SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2025/110

Karar No

2025/367

Karar Tarihi

19 Şubat 2025

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2025/110 E. , 2025/367 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2025/110
Karar No : 2025/367

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1-...
2-... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1-...
2-...
3- ...
4-...
5-...

...
14-...
15-...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 20/11/2024 tarih ve E:2023/8432, K:2024/6760 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Karadeniz sahil yolunun tamamlanabilmesi amacıyla gerekli olan taşınmazların Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 18/12/2004 tarih ve 25674 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 29/11/2004 tarih ve 2004/8177 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın, Rize ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 20/11/2024 tarih ve E:2023/8432, K:2024/6760 sayılı kararıyla;
Davalı idarelerin davada süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazı yerinde görülmemiş,
Anayasa'nın 35. maddesi; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesi; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3., 5., 6. ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan 27. maddesine yer verilerek,
2942 sayılı Kanun'da, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usulün düzenlendiği,
Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisinin bulunmadığı,
Acele kamulaştırma usulünün ise 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörüldüğü,
2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerektiği,
Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerektiği,
Dolayısıyla, acele kamulaştırmaya ilişkin Bakanlar Kurulu Kararlarının da kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin; diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği,
Yer verilen açıklamalar çerçevesinde, dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı'nın "kamu yararı" ve "acelelik hali" ölçütleri yönünden ayrı ayrı incelenmesi gerektiği,
Dosyanın incelenmesinden; dava konusu 29/11/2004 tarih ve 2004/8177 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Karadeniz sahil yolunun tamamlanabilmesi amacıyla Karayolları Genel Müdürlüğünce yapılacak kamulaştırmalarda 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinin uygulanmasına ilişkin karar alındığının anlaşıldığı,
Bu durumda; yol yapımında kamu yararı bulunmakla birlikte, Karadeniz sahil yolunun tamamlanabilmesi amacıyla Karayolları Genel Müdürlüğünce yapılacak kamulaştırmalarda 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinin uygulanmasına ilişkin dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı incelendiğinde; "acelecilik hali"nin Karayolları Genel Müdürlüğünce Karadeniz sahil yolunun tamamlanabilmesi amacıyla yapılacak tüm kamulaştırma işlemlerini kapsadığı, dava konusu işlem ile Karadeniz sahil yolu projesi kapsamında geniş bir bölge için taşınmaz bazında belirleme olmaksızın genel nitelikte bir karar alındığı, dava konusu Bakanlar Kurulu Kararında kamulaştırılacak taşınmazların tespitine yarayacak hiçbir somut veriye (kroki, ada-parsel bilgileri gibi) yer verilmediği, dolayısıyla hangi taşınmazların kamulaştırılacağı hususunda belirsizlik bulunduğu, Karadeniz sahil yolunun tamamlanabilmesi amacıyla gerekli olacak taşınmazların acele olarak kamulaştırılması gerekip gerekmediği hususundaki değerlendirmenin Karayolları Genel Müdürlüğüne bırakıldığı, dava konusu işlem ile genel nitelikte bir karar alındığı, somut bir çerçeve çizilmediği, uygulama açısından süreklilik öngördüğü gibi Bakanlar Kuruluna tanınan yetkinin başka makam ya da mercilerce takdir edilerek kullanılmasına olanak sağladığı; mülkiyet hakkının korunması, kullanılması ve sınırlandırılması yönünden belirsizlik yarattığı, mülkiyet hakkı ile sınırlandırılması arasındaki dengenin zedelendiği sonucuna varıldığından, dava konusu acele kamulaştırma kararının uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmediği,
Öte yandan; dava konusu Bakanlar Kurulu Kararının 18/12/2004 tarihli Resmi Gazete'de yayımlandığı, uyuşmazlığa konu taşınmaza acele el konulması amacıyla ... Asliye Hukuk Mahkemesinin E... sayılı dosyasında 21/12/2022 tarihinde dava açıldığı görüldüğünden; somut olayda acele kamulaştırma kararının tesis edildiği tarihten 18 yıl sonra uyuşmazlığa konu taşınmaza acele el konulması amacıyla dava açılmak suretiyle acele kamulaştırma sürecinin işletilmesinin, diğer bir deyişle uyuşmazlığa konu taşınmaz için 18 yıl sonra acele kamulaştırma sürecinin başlatılmasının acelelik halinin bulunmadığını gösterdiğinden, dava konusu işlemde bu yönden de hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle,
Dava konusu acele kamulaştırma kararının uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idareler tarafından, yol yapım çalışmalarının aciliyeti göz önünde bulundurularak Bakanlar Kurulu Kararı'nın o dönemdeki yolun proje adına göre alındığı, kaldı ki dava konusu taşınmazın bulunduğu projenin, Karadeniz Sahil Yolu Bağlantı Yolu Projesi olduğu; her ne kadar Dairece acele kamulaştırma kararının tesis edildiği tarihten 18 yıl sonra uyuşmazlığa konu taşınmaza acele el konulması amacıyla dava açılmak suretiyle acele kamulaştırma sürecinin işletilmesinde acelelik halinin bulunmadığı belirtilmişse de şehirlerin gelişme potansiyelleri ve kamulaştırma ihtiyaçları düşünüldüğünde Karadeniz Sahil Yolu yapım çalışmaları kapsamında, yol güzergâhına cephe il ve ilçelerin 18 yıllık sürede gelişerek büyüdüğü, mevcut alt yapının yeterli olmaması nedeniyle yıllar içinde bir çok yol yapıldığı ve hâlen de yapılmaya devam ettiği; dava konusu yol güzergâhının şehrin en merkezi ve işlek caddesinde oluşu, Karadeniz Sahil Yolu ile Rize Güney Çevre Yolunun Bağlayacak yol güzergâhında olması, bu yol güzergâhı üzerinde bulunan ve kamulaştırmaya konu taşınmazların hisse itibari ile çok ortaklı olması, yoğun yapılaşmanın olması, tapu kayıtlarındaki tedbirler nedeniyle dava süreçlerinin uzun olacağı, genel olarak en yüklü yatırım ve harcama kalemlerinden biri olan ve inşaat öncesi dönemde başlayan, bazen de projedeki değişiklikler ve kamulaştırma çalışmalarının tamamlanmasının uzun zaman alması neticesinde inşaat sonrası dönemde de ifa edilecek kamulaştırma işlemlerinin ilgili mevzuata ve kamu yararına uygun bir şekilde yürütülmesi gerektiği ve söz konusu yol güzergâhının Karadeniz Sahil Yolu Bağlantı yolu olması nedeniyle dava konusu taşınmazın acele kamulaştırılmasının önem arz ettiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacılar tarafından, istemlerin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasa'nın 35. maddesinde; "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 No'lu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde; "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesinin 1. fıkrasında; idarelerin kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilecekleri düzenlenmiş; aynı Kanun'un 6. maddesinin son fıkrasında da, onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için kamu yararı kararı alınmasına gerek olmaksızın yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir kararın alınması yeterli görülmüştür.
Aynı Kanun'un dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan haliyle 27. maddesinde ise, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir..." hükmüne yer verilmiştir.
6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanun'un 22. maddesinde "...Genel Müdürlük, görev alanına giren her türlü karayolunun yapımı, geliştirilmesi, çevresinin korunması ve düzenlenmesi ve/veya tesislerin yapımı için gerekli taşınmazları kamulaştırma yetkisine sahiptir...." hükmü yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Mülkiyet hakkı, gerek Anayasa gerek uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan temel insan hakları arasında olup; bu düzenlemeler uyarınca ancak kanuna ve kamu yararına dayalı olarak kısıtlanabilmesi mümkündür.
Mer'i mevzuatımızda, mülkiyet hakkına yönelik müdahalelere yer verilen temel nitelikteki düzenlemelerden biri de, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'dur.
2942 sayılı Kanun'a göre idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde, eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırabilmeleri mümkündür.
Anılan Kanun'da, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir.
Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır.
Acele kamulaştırma usulü ise, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Bakanlar Kurulunca (Cumhurbaşkanınca) karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörülmüştür.
Kanun'un 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir.
Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartların ortaya konulması gerekmektedir.
Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır.
Her ne kadar Daire kararında; dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı ile Karadeniz sahil yolunun projesi kapsamında geniş bir bölge için taşınmaz bazında belirleme olmaksızın genel nitelikte bir karar alındığı, dava konusu Bakanlar Kurulu Kararında kamulaştırılacak taşınmazların tespitine yarayacak hiçbir somut veriye (kroki, ada-parsel bilgileri gibi) yer verilmediği, Karadeniz sahil yolunun tamamlanabilmesi amacıyla gerekli olacak taşınmazların acele olarak kamulaştırılması gerekip gerekmediği hususundaki değerlendirmenin Karayolları Genel Müdürlüğüne bırakıldığı, dava konusu işlem ile genel nitelikte bir karar alındığı, somut bir çerçeve çizilmediği, uygulama açısından süreklilik öngördüğü gibi Bakanlar Kuruluna tanınan yetkinin başka makam ya da mercilerce takdir edilerek kullanılmasına olanak sağladığı gerekçesiyle iptal kararı verilmişse de, dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı ekinde; acil eylem planı çerçevesinde yapımı devam eden Sinop-Samsun-Trabzon-Sarp Sınır Kapısı arasındaki Karadeniz sahil yolunun (kavşak ve bağlantı yolları dahil) bölünmüş yol olarak bir an önce tamamlanabilmesi için yol yapım ve emniyet sahası oluşturmak amacıyla kamulaştırılması zaruri olan taşınmazlar ile yol yapım çalışmalarında kullanılacak her türlü malzemenin temini için ariyet, taş ve malzeme ocak sahalarında Karayolları Genel Müdürlüğünce yapılacak kamulaştırma işlemlerinde 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan, acelelik halinin Karadeniz sahil yolu (kavşak ve bağlantı yolları dahil) yapımı için öngörüldüğü, diğer bir ifadeyle somut bir proje için acele kamulaştırma kararının alındığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, dava konusu işlem ile genel nitelikte bir karar alındığı ve uygulama açısından süreklilik öngörüldüğü yolundaki tespitin kabulünün mümkün olmadığı sonucuna varılmaktadır. Nitekim, acele kamulaştırma kararında Karayolları Genel Müdürlüğünce yapılacak tüm kamulaştırma işlemlerinde acelelik halinin bulunduğu değil "Karadeniz Sahil Yolu (kavşak ve bağlantı yolları dahil)" yapımı için yapılacak kamulaştırmalarda acelelik halinin bulunduğu belirtildiğinden, Bakanlar Kuruluna tanınan yetkinin başka makam ya da mercilerce takdir edilerek kullanılmasına olanak sağlandığından da bahsetmek mümkün olmayıp, anılan proje için yapılacak kamulaştırmalarda "acelelik hali"nin bulunduğu Bakanlar Kurulunca tanınan yetki çerçevesinde belirlenmiştir.
Uyuşmazlık konusu taşınmazın Karadeniz Sahil Yolu ile Rize Güney Çevre Yolunun Bağlayacak yol güzergâhında kaldığı, imar planında taşınmazın kamulaştırılacak kısmının imar yoluna isabet ettiği anlaşıldığından, Bakanlar Kurulu Kararı kapsamında kamulaştırılacak taşınmazlar açısından projeden bağımsız bir taşınmaz olarak nitelendirmek mümkün değildir. Aksine taşınmazların projeyi tamamlayan özellikte olduğu anlaşılmaktadır.
Yer verilen açıklamalar çerçevesinde, dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı'nın "kamu yararı" ve "acelelik hali" ölçütleri yönünden ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; 29/11/2004 tarih ve 2004/8177 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Karadeniz sahil yolunun tamamlanabilmesi amacıyla Karayolları Genel Müdürlüğünce yapılacak kamulaştırmalarda 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinin uygulanmasına ilişkin ekli kararın yürürlüğe konulmasına karar verildiği, Bakanlar Kurulu Kararı ekinde ise; acil eylem planı çerçevesinde yapımı devam eden Sinop-Samsun-Trabzon-Sarp Sınır Kapısı arasındaki Karadeniz sahil yolunun (kavşak ve bağlantı yolları dahil) bölünmüş yol olarak bir an önce tamamlanabilmesi için yol yapım ve emniyet sahası oluşturmak amacıyla kamulaştırılması zaruri olan taşınmazlar ile yol yapım çalışmalarında kullanılacak her türlü malzemenin temini için ariyet, taş ve malzeme ocak sahalarında Karayolları Genel Müdürlüğünce yapılacak kamulaştırma işlemlerinde 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinin uygulanacağının belirtildiği, uyuşmazlığa konu taşınmazın Karadeniz Sahil Yolu ile Rize Güney Çevre Yolunun bağlantısını oluşturan, Karadeniz Sahil Yolu, Farklı Seviyeli Kavşağı ve Rize Güney Çevre Yolu Bağlantı Yolu kamulaştırma projesi kapsamında kaldığı, Karayolları Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı kararı ile kamulaştırma işlemlerine başlama oluru alındığı, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla uyuşmazlık konusu taşınmazın bir kısmına acele el konulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Karadeniz Sahil Yolu projesi kapsamındaki yapım çalışmalarının hızlı bir şekilde tamamlanarak sahil yolunun (bağlantı yolları dahil) bütünüyle hizmete açılmasının projenin fonksiyonelliğini artıracağı, Karadeniz'in büyüyen ticaret ve liman taşımacılığı hacmine cevap verebileceği, güvenli, hızlı ve yüksek standartlı bölünmüş yol haline getirilen güzergahın tamamlanmasıyla seyahat süresinin kısaltılması, bakım, akaryakıt, amortisman ve taşıt işletme giderlerinin azaltılmasının hedeflendiği, bu haliyle dava konusu edilen acele kamulaştırma kararının dayanağı olan Karadeniz Sahil Yolu projesinde kamu yararı bulunduğu açık olup, yer verilen ulaşıma yönelik aksaklıkların bertaraf edilmesi için projelendirilen yolun bir an önce tamamlanması amacıyla yapılacak kamulaştırmada acelelik halinin de bulunduğu sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla, davacıların maliki olduğu taşınmazın, Karadeniz Sahil Yolu ile Rize Güney Çevre Yolunun Bağlayacak yol güzergâhında olduğu gibi yürürlükteki imar planında kamulaştırılacak kısmının imar yolunda kaldığı ve projenin bir an önce tamamlanmasında kamu yararı ve acelelik halinin bulunduğu sonucuna varıldığından, dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı'nın uyuşmazlık konusu taşınmaza ilişkin kısmında hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulüne;
2.Dava konusu işlemin uyuşmazlık konusu taşınmazına ilişkin kısmın yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 20/11/2024 tarih ve E:2023/8432, K:2024/6760 sayılı kararının BOZULMASINA,
3.DAVANIN REDDİNE,
4.Kurulumuzca yeniden bir karar verildiğinden, aşağıda dökümü yapılan dava aşamasına ilişkin ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yapılan ...-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen...-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
5.Posta gideri avansından artan tutarın istemleri hâlinde taraflara iadesine,
6.Dosyanın Danıştay Altıncı Dairesine gönderilmesine,
7.Kesin olarak, 19/02/2025 tarihinde, oyçokluğu ile karar verildi.


KARŞI OY

X- Dava konusu 29/11/2004 tarih ve 2004/8177 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Karadeniz sahil yolunun tamamlanabilmesi amacıyla Karayolları Genel Müdürlüğünce yapılacak kamulaştırmalarda 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesinin uygulanmasına ilişkin karar alındığı anlaşılmaktadır.
Kamulaştırma işlemlerinde acelelik halinin uygulanabilmesi için Bakanlar Kurulu Kararında (Cumhurbaşkanı Kararında), acelelik hali ve bu hali gerekli kılan durumlar ile gerek acele kamulaştırmanın konusu, gerekse acele kamulaştırılacak taşınmazlar açıklıkla gösterilmek suretiyle acele kamulaştırmanın kapsamı ve çerçevesinin belirlenmesi, acele kamulaştırmanın uygulanmasını sağlayacak ayrıntıya kararda yer verilmesi, kanun koyucu tarafından acelelik halini belirleme konusunda Bakanlar Kuruluna (Cumhurbaşkanına) tanınan yetkinin başka bir makam ya da mercii tarafından kullanılması sonucunu doğuracak, yetki devrini içerecek unsurlar taşımaması gerekmektedir.
Bu çerçevede; yol yapımında kamu yararı bulunmakla birlikte, Karadeniz sahil yolunun tamamlanabilmesi amacıyla Karayolları Genel Müdürlüğünce yapılacak kamulaştırmalarda 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinin uygulanmasına ilişkin dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı incelendiğinde; "acelelik hali"nin Karayolları Genel Müdürlüğünce Karadeniz sahil yolunun tamamlanabilmesi amacıyla yapılacak tüm kamulaştırma işlemlerini kapsadığı, dava konusu işlem ile Karadeniz sahil yolu projesi kapsamında geniş bir bölge için taşınmaz bazında belirleme olmaksızın genel nitelikte bir karar alındığı, dava konusu Bakanlar Kurulu Kararında kamulaştırılacak taşınmazların tespitine yarayacak hiçbir somut veriye (kroki, ada-parsel bilgileri gibi) yer verilmediği, dolayısıyla hangi taşınmazların kamulaştırılacağı hususunda belirsizlik taşıdığı, Karadeniz sahil yolunun tamamlanabilmesi amacıyla gerekli olacak taşınmazların acele olarak kamulaştırılması gerekip gerekmediği hususundaki değerlendirmenin, Karayolları Genel Müdürlüğüne bırakıldığı, dava konusu işlem ile genel nitelikte bir karar alındığı, somut bir çerçeve çizilmediği, uygulama açısından süreklilik öngördüğü gibi Bakanlar Kuruluna tanınan yetkinin başka makam ya da mercilerce takdir edilerek kullanılmasına olanak sağladığı; mülkiyet hakkının korunması, kullanılması ve sınırlandırılması yönünden belirsizlik yarattığı, mülkiyet hakkı ile sınırlandırılması arasındaki dengenin zedelendiği sonucuna varıldığından, dava konusu acele kamulaştırma kararının uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.


KARŞI OY

XX-Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.


KARŞI OY

XXX-Dava konusu 29/11/2004 tarih ve 2004/8177 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Karadeniz sahil yolunun tamamlanabilmesi amacıyla Karayolları Genel Müdürlüğünce yapılacak kamulaştırmalarda 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesinin uygulanmasına ilişkin karar alındığı, uyuşmazlık konusu taşınmazın Karadeniz Sahil Yolu ile Rize Güney Çevre Yolunun Bağlayacak yol güzergâhında kaldığından bahisle Karayolları Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ...sayılı kararı ile kamulaştırma işlemlerine başlama oluru alındığı,...Asliye Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla uyuşmazlık konusu taşınmazın bir kısmına acele el konulmasına karar verilmesi üzerine acele kamulaştırmaya ilişkin Bakanlar Kurulu Kararının iptali istemiyle temyizen incelenen davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacılar tarafından, uyuşmazlık konusu taşınmazın sahil yolu kamu hizmetine açıldıktan yıllar sonra açılan alışveriş merkezi ile Karadeniz Sahil Yolu bağlantısını sağlayacak yol olduğu, alışveriş merkezinin yollarını iyileştirme maksadıyla acele olarak kamulaştırılmaya çalışıldığı iddiasında bulunulduğu görüldüğünden, uyuşmazlığın çözümü için uyuşmazlığa konu taşınmazın renkli kalemle işaretlendiği ve davacıların iddia ettiği alışveriş merkezine olan konumunun da görülebileceği şekilde imar planı ve projenin davalı idarelerce dosyaya sunulmasını teminen yapılacak ara karar sonrasında dosyanın esasının görüşülmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.




10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim