SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2024/1521 E. 2025/1441 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/1521

Karar No

2025/1441

Karar Tarihi

30 Haziran 2025

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/1521 E. , 2025/1441 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/1521
Karar No : 2025/1441

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurumu
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI):... AŞ
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:... K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirkete idarî para cezası uygulanmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu kararının, bu kararın geri alınması istemiyle yapılan ... tarih ve ... sayılı başvurunun reddine ilişkin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun... tarih ve E... sayılı işleminin ve ilgili idarî para cezası karar tutanağı ile tahakkuk fişi bildirimine ilişkin ... tarih ve E... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı şirketin sabit numara taşınabilirliği için ilgili mevzuat kapsamında belirlenen ortalama deaktivasyon süresi ve oranların aşılması nedeniyle ihlâlin giderilmesi konusunda "uyarılmadan" doğrudan idarî para cezası ile cezalandırıldığı; ayrıca, her ne kadar dava konusu Kurul kararında, davacı şirket hakkında ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile aynı ihlâl nedeniyle idari yaptırım uygulandığı belirtilerek tekerrür hükümlerinin uygulandığı görülmüş ise de, savunma dilekçesinde "eski Yönetmeliğin yürürlük tarihinde vukû bulan bir ihlâl ve akabinde uygulanan bir idarî yaptırımın tekerrüre esas alınmasının doğru olmayacağının aşikâr" olduğu belirtildiğinden tekerrür hususunda ayrıca bir değerlendirme yapılmasının gerekli bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin, Danıştay Onüçüncü Dairesinin 30/09/2019 tarih ve E:2019/2882, K:2019/2816 sayılı bozma kararı uyarınca verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, davacı şirketin numara taşıma sisteminden alınan bilgiler doğrultusunda 2014 yılındaki üçer aylık dönemlerde Yalın DSL veya YAPA ihtiva etmeyen sabit numara taşınabilirliği için ilgili mevzuat kapsamında belirlenen ortalama deaktivasyon süresi ve oranların aşılması nedeniyle... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile aynı fiil nedeniyle idari yaptırım uygulandığı da dikkate alınarak Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 2013 yılı net satış tutarı olan 7.237.240.886,52-TL’nın % 0,012'si (yüz binde on iki) oranında idari para cezası uygulanmasına karar verildiği, bu karara yapılan itirazın Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun ... tarih ve E... sayılı işlemi ile reddi üzerine, gerek anılan işlemlerin gerekse ilgili idari para cezası karar tutanağı ile tahakkuk fişi bildirimine ilişkin... tarih ve E... sayılı işlemlerin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı; davacı şirket hakkında daha önce de aynı eylemden dolayı ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile idari para cezası uygulandığı dönemde 05/09/2004 tarih ve 25574 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Telekominikasyon Kurumu Tarafından İşletmecilere Uygulanacak İdari Para Cezaları ile Diğer Müeyyide ve Tedbirler Hakkında Yönetmelik"'in yürürlükte olduğu, 15/02/2014 tarih ve 28914 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin, tekerrüre esas alınan idari yaptırımdan sonra yürürlüğe girdiği, 2004 tarihli (önceki) Yönetmeliğin "Tekerrür" hükümlerinin düzenlendiği 30. maddesinde ise tekerrürün, aynı takvim yılında yapılan ihlâller için uygulanabileceği kuralının bulunduğu, mer'i yönetmelikte ise geçmişte verilen idari yaptırımların yeni Yönetmelik gereği verilecek idari yaptırımlarda tekerrüre esas alınabileceği yolunda bir hüküm bulunmadığından, tesis edilen işlemde ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının, dava konusu idari yaptırım kararında tekerrüre esas alınamayacağı, bu durumda, davacı şirket hakkında uygulanan idari para cezasında tekerrürün uygulandığı, hukuki güvenlik ve hukuki istikrar ilkeleri gereği sonradan yürürlüğe giren yönetmelik hükmünün önceki yönetmelik zamanında verilen yaptırımları genişletemeyeceği anlaşıldığından, dava konusu işlemde bu açıdan hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusuna konu idare mahkemesi kararının kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, başvurunun reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 12/01/2024 tarih ve E:2020/1470, K:2024/112 sayılı kararıyla;
5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun "Kurumun Yetkisi ve İdari Yaptırımlar" başlıklı 60. maddesinin 1. 15. fıkraları, 15/02/2014 tarih ve 28914 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin "Numara taşınabilirliğine ilişkin ihlâller" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin 6 numaralı alt bendi, "Tekerrür" başlıklı 43. maddesinin 1. fıkrası, 05/09/2004 tarih ve 25574 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan mülga Telekomünikasyon Kurumu Tarafından İşletmecilere Uygulanacak İdari Para Cezaları İle Diğer Müeyyide ve Tedbirler Hakkında Yönetmelik'in "Tekerrür" başlıklı 30. maddesine yer verilerek;
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Genel kanun niteliği” başlıklı 3. maddesinde, bu Kanun'un, idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması hâlinde; diğer genel hükümlerinin ise, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı kuralının yer aldığı, 5809 sayılı Kanun’da aksine bir hüküm yer almadığından, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (Kurum) tarafından idarî para cezaları alanında yapılacak düzenlemelerde ve verilen idarî para cezalarında, belirtilen Kanun’un genel hükümlerinde yer alan düzenlemelerin dikkate alınması gerektiği;
Bu itibarla, Kurum tarafından işletmecilere uygulanan idarî yaptırımların yargısal denetimi yapılırken, 5809 sayılı Kanun’da yer alan kuralların yanında, Kabahatler Kanunu’nun genel hükümlerinde yer verilen kuralların da dikkate alınması gerektiği;
Kabahatler Kanunu'nun "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağının belirtildiği; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında yer verilen, "İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz." kuralı ile hukuki belirliliğin ve hukuk güvenliğinin gereği olarak "suçun, işlendiği zamanın kanununa tâbi olacağı" ilkesinin benimsendiği; aleyhe kanunun geçmişe uygulanmasının yasaklandığı, söz konusu prensibin kabahatler bakımından da aynen geçerli olduğu; bu nedenle, sonradan suç veya ceza yönünden lehe bir düzenlemenin yürürlüğe girmesi durumu hariç, fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan kurallara göre idari yaptırım uygulanması gerektiği;
Uyuşmazlıkta, idari para cezasına konu tipik fiile ilişkin düzenlemeye, Numara Taşınabilirliği Uygulama Sürecine İlişkin Usul ve Esaslar’ın “Deaktivasyon ve aktivasyon kapsamında uygulanacak süreler” başlıklı 14. maddesinin birinci fıkrasında yer verildiği; buna göre, dava konusu işleme konu fiillerin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunduğu hâliyle, "bir takvim yılı içerisinde, yıl başından itibaren 3’er aylık dönemler için yapılacak hesaplamada fiili taşıma esnasında, numaranın verici işletmecide deaktivasyonu, alıcı işletmecide aktivasyonu süresi mobil numara taşınabilirliği için ve Yalın DSL veya YAPA ihtiva etmeyen sabit numara taşınabilirliği için ortalamada 15’er dakika, Yalın DSL veya YAPA ihtiva eden sabit numara taşınabilirliği için ise ortalamada 2’şer saattir. Mobil numara taşınabilirliği ve Yalın DSL veya YAPA ihtiva etmeyen sabit numara taşınabilirliği için süresi 1 saati, Yalın DSL veya YAPA ihtiva eden sabit numara taşınabilirliği için ise süresi 4 saati geçen aktivasyon/deaktivasyon sayısı ise toplam işlem sayısının % 2’sinden fazla olamaz." düzenlemesi gereği her bir hesaplama döneminin sonunun, fiilin gerçekleştiği zaman olarak kabul edilmesi gerektiği;
Öte yandan, yürürlükteki Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nde (Madde 43), mülga Yönetmelikle (Madde 30) aynı olacak şekilde tekerrür hâlinde işletmecinin bir önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzde üçüne (%3) kadar idari para cezası uygulanacağı düzenlenmişken; yeni Yönetmelik'te mülga Yönetmelik'ten farklı olarak bir takvim yılı olan tekerrüre esas alınacak sürenin arttırılarak üç yıla çıkarıldığı, mülga Yönetmelik döneminde gerçekleşen fiillerin tekerrüre esas alınmasına ilişkin özel bir düzenlemeye yer verilmediği, yapılan bu düzenleme ile bir fiile uygulanacak yaptırımın ileriye doğru öngörülebilir bir şekilde ağırlaştırıldığı;
Dava konusu işleme konu fiiller 15/02/2014 tarihinde yürürlüğe giren ve hâlen yürürlükte olan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği döneminde gerçekleştiğinden, davacı şirkete 2014 yılındaki üçer aylık dönemlerde gerçekleştirdiği fiiller sebebiyle, tekerrür hükümleri de dahil, uygulanacak cezaya ilişkin olarak fiillerin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin uygulanacağı;
Bakılan davada, tekerrür uygulamasında sürenin üç yıl kabul edilerek mülga Yönetmelik yürürlükte iken ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile uygulanan para cezasının tekerrüre esas alınmasında, yeni Yönetmeliğin yürürlüğünden önce gerçekleşen bir fiile, tekrar yeni bir idari para cezasının uygulanması değil; birbirini takip eden yönetmelik düzenlemelerinden, uyuşmazlığa konu fiilin işlenmesinden önce yürürlükte olan ve fiilin işlendiği sırada davacı tarafından bilinen/bilinmesi gereken Yönetmelik maddesi uyarınca idari para cezasının uygulanmasının söz konusu olduğu; bu nedenle, aleyhe düzenlemenin geçmişe yürütülmesinden de bahsedilemeyeceği;
Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 7. ve 8. maddelerinin ihlâl edildiği iddiası ile yapılan bir başvuru üzerine verilen kararda bu konuya ilişkin değerlendirme yapıldığı; anılan başvuruda, başvurucu tarafından son suçtan yalnız bir yıl önce, tekerrürde dikkate alınacak zaman aralığını beş yıldan on yıla çıkaran kanun değişikliğinin gerçekleştirildiği, bu sebeple 1995 yılında işlenen suç hakkında karar verilirken, 1984 yılında işlenen suç dikkate alınarak tekerrür uygulandığı, bu durumun AİHS’in 7. maddesine aykırılık teşkil ettiğinin iddia edildiği; AİHM Dava Dairesinin, aleyhe olan yeni düzenlemenin yürürlüğe girmesinden önceki suç için uygulanamayacağından bahisle davacı lehine karar vermesinin ardından AİHM Büyük Dairesi tarafından verilen kararda, aynı ilkelerden yola çıkılarak bu kez farklı bir sonuca varıldığı, AİHS’e taraf olan ülkenin kendi ceza politikasını belirlemek konusundaki özerkliği de gözetilerek, iç hukuk uygulamasının genel ya da özel tekerrür şeklinde olabileceği gibi süreli ya da süresiz tekerrür şeklinde olabileceği ifade edildikten sonra, failin son suçun işlendiği tarihte yürürlükte olan kanuna göre cezalandırıldığına ve bu kanuna göre davranışının sonuçlarının öngörülebilir olduğuna şüphe bulunmadığı, aleyhe kanunun geçmişe yürümezliği ilkesi açısından değerlendirildiğinde, somut olayda birbirini takip eden yasa hükümlerinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren uygulandığı gerekçesiyle AİHS’in 7. maddesine aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığı (AİHM Büyük Daire, Achour v. Fransa, B. No: 67335/01, Karar tarihi: 29/03/2006);
Bu itibarla, dava konusu işlemde tekerrür hükümlerinin uygulanması açısından hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli reddedilmesinde ise hukukî isabet bulunmadığı;
Öte yandan, bakılan davada, Bölge İdare Mahkemesince, davalı idare tarafından yapılan tespitler ve tesis edilen idari para cezasına tekerrür uygulanması dışında diğer yönlerden de hukuka uygunluk bulunup bulunmadığı hususunda bir değerlendirmenin yapılmadığı görüldüğünden, davacı şirketin iddiaları da dikkate alınarak dava konusu Kurul kararının esasına yönelik hukuki denetimin yapılabilmesi için gerekli görülen eksiklikler de tamamlatılarak ve de dava konusu işlem tarihinden sonra fiilin tipikliğine yönelik Numara Taşınabilirliği Uygulama Sürecine İlişkin Usul ve Esaslar’ın “Deaktivasyon ve aktivasyon kapsamında uygulanacak süreler” başlıklı 14. maddesinde ... tarih ve... sayılı Kurul kararı ile yapılan değişiklikle, hesaplama döneminin üç aydan altı aya çıkarılması nedeniyle daha sonra yürürlüğe giren düzenlemenin lehe olup olmadığı da dikkate alınmak suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusunun gerekçeli reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, ısrar kararının Daire kararı doğrultusunda bozulması gerektiği, konuyla ilgili olarak Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun E:2020/1152, K:2021/2623 sayılı kararının bulunduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, ısrar kararının hukuka ve usule uygun bulunduğu, davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebeplerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı şirkete, numara taşıma sisteminden alınan bilgiler doğrultusunda 2014 yılındaki üçer aylık dönemlerde Yalın DSL veya YAPA ihtiva etmeyen sabit numara taşınabilirliği için ilgili mevzuat kapsamında belirlenen ortalama deaktivasyon süresi ve oranların aşılması nedeniyle, daha önce ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile aynı fiilden dolayı idari yaptırım uygulandığı da dikkate alınarak, dava konusu ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile 2013 yılı net satış tutarının 0,012 (yüz binde on iki)si oranında idari para cezası uygulanması üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :
5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun "Kurumun Yetkisi ve İdari Yaptırımlar" başlıklı 60. maddesinin 1. fıkrasında, "Kurum; mevzuata, kullanım hakkı ve diğer yetkilendirme şartlarına uyulmasını izleme ve denetlemeye, aykırılık halinde işletmecilere bir önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzde üçüne kadar idarî para cezası uygulamaya, millî güvenlik, kamu düzeni veya kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi ve kanunlarla getirilen hükümlerin uygulanması amaçlarıyla gerekli tedbirleri almaya, gerektiğinde tesisleri tazminat karşılığında devralmaya, belirlediği süre içerisinde yetkilendirme ücretinin ödenmemesi ya da ağır kusur hâlinde verdiği yetkilendirmeyi iptal etmeye yetkilidir. Ancak, Kurum, ulusal çapta verilecek frekans bandı kullanımını ihtiva eden ve sınırlı sayıda işletmeci tarafından yürütülmesi gereken elektronik haberleşme hizmetlerine ilişkin yetkilendirmelerin iptalini gerektiren hâllerde Bakanlığın görüşünü alır."; anılan maddenin 15. fıkrasında, "Bu maddenin uygulanmasına ve bu Kanunda öngörülen yükümlülüklerin işletmeciler tarafından yerine getirilmemesi hâlinde uygulanacak idarî para cezalarına ilişkin hususlar Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." hükmü yer almaktadır.
15/02/2014 tarih ve 28914 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin "Numara taşınabilirliğine ilişkin ihlâller" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin 6 numaralı alt bendinde, taşıma sürecinde numara taşınabilirliğine ilişkin Kurum düzenlemelerinde belirtilen sürelere uyulmaması hâlinde, işletmecinin, bir önceki takvim yılındaki net satışlarının binde beşine (%0,5) kadar idari para cezasıyla cezalandırılacağı belirtilmiş; "Tekerrür" başlıklı 43. maddesinin 1. fıkrasında, idari para cezası uygulanmış bir işletmeci tarafından, üç yıl içinde aynı yükümlülüğün ihlâl edilmesi durumunda söz konusu ihlâl için, 23., 24. ve 25. maddeler saklı kalmak kaydıyla, uygulanacak idari para cezasının, işletmecinin bir önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzde üçüne (%3) kadar arttırılabileceği kuralına yer verilmiştir.
05/09/2004 tarih ve 25574 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan mülga Telekomünikasyon Kurumu Tarafından İşletmecilere Uygulanacak İdari Para Cezaları İle Diğer Müeyyide ve Tedbirler Hakkında Yönetmelik'in "Tekerrür" başlıklı 30. maddesinde, aynı takvim yılı içinde aynı nitelikteki ihlâlin tekrarı hâlinde tekrar edilen ihlâl için bu Yönetmelikte öngörülen idari para cezası oranlarının üst sınırı ile bağlı kalınmaksızın işletmecisinin bir önceki takvim yılındaki cirosunun %3'ünü (yüzde üç) aşmamak kaydıyla idari para cezası uygulanabilceği kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlıkta ısrara ilişkin husus, idari para cezalarında "tekerrür" müessesesinin zaman bakımından uygulanması ile ilgili olup, eski Yönetmelik döneminde gerçekleştirilen eylem nedeniyle yine eski yönetmelik döneminde tesis edilen idari yaptırımın, yeni yönetmelik döneminde gerçekleştirilen aynı eylem nedeniyle tesis edilen idari yaptırım için tekerrüre esas alınıp alınmayacağının ortaya konulması gerekmektedir.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Genel kanun niteliği” başlıklı 3. maddesinde, bu Kanun'un, idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması hâlinde; diğer genel hükümlerinin ise, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı hükmü yer almaktadır.
Bu doğrultuda, 5809 sayılı Kanun’da aksine bir hüküm yer almadığından, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (Kurum) tarafından idarî para cezaları alanında yapılacak düzenlemelerde ve verilen idarî para cezalarında, belirtilen Kanun’un genel hükümlerinde yer alan düzenlemelerin dikkate alınması gerektiği gibi Kurum tarafından işletmecilere uygulanan idarî yaptırımların yargısal denetimi yapılırken de, 5809 sayılı Kanun’da yer alan kuralların yanında, 5326 sayılı Kanun’un genel hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir.
5326 sayılı Kanun'un "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağı belirtilmiştir. 5237 sayılı Kanun'un "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında ise, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, işlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimsenin cezalandırılamayacağı ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamayacağı belirtilerek "suçun, işlendiği zamanın kanununa tâbi olacağı" ilkesi benimsenmiş ve aleyhe kanunun geçmişe uygulanması yasaklanmıştır. Anılan ilkenin kabahatler bakımından da geçerli olması nedeniyle sonradan suç veya ceza yönünden lehe bir düzenlemenin yürürlüğe girmesi durumu hariç, fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan kurallara göre idari yaptırım uygulanması gerektiği konusunda tereddüt bulunmamaktadır.
Uyuşmazlıkta, idari para cezasına konu fiil, dava konusu işleme konu fiillerin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunduğu hâliyle, Numara Taşınabilirliği Uygulama Sürecine İlişkin Usul ve Esaslar’ın “Deaktivasyon ve aktivasyon kapsamında uygulanacak süreler” başlıklı 14. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "bir takvim yılı içerisinde, yıl başından itibaren 3’er aylık dönemler için yapılacak hesaplamada fiili taşıma esnasında, numaranın verici işletmecide deaktivasyonu, alıcı işletmecide aktivasyonu süresi mobil numara taşınabilirliği için ve Yalın DSL veya YAPA ihtiva etmeyen sabit numara taşınabilirliği için ortalamada 15’er dakika, Yalın DSL veya YAPA ihtiva eden sabit numara taşınabilirliği için ise ortalamada 2’şer saattir. Mobil numara taşınabilirliği ve Yalın DSL veya YAPA ihtiva etmeyen sabit numara taşınabilirliği için süresi 1 saati, Yalın DSL veya YAPA ihtiva eden sabit numara taşınabilirliği için ise süresi 4 saati geçen aktivasyon/deaktivasyon sayısı ise toplam işlem sayısının % 2’sinden fazla olamaz." düzenlemesine aykırılık oluşturmakta olup söz konusu düzenleme gereği her bir hesaplama döneminin sonu, fiilin gerçekleştiği zaman olarak kabul edilmelidir.
Diğer yandan, yürürlükteki Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nde, mülga Yönetmelikle aynı olacak şekilde tekerrür hâlinde işletmecinin bir önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzde üçüne (%3) kadar idari para cezası uygulanacağının düzenlendiği; yeni Yönetmelik'te mülga Yönetmelik'ten farklı olarak bir takvim yılı olan tekerrüre esas alınacak sürenin arttırılarak üç yıla çıkarıldığı görülmektedir.
Dava konusu işleme konu fiiller 15/02/2014 tarihinde yürürlüğe giren ve hâlen yürürlükte olan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği döneminde gerçekleştiğinden, davacı şirkete 2014 yılındaki üçer aylık dönemlerde gerçekleştirdiği fiiller sebebiyle, tekerrür hükümleri de dahil, uygulanacak cezaya ilişkin olarak fiillerin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin uygulanacağı açıktır.
Uyuşmazlıkta, tekerrür uygulamasında sürenin üç yıl kabul edilerek mülga Yönetmelik yürürlükte iken ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile uygulanan para cezasının tekerrüre esas alınmasında, yeni Yönetmeliğin yürürlüğünden önce gerçekleşen bir fiile, tekrar yeni bir idari para cezasının uygulanması değil; birbirini takip eden Yönetmelik düzenlemelerinden, uyuşmazlığa konu fiilin işlenmesinden önce yürürlükte olan ve fiilin işlendiği sırada davacı tarafından bilinen/bilinmesi gereken Yönetmelik maddesi uyarınca idari para cezasının uygulandığı görüldüğünden, aleyhe düzenlemenin geçmişe yürütülmesinin söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır.
Kaldı ki, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi'nin, B. No: .../... sayılı, ... tarihli kararında, başvurucu tarafından son suçtan yalnız bir yıl önce, tekerrürde dikkate alınacak zaman aralığını beş yıldan on yıla çıkaran kanun değişikliğinin gerçekleştirildiği, bu sebeple 1995 yılında işlenen suç hakkında karar verilirken, 1984 yılında işlenen suç dikkate alınarak tekerrür uygulandığı, bu durumun AİHS’in 7. maddesine aykırılık teşkil ettiği iddiasına ilişkin olarak AİHM Dava Dairesinin, aleyhe olan yeni düzenlemenin yürürlüğe girmesinden önceki suç için uygulanamayacağından bahisle davacı lehine karar vermesinin ardından AİHM Büyük Dairesinin, aynı ilkelerden yola çıkılarak farklı bir sonuca vardığı, AİHS’e taraf olan ülkenin kendi ceza politikasını belirlemek konusundaki özerkliği de gözetilerek, iç hukuk uygulamasının genel ya da özel tekerrür şeklinde olabileceği gibi süreli ya da süresiz tekerrür şeklinde olabileceği ifade edildikten sonra, failin son suçun işlendiği tarihte yürürlükte olan kanuna göre cezalandırıldığına ve bu kanuna göre davranışının sonuçlarının öngörülebilir olduğuna şüphe bulunmadığı, aleyhe kanunun geçmişe yürümezliği ilkesi açısından değerlendirildiğinde, somut olayda birbirini takip eden yasa hükümlerinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren uygulandığı gerekçesiyle AİHS’in 7. maddesine aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığı görülmektedir (AİHM Büyük Daire, Achour v. Fransa, B. No: 67335/01, Karar tarihi:29/03/2006).
Bu durumda, dava konusu işlemde tekerrür hükümlerinin uygulanması açısından hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Diğer yandan, Bölge İdare Mahkemesince, tesis edilen idari para cezasına tekerrür uygulanması dışında diğer yönlerden de hukuka uygunluk bulunup bulunmadığı hususunda bir değerlendirmenin yapılmadığı görüldüğünden, davacı şirketin iddiaları da dikkate alınarak dava konusu Kurul kararının esasına yönelik hukuki denetimin yapılabilmesi için gerekli görülen eksiklikler de tamamlatılarak ve de dava konusu işlem tarihinden sonra fiilin tipikliğine yönelik Numara Taşınabilirliği Uygulama Sürecine İlişkin Usul ve Esaslar’ın “Deaktivasyon ve aktivasyon kapsamında uygulanacak süreler” başlıklı 14. maddesinde ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile yapılan değişiklikle, hesaplama döneminin üç aydan altı aya çıkarılması nedeniyle daha sonra yürürlüğe giren düzenlemenin lehe olup olmadığı da dikkate alınmak suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne;
2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin temyize konu... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4.30/06/2025 tarihinde, kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY
X- 15/02/2014 tarih ve 28914 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin "Tekerrür" başlıklı 43. maddesinin 1. fıkrasında, "İdari para cezası uygulanmış bir işletmeci tarafından, üç yıl içinde aynı yükümlülüğün ihlal edilmesi durumunda söz konusu ihlal için, 23 üncü, 24 üncü ve 25 inci maddeler saklı kalmak kaydıyla, uygulanacak idari para cezası işletmecinin bir önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzde üçüne (%3) kadar arttırılabilir." düzenlemesi yer almaktadır.
Aynı Yönetmelik ile yürürlükten kaldırılan ve 15/02/2014 tarihinden önceki idari yaptırımlar hakkında uygulanan Telekomünikasyon Kurumu Tarafından İşletmecilere Uygulanacak İdari Para Cezaları ile Diğer Müeyyide ve Tedbirler Hakkında Yönetmeliğin "Tekerrür" başlıklı 30. maddesinde ise, "Aynı takvim yılı içinde aynı nitelikteki ihlalin tekrarı halinde tekrar edilen ihlal için bu Yönetmelikte öngörülen idari para cezası oranlarının üst sınırı ile bağlı kalınmaksızın işletmecisinin bir önceki takvim yılındaki cirosunun %3 ünü (yüzde üç) aşmamak kaydıyla idari para cezası uygulanabilir." düzenlemesi yer almaktaydı.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı Şirkete, numara taşıma sisteminden alınan bilgiler doğrultusunda 2014 yılındaki üçer aylık dönemlerde Yalın DSL veya YAPA ihtiva etmeyen sabit numara taşınabilirliği için ilgili mevzuat kapsamında belirlenen ortalama deaktivasyon süresi ve oranların aşılması nedeniyle, daha önce ...tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile aynı fiilden dolayı idari yaptırım uygulandığı da dikkate alınarak, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulunun dava konusu... tarih ve ... sayılı kararı ile 2013 yılı net satış tutarının 0,012'si (yüzbinde oniki) oranında idarî para cezası uygulanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, davacı şirket hakkında... tarih ve... sayılı Kurul kararıyla tesis edilen idari para cezası esas alınmak suretiyle tekerrür hükümleri uygulanmış ve idari para cezasında arttırıma gidilmiştir.
İlgililerin aleyhine sonuç doğuran idari işlemlerin geriye yürümeyeceği ve düzenleyici tasarrufların düzenledikleri konularda o konuya ilişkin kuralların yayımlandıkları tarihten itibaren uygulanacağı açık olup, idari işlemlerin geriye yürümemesi hukuk devletinin de gereğidir. Ayrıca cezai idari işlemler uygulanırken ceza hukukunun genel prensiplerinin de göz önüne alınması gerekir. Türk Ceza Kanunu'nun "zaman bakımından uygulama" başlıklı 7. maddesinde "suçun işlendiği zamanın "esas alınması gerektiği belirtilmekte olup, bu kural ceza hukukunun genel bir ilkesidir.
Bu itibarla, davacı Şirkete verilen idari para cezasının takdirinde ağırlaştıcı bir neden olarak dikkate alınan eylem ve buna ilişkin Kurulu kararı, dava konusu işlemin dayanağını teşkil eden Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği’nin yürürlüğe girdiği 15/02/2014 tarihinden önce ortaya çıkan eylem ve kararlar olduğundan ve bu tarihten önce yürürlükte bulunan Telekomünikasyon Kurumu Tarafından İşletmecilere Uygulanacak İdari Para Cezaları ile Diğer Müeyyide ve Tedbirler Hakkında Yönetmeliğin 30. maddesinde, "aynı takvim yılı içinde işlenen aynı nitelikteki ihlallerin" tekerrüre esas alınabileceği öngörüldüğünden, anılan eylem ve Kurul kararının "tekerrür" değerlendirmesinde dikkate alınması hukuken mümkün değildir.
Bu durumda; ... tarih ve... sayılı karara konu ihlalin, tekerrüre esas alınmasına imkan bulunmadığından, davacı Şirkete Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği’nin tekerrür hükmü dikkate alınması suretiyle idari para cezası verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile temyize konu ısrar kararının onanması gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz.



10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim