SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2024/2618 E. 2025/1658 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/2618

Karar No

2025/1658

Karar Tarihi

15 Eylül 2025

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/2618 E. , 2025/1658 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/2618
Karar No : 2025/1658

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Diş hekimi olan davacı tarafından, mesleğini herhangi bir özel sağlık kuruluşunda icra etmesine izin verilmesi istemiyle yapılan başvurunun 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 45. maddesi uyarınca reddine ilişkin İzmir Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla;
Davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçu kapsamında yürütülen kovuşturma neticesinde, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun Adana Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedildiği ve bu kararın Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla onandığı, diş hekimliği mesleğinin icrası için 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 28. maddesinde sayılan suçlardan mahkum olunmaması gerektiğinin açık olduğu, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçu nedeniyle cezalandırılmasına ilişkin kararın kesinleştiği, bu nedenle davacının diş hekimliği mesleğinin icrası için gereken şartları taşımadığı anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla;
Diş hekimliği mesleğinin nitelikleri karşısında, davacının devletin güvenliğine karşı filli nedeniyle diş hekimliği mesleğini yapmasının sınırlandırılmasının; 1219 sayılı Kanun'un 45. maddesi ile yasal dayanağının ve sınırlamanın meşru bir amacının bulunduğunun kabulü gerekmekle birlikte; davacının fiili karşılığı hapis cezasının infazı sürecinde tahliye edildiği, ceza hukukunun "ıslah" amacının bir gereği olarak serbest bırakılarak, denetime konu edileceği ve topluma kazandırılacağı bir süreci yaşayacağı, bu süreçte bir birey ve aile babası olarak eğitimi ve mesleki becerileri ile ilişki içinde olacağı özel yaşamının gerektirdiği hak ve sorumlulukları sürdürmesi gerektiği, dava konusu işlemde davacının özel veya kamuda çalışması yolunda bir ayrım yapılmadığı, başvurusunun salt bir diş polikliniğinde ve bağımlı çalışma ilişkisi içinde çalışmaya yönelik olduğu göz önünde bulundurulduğunda davacının bir diş hekimi olarak kamuda ya da özelde veya bağımlı ve bağımsız çalışma bakımından herhangi bir ayrım gözetilmeden, özel sektörde ve bağımlı bir çalışma biçimi ile çalışmasının da sürekli olarak engellenmesine yönelik sınırlamanın; demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı ve ölçülülük koşulunu sağlamadığı;
Sınırlamalardan kaynaklanan kamu yararı ile davacının kişisel olarak bu yönden üstlendiği külfetler bakımından adil bir dengenin kurulamadığı, davacının bu yolla özel yaşamına yapılan müdahalenin orantısız olduğu ve demokratik toplumun gerekleri bakımından davacıya getirilen sınırlamanın bir zorunluluğa da dayanmadığı;
Bu nedenle dava konusu işlemde davacının özel çalışma yaşamı içinde ve bağımlı statüde de olsa çalışmasının engellenmesi yönünden dava konusu işlemin "konu" unsurunda hukuka uyarlık, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, ... İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 27/03/2024 tarih ve E:2023/5584, K:2024/1121 sayılı kararıyla;
Hekimlik mesleğinin, kamu hizmeti ve insan yaşamının korunmasını amaç edinen niteliği itibarıyla hizmetin gereklerinin kamu veya özel sektörde farklılık arz etmediği, farklı bir değerlendirme yapılmasını gerektiren bir durumun da söz konusu olmadığı;
Ayrıca, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin 1. fıkrasında yer alan hak yoksunluklarının, aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazının tamamlanması ile sona ereceği;
Somut olayda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davacı hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin uygulanmasına da karar verildiğinin görüldüğü, davacının koşullu salıverilmesinin de infazının tamamlandığı sonucunu doğurmadığı;
Bu durumda, 1219 sayılı Kanun'da diş hekimliği mesleğinin icrası için anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı işlenen suçlardan hapis cezasına mahkum olmamak gerektiğinin hüküm altına alındığı dikkate alındığında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar" başlıklı bölümünde yer alan "silahlı terör örgütüne üye olma suçu"ndan hapis cezasıyla cezalandırılan davacının, mesleğini herhangi bir özel sağlık kuruluşunda icra etmesine izin verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla;
Davalı idarece dava konusu işlemin nedeni olarak alınmayan, Danıştayın bozma kararının destek gerekçesi olarak alınan davacının başvurusu sırasında henüz mahkumiyet hükmünün infazının tamamlanmamış olması hususunun hukuksal etki ve sonuçları incelendiğinde;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesi ile bir kamu kurumunun iznine tabi diş hekimliği mesleğinin yapılmasının, sınırlayıcı biçimde sadece "kendi sorumluluğu altında serbest meslek" olarak veya "tacir" olarak hapis cezasının tamamlanmasına kadar yasaklandığı, bu sınırlamanın hekimin bir özel sağlık kurumunda ilgili kamu kurumunun izni ile ve sağlık kurumunun sahibi kişiye bağımlı olarak bir sözleşmeyle çalışma biçimini kapsamadığı;
Bu nedenle; davacının bir özel diş polikliniğinde Valiliğin vereceği izinle ve polikliniğin işletmesicisiyle aralarında yapacakları sözleşme ile çalışmasının 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesi uyarınca hapis cezasının infazı süresince yasaklandığının kabulüne hukuken olanak bulunmadığı gerekçesi eklenmek suretiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararı kaldırılarak, dava konusu işlemin iptali yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, 1219 sayılı Kanun'un 28. maddesinde hekimlik mesleğinin icrasına engel olan suçların sayıldığı, davacının mahkum olduğu suçun da anılan maddede yer alan suçlar arasında sayıldığı, bu nedenle özel hekimlik faaliyetinde bulunamayacağı, temyize konu ısrar kararının Danıştay Onuncu Dairesi kararı doğrultusunda bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı diş hekimi olup, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla "FETÖ/ PDY silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş; anılan karar kanun yolları denetiminden sonra 18/02/2021 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı hakkında hükmedilen hapis cezasının infazı ceza infaz kurumunda devam ederken 26/08/2022 tarihinde koşullu salıverilmesine karar verilmiştir.
Bunun üzerine, davacı tarafından, özel bir sağlık kuruluşunda diş hekimliği mesleğini icra edip edemeyeceği hususunda bir karar verilmesi istemiyle 02/09/2022 tarihinde İzmir Valiliği İl Sağlık Müdürlüğüne başvurulmuştur.
Davalı idare tarafından, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 28/10/2022 tarihli yazısı dikkate alınarak, davacının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasına mahkum edildiği ve anılan suçun 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 45. maddesinde ismen sayılan suçlar arasında yer aldığı, hükmolunan cezanın süresi ve nev'i bakımından hekimlik mesleğinin icrasına engel olduğu belirtilerek davacının başvurusu reddedilmiştir.
Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasa'nın, "Anayasa Mahkemesinin kararları" başlıklı 153. maddesinde;
"...
Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar. " hükmü yer almaktadır.
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 45. maddesinin 1. fıkrasında;
"Diş hekimliği mesleğinin icrası için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıl veya daha fazla süreyle ya da devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından hapis cezasına mahkûm olmamak gerekir." hükmüne yer verilmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun, "Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma" başlıklı 53. maddesinin 1. fıkrasında ise; kişilere, kasten işlemiş oldukları suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak bazı hak yoksunlukları öngörülmüş, aynı maddenin 2. fıkrasında, kişinin, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamayacağı belirtilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Kamu hizmeti niteliğindeki hekimlik mesleğinin icrasının, hizmetin devamlılığını sağlamak, mesleğin itibarını korumak amacıyla sınırlandırılabileceği, mesleğin, insan yaşamının korunmasını amaç edinen bir nitelik taşıması itibarıyla da hekimlerin tabi olması gereken şartların diğer pek çok meslekten daha ayrıntılı ve katı şekilde düzenlenmesi gerektiği açıktır.
Nitekim diş hekimlerinin/hekimlerin çalışma koşullarını düzenleyen 1219 sayılı Kanun'un yukarıda metnine yer verilen 45. maddesinde; diş hekimliği mesleğinin icrası için Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıl veya daha fazla süreyle ya da anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı işlenen suçlar da dâhil olmak üzere sayılan suçlardan hapis cezasına mahkûm olmamak koşulu getirilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davacının Türk Ceza Kanunu'nun İkinci Kitap, "Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler" başlıklı Dördüncü Kısım, "Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar" başlıklı Beşinci Bölümünde yer alan 314. maddesinin 2. fıkrası uyarınca silahlı örgüte üyelik suçundan mahkum olduğu ve söz konusu mahkumiyet kararının kesinleştiği, cezasının infazı sırasında koşullu salıverilme şartlarını sağlaması neticesinde diş hekimliği mesleğini icra etmek üzere yaptığı başvurunun reddi üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda, dava konusu işlem tarihi itibarıyla, davacının mahkum olduğu anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine ilişkin suçlardan olan silahlı örgüte üye olma suçunun, 1219 sayılı Kanun'un 45. maddesinde açıkça sayılan suçlardan olması karşısında davalı idarece anılan Kanun maddesi uyarınca diş hekimliği mesleğini icra edemeyeceğinden bahisle tesis edilen ... tarih ve ... sayılı dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Diğer yandan, Anayasa Mahkemesinin 10/12/2024 tarih ve 32748 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 23/07/2024 tarih ve E:2023/80, K:2024/142 sayılı kararında, 1219 sayılı Kanun'un diş hekimi olan davacıya uygulanan 45. maddesi ile aynı yönde hüküm içeren "hekimler"e yönelik 28. maddesinin itiraz yolu ile incelenmesi neticesinde; anayasal düzene karşı suçlardan mahkumiyetin mesleğin icrasına engel olacağına ilişkin 1219 sayılı Kanun'un 28. maddesinde Anayasa'ya aykırı bir yön bulunmadığına karar verilmiştir.
Bu itibarla, 1219 sayılı Kanun'un 45. maddesi uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, işlemin iptali yolundaki temyize konu Bölge Mahkemesi ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne;
2\. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulü, kararın kaldırılması ve dava konusu işlemin iptali yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine,15/09/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi.
EK GEREKÇE KARŞI OY
X- Somut uyuşmazlıkta, davacının Türk Ceza Kanunu'nun İkinci Kitap, "Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler" başlıklı Dördüncü Kısım, "Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar" başlıklı Beşinci Bölümünde yer alan 314. maddesinin 2. fıkrası uyarınca silahlı örgüte üyelik suçundan mahkum olduğu ve söz konusu mahkumiyet kararının kesinleştiği, cezasının infazı sırasında koşullu salıverilme şartlarını sağlaması neticesinde diş hekimliği mesleğini icra etmek üzere yaptığı başvurunun reddi üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda, dava konusu işlem tarihi itibarıyla, davacının mahkum olduğu anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine ilişkin suçlardan olan silahlı örgüte üye olma suçunun, 1219 sayılı Kanun'un 45. maddesinde açıkça sayılan suçlardan olması karşısında davalı idarece anılan Kanun maddesi uyarınca diş hekimliği mesleğini icra edemeyeceğinden bahisle tesis edilen ... tarih ve ... sayılı dava işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Diğer yandan, Anayasa Mahkemesinin 10/12/2024 tarih ve 32748 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 23/07/2024 tarih ve E:2023/80, K:2024/142 sayılı kararında, 1219 sayılı Kanun'un diş hekimi olan davacıya uygulanan 45. maddesi ile aynı yönde hüküm içeren "hekimler"e yönelik 28. maddesinin itiraz yolu ile incelenmesi neticesinde;
"...
27\. Kuralda hekimlik mesleğinin icrasına engel olduğu belirtilen suçların niteliği gözetildiğinde, bunları işleyenlerin hekimlik mesleğinin icrasından yasaklanmasının kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında öngörebileceği bir tedbir olduğu değerlendirilmiştir. Bu sebeple kuralın hekimlik mesleğinin onur ve itibarının korunmasına yönelik amacın gerçekleştirilmesi bakımından gerekli olma şartını sağladığı sonucuna ulaşılmıştır.
28\. Diğer yandan sınırlamanın orantılı olup olmadığı da ortaya konulmalıdır. Bu itibarla hekimlik mesleğine ilişkin onur ve itibarın korunmasına dair tedbirler sonucunda hekimlik mesleğini icra etmek isteyenlerin yüklendiği külfet ile hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Hekimlik mesleğini icra etmek isteyenlere aşırı bir külfet yüklenip yüklenmediğinin denetiminde kuralla öngörülen sınırlamanın süresiz bir sınırlama olup olmadığı veya hekimlik mesleğini yeniden icra edebilmeyi sağlayan hukuki bir çarenin olup olmadığı önem taşımaktadır.
29\. 5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesinde yasaklanmış hakların geri verilmesi kurumu düzenlenmiştir. Anılan maddenin gerekçesinde 5237 sayılı Kanun dışındaki çeşitli kanunlardaki kasıtlı bir suçtan dolayı belirli süreyle hapis cezasına veya belli suçlardan dolayı bir cezaya mahkûm olan kişilerin süresiz olarak kullanmaktan yasaklandıkları hakları tekrar kullanabilmelerine imkân tanıyan bir düzenleme yapılmasına ihtiyaç duyulduğu belirtilmiştir. Bu kapsamda anılan madde uyarınca, yasaklanmış hakların geri verilebilmesi için 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması, kişinin infazın tamamlanmasından itibaren üç yıllık süre içerisinde yeni bir suç işlememesi ve hayatını iyi hâlli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaatin oluşması gerektiği belirtilmiştir.
30\. Süresiz hak yoksunluğunun oluşturduğu sorunların çözümü amacıyla getirilen yasaklanmış hakların geri verilmesi kurumunun, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan mahkûm olanların hekimlik mesleğini yeniden icra etmelerine imkân sağlayıp
sağlamadığı, kişilere aşırı bir külfet yüklenip yüklenmediğinin tespitinde önem taşımaktadır.
31\. Kural uyarınca anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan mahkûm olanların özel sağlık kuruluşları bünyesinde veya serbest olarak hekimlik mesleğini icra etmelerinin süresiz olarak kısıtlandığı, bununla beraber yasaklanmış hakların geri verilmesi kararıyla hekimlik mesleğinin icrasının önünde bir engel olmadığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, yasaklanmış hakların geri verilebilmesi için mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması, kişinin infazın tamamlanmasından itibaren üç yıllık süre içerisinde yeni bir suç işlememesi ve hayatını iyi hâlli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaatin oluşması şartlarının kişiye aşırı külfet yükleyip yüklemediği değerlendirilmelidir.
32\. Bu bağlamda infazın tamamlanmasından itibaren geçmesi gereken üç yıllık süre şartıyla hekimlik mesleğinin özel sağlık kuruluşları bünyesinde veya serbest olarak icrasının süresiz olarak sınırlanmadığı ve bu üç yıllık sürenin hekimlik mesleğinin niteliği gözetildiğinde makul ve orantılı olduğu anlaşılmaktadır.
33\. Öte yandan yasaklanmış hakların geri verilmesi için üç yıllık süre içerisinde yeni bir suç işlememe ve hayatın iyi hâlli olarak sürdürüldüğü hususunda mahkemede kanaatin oluşması şartı arandığından bu konuda hâkimin takdir yetkisi bulunmaktadır. Bununla beraber iyi hâlin belirlenmesinde üç yıl içerisinde yeni bir suçun işlenmemesinin etkili olduğu gözetildiğinde hâkime sınırsız bir takdir yetkisinin verilmediği anlaşılmaktadır.
34\. Kaldı ki anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçların niteliği, toplumda oluşturduğu etki düşünüldüğünde, hekimlik mesleğinin icrasını sağlayacak kararda hâkime verilen takdir yetkisinin hekimlik mesleğinin onur ve itibarının korunması amacına hizmet edeceği açıktır.
35\. Bu itibarla kuralla anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan mahkûm olanların özel sağlık kuruluşları bünyesinde veya serbest olarak hekimlik mesleğini icra etmeleri bakımından bir hak yoksunluğu getirilmekte ise de yasaklanmış hakların geri verilmesi kurumuyla birlikte bu hak yoksunluğunun süresiz olmadığı, bu sürenin yeni kurumla birlikte diğer koşulların yanında üç yılla sınırlandırıldığı ve hekimlik mesleğinin icrası için anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan mahkûm olanlara aşırı bir külfet yüklemediği anlaşılmaktadır.
...1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle değiştirilen 28. Maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar,…” ibaresinin
Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE..." gerekçesine yer verilmiştir.
Anayasa Mahkemesince yukarıda özetlenen karar ile anayasal düzene karşı suçlardan mahkumiyetin mesleğin icrasına engel olacağına ilişkin 1219 sayılı Kanun'un 28. maddesinde Anayasa'ya aykırılık bulunmadığına karar verilmiştir.
Ayrıca, 1219 sayılı Kanun'un 28. maddesiyle anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan mahkûm olanların özel sağlık kuruluşları bünyesinde veya serbest olarak hekimlik mesleğini icra etmeleri bakımından bir hak yoksunluğu getirilmekte ise de, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesinde düzenlenen yasaklanmış hakların geri verilmesi kurumuyla birlikte bu hak yoksunluğunun süresiz olmadığı bu sürenin söz konusu kurumla birlikte diğer koşulların yanında üç yılla sınırlandırıldığı belirtilmiştir.
Bu haliyle, işbu davanın konusu olmamakla beraber, yukarıda özetlenen Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesi ile 1219 sayılı Kanun'un uyuşmazlık konusu olayda esas alınan 45. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, davacının 5352 sayılı Kanun'un 13/A maddesi uyarınca yasaklanmış hakların geri verilmesi kurumunu işleterek mesleğini icra etmek için davalı idareye başvurabileceği, davalı idarece davacının anılan hüküm kapsamındaki başvurusunun da ayrıca değerlendirileceği tabiidir.
Bu itibarla, 1219 sayılı Kanun'un 45. maddesi uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık, işlemin iptali yolundaki temyize konu Bölge Mahkemesi ısrar kararında hukuki isabet bulunmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile temyize konu ısrar kararının yukarıda belirtilen gerekçe eklenmek suretiyle bozulması gerektiği oyuyla, karara gerekçe yönünden katılmıyorum.


KARŞI OY
XX- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile temyize konu ısrar kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim