SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2025/142

Karar No

2025/1611

Karar Tarihi

11 Eylül 2025

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2025/142 E. , 2025/1611 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2025/142
Karar No : 2025/1611

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Huk. Müş. Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 7145 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Sağlık Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının kamu görevinden çıkarıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla;
Davacı hakkında "PKK/KCK/YPG/YDG-H Terör Örgütü Propagandası Yapmak" ve "Kanuna Aykırı Toplantı ve Yürüyüşlere Silahsız Olarak Katılarak İhtara Rağmen Kendiliğinden Dağılmama" suçlarından ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... sayılı esasına kayden açılan dava dosyasında yargılamasının devam ettiğinin görüldüğü, davacının 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 35/B maddesi uyarınca uyarınca Bakanlık Oluru ile kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi talebinin kabulüne olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla;
Olayda, 1988 yılından bu yana ... olarak görev yapan, ... Sendikası üyesi olup, çeşitli sosyal medya hesaplarından yapılan çağrılar üzerine "Afrin operasyonu ve Afrin savaşına hayır" başlığı altında yapılacak toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılmak için olay yerinde bulunduğu sırada gözaltına alınarak hakkında açılan soruşturma kapsamında tutuklanmış olan davacının, dava konusu işleme gerekçe olarak gösterilen eylemleri sebebiyle ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... esasında "terör örgütü propagandası yapmak, kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmamak" suçlamasıyla yargılandığı, Mahkemenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında;"...Tanık anlatımlarından ve rapordan da anlaşılacağı üzere; ortada henüz bir toplanma olmadan, polisin sesli uyarı yapıp süre vermeden bir kısım sanıkları sokak aralarında yakalayıp gözaltı işlemi yaptığı anlaşılmış ve tüm dosya kapsamında toplanan deliller ve tanık ifadeleri bu suç açısından ceza vermeye yeterli olmadığı, böylece sanıkların üzerlerine atılı suçun sübut bulmadığı dikkate alınarak atılı suçtan tüm sanıkların ayrı ayrı beraatlerine karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle davacının üzerine atılı eylemlerin Kanun'da suç olarak tanımlanmaması sebebiyle beraatine hükmedildiğinin görüldüğü, dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden terör örgütü ile iltisakı yahut irtibatı olduğu yönünde herhangi bir somut delil bulunmayan davacı hakkında 375 sayılı KHK'nın geçici 35/B maddesi uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk, aksi yöndeki ilk derece mahkemesi kararında hukuki isabet görülmediğinden ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kalınan özlük ve parasal haklarının dava açma tarihi olan 08/04/2019 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 25/06/2024 tarih ve E:2021/392, K:2024/10686 sayılı kararıyla;
667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararların, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğinde olduğu,
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbirin, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımının getirildiği,
AİHM'in "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirttiği, (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şart olduğu (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28),
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibatın, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirdiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâller olduğu, yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâlinin de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterli olduğu,
Anayasa Mahkemesinin 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlandığı, bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulanmakta olduğu, bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşmasının yeterli olacağı,
Bununla birlikte iptal davalarının idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalar olduğu, idari işlemlerin ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemler olduğu, idareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenlerin ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturduğu,
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35. maddesinde yer alan, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına karar verilir'' hükmü gereğince davacı hakkında dava konusu işlemin tesis edildiği,
Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde davalı idarece yapılan değerlendirmenin de kuşkusuz keyfilikten uzak olması gerektiği,
Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesinin; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlı olduğu, bu konudaki yükümlülüğün şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye ait olduğu, bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılmasının da mümkün hatta olayın niteliğine göre gerekli olduğu,
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının, 21/01/2018 tarihinde Kadıköy ilçesi Altıyol Boğa Meydanında yasa dışı olarak "Afrin Operasyonu ve Afrin Savaşına Hayır" isimli gösteri yürüyüşüne katıldığı ve bu tarihten sonra görevine gelmediğinden bahisle 375 sayılı KHK'nın geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarıldığı, "Terör Örgütü Propagandası Yapmak, Kanuna Aykırı Toplantı ve Yürüyüşlere Silahsız Katılarak İhtara Rağmen Kendiliğinden Dağılmama" suçundan yargılandığı ve atılı eylemin Kanun'da suç olarak tanımlanmamış olduğundan bahisle ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında CMK 223/2-(a) maddesi uyarınca beraat kararı verildiği ve davacı hakkında başkaca somut herhangi bir bilgi ve bulunmadığı gerekçesiyle Bölge İdare Mahkemesince dava konusu işlemin iptaline karar verildiğinin görüldüğü,
Öte yandan, 26/10/2022 tarihinde Kadıköy ilçesi Süreyya Operası önünde toplanan "Kadınlar Birlikte Güçlü" isimli oluşum organizesinde toplanan grubun gösteri yürüyüşü yapmak istediği, söz konusu grup üyelerinin "İtaat etmiyoruz, Korkmuyoruz, ... Hoca Yalnız Değildir." şeklinde slogan atarak pankart açtıkları, grup üyelerine görevli kolluk memurlarının ısrarlı bir şekilde farklı zaman dilimlerinde ayrı ayrı olmak üzere dağılmaları yönünde uyarıda bulundukları, fakat grubun dağılmaması üzerine kolluk güçlerinin müdahale ederek bu kişileri yakaladığı, bu olay kapsamında yakalanan davacının "Kanuna Aykırı Toplantı ve Yürüyüşlere Silahsız Katılarak İhtara Rağmen Kendiliğinden Dağılmama" suçundan yargılandığı, ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla suç unsuru oluşmadığından bahisle CMK 223/2-(a) maddesi uyarınca beraatine karar verildiği ve bu kararın istinaf edilmeden kesinleştiğinin görüldüğü,
Her ne kadar davacı hakkında suç unsuru oluşmadığından bahisle beraat kararı verilmiş ise de, bu kararın irtibat ve iltisak değerlendirmesi yönünden davacı lehine veya aleyhine bir sonuç doğurmayacağından, ceza yargılamasından bağımsız olarak, ceza yargılaması sırasında elde edilen delillerin, davacının PKK/KCK silahlı terör örgütüyle irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığının belirlenmesi noktasında ayrıca değerlendirilmesi gerektiği,
Bu bağlamda, ... Ağır Ceza Mahkemesi kararındaki tespitler incelendiğinde; 21/01/2018 tarihinde saat 17:00 sıralarında Kadıköy Altıyol Boğa Meydanında şüphelilerin toplanmaya başladıkları ve "Savaşa Hayır" ve "Katil Polis Sokaklardan Defol" şeklinde sloganlar atıldığı, olay gününe ait görüntülerde davacının Türkiye Cumhuriyeti güvenlik güçleri aleyhine sloganlar atarak polis aracına götürüldüğünün görüldüğü, gösteriye ilişkin duyuruların paylaşıldığı PKK/KCK ile irtibat ve iltisaklı olan sosyal medya hesabında davacının polis tarafından derdest edilerek araca götürülürken çekilen fotoğrafının olduğu görüntünün "Halkların barış talebini Kadıköy'den haykıran arkadaşımız serbest bırakılsın" ifadesiyle paylaşıldığının görüldüğü, ... Asliye Ceza Mahkemesi kararında ise 26/10/2022 tarihinde Kadıköy ilçesi Süreyya Operası önünde toplanan şüpheliler tarafından "İtaat etmiyoruz, korkmuyoruz, ... hoca yalnız değildir." sloganlarının atıldığı tespitlerine yer verildiğinin görüldüğü,
Bu durumda yukarıda belirtilen hususlar yönünden de inceleme yapılması gerektiğinden eksik incelemeyle verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak dava konusu işlemin iptali yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin geçici 35/B maddesinde, kamu görevinden çıkarılma işleminin belli bir tarihten önce veya sonra değerlendirilmesine dair herhangi bir ibarenin bulunmadığı; kamu görevinden çıkarma işlemi için terör örgütüyle bağın mutlaka üyelik veya mensubiyet düzeyinde olması gerekmediği, iltisak ve irtibat bulunmasının yeterli olduğu; davacının ceza yargılmasında beraat etmiş olmasının örgütle irtibatlı veya iltisaklı olmadığı sonucunu doğurmayacağı; dava konusu işlemin Anayasa ve ilgili mevzuat çerçevesinde, kamu yararı gözetilerek tesis edildiği; kamu görevlisinin Devlete sadakat yükümlülüğünün bulunduğu, silahlı terör örgütüne üyelik ya da mensubiyet olmasa dahi, irtibat ve iltisakın bulunması durumunda kamu görevine son verilmesinin mümkün olduğu, bu kapsamda dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Bölge İdare Mahkemesince verilen ısrar kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ :Temyiz isteminin kabulü ile İstanbul Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde sona ermiştir.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(f) maddesinde; 14/07/1965 tarih ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesinde belirtilenler hariç diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personelin, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgisine göre ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılmasına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, "...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya (Anayasa Mahkemesinin 12/01/2023 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 30/06/2022 tarih ve E:2018/137 K:2022/86 sayılı kararıyla, 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 26. maddesiyle 27/06/1989 tarih ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan"...üyeliği, mensubiyeti veya" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen; ... 9) 657 sayılı Kanuna ve diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personel, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili olunan bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılır. Bu maddenin (A) fıkrasında belirtilenlerin işlemleri ise söz konusu fıkradaki usule göre yapılır." hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(f) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir.
İstanbul Okmeydanı Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesinde ... olarak görev yapan davacı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca ... tarih ve ... sayılı işlem ile kamu görevinden çıkarılmıştır.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının kamu görevinden çıkarılma tarihinden itibaren işleyerek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME
667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir.
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.

Bununla birlikte, iptal davaları; idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu veya maksat unsurlarından herhangi birinde hukuka aykırılık bulunması nedeniyle, menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdarî işlem ise idarenin kamu gücünü kullanarak tek taraflı irade ile tesis ettiği ve hukuki sonuç doğuran işlemlerdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idarî işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır.
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin geçici 35. maddesinde yer alan, terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı yahut bunlarla irtibatı bulunduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin "meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına karar verilir" hükmü uyarınca, davacı hakkında dava konusu işlem tesis edilmiştir.
Bu kapsamda, davacı hakkında terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı bulunduğu yönünde davalı idarece yapılan değerlendirmenin kuşkusuz keyfilikten uzak olması gerekir.
Dava konusu işlemin sebep unsuru bakımından yargısal denetimin yapılabilmesi, bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama sürecinde davalı idarece ortaya konulmasına ve açıklanmasına bağlıdır. Bu husustaki yükümlülük, şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte, idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün, hatta olayın niteliğine göre gereklidir.
Dosyanın incelenmesinden; davacının, 21/01/2018 tarihinde Kadıköy Altıyol Boğa Meydanında yasa dışı olarak düzenlenen “Afrin Operasyonu ve Afrin Savaşına Hayır” isimli gösteri yürüyüşüne katıldığı, bu tarihten sonra göreve gelmediği gerekçesiyle 375 sayılı KHK’nın geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarıldığı, anılan eylem nedeniyle ... Ağır Ceza Mahkemesinde “Terör Örgütü Propagandası Yapmak” ve “Kanuna Aykırı Toplantı ve Yürüyüşlere Silahsız Katılarak İhtara Rağmen Kendiliğinden Dağılmama” suçlarından yargılanan davacı hakkında, atılı eylemin Kanun'da suç olarak tanımlanmadığı gerekçesiyle ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla CMK 223/2-(a) maddesi uyarınca beraat kararı verildiği ve bu kararın istinaf edilmesi üzerine 31/12/2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Diğer yandan, davacının 26/10/2022 tarihinde Kadıköy Süreyya Operası önünde “Kadınlar Birlikte Güçlü” oluşumunca organize edilen eyleme katıldığı, burada “İtaat etmiyoruz, korkmuyoruz, ... Hoca yalnız değildir” şeklinde slogan atılarak pankart açıldığı, kolluk kuvvetlerince yapılan dağılma uyarılarına rağmen grubun dağılmadığı ve kolluk görevlilerinin müdahalesi sonucu davacının gözaltına alındığı, bu olay nedeniyle "Kanuna Aykırı Toplantı ve Yürüyüşlere Silahsız Katılarak İhtara Rağmen Kendiliğinden Dağılmama" suçundan yargılandığı ... Asliye Ceza Mahkemesince, suç unsuru oluşmadığı gerekçesiyle ... tarih ve E:...., K:... sayılı kararla CMK 223/2-a maddesi uyarınca beraat kararı verildiği ve anılan kararın karar istinaf edilmeyerek kesinleştiği görülmüştür.
Buna göre her ne kadar davacı hakkında suç unsuru bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmiş ise de, bu durum irtibat ve iltisak değerlendirmesi bakımından davacı lehine veya aleyhine bir sonuç doğurmayacağından ceza yargılamasından bağımsız olarak, yargılama sırasında elde edilen delillerin, davacının PKK/KCK silahlı terör örgütüyle irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığının tespitinde ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu bağlamda, ... Ağır Ceza Mahkemesi kararına konu tespitler incelendiğinde; 21/01/2018 tarihinde saat 17:00 sıralarında Kadıköy Altıyol Boğa Meydanında şüphelilerin toplanmaya başladıkları ve "Savaşa Hayır" ile "Katil Polis Sokaklardan Defol" şeklinde sloganlar attıkları, olay gününe ait görüntülerde davacının Türkiye Cumhuriyeti güvenlik güçleri aleyhine sloganlar atarak polis aracına götürüldüğünün görüldüğü, gösteriye ilişkin duyuruların paylaşıldığı PKK/KCK ile irtibat ve iltisaklı olan sosyal medya hesabında davacının polis tarafından derdest edilerek araca götürülürken çekilen fotoğrafının bulunduğu görüntünün "Halkların barış talebini Kadıköy’den haykıran arkadaşımız serbest bırakılsın" ifadesiyle paylaşıldığının görüldüğü; ... Asliye Ceza Mahkemesi yargılamasında ise, 26/10/2022 tarihinde Kadıköy ilçesi Süreyya Operası önünde toplanan şüpheliler tarafından "İtaat etmiyoruz, korkmuyoruz, ... Hoca yalnız değildir." sloganlarının atıldığının tespit edildiği anlaşılmıştır.

Bu durumda, yukarıda belirtilen hususlarda inceleme ve araştırma yapılmaksızın eksik incelemeye dayalı olarak verilen Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne;
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılması ve dava konusu işlemin iptali, işlem nedeniyle yoksun kalınan özlük ve parasal haklarının dava açma tarihi olan 08/04/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 11/09/2025 tarihinde kesin olarak oybirliği ile karar verildi.



10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim