SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2024/3050 E. 2025/1608 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/3050

Karar No

2025/1608

Karar Tarihi

11 Eylül 2025

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/3050 E. , 2025/1608 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/3050
Karar No : 2025/1608

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri Daire Başkanı ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Gaziantep Trafik Denetleme Şube Müdürlüğünde ... olarak görev yapan davacı tarafından; Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca "rüşvet almak” suçunu işlediğinden bahisle başlatılan ceza soruşturması nedeniyle hakkında başlatılan disiplin soruşturması sonucunda "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" disiplin suçunu işlediğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/1-E-(g) maddesi uyarınca ''Devlet memurluğundan çıkarma'' cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla;
Davacının üzerine atılı "rüşvet almak" suçunu işlediğinin ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile tespit edildiği ve Türk Ceza Kanunu'nun 252/2. maddesi uyarınca "3 yıl 4 ay hapis cezası" ile cezalandırılmasına karar verildiği, davacının rüşvet suçu nedeniyle mahkumiyetine karar verildiği dikkate alındığında, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak derecede yüz kızartıcı ve utanç verici fiilde bulunduğunun sübuta erdiğinden bahisle Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun saptanması karşısında, davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine ilişkin talebinin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla;
Dava konusu işlemin sebebini oluşturan eylemi nedeniyle davacının, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile "rüşvet almak" suçundan "3 yıl 4 ay hapis cezası" ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan kararın ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla bozulduğu, bozma kararı üzerine ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının "görevi kötüye kullanma" suçunu işlediği gerekçesiyle "3 ay hapis cezası" ile cezalandırıldığı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği; kamu görevlilerince işlenen fiillerin, disiplin suçunun yanında ceza hukuku bakımından da suç teşkil etmesi durumunda, ceza yargılaması ile disiplin soruşturmasının birbirinden bağımsız yürütüldüğü ve kamu görevlisinin "üzerine atılı fiili işlediğine veya işlemediğine" dair hükümler dışında, ceza mahkemesi kararlarının disiplin yargılaması bakımından doğrudan bağlayıcı olmadığı; dava konusu işlemdeki suç tipi ile ceza davasındaki suç tiplerinin birbirinden farklı olması nedeniyle davacı tarafından işlendiği ileri sürülen fiilin ceza yargılamasından bağımsız olarak davacı tarafından işlenip işlenmediği, işlendi ise 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin 1. fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde yer alan disiplin suçu kapsamında olup olmadığının değerlendirildiği, polis memuru olan davacının, M.A.Z.'nin trafik belgelerindeki eksikliği tespit edip, ceza miktarını belirleyerek bu konuda işlem yapmakla yükümlü ve yetkili olduğu halde herhangi bir işlem yapmadığının ve anılan şahsı evine kadar takip ettiğinin kendi tevilli ikrarı ile de sabit olduğu; her ne kadar davacı tarafından, anılan şahsın kendisinden kaçarcasına hızlı gitmesi hasebiyle şüphelenmesi üzerine şahsı takip ettiği beyan edilmiş ise de, şahsa cezai işlem yapmadığı halde şüphelenmesi üzerine evine kadar takip etmesi durumunun hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve bunun görev amaçlı olarak yapıldığını açıklayamayacağı, davacının sübuta eren fiilleriyle memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak eylemini işlediği anlaşılmakla eylemine uyan 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin 1. fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun gerekçeli reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay İkinci Dairesinin 26/06/2024 tarih ve E:2022/4541, K:2024/3775 sayılı kararıyla;
Ceza muhakemesi hukuku ve disiplin hukukunun farklı kural ve ilkelere tabi disiplinler olduğu, disiplin hukukunun, kurumun iç düzenini korumayı amaçlayan ve bunun için kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine yönelik olarak uygulanacak yaptırımları ve bu yaptırımların uygulanmasındaki usul ve esasları düzenleyen bir hukuk alanı olduğu, bazı hâllerde kamu görevlisinin fiilinin, ceza hukuku kapsamında suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin hukuku yönünden de sorumluluk gerektiren bir mahiyet taşıyabildiği,
Disiplin hukuku ile ceza hukuku soruşturma ve yargılama usulü, verilen cezanın niteliği ve bu cezanın doğurduğu sonuçlar ve etkileri ile ceza ve suçların tanımı ve konuluş amaçları birbirinden farklı özellikler taşısa da; disiplin hukuku yönünden suç tanımlanması, aynı zamanda ceza hukuku yönünden de aynı olan suçların sübuta erip ermediği konusunda ceza mahkemelerinin vermiş olduğu kararların disiplin hukuku açısından bağlayıcılığı bulunduğu,
Dosyanın incelenmesinden; davacının disiplin cezasıyla cezalandırılmasına neden olan "rüşvet almak" suçu isnadıyla hakkında açılan davada; ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla üzerine atılı rüşvet almak suçunu işlediğinin sabit olduğu gerekçesiyle Türk Ceza Kanunu'nun 252/2 maddesi uyarınca "3 yıl 4 ay hapis cezası" ile cezalandırıldığı, anılan kararın ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla bozulduğu, bozma kararına uyulmak suretiyle yapılan yargılamada davacıya isnat edilen suçun niteliğinin değiştiği, davacının fiilinin "rüşvet almak" suçu yerine "görevi kötüye kullanma" suçunu oluşturduğunun tespit edildiği ve bu suça göre cezalandırıldığının anlaşıldığı,
Yasal düzenlemeler ve maddi olay birlikte incelendiğinde; davacıya isnat edilen "rüşvet almak" fiilinin, aynı zamanda ceza hukuku kapsamında bir suç olması ve Türk Ceza Kanunu'nda açıkça tanımlanmış bulunması nedeniyle yapılacak ceza yargılaması sonucunda suçun işlendiğinin sabit görülüp, kişinin cezalandırılması halinde "rüşvet almak" suçunun işlendiğinden bahsetmenin mümkün olabileceği, ancak kesinleşen ceza yargılaması sonucunda davacının fiilinin "rüşvet almak" suçu kapsamında olmadığının tespit edildiği,
Bu durumda, "rüşvet almak" fiili nedeniyle başlatılan disiplin soruşturması sonucunda davacının 657 sayılı Kanun'un 125/E-g maddesi uyarınca cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı,
Bununla birlikte disiplin hukukunun kurumun iç düzenini korumayı amaçlayan ve bunun için kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine yönelik olarak uygulanacak yaptırımları belirleyen bir hukuk alanı olması nedeniyle davalı idarece davacının fiiline uygun başka bir disiplin cezası verilebileceği,
Bu itibarla, davanın reddi yolundaki Mahkeme kararına yönelik istinaf başvursunun gerekçeli reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusunun gerekçeli reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, kendisine yöneltilen suçlamaların soyut ve yasal dayanaktan yoksun olduğu, polislik mesleğine başladığı tarihten itibaren mesleğin gerektirdiği sorumluluk bilinciyle hareket ettiği, hiçbir kanun dışı iş veya işlemde bulunmadığı, rüşvet alma fiilinin soruşturma raporu ile açık ve net olarak ortaya konulamadığı, tanık A.Ş.’nin olayın görgü tanığı olmadığı ve kendisinin M.A.Z.'den para istediğini duymadığını belirttiği, kaldı ki ceza yargılaması neticesinde rüşvet alma eyleminin sabit görülmediği, haksız bir şekilde Devlet memurluğundan çıkarıldığı, dava konusu işlem ve temyize konu karar ile Anayasa'da güvence altına alınan eşitlik ilkesi ve masumiyet karinesi ilkesinin ihlal edildiği belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, ... Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Gaziantep Trafik Denetleme Şube Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapan davacı ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla üzerine atılı rüşvet almak suçunu işlediği gerekçesiyle Türk Ceza Kanunu'nun 252/2. maddesi uyarınca "3 yıl 4 ay hapis cezası" ile cezalandırılmıştır.
Aynı fiil nedeniyle davacı hakkında başlatılan disiplin soruşturmasında ise; ... Ağır Ceza Mahkemesince rüşvet alma suçundan davacının mahkumiyetine karar verildiği ve rüşvet almanın memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici bir fiil olduğu belirtilerek Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılması teklif edilmiş, getirilen teklif doğrultusunda İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının isnat edilen fiilleri sübut bulduğundan bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(g) maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, ceza mahkemesi kararına yapılan istinaf başvurusu sonucunda ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayın gerçekleşme şekline göre rüşvet suçunun kanıtı kabul edilebilecek beyanların yorumu gerektirmeyecek biçimde bu suçun anlaşma da dahil tüm unsurlarını ortaya koymadığı, olayda belirli bir işin yapılması karşılığında çıkar sağlanacağı konusunda taraflar arasında işin yapılmasından önce veya yapılması sırasında gerçekleştirilmiş bir anlaşma bulunduğuna dair mahkumiyeti gerektirir davacının savunmasının aksine diğer sanığın çelişkili anlatımları dışında delil bulunmadığı, M.A.Z. hakkında trafik cezası kesilmediğinin tespiti halinde davacının üzerine atılı eyleminin TCK'nin 257/2 maddesinde tanımlanan "ihmali davranışla görevi kötüye kullanma" suçunu oluşturacağı gerekçesiyle bozulmuştur.
Yeninden yapılan yargılama neticesinde ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı bozma kararına uyulmak suretiyle ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla; davacı hakkında "rüşvet almak" suçundan kamu davası açılmış ise de; M.A.Z. hakkında trafik cezası kesilmediğinin tespiti sonrasında, davacının eylemine uyan "görevi kötüye kullanma" suçunu işlediğinin sabit olduğu gerekçesiyle "2 ay 15 gün hapis cezası" ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
Bu karar, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kesinleşme şerhi ile kesinleştirilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT :
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller" başlıklı 125. maddesinin "Devlet memurluğundan çıkarma" başlıklı (E) fıkrasının (g) alt bendinde; "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" düzenlemesine,
"Cezai kovuşturma ile disiplin kovuşturmasının bir arada yürütülmesi" başlıklı 131. maddesinde; "Aynı olaydan dolayı memur hakkında ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması, disiplin kovuşturmasını geciktiremez. Memurun ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamaz." düzenlemesine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Ceza muhakemesi hukuku ve disiplin hukuku farklı kural ve ilkelere tabi disiplinlerdir. Disiplin hukuku, kurumun iç düzenini korumayı amaçlayan ve bunun için kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine yönelik olarak uygulanacak yaptırımları ve bu yaptırımların uygulanmasındaki usul ve esasları düzenleyen bir hukuk alanıdır. Bazı hâllerde kamu görevlisinin fiili, ceza hukuku kapsamında suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin hukuku yönünden de sorumluluk gerektiren bir mahiyet taşıyabilir.
Disiplin hukuku ile ceza hukuku soruşturma ve yargılama usulü, verilen cezanın niteliği ve bu cezanın doğurduğu sonuçlar ve etkileri ile ceza ve suçların tanımı ve konuluş amaçları birbirinden farklı özellikler taşısa da; disiplin hukuku yönünden suç tanımlanması, aynı zamanda ceza hukuku yönünden de aynı olan suçların sübuta erip ermediği konusunda ceza mahkemelerinin vermiş olduğu kararların disiplin hukuku açısından bağlayıcılığı bulunmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının disiplin cezasıyla cezalandırılmasına neden olan "rüşvet almak" suçu isnadıyla açılan davada, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, üzerine atılı rüşvet almak suçunu işlediği sabit görüldüğünden Türk Ceza Kanunu’nun 252/2. maddesi uyarınca "3 yıl 4 ay hapis cezası" ile cezalandırıldığı; ancak anılan kararın, ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla bozulduğu, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda ise davacıya isnat edilen suçun niteliğinin değiştiği, davacının fiilinin "rüşvet almak" suçu yerine "görevi kötüye kullanma" suçunu oluşturduğunun tespit edilerek bu suçtan cezalandırıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler ve maddi olay birlikte değerlendirildiğinde; davacıya isnat edilen "rüşvet almak" fiili, ceza hukuku kapsamında açıkça tanımlanmış bir suç olması ve Türk Ceza Kanunu'nda açıkça tanımlanmış bulunmasından dolayı ceza yargılaması sonucunda suçun işlendiğinin sabit görülüp cezaya hükmedilmesi halinde bu fiilden söz edilebilecektir. Ancak kesinleşen ceza yargılamasında, davacının eyleminin "rüşvet almak" suçu kapsamında olmadığı tespit edilmiştir
Bu durumda, "rüşvet almak" fiili nedeniyle başlatılan disiplin soruşturması sonucunda davacının 657 sayılı Kanun'un 125/E-g maddesi uyarınca cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bununla birlikte, disiplin hukukunun kurumun iç düzenini korumayı amaçlayan; bu kapsamda kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine ve hizmetin gereklerine aykırı fiillerine uygulanacak yaptırımları belirleyen bir hukuk alanı olması nedeniyle, davalı idarece 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’da öngörülen ve davacının fiiline uygun başka bir disiplin cezası verilebileceği de tabiidir.
Bu itibarla, davanın reddi yolundaki ... İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2\. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4\. Kesin olarak, 11/09/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.


KARŞI OY
X-Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddi ile ısrar kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim