Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2023/714
2025/1919
15 Ekim 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/714
Karar No : 2025/1919
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 21/10/2022 tarih ve E:2019/2701, K:2022/7427 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 21/10/2022 tarih ve E:2019/2701, K:2022/7427 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ile davacının birleştirme talebi yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı yönünden yapılan değerlendirmede;
Davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği iddiasıyla açılan ceza soruşturması neticesinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararıyla kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak nitelikte ve yeterlikte delil elde edilemediği gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve UYAP ortamında yapılan incelemede bu kararın kesinleştiğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanı yönünden; Yargıda Birlik Platformu olarak yaptıkları faaliyetlerde davacının kendileriyle hareket etmediği, örgütün desteklediği bağımsızlar grubuyla hareket ettiği, bunun dışında davacının örgütsel faaliyetleri hakkında bilgisinin bulunmadığı belirtilmek suretiyle kişisel tahmin ve kanaate dayalı beyanda bulunulduğu, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunduğuna ilişkin açık, net, görgüye ve somut bilgilere dayalı bir beyanda bulunulmadığından tanık beyanının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı,
Unvanlı görev yönünden; davacının Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak atanmasının ve Bursa 1 No'lu TMK Hakimliğinde görevlendirilmesinin FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve/veya iltisaklı olması nedeniyle, örgütün amaç ve stratejilerinin gerçekleştirilmesi amacıyla yapıldığına ilişkin davalı iddiası başkaca bir delille desteklenmediğinden bu hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını tek başına ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Davacıya 2013 yılı teftiş notu olarak 81 (beklenenin üstünde) puan verilmesi yönünden; davacıya örgütle iltisaklı/irtibatlı olması nedeniyle 81 puan verildiğine dair iddianın soyut nitelikteki bir iddiadan ibaret olduğu, somut bilgi ve belgelerle desteklenmediği görüldüğünden belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmediği,
Dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporu yönünden; davalı idarece davacının FETÖ ile iltisaklı olup örgütün propagandasını yapan internet sitelerine giriş yapmasının FETÖ ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüş ise de, sadece bu sitelere giriş yapılmış olmasının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğunun göstergesi olarak kabulüne olanak bulunmadığı,
Sosyal medya paylaşımı yönünden; savunma dilekçeleri ekinde yer alan sosyal medya paylaşımında davacının kendi atamalarından bahsederek en son yapılan atamasına ilişkin kendi kişisel fikirlerini eleştirel bir bakış açısıyla ifade ettiğinin görüldüğü, FETÖ/PDY terör örgütünü öven/destekleyen herhangi bir ifadeye rastlanmadığı, davacının anılan örgüt ile iltisak ve irtibatının göstergesi olan başkaca bir ifade ve bilgi de bulunmadığından söz konusu paylaşımın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
HTS kayıtları yönünden; davalı idarece, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi oldukları isnadıyla işlem yapılan çok sayıda kişiyle yoğun görüşmeleri olduğunun tespit edildiğinden bahsedilmiş ve bu durum davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu iddia edilmiş ise de, söz konusu tespite ilişkin herhangi bir rapor, bilgi ve belgenin davalı idarece dosyaya sunulmadığı; bunun yanında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 18/12/2018 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair kararında yer alan "...Her ne kadar şüphelinin, haklarında FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmak suçundan soruşturmalar yapılan başka şüpheliler ile yukarıda açıklanan şekilde iletişimleri tespit olunmuşsa da, söz konusu görüşme içerikleri tespit olunamadığından soruşturma konusu ile ilgili suç tespiti yapılamadığı anlaşılmıştır.." yönündeki tespit ve değerlendirmeler de dikkate alındığında, HTS kayıtlarından tespit edilen hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacıyla ilgili şikayet bilgisi yönünden; davacı hakkındaki şikayetlerin işleme konulmaması hususunda Kurul Başkanına teklifte bulunulmasına karar verildiğinden söz konusu şikayet bilgilerinin davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden; Dairelerince verilen 17/03/2022 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyası dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin bilgi ve belgelerin neler olduğunun ortaya konulmadığı ve anılan dosyada Hakimler ve Savcılar Kurulunca daha önceden verilmiş bir meslekten çıkarma kararının bulunması ve kararın kesinleşmesi nedeniyle Hakimler ve Savcılar Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile yeniden "karar verilmesine yer olmadığına" karar verildiği belirtildiğinden, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Öte yandan, davalı idare tarafından aralarında davacının da bulunduğu bir kısım hakim ve savcıların FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak çeşitli terör örgütleri ile organize suç örgütlerine veya uyuşturucu ve kaçakçılık gibi suçların işlendiği iddialarını içeren kolluk talepleri üzerine verdikleri önleme dinlemesi kararları ile bir kısım kamu görevlileri, siyasi parti temsilcileri ve sivil toplum kuruluşları mensuplarının iletişimlerinin usul ve yasaya aykırı olarak tespit edilmesine, dinlenmesine ve kayda alınmasına sebebiyet verdikleri iddiasıyla yapılan soruşturma neticesinde Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarılmış olmasının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüşse de; Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla söz konusu meslekten çıkarma kararının henüz kesinleşmediği dikkate alındığında, süreç tamamlandığında davacı hakkında verilen disiplin cezasının kendi mevzuatına göre değerlendireceğinden söz konusu hususun bu aşamada davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Sosyal çevre bilgisi yönünden; Dairelerinin 17/03/2022 tarihli ara kararı ile davalı idareye davacı hakkındaki sosyal çevre araştırmaları sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğunun sorulduğu, davalı idarece verilen cevapta bu bilgi ve belgelerin gerek davacının görev yaptığı mahalden gerekse diğer kurumlardan intikal eden ve işlem tesisinde Kurul kanaatinin oluşmasına destek olan her türlü veri ve bilgi olduğu belirtilmiş ise de anılan veri ve bilgilerin davalı idarece dava dosyasına somut bir şekilde sunulmadığı, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer alan açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 17/03/2022 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı,
Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı,
Dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesi gerektiği,
Öte yandan, davalı idarece davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle,
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısımlarının iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının gerekçesiz şekilde reddedildiği, dava konusu işlem bir disiplin işlemi olmadığından hukuki denetiminin disiplin işlemi kapsamında yapılmaması gerektiği, davacının hâkimlik ve savcılık mesleğinde kalmasının uygun olup olmadığı yönünde yapılan değerlendirmede sübut derecesinin aranmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, Dairenin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatları nedeniyle meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcılar tarafından açılan davalarda verdiği bir kısım ret ve iptal kararlarının gerekçeleri arasında ciddi çelişkiler bulunduğu, tanık A.Ş.’nin davacı hakkındaki FETÖ’nün desteklediği bağımsızlar grubu ile hareket ettiği yönündeki beyanı, davacı hakkında usulsüz önleme dinlemesi kararları verdiği iddiasına ilişkin olarak kovuşturma izni verilmesi, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı yargı mensuplarının Adalet Bakanlığı ve HSYK’da etkin oldukları dönemde davacının Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına atanması ve Bursa 1 Nolu TMK Hâkimliğinde görevlendirilmiş olması ve sicil notu olarak yüksek puan (81 puan) verilmesi, davacıdan ele geçirilen dijital materyallerin incelenmesi sonucunda düzenlenen raporda FETÖ ile iltisaklı internet sitelerine giriş kalıntılarının bulunduğunun tespit edilmesi, davacının FETÖ/PDY terör örgütü eksenli sosyal medya paylaşımları ile cep telefonuna ait HTS kayıtlarının incelenmesi sonucunda haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi oldukları isnadıyla işlem yapılan çok sayıda kişiyle yoğun görüşmeleri olduğunun tespit edilmesi ile davacı hakkındaki FETÖ/PDY iddiasını içeren ihbarlar birlikte değerlendirildiğinde Kurul kanaatinin davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle iltisaklı ve/veya irtibatlı olduğu yönünde oluştuğu, davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan başlatılan adli süreç mahkûmiyet dışında bir kararla sonuçlanmış ise de dava konusu işlem "üyelik" değil "iltisak ve irtibat" isnadına dayandığından söz konusu kararın davacının hukuki durumunu değiştirmediği, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ve/veya irtibatlı olup olmadığına dair uyuşmazlığın dosya içerisindeki tüm bilgi ve belgeler incelenerek ve resen araştırma ilkesi uyarınca gerekli araştırmalar yapılarak sonuçlandırılması gerektiği, Anayasa Mahkemesince FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde “sempati” ve “iltisakı” aşan eylemlerin dikkate alınması gerektiğinin Yargıtay kararlarına da atıf yapılarak örnekleriyle açıklandığı, bu tespitin mefhumu muhalifinden Dairenin sadece “sempati" ve "iltisak” hâlini yeterli görmesi gerekirken davacıya isnat edilen eylemlerin “sempati" ve "iltisakı” aşıp aşmadığı manasına gelen bir değerlendirme yapmak suretiyle Anayasa Mahkemesinin içtihadından ayrıştığı, Dairece davacı hakkında meslekten çıkarma işlemine yeterli somut tespitlerin göz ardı edildiği, meslekten çıkarılan ilgililer hakkında işlem tesis edildiği tarihte (Genel Kurul kararı ve Genel Kurul kararlarına karşı yapılan yeniden inceleme süreci) Kurulca yapılan değerlendirmeyi destekleyen ve idari/adli süreçte taraflarına gönderilen bilgi ve belgelerin yargı yeri ile paylaşılmasının işlemin dayanağı delillerin sonradan tespit edildiği anlamına gelmeyeceği, dava dilekçesinde parasal hak isteminde bulunulmadığı halde Dairece talebe bağlı kalınmayarak hüküm kurulmasında hukuki isabet bulunmadığı gibi 667 sayılı KHK ve 6749 sayılı Kanun uyarınca meslekten çıkarılan yargı mensuplarının 685 sayılı KHK kapsamında Danıştayda açtıkları davalardaki parasal/özlük hak, maddi/manevi tazminat ve faiz taleplerinin yasal dayanaktan da yoksun olduğu, 685 sayılı KHK ile ilgililere tam yargı davası açma hakkı tanınmadığı ve bu istemler yönünden yargı yolu kapalı olduğundan inceleme yapılamayacağı belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, hakkındaki takipsizlik kararında salt üyelik değil irtibat ve iltisakın da olmadığı hususunun açıkça belirlendiği, gerek Yargıtay 16. Ceza Dairesinin içtihatlarında ve gerekse Anayasa Mahkemesinin güncel kararlarında artık hiçbir anlam ifade etmediği belirtilen HSK seçimleriyle ilgili olarak doğru olmayan bir tanık beyanının dosyaya eklenmesinin ve buna itibar edilmesinin istenmesinin hukuki bir tutum olmadığı, kaldı ki ihraç kararının alındığı tarihte bu tanık ifadesinin mevcut olmadığı, tanıkla arasında şahsi husumet bulunduğu, tanığın beyanına itibar edilip edilmeyeceğinin değerlendirilebilmesi için tanığın da FETÖ ile ilişkilerinin araştırılması gerektiği; davalı idarece önleme dinlemeleriyle ilgili olarak hakkında meslekten çıkarma cezası verildiği belirtilmiş ise de bu karara yönelik itirazı sonucunda "disiplin yönünden bir karar verilmek üzere kovuşturma sonucunun beklenilmesine" karar verildiğinden bu soruşturma kapsamında verilmiş bir meslekten çıkarma kararı bulunmadığı, bu soruşturma dosyası içerisinde FETÖ ile irtibat ve iltisak hususunda hiçbir yeni veri, iddia, bilgi ve belge de bulunmadığı, dosyaya sunulan şikayetler HSK tarafından işleme konulmadığı gibi iki şikayetin FETÖ ile hiçbir ilgisinin de bulunmadığı, 2008 yılı yaz kararnamesiyle Simav Hâkimliğinden Şırnak Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak atandığında FETÖ'nün etkin olduğu HSYK’nın değil 7 kişiden oluşan eski HSYK’nın iş başında olduğu, bu atamanın talebi dışında sicil durumundan gerçekleşen ve şahsını ve ailesini son derece mağdur eden bir atama olduğu, 2012 yılı Temmuz ayında çıkarılan yetki kararnamesiyle talebi olmaksızın Bursa 1 No’lu TMK Hâkimliğinde yetkilendirilmesinin ise askerlik geçmişi ve mesleki tecrübelerine istinaden tamamen liyakate dayalı olduğu ve örgütsel hiçbir yönünün bulunmadığı; 2013 yılı teftişinde kendisine 81 sicil notu veren müfettişi tanımadığı ve bu notun kendisi açısından düşük dahi olduğu; dijital materyaller üzerinde yapılan incelemenin eksik ve tek yönlü olduğu, davalı idarece “FETÖ/PDY Örgütü eksenli” olduğu belirtilen “Adalet.org” isimli internet sitesindeki yazının 2015 yılı yaz kararnamesiyle haksız bir tayinle Bursa’dan İstanbul’a gönderilmesi üzerine fişleme yapanlara yönelik bir isyan yazısı olduğu, hiçbir yönden FETÖ eksenli olmadığı, HTS kayıtlarında adı geçenlerin örgüt yöneticisi, yargı imamı ya da çatı davasında yargılanan kişiler arasında bulunmadığı, Daire kararının usule, yasaya, dosyadaki delillere, Anayasa'da belirlenen hakimlik teminatına ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümlerine uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 21/02/2024, 24/03/2025 tarihli ara kararlarına davalı idarece, 10/07/2025 tarihli ara kararına davacı tarafından verilen cevabın dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini "Yurtta Sulh Konseyi" olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararıyla reddedilmiştir.
Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği iddiasıyla açılan ceza soruşturması neticesinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararıyla kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak nitelikte ve yeterlilikte delil elde edilemediği gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiştir.
Bunun yanı sıra, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin E:... sayılı soruşturma dosyasında yer alan; "FETÖ/PDY adlı silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte eylemlerde bulundukları, bu kapsamda; çeşitli terör örgütleri ile organize suç örgütlerine veya uyuşturucu ve kaçakçılık gibi suçların işlendiği şeklinde iddialar içeren kolluk talepleri üzerine verdikleri önleme dinlemesi kararları ile bir kısım kamu görevlileri, siyasi parti temsilcileri ve sivil toplum kuruluşu mensuplarının iletişimlerinin usul ve yasaya aykırı olarak tespit edilmesine, dinlenmesine ve kayda alınmasına sebebiyet verdikleri" şeklindeki iddiaya ilişkin olarak anılan Dairenin ... tarih ve ... sayılı kararı ile, "......,... haklarında iddia olunan eylemler nedeniyle kovuşturma yapılması gerekli görüldüğünden kovuşturma izni verilmesine, düzenlenecek iddianame ile birlikte ... Ağır Ceza Mahkemesine verilmek üzere soruşturma evrakının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 89. maddesi uyarınca, Yalova Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine ve ilgililere isnat olunan eyleme ilişkin soruşturma dosyasının incelenmesi sonucunda, dosya içerisindeki bilgi, belge ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, isnat olunan fiilin, hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sabit görülmekle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince ayrı ayrı meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmalarına..." karar verilmiş, karara yönelik yapılan yeniden inceleme talebi aynı Dairenin ... tarih ve ... karar sayılı kararı ile reddedilmiş, davacının bu karara yönelik itirazı üzerine Hâkimler ve Savcılar Genel Kurulunca ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla davacının itirazı ile ilgili olarak bir karar verilmek üzere davacı hakkındaki kovuşturma sonucunun beklenmesi yönünde karar alınmıştır.
Anılan kovuşturma neticesinde ise, Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması, özel hayatın gizliliğini ihlal, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, kamu görevlisinin sahteciliği suçları yönünden davacının kastının bulunduğuna ilişkin mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden davacı hakkında beraat karar verilmiş ve bu karar 25/06/2025 tarihinde kesinleşmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT :
1) Anayasa
Anayasa’nın Başlangıç kısmında, Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu Millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasa'da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı belirtilmiş ve 176. maddesinde de Anayasa'nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmının, Anayasa metnine dâhil olduğu kuralı getirilmiştir.
Anayasa'nın 5. maddesi: "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."
Anayasa’nın 6. maddesi: “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz."
Anayasa’nın 9. maddesi: "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır."
Anayasa’nın 13. maddesi: "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
Anayasa’nın 14. maddesi: "Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.
Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz. ..."
Anayasa’nın dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi: "Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası: "Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz."
Anayasa’nın 36. maddesi: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz."
Anayasa’nın 138. maddesinin birinci fıkrası: "Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler."
Anayasa’nın 139. maddesi: "Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.
Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır."
Anayasa’nın 140. maddesinin ikinci fıkrası: "Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler."
Anayasa’nın 159. maddesinin birinci fıkrası: "Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar."
Aynı maddenin sekizinci fıkrası: "Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar. ..."
2) AİHS
AİHS'in 6. maddesinin birinci fıkrası: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir."
AİHS'in 8. maddesi: "Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir."
AİHS'in 15. maddesi: "Savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike halinde her Yüksek Sözleşmeci Taraf, durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla, bu Sözleşme’de öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabilir.
Yukarıdaki hüküm, meşru savaş fiilleri sonucunda meydana gelen ölüm hali dışında 2. maddeye, 3. ve 4. maddeler (fıkra 1) ile 7. maddeye aykırı tedbirlere cevaz vermez.
Aykırı tedbirler alma hakkını kullanan her Yüksek Sözleşmeci Taraf, alınan tedbirler ve bunları gerektiren nedenler hakkında Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tam bilgi verir. Bu Yüksek Sözleşmeci Taraf, sözü geçen tedbirlerin yürürlükten kalktığı ve Sözleşme hükümlerinin tekrar tamamen geçerli olduğu tarihi de Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bildirir."
3) Kanun
667 sayılı KHK'nın değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrası: "Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen …hâkim ve savcılar hakkında hâkimler ve savcılar yüksek kurulu genel kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. Bu kararlar, Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Görevden uzaklaştırılanlar veya görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir."
Üçüncü fıkrası: "Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler hakkında da 4 üncü maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır."
Aynı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrası: "Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır. ..."
4) Etik İlkeler
Hâkimler ve savcılar Anayasa ve kanunlarla kendilerine verilen görev ve yetkileri, yazılı olsun ya da olmasın evrensel anlamda hâkim ve savcıları bağladığı hususunda kuşku bulunmayan etik kurallara tabi olarak yerine getirmelidirler.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilmiş ve Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce tüm hâkim ve savcılara genelge olarak duyurulmuş olan "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri"nde bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmıştır. Yine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 10/10/2006 tarih ve 424 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilerek Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından tüm hâkim ve savcılara duyurulan Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri” de Bangalor İlkeleri ile benzer ilkeleri içermektedir.
Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde hâkimin; herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmesine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışı ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmesi; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olması; sürekli kamu gözetiminin öznesi durumunda olan hâkimin, sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda olduğu ve bunu özgürce ve kendi iradesiyle yapması, özellikle yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranması; diğer vatandaşlar gibi ifade, inanç, dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne sahip olduğu ancak bu hakların kullanılmasında, yargı mesleğinin onurunu, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak şekilde davranması gerektiği hususları belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Anayasa’nın 139. maddesinde hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarih ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir.
Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile "terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen" üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını "kavuşan, bitişen, birleşen", irtibatlı kavramını ise "bağlantılı" olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet veya iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığı kararı verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasıyla açılan adli soruşturma neticesinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Kurulumuz tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan A.Ş.'ye ait, HSK Müfettişliğince düzenlenen 18/01/2018 tarihli tanık ifade tutanağında, "Ben 2014 yılı yaz kararnamesi ile Bursa Cumhuriyet Başsavcısı olarak atandım ve göreve başladım. ...’i Bursa’da görev yapmam dolayısıyla tanıdım. Kendisi hakkında çok detaylı bir bilgim yoktur. Asliye Ceza Hakimi olarak görev yaptığını biliyorum. Bursa’ya atandığımızda HSYK seçimleri süreci yaşanmaktaydı. O dönemde bizlerin oluşturmuş olduğu Yargıda Birlik Platformu olarak yaptığımız faaliyetlerde ...’in bizlerle hareket etmediğini ve FETÖ nün desteklediği Bağımsızlar gurubu ile hareket ettiğini biliyorum. Onun dışında kendisinin örgütsel faaliyetleri hakkında bir bilgim yoktur. ... ile bir yıl kadar çalıştık, 2015 yılında kararname ile İstanbul’a atandığını biliyorum. Bu olayla ilgili olarak diyecebileceklerim bundan ibarettir..." ifadelerine yer verilmiştir.
Davacı tarafından, 2014 HSYK seçimlerine ilişkin olarak temyize cevap dilekçesinde, "Seçim dönemi başladığında bir Başsavcı vekili odama gelerek Yargıda Birlik Platformunun Bursa'da düzenlenecek olan yemeğine katılmamı istedi. Ben de kendisine 'Seçimlerle ilgilenmediğimi, bazı hakim savcıların sosyal medyadan açıklamalar yaparak kendilerini ..., ..., ... ya da ... şeklinde tanımladıklarını, bu açıklamaların Bursa yerel medyasında haberlere konu olduğunu, bu tarz açıklamalardan memnun olmadığımı, bugüne kadar hakimlerin hiçbir şekilde siyasi görüşlerini kamuoyuna açıklamadıklarını, bu görüntünün yargının tarafsızlığı için hoş bir görüntü olmadığını ve hiçbir platform veya grubun yemeğine katılmayacağımı' söyledim. Nitekim diğer taraftan gelen bir yemek davetini de; 'Yargının bir cemaatin kontrolünde olduğu algısının yaratıldığını, bu durumun yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı için son derece kötü olduğunu' söyleyerek reddettim. Yapılan seçimlerde ise, blok halinde hiçbir listeye oy vermeden, tamamen kendi özgür irade ve değerlendirmemle, başta ... başkanım olmak üzere, son derece karma bir listeye oyumu verdim." şeklinde beyanda bulunulmuştur.
Davacının kendi ifadesinde yer alan "karma bir listeye oy verdim" beyanından sözde bağımsız adayların yer aldığı listedeki kişilere de oy verdiğinin anlaşıldığı ve bu durumun tanık ifadesi ile de örtüştüğü değerlendirilmiştir.
Davacı tarafından "adalet.org" isimli sosyal paylaşım sitesinde 15/06/2015 tarihinde “EYY JURNALCİ...” başlığı altında yapılan paylaşımda; “Ankara'ya gittin geldin defalarca... Her seferinde yeni listeler sundun... Hatta Bursa adliyesinde listeler birbiriyle yarışmaya başladı... İnsanlar falan listede varmışım ama falan listede yokmuşum demeye, listeler arası top on sıralamaları yapmaya başladı... Söylediklerinin hepsi yalandı, uydurmaydı... YBP ye oy vermemeyi ya da eleştirmeyi hemen paralelci delili diye pazarladın Ankaralarda... Sonunda da sürdürdün ya bizi tebrikler... Son olarak ben sana hakkımda hem de belgeli bir ihbarda bulunayım... Şanlı çözüm sürecinde tepe tepe aleyhimde kullanılabilecek...
Yaz eyy jurnalci...
Hakim ... gençliğinde televizyondaki şehit haberlerine kızarak gönüllü komando olarak askere gitmiş ve 1996-1997 yıllarında 2. Komando Tugayında Asteğmen olarak askerlik yapmış bir kişidir. Hakkâri ve Kuzey Irak'ta birçok operasyona katıldı... Çekiç harekatında Zap Kampına ilk giren komando taburunda tim komutanıydı... Değişik birlik komutanlıkları tarafından 6 tane takdirname, 1 harekat şerit rozeti ve 1 de üstün cesaret ve feragat nakdi Ödülü ile ödüllendirildi... 7 askeri çatışmalarda şehit düştü... Kendisi de defalarca ölümden döndü... Devlet, 2008 yılında ise bu kez hiçbir talebi hatta bilgisi olmadan ve eşi 6 aylık hamileyken onu Şımak'a Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak gönderdi. Başüstüne deyip düştü yine yollara... Yaklaşık 3 yıl da bu şekilde orada görev yaptı... Bu kez dağlarda değil mahkeme salonlarında karşısına dikildi terörün...
Bil eyy jurnalci...
Geçenlerde hesapladığımda, Balıkesirli biri olarak ömrümün neredeyse %10' un un Hakkari ve Şımak'ta geçtiğini anladım... Kimseye milliyetçilik dersi verecek değilim... Ama kimseden de milliyetçilik dersi almam... Dağda mermi atmamış, başının üstünden kanas mermisi geçmemiş hiç kimseden de boş vatanseverlik hikâyeleri dinlemem... Üniversitede devlete 'Tağut', askere 'Kafir' derken, şimdilerde devleti kendi malı gibi görerek, onun adına operasyon çekmekten dem vuran, nev zuhur "İslamcı/Ulusalcı" tayfaya da güler geçerim...
Tez uçur Ankara'ya eyy jurnalci...
Paralelin yanına faşisti de ekle, kontrgerillayı da... Kelleciliği de ekle, çözüm süreci karşıtlığını da... Eksik bir şey kalmasın... Bu da benim sana son bir kıyağım olsun..” ifadelerine yer verilmiştir.
FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyelerinin, organize şekilde hareket etmek suretiyle sosyal medya aracılığıyla kamuoyunda algı oluşturmak maksadıyla paylaşım yaptıkları dönemde davacı tarafından yapılan söz konusu paylaşımda, bu amaca hizmet edecek mahiyette ifadelere yer verilerek bazı hakim ve savcıların yetkililere ve yöneticilere yaranmaya çalışmak için onlara meslektaşları hakkında kötüleme amaçlı bilgi verdikleri belirtilmiştir.
Davalı idarece temyiz aşamasında sunulan aynı sosyal paylaşım sitesindeki davacıya ait 26/12/2013 tarihli paylaşımda, örgüt eliyle yürütülen ve kamuoyunda 17-25 Aralık operasyonu olarak bilinen soruşturmanın savcısı M.A.'nın soruşturmanın kendisinden alınmasını eleştiren açıklamasına ve bu soruşturmayı desteklemek için FETÖ ile iltisaklı ve irtibatlı HSYK üyeleri tarafından yayımlanan 26/12/2013 tarihli basın açıklamasına yer verildiği; 27/12/2013 tarihli paylaşımda, söz konusu basın açıklamasını yayımlayan 13 HSYK üyesine destek verildiği; 30/04/2015 tarihli paylaşımda, FETÖ'ye yönelik operasyon kapsamında tutuklanan şüphelilere tahliye kararı veren FETÖ ile iltisak ve irtibatlı iki hakimin açığa ve gözaltına alınmasına ilişkin kararların eleştirildiği; 02/09/2014 tarihli paylaşımda, 2014 yılı HSYK seçimlerinde FETÖ'nün desteklediği sözde "bağımsız" adaylardan T.G.'nin, 03/09/2014 tarihli paylaşımda ise Y.S.'nin adaylıklarının desteklendiği; 29/08/2014, 19/09/2014 ve 26/09/2014 tarihli paylaşımlarda ise Yargıda Birlik Platformu adayları aleyhinde ifadeler kullanıldığı görülmekte olup, davacının söz konusu paylaşımlarının yukarıda belirtilen paylaşımı ile aynı doğrultuda olduğu ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün sosyal medya aracılığıyla kamuoyunda algı oluşturma amacı doğrultusunda örgüt üyeleriyle organize şekilde hareket etmek suretiyle yapılan paylaşımlar olduğu anlaşılmıştır.
FETÖ/PDY terör örgütünün Adalet Bakanlığında ve HSYK'da etkin olduğu dönemde, davacının, HSYK ... Dairesinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar dolayısıyla yürütülen soruşturmalarda hâkim tarafından verilmesi gerekli kararları almak, bu kararlara karşı yapılan itirazları incelemek ve sadece bu işlere bakmak üzere Bursa 1 Nolu TMK Hakimliğinde görevlendirildiği ve anılan özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasına ilişkin 6526 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 06/03/2014 tarihine kadar görev yaptığı görülmektedir.
FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı yargı mensuplarının Adalet Bakanlığı ve HSYK’da etkin oldukları dönemde 2013 yılı teftişinde davacıya emsallerine nazaran yüksek sicil notu (81 puan) verildiği görülmüştür.
Davacıdan elde edilen dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen 13/06/2018 tarihli bilirkişi raporunda; davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olup örgütün propagandasını yapan; "zaman.com.tr (205 kez), bugun.com.tr (252 kez), ozgurdusunce (9 kez), cihan.com.tr (62 kez), Aktif Haber (319 kez), Samanyolu Haber (205 kez), Küre TV (8 kez)" isimli internet sitelerine erişim sağladığı belirtilmiştir.
Davacı hakkında düzenlenen HTS raporunun incelenmesinden; davacının, kullanımında olan GSM hattı ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçu kapsamında işlem yapılan çok sayıda kişiyle yoğun görüşmesinin olduğu görülmektedir.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, tanık ifadesi, davacının temyize cevap dilekçesindeki ifadeleri ve sosyal medya paylaşımları ile dosyadaki diğer bilgilerin bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
3) Dava Konusu Kararların Temel Hak ve Özgürlükler Bağlamında Değerlendirilmesi
Dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı hususunun, AİHS ve Anayasa bağlamında, kanunilik, meşru amaç ve demokratik bir toplumda gerekli olma ile ölçülülük ilkeleri doğrultusunda irdelenmesi gerekmektedir.
Dava konusu kararlar, davalı idare tarafından, 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca tesis edilmiştir. Anılan KHK, 6749 sayılı Kanun'la TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmiş ve 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Sonuç olarak davacı hakkında dava konusu kararın tesis edildiği tarih itibarıyla bu kararlara dayanak KHK'nın yürürlükte olduğu ve öngörülen anayasal usul dâhilinde daha sonra kanunlaştığı görülmektedir. Bu nedenle özel hayata saygı hakkına müdahale niteliği taşıyan dava konusu karar, öngörülebilir ve belirli bir kanun hükmü uyarınca tesis edilmiş olup müdahale kanunilik şartını taşımaktadır.
Dava konusu kararlar, FETÖ ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatı bulunan ilgililer hakkında ülkenin içinde bulunduğu tehdit ve kamu düzeninin bozulması ihtimali doğduğundan ivedi şekilde karar alma zorunluluğu nedeniyle ve millî güvenliğin, kamu düzeninin ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla tesis edilmiştir. Bu nedenle FETÖ ile iltisak ve irtibatı olan ve dava konusu kararın tesis edildiği tarih itibarıyla kamu gücünün güçlü bir tezahürü niteliğinde yargı yetkisi kullanan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale meşru bir amaca dayanmaktadır.
Dava konusu kararlar ile davacının özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale, zorlayıcı bir toplumsal gereksinim olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe teşebbüsü nedeniyle "ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlike"nin bulunduğu açıktır (Alparslan Altan/Türkiye, B. No: 12778/17, 16/04/2019, §§ 71-75). Bu tehlike, ulusun ve Devlet teşkilatının varlığı için tehdit teşkil eden, kamu düzenini etkileyen, olağandışı bir kriz niteliğindedir. Bununla birlikte darbe teşebbüsünün faili olan FETÖ'nün, yukarıda belirtildiği üzere atipik ve kendine özgü niteliği göz önüne alındığında, bu tehlikeye karşı alınan ve davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren dava konusu tedbirin de yaşanan özellikli durumun ortaya çıkardığı zorunluluktan ve bu durumun faili olan örgütün Devleti ele geçirmeyi amaç edinen niteliğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan olağanüstü koşullar altında ve olağan demokratik düzene geri dönebilmek amacıyla söz konusu terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunan davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren tedbirin demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği açıktır.
Bu itibarla, demokratik kurumlara ve demokratik toplum düzeninin bizatihi kendisine karşı yapılan darbe teşebbüsü sonrasında, bahse konu teşebbüsün faili olan FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle hakkında tesis edilen dava konusu kararlar ile yargı mensubu olarak görev yapması nedeniyle üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan davacının, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşılmıştır.
4) Sonuç olarak
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bu itibarla, dava konusu kararların iptali, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesi yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne;
2\. Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu kararların iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 21/10/2022 tarih ve E:2019/2701, K:2022/7427 sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
4\. 15/10/2025 tarihinde oyçokluğu ile kesin olarak karar verildi.
KARŞI OY
X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.