Danıştay danistay 2024/2606 E. 2025/1566 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/2606
2025/1566
8 Eylül 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/2606
Karar No : 2025/1566
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ..., Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 03/10/2023 tarih ve E:2020/1406, K:2023/4308 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının 18/10/2019 tarihli doçentlik başvurusunun, Doçentlik Bilgi Sisteminde yer alan "Taahhütname ve Açık Rıza Beyanı" nedeniyle sistem tarafından engellenmesine ilişkin işlem ile Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı Yönetim Kurulunun 23/01/2019 tarih ve 2019/01 sayılı toplantısında alınan 17 sayılı kararın iptali ve 7085 sayılı Kanun'un 4. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 03/10/2023 tarih ve E:2020/1406, K:2023/4308 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun (dava konusu düzenleme tarihindeki haliyle) "Doçentlik ve atama" başlıklı 24. maddesi; 15/04/2018 tarih ve 30392 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliği'nin "Doçentlik bilim/sanat alanları ve kriterleri" başlıklı 3. ve"Başvuru zamanı, şartları ve usulleri" başlıklı 4. maddesi; 08/03/2018 tarih ve 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7085 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un (dava konusu düzenleme tarihinde yürürlükte olan) 4. maddesine yer verilerek,
Davacının, 01/09/2016 tarih ve 29818 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarıldığı,
Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı Yönetim Kurulunun 23/01/2019 tarih ve 2019/01 toplantı sayılı kararı ile "Doçentlik süreci ile ilgili olmak kaydıyla gerekli hallerde kullanılmak üzere adaylardan DBS üzerinden açık rıza beyanı alınmasına ve ilgili düzenlemenin DBS'de yapılmasına" karar verildiği,
Davacının 2019 Mart döneminde Doçentlik Bilgi Sistemi internet adresinde doçentlik başvurusunun engellenmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada; ... İdare Mahkemesince verilen davanın reddi yolundaki ... tarih ve K:... sayılı karara yönelik istinaf başvurusunun ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve K:... sayılı kararıyla reddedildiği, bu kararın, Danıştay Beşinci Dairesinin 06/10/2020 tarih ve K:2020/4041 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği,
2019 Ekim döneminde Doçentlik Bilgi Sistemi üzerinden yeniden doçentlik başvurusunda bulunmak isteyen davacının, sistemde "Hakkımda 7085 sayılı Kanunun 4. maddesi kapsamında herhangi bir işlem tesis edilmediğini taahhüt ederim" şeklindeki ifadeye istinaden içinde bulunduğu hukuki durum sebebiyle söz konusu taahhütte bulunamayarak Doçentlik Bilgi Sistemi internet adresinde doçentlik başvurusunu tamamlayamadığı, bunun üzerine doçentlik başvurusunun engellenmesine yönelik işlemin ve dayanağı Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı Yönetim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı,
2547 sayılı Kanun’un aktarılan hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, Üniversitelerarası Kurula doçentlik ünvanı için başvuru ile Devlet veya vakıf üniversitelerinde doçent kadrosuna atanmak için üniversitelere başvuru arasında ayrım yapıldığı, doçentlik ünvanına haiz olunmasının doçentlik kadrosuna başvurunun ön şartı olarak düzenlendiğinin görüldüğü, doçentlik ünvanının ise Kurulun belirlediği jüri tarafından yapılan yeterlik tespiti üzerine Kurul tarafından yeterli yayın ve çalışmaya sahip olduğuna karar verilen adaylara verilen akademik bir ünvan olduğunun anlaşıldığı,
Uyuşmazlık konusu olayda, Doçentlik Bilgi Sisteminde yer alan "Hakkımda 7085 sayılı Kanunun 4. maddesi kapsamında herhangi bir işlem tesis edilmediğini taahhüt ederim" şeklindeki ifade nedeniyle davacının doçentlik başvurusunda bulunamadığı, başvuruya engel teşkil eden sistem içeriğinin dayanağının ise dava konusu Üniversitelerarası Kurul kararı olduğu,
Dava konusu Üniversitelerarası Kurul kararına dayanak teşkil eden 7085 sayılı Kanun’un 4. maddesinde, terör örgütlerine veya MGK’ca devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olması ya da değerlendirilmesi sebebiyle yürütme organınca tesis edilen görevden uzaklaştırma ya da kamu kamu görevinden çıkarma şeklindeki idari işlemlere bağlı olarak ya da yargı organınca yürütülen adli soruşturma veya kovuşturma ya da mahkemece verilen mahkûmiyet kararına bağlı olarak idari işlemle tesis edilecek olan doçentlik başvurusunun durdurulmasına ve iptaline ilişkin tedbirlerin düzenlendiği, üniversite kadrolarında istihdama ilişkin hükme yer verilmediği,
Dava konusu Kurul kararının özel hayata ilişkin herhangi bir sebebe dayanmadığı açık olmakla birlikte bu kapsamdaki kişilerin doçentlik başvurusuna bağlı doçentlik ünvanı hakkından yararlandırılmamasının terör örgütlerine üyelik, mensubiyet veya irtibat ya da iltisaklarının bulunduğu gerekçesine dayanmış olmasının bunların sosyal statüsünü ve itibarını etkilediği tartışmasız olup, kişilerin bu durumdan duyacağı üzüntü ve ızdırabın özel hayata ilişkin değerlere temas ettiğini kabul etmek gerektiği (AYM, E.2018/80, K.2022/136, 09/11/2022, § 123),
Bu çerçevede kişilerin doçentlik başvurularına bağlı olarak doçentlik ünvanını iktisap etme hakkından yararlandırılmamasına sebep olan dava konusu kararın, Anayasa’nın 20. maddesi kapsamındaki özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkına sınırlama getirdiği sonucuna ulaşıldığı,
Bununla birlikte, 7085 sayılı Kanun’un 4. maddesinin olağanüstü dönemde değil olağan dönemde de uygulanacak nitelikte olması nedeniyle Anayasa’nın olağan dönem kuralları yönünden öngördüğü denetim rejimine göre inceleme yapılması gerekmekte olup Anayasa’nın 13. maddesi uygulandığında, dava konusu Kurul kararına dayanak teşkil eden Kanun hükmünde doçentlik başvurusunun durdurulmasına ve/veya iptaline yol açan sebepler herhangi bir tereddüde yer vermeyecek biçimde açık ve net olarak düzenlendiğinden davalı idarece özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkına getirilen sınırlamanın belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte Kanun hükmüne dayandığının anlaşıldığı,
Akademik olarak doçentlik ünvanı verilecek kişilerin terör örgütlerine veya MGK’ca devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatlı olmamalarının sağlanmasının OHAL’in ilanına sebep olan tehdit veya tehlikelerin bertaraf edilmesi, akademik faaliyet alanında güvenilirliğin temini, millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması hususlarına yönelik meşru bir amaca hizmet ettiğinin de açık olduğu,
Diğer yandan temel hak ve özgürlüklere yönelik sınırlamaların demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olması, başka bir ifadeyle demokratik toplumda zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması gerektiği,
Doçentlik ünvanının iktisabının, kişiye doğrudan kamu hizmetinde çalışma imkânı sağlamadığı gibi kamu hizmetine giriş şartlarını sağlayamayan kişilerin özel sektörde çalışmalarına bir engel bulunmadığı, bu kapsamda dava konusu düzenlemenin doçentlik ünvanının kamu görevi dışında başka alanlarda kullanılmasına da engel teşkil ettiği,
Uyuşmazlıkta; doçentlik ünvanının bilimsel yeterliliğe bağlı olarak iktisap edilebilecek bir ünvan olduğu dikkate alındığında bu ünvanın iktisabının dolayısıyla kamu görevi dışında kalan faaliyet alanlarında kullanımının engellenmesinin zorunlu bir toplumsal ihtiyaca cevap vermediği sonucuna ulaşıldığı,
Bu itibarla dava konusu ÜAK kararı ile özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkına getirilen sınırlamanın demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı ve bu haliyle belirtilen temel haklar ve Anayasal ilkelerle bağdaşmaması nedeniyle söz konusu Kurul kararında ve Kurul kararının bir sonucu ve uygulaması olarak davacının doçentlik başvurusunun engellenmesine yönelik işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı,
Nitekim; Anayasa Mahkemesinin 09/11/2022 tarih ve E:2018/80, K:2022/136 sayılı kararla dava konusu Yönetim Kurulu kararına dayanak teşkil eden 7085 sayılı Kanun'un 4. maddesinin Anayasa'nın 13. ve 20. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verildiği gerekçesiyle,
Dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı Yönetim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı toplantısında alınan 17 sayılı kararının, 7085 sayılı Kanun'un 4. maddesinin iptaline yönelik Anayasa Mahkemesinin 20/07/2023 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 09/11/2022 tarih ve E:2018/80, K:2022/136 sayılı kararından sonraki doçentlik başvurularında uygulamadan kaldırıldığı, Yönetim Kurulu kararının 7085 sayılı Kanun'un yürürlükte olduğu dönemde uygulandığı, iptal kararlarının geriye yürümeyeceği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı Yönetim Kurulu kararı ile Kurul kararının uygulaması olarak davacının doçentlik başvurusunun engellenmesine yönelik işlemin dayanağının 7085 sayılı Kanun’un 4. maddesi olduğu ve anılan maddenin Anayasa Mahkemesince, Anayasa’nın 13. ve 20. maddelerine aykırı bulunarak iptal edildiği göz önünde bulundurulduğunda, hukuki dayanağı ortadan kalktığı görülen dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığından davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile Daire kararının bu gerekçeyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı, 01/09/2016 tarih ve 29818 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılmıştır.
Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı Yönetim Kurulunun 23/01/2019 tarih ve 2019/01 toplantı sayılı kararı ile "Doçentlik süreci ile ilgili olmak kaydıyla gerekli hallerde kullanılmak üzere adaylardan DBS üzerinden açık rıza beyanı alınmasına ve ilgili düzenlemenin DBS'de yapılmasına" karar verilmiştir.
2019 Ekim döneminde Doçentlik Bilgi Sistemi üzerinden doçentlik başvurusunda bulunmak isteyen davacı, sistemde "Hakkımda 7085 sayılı Kanunun 4. maddesi kapsamında herhangi bir işlem tesis edilmediğini taahhüt ederim" şeklindeki ifadeye istinaden içinde bulunduğu hukuki durum sebebiyle söz konusu taahhütte bulunamayarak Doçentlik Bilgi Sistemi internet adresinde doçentlik başvurusunu tamamlayamamıştır.
Bunun üzerine doçentlik başvurusunun engellenmesine yönelik işlemin ve dayanağı Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı Yönetim Kurulunun 23/01/2019 tarih ve 2019/01 kararının iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
08/03/2018 tarih ve 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7085 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un dava konusu düzenleme tarihinde yürürlükte olan 4. maddesinde, "(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olması ya da değerlendirilmesi sebebiyle görevden uzaklaştırılan veya haklarında adli soruşturma ya da kovuşturma yapılan doçent adaylarının, görevden uzakta geçirdikleri süre boyunca veya adli soruşturma ya da kovuşturma sonuçlanıncaya kadar doçentlik başvurularına ilişkin işlemler durdurulur. Bunlardan haklarında kamu görevinden çıkarılma veya mahkûmiyet kararı verilenlerin doçentlik başvuruları iptal edilir." kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava konusu Üniversitelerarası Kurul kararının kanuni dayanağını dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarih itibarıyla 7085 sayılı Kanun’un 4. maddesi oluşturmaktadır.
7085 sayılı Kanun’un 4. maddesinde, terör örgütlerine veya MGK’ca devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olması ya da değerlendirilmesi sebebiyle yürütme organınca tesis edilen görevden uzaklaştırma ya da kamu kamu görevinden çıkarma şeklindeki idari işlemlere ya da yargı organınca yürütülen adli soruşturma veya kovuşturma ya da mahkemece verilen mahkûmiyet kararına bağlı olarak doçentlik başvurusunun durdurulmasına ve iptaline ilişkin tedbirler düzenlenmiştir.
7085 sayılı Kanun’un 4. maddesinin iptali istemiyle açılan davada, Anayasa Mahkemesinin 20/07/2023 tarih ve 32254 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 09/11/2022 tarih ve E:2018/80, K:2022/136 sayılı kararıyla;
"...115. Kuralda öngörülen terör örgütlerine veya MGK’ca devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olması ya da değerlendirilmesi sebebiyle görevden uzaklaştırılan veya haklarında adli soruşturma ya da kovuşturma yapılan doçent adaylarının görevden uzaklaştırıldıkları süre boyunca veya adli soruşturma ya da kovuşturma sonuçlanıncaya kadar doçentlik başvurularına ilişkin işlemlerin durdurulması ve bunlardan haklarında kamu görevinden çıkarılma veya mahkûmiyet kararı verilenlerin doçentlik başvurularının iptal edilmesi tedbirinin OHAL’in ilanına sebep olan tehdit veya tehlikelerin bertaraf edilmesi amacına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Ancak kural, sadece olağanüstü dönemde değil olağan dönemde de uygulanacak nitelikte olduğundan kurala ilişkin incelemenin Anayasa’nın olağan dönem kuralları yönünden öngördüğü denetim rejimine göre yapılması gerekir.
116\. Anayasa’nın “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.” hükmü yer almaktadır.
...
119\. Meslek hayatı ve buna bağlı kazanımlar ile sosyal statüyü etkileyen bir düzenlemenin sebep unsurunu özel hayata ilişkin davranışlar oluşturmamakla birlikte söz konusu düzenleme, sonuçları itibarıyla kişilerin özel hayatını önemli ölçüde etkileyebilir (AYM, E.2018/159, K.2019/93, 24/12/2019, § 16).
120\. Bununla birlikte özel hayata ilişkin herhangi bir nedene dayanmayan ve kişilerin mesleki hayatlarına ya da sosyal statülerine yönelik müdahaleler ya da tedbirler içeren her durumun doğrudan doğruya özel hayata saygı hakkı kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu türden müdahalelerin konu olduğu süreçler özel hayata saygı hakkının incelenmesini ve güvencelerinin harekete geçirilmesini sağlamaya elverişli olmalıdır. Mesleki hayata ve sosyal statüye yönelik olarak gerçekleştirilen müdahalelerin ya da alınan tedbirlerin kişilerin sosyal yaşamlarına ve çevreleriyle kuracakları iletişime, dolayısıyla özel hayatlarına dolaylı da olsa bir etkisinin olacağı öngörülebilir olsa da bu kapsamdaki gerçekleşmiş ya da gerçekleşmesi muhtemel etkinin meselenin özel hayata saygı hakkı kapsamında ele alınmasını gerekli kılacak ölçüde ciddi ve asgari bir ağırlık düzeyinde olduğunun ortaya konulması gerekir. Ağırlığın belirlenmesi ise her durumun kendine özgü koşulları çerçevesinde gerçekleştirilmelidir (bazı farklarla birlikte bkz. C.A.(3) [GK], B. No: 2018/10286, 2/7/2020, § 93).
...
122\. Dava konusu kural kapsamındaki kişilerin doçentlik başvurularının durdurulmasının ve/veya iptalinin temel sebebi Anayasa'ya aykırı faaliyetlerde bulunan oluşum ve yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olması ya da değerlendirilmesi sebebiyle görevden uzaklaştırılmaları veya haklarında adli soruşturma ya da kovuşturma yapılmasıdır. Bu sebebin özel hayat kapsamında kalan değerlerden herhangi birisiyle ilgili olmadığı açıktır. Dolayısıyla kural kapsamına giren kişilerin doçentlik başvurularının engellenmesinin sebep temelli yaklaşıma göre özel hayatla bağlantısının bulunduğu söylenemez (benzer yöndeki karar için bkz. AYM, E.2018/76, K.2022/125, 26/10/2022, § 75).
123\. Sonuç temelli yaklaşım yönünden inceleme yapıldığında ise öncelikle kuralda öngörülen sınırlamanın olumsuz etkilerinin kural kapsamındaki kişilerin açık hukuka aykırı eylemlerinin öngörülebilir sonuçları olup olmadığına bakılır. Bireylerin hukuka aykırılığı açık olan fiillerinin öngörülebilir sonuçlarının özel hayata saygı hakkının norm alanına temas eden bir yönü yoktur. Kural kapsamına giren kişilerin doçentlik başvurularının durdurulmasının ve/veya iptalinin bunların sosyal statülerine etkileri dikkate alınmalıdır. Söz konusu kişiler, Anayasa’ya aykırı faaliyetlerde bulunduğu değerlendirilen ve sonraki yargı kararlarıyla terör örgütü olduğuna hükmedilen bir oluşuma üyelikleri, mensubiyetleri veya iltisakları yahut bunlarla irtibatlı olmaları ya da değerlendirilmeleri sebebiyle görevden uzaklaştırılmaları veya haklarında adli soruşturma ya da kovuşturma yapılması gerekçesiyle kural konusu tasarrufa maruz kalmıştır. Bu durumda kural kapsamındaki kişilerin doçentlik başvurusuna bağlı doçentlik unvanı hakkından yararlandırılmamasının terör örgütlerine üyelik, mensubiyet veya irtibat ya da iltisaklarının bulunduğu gerekçesine dayanmış olmasının bunların sosyal statüsünü ve itibarını etkilediği tartışmasızdır. Anılan kişilerin bu durumdan duyacağı üzüntü ve ızdırabın özel hayata ilişkin değerlere temas ettiğini kabul etmek gerekir (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. AYM, E.2018/76, K.2022/125, 26/10/2022, § 76).
124\. Bu çerçevede kişilerin doçentlik başvurularına bağlı olarak doçentlik unvanını iktisap etme hakkından yararlandırılmamasını öngören kural, Anayasa’nın 20. maddesi kapsamındaki özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkına sınırlama getirmektedir.
...
126\. Buna göre özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkına sınırlama getirilirken temel hak ve özgürlüklerin sınırlanması rejimini düzenleyen Anayasa’nın 13. maddesinin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Anayasa’nın söz konusu maddesi uyarınca özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkına getirilen sınırlamaların kanunla yapılması, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebeplerine, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine uygun olması gerekir.
127\. Bu kapsamda özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkını sınırlamaya yönelik bir kanuni düzenlemenin şeklen var olması yeterli olmayıp kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması gerekir.
...
129\. Kuralda doçentlik başvurusunun durdurulmasına ve/veya iptaline yol açan sebepler herhangi bir tereddüde yer vermeyecek biçimde açık ve net olarak düzenlenmiştir. Dolayısıyla özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkına sınırlama getiren kuralın belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olduğu ve bu yönüyle kanunilik şartını taşıdığı anlaşılmaktadır.
...
131\. Akademik unvan olarak doçentlik unvanı verilecek kişilerin terör örgütlerine veya MGK’ca devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatlı olmamalarını öngören kuralın akademik faaliyet alanında güvenilirliğin sağlanmasına, millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması hususlarına yönelik meşru bir amaca hizmet ettiği anlaşılmaktadır.
132\. Diğer yandan temel hak ve özgürlüklere yönelik sınırlamaların demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olması, başka bir ifadeyle demokratik toplumda zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması gerekir.
133\. Doçentlik başvurusunun durdurulması ve/veya iptaline yönelik sınırlamaların akademik faaliyet alanında herhangi bir zafiyete meydan verilmemesi bakımından gereklilik taşımadığı söylenemez. Bununla birlikte doçentlik unvanının iktisabı, kişiye doğrudan kamu hizmetinde çalışma imkânı sağlamamaktadır. Doçentlik unvanını iktisap eden kişinin kamu hizmetinde çalışabilmesi için ayrıca kamu hizmetine girişte aranan şartları sağlaması gerekir. Kural kapsamında doçentlik başvurusu durdurulan ve/veya iptal edilen kişilerin hâlihazırda kamu görevinden çıkarılan veya haklarında mahkûmiyet kararı verilen dolayısıyla kamu hizmetine girme şartlarını kaybeden kişiler oldukları gözetildiğinde bu kişilerin anılan unvana bağlı olarak kamu görevlisi sıfatıyla devlet üniversitelerinde çalışma imkânlarının bulunmadığı açıktır. Öte yandan bu hususta vakıf üniversiteleri bakımından da bir farklılık bulunmamaktadır. Nitekim 2547 sayılı Kanun’un ek 8. maddesinde “Vakıfca kurulacak yüksekögretim kurumlarındaki akademik organlar, Devlet yükseköğretim kurumlarındaki akademik organlar gibi düzenlenir ve onların görevlerini yerine getirir. Öğretim elemanlarının nitelikleri Devlet yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanlarının niteliklerinin aynıdır. Devlet yükseköğretim kurumlarında çalışmaları yasaklanmış veya disiplin yoluyla bu kurumlardan çıkarılmış kişiler, vakıf yükseköğretim kurumlarında görev alamazlar.” denilerek doçent unvanını haiz olup devlet üniversitesinde çalışamayacak olan kişilerin vakıf üniversitelerinde de çalışamayacakları hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte kamu hizmetine giriş şartlarını sağlayamayan bu kişilerin özel sektörde çalışmalarına bir engel bulunmadığı açıktır.
134\. Doçentlik başvurusu iptal edilen kişilerin zaten kamu görevinden çıkarılan veya haklarında mahkûmiyet kararı verilen dolayısıyla kamu görevine girme şartlarını kaybeden kişiler oldukları gözetildiğinde bu kişilerin doçentlik başvurusunun iptalini öngören kuralın doçentlik unvanın kamu görevi dışında başka alanlarda kullanılmasına da engel teşkil ettiği görülmektedir. Doçentlik unvanının bilimsel yeterliliğe bağlı olarak iktisap edilebilecek bir unvan olduğu dikkate alındığında bu unvanın iktisabının dolayısıyla kamu görevi dışında kalan faaliyet alanlarında kullanımının engellenmesinin zorunlu bir toplumsal ihtiyaca cevap vermediği anlaşılmaktadır. Bu itibarla kuralla özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkına getirilen sınırlamanın demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
135\. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13. ve 20. maddelerine aykırıdır..." gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi kararlarının muhteviyatı, sonuç ve etkileri, geriye yürümesi ve söz konusu kararlardan önce yürürlükte olan Anayasa'ya aykırı kural döneminde tesis edilen işlemlere karşı açılan ve halen görülmekte olan davaların Anayasa Mahkemesi kararlarından ne şekilde etkileneceği hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Anayasa'nın 153. maddesinin 3. fıkrasında, "Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez"; 5. fıkrasında da, "İptal kararları geriye yürümez."; 6. fıkrasında ise, "Anayasa Mahkemesi Kararları Resmi Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." kuralları yer almaktadır.
Anayasa Mahkemesince bir kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemez. Aksine durum ise, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğu yönündeki hükme aykırılık oluşturur.
Ayrıca, Anayasa'nın 152. maddesinin 3. fıkrasında "...Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır." kuralına yer verilmiştir. Bu hükmün getiriliş amacı ve ruhu Anayasa Mahkemesinin verdiği iptal kararlarının, itiraz yoluna başvurulmasını isteyen kişi ya da kişiler tarafından açılan davaların yanı sıra, iptal edilen hüküm ya da hükümler esas alınarak hakkında uygulama yapılmış olan kişiler tarafından açılan ve görülmekte olan davalarda da dikkate alınmasını gerektirmektedir.
Bu hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da kanun hükmünde kararnamenin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin açmış olduğu davalarda da; hak veya menfaat ihlaline neden olan kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması halinde, iptal hükmünün uyuşmazlık yönünden değerlendirilmesi gerekeceği açıktır.
Bu durumda, dava konusu Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı Yönetim Kurulu kararı ile Kurul kararının uygulaması olarak davacının doçentlik başvurusunun engellenmesine yönelik işlemin dayanağının 7085 sayılı Kanun’un 4. maddesi olduğu ve anılan maddenin Anayasa Mahkemesince iptal edildiği göz önünde bulundurulduğunda, hukuki dayanağı ortadan kalktığı görülen dava konusu işlemlerde bu yönden hukuka uyarlık, dava konusu işlemlerin iptali yolundaki Daire kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2.Dava konusu işlemlerin iptaline ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 03/10/2023 tarih ve E:2020/1406, K:2023/4308 sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 08/09/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.