Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/2575
2025/2244
27 Ekim 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/2575
Karar No : 2025/2244
TEMYİZ EDENLER:1- (DAVACI): ... Yay. Gıda Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av....
2-(DAVALI): ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 14/06/2024 tarih ve E:2020/3770, K:2024/3780 sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 13/09/2014 tarih ve 29118 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değişik 38. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin yargı kararıyla iptal edildiğinden bahisle, bu düzenleme nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen 50.000,00-TL maddi, 5.000,00-TL manevi zararın, zarar tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazmini istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 14/06/2024 tarih ve E:2020/3770, K:2024/3780 sayılı kararıyla; Anayasa'nın 125. maddesi ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12. maddesi belirtilerek; Kamu idarelerinin, yürüttükleri hizmetin işleyişini sürekli kontrol etmek ve gerekli önlemleri almakla yükümlü oldukları, bu yükümlülüğün tam ve gereği gibi yerine getirilmemiş olması nedeniyle doğan zararların, hizmeti yürütmekle yükümlü bulunan idare tarafından tazmini gerektiği;
Maddi bir zararın varlığı ve var olan bu zararın kesin olarak ortaya çıkmış, miktar olarak belirli yani gerçek bir zarar olması halinde tazmin sorumluluğundan bahsedilebileceği;
Manevi tazminatın; kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracı olduğu ve zenginleşmeye yol açmayacak şekilde ve meydana gelen zararı giderecek oranda bir miktar belirlenmesinin uygun olacağı;
Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerektiği;
Davacının maddi tazminat istemi yönünden;
Uyuşmazlığa konu işlemden kaynaklı oluşan maddi zararın tespitine yönelik Dairelerinin 12/10/2022 ve 06/10/2023 tarihli ara kararları ile davacının iddia ettiği zararını tespit edebilmek amacıyla davacı ve davalı idareden Keçiören Özel ... Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinin 2012-2013; 2013-2014; 2014-2015; 2015-2016 eğitim öğretim yılları itibarıyla her iki dönem için ve her sınıf seviyesinde ayrı ayrı olmak üzere; toplam öğrenci sayısının, okula nakil gelen ve okuldan nakil giden toplam öğrenci sayısının, taban puan uygulaması olmaksızın gerçekleşen toplam nakil ve geçiş sayısının ve nakil ve geçişleri gerçekleşen öğrencilerin (gelen ve giden ayrı ayrı olmak üzere) kaçının daha yüksek puanlı okullara gittiğinin/daha düşük puanlı okullardan kuruma geldiğinin, 2014-2015 eğitim öğretim yılı için ilan edilen eğitim öğretim ücretinin ve anılan eğitim öğretim yılı için nakil giden öğrencilerden eğitim öğretim ücreti tahsil edilip edilmediğinin, tahsil edildi ise iadesinin yapılıp yapılmadığının sorulduğu;
Söz konusu ara kararlara cevaben davalı idarece sunulan bilgi ve belgenin incelenmesinden; kurumlar arasında yapılacak nakil ve geçişlerde aranan taban puan uygulamasının kaldırılmasına ilişkin 13/09/2014 tarih ve 29118 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değişik Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 38. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin yürütmesinin durdurulmasına yönelik Dairelerinin kararı gereği anılan düzenlemenin yalnızca 2014-2015 eğitim öğretim 1. döneminde uygulanma imkanı bulduğu, 2014-2015 eğitim öğretim yılı dışında diğer dönemlerde taban puanı daha yüksek olan okullara nakil ile giden öğrencinin bulunmadığının anlaşıldığı;
Bu çerçevede; 2014-2015 eğitim öğretim döneminde, davacıya ait okuldan 76 öğrencinin nakil ile ayrıldığı, özel okullar arası nakil ve geçişlerde puan uygulaması bulunmadığından, özel okula nakil ile giden 30 öğrencinin dikkate alınamayacağı, düzenlemenin yürürlükte olduğu dönemde 46 öğrencinin ise resmi devlet kurumlarına naklinin gerçekleştiği, merkezi sınav puanı ile öğrenci alan okullara nakil ve geçişlerde taban puanı uygulamasının bulunmamasından dolayı, naklen gidilen okulun taban puanından daha düşük puanı olmakla birlikte açık kontenjan bulunduğu için nakil talebi kabul edilerek nakilleri gerçekleştirilen 44 öğrencinin bulunduğu, 46 öğrenciden birinin şehit/gazi çocuğu olduğu ve dava konusu düzenlemenin kapsamında bulunmadığı, bir öğrencinin ise merkezi sınav puanından daha düşük puanlı okula gittiği, anılan dönem için 40 öğrencinin naklen geldiği, öte yandan; davacı şirkete ait özel okulun 2014-2015 eğitim öğretim yılı için eğitim öğretim ücretinin 8.500,00-TL olduğunun görüldüğü;
Yukarıda yer alan veriler uyarınca, kurumlar arasında yapılacak nakil ve geçişlerde aranan taban puan uygulamasının kaldırılması nedeniyle davacı şirketin uğradığı zararın tespitine yönelik olarak; -özel öğretim kurumlarının kurum açma izni ile işyeri açma ve çalışma ruhsatında belirtilen toplam kurum kontenjanından fazla öğrenci kaydı yapılamayacağı da dikkate alınarak- naklen gidilen okulun taban puanından daha düşük puanı olmakla birlikte açık kontenjan bulunduğu için nakil talebi kabul edilerek nakilleri gerçekleştirilen öğrenci sayısı ile davacı şirkete ait okula nakil ile gelen öğrenci sayısı arasındaki fark ile mahrum kalınan eğitim öğretim ücretinden kaynaklı oluşan zararın tazmini gerektiği;
Bu kapsamda; giden öğrenci sayısından (44), gelen öğrenci sayısının (40) düşülmesi sonucunda tespit edilen 4 öğrencinin eğitim öğretim ücretinden mahrum kalındığı, 1 öğrenci için 2014-2015 eğitim öğretim yılında belirlenen eğitim öğretim ücretinin 8.500,00-TL olduğu dikkate alındığında, 4 öğrenci nedeniyle mahrum kalınan eğitim öğretim ücretinin 34.000,00-TL olduğu, Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği'nin "Ücretlerin iadesi" başlıklı 56. maddesi uyarınca belirlenen eğitim öğretim ücretinin %10'u oranında ve varsa devam edilen döneme tekabül eden eğitim öğretim ücretine ilişkin tutarın kesinti yapılarak fazlaya ilişkin kısmın iadesi gerektiğinden, anılan toplam eğitim ücretinin %10’u olan 3.400,00-TL'nin de mahsup edilmesi suretiyle oluşan 30.600,00-TL zararın iptal davası tarihi itibarıyla işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiği;
Davacının manevi tazminat istemi yönünden ise;
Uyuşmazlıkta; manevi tazminatın belirtilen amaç ve niteliği esas alındığında; olayda, manevi tazminat takdir edilmesi için gerekli şartların oluşmadığı anlaşıldığından, davacı şirketin manevi tazminat isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle;
-Davacının maddi tazminat isteminin 30.600,00-TL'lik kısmının kabulü ile bu miktarın iptal davası tarihi itibarıyla işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine,
-Maddi tazminat isteminin kalan kısmı ile manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, nakil gelenlerin geldikleri okulların kendi okulu olduğu, dolayısıyla zararının devam ettiği ve tazminat hesaplanırken gelen öğrencilerin hesaptan çıkarılmaması gerektiği, 2014-2015 eğitim öğretim yılında olmayan öğrencilerin doğal olarak 2015-2016 döneminde de bulunamayacakları, bu nedenle 2015-2016 dönemindeki zararı da hesaplanarak maddi tazminat isteminin tamamının kabulü gerektiği, ayrıca nakiller nedeniyle kapanma tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı, bu nedenle itibarının zedelendiği ve manevi zarara uğradığı, manevi tazminat isteminin kabulü gerektiği, davanın reddine ilişkin Daire kararında hukuki isabet bulunmadığı ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, taban puan uygulamasının kaldırılmasına ilişkin düzenleme yargı kararı ile iptal edilmiş ise de davacının zararının doğduğunu ileri sürdüğü nakil ve geçişlerin bu düzenlemenin zorunlu sonucu olmadığı, düzenleme sonucunda oluşan yeni hukuki durum ve imkanlar dahilinde öğrenci ve velilerin talebiyle nakillerin gerçekleştiği, bu düzenleme nedeniyle okuldan nakiller var ise de bunun ne kadar olduğu hususunun tam ve doğru olarak tespit edilemeyeceği, davacı tarafından işletilen okullardan diğer okullara nakillerin söz konusu düzenlemeye bağlı olarak gerçekleştiğinin kabulünün bir varsayımdan ibaret olduğu, dolayısıyla taban puan uygulamasının kaldırılmasına bağlı olarak naklen giden öğrenciler nedeniyle davacının ileri sürdüğü zararın, ortaya çıkmış miktar olarak ölçülebilen, bir diğer ifadeyle gerçek zarar olmadığı, davacının zararı ile idarenin yaptığı düzenleme arasında nedensellik bağının, idarenin tazmin sorumluluğunun doğmasını gerektirecek ağırlık ve nitelikte kurulamadığı, diğer yandan bir işlemin hukuka aykırı bulunarak iptal edilmiş olmasının her durumda idarenin tazmin sorumluluğunu doğurmadığı, bu nitelikte bir sorumluluktan bahsedebilmek için hukuka aykırılığın bir dereceye kadar ağır ve önemli olması gerektiği gibi zararın da kesin olarak ortaya çıkmış olması gerektiği, somut uyuşmazlıkta da bu koşulların oluşmadığı belirtilerek temyize konu Daire kararının davacının maddi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacı ve davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Özel sağlık meslek lisesi kurucusu olan davacı şirket tarafından, Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 13/09/2014 tarih ve 29118 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değişik 38. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin, yürürlükteki mevzuatın dikkate alınması suretiyle yatırım yapılarak öğrenci kaydının gerçekleştirildiği ancak dava konusu düzenleme sonrası pek çok öğrencinin başka okullara nakillerini yaptırdığı, bunun hukuki güvenlik ilkesine aykırı olduğu, ortaöğretim kurumları arasında nakil ve geçişlerde taban puan uygulanmasından vazgeçilmesinin adaletsizliğe yol açacağı, sınav uygulamasının önem ve fonksiyonunu yitireceği öne sürülerek iptali istemiyle açılan davada; Danıştay Sekizinci Dairesinin 24/12/2014 tarih ve E:2014/9354 sayılı kararıyla yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne; 29/05/2019 tarih ve E:2014/9354, K:2019/5204 sayılı kararıyla da dava devam ederken 01/09/2018 tarih ve 30522 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Yönetmelik değişikliğiyle; merkezi sınavla öğrenci alan okulların açık kontenjanlarına, öğrencinin merkezi sınav puanının naklen gitmek istediği okuldaki aynı sınıf seviyesinde yerleştirme sonucunda oluşan en düşük puanlı öğrencinin puanından az olmaması kaydıyla puan üstünlüğüne göre yapılacağının hüküm altına alındığı belirtilerek işbu dava konusu Yönetmelik maddesinin ilgili fıkrası hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmiş, davacının temyiz başvurusu üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/12/2019 tarih ve E:2019/2638; K:2019/7010 sayılı kararı ile söz konusu kararın onanmasına karar verilmiştir.
Diğer yandan, davacı ile aynı sebeplerle dava konusu 38. maddenin 1. fıkrasının (a) bendinin iptali istemiyle açılan başka bir davada Danıştay Sekizinci Dairesinin 19/04/2017 tarih ve E:2014/10748, K:2017/3128 sayılı kararıyla; davaya konu değişiklik öncesi nakil ve geçişlerde öğrencinin yerleştirmeye esas puanının naklen gitmek istediği okulun yerleştirmeye esas taban puanından az olmaması şartının aranmasının, ortaöğretim kurumlarında yarışma esasına dayanan yerleştirme usulleri ile sağlanmak istenen homojen yapının oluşturulması ve korunması amacına yönelik olmasına karşın; dava konusu düzenleme ile taban puan uygulamasının kaldırılmasının, ortaöğretim kurumlarının homojen yapısının bozulmasına neden olacağı, öğrenci profili yönünden ortaöğretim kurumlarında standardın oluşturulması ve öğrencinin kendi seviyesine uygun olarak, yeteneğinin geliştirmesi suretiyle gerekli bilgi, beceri ve davranışları edinmesi zorunluluğunu ihlal edeceği, bu bağlamda; dava konusu düzenlemenin, yarışma esasına dayanan sınav usulünün özünü zedeleyeceği ve adaletsiz uygulamalara yol açarak, ortaöğretim kurumlarındaki sınav usulü ile oluşturulmak istenilen homojen yapının bozulmasına neden olacağı belirtilerek hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmış ve anılan bendin iptaline karar verilmiş, davalı idarenin temyiz istemi üzerine de Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/02/2019 tarih ve E:2017/2315; K:2019/782 sayılı kararı ile bu kararın onanmasına karar verilmiştir.
Davacı tarafından Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/12/2019 tarih ve E:2019/2638; K:2019/7010 sayılı onama kararının kendisine tebliği üzerine, Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 13/09/2014 tarih ve 29118 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değişik 38. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin yargı kararıyla iptal edildiğinden bahisle bu düzenleme nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen 50.000,00-TL maddi, 5.000,00-TL manevi zararın, zarar tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinde;
"1. (Değişik: 10/6/1994-4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır:
a) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 21/9/1995 tarihli ve E:1995/27, K:1995/47 sayılı kararı ile; Yeniden Düzenleme: 8/6/2000-4577/5 md.) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları,
b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları,
c) (Değişik: 18/12/1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar.
2\. İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.
3\. (Mülga: 2/7/2018 - KHK-703/185 md.)" hükmüne,
"İptal ve tam yargı davaları" başlıklı 12. maddesinde ise;
"İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare
ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde idari dava türleri; idarî işlemler hakkında menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olarak belirlenmiştir.
Anılan madde uyarınca iptal davasına ancak idari işlemler konu olabilirken, tam yargı davasına hem idari işlem hem de idari eylemler konu olabilmektedir. Diğer yandan, iptal davası açabilmek için dava konusu yapılmak istenen idari işlem ya da eylemin davacının mutlaka kişisel bir hakkını ihlal etmesi gerekmez iken tam yargı davası açabilmek için bir işlem ya da eylemin doğrudan bir kişisel hakkı ihlal etmesi zorunludur.
Bir diğer deyişle, tam yargı davasında, bir işlem veya eylemin davacının maddi veya manevi zarara uğramasına ya da malvarlığında eksilmeye yol açmış olması gerekir. Zira iptal davası objektif nitelikte bir dava iken tam yargı davası subjektif bir dava niteliğindedir. İptal davasında bir idari işlemin objektif hukuk kurallarına aykırı olduğu iddia edilerek iptali talep edilmekte ve yargı yeri de bu iddianın doğru olup olmadığını araştırmaktadır. İşlem iptal edildiğinde iptal hükmü, hukuk aleminde objektif etki gösterirken tam yargı davasında, bir idari eylem veya işlem nedeniyle subjektif bir hakkın ihlal edildiği iddia edilmekte ve davalıya bir yükümlülük yüklenmekte ve bu dava kabul edilerek yükümlülük yüklendiğinde hüküm, davacı ile davalı idare arasında subjektif bir bağlantının açıklanması şeklinde tecelli etmektedir (GÜNDAY Metin, İdari Yargılama Hukuku, 2022, Ankara, s.134).
2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinde menfaati ihlal ettiği ileri sürülen bir idari işlem nedeniyle açılacak iptal davasının koşulları belirlenmiş, yukarıda metnine yer verilen 12. maddesinde ise; davacının, bu işlem nedeniyle doğrudan tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davasını birlikte açabileceği gibi iptal davasından sonra veya işlemin icrasından sonra da tam yargı davasını açabileceği hükme bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, özel sağlık meslek lisesi kurucusu davacı tarafından, ortaöğretim kurumları arasındaki geçişlerde taban puan uygulamasını kaldıran Yönetmelik değişikliği nedeniyle iptal davası açıldığı, yargı yerince, taban puan uygulamasının kaldırılmasının, ortaöğretim kurumlarının homojen yapısının bozulmasına neden olacağı, öğrenci profili yönünden ortaöğretim kurumlarında standardın oluşturulması ve öğrencinin kendi seviyesine uygun olarak, yeteneğinin geliştirmesi suretiyle gerekli bilgi, beceri ve davranışları edinmesi zorunluluğunu ihlal edeceği, bu bağlamda; yarışma esasına dayanan sınav usulünün özünü zedeleyeceği ve adaletsiz uygulamalara yol açacağı gerekçesiyle dava konusu düzenlemenin iptaline karar verildiği, bu karar sonrasında ise davacı tarafından bu kez kurucusu olduğu liseye 2014-2015 eğitim öğretim yılında kaydını yaptıran öğrencilerin bir kısmının söz konusu 38. maddenin 1. fıkrasının (a) bendindeki değişiklik nedeniyle başka liselere geçiş yaptığı, bu durumun kendisini maddi zarara uğrattığı, ayrıca çok sayıda geçiş olduğu için kapanma tehlikesi ile karşılaştığı ve itibarının da zedelendiği ileri sürülerek işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında uyuşmazlığa bakıldığında;
Öncelikle, davacı tarafından düzenleyici işlem olan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 13/09/2014 tarih ve 29118 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değişik 38. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin iptali istemiyle açılan davada, düzenlemenin hukuka aykırı olduğu yönündeki iddialar yerinde görülmüş ve düzenlemenin iptaline karar verilmiştir. Bu kararlarda, yargı yerlerince dosyada, herhangi bir uygulama işleminin dava konusu edilmediği ve düzenleyici işlemin de genel nitelikte kural belirlediği hususları dikkate alınarak davacı özelinde herhangi bir değerlendirme yapılmayıp objektif nitelikte değerlendirmeler yapıldığı ve sonuç itibarıyla iptal kararı verildiği görülmektedir.
Bu kapsamda, her ne kadar uyuşmazlığın temelini oluşturan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 38. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi hakkında bir iptal kararı bulunmakta ise de objektif nitelikteki bu kararın davacı açısından doğrudan tazminat hakkı doğurduğundan söz etmek mümkün değildir.
Diğer yandan, davacının kurucusu olduğu liseden taban puan uygulamasının kaldırılması nedeniyle geçişler yapılması ihtimalinin bulunduğu kabul edilebilir ise de yapılan geçişlerin salt bu sebeple olduğunun tam ve doğru olarak tespiti mümkün olmayıp, mevzuatta yer alan farklı sebeplerle de geçişler yapılabileceği açıktır.
Ayrıca, söz konusu geçişler taban puan uygulamasını kaldıran düzenlemenin doğrudan sonucu olmayıp, kişilerin talebi üzerine gerçekleştiğinden düzenleyici işlemin davacının bir hakkını ihlal ettiğinden bu sebeple de bahsedilemeyeceği, bu kapsamda Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 13/09/2014 tarih ve 29118 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değişik 38. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ile uğranıldığı ileri sürülen zarar arasında nedensellik bağının kurulamadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, davacı tarafından düzenleyici işlemin yargı kararıyla iptal edildiğinden bahisle, bu düzenleme nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararın tazmini talep edilen uyuşmazlıkta, davalı idarenin 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi kapsamında tazmin sorumluluğu bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Kaldı ki, salt davacının düzenlemenin iptali istemiyle dava açmış olmasının doğrudan tazminat hakkı doğurduğundan da söz edilemeyeceği, tam yargı davasının koşullarının ayrıca değerlendirileceği tabiidir.
Bu durumda, davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu Daire kararının kabule ilişkin kısmında hukuka uyarlık, redde ilişkin kısmında sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacının temyiz isteminin reddine,
2\. Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 14/06/2024 tarih ve E:2020/3770, K:2024/3780 sayılı kararının davanın reddine ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3\. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,
4\. Daire kararının davacının maddi tazminat isteminin ...-TL'lik kısmının kabulüne ilişkin kısmının BOZULMASINA,
5\. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
6\. Kesin olarak, 27/10/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu, taraflarca dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, tarafların temyiz istemlerinin reddi ve temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.