Danıştay danistay 2024/2933 E. 2025/1401 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/2933
2025/1401
25 Haziran 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/2933
Karar No : 2025/1401
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Üniversitesi
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) :...
VEKİLİ : Av....
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyet kararı kesinleşmiş bulunan davacı tarafından, davalı idarede öğrenci iken Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin 9/1-a maddesi uyarınca "yükseköğretim kurumundan çıkarma" cezasıyla cezalandırılmasına yönelik... tarih ve... sayılı Üniversite Yönetim Kurulu kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla;
... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı ilamıyla davacının "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan 9 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine 27/11/2018 (kararda 23/01/2019 yazılmıştır) tarihinde kesinleştiği,
Bir öğrencinin, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, böyle bir örgütü yönetmek veya bu amaçla kurulan örgüte üye olmak, üye olmamakla birlikte örgüt adına faaliyette bulunmak veya yardım etmek fiillerini işlediğinin mahkeme kararıyla ortaya konulması ve bu kararın da kesinleşmiş olması kaydıyla yükseköğretim kurumundan çıkarma cezası ile cezalandırılabileceği, davacının suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak fiilini işlediğinin, kesinleşmiş yargı kararıyla sabit olduğu ve davalı idarece, bu karar esas alınarak yürütülen disiplin soruşturması neticesinde "yükseköğretim kurumundan çıkarma" cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Dairelerinin bir başka dosyasında yapılan somut norm denetimi başvurusu üzerine, Anayasa Mahkemesinin 08/09/2022 tarih ve E:2022/54, K:2022/99 sayılı kararıyla Yükseköğretim Kanunu’nun 54. maddesinin (a) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline; 65. maddesinin (a) fıkrasının (9) numaralı alt bendinde yer alan “...ile öğrencilerin...” ibaresinin, esasına ilişkin incelemenin aynı alt bentte yer alan “...disiplin işlemleri...” ve “…ile ilgili hususlar...” ibareleri yönünden yapılmasına, aynı alt bentte yer alan “...disiplin işlemleri...” ve “…ile ilgili hususlar...” ibareleri yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline, iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği,
Karar ile öğrencilere disiplin cezası verilmesi hususunda Yönetmeliğe yetki veren Kanun maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna karar verilerek iptal edildiği ve kararın yürürlüğe giriş tarihinin dokuz ay sonraya ertelendiği,
Bu ertelemenin yargılaması devam eden işlemler açısından nasıl uygulanması gerektiğinin de tartışılması gerektiği,
Anayasa Mahkemesi kararlarında kanun koyucunun yeniden düzenleme yapabilmesini sağlamak amacıyla ve iptal edilen düzenleme nedeniyle hukuki bir kaos yaşanmaması için, verilen kararların yürürlüğünün bazen ertelenebildiği, ancak bu, Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilen düzenlemeye göre yapılan işlemlerin hukuka uygun olmasını sağlamayacağından Anayasa Mahkemesi tarafından verilen karar ve gerekçesinin yargı organları tarafından derhal dikkate alınması gerektiği,
Anayasa Mahkemesi tarafından yükseköğretim öğrencilerinin disiplin cezası ile cezalandırılması konusunda yönetmelik ile düzenleme yapma yetkisi veren Kanun maddesinin iptali sonrasında kanun koyucu tarafından dokuz aylık sürede yeniden düzenleme yapılsa dahi, yeni düzenleme, Anayasa Mahkemesi kararından önce yönetmelik hükümleri esas alınarak tesis edilen işlemleri hukuka uygun hale getirmeyeceğinden, devam eden davalar yönünden Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğe girmesi için tanınan dokuz aylık sürenin bekletici mesele yapılmasının bir gereği olmadığı,
Kanuni bir dayanak olmaksızın ceza verilemeyeceği veya verilen cezaların kanuni dayanaklarının sonradan ortadan kalkması halinde cezaların ortadan kaldırılması gerektiği göz önüne alındığında, davacının disiplin cezası ile cezalandırılmasına dair dava konusu işlemin Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararı sebebiyle kanuni dayanaktan yoksun hale geldiği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, istinaf başvurusuna konu Mahkeme kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 05/04/2024 tarih ve E:2023/4773, K:2024/2183 sayılı kararıyla;
Anayasa Mahkemesi tarafından, iptal kararının yürürlüğünün ertelenmiş olmasının, anılan maddelerde yer alan söz konusu ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluğu doldurmak üzere yasama organına dokuz ay süre verilmesi amacını taşımakla birlikte, kamu yararını bozacak, olumsuz yönde etkileyecek hukuksal boşluğun doğmasını engellemek için getirilen bu sürenin, yalnızca yasama organına yönelik olduğunu, idarenin bu sürede bir tasarrufta bulunamayacağını kabul etmenin, Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını bağlayacağını belirten Anayasa'nın 153. maddesine aykırı olacağı, zira iptal kararının yürürlüğünün ertelenmesinin de bir Anayasa Mahkemesi kararı olup, diğer kararları gibi yasama organı yanında yürütme ve yargı organlarını da bağladığı, Anayasa Mahkemesinin aynı karar metnindeki "iptal" hükmünü dikkate alıp yürürlük tarihini belirleyen hükmünü gözardı etmenin Anayasa'nın 153. maddesi hükmüne aykırılık teşkil edeceği, iptal kararı nedeniyle ortaya çıkacak olan hukuksal boşluğun kamu düzenini ihlal edici nitelikte görülmesi nedeniyle anılan düzenlemelerin dokuz ay süreyle yürürlükte kalmasının sağlandığı,
Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğe girmediği dönemde tesis edilen işlemlerin yargısal denetiminin işlem tarihi ve yürürlüğü Anayasa Mahkemesi kararıyla korunan düzenlemeye göre yapılması gerektiği, aksi yöndeki uygulamayla Anayasa'nın 153. maddesi hükümlerinin ihlal edileceği ve hukuki boşluğa sebebiyet verileceği, bu durumun, Anayasa Mahkemesinin anılan kararının, Resmi Gazete'de yayımlandığı tarih ile kararın yürürlüğe gireceği tarih arasında idarece disipline aykırı eylemlere karşı hiçbir disiplin cezası verilememesi ve daha önce verilip de henüz yargılama süreci devam eden tüm disiplin cezalarının da iptali sonucunu doğuracağı, böylece bu süreçte işlenen ve disiplin cezasını gerektiren tüm fiilerin yaptırımsız kalmasına neden olacağı,
Bu itibarla uyuşmazlıkta işin esasına girilmeden, Anayasa Mahkemesi kararı gerekçe gösterilerek verilen, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesini...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusunun kabulü, istinaf başvurusuna konu Mahkeme kararın kaldırılması, dava konusu işlemin iptali yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı tarafından, disiplin cezası niteliğindeki idari işlemin yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri dikkate alınarak verilmiş, hukuken geçerli ve kanuni dayanağı olan bir idari işlem olduğu; Anayasa Mahkemesinin henüz yürürlüğe girmemiş iptal kararına dayanarak, tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata uygun olarak tesis edilmiş idari işlemin iptaline karar vermenin usul ve kanuna aykırı olduğu; iptal kararlarının geriye yürümeyeceği hususunun da açıkça Anayasa'da hüküm altına alındığı; Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu kararın derhal uygulanmasının, öğrencilerin disiplin cezasını gerektiren eylemleri karşısında idarelerin herhangi bir yaptırım uygulaması yetkisinin olmadığı anlamına geldiği; iptal kararı nedeniyle ortaya çıkacak olan hukuksal boşluğun kamu düzenini ihlal edici nitelikte görülmesi nedeniyle anılan düzenlemelerin dokuz ay süreyle yürürlükte kalmasının sağlandığı; Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğe girmediği dönemde tesis edilen işlemlerin yargısal denetiminin işlem tarihi ve yürürlüğü Anayasa Mahkemesi kararıyla korunan düzenlemeye göre yapılması gerektiği; aksi yöndeki uygulamayla Anayasa'nın 153. madde hükümlerinin ihlal edileceği ve hukuki boşluğa sebebiyet verileceği, bu durumun, Anayasa Mahkemesinin anılan kararının, Resmi Gazete'de yayımlandığı tarih ile kararın yürürlüğe gireceği tarih arasında idarece disipline aykırı eylemlere karşı hiçbir disiplin cezası verilememesi ve daha önce verilip de henüz yargılama süreci devam eden tüm disiplin cezalarının da iptali sonucunu doğuracağı, böylece bu süreçte işlenen ve disiplin cezasını gerektiren tüm fiilerin yaptırımsız kalmasına neden olacağı belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan hapis cezasıyla cezalandırılmış ve karar 27/11/2018 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı, 03/09/2020 tarihinde ...Üniversitesine öğrenci statüsünde kayıt yaptırmıştır.
İdarece, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hükümlü olduğundan bahisle Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin 9/1-a maddesi uyarınca "yükseköğretim kurumundan çıkarma" cezasıyla cezalandırılmasına yönelik ... tarih ve ... sayılı dava konusu işlem tesis edilmiştir.
Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasa'nın 152. maddesinin birinci fıkrasında, "Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır." hükmüne, üçüncü fıkrasında, "Anayasa Mahkemesi, işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır. Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır." kuralına yer verilmiştir.
Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında "Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez."; dördüncü fıkrasında "İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar."; beşinci fıkrasında ise, "İptal kararları geriye yürümez." kuralı yer almaktadır.
Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan halleriyle,
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Öğrencilerin disiplin işleri" başlıklı 54. maddesinde, "Soruşturma, yetkiler ve cezalar: a. Yükseköğretim kurumları içinde veya dışında yükseköğretim öğrenciliği sıfatına, onur ve şerefine aykırı harekette bulunan, öğrenme ve öğretme hürriyetini, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak kısıtlayan, kurumların sükun, huzur ve çalışma düzenini bozan, boykot, işgal ve engelleme gibi eylemlere katılan, bunları teşvik ve tahrik eden, yükseköğretim mensuplarının şeref ve haysiyetine veya şahıslarına tecavüz eden veya saygı dışı davranışlarda bulunan ve anarşik veya ideolojik olaylara katılan veya bu olayları tahrik ve teşvik eden öğrencilere; eylem başka bir suçu oluştursa bile ayrıca uyarma, kınama, bir haftadan bir aya kadar veya bir veya iki yarıyıl için kurumdan uzaklaştırma veya yükseköğretim kurumundan çıkarma cezaları verilir." düzenlemesine yer verilmiş; "Yönetmelikler" başlıklı 65. maddesinin (a) fıkrasının 9. bendinde ise, Yükseköğretim Kurulu tarafından yönetmelikle düzenlenecek hususlar arasında "öğretim elemanları, memur ve diğer personel ile öğrencilerin disiplin işlemleri, disiplin amirlerinin yetkileri ve disiplin kurullarının teşkili ve çalışması ile ilgili hususlar" sayılmıştır.
18/08/2012 tarih ve 28388 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin "Yükseköğretim kurumundan çıkarma cezasını gerektiren disiplin suçları" başlıklı 9. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, "Yükseköğretim kurumundan çıkarma cezasını gerektiren eylemler şunlardır; a) Mahkeme kararıyla kesinleşmiş olmak kaydıyla, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, böyle bir örgütü yönetmek veya bu amaçla kurulan örgüte üye olmak, üye olmamakla birlikte örgüt adına faaliyette bulunmak veya yardım etmek," hükmü yer almaktadır.
Anayasa Mahkemesinin 20/09/2022 tarih ve 31959 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 08/09/2022 tarih ve E:2022/54, K:2022/99 sayılı kararı ile dava konusu işlemin dayanağı olan Yönetmelik'in dayanağı Yükseköğretim Kanunu’nun 54. maddesinin (a) bendinin ve ayrıca 65. maddesinin (a) fıkrasının (9) numaralı alt bendinde yer alan “...ile öğrencilerin...” ibaresinin aynı alt bentte yer alan “...disiplin işlemleri...” ve “…ile ilgili hususlar...” ibareleri yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline, iptal hükmünün, Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/03/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
09/02/2023 tarih ve 32099 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 02/02/2023 tarih ve 7437 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 2547 sayılı Kanun'un 54. maddesinde değişiklik yapılmış olup anılan Kanun'un yürürlükteki haliyle "Öğrencilerin disiplin işleri" başlıklı 54. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (1) numaralı alt bendinde, "Mahkeme kararıyla kesinleşmiş olmak kaydıyla suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, böyle bir örgütü yönetmek veya bu amaçla kurulan örgüte üye olmak" fiili, yükseköğretim kurumundan çıkarma cezasını gerektiren disiplin suçları arasında sayılmıştır.
11/03/2023 tarih ve 32129 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Yönetmelik ile 18/08/2012 tarih ve 28388 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Anayasa Mahkemesinin yukarıda "İlgili Mevzuat" bölümünde aktarılan iptal kararı üzerine, 2547 sayılı Kanun'un, 09/02/2023 tarih ve 32099 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7437 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 2. maddesi ile değişik 54. maddesinde, öğrencilerin disiplin işleri yeniden düzenlenmiş, bunlara uygulanabilecek disiplin cezaları ile disiplin cezalarını gerektiren fiiller Kanun'da sayma suretiyle belirtilmiştir.
Bu süreç itibarıyla öncelikle Anayasa Mahkemesi kararı ile bir kanun hükmünün iptal edilmesinden sonra, söz konusu kanun hükmünün yürürlükte olduğu dönemde tesis edilen işlemlerin yargısal denetiminin Anayasa Mahkemesinin iptal kararından ne şekilde etkileneceği hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Anayasa'nın itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesine başvurulması konusunu düzenleyen 152. maddesinde, bir davaya bakmakta olan mahkemenin, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükmünü Anayasa'ya aykırı görmesi veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması halinde, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakacağı hükmü yer almakta olup Anayasa Mahkemesinin, işin gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını vereceği ve açıklayacağı, bu süre içinde karar verilmezse mahkemenin davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandıracağı, ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkemenin bu kararı dikkate almak zorunda olduğu belirtilmiştir. Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca da Kanun, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ya da bunların hükümlerinin Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı, gereken hallerde Anayasa Mahkemesinin iptal hükmünün yürürlüğe gireceği ileri bir tarihi ayrıca kararlaştırabileceği, iptal kararlarının geri yürüyemeyeceği ve Resmi Gazete'de yayımlanması ile geleceğe yönelik etki doğuracağı anlaşılmaktadır. Diğer yandan hukuk devleti olmanın gereklerinin doğal bir sonucu olarak Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayıcı olduğu kuşkusuzdur.
Bu noktada, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümemesi ilkesi ele alındığında, öğretide, bu ilkenin temelinde hukuki güvenlik ilkesi etkin kılınarak hukuk düzeninde güven ve istikrarın sağlanmasının amaçlandığı kabul edilmektedir. Bu ilkenin idare hukuku açısından önemi ise, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı öncesinde tesis edilen işlemlerin doğrudan hukuka aykırı hale gelmediği ve bu kapsamda tesis edilen işlemlerin "kanunilik ilkesi" yönünden dayanaksız kalmadığı noktasında toplanmaktadır. Aksinin kabulü halinde iptal edilen kanunun yürürlükte olduğu dönemde, bu kanuna dayanılarak tesis edilmiş olan bütün işlemlerin geçersiz hale gelmesi gibi bir durum ortaya çıkacaktır.
Öte yandan, yargı kararları yalnızca hüküm fıkrası ile anlam ifade etmemekte olup gerekçeleriyle bir bütün oluşturmaktadır. Gerekçenin bir nevi, mahkemece tespit edilen maddi olgular ile hüküm fıkrası arasında bir köprü olduğu söylenebilir. Bu anlamda iptal ya da yürütmenin durdurulması yolunda verilen kararların, gerekçesi ile birlikte dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekir. Zira, Anayasa'nın 141. maddesinin 3. fıkrasında da, "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." denilmek suretiyle bu konuya verilen öneme dikkat çekilmiştir. Bu husus, Anayasa Mahkemesince hukuka aykırılığı saptanan yasal düzenlemeye dayanılarak tesis edilen idari işlemlerin hukuka uygunluk denetimi açısından da önem arz etmektedir.
Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasına ve doğuracağı sonuçlara ilişkin yukarıda belirtilen kurallar, Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkeleri çerçevesinde değerlendirildiğinde; itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulan bir davada Anayasa Mahkemesi kararı uygulanacağı gibi emsali durumda olan davalarda da, yani daha açık bir ifade ile dayanak kanun hükmünün, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce yürürlükte olduğu dönemde tesis edilen idari işlemlerin yargısal denetiminde de dikkate alınması gerekecek, Anayasa Mahkemesi kararı uygulanırken Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dayanak yasa hükmü ortadan kaldırılmak suretiyle oluşan ileriye yönelik hukuki durumun -Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezlik ilkesi gözetilmek suretiyle- kararın gerekçesi dikkate alınarak idari işlem üzerinde etkisi belirlenecektir.
Temyizen incelenen uyuşmazlıkla ilgili olarak, dava konusu disiplin cezasının düzenlendiği Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin dayanağı olan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 54. maddesinin (a) bendinin ve ayrıca 65. maddesinin (a) fıkrasının (9) numaralı alt bendinde yer alan “...ile öğrencilerin...” ibaresinin aynı alt bentte yer alan “...disiplin işlemleri...” ve “…ile ilgili hususlar...” ibareleri yönünden, Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan kararıyla; Anayasa'nın 13 ve 42. maddeleri ile 2 ve 7. maddelerine aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle iptal edilmesi nedeniyle, dava konusu disiplin cezasının yasal dayanağının kalmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan anılan iptal kararının yürürlüğe girmesi için öngörülen süre dolmadan, 7437 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 2. maddesi ile Yükseköğretim Kanunu'nun öğrencilerin disiplin işlerine ilişkin hükümleri yeniden düzenlenmiş, bunlara uygulanabilecek disiplin cezaları ile disiplin cezalarını gerektiren fiiller Kanun'da sayma suretiyle belirtilmiştir.
Bu durum karşısında, yasal dayanağı kalmayan disiplin cezasına yönelik olarak, Anayasa Mahkemesi bir kanun maddesini iptal ettikten sonra yasama organınca yeni bir kanuni düzenleme yapılırsa, uyuşmazlığın bu düzenlemeye göre çözümlenmesi gerekmektedir. Aksi yaklaşım, işlenen fiillerin cezasız kalması neticesini doğuracaktır.
Nitekim, temyize konu uyuşmazlık özelinde de, Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan iptal kararından sonra 2547 sayılı Kanun'un 54. maddesi, 7437 sayılı Kanun ile değiştirildiğinden, uyuşmazlığın yeni kanuni düzenlemeye göre çözümlenmesi gerekmektedir.
Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesince, davacı tarafından işlendiği iddia edilen fiilin sübut bulup bulmadığı, disiplin cezasını gerektirip gerektirmediği ve lehe bir hüküm olup olmadığı yönlerinden işin esasına girilerek bir değerlendirme yapıldıktan sonra varılacak kanaate göre yeniden bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne;
2\. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun kabulü, istinaf başvurusuna konu Mahkeme kararın kaldırılması ve dava konusu işlemin iptali yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 25/06/2025 tarihinde kesin olarak, esasta ve gerekçede oyçokluğu ile karar verildi.
EK GEREKÇE
X- Eğitim ve öğretim kurumlarınca öğrenciler için eğitim ve öğretim faaliyetleri süresince uygulanacak disiplin kurallarını düzenleyen hükümlerin, disiplin cezası verilmesini gerektiren fiillerin öğrencilik statüsü devam ederken işlenmesi halinde uygulanabileceği açıktır.
Somut olayda, mahkumiyet hükmüne konu fiil, davacının öğrencilik statüsüne girmesinden önce işlenmiş olup Bölge İdare Mahkemesince, Kurulumuzun bozma kararı üzerine verilecek kararda, eğitim ve öğretim faaliyetleri süresince uygulanacak disiplin kurallarını düzenleyen hükümler, fiilin öğrenciliğe giriş tarihinden önce işlendiği hususu dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
Bu itibarla, Kurulumuzun bozma kararına ilişkin gerekçeye katılmakla birlikte ısrar kararının belirtilen gerekçe de eklenmek suretiyle bozulması gerekmektedir.
KARŞI OY
XX- Dava; ...Üniversitesi İngilizce Mütercim ve Tercümanlık Bölümü'ne 03/09/2020 tarihinde kayıt yaptıran davacının, ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin, ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine karar verildiğinden bahisle Yüksek Eğitim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin 9/(1)-a maddesi uyarınca "Yükseköğretim Kurumundan Çıkarma Cezasıyla" cezalandırılmasına yönelik olarak tesis edilen ... tarihli .../... sayılı Üniversite Yönetim Kurulu Kararı'nın iptali istemiyle açılmıştır.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 54. maddesinin (a) bendinin ve 65. maddesinin (a) fıkrasının (9) numaralı alt bendinde yer alan "…ile öğrencilerin…" ibaresinin, Anayasa’nın 2., 7. ve 42. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi talebiyle yapılan itiraz yolu başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi'nin 08/09/2022 tarih ve E:2022/54, K:2022/99 sayılı kararıyla; itiraz konusu 54. maddenin (a) fıkrasındaki kuralla ilgili olarak; "anılan kuralda, Yükseköğretim kurumları içinde veya dışında yükseköğretim öğrenciliği sıfatına, onur ve şerefine aykırı harekette bulunan, öğrenme ve öğretme hürriyetini doğrudan doğruya veya dolaylı olarak kısıtlayan, kurumların sükûn, huzur ve çalışma düzenini bozan, boykot, işgal ve engelleme gibi eylemlere katılan, bunları teşvik ve tahrik eden, yükseköğretim mensuplarının şeref ve haysiyetine veya şahıslarına tecavüz eden veya saygı dışı davranışlarda bulunan ve anarşik veya ideolojik olaylara katılan veya bu olayları tahrik ve teşvik eden öğrencilere; eylem başka bir suçu oluştursa bile ayrıca uyarma, kınama, bir haftadan bir aya kadar veya bir veya iki yarıyıl için kurumdan uzaklaştırma veya yükseköğretim kurumundan çıkarma cezalarının verileceği hüküm altına alındığı, kuralda yükseköğretim öğrencileri bakımından disiplin suçu teşkil eden eylemler ve uygulanabilecek disiplin cezaları gösterilmekle birlikte bu suç ve cezalar arasında herhangi bir ilişkilendirme yapılmadığı, diğer bir ifadeyle hangi eylemin hangi disiplin cezası ile cezalandırılacağının açık ve net olarak gösterilmediği ya da bunun tespit edilmesine imkân sağlayacak herhangi bir ölçüt getirilmediği veyahut bu hususta kişiler ve idare açısından belirlilik ve öngörülebilirliği sağlayacak şekilde kanuni bir çerçeve oluşturulmadığı, bu kapsamda idarenin, söz konusu eylemler ve cezalar için kuralda öngörülen sıralamayı gözetmekle de yükümlü tutulmadığının anlaşıldığı, bu çerçevede, disiplin cezasını gerektiren eylemin gerçekleşmesi durumunda bir disiplin cezasının verilebileceği öngörülmekle birlikte bu ölçütün disiplin cezasının muhatapları açısından yeterli bir hukuki güvence sağlamadığı açık olup buna göre kuralın, bireylerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkân tanımamakta olup bu itibarla eğitim ve öğrenim hakkına sınırlama getiren kuralın kanunilik şartını taşımadığı anlaşılmakla, kuralın, Anayasa’nın 13. ve 42. maddelerine aykırı olduğu ve iptali gerektiği" gerekçesiyle; itiraz konusu 65. maddesinin (a) fıkrasının (9) numaralı alt bendinde yer alan "…ile öğrencilerin…" ibaresine ilişkin olarak ise, "anılan kuralla öğretim elemanları, memur ve diğer personel ile öğrencilerin disiplin işlemleri, disiplin amirlerinin yetkileri ve disiplin kurullarının teşkili ve çalışması ile ilgili hususların Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenmesi öngörülmüş olup anılan bentte yer alan '…ile öğrencilerin…' ibaresinin itiraz konusu kuralı oluşturduğu, bu ibarenin aynı alt bentte yer alan 'disiplin işlemleri, disiplin amirlerinin yetkileri ve disiplin kurullarının teşkili ve çalışması ile ilgili hususlar' ibareleri bakımından da geçerli ortak kural niteliğinde olduğundan, bu ibarenin esas incelemesinin aynı alt bentte yer alan '…disiplin işlemleri…' ve '…ile ilgili hususlar…' ibareleri yönünden yapılması gerektiği, itiraz konusu kuralın, öğrencilerin disiplin işlemleri ile ilgili hususların YÖK tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenmesini öngördüğü, kuralla yükseköğretim öğrencilerinin disiplin işlemleri ile ilgili hususların düzenlenmesi yetkisinin YÖK’e verildiği ancak Kanun’un 54. maddesinin (a) fıkrasında düzenlenen disiplin suç ve cezalarına işaret ettiği anlaşılan disiplin işlemleri ile ilgili hususlar belirli bir açıklık ve kesinlikte ortaya konulmadığı, kuralın, disiplin cezası gerektiren eylemlerle disiplin cezalarının belirlendiği ancak disiplin suç ve cezaları arasında yeterli bağlantının kurulmadığı bir alanda idareye söz konusu alanın yönetmelikle düzenlenmesi yetkisini verdiği, bu durumda, ilgililerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun uygulanacağını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkân tanıyacak şekilde belirliliğe sahip olmayan düzenlemelerle idareye verilen yetkinin çerçevesinin çizildiğinin söylenemeyeceği, bu itibarla kural belirlilik ve yasama yetkisinin devredilemezliği ilkeleriyle bağdaşmadığı, bu nedenle anılan kuralın, Anayasa’nın 2. ve 7. maddelerine aykırı olduğu ve iptali gerektiği" gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, somut olaya benzer nitelikte olan Kemal Alican Yeğen ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2018/10488, 29/3/2023) kararında; yükseköğretim öğrencisi olan başvurucular hakkında çeşitli nedenlerle verilen disiplin cezalarının eğitim haklarına müdahale oluşturduğuna karar vermiştir. Bahsi geçen kararda, söz konusu disiplin cezalarının dayanağı olan yönetmelik hükümlerinin düzenlenmesine izin veren kuralın -2547 sayılı Kanun'un 54. maddesinin (a) bendi ile 65. maddesinin ilgili kısmı - Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla iptaline karar verilmesi itirazının daha önceden Mahkemece incelendiği ve ilgili kuralların iptaline karar verildiği belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi ilgili kanun maddelerinin, yükseköğretim öğrencileri bakımından disiplin suçu teşkil eden eylemler ile bu eylemlere uygulanabilecek disiplin cezaları arasında herhangi bir ilişkilendirme kurmadığı, bu bağlamda muhatapları açısından belirlilik ve öngörülebilirlik sağlanmadığı, dolayısıyla yeterli hukuki güvence oluşturmadığı, ayrıca belirlilik ve öngörülebilirliğin sağlanamadığı bir alanda idareye öğrencilerin disiplin ile ilgili işlerini yönetmelikle düzenleme yetkisinin verilmesinin de mümkün olamayacağı gerekçeleriyle bahse konu kuralların iptaline karar vermiştir. Sonuç olarak Kemal Alican Yeğen ve diğerleri kararında, başvuruya konu disiplin cezalarının yönetmelikle düzenlemesine izin veren dayanak kanun maddesinin Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edildiği gerekçesiyle kanunilik yönünden ihlal kararı verilmiştir.
Bu kapsamda somut olayda yapılan değerlendirmede, davacıya verilen disiplin cezasının düzenlendiği Yönetmeliğin dayanağı Kanun maddesinin Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmesi ve disiplin suç ve cezalarının kanunla düzenlenmesi gereği karşısında, yasal dayanağı kalmayan ve yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine aykırılık teşkil eden Yönetmelik hükümleri uyarınca tesis edilen dava konusu disiplin cezası işleminde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Bu itibarla temyize konu Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının yukarıda yer verilen gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
KARŞI OY
XXX- Dava, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyet kararı kesinleşmiş bulunan davacı tarafından, davalı idarede öğrenci iken Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin 9/1-a maddesi uyarınca "yükseköğretim kurumundan çıkarma" cezasıyla cezalandırılmasına yönelik ...tarih ve... sayılı Üniversite Yönetim Kurulu kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Gerek işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuatta, gerekse Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine yürürlüğe konulan mevzuatta, "mahkeme kararıyla kesinleşmiş olmak kaydıyla suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak" fiili, yükseköğretim kurumundan çıkarma cezasını gerektiren disiplin suçları arasında sayılmıştır.
Anayasa’nın 42. maddesinde, kimsenin, eğitim ve öğrenim haklarından yoksun bırakılamayacağı; öğretim hakkının kapsamının kanunla tespit edileceği ve düzenleneceği; eğitim ve öğretim kurumlarında yürütülen faaliyetlerin her ne suretle olursa olsun engellenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
Öğrenciler için uygulanacak disiplin kuralları içerisinde ağır disiplinsizlik eylemleri için eğitim veya öğretim kurumundan öğrencinin çıkarılmasını öngören düzenlemeler getirilebilirse de, eğitim ve öğretim kurumlarınca öğrenciler için eğitim ve öğretim faaliyetleri süresince uygulanacak disiplin kurallarını düzenleyen hükümlerin, disiplin cezası verilmesini gerektiren fiillerin öğrencilik statüsü devam ederken işlenmesi halinde uygulanabileceği açık olup, öğrenciliğe giriş tarihinden öncesine ait fiillerin, bu kapsamda değerlendirilmesine imkan bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık bu çerçevede değerlendirildiğinde, her ne kadar davacı hakkında, yükseköğretim kurumundan çıkarma cezasını gerektiren, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmaktaysa da, mahkumiyet hükmüne konu fiilin davacının öğrencilik statüsüne girmesinden önce işlendiği ve öğrenci statüsüne girdiği 03/09/2020 tarihinden çok önce 23/01/2019 tarihinde mahkumiyet hükmünün kesinleştiği hususları değerlendirildiğinde, eğitim ve öğretim faaliyetleri süresince uygulanacak disiplin kurallarını düzenleyen hükümlerin, öğrenciliğe giriş tarihinden hususu dikkate alınmaksızın, hakkında mahkumiyet kararı bulunduğu gerekçesiyle davacıya uygulanma imkanı bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Buna göre, davacının, yükseköğretim kurumundan çıkarılmasına ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla temyize konu Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının yukarıda yer verilen gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.