Danıştay danistay 2024/2401 E. 2025/1514 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/2401
2025/1514
9 Temmuz 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/2401
Karar No : 2025/1514
TEMYİZ EDEN (DAVALI YANINDA MÜDAHİL): ... Üniversitesi
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Kurulu Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) :...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının Ankara Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Biriminde ... olarak görev yaptığı dönemdeki eylem ve işlemleri nedeniyle Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 11. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca kamu görevinden çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ve bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla;
Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 11. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendinde, kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak fiilinin, kamu görevinden çıkarma cezasını gerektireceği hükmüne yer verildiği,
Disiplin cezası verilebilmesi için, ilgililere isnat edilen ve disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin gerçekleştiğinin hukuken itibar edilebilecek somut delillerle şüpheye yer verilmeksizin ortaya konulması gerektiği hususu disiplin hukukunun temel ilkelerinden olup, bu kapsamda ilgiliye isnat edilen fiilin sübut bulup bulmadığının yapılacak soruşturma ile ortaya konulması gerektiği,
Olayda, her ne kadar davacının Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Biriminde ... olarak görev yaptığı dönemde, proje yürütücülerinin imzalarını taklit ederek, proje öngörüsünde yer almayan kalemlerin proje yürütücüsünün haberi olmadan öngörülere eklendiği, satın alımların yapıldığı veya yapılmış gibi gösterildiği, izinliyken dahi işe gelerek mevzuata aykırı işlemleri yapmaya devam ettiği, bazı zamanlarda ise, izinli olmadığı halde, usulsüz alımlarda şüphe çekmemek amacıyla başka bir memura vekalet verdiği, doğum iznine ayrıldığı 31/10/2011-17/02/2012 tarihleri arasında doğum izni dolayısıyla verilen vekalet dönemlerinde usulsüz işlemler yapılabilecekken yapılmadığı, ilerde yapılacak bir imza incelemesini bertaraf etmek üzere kısa ve paraf şeklinde imzalar attığı, projelerde ne kadar para kaldığının hocalara söylenmemesi yönünde talimat verdiği, alım yapılan firmalarla arasının iyi olduğu ve onlardan hediyeler aldığı, rektör yardımcısı ...'nin adını kullanarak her türlü işlemi yaptırdığı, bu suretle usulsüz alımlar yaparak kurumu zarara uğrattığının ileri sürüldüğü,
Uyuşmazlıkta; sahte olduğu ileri sürülen imzalar üzerinde soruşturma aşamasında yaptırılan imza incelemesi sonucunda düzenlenen kriminal raporda, söz konusu imzaların davacının elinden çıktığı yönünde bir tespit yapılmadığı gibi imzaların fazlaca el hareketi ve kaligrafi özellik içermemesi nedeniyle gerek davacı, gerekse de diğer şahısların elinden çıktığı konusunda da bir kanaat belirtilemediği, dolayısıyla, sahte imza iddiası bakımından her türlü şüpheden uzak, somut ve kesin delillerin ortaya konulamadığı; yine, otomasyon sistemi üzerinde yapılan inceleme sonucunda, söz konusu alımlarla ilgili yürütülen işlemlerde davacının şifre ve bilgisayarı ile yapılan bir işlemin olduğuna yönelik bir tespit olmadığı; diğer yandan, davacının izinli olduğu dönemde dahi işe gelmesinin, tek başına isnat edilen suçu işlediği anlamına gelmeyeceği; ilerde yapılacak imza incelemesini bertaraf etmek amacıyla kısa imzalar atttığı yönündeki iddianın ise soyut iddiadan öteye geçemediği,
Ayrıca, davacının, projelerden artan paraların, diğer projeler için kullanılacağından bahisle proje yürütücülerine söylenmemesi yönünde birim çalışanlarına emir verdiğini kabul ettiği ileri sürülmekte ise de, anılan hususun da, davacının söz konusu suçu işlediğini göstermeyeceği, kaldı ki, Yükseköğretim Kurumları Bütçelerinde Bilimsel Araştırma Projeleri İçin Tefrik Edilen Ödeneklerin Özel Hesaba Aktarılarak Kullanımı, Muhasebeleştirilmesi ile Özel Hesabın İşleyişine İlişkin Esas ve Usuller'in "Özel hesap dönemi ve devir" başlıklı 11. maddesinin 2. fıkrasında, özel hesaba aktarılan tutarlardan herhangi bir bilimsel araştırma projesine ayrılan tutarın kullanım imkanının kalmaması halinde, söz konusu tutarların diğer bilimsel araştırma projelerinin finansmanında kullanılabileceği belirtildiğinden, söz konusu husus yönünden araştırma yapılmadığı,
Davacının, alım yapılan firmalarla arasının iyi olduğu ve onlardan hediyeler aldığı iddiasıyla ilgili olarak ise, birimde görev yapan personelin, çelişkili ve başkasından duyulduğu anlaşılan ifadeleri dışında herhangi bir delil bulunmadığı, dolayısıyla, davacının yaşamında önemli hukuksal sonuç doğuracak eylemlerin hiçbir kuşkuya yer verilmeyecek şekilde ortaya konulamadığı gibi davacıya isnat edilen zimmet suçu bakımından, davacının ve yakınlarının malvarlığı üzerinde herhangi bir araştırma yapılmadığı, diğer yandan, Üniversite tarafından hazırlanan inceleme raporunda, davacının izinde olduğu zamanlarda da usulsüz işlemler yapıldığı, bu işlemleri yapan personelin de suça iştirak ettiği yönünde iddialara yer verildiği halde, anılan kişilerle ilgili olarak soruşturma yapılmadığı, söz konusu hususlar araştırılmadan eksik inceleme sonucu karar verildiği; soruşturma raporunda yer alan usulsüz işlemlerle ilgili tabloda, söz konusu işlemlerin ağırlıklı olarak Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında yapıldığı görüldüğünden, davacının doğum iznine ayrıldığı 31/10/2011-17/02/2012 tarihleri arasında verilen vekalet dönemlerinde usulsüz işlemler yapılabilecekken yapılmadığı yönündeki iddianın da somut delilerle desteklenmediğinin görüldüğü,
Bu durumda, davacının kamu görevinden çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı,
Öte yandan, Anayasa’nın 125. maddesinde yer alan, "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." hükmü gereğince, hukuka aykırılığı saptanan işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının davanın açıldığı 29/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 04/03/2016 tarih ve E:2015/9889, K:2016/2022 sayılı kararıyla;
Her ne kadar davacıya isnat edilen fiil ve hallerin gerçekleştiğinin hukuken itibar edilebilecek somut delillerle şüpheye yer verilmeksizin ortaya konulamadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de; davacı hakkında zimmet suçunu işlediğinden bahisle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca açılan ... sayılı soruşturmanın halen devam ettiğinin dosyada bulunan bilgi ve belgelerden anlaşıldığı,
Dolayısıyla, davacı ve ilgili birimde çalışan diğer görevliler hakkında daha kapsamlı bir şekilde adli yargıda yürütülen süreç neticesinde verilecek kararın, dava konusu disiplin cezasına esas alınan fiilin gerçekleşip gerçekleşmediği yönünden durumunu etkileyeceği sonucuna ulaşıldığı,
Bu durumda, İdare Mahkemesince, adli yargıda devam eden soruşturma süreci bitiminde alınacak karar sonucuna ve safahatına göre bir karar verilmesi gerekirken, isnat edilen fiillerin her türlü şüpheden uzak somut deliller ile sübuta ermediğinden bahisle verilen kararda hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla;
Danıştay Sekizinci Dairesinin bozma kararı üzerine Mahkemelerinin 15/03/2017, 14/07/2017 ve 26/01/2018 tarihli ara kararlarıyla, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından söz konusu ceza soruşturmasına ilişkin bilgi ve belgelerin istenildiği, anılan Başsavcılık tarafından gönderilen 07/03/2018 tarihli yazıda; Başsavcılıklarınca yürütülmekte olan ... sayılı soruşturmada, 02/01/2018 tarihinde ayırma kararı verilerek Başsavcılığın ... soruşturma sırasına kayıt edildiği ve davacı ... ile diğer şikayet edilenler A.K.Y., A.R.G., A.Ç., A.A., A.B., A.Ö., Ç.U., E.D., E.Ç., F.A., G.K.Y., H.Ç, H.A., M.A., ..., R.H.Y., V.F. ve Z.E. hakkındaki suçun zimmet suçu olmayıp, dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik ve görevi ihmal suçlarına vücut verdiği, söz konusu suçların soruşturma yetkisinin de 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu uyarınca ilgili Üniversite veya Yükseköğretim Kurulu Başkanlığında olduğu gerekçesiyle ...sayı karar ile Ankara Üniversitesi Rektörlüğüne görevsizlik kararı verildiği, ... soruşturma sayılı dosyasında ise şüpheliler A.Ö., A.E.Ü., A.Ç.Ö., A.Y., A.Ö., E.Y., E.K., H.B., İ.Ö., M.S.Ç., Ö.T.K., Ö.Ç.Ö., S.T. ve V.T. hakkında iddianame düzenlendiği şeklinde cevap verildiğinin görüldüğü, dolayısıyla halihazırda davacı hakkında söz konusu suçlarla ilgili olarak yürütülen bir soruşturmanın kalmadığının anlaşıldığı,
Olayda, her ne kadar davacının Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Biriminde ... olarak görev yaptığı dönemde, proje yürütücülerinin imzalarını taklit ederek, proje öngörüsünde yer almayan kalemlerin proje yürütücüsünün haberi olmadan öngörülere eklendiği, satın alımların yapıldığı veya yapılmış gibi gösterildiği, izinliyken dahi işe gelerek mevzuata aykırı işlemleri yapmaya devam ettiği, bazı zamanlarda ise, izinli olmadığı halde, usulsüz alımlarda şüphe çekmemek amacıyla başka bir memura vekalet verdiği, doğum iznine ayrıldığı 31/10/2011-17/02/2012 tarihleri arasında doğum izni dolayısıyla verilen vekalet dönemlerinde usulsüz işlemler yapılabilecekken yapılmadığı, ilerde yapılacak bir imza incelemesini bertaraf etmek üzere kısa ve paraf şeklinde imzalar attığı, projelerde ne kadar para kaldığının hocalara söylenmemesi yönünde talimat verdiği, alım yapılan firmalarla arasının iyi olduğu ve onlardan hediyeler aldığı, rektör yardımcısı ...'nin adını kullanarak her türlü işlemi yaptırdığı, bu suretle usulsüz alımlar yaparak kurumu zarara uğrattığının ileri sürüldüğü,
Uyuşmazlıkta; sahte olduğu ileri sürülen imzalar üzerinde soruşturma aşamasında yaptırılan imza incelemesi sonucunda düzenlenen kriminal raporda, söz konusu imzaların davacının elinden çıktığı yönünde bir tespit yapılmadığı gibi imzaların fazlaca el hareketi ve kaligrafi özellik içermemesi nedeniyle gerek davacı, gerekse de diğer şahısların elinden çıktığı konusunda da bir kanaat belirtilemediği, dolayısıyla, sahte imza iddiası bakımından her türlü şüpheden uzak, somut ve kesin delillerin ortaya konulamadığı; yine, otomasyon sistemi üzerinde yapılan inceleme sonucunda, söz konusu alımlarla ilgili yürütülen işlemlerde davacının şifre ve bilgisayarı ile yapılan bir işlemin olduğuna yönelik bir tespit olmadığı; diğer yandan, davacının izinli olduğu dönemde dahi işe gelmesinin, tek başına isnat edilen suçu işlediği anlamına gelmeyeceği; ileride yapılacak imza incelemesini bertaraf etmek amacıyla kısa imzalar atttığı yönündeki iddianın ise soyut iddiadan öteye geçemediği,
Ayrıca, davacının, projelerden artan paraların, diğer projeler için kullanılacağından bahisle proje yürütücülerine söylenmemesi yönünde birim çalışanlarına emir verdiğini kabul ettiği ileri sürülmekte ise de, anılan hususun da, davacının söz konusu suçu işlediğini göstermeyeceği, kaldı ki, Yükseköğretim Kurumları Bütçelerinde Bilimsel Araştırma Projeleri İçin Tefrik Edilen Ödeneklerin Özel Hesaba Aktarılarak Kullanımı, Muhasebeleştirilmesi ile Özel Hesabın İşleyişine İlişkin Esas ve Usuller'in "Özel hesap dönemi ve devir" başlıklı 11. maddesinin 2. fıkrasında, özel hesaba aktarılan tutarlardan herhangi bir bilimsel araştırma projesine ayrılan tutarın kullanım imkanının kalmaması halinde, söz konusu tutarların diğer bilimsel araştırma projelerinin finansmanında kullanılabileceği belirtildiğinden, söz konusu husus yönünden araştırma yapılmadığı,
Davacının, alım yapılan firmalarla arasının iyi olduğu ve onlardan hediyeler aldığı iddiasıyla ilgili olarak ise, birimde görev yapan personelin, çelişkili ve başkasından duyulduğu anlaşılan ifadeleri dışında herhangi bir delil bulunmadığı, dolayısıyla, davacının yaşamında önemli hukuksal sonuç doğuracak eylemlerin hiçbir kuşkuya yer verilmeyecek şekilde ortaya konulamadığı gibi davacıya isnat edilen zimmet suçu bakımından, davacının ve yakınlarının malvarlığı üzerinde herhangi bir araştırma yapılmadığı, diğer yandan, Üniversite tarafından hazırlanan inceleme raporunda, davacının izinde olduğu zamanlarda da usulsüz işlemler yapıldığı, bu işlemleri yapan personelin de suça iştirak ettiği yönünde iddialara yer verildiği halde, anılan kişilerle ilgili olarak soruşturma yapılmadığı, söz konusu hususlar araştırılmadan eksik inceleme sonucu karar verildiği; soruşturma raporunda yer alan usulsüz işlemlerle ilgili tabloda, söz konusu işlemlerin ağırlıklı olarak Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında yapıldığı görüldüğünden, davacının doğum iznine ayrıldığı 31/10/2011-17/02/2012 tarihleri arasında verilen vekalet dönemlerinde usulsüz işlemler yapılabilecekken yapılmadığı yönündeki iddianın da somut delilerle desteklenmediğinin görüldüğü,
Bu durumda, davacının kamu görevinden çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı,
Öte yandan, Anayasa’nın 125. maddesinde yer alan, "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." hükmü gereğince, hukuka aykırılığı saptanan işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının davanın açıldığı 29/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 01/11/2018 tarih ve E:2018/5012, K:2018/6277 sayılı kararıyla;
... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve...sayılı kararı üzerine, davaya konu olay nedeniyle Ankara Üniversitesi Rektörlüğünce oluşturulan kurul tarafından, lüzum-u muhakeme kararı verilmişse de, Danıştay Birinci Dairesinin 24/04/2018 tarih ve E:2018/573, K:2018/658 sayılı kararıyla, 2547 sayılı Kanun'un 53-c/5 maddesi uyarınca, iştirak halinde işlenen suçların soruşturulmasında, şüpheliler hakkında son soruşturma açılıp açılmamasına görev itibarıyla üst dereceli olan ve aynı soruşturma kapsamında soruşturulan rektör yardımcısı hakkında karar vermesi gereken Yükseöğretim Kurulu üyelerinden oluşturulacak kurulca karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle lüzum-u muhakemeye ilişkin verilen kararın bozulmasına karar verildiği, Danıştay Birinci Dairesinin anılan kararı üzerine, 2547 sayılı Kanun'un 53-c/5 maddesi uyarınca, lüzum-u muhakemeye ilişkin sürecin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığında devam ettiğinin anlaşıldığı,
Dolayısıyla, İdare Mahkemesinin davacı hakkında halihazırda yürütülen bir soruşturmanın kalmadığı gerekçesine katılmanın mümkün olmadığı,
Ayrıca, Danıştayın yerleşik içtihatlarına göre disiplin soruşturması ile ceza yargılaması süreçlerinin birbirinden bağımsız olduğu konusunda bir tereddüt bulunmadığı, ceza yargılaması ile disiplin süreci arasında amaç, kapsam, usul ve sonuçları bakımından temel nitelik farklarının bulunduğu,
Bununla birlikte; disiplin soruşturmalarında, hakkında soruşturma yürütülen kişilere suçlama yöneltilirken; isnat olunan eylemlerin birtakım hesaplamalara, varsayım temelli kabullere dayalı olmaksızın her türlü şüpheden uzak, somut, kesin, yeterli ve inandırıcı delillerle, tam bir vicdani kanaat oluşturacak şekilde ortaya konulması gerektiği,
Dava konusu olay nedeniyle Yükseköğretim Denetleme Kurulunca Ankara Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü Biriminde Yaşanan Mali Yolsuzluklar Hakkındaki Rapor'un düzenlendiği, davacı ve diğer şüpheliler hakkında disiplin ve ceza soruşturmasının yapıldığı, tüm delillerin dikkate alınması suretiyle hangi fiilin, ne zaman, nasıl, ne şekilde işlediğinin somut, hukuken kabul edilebilir ve kesin delillerle, şüpheye yer vermeyecek açıklıkta ortaya konularak, dava konusu işlemin tesis edildiğinin anlaşıldığı,
Bu bağlamda, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, davacının, disiplin soruşturması kapsamında sübuta eren eylemlerinin, kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici nitelikte bulunduğu, kamu görevinden çıkarma cezasını gerektiren eylem ve haller arasında değerlendirilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığından, eylemlerin niteliği, oluş şekli ve ağırlığı göz önüne alınmak suretiyle tesis edilen dava konusu kamu görevinden çıkarma cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin karar düzeltme aşamasında verdiği 28/01/2021 tarih ve E:2019/3176, K:2021/436 sayılı kararıyla;
Ceza hukuku ile disiplin hukuku arasında amaç, kapsam, usul ve sonuçları bakımından farklılıkların olduğu, ceza yargılamasında suçun niteliği ve delillerin takdirinde uygulanan ilke ve kurallar ile disiplin hukuku açısından uygulanan ilke ve kurallar birbirinden farklı olduğundan, idarenin ilgili hakkında disiplin cezası vermemesi, ceza mahkemelerince ceza verilmesine hukuki engel oluşturmayacağı gibi aynı şekilde ceza yargılaması sonucu verilen kararın, disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmeyeceği, aksi uygulamanın, disiplin hukukunun amacı ve kendine özgü kurallarıyla bağdaşmayacağı,
İdari yargı mercilerince, ceza mahkemesi kararından bağımsız olarak dava dosyasındaki disiplin soruşturmasına ilişkin bilgi, belgeler ve tanık ifadeleri çerçevesinde davacının isnat edilen eylemleri işleyip işlemediği ve bu eylemlerin disiplin suçu oluşturup oluşturmadığı hakkında inceleme yapılarak karar verilmesi esas olup, maddi olayın açıklığa kavuşturulması için resen araştırma yetkisi kapsamında ceza yargılaması sırasında alınan sanık ve tanık ifadeleri, bilirkişi raporları gibi maddi delillerin ve yargılama sonucunda verilen ceza mahkemesi kararının ve bu karardaki tespitlerin kullanılmasının da mümkün olduğu,
Ayrıca; ceza kanunundaki bir suç tipinin aynıyla disiplin hukukuna aktarıldığı durumlarda bu suçlar bakımından suçun unsurları her iki ceza sisteminde de aynı olduğundan ceza yargılamasında verilen hükmün disiplin hukukunu da doğrudan etkileyeceği,
Diğer taraftan, hukukumuzda hangi fiillerin yüz kızartıcı ve utanç verici eylem kapsamında yer aldığına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerin tümünün önceden öngörülmesinin ve tespitinin olanaksız olduğu, söz konusu hareketlerin tek tek ortaya konulmasının mümkün olmadığı hususları dikkate alındığında, ceza kovuşturması neticesinde verilecek kararın disiplin hukuku açısından kişilere yöneltilen suçlamanın yüz kızartıcı ve utanç verici bir suç olup olmadığının tespiti için disiplin makamlarına ve idari yargı mercilerine karine teşkil edeceği,
Bu durumda, Mahkemesince konuya ilişkin lüzum-u muhakeme sürecinin de devam ettiği dikkate alınarak, davacının bilimsel araştırma projeleri koordinatörü olarak görev ve sorumluluğunun bulunduğu bilimsel araştırma projelerinde yapılan usulsüzlüklere ilişkin tesis edilen disiplin cezasına dayanak fiilleri için yapılacak yeniden değerlendirme sonucunda karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla;
... Cumhuriyet Başsavcılığının... tarih ve K:...sayılı kararı üzerine, dava konusu olay nedeniyle Ankara Üniversitesi Rektörlüğünce oluşturulan kurul tarafından, lüzum-u muhakeme kararı verilmişse de, Danıştay Birinci Dairesinin 24/04/2018 tarih ve E:2018/573, K:2018/658 sayılı kararıyla, lüzum-u muhakemeye ilişkin verilen kararın bozulmasına karar verildiği; bu kez Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca verilen ... tarih ve ... sayılı lüzum-u muhakeme kararının ise Danıştay Birinci Dairesinin 15/10/2019 tarih ve E:2019/1411, K:2019/1405 sayılı kararıyla, şüphelilerle isnat edilen suçlar arasında illiyet bağı kurularak suçlarla şüphelilerin ayrıştırılması, şüphelilere atılı zimmet suçunun vasfının değiştiği göz önüne alınarak atılı suçlar nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanunu'na uygun olarak tekrar ifadelerine başvurulması, fezlekede 26 adet proje dosyası ayrı ayrı ele alınarak şüphelilere isnat edilen her bir suçun, hangi eylemleri sebebiyle bu suçta yer aldıklarının ortaya konulması, her bir şüpheliye atılı suçun belirtilmesi suretiyle şüpheliler hakkında men-i muhakeme veya lüzum-u muhakeme yönünde teklif getirilmesi, yetkili kurulca da, gerekçesi belirtilmek suretiyle şüpheliler ve suçlar ayrıştırılarak men-i muhakeme veya lüzum-u muhakeme yolunda karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği anlaşıldığından, 2547 sayılı Kanun'un 53-c/5 maddesi uyarınca, lüzum-u muhakemeye ilişkin sürecin devam ettiğinin anlaşıldığı,
Lüzum-u muhakeme sürecinin akıbetinin sorulmasına ilişkin Mahkemelerinin 30/11/2021 tarihli ara kararı üzerine gönderilen bilgi ve belgelerden, ceza soruşturması neticesinde hazırlanan 04/06/2021 tarihli fezlekede yer alan tekliflerin henüz son soruşturmaya yetkili kurulca karara bağlanmadığının görüldüğü,
Danıştay Birinci Dairesinin 15/10/2019 tarih ve E:2019/1411, K:2019/1405 sayılı kararı uyarınca müdahil Ankara Üniversitesi Rektörlüğünce hazırlanan 02/07/2021 tarihli fezleke ile davacıya isnat edilen eylemler değerlendirildiğinde, dava konusu kamu görevinden çıkarma cezasına ilişkin süreçte hazırlanan soruşturma raporu ve soruşturma sürecinde elde edilen bilgi ve belgelerden farklı bir tespit veya delilin 02/07/2021 tarihli fezleke ile ortaya konulamadığı, 02/07/2021 tarihli fezleke ile yapılan hususun şüphelilerin hangi eylemleri ile hangi suçu işlediğinin ortaya konulmaya çalışılmasından ibaret olduğu, buna göre, yargılamaya konu maddi olayla ilgili olarak Mahkemelerinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer verilen değerlendirmeden ayrılmayı gerektirir bir durumun bulunmadığının anlaşıldığı,
Olayda, her ne kadar davacının Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Biriminde ... olarak görev yaptığı dönemde, proje yürütücülerinin imzalarını taklit ederek, proje öngörüsünde yer almayan kalemlerin proje yürütücüsünün haberi olmadan öngörülere eklendiği, satın alımların yapıldığı veya yapılmış gibi gösterildiği, izinliyken dahi işe gelerek mevzuata aykırı işlemleri yapmaya devam ettiği, bazı zamanlarda ise, izinli olmadığı halde, usulsüz alımlarda şüphe çekmemek amacıyla başka bir memura vekalet verdiği, doğum iznine ayrıldığı 31/10/2011-17/02/2012 tarihleri arasında doğum izni dolayısıyla verilen vekalet dönemlerinde usulsüz işlemler yapılabilecekken yapılmadığı, ilerde yapılacak bir imza incelemesini bertaraf etmek üzere kısa ve paraf şeklinde imzalar attığı, projelerde ne kadar para kaldığının hocalara söylenmemesi yönünde talimat verdiği, alım yapılan firmalarla arasının iyi olduğu ve onlardan hediyeler aldığı, rektör yardımcısı ...'nin adını kullanarak her türlü işlemi yaptırdığı, bu suretle usulsüz alımlar yaparak kurumu zarara uğrattığının ileri sürüldüğü,
Uyuşmazlıkta; sahte olduğu ileri sürülen imzalar üzerinde soruşturma aşamasında yaptırılan imza incelemesi sonucunda düzenlenen kriminal raporda, söz konusu imzaların davacının elinden çıktığı yönünde bir tespit yapılmadığı gibi imzaların fazlaca el hareketi ve kaligrafi özellik içermemesi nedeniyle gerek davacı, gerekse de diğer şahısların elinden çıktığı konusunda da bir kanaat belirtilemediği, dolayısıyla, sahte imza iddiası bakımından her türlü şüpheden uzak, somut ve kesin delillerin ortaya konulamadığı; yine, otomasyon sistemi üzerinde yapılan inceleme sonucunda, söz konusu alımlarla ilgili yürütülen işlemlerde davacının şifre ve bilgisayarı ile yapılan bir işlemin olduğuna yönelik bir tespit olmadığı; diğer yandan, davacının izinli olduğu dönemde dahi işe gelmesinin, tek başına isnat edilen suçu işlediği anlamına gelmeyeceği; ilerde yapılacak imza incelemesini bertaraf etmek amacıyla kısa imzalar atttığı yönündeki iddianın ise soyut iddiadan öteye geçemediği,
Ayrıca, davacının, projelerden artan paraların, diğer projeler için kullanılacağından bahisle proje yürütücülerine söylenmemesi yönünde birim çalışanlarına emir verdiğini kabul ettiği ileri sürülmekte ise de, anılan hususun da, davacının söz konusu suçu işlediğini göstermeyeceği, kaldı ki, Yükseköğretim Kurumları Bütçelerinde Bilimsel Araştırma Projeleri İçin Tefrik Edilen Ödeneklerin Özel Hesaba Aktarılarak Kullanımı, Muhasebeleştirilmesi ile Özel Hesabın İşleyişine İlişkin Esas ve Usuller'in "Özel hesap dönemi ve devir" başlıklı 11. maddesinin 2. fıkrasında, özel hesaba aktarılan tutarlardan herhangi bir bilimsel araştırma projesine ayrılan tutarın kullanım imkanının kalmaması halinde, söz konusu tutarların diğer bilimsel araştırma projelerinin finansmanında kullanılabileceği belirtildiğinden, söz konusu husus yönünden araştırma yapılmadığı,
Davacının, alım yapılan firmalarla arasının iyi olduğu ve onlardan hediyeler aldığı iddiasıyla ilgili olarak ise, birimde görev yapan personelin, çelişkili ve başkasından duyulduğu anlaşılan ifadeleri dışında herhangi bir delil bulunmadığı, dolayısıyla, davacının yaşamında önemli hukuksal sonuç doğuracak eylemlerin hiçbir kuşkuya yer verilmeyecek şekilde ortaya konulamadığı gibi davacıya isnat edilen zimmet suçu bakımından, davacının ve yakınlarının malvarlığı üzerinde herhangi bir araştırma yapılmadığı, diğer yandan, Üniversite tarafından hazırlanan inceleme raporunda, davacının izinde olduğu zamanlarda da usulsüz işlemler yapıldığı, bu işlemleri yapan personelin de suça iştirak ettiği yönünde iddialara yer verildiği halde, anılan kişilerle ilgili olarak soruşturma yapılmadığı, söz konusu hususlar araştırılmadan eksik inceleme sonucu karar verildiği; soruşturma raporunda yer alan usulsüz işlemlerle ilgili tabloda, söz konusu işlemlerin ağırlıklı olarak Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında yapıldığı görüldüğünden, davacının doğum iznine ayrıldığı 31/10/2011-17/02/2012 tarihleri arasında verilen vekalet dönemlerinde usulsüz işlemler yapılabilecekken yapılmadığı yönündeki iddianın da somut delilerle desteklenmediğinin görüldüğü,
Bu durumda, davacının kamu görevinden çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı,
Öte yandan, Anayasa’nın 125. maddesinde yer alan, "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." hükmü gereğince, hukuka aykırılığı saptanan işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının davanın açıldığı 29/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 08/12/2023 tarih ve E:2022/4558, K:2023/6980 sayılı kararıyla;
Dairelerinin 12/04/2023 tarih ve E:2022/4558 sayılı ara kararı ile davalı idareden; "Fezlekede yer alan tekliflerin Son Soruşturma Yetkili Kurulunda görüşülüp görüşülmediği, görüşüldüyse verilen kararın onaylı örneği; fezlekede yer alan tekliflere ilişkin olarak Son Soruşturma Yetkili Kurulunda karar verilmediyse, konunun bu kadar zaman almasına neden olan sebeplerin sorulmasına ve konuya ilişkin işlem dosyası ile tüm bilgi ve belgelerin onaylı örneğinin istenilmesine" karar verildiği,
Söz konusu ara kararı üzerine gönderilen cevap yazısı ekinde yer alan ... tarih ve... sayılı son soruşturma yetkili kurul ek kararında; davacı hakkında isnat konusu resmi evrakta sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, yeterli, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden bahisle men-i muhakeme kararının verildiği, karar gerekçesinde ise "Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan inceleme sonucunda düzenlenen raporda, 40 adet proje özelinde yapılan değerlendirmede bir kısım projedeki imzaların mevcut muhakeme imzalarına kıyasla davacının eli ürününün olmadığı, bir kısım imzaların ise ileri bir tespite gidilemediği, sahte olduğu ileri sürülen imzalar üzerinde Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce yapılan inceleme sonucunda hazırlanan uzmanlık raporunda da; davacı adına atılmış olan imzaların adı geçenin elinden çıkıp çıkmadığı hususunda kanaat beyanının mümkün olmadığının belirtildiği, dolayısıyla sahte imza iddiası bakımından her türlü şüpheden uzak, somut ve kesin delillerin ortaya konulamadığı, HTS kayıtlarında da davacının dahlini bulunduğunu gösterir bir tespite rastlanmadığı, disiplin soruşturması sonucunda Yüksek Disiplin Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararıyla kamu görevinde çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptaline karşı açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararında, dava konusu işlemin iptaline karar verildiği" hususlarına yer verildiği, aynı kararda rektör yardımcısı ... ile memur E.D. hakkında lüzüm-u muhakeme kararı alındığı ve nihai karara ilişkin sürecin devam ettiğinin anlaşıldığı,
Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin "Kamu Görevinden Çıkarma" başlıklı 11. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendinde "Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiilinin kamu görevinden çıkarma cezasını gerektiren eylemler arasında sayıldığı; "Ceza Kovuşturması ile Disiplin Kovuşturmasının Bir Arada Yürütülmesi" başlıklı 20. maddesinde "Aynı olaydan dolayı yönetici, öğretim elemanı, memur veya diğer görevliler hakkında ceza muhakemesinde kovuşturmaya başlanmış olması, disiplin kovuşturmasını geciktirmez. Sanığın Ceza Kanunu’na göre mahkûm olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olmaz. Disiplin soruşturması veya sonuçları, ceza soruşturmasını etkilemez." hükmüne yer verildiği,
09/12/2016 tarih ve 29913 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6764 sayılı Kanun ile değişik 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesinin (b) fıkrasının "Kamu görevinden çıkarma" başlıklı (6) numaralı bendinin (c) alt bendinde, "Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili kamu görevinden çıkarmayı gerektiren eylemler arasında sayılmış olup, 53/A maddesinin 1. fıkrasının (n) bendinde "Bir fiilden dolayı ilgili hakkında ceza soruşturması veya kovuşturması yapılıyor olması, aynı fiilden dolayı disiplin soruşturması yapılmasına, ceza verilmesine ve bu cezanın yerine getirilmesine engel değildir. Gerektiğinde ceza kovuşturması bekletici mesele yapılabilir. Bu durumda disiplin soruşturmasına ilişkin zamanaşımı süreleri durur."; (o) bendinde "Bir fiilin diğer kanunlar uyarınca idari yaptırıma bağlanmış olması, aynı fiile bu Kanun kapsamında disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmez." hükümlerinin yer aldığı,
Dosyanın incelenmesinden, Ankara Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Biriminde 31 adet projede usulsüz alım gerçekleştirildiği ihbarı üzerine, anılan Üniversite tarafından yapılan inceleme sonucunda; projelerin gerek kesin raporunun kabul edilmesinden önce, gerekse kabul edildikten sonra, resmi belgede sahtecilik, imza taklidi ve görevi kötüye kullanma suretiyle usulsüz alımların yapıldığı, yapılan alımlarda proje yürütücüsü olan öğretim üyelerinin imzalarının taklit edildiği, proje öngörüsünde yer almayan kalemlerin proje yürütücüsünün haberi olmadan öngörülere eklendiği, satın almaların yapıldığı veya yapılmış gibi gösterildiği, satın almaların doğrudan temin sınırları içinde kalan tutarlarla ve büyük çoğunluğunun aynı firmalar üzerinden yapıldığı, anılan birimdeki personelin anılan usulsüz işlemleri dile getirmesine rağmen ilgililerin kayıtsız kaldığı, usulsüz izin onayları ve yetki devirleri ile hukuka aykırılıkların oluşumuna sebebiyet verildiği, bu usulsüzlüklerin ve haksız kazanç elde etmelerin gerçekleşmesine göz yumulduğunun tespit edilmesi üzerine konunun Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkanlığına iletildiği,
Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkanlığı tarafından yapılan soruşturma sonucunda hazırlanan ... tarih ve ... sayılı raporda; davacının koordinatör olarak görev yaptığı birimde, resmi belgede sahtecilik, imza taklidi ve görevi kötüye kullanma suretiyle usulsüz alımlar yapıldığı ve proje bütçesinden yaklaşık 888.117,13-TL'nin tedarikçi firmaların hesabına aktarılarak kurumun zarara uğratıldığının belirtildiği, bu suretle 34 ayrı sahte ihtiyaç formundan henüz iki yıllık zamanaşımı dolmayan 12 adedi için müteaddit defa aynı fiili aynı amaca yönelik işleyen davacının Yönetmelik'in 11. maddesinin (e) bendinde yer alan disiplin suçunu işlediğinden bahisle kamu görevinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasının teklif edildiği, bu teklif doğrultusunda tesis edilen Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun dava konusu kararıyla davacının kamu görevinden çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmesi üzerine bakılan davanın açıldığının anlaşıldığı,
Uyuşmazlıkta, davacı hakkında resmi evrakta sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarını işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, yeterli, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle men-i muhakeme kararı verilmişse de, disiplin soruşturması ve ceza yargılaması süreçlerinin birbirinden bağımsız olduğu, hukukumuzda hangi fiillerin yüz kızartıcı ve utanç verici eylem kapsamında yer aldığına ilişkin bir düzenleme olmadığı, kamu hizmeti/öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerin tümünün önceden öngörülmesinin ve tespitinin olanaksız olduğu, dolayısıyla ceza kovuşturması neticesinde verilmiş olan kararın disiplin hukuku açısından kişilere yöneltilen suçlamanın yüz kızartıcı ve utanç verici bir suç olup olmadığının tespiti için disiplin makamlarına ve idari yargı mercilerine sadece karine teşkil edeceği, zira ceza hukuku ile disiplin hukukunun ilke ve esasları ile koruduğu menfaatlerin farklılık arzettiği, ceza kanunlarına göre suç teşkil etmeyen bir fiilin disiplin mevzuatına aykırılık teşkil etmesi ve cezalandırılmasının mümkün olduğu, aksi durumun kabulü halinde disiplin hukuku ve idari yargı mercilerinin işlevsiz hale geleceğinin tartışmasız olduğu,
Her ne kadar, adli yargı mercilerince verilecek olan yargı kararının beklenilmesi gerektiği hususu ileri sürülebilir ise de, dava konusu fiillerin 2010 yılının Ağustos ayı ile 2012 yılının Temmuz ayı arasında gerçekleştiği, aradan geçen zamanda konuya ilişkin nihai değerlendirmenin yapılamadığı, Dairelerinin ... tarih ve E:... sayılı ara kararı üzerine ... tarih ve ... sayılı son soruşturmaya yetkili kurul ek kararının gönderildiği anlaşılmakla birlikte, bu sürecin henüz daha yeni başladığı, sürecin sonucunun beklenmesi halinde işbu davanın sonuçlanmasının oldukça uzayacağı, bu durumun ise adil yargılama hakkının ihlali sonucunu doğuracağının açık olduğu,
Bu kapsamda, dava dosyasında ve UYAP sisteminde yer alan tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden; 26 projede gerek kesin raporun kabul edilmesinden önce gerekse kabul edildikten sonra projelerde kalan paralarla alınmayan araç ve gereçlerin alınmış gibi gösterildiği, proje yürütücüsü öğretim üyelerinin imzalarının taklit edilerek sahte imza kullanıldığı, satın alımların doğrudan temin sınırları içerisinde kalan tutarlarla ve büyük çoğunlukla aynı firmalar üzerinden yapıldığı, konuya ilişkin alınan personel ifadelerinde usulsüz işlemlerin dile getirilmesine rağmen konuya kayıtsız kalındığı, soruşturma sürecinde firma yetkililerinin alınan ifadelerinde, bizzat davacının kendilerinden herhangi bir mal alışverişi olmadan fatura düzenlenmesini istediğinin belirtildiği, memur E.D. aracılığıyla banka hesapları arasında para aktarma işlemlerinin yapıldığı, yaklaşık zararın 888.117,13-TL olduğu, davacının bilimsel araştırma projeleri koordinatörü sıfatıyla görev ve sorumluluğunun bulunduğu projelerde gerçekleştirilen usulsüzlüklerden doğrudan sorumluluğunun bulunduğu, sübuta eren eylemlerinin disiplin soruşturması kapsamında kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici nitelikte olduğu, bu fiillerin kamu görevinden çıkarma cezasını gerektiren eylemler arasında değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından, davacının kamu görevinden çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla; dava konusu işlemin iptali ile davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının davanın açıldığı 29/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı yanında müdahil tarafından, disiplin soruşturması dosyası ile savcılık soruşturması dosyasında yer alan bilirkişi raporları, kriminal incelemeler, banka hareketleri, HTS kayıtları vb. bir çok delille davacının eylemlerinin açıkça ortaya konulduğu, davacının sübuta eren eylemleri nedeniyle kamu görevinden çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, temyize konu İdare Mahkemesi kararının tamamen men-i muhakeme kararına dayandığı, men-i muhakeme kararının disiplin cezası verilmesine engel olmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, usulden müdahilin tek başına temyiz talebinde bulunamayacağı, esasa yönelik olarak ise, ... İdare Mahkemesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile ... İdare Mahkemesi ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Üyeler ..., ... ve ...'nun, dosyada davalı idarenin temyiz yoluna başvurulmaması hususunda açık iradesinin bulunduğu, dolayısıyla Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 03/02/2023 tarih ve E:2021/4, K:2023/1 sayılı kararı uyarınca davalı yanında müdahil Ankara Üniversitesinin tek başına temyiz yoluna başvurmasının mümkün olmadığı, bu nedenle davalı yanında müdahilin temyiz isteminin incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği yönündeki usule ilişkin oylarına karşılık, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun anılan kararında belirtildiği üzere yanında katıldığı tarafın bir usul işlemini yapmamış veya yapamamış olması gibi durumlarda müdahil tarafından yapılmasından yola çıkılarak, bunun tarafın işlem ve açıklamalarına aykırı olacağından ya da çıkarlarına zarar vereceğinden söz edilemeyeceği, aksine yorumun davaya müdahale müessesesinin getiriliş amacına uygun düşmeyeceği, öte yandan, yanında katıldığı tarafın temyizden feragati veya vazgeçmesi yahut davayı kabul etmesi gibi aksi yöndeki iradesinin de bulunmadığı hususları göz önünde bulundurulduğunda, davalı yanında müdahilin tek başına temyiz yoluna başvurabileceğine oyçokluğu ile karar verilerek işin esasına geçildi.
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacının Ankara Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Biriminde ... olarak görev yaptığı 2009-2012 yılları arasında, bilimsel araştırma projeleri ile ilgili olarak birimde usulsüz satın alma işlemlerinin yapıldığı yönünde Üniversiteye ihbarlar gelmiştir.
Bu ihbarlar üzerine, Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörü olan davacı ile bu birimde görev yapan 15 memur ve Bilimsel Araştırma Projeleri Komisyonu Başkanı olan rektör yardımcısı ... hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır.
Söz konusu disiplin soruşturması sonucunda düzenlenen ... tarih ve ... sayılı raporda; Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Biriminde ... olarak görev yapan davacı, birimde görev yapan memur E.D. ve ... Başkanı olarak görev yapan rektör yardımcısı ...'nin eylemlerinin "Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili kapsamında bulunduğu sonucuna varılarak Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 11/e maddesi uyarınca "Kamu Görevinden Çıkarma" cezasıyla cezalandırılmaları teklif edilmiş; diğer memurlar hakkında disiplin hukuku yönünden ceza teklifine yer olmadığı belirtilmiştir.
Bu teklif doğrultusunda tesis edilen Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun dava konusu ...tarih ve... sayılı kararıyla davacının, rektör yardımcısı ...'nin ve memur E.D.'nin kamu görevinden çıkarma cezasıyla cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, disiplin soruşturmasına konu eylemleri ile ilgili olarak davacı hakkında verilen Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca oluşturulan Kurulun ...tarih ve... sayılı men-i muhakeme kararına karşı yapılan itiraz, Danıştay Birinci Dairesinin 15/02/2024 tarih ve E:2024/247, K:2024/246 sayılı kararıyla reddedilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT :
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53. maddesinin 01/03/2014 tarih ve 6528 sayılı Kanun'un 7. maddesiyle değişik (b) fıkrasında, "Öğretim elemanları, memur ve diğer personele uygulanabilecek disiplin cezaları uyarma, kınama, yönetim görevinden ayırma, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezalarıdır. Hangi fiillere hangi disiplin cezasının uygulanacağı, bu bentte sayılan kişilerin disiplin işlemleri ve disiplin amirlerinin yetkileri, Devlet memurlarına uygulanan usul ve esaslar da göz önüne alınmak suretiyle Yükseköğretim Kurulunca düzenlenir." hükmü yer almaktadır.
İşlem tarihinde yürürlükte bulunan Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 11. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendinde, "Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" kamu görevinden çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.
Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin ve davacının disiplin cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin dayanağı olan 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesinin (b) fıkrasının ikinci cümlesinin, "kapsama dâhil personelin disiplin işlemlerine dair usul ve esasların kanunda gösterilmeyerek, tüm bu işlemlerin Yükseköğretim Kurulunca düzenlenmesini öngörmesi nedeniyle, Anayasa'nın 38., 128. ve 130. maddelerine aykırı olduğu" gerekçesiyle, Anayasa Mahkemesinin 14/01/2015 tarih ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararıyla iptaline ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi bir kanun maddesini iptal ettikten sonra, Anayasa Mahkemesince iptal hükmünün yürürlüğü ertelenmiş ise iptal hükmünün yürürlüğünün ertelenmesi süresi içinde veya daha sonraki bir tarihte yasama organınca yeni bir yasal düzenleme yapılırsa, uyuşmazlığın bu düzenlemeye göre çözümlenmesi gerektiği açık olup, bakılan uyuşmazlık özelinde ise 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesinin, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının ardından 09/12/2016 tarih ve 29913 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6764 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile yeniden düzenlenmiş olması karşısında, uyuşmazlığın yeni yasal düzenlemeye göre çözümlenmesi gerekmektedir.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 6764 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile değişik 53. maddesinin (b) fıkrasında, Devlet ve vakıf yükseköğretim kurumlarının öğretim elemanlarına uygulanabilecek disiplin cezaları uyarma, kınama, aylıktan veya ücretten kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezaları olduğu hükme bağlanmış ve anılan cezaları gerektiren fiiller Kanun'da sayma suretiyle belirtilmiştir. Anılan maddenin (b) fıkrasının (6) numaralı bendinin (c) alt bendinde "Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak.
" kamu görevinden çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Ankara Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Biriminde 31 adet bilimsel araştırma projesinde usulsüz satın alma işlemlerinin yapıldığı yönünde ihbarların gelmesi üzerine Üniversite Rektörlüğünce oluşturulan komisyon tarafından yapılan inceleme sonucunda düzenlenen raporda yer alan "A.Ü. Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğünde, projelerin gerek kesin raporunun kabul edilmesinden önce, gerekse kabul edildikten sonra, resmi belgede sahtecilik, imza taklidi ve görevi kötüye kullanma suretiyle usulsüz alımların yapıldığı, yapılan alımlarda proje yürütücülerinin imzalarının taklit edildiği, proje öngörüsünde olmayan kalemlerin, proje yürütücüsünün haberi olmadan öngörülere eklendiği, satın alımların yapıldığı veya yapılmış gibi gösterildiği, satın almaların doğrudan temin sınırları içinde kalan tutarlarla ve büyük çoğunluğunun aynı firmalar üzerinden yapıldığı, BAP birimindeki personelin anılan usulsüz işlemleri dile getirmesine rağmen ilgililerin kayıtsız kaldığı, usulsüz izin onayları ve yetki devirleri ile hukuka aykırılıkların oluşumuna sebebiyet verildiği, bu usulsüzlüklerin ve haksız kazanç elde etmelerin gerçekleşmesine göz yumulduğu" şeklindeki iddiaların araştırılması amacıyla Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörü olan davacı ile bu birimde görev yapan 15 memur ve ... Başkanı olan rektör yardımcısı ... hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır.
Söz konusu disiplin soruşturması sonucunda düzenlenen...tarih ve ... sayılı raporda;
\- 31 adet bilimsel araştırma projesinin yürütücüsü olan akademisyenlerin ifadelerinde, 26 adet bilimsel araştırma projesindeki toplam 34 ihtiyaç formunun kendileri tarafından hazırlanmadığı, bu formlardaki imzaların kendilerine ait olmadığı, söz konusu formlarda belirtilen malzemeleri almadıkları ve kullanmadıklarının belirtildiği,
\- Ankara Kriminal Polis Laboratuvarında yapılan inceleme sonucunda düzenlenen raporda, ihtiyaç formlarında proje yürütücüsü akademisyenler adına atılan imzaların, bu kişilerin elinden çıkmadığı, adı geçenlerin imzalarının model alınması suretiyle adlarına sahte olarak atılmış olduğu, söz konusu imzaların birimde görev yapan memurlar ile koordinatör davacının elinden çıkıp çıkmadığı hususunda ise teknik incelemeye dayalı olarak herhangi bir kanaat beyanında bulunulabilmesinin mümkün olmadığı yönünde görüş bildirildiği,
\- Üniversitenin otomasyon sistemi üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda, 26 adet bilimsel araştırma projesindeki 34 sahte ihtiyaç formunun tamamının sisteme giriş işlemlerini E.D. isimli memurun yaptığı, ayrıca, 26 adet bilimsel araştırma projesinden 14 tanesinin proje kesin raporu komisyon tarafından onaylanarak kapatılan projeler olduğu, kapalı olan söz konusu 14 projenin sistemden usulsüz bir şekilde açıldığı ve bunlar için de sahte ihtiyaç formları düzenlenerek alımlar yapıldığı, sistemden proje açma ve kapatma yetkisinin F.S., M.A. ve A.A. isimli memurlara ait olduğu, kapalı projelerin de sistemden bu memurlar tarafından açıldığının belirtildiği,
\- Soruşturmaya konu 34 sahte ihtiyaç formundan 29 tanesinin davacının görevi başında iken düzenlendiği, 5 tanesinin ise davacının raporlu olması nedeniyle A.K.Y. isimli memurun davacıya vekalet ettiği dönemde düzenlendiği, söz konusu ihtiyaç formları üzerine başlatılan alım sürecinde ise davacı tarafından 14 ihtiyaç formuna yönelik ihale onay belgeleri ile muhasebe işlem fişlerinin düzenlendiği,
\- 34 sahte ihtiyaç formundan 12 tanesinin düzenlenmesinin üzerinden iki yıllık zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı,
\- Bu şekilde sahte belgeler ile, Strateji Dairesi Başkanlığının yanıltıldığı ve projelerin bütçesinden 888.117,13-TL'nin tedarikçi firmalar hesabına aktarılarak kurumun zarara uğratıldığı,
\- Ankara Kriminal Polis Laboratuvarında yapılan inceleme sonucunda düzenlenen raporda, soruşturmaya konu bilimsel araştırma projelerinde davacı koordinatör adına atılan imzaların fazlaca el hareketi ve kaligrafi özellik içermemesi nedeniyle bu imzaların gerek davacı gerekse diğer memurlar tarafından atılıp atılmadığı hususunda bir kanaat beyanının mümkün olmadığı yönünde görüş bildirildiği,
\- Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen ceza soruşturması kapsamında Adli Tıp Kurumuna yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda ise 2 adet ihale onay belgesi ile 2 adet muhasebe işlem fişinde davacı adına atılan imzalar ile davacının mukayese imzaları arasında tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından bu imzaların kuvvetle muhtemel davacının elinin ürünü olmadığı, diğer ihale onay belgeleri ile muhasebe işlem fişlerindeki imzalar ile davacının mukayese imzaları arasında kısmi benzerlik görülmekle birlikte; söz konusu imzaların basit tersimli olmaları nedeniyle davacının elinin ürünü olup olmadığı yönünde daha ileri bir tespite gidilemediğinin belirtildiği,
\- Şüpheli sıfatıyla ifadesine başvurulan A.B. isimli memurun ifadesinde, proje yürütücüsü akademisyen tarafından birime ihtiyaç formu verildiğinde genel uygulamanın bu formun koordinatör tarafından kendisine havale edilmesi ve kendisinin de formun sisteme girişini yapmak üzere iş durumu müsait olan memura yetki vermesi şeklinde olduğu, E.D. isimli memurun sisteme giriş yaptığı 34 sahte ihtiyaç formunda ise işleyişin bu şekilde olmadığı, bu evrakların kayda girmiş ve numara verilmiş şekilde kendisine E.D. tarafından getirildiği, bu evrakların koordinatör davacı tarafından verildiğini ve acilen alımın yapılması gerektiğini söyleyerek yetki talebinde bulunduğu, E.D.'nin satın alma memuru olmadığı, taşınır kayıt ve kontrol memuru olduğu, ancak davacı koordinatörün kendisini görevlendirdiğini söyleyerek bu işleri de yapan birisi olduğu, ayrıca, koordinatörün izinli veya raporlu olduğu zamanlarda genellikle işe geldiği şeklinde beyanlarda bulunulduğu,
\- Şüpheli sıfatıyla ifadesine başvurulan F.S. isimli memurun ifadesinde, bir gün davacının kendisini yanına çağırıp rektör ve rektör yardımcılarının birtakım malzeme alım istekleri olduğunu söylediği ve bunları süresi biten bilimsel araştırma projelerinden artan paralardan temin edebilir miyiz diye sorduğu, kendisinin de böyle bir şeyin mümkün olmadığı, ancak böyle bir talebin proje yürütücüsünden gelmesi halinde konunun yönetim kurulunda değerlendirilebileceğini söylediği, bunun üzerine davacının da kendisine tamam gidebilirsin dediğinin ifade edildiği,
\- Şüpheli sıfatıyla ifadesine başvurulan M.A. isimli memurun ifadesinde, normal şartlarda kapalı projelerin açılmaması gerektiği, ancak zaman zaman koordinatörün talimatıyla E.D.'nin kendilerinden kapalı projelerin listesini istediği, daha sonra kapalı bazı projelerin işaretli olduğu listeyle gelip işaretli projelerin açılması konusunda koordinatörün talimatının olduğunu söylediği, göreve başladığından itibaren hep aynı yönde süreç işlediğinden ve memur olmasından dolayı talimat çerçevesinde projeleri açıp kapadığının olduğu, bir defasında E.D.'ye projenin neden açılmak istendiğini sorduğu, E.D.'nin ise koordinatörün talimatı diyerek kendisini geçiştirdiği, bunun üzerine projeyi açmadığı ve şef ... hanımdan koordinatörle görüşmesini istediği, ... hanımın koordinatörle görüşüp geldiği ve herhangi bir problem yok rektörlüğe malzeme alımı yapılacakmış, koordinatör projeyi açmamızı istedi dediği, bunun üzerine kendisinin de sıralı amirlerinin talimatı doğrultusunda projeyi açtığı şeklinde beyanlara yer verildiği,
\- Şüpheli sıfatıyla ifadesine başvurulan A.A. isimli memurun ifadesinde, kapalı projelerin açılması konusunda herhangi bir memurun doğrudan gelip kendilerinden böyle bir talepte bulunamayacağı, ancak E.D.'nin koordinatörün kapalı projelerin listesini istediğini söyleyerek listeyi aldığı, daha sonra bu listede yer alan bazı projelerin koordinatör tarafından işaretlenerek E.D. aracılığıyla veya bizzat koordinatör tarafından kendilerine teslim edildiği, kendilerinin de buna istinaden kapalı olan projeleri açtıkları, kapatma işleminin de aynı şekilde E.D. aracılığıyla ya da bizzat koordinatörün verdiği talimat doğrultusunda gerçekleştiği, koordinatöre bu konuda soru bile yöneltemediği, çünkü açma ve kapatma işlemlerini bizzat rektör veya rektör yardımcısının talimatıyla yaptırdığını söyleyerek bu işleri kendilerine yaptırdığı, ayrıca koordinatörün izinli veya raporlu olduğu zamanlarda da birime geldiği, birimdeki çalışmalarla ilgilendiği, resmi işlemleri vekalet verdiği kişilerin yürüttüğünün ifade edildiği,
\- Şüpheli sıfatıyla ifadesine başvurulan E.D. isimli memurun ifadesinde, ihtiyaç formlarındaki sahte imzalar konusunda hiçbir fikrinin olmadığı, koordinatörün zaman zaman ihtiyaç formunu hazır bir şekilde vererek bunları otomasyon sistemine girmesini istediği, kendisinin de bunu yaptığı, koordinatöre neden ihale yapılmadığını sorduğunda ise rektör yardımcısı ...'nin talimatı olduğunu söylediği, kapalı projelerin açılmasıyla ilgili olarak ise bu projelerin kapalı olduğunu bilmediği, koordinatörün kendisine ... hanımlarda bir liste var onu al ve buna göre evrak hazırla talimatı verdiği şeklinde beyanlarda bulunulduğu,
\- Şüpheli sıfatıyla ifadesine başvurulan davacının ifadesinde, ihtiyaç formlarını sisteme giren E.D. isimli memurun satın alma yetkisine sahip bir memur olmadığı, kendisine birkaç defa satın alma konusunda yetki verdiği, bunların da ihalesiz yapılan doğrudan teminler olduğu, bunun dışında E.D.'nin otomasyon sistemine ihtiyaç formu girmesinin kesinlikle yetkisi dışında olduğu, kapalı projeleri usulsüz olarak açtırdığı iddiasının gerçek dışı olduğu, E.D.'nin kendi adını kullanarak kapalı projeleri açtırma yoluna gittiğini üniversite yönetimi değiştikten sonra bu soruşturma ortaya çıkınca A.A. isimli memurdan öğrendiği şeklinde beyanlara yer verildiği,
\- Şüpheli sıfatıyla ifadesine başvurulan Ç.U. isimli memurun ifadesinde, koordinatörün kendisine mobing uyguladığı, birimde bazı usulsüzlükler döndüğü, koordinatörün rektör yardımcısının ismini kullanarak insanları sindirme politikasına girdiği, özellikle E.D.'nin baktığı dosyaların inceletilmesi gerektiği, koordinatörün firmalardan firma başına 1000-1500-TL alıp bu parayı E.D.'ye verdiği, mesai saatleri içinde onu ... AVM'ye gönderdiği ve makamdakilere hediyeler aldırdığı hususlarını rektör yardımcısı ... ile yaptığı görüşmede anlattığı, ancak rektör yardımcısının kendisinden kanıt istediği, kanıt gösteremediği için de duruma kayıtsız kaldığının ifade edildiği,
\- Tanık sıfatıyla ifadesine başvurulan E.G. isimli memurun ifadesinde, bir gün 25 yaşlarında bir erkek şahsın birime geldiği ve E.D.'nin masasına oturduğu, daha sonra E.D.'ye havalandırma boşluğuna çıkalım dediği ve birlikte havalandırma boşluğuna çıkıp kısa sürede döndükleri, odaya döndükten kısa bir süre sonra bu şahsın birimden ayrıldığı, havalandırma boşluğundan dönerken E.D.'nin koltuğunun altına sıkıştırılmış beyaz bir zarf bulunduğu, E.D.'nin masasına oturup bu zarfı çekmecesine koyduğu ve kilitlediği, sonra arşiv odasına giderek boş beyaz bir zarfla geldiği, tekrar çekmeceyi açıp buradaki zarftan bir miktar parayı bu boş zarfa koyduğu, zarflardan birini kendi çantasına koyduğu, diğer zarfı alarak koordinatörün odasına gittiği, koordinatörün kapısının önünde kısa bir süre bekledikten sonra koordinatörün dışarıya çıktığı ve beraber toplantı odasına gittikleri, çok kısa bir süre toplantı odasında kaldıktan sonra odadan çıktıkları, çıktıklarında üzerlerinde görünür vaziyette zarf olmadığı, sonra E.D.'nin ben DMO'ya gidiyorum diyerek birimden çıktığı; proje yürütücüsü akademisyenlerden İ.S.S.'nin projesindeki para miktarını ve harcamaları çok sıkı takip eden biri olduğu, projesi kapatma aşamasındayken kendisi adına alım yapıldığını duyup çok sinirli bir şekilde birime geldiği, birimde kendisine V.F. isimli memurun otomasyon sistemi üzerinden harcamaları gösterdiği, harcamalar arasında 18.000-TL'lik sarf malzemesi alımı yapıldığını görünce, ben sadece hizmet alımı yaptım sarf malzemesi almadım diyerek konuyu görevli A.B. isimli memura sorduğu, bu sırada E.D.'nin çok telaşlandığı, bu olay nedeniyle ertesi gün koordinatörün V.F.'yi bağırarak azarladığı şeklinde beyanlarda bulunulduğu,
\- Tanık sıfatıyla ifadesine başvurulan V.F. isimli memurun ifadesinde, proje yürütücüsüne, projesinin mali detaylarına ilişkin bilgi verdiği için koordinatörün kendisine herkesin içinde bağırdığının ifade edildiği,
\- Şüpheli sıfatıyla ifadesine başvurulan H.Ü. isimli memurun ifadesinde, koordinatörün çalışma sisteminden dolayı sürekli şüphe içerisinde olduğu, ihtiyaç formlarını evrakçı memura fotokopi çektirip bunları T.G. isimli firmaya verip ihale almalarını sağladığı, bir süre sonra bu firmanın ortadan kaybolduğu, koordinatörün birimde olmasına rağmen birimde görev yapan A.K.Y. ve A.R.G. isimli memurlara vekalet verdiği ve evrak imzalamaktan kaçındığı, F.S. isimli şefe de vekalet vermek istediği, ancak bu kişinin usulsüzlükleri tahmin ettiğinden vekalet almaktan ısrarla kaçındığı, normalde bu kişinin idari görev almayı seven biri olduğu, birimdeki usulsüzlükleri rektörlük makamına iletmek isteyen memurun görev yerinin rektör yardımcısı ... tarafından değiştirildiği şeklinde beyanlara yer verildiği,
\- Satın alınan malzemelerin kabulüne ilişkin muayene kabul tutanaklarında imzası bulunan memurların ifadelerinde, satın almada görevli bütün memurların bu tutanağı imzalayabileceği, kimsenin malzemeleri kontrol etmediği, çünkü, proje yürütücüsü akademisyenin malzemeyi teslim aldığına dair imzalı teslim tutanağı ve fatura ile birlikte söz konusu tutanağın önlerine geldiği, bu nedenle malzemenin gerçekten alınıp alınmadığını hiçbir memurun kontrol etmediği ve muayene kabul tutanağını imzaladığı şeklinde beyanlarda bulunulduğu görülmektedir.
Uyuşmazlıkta; soruşturmaya konu 26 adet bilimsel araştırma projesinde proje yürütücüsü akademisyenlerin imzaları taklit edilerek toplam 34 sahte ihtiyaç formunun oluşturulduğu, söz konusu sahte ihtiyaç formlarına Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi evrak kaydına girilerek numara ve tarih verildiği, evrak kaydına girdikten sonra bu ihtiyaç formları ile proje yürütücüsü malzeme talep etmiş gibi gerekli alım işlemlerinin başlatıldığı, alım sürecinde 14 ihtiyaç formuna yönelik düzenlenen ihale onay belgeleri ile muhasebe işlem fişlerinde davacı adına atılan imzaların bulunduğu, kalan 20 ihtiyaç formu için düzenlenen ihale onay belgeleri ile muhasebe işlem fişlerinde davacının izinli veya raporlu olması nedeniyle A.K.Y. ve A.R.G. isimli memurların koordinatör vekili olarak imzalarının bulunduğu, bu şekilde oluşturulan sahte belgeler ile Strateji Dairesi Başkanlığının yanıltıldığı ve Üniversite bütçesinden bilimsel araştırma projelerine ayrılan ödeneğin 888.117,13-TL'lik kısmının tedarikçi firmalar hesabına aktarılarak kurumun zarara uğratıldığı anlaşılmaktadır.
Ayrıca, 34 sahte ihtiyaç formundan 29 tanesinin davacının görevi başında iken, 5 tanesinin ise davacının raporlu olması nedeniyle A.K.Y. isimli memurun davacıya vekalet ettiği dönemde düzenlendiği görülmekle birlikte soruşturma kapsamında alınan ifadelerden davacının izinli veya raporlu olduğu zamanlarda da birimde olduğu değerlendirilmektedir.
Öte yandan, 26 adet bilimsel araştırma projesinin; 1 tanesinde proje süresi içerisinde, 11 tanesinde proje bitiş tarihinden sonra, 14 tanesinde ise proje kapandıktan sonra (kesin rapor Bilimsel Araştırma Projeleri Komisyonu tarafından onaylandıktan sonra) proje bütçesinden kalan tutarlardan alımlar yapıldığı görülmektedir.
Proje yürütücüsü akademisyenlerden İ.S.S.'nin projesinde kendisinden habersiz alım yapıldığını duyup birime gelmesi üzerine, birimin koordinatörü olan davacının söz konusu projedeki işlemleri kontrol ederek usulsüz bir durum olup olmadığını araştırması gerekirken, bu duruma kayıtsız kaldığı ve proje yürütücüsüne otomasyon sistemi üzerinden projesindeki harcamaları gösteren memuru azarladığı anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalar çerçevesinde, soruşturmaya konu 26 adet bilimsel araştırma projesinde davacı adına atılan imzaların davacının elinin ürünü olup olmadığı hususu ile 34 sahte ihtiyaç formundaki proje yürütücüsü akademisyenler adına atılan sahte imzaların hangi memur ve/veya memurlar tarafından atıldığı hususunun her türlü şüpheden uzak, somut ve kesin deliller ile ortaya konulamadığı görülmekte ise de; sahte ihtiyaç formlarının tamamının E.D. tarafından otomasyon sistemine girildiği, bu kişinin satın alma memuru olmaması nedeniyle otomasyon sistemine giriş yetkisi bulunmaması gerekirken davacının talimatıyla A.B. tarafından yetkilendirildiği, kapalı projelerin de bizzat veya E.D. aracılığıyla davacı tarafından F.S., M.A. ve A.A. isimli memurlara usulsüz bir şekilde açtırıldığı anlaşıldığından, söz konusu sahte ihtiyaç formlarının davacının bilgisi dahilinde hazırlandığı sonucuna varılmıştır.
Her ne kadar, 34 sahte ihtiyaç formu ile başlatılan alım sürecinde ihtiyaç formlarında belirtilen malzemelerin gerçekten alınıp alınmadığı hususunun, başka bir ifadeyle tedarikçi firmalara komisyon karşılığında sahte fatura düzenletilip malzemeler teslim alınmış gibi gösterilerek firmalar üzerinden zimmete para geçirildiği iddiasının firma yetkilileri ile birimde görev yapan bazı memurlar hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında yapılacak yargılama sonucunda ortaya çıkacağı anlaşılmakta ise de, bu aşamada, sahte ihtiyaç formlarının davacının bilgisi dahilinde hazırlandığı, davacının talimatıyla otomasyon sistemine girildiği ve kapalı projelerin de davacının talimatıyla usulsüz olarak sistemden açıldığı hususunun sübut bulduğu açıktır.
Bu durumda, Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Biriminde koordinatör olan davacının, birimin faaliyetlerinin usulüne uygun olarak yürütülmesinden sorumlu olduğu hususu da göz önünde bulundurulduğunda, usulüz satın alma işlemlerine yönelik sübuta eren söz konusu eylemlerinin, "Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili kapsamında bulunduğu sonucuna varıldığından, kamu görevinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davalı yanında müdahilin temyiz isteminin kabulüne;
2\. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin ...İdare Mahkemesinin temyize konu... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ...İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09/07/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; ... İdare Mahkemesince verilen ısrar kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu ısrar kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
KARŞI OY
XX- Dava, davacının Ankara Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörü olarak görev yaptığı dönemdeki eylem ve işlemleri nedeniyle Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 11/e maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin YÖK Yüksek Disiplin Kurulunun ...gün ve ... sayılı kararının iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Bilindiği üzere, Anayasa'nın 128. maddesinde kamu hizmeti görevlileri ile ilgili genel ilkelere yer verilerek kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütüleceği öngörülmüştür. Anılan maddede geçen diğer kamu görevlileri kavramı söz konusu asli ve sürekli görevlerde kamu hukuku ilişkisiyle görev yapan fakat memur olmayan kişileri ifade etmekte olup öğretim elemanları da bu kapsamda yer alan kamu görevlilerindendir. Anayasa’nın 130. maddesinde ise öğretim elemanlarının bilimsel özerkliğe dayalı farklı konumlarına dikkat çekilerek, görevleri, atanmaları, yükselmeleri, disiplin ve ceza işleri gibi birçok hususun kanunla düzenleneceği belirtilmiştir. Buna göre Anayasa, öğretim elemanları yönünden diğer kamu görevlilerine nazaran daha güvenceli bir personel rejimini öngörmüş bulunmaktadır.
Dava konusu disiplin cezasının verildiği tarihte yürürlükte bulunan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53. maddesinin (b) fıkrasında; "(Değişik: 1/3/2014 - 6528/7 md.) Öğretim elemanları, memur ve diğer personele uygulanabilecek disiplin cezaları uyarma, kınama, yönetim görevinden ayırma, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezalarıdır. Hangi fiillere hangi disiplin cezasının uygulanacağı, bu bentte sayılan kişilerin disiplin işlemleri ve disiplin amirlerinin yetkileri, Devlet memurlarına uygulanan usul ve esaslar da göz önüne alınmak suretiyle Yükseköğretim Kurulunca düzenlenir." kuralına yer verilmiştir.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53. maddesinin (b) fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle açılan iptal davasında Anayasa Mahkemesi, 14/01/2015 tarih ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararıyla; dava konusu kural ile düzenlenmesi öngörülen hususların, hangi fiillerin hangi disiplin cezalarını gerektireceği, bentte sayılan kişilerin disiplin işlemleri ve disiplin amirlerinin yetkileri gibi konuları içerdiği, kamu görevlileri olarak memurların ve öğretim elemanlarının disiplin işlemleri konusunda kuralla getirilmiş bir kanuni güvence bulunmadığı, söz konusu disiplin işlemlerinin, Anayasa'nın 128 ve 130. maddelerinde yer alan hükümleri gereğince kanunla düzenlenmesi öngörülen hususlar olduğu, bu hâliyle öğretim elemanları, memurlar ve diğer personel için getirilmiş herhangi bir kanuni güvence bulunmadığı gibi yasal olarak belirlilik de sağlanmadığı, kuralın, sadece Devlet memurlarına uygulanan usul ve esasların göz önüne alınmasını düzenlediği ancak bunun dışında herhangi bir kanuni düzenlemeye yer verilmediği, dava konusu kuralın bu hâliyle disiplin uygulamaları ile ilgili olarak genel ilkeleri ortaya koymadığı, disiplin cezalarını gerektiren hâl ve durumları belirlemediği, ayrıca kuralda, disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurulları, disiplin cezalarının verilmesinde zamanaşımı ve karar verme süreleri, yüksek disiplin kurulunun çalışma usul ve yöntemleri, kurul kararlarına itiraz ve savunma hakkı başta olmak üzere kamu görevlilerinin hakları, cezaların tatbik edilme şekli ve disiplin cezalarının hangi hâllerde özlük dosyasından silinebileceği gibi konuların hiçbiri ile ilgili kanuni düzenleme bulunmadığı, dolayısıyla kapsama dâhil personelin disiplin işlemlerine dair usul ve esasların kanunda gösterilmeyerek, tüm bu işlemlerin Yükseköğretim Kurulunca düzenlenmesini öngören dava konusu kuralın, Anayasa'nın 38., 128. ve 130. maddeleriyle bağdaşmadığı belirtilerek, 2547 sayılı Kanunun 53. maddesinin (b) fıkrasının ikinci cümlesinin iptaline karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi, ilgili Kanun maddesinin iptali nedeniyle doğacak hukuksal boşluğun kamu düzenini ihlal edici nitelikte olduğunu gözeterek, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesini uygun görmüştür. Buna göre anılan sürenin sonuna kadar iptaline karar verilen kuralın -ancak temel hakların ihlaline neden olmayacak şekilde- uygulanmaya devam edeceği, bu süre zarfında kanun koyucu tarafından düzenleme yapılmaması halinde ise süre sonu itibarıyla kamu düzenini ihlal edici nitelikte bir hukuksal boşluğun oluşacağı açıktır. Ancak dokuz aylık sürenin 07/01/2016 tarihinde sona ermesine karşılık, kanun koyucu söz konusu alanı düzenlememiş ve 08/01/2016 tarihinden itibaren öğretim elemanlarının eylemlerinin disiplin yönünden değerlendirilmesinde uygulanacak kural yönünden bir yasa boşluğu oluşmuştur.
Öte yandan kanun koyucu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının ardından 09/12/2016 tarih ve 29913 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6764 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesini yeniden düzenleyerek hukuksal boşluğu gidermiştir. Ancak ilgili kanuni düzenlemenin yürürlüğe girdiği 09/12/2016 tarihine kadar gerçekleştirilen eylemlerin değerlendirilmesinde geçmişe dönük olarak kullanılması mümkün değildir. Dolayısıyla davacıya eylem tarihi itibarıyla uygulanabilecek şekli anlamda bir kanun hükmünün bulunduğundan söz etmek mümkün değildir. Nitekim Anayasa Mahkemesi’nin 29/06/2022 tarih ve B.No:2017/30653 sayılı, 24/10/2024 tarih ve 2021/2024 sayılı kararlarında da aynı ilkenin benimsendiği görülmektedir.
Bu durumda, öğretim üyesi olan davacının Anayasa’nın disiplin suçlarının kanunla düzenlenmesi gerektiği konusunda verdiği güvenceden yoksun bırakıldığı, Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nde ihdas edilen disiplin suçunu işlediğinden bahisle kamu görevinden çıkarma cezası ile cezalandırıldığı, anılan yönetmeliğin dayanağı olan 2547 sayılı Yasanın 53. maddesinin (b) fıkrasının ikinci cümlesinin Anayasa Mahkemesinin yukarıda yer verilen kararıyla iptaline karar verilmiş olması nedeniyle, davaya konu işlemin de yasal dayanağının kalmadığı, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının ardından oluşan hukuksal boşluğu gideren kanuni düzenlemenin yürürlüğe girdiği 09/12/2016 tarihine kadar gerçekleştirilen eylemlerin değerlendirilmesinde kullanılamayacağı anlaşıldığından, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile temyize konu ısrar kararının onanmasına karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.