SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/2200

Karar No

2025/2551

Karar Tarihi

13 Kasım 2025

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/2200 E. , 2025/2551 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/2200
Karar No : 2025/2551

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Sigorta AŞ
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının kabule ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı sigorta şirketi tarafından sigortalanan ... plakalı araçta, ... tarihinde D-400-30 karayolu 42+200 km'de Nusaybin istikametinden Cizre istikametine seyrederken meydana gelen trafik kazası sonucunda oluşan hasardan dolayı uğranıldığı ileri sürülen 60.000,00 TL zararın yasal faiziyle birlikte tazminine hükmedilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla;
... İdare Mahkemesinin davanın görev yönünden reddine ilişkin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararına yönelik Danıştay Onbeşinci Dairesince verilen 30/03/2016 tarihli ve E:2016/2089, K:2016/2157 sayılı bozma kararına uyulmayarak ilk kararda ısrar edilmesine ilişkin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı Mahkeme kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/06/2018 tarih ve E:2017/1855, K:2018/3489 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Mahkemece bozma kararına uyularak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nca düzenlenen ... tarih ve ... sayılı raporda; "...dava dışı şoför M.Ş. karpuz yüklü yarı römorkun ekli olduğu idaresindeki çekiciyle görüşün açık olduğu gündüz vaktindeki seyrini, gereken dikkatini vermeden sürdürdüğü yolun seyrettiği sağ şeritteki 3 adet çökmenin bulunduğu olay yeri kesimine kullandığı aracın yük ve teknik özelliklerine uygun olmayan hızla girdiğinde direksiyon hakimiyetini kaybederek orta ayırıcıya girip devrildiği olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranmakla tali kusurlu olduğu görülmüştür. Devlet karayolunun olay yeri kesiminde iki şeritli yolun sağ şeridinde genişliklerinin 5x3,5 metre, yüksekliklerinin ise 20-25 cm aralığında olduğu tespit edilen 3 adet çökme bu oluş şartlarındaki olayda oluş üzerine asli derecede etken görülmüştür. Yukarıda hususlar muvacehesinde, olayda; dava dışı şoför M.Ş.nin %25 oranında kusurlu olduğu, yoldaki çökmelerin oluş üzerine %75 oranında etken olduğu" yönünde kanaat bildirildiği; bu durumda, karayolunda seyir halinde bulunan araç sürücülerinin emniyetli bir şekilde seyirlerini sürdürebilmeleri için gerekli tedbirleri tam olarak almak ve yolda bulunan çukurları, hasarları gidermek suretiyle görevli davalı idarenin üzerine düşen yükümlülüğü eksiksiz olarak yerine getirmediği ve bilirkişi raporu doğrultusunda olayda % 75 oranında hizmet kusuru bulunduğu anlaşıldığından, davacı şirket tarafından sigortalı aracın sahibine ödenen rücuen tazminat bedeli olan 60.000,00 TL'nin idarenin kusuruna (%75) isabet eden 45.000,00 TL'sinin davalı idarece davacı şirkete ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 45.000,00 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 27/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacı şirkete ödenmesine, fazlaya ilişkin tazminat ve faiz istemi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 24/01/2024 tarih ve E:2020/5619, K:2024/176 sayılı kararıyla;
Davalı idare tarafından, 02/10/2019 tarihli bilirkişi raporunun davalı idareye tebliğ edilmediği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun amir hükümleri gereğince sürücünün tam kusurlu olduğu, kabul manasına gelmemek kaydıyla davacı sigorta şirketinin gerçek zararı tespit edilirken sigorta şirketince ödenen hasar bedelinden araç için ödenen sigorta primlerinin düşülmesi gerektiği, davalı idare aleyhine harca hükmedilmemesi gerektiği belirtilerek tazminat isteminin kabul edilen kısmının temyiz edildiği, tazminat isteminin reddedilen kısmının ise temyiz edilmeksizin kesinleştiğinin görüldüğü,
Kamu idarelerinin, yapmakla yükümlü bulundukları kamu hizmetlerini gereği gibi yerine getirmek ve hizmetin yürütülmesi sırasında gerekli önlemleri almakla yükümlü oldukları, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi (hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi) durumunda, hizmet kusurundan doğan zararların idarece tazmini gerekeceğinin idare hukukunun yerleşik ilkelerinden olduğu,
İdari eylem veya işlem sonucu meydana gelen zarar tazmin edilirken, zarar gören ilgililerin mal varlığında, aynı idari eylem veya işlem nedeniyle bir artış meydana gelmişse, bu artışın da göz önüne alınması, ortaya çıkan zarar ve yarar arasında uygun nedensellik bağının bulunması halinde yarar ve zararın denkleştirilmesi suretiyle maddi zarar miktarı saptanarak gerçek zararın tespit edilmesi gerektiği,
Dava konusu uyuşmazlıkta, davalı idarece tazmini gereken gerçek zararın belirlenmesi için, sigortalının kasko sigortası kapsamında davacı sigorta şirketine ödemiş olduğu sigorta primlerinin düşülmesi gerektiği,
Bununla birlikte, Mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı raporunun davalı vekili olarak "Av. ..."ın elektronik tebligat adresine tebliğ edildiği dosya içerisindeki e-tebliğ mazbatasından anlaşılmakta ise de, davalı vekili Av. ... tarafından sunulan temyiz dilekçesinde bilirkişi raporunun davalı idareye tebliğ edilmediği ileri sürülmekte olup bu iddia doğrultusunda bilirkişi raporunun usulüne uygun tebliğ edilip edilmediğinin de araştırılması gerektiği,
Bu durumda; belirtilen hususlar gözetilmeksizin yapılan yargılama sonucunda verilen kararda hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılarak ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla;
Davalı idare tarafından bilirkişi raporunun kendilerine tebliğ edilmediği ileri sürülmekte ise de Mahkemelerince UYAP üzerinden yapılan elektronik tebligat kayıtlarının incelemesinde, Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının ... tarihli ve ... sayılı raporunun davalı idare vekiline ... tarihinde ... evrak numarasıyla elektronik tebligat ile gönderildiği ve tebligatın 16/11/2019 tarihinde otomatik olarak okunmuş sayıldığı sabit olduğundan, usulüne uygun olarak yapılan tebligata rağmen davalı idarenin söz konusu rapora itiraz etmediği açık olduğundan, davalı idarenin bu yöndeki iddiasının yerinde görülmediği,
Öte yandan; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasına (Trafik Sigortası) ilişkin olarak 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. maddesinde; “İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur. Zorunlu mali sorumluluk sigortasına ilişkin primler peşin ödenir.” ifadesi ile karayolları motorlu araçlar malî sorumluluk sigortası işletenin 2918 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrasından kaynaklanan sorumluluğunu poliçe teminatı kapsamında karşılamak amacıyla yapılmasının zorunlu olduğu, karayolu motorlu araçlar malî sorumluluk sigortasında 2918 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrasında işletenin hukukî sorumluluğunu üstlenen ve sigorta sözleşmesi teminat kapsamında olan tazminatlara ilişkin taleplerin, kaza tarihi itibarıyla geçerli zorunlu sigorta limitleri dâhilinde karşılamakla yükümlü olduğu; 6102 sayılı TTK'nın 1430. maddesinde sigorta ettirenin prim ödeme borcu; "Sigorta ettiren, sözleşmeyle kararlaştırılan primi ödemekle yükümlüdür." hükmünün düzenlendiği, anılan hüküm ve Kanun'un madde gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde sigorta sözleşmesinin tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olduğu, sigorta süresince sigorta ettirenin prim ödeme borcunun olduğu, bunun karşılığında ise sigorta şirketinin rizikoyu taşıma borcunun olduğu ve kaza durumunda sigorta şirketinin rizikoyu taşıma borcunun ortadan kalkmayacağı, bir başka ifadeyle sigorta ettirenin sigortacıya ödemiş olduğu sigorta primleri, yalnızca kaza durumuna özgü olmayıp sigorta süresince devam eden tüm rizikoya ilişkin olduğundan dava dışı sigortalı arasındaki sözleşmeden kaynaklı olarak davacı sigorta şirketinin sunduğu hizmet karşılığı aldığı ücretin (primlerin), sigorta süresi boyunca rizikonun karşılığını oluşturduğu ve meydana gelen zarar nedeniyle elde edilen yarar olarak nitelendirilemeyeceği açık olduğundan gerçek zararın belirlenmesinde dikkate alınamayacağı, sözleşmenin tarafı olmayan davalı idarenin ödeyeceği tazminattan sigortalı tarafından ödenen sigorta primlerinin ödenecek tutardan indirilmesine hukuken olanak bulunmadığı,
Bu durumda; idarelerin yerine getirmekle görevli bulundukları kamu hizmetlerini ifa ederken üçüncü kişilere verecekleri zararların hizmet kusuru nedeniyle tazmini gerektiğinden, karayolunda seyir halinde bulunan vasıta sürücülerinin emniyetli bir şekilde seyirlerini sürdürebilmeleri için gerekli tedbirleri tam olarak almak ve yolda bulunan çukurları, hasarları gidermek suretiyle görevli davalı idarenin üzerine düşen yükümlülüğü eksiksiz olarak yerine getirmediği ve bilirkişi raporu doğrultusunda olayda davalı idarenin %75 oranında hizmet kusuru bulunduğu anlaşıldığından; davacı şirket tarafından sigortalı aracın sahibine ödenen rücuan tazminat bedeli olan 60.000,00-TL'nin idarenin kusuruna (%75) isabet eden 45.000,00.TL'sinin davalı idarece davacı şirkete ödenmesi gerektiği,
Bu nedenle, yukarıda aktarılan gerekçeler eklenmek suretiyle Mahkemelerinin ... tarihli ve E..., K:... sayılı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik ilk kararında ısrar edilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, temyize konu kararda UYAP üzerinden yapılan elektronik tebligat kayıtlarının incelenmesinden, 02/10/2019 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunun davalı vekiline tebliğ edildiği belirtilmiş ise de, isim ve soy isim benzerliği nedeni ile kalemce hatalı olarak kaydedilen başka bir avukata bilirkişi raporunun tebliğ edildiği, UYAP kaydındaki yanlışlık karardan sonra kendileri tarafından fark edilmesi üzerine mahkeme kalemi aranarak yanlış kaydın düzeltilmesinin sağlandığı, yapılan bu yanlışlık nedeniyle bilirkişi raporunun taraflarınca incelenerek gerekli itirazların yapılması imkanının ellerinden alınmış olduğu, usulsüz tebligat nedeniyle hak kaybına uğradıkları, ayrıca, zararın tazmini için sürücü bakımından, yoldan kaynaklanan kusurun kaçınılmaz olarak kazaya yol açacak nitelikte bulunması gerektiği, somut olayda ise kazanın sürücünün dikkatsiz ve özensiz bir şekilde aracın kullanımından ileri geldiği, gerekli dikkat ve özen gösterilseydi söz konusu kazanın olmayacağının açık olduğu, buna rağmen tazminata hükmedilecekse de sigorta şirketi tarafından ödenen hasar bedelininden, araç için ödenen sigorta primlerinin düşülmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Danıştay Sekizinci Dairesinin bozma kararında sigorta primlerinin ödenecek tazminattan düşülmesi gerektiği ifade edildikten sonra Mahkemece yeniden karar verilmeden evvel bilirkişi raporunun davalı idareye usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği hususunun da araştırılması gerektiğinin belirtildiği, Mahkemece de UYAP kayıtları üzerinden bu hususta araştırma yapılarak karar verildiğinden bu kısmın ısrara konu kısım içerisinde kalmadığı anlaşılmaktadır.
Bu bakımdan, yapılan araştırmanın yeterli ve doğru olup olmadığı hususunun Dairesince değerlendirilmesi gerekmektedir.
Israra konusu kısım olan sigorta primlerinin ödenecek tazminattan düşülüp düşülmeyeceği kısmına gelindiğinde ise sigorta primlerinin ödenecek tazminattan düşülmemesi gerektiği değerlendirildiğinden bu kısma yönelik temyiz isteminin reddi ile ... İdare Mahkemesi kararının ısrara ilişkin kısmının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
... plakalı aracın ... tarihinde D-400-30 Viranşehir-Kızıltepe karayolu 42+200 km'de seyir halindeyken tek taraflı, yaralamalı, maddî hasarlı trafik kazası meydana geldiği, trafik kazası tespit tutanağında; aracın 42+200 km'ye geldiği esnada sağ şeritte yolun 5*3,5 metre genişliğinde 3 adet çökmenin meydana geldiğinden dolayı, sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi ile orta refüje girmesi ve aracın devrilmesi neticesi kazanın meydana geldiğinin..."belirtildiği, davacı sigorta şirketi tarafından yaptırılan eskpertiz incelemesi sonucu araçta 60.000,00-TL hasar meydana geldiğinin tespit edildiği ve ... tarihinde araç sahibine 60.000,00-TL ödeme yapıldığı, olayın meydana gelmesinde yolun bakım ve onarımından sorumlu olan davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu gerekçesiyle, 60.000,00-TL'nin ödenmesi istemiyle 27/08/2015 tarihinde davalı idareye yapılan başvurunun cevap verilmeyerek zımnen reddedilmesi üzerine temyizen incelenen davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller" başlıklı 266. maddesinden, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. (Değişik cümle: 3/11/2016-6754/49 md.) Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle: 3/11/2016-6754/49 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez.
" hükmü, "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinde, " (1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (Ek cümle:22/7/2020-7251/24 md.) Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir.
(2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir.
(3) Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir." hükmü yer almaktadır.
2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun "Trafik İhtisas Dairesinin görevleri" başlıklı 22. maddesinde, "Mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklarca gönderilen trafik olayları ile ilgili konularda gerekli muayene ve incelemeler yapmak ve sonucunu bir raporla tespit etmek." hükmü, "İhtisas Kurullarının görevleri" başlıklı 16. maddesinde, "(Değişik: 19/2/2003-4810/15 md.) Genel görevleri: Bu Kanun kapsamına giren işlerde;
a) Bilirkişilerce,
b) Fizik ve Trafik İhtisas Dairelerinin tıpla ilgili olmayan raporları hariç olmak üzere adlî tıp ihtisas dairelerince,
c) Adlî tabip veya adlî tıp uzmanlarınca,
Verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklar tarafından yeterince kanaat verici nitelikte bulunmayan ve aralarında çelişki olduğu belirlenen raporları inceleyip bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmek." hükmü, "Adli Tıp Üst Kurullarının görevleri" başlıklı 15. maddesinde," (Değişik: 19/2/2003-4810/14 md.) Adlî Tıp Üst Kurulları;
a) Adlî tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı, sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri,
b) Adlî tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri,
c) Adlî tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri,
d) Adlî tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri,
e) (Mülga: 3/11/2016-6754/30 md.)
f) Adlî tıp ihtisas kurulları ile Adlî Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri,
Konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceler ve kesin karara bağlar." hükmü yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden, Danıştay Sekizinci Dairesinin 24/01/2024 tarih ve E:2020/5619, K:2024/176 sayılı bozma kararında, "Mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu ... Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı raporunun davalı vekili olarak "Av. ..."ın elektronik tebligat adresine tebliğ edildiği dosya içerisindeki e-tebliğ mazbatasından anlaşılmakta ise de, davalı vekili Av. ... tarafından sunulan temyiz dilekçesinde bilirkişi raporunun davalı idareye tebliğ edilmediği ileri sürülmekte olup bu iddia doğrultusunda bilirkişi raporunun usulüne uygun tebliğ edilip edilmediğinin de araştırılması gerekmektedir. " ifadelerine yer verilerek ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulması üzerine Mahkemece ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda, " davalı idare tarafından bilirkişi raporunun kendilerine tebliğ edilmediği ileri sürülmekte ise de Mahkememizce UYAP üzerinden yapılan elektronik tebligat kayıtlarının incelemesinde, "Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın ... tarihli ve ... sayılı raporunun davalı idare vekiline ... tarihinde ... evrak numarasıyla elektronik tebligat ile gönderildiği ve tebligatın 16/11/2019 tarihinde otomatik olarak okunmuş sayıldığı sabit olduğundan, usulüne uygun olarak yapılan tebligata rağmen davalı idarenin söz konusu rapora itiraz etmediği açık olduğundan, davalı idarenin bu yöndeki iddiası yerinde görülmemiştir." ifadelerine yer verilerek ilk kararda ısrar edildiği görülmüştür.
Mahkeme tarafından verilen bu kararda bir inceleme ve araştırma yapılarak bozma kararının yerine getirildiği şeklinde değerlendirme yapıldığı görünmekte ise de; esasen Mahkemece davalı idare ve Danıştay Dairesi tarafından belirtilen durumun açıklığa kavuşturmasını sağlayıcı gerekli ve yeterli bir araştırmanın yapılmadığı kanaatine varılmıştır.
Nitekim, Kurulumuz tarafından gerek dosya gerekse UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemelerden bilirkişi raporunun "..." UETS numarası ile tebliğ edildiği ...'ın(...) Ankara ... nolu Barosuna kayıtlı ... sicil numaralı avukat olduğu, söz konusu avukatın davalı idarenin vekili konumunda olmadığı, davalı Karayolları Genel Müdürlüğünün vekili olan ...'ın ise Ankara ... Nolu Barosuna kayıtlı ... sicil numaralı avukat olduğu anlaşılmıştır.
Ayrıca, davalı idare tarafından temyiz dilekçesinde kalem personeli tarafından taraf vekili olarak kaydı yapılan ve kendileri ile ilgisi bulunmayan avukat kaydının silinmesi için mahkeme kalemi ile iletişim kurulduğu, bu iletişim sonucunda da hatanın düzeltildiği ifade edilmiştir. Bununla birlikte, hatanın düzeltilmiş olmasına rağmen bilirkişi raporunun davalı idareye veya davalı idarenin vekiline tebliğinin sağlanmadığı görülmüştür.
Tüm bu açıklamalar ışığında, Mahkemece yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan ve davalı idareye bilirkişi raporunu inceleme ve itiraz imkanı tanınmadan karar verildiğinden temyize konu Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan, ödenen sigorta prim tutarlarının ödenecek tazminat miktarından düşülmemesi gerektiğine ilişkin olarak Kurulumuzun 01/04/2021 tarih ve E:2019/3364, K:2021/682 sayılı, 21/03/2024 tarih ve E:2023/1047, K:2024/668 sayılı kararları bulunmaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,
2\. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin ... İdare Mahkemesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının kabule ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/11/2025 tarihinde esasta oybirliği gerekçede oyçokluğu ile karar verildi.


GEREKÇEDE KARŞI OY
X- ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının Danıştay Sekizinci Dairesinin 24/01/2024 tarih ve E:2020/5619, K:2024/176 sayılı kararında yer alan gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği oyuyla, karara gerekçe yönünden katılmıyoruz.


GEREKÇEDE KARŞI OY
XX- Dosyanın incelenmesinden ısrara konu kısmın sigorta primlerinin ödenecek tazminattan düşülüp düşülmeyeceğine ilişkin olduğu, bilirkişi raporunun davalı idareye usulüne uygun tebliğ edilip edilmedi hususuna ilişkin olarak Danıştay Dairesince bu kısım yönünden eksik inceleme ve araştırma yapıldığı gerekçesiyle dosyanın bozulması üzerine Mahkemece araştırma yapılarak karar verilmesi nedeniyle bu kısmın ısrara konu kısmın dışında kaldığı, bu bölümün Dairesince incelenmesi gerektiği düşünülmektedir.
Sigorta şirketine ödenmiş sigorta primlerinin ödenecek tazminat miktarından düşülüp düşülmeyeceğine ilişkin kısmına gelindiğinde ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1401. maddesinin 1. fıkrasında, sigorta sözleşmesi, sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi halinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşme olarak tanımlandığı, 1431. maddesinin 1. fıkrasında ise, sigorta priminin tamamının, taksitle ödenmesi kararlaştırılmışsa ilk taksidin, sözleşme yapılır yapılmaz ve poliçenin teslimi karşılığında ödenmesinin gerektiği kuralına yer verildiği görülmüştür.
Anılan Kanun hükümlerinden, sigorta sözleşmesi gereği sigortalının menfaatini ihlal eden tehlikenin gerçekleşmesi halinde, sigortalı tarafından ödenen sigorta primi karşılığında sigorta şirketince sigortalıya tazminat ödemesi yapılacağı, diğer bir ifadeyle, bu ödemenin, sigortalılık süresince bir defaya mahsus olmak üzere sigortalının ödemiş olduğu sigorta priminin karşılığı olduğu anlaşılmakta olup; bu nedenle ödenen sigorta primi miktarının, mahkemece hükmedilecek tazminat miktarından düşülebilmesi için, sigortalıya sigortalılık süresi içerisinde birden fazla ödeme yapılmamış olması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, İdare Mahkemesince ara kararı yapılarak, davaya konu kazanın meydana gelmesi sonucu tarafına davacı sigorta şirketince tazminat ödenen sigortalının, sigortalılık süresi içerisinde kaç kez bundan faydalandığının sorulmasının gerektiği, dava konusu olay dışında da böyle bir şekilde faydalanıldıysa, sigortalı tarafından davacı sigorta şirketine ödenen primlerin hükmedilecek olan tazminat miktarından düşülmemesi; faydalanılmadıysa, sigortalı tarafından ödenen primlerin hükmedilecek tazminat miktarından düşülmesi gerekmektedir.
Bu durumda, İdare Mahkemesince ara kararı yapılarak bu hususun netleştirilmesi suretiyle primlerin hükmedilecek tazminat miktarından düşülüp düşülmeyeceğine karar verilmesi gerekirken, bu yapılmadan davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmesinde hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varıldığından, ... İdare Mahkemesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının bu gerekçeyle bozulması gerektiği oyuyla, çoğunluk kararına katılmıyorum.


GEREKÇEDE KARŞI OY
XXX- Danıştay Sekizinci Dairesinin bozma kararında sigorta primlerinin ödenecek tazminattan düşülmesi gerektiği ifade edildikten sonra Mahkemece yeniden karar verilmeden evvel bilirkişi raporunun davalı idareye usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği hususunun da araştırılması gerektiğinin belirtildiği, Mahkemece de UYAP kayıtları üzerinden bu hususta araştırma yapılarak karar verildiğinden bu kısmın ısrara konu kısım içerisinde kalmadığı anlaşılmaktadır.
Israra konu kısım içerisinde kalmayan bilirkişi raporunun usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği hususunda Mahkemece yapılan araştırmanın yeterli ve doğru olup olmadığı hususunun Dairesince değerlendirilmesi gerekmektedir.
Israra konusu kısım olan sigorta primlerinin ödenecek tazminattan düşülüp düşülmeyeceği kısmına gelindiğinde ise sigorta primlerinin ödenecek tazminattan düşülmesi gerektiği değerlendirildiğinden bu kısma yönelik temyiz isteminin kabulü ile ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının Danıştay Sekizinci Dairesinin 24/01/2024 tarih ve E:2020/5619, K:2024/176 sayılı kararında yer alan gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği oyuyla, karara gerekçe yönünden katılmıyorum.



10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim