SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2024/2034 E. 2025/767 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/2034

Karar No

2025/767

Karar Tarihi

8 Nisan 2025

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/2034 E. , 2025/767 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/2034
Karar No : 2025/767

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Petrol Akaryakıt Dağıtım Pazarlama ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF : I- (DAVALI): ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ: Av. ...

II-(DAVALI YANINDA MÜDAHİL): ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul ili, Çatalca ilçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... parsel sayılı taşınmazda bulunan ve davacı şirket tarafından akaryakıt istasyonu olarak faaliyet gösteren iş yerinin mühürlenmesine ilişkin 30/11/2011 tarihli işlemin iptali ile iş yerinin mühürlenmesi nedeniyle uğranıldığı öne sürülen 800.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi olmak üzere 1.000.000,00 TL zararın dava tarihinden itibaren yürütülecek ticari faiziyle birlikte tazmini istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacı şirket tarafından, 19/06/2007 tarihinde gayri sıhhi müessese ruhsatı ve deşarj kalite kontrol ruhsatı başvurusunda bulunulması üzerine; İSKİ Genel Müdürlüğünün, 01/08/2007 günlü GSM görüş yazısında, ... tarih ve ... sayılı Yönetim Kurulu kararıyla kabul edilen İçmesuyu Havzaları Yönergesi'nin 15.6 maddesinde, "Kısa mesafeli koruma alanlarında; Atıksuların Kanalizasyona Deşarjı Yönetmeliğinde belirtilen önlemleri almak şartıyla, sadece evsel nitelikli atık suyu bulunan tesislere izin verilebilir. Bu tesisler üst yapı ve faaliyetlerden bağımsız değerlendirilerek (yapılaşma ve faaliyet yönünden Yönetmeliğe uygunluk şartı aranmaksızın) ve sadece atıksu karakteri dikkate alınarak, yapıya meşruiyet kazandırmayacağı da belirtilerek, GSMR görüşü (Gayrisıhhi müessese ruhsat görüşü) ve HAKB (Havza Atıksu Kontrol Belgesi) verilebilir. GSMR görüşü ve HAKB verilmesi yapıya meşruiyet kazandırmaz" düzenlemesinden bahsedilerek davacının henüz faaliyette bulunmadığı, faaliyete geçilmesi durumunda yeniden müracaat etmesi gerektiği belirtilmiş olup, anılan İSKİ değerlendirmesinde, davacı şirkete ait tesisin atıksuyunun olmadığının belirtildiği, tesisin içmesuyu havzasında yasaklanan yapı ve tesis olup olmadığı hususunda bir değerlendirme içermediği, akaryakıt istasyonuna ait yapılaşmaya ilişkin olarak davacı şirket tarafından İSKİ'den alınmış bir GSMR görüşünün bulunmadığı; akaryakıt istasyonunun bulunduğu taşınmazın, Büyükçekmece gölü kısa mesafeli koruma alanında kaldığı ve bu alanda, akaryakıt istasyonu kurulmasına, bir şekilde kurulmuş olanların da çalışmasına izin verilemeyeceği; dava konusu işlemin, İSKİ Genel Müdürlüğünün iş yerinin çevre ve toplum sağlığı açısından tehlike arz ettiğine ilişkin yazısı da dikkate alınarak tesis edildiği göz önüne alındığında, faaliyetten men işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı; olayda davacı şirketin beyanı üzerine işyeri açma ve çalışma ruhsatının verildiği, ancak sonradan yapılan incelemede işletmenin İSKİ'nin olumlu görüşü olmadan faaliyete başladığı ve verilen süre içerisinde de bu aykırılığın giderilmediği ve esasen giderilmesinin de mümkün olmadığı; işletmenin faaliyetten men'ine dair işlemin hukuka uygun olduğunun Mahkeme kararları ile de ortaya konulması karşısında davacı şirketin uğradığını ileri sürdüğü maddi ve manevi zararların, davalı idarece ödenmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay İkinci Dairesinin 29/12/2022 tarih ve E:2021/492, K:2022/7059 sayılı kararıyla;
I. Temyiz istemine konu Mahkeme kararının, 30/11/2011 günlü mühürleme işleminin iptali talebininin reddine ilişkin kısmı yönünden:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulmasının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu,
Temyizen incelenen kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği,
II. Temyiz istemine konu Mahkeme kararının, maddi tazminat talebininin reddine ilişkin kısmı yönünden:
Genel anlamı ile tam yargı davalarının, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olduğu, bu tür davalarda mahkemenin, hem olayın maddi yönünü; zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de; bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edeceği, İdare hukukunda, idarenin hukuki sorumluğunun kabul edilebilmesi için -kusursuz sorumluluk halleri dışında- idarenin yürütmekle yükümlü olduğu hizmetin kusurlu şekilde işletilmiş olması gerektiği, kusura dayalı sorumluluk hallerinden olan hizmet kusurunun, idarenin bir işlem veya eyleminden doğabileceği gibi, yasal görevlerin beklendiği ya da gerektiği gibi yerine getirilmemiş olmasından da kaynaklanabileceği, bir başka ifadeyle, idarenin yürütmekle yükümlü olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusurunun; hizmetin kötü veya geç işlemesi ya da hiç işlememesi hallerinde gerçekleştiği ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açtığı,
3572 sayılı Kanun'un 4. maddesinde, işyeri açma ve çalışma ruhsatı vermeye yetkili mercilerin başvurular üzerine yapacağı incelemelerde; insan sağlığına zarar vermeme, çevre kirliliğine yol açmama, yangın, patlama, genel güvenlik, iş güvenliği, işçi sağlığı, trafik ve karayolları, imar, kat mülkiyeti ve doğanın korunması ile ilgili düzenlemelere aykırı davranmama olarak belirlenen genel kriterlere göre düzenlenecek yönetmeliği esas alacakları, 6. maddesinde ise; ruhsat verilen iş yerlerinin, ruhsatın veriliş tarihini izleyen bir ay içinde kontrol ettirileceği, yapılacak bu kontrol ve denetimlerde, 4. maddede belirtilen yönetmelikte öngörülen kriterlere aykırı beyan ve durumun tespiti halinde; ruhsatın iptal edilerek iş yerinin kapatılarak ilgililer hakkında ayrıca işlem yapılacağının hükme bağlandığı, Kanunda atıf yapılan İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik hükümleri gereğince, iş yeri ruhsatı verildikten sonra yapılacak denetimlerde mevzuata uygun olmayan eksikliklerin tespiti halinde de bu eksikliklerin giderilmesi için ilgililere belirli bir süre tanınarak işletmenin Yönetmelik hükümlerine uygun olarak faaliyette bulunmasının sağlanması gerektiği,
Mahkemece, davacıya ruhsat verildiği tarih itibarıyla, ruhsat verilebilmesi için gerekli koşulları taşıyıp taşımadığının tespit edilmesi, ruhsat alma koşullarını taşımadığının anlaşılması durumunda, ruhsat verme konusunda yetkili olan davalı idarenin, Yönetmeliğe aykırı olarak gerekli denetim ve incelemeleri yapmamak ve hukuka aykırı olarak anılan iş yerinin faaliyete başlamasına yol açmak suretiyle kusurlu bulunduğu sonucuna ulaşılması halinde; davacının zarara uğrayıp uğramadığı, uğramış ise zarar ile hukuka aykırı bulunan ruhsata konu faaliyet arasında nedensellik bağı bulunup bulunmadığının araştırılması ve nedensellik bağının bulunması halinde ise, zararın miktarının, davacının istemiyle bağlı olarak ve kalemler halinde tespiti amacıyla gerekli araştırma ve incelemelerle, bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle ve olayda tarafların kusurları da değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerektiği,
III. Temyiz istemine konu Mahkeme kararının, manevi tazminat talebinin reddine ilişkin kısmı yönünden:
Manevi tazminatın, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik olmayıp, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan gerçek kişilerin ve ticari itibarı ve güvenilirliği sarsılan tüzel kişilerin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracı olduğu, manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışının manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kıldığı, manevi tazminatın, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi ve manevi huzuru sağlamayı amaçladığı, bu niteliği gereği manevi tazminatın, zenginleşmeye yol açmayacak miktarda, fakat idarenin olaydaki kusurunun niteliğini ve ağırlığını ifade edecek ölçüde saptanmasının zorunlu olduğu,
Tüzel kişilerin kişilik haklarını, saygınlık, ticari itibar, sosyal ilişkiler bakımından sahip olunan değer, diğer kurumlar nezdinde algılanış, mesleki çevrelerdeki konum, güvenilirlilik gibi değerlerin oluşturduğu, tüzel kişiliğin, saygınlığını yitirmesine, itibar kaybına uğramasına veya amaçlarını gerçekleştirmek bakımından zor duruma düşürülmesine yol açan hukuka aykırı tasarrufların manevi zarara yol açtığı kabul edilerek bu tür zararların tazmin edilmesinin idare hukukunun temel prensiplerinden olduğu, uyuşmazlık konusu somut olayda da manevi tazminata ilişkin koşulların oluştuğu sonucuna varıldığı,
Yukarıda açıklanan nedenlerle, ticari itibar kaybına dayalı manevi zararın kısmen de olsa giderilmesi amacıyla, Mahkemece takdir edilecek manevi tazminatın, manevi tatmin aracı olmasından dolayı zenginleşmeye yol açmayacak miktarda, fakat aynı zamanda işletmenin niteliği dikkate alınarak oluşan ticari itibara dayalı manevi zararı giderecek oranda tazminat tutarı saptanarak davalı idare tarafından davacıya ödenmesine hükmedilmesi gerektiğinden, temyize konu İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminat isteminin reddine yönelik kısmında hukuki isabet görülmediği sonucuna varılarak ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının mühürleme işleminin iptali talebininin reddine ilişkin kısmının onanmasına, maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davanın reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, işletmenin faaliyetten menine dair işlemin hukuka uygun olduğunun mahkeme kararı ile ortaya konulmuş olmasının uğramış oldukları maddi ve manevi zararların davalı idarece ödenmesine mâni olmadığı, tesis edilen işlemler ile kazanılmış hakların ihlal edildiği, 1992 yılından itibaren yaklaşık 20 sene boyunca akaryakıt istasyonu olarak faaliyette bulunduktan sonra akaryakıt istasyonu olarak faaliyet gösteren istasyon için gerekli olan ruhsat, izin, lisans ve iş yeri açılmasına ilişkin tüm belgelerin, bu iş yerinin açıldığı tarihten başlamak üzere mühürleme işleminin yapıldığı tarihe kadar yürürlükte olan Kanun, Yönetmelik, Genelge ve tüm mevzuata uygun olarak alındığı ve yetkili makam ve merciler tarafından onaylanarak uygulamaya konulduğu, ortaya çıkan yeni hukuki durum karşısında oluşan zararlarının karşılanması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idare ve davalı idare yanında müdahil tarafından, İdare Mahkemesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İstanbul 9. İdare Mahkemesi ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
İstanbul ili, Çatalca ilçesi, ... pafta, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak ... Uluslararası Nak. San. ve Turizm AŞ adına, Çatalca Belediye Başkanlığınca ... tarih ve ... sayılı geçiş yolu izin belgesi, ... tarih ve ... sayılı tadilat ilave ruhsatı ve 07/05/1992 tarihinde de yapı kullanma izin belgesi düzenlenmiş; İstanbul Valiliği Sağlık ve Sosyal Yardım Müdürlüğünce ... tarih ve ... sayılı 2. sınıf gayri sıhhi müesseselere ait açılma ruhsatı düzenlenmiş; ... Akaryakıt Dağ. Paz. ve Tic. Ltd. Şti. adına Çatalca Belediye Başkanlığınca akaryakıt satış yeri ünvanlı ... tarih ve ... sayılı işyeri açma ve çalışma ruhsatı düzenlenmiştir.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Gayrisıhhi Müesseseler İnceleme Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla ... Uluslararası Nak. San. ve Turizm AŞ adına düzenlenen 29/04/1993 tarihli ruhsatın, davacı şirkete devri uygun görülmüş ve davacı şirket adına ... tarih ve ... sayılı akaryakıt satış istasyonu faaliyet konulu işyeri açma ve çalışma ruhsatı düzenlenmiş, 04/02/2011 tarihinde, İSKİ Genel Müdürlüğünce yerinde yapılan incelemede davacıya ait akaryakıt satış istasyonunun, Büyükçekmece İçme Suyu Havzası Kısa Mesafeli Koruma Alanında kaldığının tespiti üzerine, ... tarih ve ... sayılı işlem ile faaliyetine son verilmiş, davacı şirketçe, anılan işlemin iptali istemiyle dava açılmış ise de ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş ve anılan karar, kanun yolu aşamalarından geçerek kesinleşmiştir.
İSKİ Genel Müdürlüğünün, ... tarih ve ... sayılı yazısıyla İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığından; şirketin faaliyette bulunduğu yerin, Büyükçekmece İçme Suyu Havzası Kısa Mesafeli Koruma Alanında kaldığı, kısa mesafeli koruma alanlarında, endüstriyel nitelikte atıksuyu bulunmasa bile, İçmesuyu Havzaları Yönetmeliği'nin 5. ve 6. maddeleri ile Su Kirliliği Yönetmeliği'nin 18-ı. maddesi gereği akaryakıt istasyonu faaliyetine izin verilemeyeceğinden, gereğinin yapılmasının istenilmesi üzerine İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısıyla, çevre ve toplum sağlığı açısından tehlike arz ettiği gerekçesiyle iş yerinin 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 80. maddesi ile İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğin 21. maddesine istinaden faaliyetten men edilmesine olur verilmiş ve işletmenin 30/11/2011 tarihinde mühürlenmesi üzerine; mühürleme işleminin iptali ile mühürleme işlemi nedeniyle;
\- iş akitleri sona erdirilen personele ödemek zorunda kaldıkları 11.849,43 TL kıdem ve ihbar tazminatı,
\- işletmenin faaliyete devam edeceği inancıyla "özel tabanca kılıfı, pompalar, pompa yazar kasa, Alüminyum Küpeşte yapımı, alüminyum kompozit levha, saha elektrik işleri, konapi elektrik işleri, gaz dedektör sistemi Vinç Çalışması, Servis Ücreti, yol yaklaşım tabelası, bakım iskelesi, elektronik yazar kasa vs." yatırım yaptıklarını ve toplam 167.559,73 TL yatırım harcaması,
\- 2011 yılı brüt karlarının 466.634,89 TL olduğu ve bayilik sözleşmelerinin 24/04/2013 tarihine değin devamının kararlaştırılmış olması nedeniyle 1 yıl, 4 ay için ortalama (466.634,89 TL + 155.544,96 TL=) 622.179,85 TL kardan mahrum kaldıkları aynı işlemler nedeniyle ticari itibarlarının zedelendiği ileri sürülerek toplam 800.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi olmak üzere 1.000.000,00 TL zararın, dava tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle, temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdarenin kamu hizmetinin yürütülmesinden doğan zarardan sorumlu tutulmasını gerektiren kuramlardan birisi hizmet kusurudur. İdarenin yürütmekle yükümlü olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
İdarenin tazminle yükümlü tutulması, ancak bir maddi zararın kesin olarak ortaya çıkmış, belirgin hale gelmiş olması halinde mümkündür. Kişinin isteği dışında maddi varlığında meydana gelen kayıp ve eksiklikler ile çoğalma olanağından yoksunluk olarak tanımlanan maddi zarar, henüz kesin olarak ortaya çıkmamış, belirgin hale gelmemiş ise, bu aşamada idarenin tazmin yükümlülüğüne gidilmesine olanak bulunmamaktadır.
Bu bakımdan, davacının talep etmiş olduğu maddi tazminat istemi hakkında karar verilebilmesi için öncelikle davacıya ruhsat verildiği tarih itibarıyla, ruhsat verilebilmesi için gerekli koşulların davacı şirket tarafından sağlanıp sağlanmadığının tespiti önem arz etmektedir.
Bu çerçevede yapılacak inceleme üzerine, davacı şirketin ruhsat aldığı tarihte ruhsat alma koşullarını taşımadığı tespit edilir ise; ruhsat verme konusunda yetkili olan davalı idarenin, İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğe aykırı olarak gerekli denetim ve incelemeleri yapmamak ve hukuka aykırı olarak anılan iş yerinin faaliyete başlamasına yol açmak suretiyle kusurlu bulunduğu sonucuna ulaşılması halinde; davacının zarara uğrayıp uğramadığı, uğramış ise zarar ile hukuka aykırı bulunan ruhsata konu faaliyet arasında nedensellik bağı bulunup bulunmadığının araştırılması ve nedensellik bağının bulunması halinde ise, zararın miktarının, davacının istemiyle bağlı olarak ve kalemler halinde tespiti amacıyla gerekli araştırma ve incelemelerle, bilirkişi incelemesi yaptırılmak ve olayda tarafların kusurları da değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekmektedir.
Yine yukarıda belirtilen şekilde idarenin kusurlu davranışının tespiti halinde; idarenin hukuka aykırı işlemi nedeniyle tüzel kişiliğin, saygınlığını yitirmesi, itibar kaybına uğraması veya amaçlarını gerçekleştirmek bakımından zor duruma düşürülmesi gibi bir durumla karşılaşıp karşılaşmadığı değerlendirilerek manevi tazminat istemi hakkında da bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, eksik inceleme ile verilen davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin ... İdare Mahkemesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar
düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/04/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.


KARŞI OY
X- ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu ısrar kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.



10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim