SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2024/1086 E. 2025/911 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/1086

Karar No

2025/911

Karar Tarihi

24 Nisan 2025

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/1086 E. , 2025/911 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/1086
Karar No : 2025/911

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...Derneği
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1-...
VEKİLİ : Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürü ...
2- ...Bakanlığı
VEKİLİ : ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Dördüncü Dairesinin 19/12/2023 tarih ve E:2023/12215, K:2023/7103 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 10/08/2005 tarih ve 25902 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik'e 09/06/2020 tarih ve 31150 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 6. maddesiyle eklenen Ek 2. maddenin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Dördüncü Dairesinin 19/12/2023 tarih ve E:2023/12215, K:2023/7103 sayılı kararıyla;
Davacının ve davalı idarelerin usule ilişkin itirazları ciddi görülmemiş,
Anayasa'nın 124. maddesi, 14/06/1989 tarih ve 3572 sayılı İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanun'un 1., 2. ve 4. maddeleri, 10/08/2005 tarih ve 25902 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik'in 1., 2. ve 3. maddeleri, aynı Yönetmelik'in "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (b), (c), (d) ve (e) bendleri, "İşyeri açılması" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrası, "Başvuru" başlıklı 17. maddesi, dava konusu ek 2. maddesi, 05/06/1986 tarih ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu'nun "Amaç" başlıklı 1. maddesi, "Kapsam" başlıklı 2. maddesi, "İşyeri açma" başlıklı 30. maddesi, 21/09/2006 tarih ve 5544 sayılı Mesleki Yeterlilik Kurumu İle İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un ek 1. maddesi, 08/02/2007 tarih ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun "Tanımlar" başlıklı 2. maddesi, "Eğitim-öğretim ve kurumların yönetimi" başlıklı 6. maddesinin 6. fıkrası, 20/06/2012 tarih ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun "Çalışanların eğitimi" başlıklı 17. maddesi, 13/07/2013 tarih ve 28706 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan Tehlikeli ve Çok Tehlikeli Sınıfta Yer Alan İşlerde Çalıştırılacakların Mesleki Eğitimlerine Dair Yönetmelik'in "Amaç" başlıklı 1. maddesi, "Kapsam" başlıklı 2. maddesi, "Dayanak" başlıklı 3. maddesi, "Tanımlar" başlıklı 4. maddesi, "Mesleki eğitim zorunluluğu" başlıklı 5. maddesi, "Mesleki eğitimin belgelendirilmesi" başlıklı 6. maddesi, 15/10/2015 tarih ve 29503 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan Mesleki Yeterlilik Kurumu Sınav, Ölçme, Değerlendirme ve Belgelendirme Yönetmeliği'nin "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesi, "Dayanak" başlıklı 2. maddesi, "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin (ö) bendi, dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 25/05/2015 tarih ve 29366 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan Mesleki Yeterlilik Kurumu Yeterlilik Belgesi Zorunluluğu Getirilen Mesleklere İlişkin Tebliğ (Sıra No:2015/1)'in "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesi, "Dayanak" başlıklı 2. maddesi ile "Belge Zorunluluğu" başlıklı 3. maddesine yer verilerek,
Dava konusu Yönetmelik'in incelenmesi:
Dava konusu İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik'in "Mesleki eğitim ve yeterlilik" başlıklı ek 2. maddesinin 1. fıkrası yönünden;
3572 sayılı Kanun'da sanayi, tarım ve diğer iş yerleri ile her türlü işletme için işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmesi işinin basitleştirilmesi ve kolaylaştırılması amaçlanarak idareye, insan sağlığına zarar vermemek, çevre kirliliğine yol açmamak, yangın, patlama, genel güvenlik, iş güvenliği, işçi sağlığı, trafik ve karayolları, imar, kat mülkiyeti ve doğanın korunmasıyla ilgili düzenlemelere aykırı davranmamak şeklindeki genel ölçütlere göre işyeri açma ve çalışma izni verilmesine ilişkin bir yönetmelik ile esasların belirlenmesi konusunda idareye takdir yetkisi tanındığı,
Bu amaçla hazırlanan İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik'in dava konusu maddesinin birinci fıkrasında, Yönetmelik kapsamında açılacak iş yerlerinde, iş yeri sahibinin veya iş yerinde her bir meslek dalında çalıştıracağı kişilerin, Mesleki Eğitim Kanunu kapsamında alınan ustalık belgesine ya da mesleki veya teknik okulların ilgili alanlarından mezun olduğunu gösterir diplomaya ya da üniversitelerin ilgili lisans ve ön lisans alan ve dalından mezun olduğunu gösterir diplomaya yahut Özel Öğretim Kurumları Kanunu'na göre faaliyet gösteren kurumlardan alınan kurs bitirme belgesine sahip olması gerektiği şartına yer verilerek, düzenleme ile anılan kanunlar ile uyumlu hale getirilerek işyeri açma ve çalışma ruhsatları ile ilişkilendirilmek suretiyle, Yönetmelik kapsamına alındığı ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı kapsamında faaliyet gösterecek kişilerin faaliyet konusunda eğitim alan kişilerin istihdamının ve faaliyetin gereğine uygun bir şekilde yürütülmesinin sağlanmasına yönelik olduğu, idarenin açık bir takdir hatası bulunmadığı gibi takdir yetkisinin ölçüsüz kullanılmadığı anlaşılmakla, Yönetmelik madde fıkrasında üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı,
İlgili mevzuat uyarınca işyeri açma ve çalışma ruhsatı alınmadan faaliyette bulunulamayacağından, Yönetmelik kapsamında iş yeri açılabilmesi için ilgili kanunlar ile aranan belge şartını içeren düzenlemenin, 3572 sayılı Kanun'a göre işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının verilmesi işlerinin basitleştirilmesi ve kolaylaştırılması amacına uygun olduğu anlaşılmakla, bunun için ayrıca maddede mesleki yeterlilik belgesine yer verilmemiş olması eksik düzenleme sayılamayacağından, davacının bu iddiasının yerinde görülmediği,
Dava konusu Yönetmelik maddesinin 2. fıkrası yönünden;
Dava konusu Yönetmelik maddesinin 2. fıkrasında, Yönetmelik kapsamında açılacak tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta bulunan iş yerlerinde, iş yeri sahibinin veya iş yerinde her bir meslek dalında çalıştırdıklarının, Tehlikeli ve Çok Tehlikeli Sınıfta Yer Alan İşlerde Çalıştırılacakların Mesleki Eğitimlerine Dair Yönetmelik kapsamında mesleki eğitimlerini tamamlamış olmaları gerektiğinin düzenlendiği, ancak 17/04/2021 tarih ve 31457 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 6. maddesiyle yürürlükten kaldırılması nedeniyle konusuz kaldığı anlaşıldığından, davanın bu kısmının esasının incelenmesine hukuken olanak bulunmadığı,
Dava, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönünden;
Uyuşmazlıkta, dava konusu Yönetmelik maddesinin 1. fıkrasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, 1. fıkranın iptali istemi yönünden davanın reddine; maddenin 2. fıkrasının iptali istemi yönünden ise, yargılama sırasında yürürlükten kaldırıldığı gerekçesiyle, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği dikkate alındığında, davalı idarelerin tamamen haklılığından ve bu nedenle yargılama giderlerinin tamamından davacının sorumlu olacağından söz edilemeyeceğinden, davalı idarelerin, kısmen yürürlükten kaldırılan dava konusu düzenleme yönünden haksız çıkan taraf oldukları ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin üzerlerinde bırakılması gerektiği belirtilerek, 10/08/2005 tarih ve 25902 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik'e 09/06/2020 tarih ve 31150 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 6. maddesiyle eklenen Ek 2. maddenin 1. fıkrasının iptali istemi yönünden davanın reddine, Ek 2. maddenin 2. fıkrasının iptali istemi yönünden davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, temyize konu kararın gerekçe kısmında lehlerine de vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği hususunda tespit yapılmasına rağmen lehlerine vekalet ücretine hükmedilmediği, dava konusu Yönetmelik maddesinin 2. fıkrası, 17/04/2021 tarih ve 31457 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 6. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ise de, dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan bu kısmın hukuki denetiminin yapılmasına yönelik olarak işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerektiği, davanın reddine ilişkin kısmının da hatalı olduğu, nitekim 5544 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesinde tehlikeli ve çok tehlikeli işlerden olup MYK tarafından standardı ve yeterliliği yayımlanan ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca çıkarılacak tebliğlerde belirtilen mesleklerde MYK mesleki yeterlilik belgesine sahip olmayan kişilerin çalıştırılamayacağının açık bir şekilde düzenlendiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, Danıştay Dördüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
10/08/2005 tarih ve 25902 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik'e 09/06/2020 tarih ve 31150 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 6. maddesiyle eklenen Ek 2. maddesinin 1. ve 2. fıkralarına ilişkin temyiz istemi yönünden;
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davacı lehine hükmedilmeyen ancak davalı idareler lehine iki defa hükmedilen vekalet ücretine ilişkin kısma gelince;
Danıştay Dördüncü Dairesinin temyize konu kararı incelendiğinde, davanın kısmen ret, kısmen karar verilmesine yer olmadığına dair karar ile sonuçlandığı ve 392,70 TL yargılama giderinin yarısı olan 196,35 TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, yargılama giderinin diğer yarısı olan 196,35 TL'nin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine rağmen hüküm fıkrasının 4. ve 5. maddelerinde "Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 34.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine" ibaresine yer verilerek sehven davalı idareler lehine iki sefer vekalet ücretine hükmedildiği, davacı lehine ise vekalet ücretine hükmedilmediği anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından, temyiz dilekçesinde, davanın konusuz kalan kısmı nedeniyle davalı idarelerin tamamen haklılığından bahsedilemeyeceği yönünde Daire kararında gerekçe oluşturulmasına rağmen lehlerine vekalet ücretine hükmedilmediği, kararın bu yönüyle bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda, Danıştayın; kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik ve yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiştir.
Bu duruma göre, idarenin iptal davasının konusunu oluşturan genel düzenleyici nitelikteki işlemlerinin, değiştirildiği, geri alındığı, ortadan kaldırıldığı durumlarda, konusu kalmadığından esası incelenemeyen davada, davacının haksız çıktığından, bu nedenle yargılama giderlerinden sorumlu olacağından söz edilemeyeceği hususu ile kısmen konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği dikkate alındığında davanın konusuz kalan kısmı yönünden davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken sehven bu kısım yönünden de davalı idareler lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olmasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Belirtilen durumun yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, temyize konu kararın hüküm fıkrasının 5. maddesinde yer alan;
"5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 34.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine oyçokluğuyla," ibaresinin,
"5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 34.200,00 TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine oyçokluğuyla," şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Kısmen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, kısmen davanın reddine ilişkin Danıştay Dördüncü Dairesinin temyize konu 19/12/2023 tarih ve E:2023/12215, K:2023/7103 sayılı kararının, hüküm fıkrası yukarıda belirtildiği şekilde olmak üzere düzeltilerek ONANMASINA,
2\. Kullanılmayan ... TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
3\. Kesin olarak, 24/04/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.


KARŞI OY
X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1/a fıkrasında; iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.
İptal davaları, tarafların sübjektif durumlarından ziyade, dava konusu idari işlemin hukuka uygunluğunun denetlendiği objektif nitelikli bir dava türüdür. Bir başka ifade ile iptal davaları, idari işlemlerin hukuk kurallarına uygunluğunun denetlendiği davalardır. Bu husus hukuk terminolojisinde iptal davalarının objektif niteliği olarak ifade edilmektedir.
İptal davasının objektif niteliği göz önüne alındığında; idare hukuku alanında tek taraflı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen idari işlemlerin, ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurabilenler tarafından iptal davasına konu edileceğinin kabulü zorunlu bulunmaktadır.
İptal davasının amacı, hukuka aykırı idari işlemin hukuki etki ve sonucunun ortadan kaldırılması, geçersiz kılınması ve işlemin hukuksal geçerliliğine son verilmesidir. Burada sağlanmak istenen, hukuk düzeninde hukuka aykırı işlemlerin hukuki etki ve sonucunun ortadan kaldırılması sağlanarak hukuk devletinin korunmasıdır. İdare Hukuku ilkelerine göre, iptal kararları, iptali istenilen işlemi, tesis edildiği tarih itibarıyla ortadan kaldırarak, işlemin tesisinden önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlar.
Bir idari işlemin hukuki irdelemesi yapıldığında, tespit edilen duruma göre hukuka uygunluğuna bağlı olarak dava konusu işlemin iptali ya da davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerekmektedir. Hukuka uygunluk denetimi yapılan işlem yönünden "karar verilmesine yer olmadığına" hükmedilmesi, usulde yeri olmayan bir uygulama olup, işin esasının incelenmesinin sonucu olarak esas hakkında bir hüküm kurulması zorunlu bulunmaktadır.
Bir yönetmelik kuralına dava açıldıktan sonra, idarenin yeni yönetmelik çıkarma konusunda yetkisi bulunduğu açık olmakla birlikte, bu durum Danıştayın yargısal denetimi kapsamında bulunan yönetmelik kuralı hakkında, hukuka uygun olup olmadığı yönünden bir değerlendirme yapılarak, hukuk normunun geçerliliğine yönelik bir tespit yapılarak sonuca varılmasına hukuken engel değildir. Aksi halde, idarenin sürekli değişiklik yapmak suretiyle yeni yönetmelik yürürlüğe koyarak, mevcut yönetmeliğin yargı denetimine tabi tutulmasından kaçınılmasına neden olacaktır. Ayrıca, davacılar şeklen değiştirilen her düzenlemeye karşı dava açmak zorunda bırakılarak, hak arama özgürlüğünün kullanılması da zorlaştırılacaktır.
Nitekim, iptal davasının, idarenin hukuka aykırı işleminin iptali ile idarenin hukuka bağlı kalmasını sağlayan bir dava türü olduğu dikkate alındığında, yargı organlarının yapması gereken, dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla üst hukuk normlarına uygun olup olmadığının hukuksal denetimini gerçekleştirmektir.
Bu durumda, davacı tarafından hukuka aykırı olduğu ileri sürülen düzenlemenin hukuka uygunluk denetimi yapılarak Dairece işin esası hakkında, "ret" ya da "iptal" hükmü kurulması gerekirken, temyize konu kararda, Yönetmeliğin Ek 2. maddesinin 2. fıkrası hakkında değişiklik yapıldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesinde hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Diğer taraftan, düzenleyici işlemlerin hukuki irdelemesi yapılarak verilecek kararın sonucuna göre, bu kısım yönünden hükmedilecek yargılama giderleri ile vekalet ücretinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği de açıktır.
Açıklanan nedenlerle, davalının temyiz istemi kabul edilerek, temyize konu Daire kararının karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısım yönünden bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.


KARŞI OY

XX- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde, anılan Kanun'da hüküm bulunmayan ve madde metninde sayılan hallerde 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun uygulanacağı belirtilmiş, sözü edilen haller arasında “yargılama giderlerine” de yer verilmiş, 04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 450. maddesiyle 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanun’un 447. maddesinin 2. fıkrasında ise; “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Yargılama giderinin kapsamı” başlıklı 331. maddesinde yargılama giderlerini oluşturan unsurlar sayılmış, maddenin 1/ğ bendinde; vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderleri arasında olduğu belirtilmiş, Kanun’un “Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri” başlıklı 331. maddesinin 1. fıkrasında da; “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” kuralına yer verilmiştir.
Temyiz başvurusuna konu kararda, dava konusu düzenlemenin bir kısmının bilahare yürürlükten kaldırıldığından söz edilerek davanın bir kısmının konusunun kalmadığı gerekçesiyle, işin esasına girilerek haklılık/haksızlık değerlendirmesi yapılmaksızın davanın bir kısmı hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesine rağmen davalı idarelerin tamamen haklılığından ve bu nedenle yargılama giderlerinin tamamından davacının sorumlu olacağından söz edilemeyeceği gerekçesiyle, davalı idarelerin, kısmen yürürlükten kaldırılan dava konusu düzenleme yönünden haksız çıkan taraf oldukları ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin üzerlerinde bırakılması gerektiği ifade edilerek yargılama giderlerinin yarısının davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Ayrıca hüküm fıkrasında davalı idareler lehine sehven iki defa vekalet ücretine hükmedilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde yer alan atıf hükmü uyarınca yargılama giderleri konusunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. 6100 sayılı Kanun’un 331. maddesinin 1. fıkrasında, davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde yargılama giderlerinin ne şekilde takdir edileceği hususu düzenlenmiştir. Temyiz başvurusuna konu kararda, dava konusu düzenlemenin daha sonra yürürlükten kaldırıldığından bahisle uyuşmazlığın esası hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmiş olması nedeniyle, başvuruya konu kararın hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine ve bu giderler arasında yer alan vekalet ücretine 6100 sayılı Kanun’un metnine yer verilen 331. maddesinin 1. fıkrasındaki kural çerçevesinde hükmedilmesi gerekir.
Bu durumda; konusu kalmadığından bahisle karar verilmesine yer olmadığı kararıyla neticelenen davada, tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumları belirlenip buna göre vekalet ücreti konusunda hüküm kurulması gerekirken, böyle bir değerlendirme yapılmaksızın vekâlet ücretine hükmedilmiş olduğundan, davacının temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın vekalet ücreti yönünden bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.


10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim