Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2025/122
2025/380
20 Şubat 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2025/122
Karar No : 2025/380
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Kurulu Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
2- ... Merkezi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 13/11/2024 tarih ve E:2024/3469, K:2024/5870 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 2024 Dikey Geçiş Sınavı Kılavuzu’nun "TABLO-2. Ön Lisans Mezuniyet Alanlarına Göre Dikey Geçiş Yapılabilecek Lisans Programları" başlıklı tablosunun "İç Mekan Tasarımı" programından dikey geçiş yapılabilecek lisans programlarının belirlenmesine ilişkin kısmının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 13/11/2024 tarih ve E:2024/3469, K:2024/5870 sayılı kararıyla;
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 6. maddesinin (a) fıkrası, 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentleri, 45. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (e) bentleri, 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 346. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi, 347. maddesinin 2. fıkrasının (i) bendi, 6114 sayılı Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Hizmetleri Hakkında Kanun'un 7. maddesinin 1. ve 7. fıkraları ile 19/02/2002 tarih ve 24676 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Meslek Yüksekokulları ve Açıköğretim Ön Lisans Programları Mezunlarının Lisans Öğrenimine Devamları Hakkında Yönetmelik'in 5. ve 6. maddelerinde yer alan kurallar aktarılarak,
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinden, yükseköğretim ile ilgili sınav ve yerleştirme işlemlerinin imkân ve fırsat eşitliğini sağlayacak tedbirleri almak kaydıyla Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde ÖSYM tarafından yapılacağı, yine Yükseköğretim Kurulunun, yükseköğretim kurumlarının 2547 sayılı Kanun'da belirtilen amaç, hedef ve ilkeler doğrultusunda kurulması, geliştirilmesi, eğitim-öğretim faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi ve bu doğrultuda üniversitelerin her eğitim-öğretim programına kabul edeceği öğrenci sayısı önerilerini inceleyerek kapasitelerinin tespit edilmesi, insan gücü planlaması, kurumların kapasiteleri ve öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda ortaöğretimdeki yönlendirme esaslarını da dikkate alarak öğrencilerin seçilmesi ve kabul edilmesi ile ilgili esasları tespit etmekle görevli olduğunun anlaşıldığı,
Hukukumuzda, takdir yetkisinin, temel amacı faaliyetlerinde kamu yararını gerçekleştirmek olan idarenin belli bir konuda karar alıp almama yahut karar alma hususunda birden fazla seçenek arasında seçim yapma serbestisine sahip olması şeklinde tanımlandığı, düzenleyici işlemlerde idareye düzenleme yapma yetkisi veren üst normlarda düzenlemenin içeriği itibarıyla belli bir sınır çizilmemesi durumunda, idarenin takdir yetkisinin söz konusu olduğu,
Anayasa Mahkemesinin, kanun koyucunun düzenleme yapma konusunda takdir yetkisine sahip olduğu hallerde, yürürlüğe konulan kanunların Anayasa'ya uygunluk denetimi kapsamında verdiği kararlarda, kanun koyucunun kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması gerektiğini vurguladığı (Anayasa Mahkemesinin 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararı),
Dolayısıyla, takdir yetkisi kullanılarak ihdas edilen düzenleyici işlemlerin yargısal denetiminde, başta normlar hiyerarşisi olmak üzere adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütleri gözetilerek düzenlemenin denetlenmesi gerektiği, takdir yetkisinin sınırsız olmadığının İdare Hukukunun bilinen ilkelerinden olduğu,
Hukuk devletinin önemli bir unsuru olarak hukukî güvenlik ilkesinin, sadece bireylerin devlet faaliyetlerine duyduğu güveni değil, aynı zamanda yürürlükteki mevzuatın süreceğine duyulan güveni de içerdiği, bu nedenle hukukî güvenlik ilkesinin, yürürlükte bulunan hukuk kurallarına uygun olarak teessüs etmiş kazanılmış hakları korumanın yanında kazanılmış hakka dönüşmemiş beklentileri de belli ölçüde koruduğu (Anayasa Mahkemesinin 16/11/2017 tarih ve E:2016/195, K:2017/158 sayılı kararı),
Hukuk devleti ilkesinin unsurlarından biri olan "hukuk güvenliği" ile, kişilerin hukukî güvenliğinin sağlanması amaçlanmakta olup, söz konusu ilkenin, yazılı hukuk kurallarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de kanunî düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kıldığı,
Haklı beklentinin, idarenin ister bir düzenleyici işlem, ister bir taahhüt, isterse uzun süren bir uygulamasına güvenerek olsun, kişilerin çıkarlarına ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ümit etmeleri olduğu, idarenin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, her zaman yönetmelik, tebliğ, genelge ve diğer düzenleyici idarî işlemleri yürürlüğe koyma ve bu düzenlemelerle, değişen şartları gözeterek önceki düzenlemeler ile doğmuş olan objektif hukukî durumları, ileriye yönelik olarak yürürlükten kaldırma yetkisine sahip olduğu, ancak idarenin, bu konudaki yetkilerini kullanırken önceki düzenlemeler kapsamında kişilerin kazanılmış haklarını ve haklı beklentilerini koruması gerektiği, bu durumun, hukuk devleti ilkesinden hareketle hukuk güvenliğinin ve hukukî istikrarın sağlanması açısından vazgeçilmez nitelikte olduğu,
Hukuk güvenliği ve haklı beklentilerin korunması ilkelerinin idareyi, özellikle düzenleyici işlemler yaparken, değiştirirken ya da tamamen yürürlükten kaldırırken kişilerin bu düzenlemelerden beklenmedik bir şekilde olumsuz olarak etkilenmelerini önleyici tedbirler almaya iten ilkeler olarak ortaya çıktığı (Erdoğan Bülbül, İdari İşlemlerin Yürürlükten Kaldırılması, İstanbul 2010, s. 46),
Düzenleyici işlemler bakımından baskın bir kamu yararı olmadıkça haklı beklentilerin geçiş düzenlemeleri ile korunması gerekliliği de ayrı bir ölçüt olarak içtihatlarda varlığını sürdürdüğü,
Davacının 2022 yılında Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Hendek Meslek Yüksekokulu İç Mekan Tasarımı Bölümüne kayıt olduğu, kayıt olduğu tarihteki Dikey Geçiş Sınavı Kılavuzu'nda İç Mekan Tasarımı bölümünden mezun olanların tercih edebileceği lisans programlarının; El Sanatları, Geleneksel Türk Sanatları, Tezhip Sanatı, Mimarlık, İç Mimarlık, İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı, Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım olarak belirlendiği,
10/05/2024 tarihli Dikey Geçiş Sınavı Kılavuzu'nda, bu sayının üçe düşürüldüğü ve tercih edilebilecek lisans programlarının; İç Mimarlık, İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı, Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım olarak belirlendiği, davacının, 2024 Dikey Geçiş Sınavı'na 30/06/2024 tarihinde girdiği ve 04/07/2024 tarihinde ön lisans programından mezun olduğu,
İç Mekan Tasarımı ön lisans programına kayıt olduğu sırada, o zamana kadar aynı şekilde devam eden programlara Dikey Geçiş Sınavı ile lisans eğitimi için tercihte bulunabileceğine ilişkin davacı bakımından haklı bir beklenti meydana geldiğinin açık olduğu,
İdarenin kamu hizmetlerinin değişkenliği ilkesi gereği ucu açık ve ileriye dönük belirsiz süreyle aldığı ekonomik kararları kaldırabileceği veya yeni kararlar alabileceği konusunda tereddüt bulunmadığı, ancak bu şekildeki karar değişikliklerinde idarenin geçiş hükümleri öngörmek suretiyle yararlanıcıların idarî tasarrufların devamına duydukları güveni en az ölçüde ihlâl edecek nitelikte tedbirler alması gerektiği,
Uzun yıllar aynı şekilde uygulanan ve davacının ilgili programa kayıt olduğu yılda da Dikey Geçiş Sınavı Kılavuzu'nda geçiş yapılabilecek lisans programları olarak yer alan düzenlemenin, herhangi bir geçiş hükmü öngörülmeden zamanından önce kaldırılarak haklı beklentilerin korunması ilkesinin ihlâl edildiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle,
dava konusu düzenlemenin iptaline karar verilmştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idareler tarafından, davacının İç Mekan Tasarımı programına, bu programda eğitim alarak kendini geliştirmek ve bu program mezunu olarak ilgili yerlerde görev alabilmek amacıyla kayıt yaptırdığının kabul edilmesi gerektiği, istisnai bir yol olan Dikey Geçiş Sınavı ile lisans programlarına geçiş yapabilmek amacıyla ön lisans programlarına kayıt yaptırmanın haklı beklenti sayılamayacağı, ayrıca, İç Mekan Tasarımı programında eğitim görenlerin dava konusu karardan etkilendiği gibi yıllar öncesinde bu programdan mezun olanların da dava konusu karardan etkilendiği, idarelerinin karardan etkilenen on binlerce kişi için geçmişe etkili bir karar almasının beklenemeyeceği, bu durumun kamusal kargaşaya sebebiyet vereceği, kamu yararının ağır bastığı durumlarda haklı beklentiden söz edilemeyeceği, Yükseköğretim Kurumları Sınavı sonrası ayrılan kontenjanlar çerçevesinde Mimarlık programının yeterli derecede doygunluğa ulaştığı, bu nedenle, Dikey Geçiş Sınavı sonrası ayrılacak kontenjanların azaltılması yoluna gidildiği, Geleneksel Türk Sanatları, Tezhip ve El Sanatları programlarında eğitim gören öğrencilerin ise son derece kısıtlı olduğu, bu bölümler yönünden toplumsal ihtiyacın da son derece kısıtlı olduğu, kısıtlı sayıda olan toplumsal ihtiyacın Yükseköğretim Kurumları Sınavı sonrası ayrılan kontenjanlar ile karşılandığı, Mimarlık, Geleneksel Türk Sanatları, Tezhip ve El Sanatları programları ile İç Mekan Tasarımı programının ilişkisinin sınırlı olduğu, bu nedenle söz konusu programların İç Mekan Tasarımı programının devamı niteliğinde olduğundan bahsedilemeyeceği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçelerinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile Daire kararının bozulması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/B maddesi uyarınca gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı, 22/08/2022 tarihinde Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Hendek Meslek Yüksekokulu İç Mekan Tasarımı ön lisans programına kayıt yaptırmıştır.
Davacının kayıt yaptırdığı tarihte yürürlükte olan 2022 Dikey Geçiş Sınavı Kılavuzu’nun "TABLO-2. Ön Lisans Mezuniyet Alanlarına Göre Dikey Geçiş Yapılabilecek Lisans Programları" başlıklı tablosunda, "İç Mekan Tasarımı" ön lisans programından dikey geçiş yapılabilecek lisans programları; El Sanatları, Geleneksel Türk Sanatları, İç Mimarlık, İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı, Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım, Mimarlık ve Tezhip Sanatı olarak sayılmıştır.
Davacı İç Mekan Tasarımı programında son sınıfta iken yayımlanan 2024 Dikey Geçiş Sınavı Kılavuzu’nun "TABLO-2. Ön Lisans Mezuniyet Alanlarına Göre Dikey Geçiş Yapılabilecek Lisans Programları" başlıklı tablosunda, "İç Mekan Tasarımı" ön lisans programından dikey geçiş yapılabilecek lisans programları; İç Mimarlık, İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı, Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım olarak belirlenmiştir.
Anılan Kılavuz'da, ön lisans programlarından mezun olanlar ile son sınıfta olup da staj dışındaki mezuniyet şartlarını yerine getirmiş olanların Dikey Geçiş Sınavı'na başvurabileceği öngörülmüştür.
Kılavuz'un yayımlanması üzerine davacı Kılavuz'da belirtilen başvuru süresi içerisinde 13/05/2024 tarihinde 2024 Dikey Geçiş Sınavı'na başvurusunu yapmıştır.
Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde, "Yükseköğretim kurumlarında eğitim-öğretim programlarının asgari ders saatlerini ve sürelerini, öğrencilerin yatay ve dikey geçişleriyle ve yüksekokul mezunlarının bir üst düzeyde öğrenim yapmalarına ilişkin esasları Üniversitelerarası Kurulun da görüşlerini alarak tespit etmek," Yükseköğretim Kurulunun görevleri arasında sayılmıştır.
2547 sayılı Kanun'un "Yükseköğretime giriş ve yerleştirme" başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, "Yükseköğretim kurumlarına giriş ve yerleştirme işlemleri imkân ve fırsat eşitliğini sağlayacak tedbirleri almak kaydıyla, Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen usul ve esaslara göre yapılır."; (e) bendinde ise, "Önlisans mezunları için, ilişkili lisans programlarında belirlenmiş kontenjanın yüzde onunu geçmeyecek şekilde Yükseköğretim Kurulu kararı ile her yıl dikey geçiş kontenjanı ayrılabilir." hükümlerine yer verilmiştir.
19/02/2002 tarih ve 24676 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Meslek Yüksekokulları ve Açıköğretim Ön Lisans Programları Mezunlarının Lisans Öğrenimine Devamları Hakkında Yönetmelik'in 5. maddesinde, "Meslek yüksekokulları ile açıköğretim ön lisans programlarından mezun olanların, bitirdikleri alanların devamı niteliğindeki lisans programlarına dikey geçiş yapmaları amacı ile lisans programlarında kontenjan ayrılır. Bu kontenjanlar, sınavsız olarak meslek yüksekokulları programlarına devam ederek mezun olan öğrencilerin yüzde onundan az olmaz. Meslek yüksekokulu ve açıköğretim ön lisans mezunlarından örgün öğretim ve açıköğretim lisans programlarına dikey geçiş yapmak üzere başvurma şartlarını taşıyanlar için hangi lisans programlarının açılacağı, açılacak lisans programlarına meslek yüksekokulları ve açıköğretimin hangi programını bitirenlerin başvurabileceği, bu programların kontenjanları ve programlara yapılacak yerleştirmede kullanılacak puan türleri, dikey geçiş yapılacak üniversitelerin görüş ve önerileri de dikkate alınarak Yükseköğretim Kurulunca belirlenir ve ilan edilir." hükmü yer almıştır.
Anılan Yönetmelik'in "Sınav Kılavuzu ve Başvuru İşlemleri" başlıklı 6. maddesinde ise, "Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) her yıl, meslek yüksekokulu ve açıköğretim önlisans mezunları ile o yıl son sınıfta olup staj dışındaki mezuniyet şartlarını yerine getirenlerin hangi lisans programlarına dikey geçiş için başvurabileceklerini, bu programların koşullarını ve bu programlara alınacak öğrenci sayılarını gösteren bir kılavuz hazırlar. Bu kılavuzda, adayların nasıl başvurabilecekleri, lisans programı tercihlerini nasıl yapacakları, sınav, değerlendirme ve yerleştirme işlemleri, meslek yüksekokulu müdürlükleri ve açıköğretim önlisans programlarının bağlı olduğu birimlerce yürütülecek işlemlerle ilgili ilke ve kurallar yer alır. Bu kılavuz, Yükseköğretim Kurulunun onayı ile yürürlüğe girer..." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdareler, normlar hiyerarşisine aykırı olmayacak şekilde, hizmette etkinliğin sağlanması için gerekli önlemleri alma, bu kapsamda mevzuat değişikliği yapma hususunda takdir yetkisine sahiptirler. Kamu hizmetlerinin hangi koşullar altında ve nasıl yürütüleceğini önceden saptamak her zaman mümkün olmadığı için, gelişen durumlara ayak uydurmak ve ortaya çıkan ihtiyaçları karşılayabilmek amacıyla düzenleyici işlemler üzerinde gerekli değişiklikleri yapma hususunda idarelerin takdir yetkisi bulunmaktadır.
Ancak, idareye tanınan bu takdir yetkisinin, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği anlamına gelmeyeceği de açıktır. Zira, takdir yetkisi ile idareye ancak hukuk kuralları içinde hareket özgürlüğü tanınmış olduğundan, kanun koyucu tarafından idareye tanınan bu yetkinin başta kamu yararı olmak üzere hizmet gereklerine, hukuk devleti, hukuk güvenliği ve kazanılmış haklara riayet ilkelerine uygun olarak kullanılması gerekmektedir.
Hukuk devleti ilkesinin ön koşullarından biri olan "hukuk güvenliği" ile kişilerin hukuki güvenliğinin sağlanması amaçlanmaktadır. Hukuk güvenliği ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılmaktadır. Bu bağlamda, önceden oluşmuş hukuksal durumların, sonradan yapılacak işlemlerle değiştirilmesi, hukuktan beklenen güvenle bağdaşmayacaktır.
"Kazanılmış hak" ise doktrinde, yürürlükteki hukuka uygun olarak doğan ve böylece kişiye özgü lehte sonuçlar doğurmuş, daha sonra mevzuat değişikliği ya da işlemin geri alınması gibi durumların varlığına rağmen hukuk düzenince korunması gereken bir hak olarak tanımlanmaktadır.
İdarenin ister düzenleyici işlem, ister bir taahhüt, isterse uzun süren bir uygulamasına güvenerek olsun, bireylerin çıkarlarına ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ümit etmelerine de "haklı beklenti" denilmektedir.
Anayasa Mahkemesinin 25/07/2019 tarih ve E:2017/18, K:2019/66 sayılı kararında da belirtildiği üzere, haklı beklenti, bireyin kendisine güvenerek hareket ettiği, lehine olan bir hukuk metninde öngörülemez bir değişiklik yapılması ve bu öngörülemez değişikliğin herkes yönünden objektif olarak beklenebilecek bir beklentiyi sonuçsuz bırakması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gündeme gelmektedir. Ancak bir beklentinin hukuken korunabilmesi için anılan koşulların gerçekleşmesi yeterli olmayıp bu beklentinin korunmasına engel teşkil eden bir kamu yararının da bulunmaması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta; davacının "İç Mekan Tasarımı" ön lisans programına kayıt yaptırdığı tarihte yürürlükte olan 2022 Dikey Geçiş Sınavı Kılavuzu’nda, söz konusu ön lisans programından dikey geçiş yapılabilecek lisans programları; El Sanatları, Geleneksel Türk Sanatları, İç Mimarlık, İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı, Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım, Mimarlık ve Tezhip Sanatı olarak sayılmış, 2023 Dikey Geçiş Sınavı Kılavuzu’nda da aynı düzenlemeye yer verilmiştir.
Davacı "İç Mekan Tasarımı" ön lisans programında son sınıfta iken yayımlanan dava konusu 2024 Dikey Geçiş Sınavı Kılavuzu’nda ise, bu programdan dikey geçiş yapılabilecek lisans programları; İç Mimarlık, İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı, Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım olarak belirlenmiş olup, önceki Kılavuzlarda sayılan El Sanatları, Geleneksel Türk Sanatları, Mimarlık ve Tezhip Sanatı programlarına yer verilmemiştir.
Davalı idarelerce, Yükseköğretim Kurumları Sınavı sonrası ayrılan kontenjanlar çerçevesinde Mimarlık programının yeterli derecede doygunluğa ulaştığı, öğrenci sayısının son derece yoğun olduğu bu programa olan toplumsal ihtiyacın da giderek azalmaya başladığı, Geleneksel Türk Sanatları, Tezhip ve El Sanatları programları yönünden ise toplumsal ihtiyacın son derece kısıtlı olduğu, kısıtlı sayıda olan toplumsal ihtiyacın Yükseköğretim Kurumları Sınavı sonrası ayrılan kontenjanlar ile karşılandığı, bu nedenle dava konusu Kılavuz'da anılan programlara yer verilmediği belirtilmektedir.
Her ne kadar temyize konu Daire kararında, dava konusu 2024 Dikey Geçiş Sınavı Kılavuzu’nun yayımlanmasından önce İç Mekan Tasarımı ön lisans programına kayıt yaptıranların, kayıt yaptırdıkları tarihte yürürlükte olan Kılavuz'da sayılan lisans programlarına dikey geçiş yapabileceklerine ilişkin haklı beklentilerinin korunmaması nedeniyle dava konusu düzenleme hukuka aykırı bulunmuş ise de; İç Mekan Tasarımı ön lisans programına kayıt yaptıran davacının bu programda öğrenim görmek ve bu öğrenim nedeniyle kazanılan unvan veya haklardan yararlanmak amacıyla kayıt yaptırdığının kabul edilmesi gerektiği, söz konusu programa kayıt yaptırmanın, istisnai bir yol olan Dikey Geçiş Sınavı ile lisans programlarına geçiş yapma konusunda haklı beklenti oluşturmayacağı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, değişen ihtiyaçlar ve karşılaşılan aksaklıklar dikkate alınarak ön lisans programlarından dikey geçiş yapılabilecek lisans programlarının değiştirilmesi hususunda davalı idarelerin takdir yetkisi bulunduğundan, bu takdir yetkisi kapsamında idarelerce, lisans programlarında öğrenim gören mevcut öğrenci sayısı ile bu programlara olan toplumsal ihtiyacın yeniden değerlendirilmesi sonucunda kamu yararı gözetilerek yapılan değişiklikte hukuka aykırılık bulunmadığı gibi, idarelerce söz konusu değişiklik yapılırken ilgililerin haklı beklentilerinin göz ardı edilmemesi gerekmekte ise de; dava konusu Kılavuz'un yayımlandığı tarih itibarıyla Dikey Geçiş Sınavı başvurusu bulunmayan kişiler yönünden bir kazanılmış hak ve beklentinin söz konusu olamayacağı ve bu kapsamda bulunan kişiler yönünden bir eksik düzenlemeden söz edilemeyeceği sonucuna varıldığından, dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bu itibarla, dava konusu düzenlemenin iptali yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulüne;
2\. Dava konusu düzenlemenin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 13/11/2024 tarih ve E:2024/3469, K:2024/5870 sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. DAVANIN REDDİNE,
4\. Kurulumuzca yeniden bir karar verildiğinden, adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan ve aşağıda dökümü yapılan dava aşamasına ilişkin ...-TL yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca yapılan ...-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan idareye verilmesine, temyiz aşamasında Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığınca yapılan ...-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan idareye verilmesine,
5\. Bu kararın verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen ...-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
6\. Posta gideri avansından artan tutarın istemi hâlinde taraflara iadesine,
7\. Dosyanın Danıştay Sekizinci Dairesine gönderilmesine,
8\. 20/02/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.