SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2025/1328

Karar No

2025/2430

Karar Tarihi

10 Kasım 2025

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2025/1328 E. , 2025/2430 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2025/1328
Karar No : 2025/2430

TEMYİZ EDENLER : 1-(DAVACI) : ...
VEKİLİ: Av. ...

2-(DAVALI): ... Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşavir ....

DİĞER DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Dördüncü Dairesinin 03/02/2025 tarih ve E:2025/400, K:2025/700 sayılı kararının davacılardan ... tarafından esastan, davalı idare tarafından vekalet ücreti yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 31/12/2014 tarih ve 29222 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tarımsal Arazilerin Mülkiyetinin Devrine İlişkin Yönetmelik'in 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinin, 9. maddesinin 5. fıkrasının (a) bendine yer alan, "Tarımsal gelir değeri, davanın açılış tarihi dikkate alınarak hesaplanır." ibaresinin ve 10. maddesinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Dördüncü Dairesinin 03/02/2025 tarih ve E:2025/400, K:2025/700 sayılı kararıyla;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava Açma Süresi" başlıklı 7. maddesi, 8. maddesinin 1. fıkrası, 14. ve 15. maddelerine yer verilerek,
Mevzuat hükümleri gereği, düzenleyici işlemin ilanından sonra dava açma süresi içinde bu işlemin iptali istemiyle dava açılabileceği gibi dava açma süresinin geçmiş olması hâlinde, düzenleyici işlemin uygulanmasına ilişkin yeni bir işlem tesis edildiğinde ilgililerin uygulama işlemini veya dayanağı olan düzenleyici işlemi ayrı ayrı veya birlikte yine dava açma süresi içinde dava konusu edebileceklerinin açık olduğu,
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nda, mirasa konu bir tarımsal arazi olması durumunda, miras yoluyla arazilerin bölünmesinin önlenmesi ve daha verimli kullanılması amacıyla arazinin en uygun mirasçıya devredilmesi, devir konusunda mirasçılar arasında anlaşma sağlanamadığı durumlarda mirasçılardan her birinin yetkili sulh hukuk mahkemesi nezdinde tarımsal gelir değeri üzerinden devri talebi ile dava açabileceği ve bu durumda da kişisel yetenek ve durumları göz önünde tutulmak sureti ile mahkemece tespit edilen ehil mirasçıya devrine karar verileceği ve ehil mirasçıya ait niteliklerin, Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirleneceğinin hüküm altına alındığı,
Uyuşmazlık konusu olayda, davacıların murisinin 2015 yılında vefatı üzerine, terekede bulunan tarım arazisinin 5403 sayılı Kanun'un 8/C maddesi uyarınca tarımsal gelir değeri üzerinden devri talepli olarak murisin mirasçılarından dava dışı S.E. tarafından dava açılması üzerine davacılardan ... tarafından da karşı dava açıldığı, davanın görüldüğü ... Sulh Hukuk Mahkemesinin E:... (ilk esası E:...) sayılı dosyasında Tarımsal Arazilerin Mülkiyetinin Devrine İlişkin Yönetmelik hükümleri çerçevesinde yargılama yapıldığından bahisle Yönetmelik'in ilgili hükümlerinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığının anlaşıldığı,
Dosyanın ve UYAP kayıtlarının birlikte incelenmesinden; terekede bulunan tarım arazisinin 5403 sayılı Kanun'un 8/C maddesi uyarınca tarımsal gelir değeri üzerinden devri talepli olarak murisin mirasçılarından dava dışı S.E. tarafından, bu dosyanın davacılarına karşı 08/02/2017 tarihinde ... Sulh Hukuk Mahkemesinin E:... sayılı dosyasına kayden dava açıldığı, davacılardan ... tarafından ... tarihinde ... Sulh Hukuk Mahkemesinin E:... sayılı dosyasıyla açılan davanın ... Sulh Hukuk Mahkemesinin E:... (ilk esası E:...) sayılı dosyasında birleştirildiği, anılan dosyada ehil mirasçı tespiti için bilirkişi raporu alındığı, raporda iptali istenen Tarımsal Arazilerin Mülkiyetinin Devrine İlişkin Yönetmelik hükümleri uyarınca belirlemeler yapıldığı, 16/07/2020 tarihli bilirkişi raporunun davacıların vekili Av. ...'nun e-tebligat adresine 22/07/2020 tarihinde tebliğ edildiği, davacıların vekili tarafından da 05/08/2020 tarihinde bilirkişi raporuna itirazda bulunulduğunun görüldüğü,
Bu durumda, iptali istenen Yönetmelik hükümlerinin taraflar arasında çıkan uyuşmazlıkta uygulanacağının en geç bilirkişi raporunun tebliğ tarihi olan 22/07/2020 tarihinde davacılar tarafından öğrenildiğinin kabulü gerektiğinden, bu tarihten itibaren 60 günlük genel dava açma süresi içerisinde açılması gerekirken, bu süre geçtikten sonra 08/03/2022 tarihinde kayda giren dilekçe ile açılan davanın, süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesi olanağının bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Öte yandan, 31/12/2014 tarih ve 29222 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tarımsal Arazilerin Mülkiyetinin Devrine İlişkin Yönetmelik'in iptali istenen 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi ile 10. maddesinde 08/12/2021 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değişiklikler yapılmışsa da, anılan değişikliklerin taraflar arasındaki uyuşmazlıkta uygulanmadığı, herhangi bir uygulama işlemi bulunmadığından, değişikliklerin Resmi Gazete'de yayım tarihini izleyen günden itibaren 60 gün içinde dava açılması gerekirken, bu süre geçtikten sonra 08/03/2022 tarihinde açılan davada, bu kısımlar yönünden de süre aşımı bulunduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle,
davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacılardan ... tarafından, hukuk mahkemesinde verilen bilirkişi raporunun uygulama işlemi olarak kabul edilemeyeceği, açılan davanın süresinde olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olmasına rağmen idareleri lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
Davalı idare tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmuş, davacılar tarafından ise savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacılardan ...'in duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacılardan ...'in temyiz istemi yönünden;
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Dördüncü Dairesi kararının davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin kısmı, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davalı idarenin vekalet ücreti yönünden temyiz istemine gelince;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanun'un 31. maddesi ile göndermede bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış; anılan Kanun'un 447. maddesinin 2. fıkrasında ise, mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/06/1927 tarih ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na yapılan göndermelerin, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı düzenlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Yargılama giderlerinin kapsamı” başlıklı 323. maddesinde; “vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücreti”, yargılama giderleri arasında sayılmış; “Vekalet ücretinin taraf lehine hükmedilmesi” başlıklı 330. maddesinde de; vekil ile takip edilen davalarda mahkemece, kanuna göre takdir olunacak vekalet ücretinin, taraf lehine hükmedileceği belirtilmiştir.
Kararın verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin İkinci Kısım İkinci Bölümünde, Danıştayda ilk derecede duruşmasız görülen davalarda vekalet ücreti 28.000,00-TL olarak belirlenmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davalı idarenin yargılama sürecinde avukat aracılığıyla temsil edildiği ve yasal süresi içinde idare adına savunma verildiği; Danıştay Dördüncü Dairesi tarafından yapılan inceleme sonucunda davanın 2577 sayılı Kanun'un 15/1-b maddesi uyarınca reddine karar verildiği, dolayısıyla, davalı idarenin 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uyarınca vekalet ücretine hak kazandığı, buna rağmen kararda idare lehine vekalet ücretine hükmedilmediği görüldüğünden, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine yönelik söz konusu eksikliğin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca, temyize konu kararın (2) numaralı hüküm fıkrasında yer alan "Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam 1.343,50 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına," ifadesinden sonra gelmek üzere, "Kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 28.000,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine," ibaresinin eklenmesi suretiyle kararın düzeltilerek onanması gerekmektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Danıştay Dördüncü Dairesinin temyize konu 03/02/2025 tarih ve E:2025/400, K:2025/700 sayılı kararının davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin kısmının ONANMASINA,
2.Anılan kararın davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmınının, (2) numaralı hüküm fıkrasında yer alan "Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına," ifadesinden sonra gelmek üzere, "Kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine," ibaresi eklenmek suretiyle düzeltilerek ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 10/11/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.


KARŞI OY
X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrasında, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştayda dava açma süresinin altmış gün olduğu, aynı maddenin 4. fıkrasında da, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin düzenleyici işlem veya uygulama işlemi yahut her ikisi aleyhine dava açabilecekleri kurala bağlanmıştır.
Belirtilen kurala göre, bir düzenleyici işlemin ilanından sonra süresi içinde dava açılabileceği gibi süresinde dava açılmamış olsa bile düzenleyici işlemin uygulanması üzerine tek başına düzenleyici işlemin iptali istemiyle dava açılabilmesi mümkün bulunmaktadır.
Düzenleyici işleme karşı dava açma süresini başlatacak olan “uygulama”, hazırlık sürecini tamamlayarak ilgililer üzerinde hukuki sonuçlarını doğuran kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem niteliğinde olabileceği gibi, bir işlemin tesisi için gerekli olan sürecin başlangıç ve hazırlık aşamasından nihai aşamasına kadar herhangi bir aşamasında sonuç ve etkilerini gösteren işlem niteliğinde de olabilir. Mevzuat, bir idari işlemin tesisi için hazırlık, ön araştırma, inceleme, soruşturma ve karar alma şeklinde bir idari süreci zorunlu kılıyor ise, bu sürecin başlangıcından nihai kararın verildiği tarihe kadar olan her aşamasında, bir düzenleyici işlemin sonuç ve etkilerini göstermesi ve uygulanması mümkün bulunmaktadır. Böyle bir durumda, düzenleyici işleme karşı, idari işlemin tesisi için gerekli olan idari süreç içinde etki ve sonuçlarını gösterdiği her aşamada ilgililer tarafından dava açılabileceği gibi belirtilen idari sürecin tamamlandığı ve ilgililer üzerinde sonuç doğurduğu tarihten itibaren de süresi içinde dava açılabileceği kuşkusuzdur.
Benzer bir durumun, ister adli yargıda isterse idari yargıda olsun devam eden bir yargılama sürecinin herhangi bir aşamasında yönetmelik gibi bir düzenleyici işlemin uygulanması ile gerçekleşebileceğinde ve neticede nihai karar ile birlikte sonuç ve etkilerini gösterebileceğinde kuşku bulunmamaktadır. Bu noktada "düzenleyici bir işlemin uygulaması" bir yargısal faaliyetin bir konusu olarak kendisini gösterebileceği gibi bir özel hukuk ilişkisi şeklinde de kendisini gösterebilir. Dolayısıyla "uygulama"nın mutlaka idari bir işlem olması gerektiği yönünde bir zorunluluktan bahsedilemez. Uygulamanın bir idari işlem şeklinde olması düzenleyici işlem ile birlikte dava açılmasına imkan vermektedir.
Uyuşmazlık konusu olayda, davacıların murisinin 2015 yılında vefatı üzerine, terekede bulunan tarım arazisinin 5403 sayılı Kanun'un 8/C maddesi uyarınca tarımsal gelir değeri üzerinden devri talepli olarak murisin mirasçılarından dava dışı S.E. tarafından dava açılması üzerine davacılardan ... tarafından da karşı dava açıldığı, davanın görüldüğü ... Sulh Hukuk Mahkemesinin E:... (ilk esası E:...) sayılı dosyasında Tarımsal Arazilerin Mülkiyetinin Devrine İlişkin Yönetmelik hükümleri çerçevesinde yargılama yapıldığından bahisle Yönetmelik'in ilgili hükümlerinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığının anlaşılmaktadır.
... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin anılan dosyasında, davacıların ehil mirasçı olarak tespitine hukuki engel teşkil ettiği görüldüğü için, davacılar tarafından Tarımsal Arazilerin Mülkiyetinin Devrine İlişkin Yönetmelik hükümlerinin iptali istemiyle bakılan davanın açılmasına karar verildiği dikkate alındığında, işbu dava açıldığında, derdest bulunan dosyada, karar alma sürecinin devam ettiği anlaşıldığından, davacılar tarafından dava konusu yapılan Yönetmelik hükümleri, ehil mirasçılığın tespiti açısından Mahkemece karar alma sürecinde uygulama görecek olması nedeniyle, Tarımsal Arazilerin Mülkiyetinin Devrine İlişkin Yönetmelik'in 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinin, 9. maddesinin 5. fıkrasının (a) bendine yer alan, "Tarımsal gelir değeri, davanın açılış tarihi dikkate alınarak hesaplanır." ibaresinin ve 10. maddesinin iptali istemiyle açılan davanın süresinde olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin Daire kararının bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.


KARŞI OY
XX- Danıştay Dördüncü Dairesince davalı idare lehine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde yer alan vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.
Bu haliyle temyize konu kararda, anılan Tarife'de yer alan vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Her ne kadar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesinde Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiş ise de, vekalet ücretine hükmedilip hükmedilmeyeceğine yönelik uyuşmazlık, anılan Kanun'un 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasını gerektiren, "yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hata ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlık" kapsamında maddi hata olarak değerlendirilebilecek bir husus olmayıp anılan maddenin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın bozulmasını gerektiren "hukuka aykırılık" kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden, vekalet ücreti hakkında da davanın esası hakkında karar vermeye yetkili ve görevli olan Danıştay Dördüncü Dairesince karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenle davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile temyize konu Daire kararının vekalet ücreti yönünden bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim