SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2025/1815

Karar No

2025/1925

Karar Tarihi

15 Ekim 2025

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2025/1815 E. , 2025/1925 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2025/1815
Karar No : 2025/1925

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ...
2- ...
3- ...
4- ...
5- ...
6-...
VEKİLLERİ : Av. ...

DAVACILAR YANINDA MÜDAHİL: ...
VEKİLLERİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onüçüncü Dairesinin 06/05/2025 tarih ve E:2024/2595, K:2025/1841 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Özelleştirme kapsam ve programında bulunan ... A.Ş.'ye ait ... Yat Limanı'nın 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun uyarınca 40 (kırk) yıl süreyle “İşletme Hakkının Verilmesi” yöntemiyle özelleştirilmesi amacıyla gerçekleştirilen 16/07/2024 tarihli ihalenin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 06/05/2025 tarih ve E:2024/2595, K:2025/1841 sayılı kararıyla;
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un "Amaç ve Kapsam" başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendi, 2. maddesi, 3. maddesinin ikinci fıkrası,18. maddesinin 1. fıkrasının (A), (B) ve (C) bentleri, 37. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 09/07/2018 tarih ve 30473 (3. Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 85. maddesine yer verilerek;
4046 sayılı Kanun'un 1. maddesinde sayılan "kuruluşların" ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilebileceği; kuruluşların, satış, kiralama, işletme hakkı devri, mülkiyetin gayri ayni hakların tesisi ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflar ile devredilmelerine ilişkin özelleştirme yöntemlerinden hangisi ile özelleştirileceğini belirlemenin ve özelleştirme programına alınan kuruluşların "satış, kiralama, işletme hakkı devri, mülkiyetin gayri ayni hakların tesisi ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflarla gerçek ve/veya özel hukuk tüzel kişilerine devredilmesi" yöntemleriyle yapılan ihaleler sonucunda ihale komisyonlarınca verilen nihai kararları onaylamanın Özelleştirme Yüksek Kurulunun (Cumhurbaşkanı) görevleri arasında olduğu;
Bu durumda, davacılar tarafından, ihalenin şehircilik ilkelerine, kamu yararına ve hukuka aykırı olduğu, Yat Limanı'nın 1. derece doğal sit alanı olan Fenerbahçe Yarımadası'nın komşuluğunda ve kıyı kenar çizgisi ile deniz arasında kaldığı, koruma amaçlı imar planına ilişkin Kurul kararlarının kıyı yapılaşma ve koruma ölçülerine aykırı olarak komşu sit planı ile birlikte ve bütünleşik bir yaklaşım içerisinde hazırlanmadığı, koruma ilkelerinin ihlal edildiği, koruma amaçlı imar planı değişikliklerine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının 1/1000 alt ölçekli koruma amaçlı imar planı ve 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planından önce askıya çıkarıldığı, meri imar planı hükümlerine uyulmadan ihaleye çıkıldığı, özelleştirme işlemine dayanak herhangi bir imar planın askıya çıkarılmadığı, araziye ilişkin yeni kullanım kararları alınmadığı, kıyı siluetinin ve ekolojik dengenin bozulacağı, inşaat yoğunluğu ile ilave gündüz nüfusu ve taşıt yoğunluğu oluşacağı, bölgenin karakteristik dokusunun bozulacağı, ÇED raporu alınmadığı, İstanbul'da halihazırda 7 marina bulunduğu, yeni marinaya ihtiyaç olmadığı, halkın kıyıdan yararlanma hakkının engellendiği iddia edilmiş ise de, ihalenin yeni bir marina inşaatına ilişkin olmadığı, amacın, Yat Limanı'nın alt yapı ve üst yapı yatırımlarının yapılması, teknik ve hukuki sorunlarına çözüm üretilmesi olduğu, söz konusu hususların ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının iptali istemiyle Danıştay Altıncı Dairesinin 2015/6635, 2015/6581 ve 2015/4305 sayılı esaslarına kayden açılan davalar, ... tarih ve ... sayılı Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul V Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararının iptali istemiyle açılan Danıştay Altıncı Dairesinin 2018/8857 sayılı esasına kayden açılan dava, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile "..."nın 4046 sayılı Kanun uyarınca 36 (otuzaltı) yıl süreyle "İşletme Hakkının Verilmesi" yöntemiyle özelleştirilmesine ilişkin ihale ilanının iptali istemiyle Dairelerinin 2017/2971 sayılı esasına kayden açılan dava ve diğer davalarda da iddia konusu olduğu ve bu hususların değerlendirilerek davaların reddine karar verildiği ve kararların temyiz incelemesinden geçerek kesinleştikleri;
Bu itibarla, ihale ilanının 06/04/2024 tarih ve 32412 sayılı Resmî Gazete ile tirajı yüksek gazetelerde yayımlandığı, ihaleye gerçek ve tüzel kişiler ile ortak girişimlerin katılma imkanının bulunduğu, İhale Şartnamesi ve Tanıtım Dokümanı'nın satın alınmasına ilişkin kısıtlayıcı bir düzenleme bulunmadığı, 16/07/2024 tarihinde nihai pazarlık görüşmeleri sonuçlanan ihaleye 6 teklif sahibinin katıldığı ve ihale sonucunda işletme hakkının 40 yıl süreyle, 505.000.000 ABD Doları bedelle en yüksek teklifi veren ...'a, anılan şahsın sözleşmeyi imzalamaktan imtina etmesi veya diğer yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde 504.000.000 ABD Doları bedelle ikinci teklifi veren ... Turizm Tesisleri A.Ş.'ye, anılan şirketin sözleşmeyi imzalamaktan imtina etmesi veya diğer yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde 469.000.000 ABD Doları bedelle üçüncü teklifi veren ... Eğitim Kurumları İşletmeciliğine verilmesine karar verildiği dikkate alındığında, dava konusu ihalenin 4046 sayılı Kanun'un genel gerekçesine, Kanun'da belirtilen ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azalma sağlama amaçları ile özelleştirme ilkelerine ve ilgili mevzuata uygun olarak gerçekleştirildiği ve dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından; Dairece eksik incelemeye dayalı olarak, hatalı karar verildiği, dava konusu alanın 2. derece doğal sit ve 3. derece arkeolojik sit alanı olduğu, 1. derece doğal sit alanı olan ... Yarımadasının da komşusu olduğu, konuyla ilgili keşif yapılmadığı ve bilirkişi raporu alınmadığı; davanın plan iptal davası ya da Koruma Kurulu kararının iptali davası değil, ihale iptal davası olduğu, özelleştirme ihalesinin, kamu yararına, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu ihale mevzuatına aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin esasının incelenmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacıların duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin anılan Kanun'un 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırılı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı belirtildikten sonra ilk inceleme konularının belirlendiği 14. maddesinin 3/c bendinde dilekçenin ehliyet yönünden de inceleneceği, 15. maddesinin 1/b bendinde ise; bu hususta kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır.
Anılan Kanun'un 20/A maddesinin 1. fıkrasında, "ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemleri" ile "Özelleştirme Yüksek Kurulu kararları" ivedi yargılama usulünün uygulanacağı uyuşmazlıklar arasında sayılmış; aynı maddenin 2. fıkrasının (i) bendinde; Danıştayın, evrak üzerinde yaptığı inceleme sonunda, maddi vakıalar hakkında edinilen bilgiyi yeterli görürse veya temyiz sadece hukuki noktalara ilişkin ise yahut temyiz olunan karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise işin esası hakkında karar vereceği, aksi hâlde gerekli inceleme ve tahkikatı kendisi yaparak esas hakkında yeniden karar vereceği, ancak, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan temyizi haklı bulduğu hâllerde kararı bozmakla birlikte dosyayı geri göndereceği ve temyiz üzerine verilen kararların kesin olduğu hükme bağlanmıştır.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kararın Bozulması" başlıklı 49. maddesinde "usul hükümlerine uyulmamış olunması" bozma sebepleri arasında sayılmıştır. Bu sebeple temyiz merciince, temyizi istenen kararın usul hükümlerine uygun olup olmadığı yönünden incelemeye tabi tutulacağı açıktır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdarî işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön şartlarından birisi olan "dava açma ehliyeti", her idarî işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat alâkasının varlığını ifade etmektedir. Aksi durumun kabulü, toplum yararına olduğu düşünülen her konuyu tüm gerçek ve tüzel kişilerin dava konusu yapabilmesi ihtimalini beraberinde getirir ki, bu durumun, dava açma ehliyetine ilişkin kanunî düzenlemenin amacına aykırı olacağı açıktır.
Bu nedenle, iptal davası açılabilmesi için idarî işlem nedeniyle ilgilinin menfaatinin etkilenmiş olması, etkilenen menfaatin kişisel, güncel ve meşru bir menfaat olması, iptali istenen işlem ile davacı arasında makûl ve ciddi bir alâkanın bulunması gerekmekte ancak menfaatin kişisel olması, idarî işlemin mutlaka davacı hakkında tesis edilmiş olmasını gerektirmemektedir. Sözü edilen menfaat alâkasının varlığı ve sınırlarının her olayda yargı yerince uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenmesi gerekmektedir.
Davacılar tarafından, dava dilekçelerinde, Yat Limanı ile aynı mahallede ikamet eden, Kalamış Marina ve Kalamış Parkı etrafında oturan, bölgede yapılacak her türlü işletme, büyütme işlemleri ile inşaat faaliyetlerinin, deniz ve karanın genel olarak doğanın tahrip edilmesinden doğrudan etkilenecek, hukuki menfaati ve dava ehliyeti bulunan bireyler oldukları, aralarında mahalle muhtarının da bulunduğu, maddi ve manevi olarak etkilendikleri belirtilerek davayı açmakta ehliyetli olduklarının ileri sürüldüğü görülmektedir.
Her ne kadar özelleştirme işlemleri, ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azalma sağlanması amacıyla yapılması gereken ve kamusal yanı ağır basan işlemlerden olsa da, özelleştirmenin konusunu oluşturan varlık ve dava konusu işlem ile davacı arasında meşru, güncel, somut bir menfaat alâkasının bulunması gerekmekte olup, aksi durumun kabulü, toplum yararına olduğu düşünülen her konuyu tüm vatandaşların dava konusu yapabilmesi olasılığını beraberinde getirerek, dava ehliyetine ilişkin yasal düzenlemenin amacına aykırılık oluşturacaktır.
Bu bağlamda, davacıların Kalamış Yat Limanı'na yönelik olarak hemşehri sıfatıyla dava açabilecekleri kabul edilebilirse de, gerek özelleştirme kapsam ve programında bulunan ... A.Ş.'ye ait ... Yat Limanı'nın 4046 sayılı Kanun uyarınca 40 (kırk) yıl süreyle “İşletme Hakkının Verilmesi” yöntemiyle özelleştirilmesi amacıyla gerçekleştirilen 16/07/2024 tarihli ihalenin amacı ve sonucu, gerekse çevresel etkileri bakımından davacıların dosya kapsamındaki iddialarının soyut ve genel nitelikte olması itibariyla, davacılar tarafından söz konusu özelleştirme ihalesi ile aralarında somut olarak gözlemlenebilen kişisel, meşru, güncel bir menfaat ilişkisi ortaya koyulamadığı görülmektedir.
Bu itibarla, davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmış olup, davanın reddi yolundaki Daire kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacıların temyiz istemlerinin reddine,
2\. Davanın reddine ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 06/05/2025 tarih ve E:2024/2595, K:2025/1841 sayılı kararının, yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3\. Kullanılmayan ... TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacılara iadesine,
4\. Kesin olarak, 15/10/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.


KARŞI OY
X- Anayasa'nın 56. maddesinde; "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir. Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler. Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir.", 63. maddesinde; "Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır.
", 125. maddesinde; "İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır." hükümleri yer almaktadır.
2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı hükme bağlanmıştır.
Anayasa'nın yukarıda aktarılan 56. maddesinde, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı konusunda "herkes" denilerek bu hakkın kullanımında gerçek ve tüzel kişi ayrımı yapılmamış, ayrıca, çevrenin korunması yalnızca Devlet için değil, vatandaşlar için de bir ödev olarak belirlenmiştir. Sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı, Anayasa'da, gerçek-tüzel kişi ayrımı gözetilmeksizin herkes için tanınmıştır.
Böylelikle, Anayasa'nın çevresel, tarihi ve kültürel değerlerin korunması ile ilgili hükümleri göz önüne alındığında, çevreyi, tarihi ve kültürel değerleri ilgilendiren konularla ilgili olarak, vatandaşların subjektif dava ehliyetine sahip olduğu açıktır.
Yukarıda anılan hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden; dava açma ehliyetinin, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade ettiği, her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet koşulu olarak menfaat ihlalinin kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edileceği, bununla birlikte, iptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılmasına ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerektiği, nitekim; çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren veya bütün ülkeyi ve kamuoyunu etkileyen konularda subjektif ehliyet koşulunun, bu durum dikkate alınarak yorumlanması gerektiğine ilişkin Danıştay kararları, yerleşik içtihat niteliği kazanmıştır.
Davacılar tarafından, Yat Limanı ile aynı mahallede ikamet eden, Kalamış Marina ve Kalamış Parkı etrafında oturan, bölgede yapılacak her türlü işletme, büyütme işlemleri ile inşaat faaliyetlerinin, deniz ve karanın genel olarak doğanın tahrip edilmesinden doğrudan etkilenecek, hukuki menfaati ve dava ehliyeti bulunan bireyler oldukları, aralarında mahalle muhtarının da bulunduğu, maddi ve manevi olarak etkilendikleri ve zararlarının oluştuğu, ihalenin şehircilik ilkelerine, kamu yararına ve hukuka aykırı olduğu, Yat Limanı'nın 1. derece doğal sit alanı olan Fenerbahçe Yarımadasının komşuluğunda ve kıyı kenar çizgisi ile deniz arasında kaldığı, koruma amaçlı imar planına ilişkin Özelleştirme Yüksek Kurulu kararlarının kıyı yapılaşma ve koruma ölçülerine aykırı olarak komşu sit planı ile birlikte ve bütünleşik bir yaklaşım içerisinde hazırlanmadığı, koruma ilkelerinin ihlal edildiği, koruma amaçlı imar planı değişikliklerine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının 1/1000 alt ölçekli koruma amaçlı imar planı ve 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planından önce askıya çıkarıldığı, meri imar planı hükümlerine uyulmadan ihaleye çıkıldığı, özelleştirme işlemine dayanak herhangi bir imar planının askıya çıkarılmadığı, araziye ilişkin yeni kullanım kararları alınmadığı, kıyı siluetinin bozulacağı, ekolojik dengenin bozulacağı, inşaat yoğunluğu ile ilave gündüz nüfusu ve taşıt yoğunluğu oluşacağı, bölgenin karakteristik dokusunun bozulacağı, ÇED alınmadığı, imar planıyla Yat Limanının toplam alanının 100.00 m2 artırıldığı, 15.000 m2'ye yakın yeni bir alanın inşaata açıldığı, daha başka değişikliklikler de yapıldığı, bunların ihalenin ne denli kamu yararına saldırı niteliğinde olduğunu gösterdiği, İstanbul'da halihazırda 7 marina bulunduğu, yeni bir marina ihtiyacının olmadığı, kıyıların ne bir kişinin ne bir topluluğun olmaması gerektiği, halkın kıyıdan yararlanma hakkının engellendiği, uzun süreli kiraya verme yoluyla kıyı üzerinde adeta özel mülkiyet tesis edildiği, ihale sonuçlanana kadar kamuoyuyla hiçbir bilgi paylaşılmadığı, ihale sürecinin şeffaf yürütülmediği, ihale ilanının kanuna aykırı olduğu ve dava açmakta menfaatlerinin bulunduğu iddialarında bulunulduğu görülmektedir.
Buna göre, uyuşmazlık konusu olayda aktarılan iddialarla iptal davası açıldığı anlaşıldığından, davacıların, dava konusu işlem nedeniyle menfaatinin etkilendiğinin kabulü gerekmektedir.
Bu durumda; gerek çevresel, tarihi ve kültürel değerlerin korunması gibi kamu yararını ilgilendiren konularda dava açma ehliyetinin geniş yorumlanması sonucunu doğuran Anayasa'nın 56. maddesi, gerekse yukarıda bahsedilen mevzuat hükümleri dikkate alındığında, dava konusu özelleştirme ihalesinin, kamu yararını doğrudan ilgilendiren bir düzenleme olması nedeniyle, davacıların hemşehri sıfatıyla dava açma ehliyetinin bulunduğu sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz istemlerinin esasının incelenmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim