümlerden muaf olarak yürürlüğe girer" ibaresinin iptali istemiyle yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 09/06/2011 tarih ve E:2008/87, K:2011/95 sayılı kararıyla;
"...Anayasa'nın 2. maddesinde hukuk devleti, 36. maddesinde hak arama özgürlüğü, 125. maddesinde de idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtilmektedir.
3194 sayılı İmar Kanunu, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla çıkarılmış olup, belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında kalan yerlerde yapılacak planlar ile inşa edilecek resmi ve özel bütün yapıları kapsamaktadır. Kanun'un 8. maddesinde, imar planlarının belediye meclisince, belediye ve mücavir alan dışında kalan yerlerde yapılacak planların ise valilikçe onaylanacağı, her iki planın 1 ay süre ile ilan edileceği, bir aylık ilan süresi içinde yapılacak itirazların da 15 gün içinde kesin karara bağlanacağı öngörülmüştür. Maddenin gerekçesinde de imar planlarının, 5 yıllık kalkınma planı ilkeleri doğrultusunda gerçekleştirilmesi ve fiziki planların bütününde sosyo-ekonomik esasa dayalı düzenlemenin getirilmesi, bu suretle şehirlerin gelişmesinin Bölge Planları ile yönlendirilmesi ile imar planlamalarında sürenin asgariye indirilmesi ve aynı zamanda mahalli koşulların plana sağlıklı olarak yansıması için Valilik ve Belediyelere plan yapma yetkisini tanıyan hükmün getirildiği; ayrıca, halkın kendisi için yapılan imar planlarının aleniyetinin sağlanmasının amaçlandığı vurgulanmıştır.
Bu durumda İmar Kanunu'nda ilanlar için öngörülen askı süresinin imar planlarının ve değişikliklerinin aleni olmasına dayandığı ve ilgililerin idareye yapacakları itirazlar için getirildiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu kuralla sözü edilen taşınmazlara ilişkin olarak İmar Kanunu'nun 8. maddesindeki imar planlarının onaylanmasının ardından kamuoyuna mahalli araçlarla duyuru yapılarak aleniyetin sağlanması ve bu süre içinden yapılan itirazlar sonucunda kesinleşmesi yönteminden vazgeçilmekte, imar palanları ile bunlara bağlı parselasyon planlarının Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanması ve Resmi Gazete'de yayımlanmalarının ardından idari açından kesin ve uygulanması gereken bir işlem halini alması öngörülmekte, sözü edilen planlardaki yanlışlık ve eksikliklerin giderilmesi amacıyla ilgililerce idareye başvurulması ve idarenin de itiraza konu işlemi kaldırarak ya da değiştirerek planlardaki hukuka aykırılıkları giderebilmesinin yolu kapatılmaktadır. Bu durumda, ilgililerin bu taşınmazlara ilişkin imar planları ile bunlara bağlı parselasyon planlarındaki hukuka aykırılıkların giderilmesi için yetkili ve görevli idari yargı mercilerine dava açmak dışında, bir başvuru imkanı kalmamaktadır. Kuralın imar plan ve değişikliklerini veya bunlara ilişkin onama işlemlerini askı sürelerine tabi kılmamakla, yargı yolunu ve hak arama özgürlüğünü kullanmasını zorlaştırdığı açıktır." gerekçesine yer verilerek, kural Anayasa'nın 2., 36. ve 125. maddelerine aykırı bulunarak iptal edilmiştir.
Bu bağlamda, Anayasa Mahkemesinin değinilen kararı karşısında, 3194 sayılı Kanun'un Ek 3. maddesindeki imar planlarının da, 3194 sayılı Kanun'un 8. maddesindeki usule tabi olacağında kuşku bulunmamaktadır. Nitekim, dava konusu imar planı da yürürlüğe konulurken 3194 sayılı Kanun'un 8. maddesindeki usule uygun olarak ilan-askı ve itiraz süreci işletilmiştir.
Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, planların 20/05/2021-19/06/2021 ile 25/05/2021-25/06/2021 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, askı süresi içinde yapılan itirazların reddine dair dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın 09/09/2021 tarih ve 31593 sayılı sayılı Resmi Gazete'de yayımlanması üzerine, 30/09/2021 tarihinde bakılan davanın açıldığı görülmektedir.
Bu durumda, itirazların reddine ilişkin işlemin yayımlanarak ilan edildiği 09/09/2021 tarihini izleyen günden itibaren 30 günlük dava açma süresi içerisinde, 30/09/2021 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmadığından, uyuşmazlığın esasının incelenerek bir karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.




10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim