SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2023/496 E. 2025/1336 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2023/496

Karar No

2025/1336

Karar Tarihi

18 Haziran 2025

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/496 E. , 2025/1336 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/496
Karar No : 2025/1336

TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

2- (DAVALI) : ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 24/02/2022 tarih ve E:2018/3516, K:2022/693 sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve ihraç edildiği tarihten dava tarihine kadar olan döneme ilişkin maaş ve özlük haklarının toplamı olan 36.722,00-TL maddi tazminat ile 50.000,00-TL manevi tazminatın işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 24/02/2022 tarih ve E:2018/3516, K:2022/693 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda ...Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi.... Ceza Dairesinin ...0 tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedildiği ve söz konusu karara karşı temyiz başvurusunda bulunulduğu ve Yargıtay ...Ceza Dairesinin E:... sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davalı Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından, davacının, sadece FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyelerinin ve bu örgütle irtibatlı veya iltisaklı kişilerin kullandığı bir iletişim ağı olduğu teknik olarak ispatlanmış olan ByLock kullanıcısı olduğu ve "ByLock Teknik Raporu"nun bulunduğuna dair tespitin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğunun ileri sürüldüğü,
Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından davacı hakkında düzenlenen "ByLock Tespit Tutanağı"nda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca ... tarih ve... sayılı soruşturma kapsamında gönderilen ByLock abone listeleri üzerinde yapılan çalışmalarda davacının 129.862 satırlık ByLock abone listesinin .... satırında kaydının olduğu, tespit edilen GSM aboneliğinin ..., tespit edilen cihaza ait IMEI numarasının ... olduğunun belirtildiği,
Davacı tarafından bu iddiaya yönelik olarak; ByLock kullanıcıları üzerinde yapılan tespitlerde hatalar olduğu, kamuoyuna yansıdığı üzere "Morbeyin" mağduru olduğu, ByLock uygulamasını indirdiği iddia edildiği tarihte "Kıble Pusulası" isimli uygulamayı indirdiği, ByLock kullanıcısı olmadığının Mahkeme kararı ile sabit olduğu, bu tespitin aleyhinde delil olarak değerlendirilemeyeceğinin beyan edildiği,
Davacı hakkında verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararında özetle; her ne kadar davacının ...tarihinden itibaren ByLock kullandığı iddia edilse de aynı tarihte "Kıble Pusulası" isimli programı indirdiği, bu sebeple iradesi dışında ByLock sunucusuna yönlendirilmiş olabileceği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının kamuoyunda "Mor Beyin Uygulaması" olarak bilinen uygulamaya yönelik yaptığı çalışmada iradesi dışında ByLock sunucusuna yönlendirilen 11.480 kişinin tespit edildiği, davacının her türlü şüpheden uzak, kesin ve net olarak ByLock kullanıcısı olduğu hususunun iddia edilemeyeceği belirtilerek davacının beraatine hükmedildiği,
Bu durumda, .... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan, 08/09/2014 tarihiden itibaren ByLock kullandığı iddia edilen davacının aynı tarihte "Kıble Pusulası" isimli programı cep telefonuna indirdiğinin tespit edildiği, bu nedenle iradesi dışında ByLock sunucusuna yönlendirilmiş olabileceği, örgütün talimatıyla gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla ByLock programının kullanıldığı hususunun her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilemediği şeklindeki davacının ByLock kullanımıyla ilgili maddi olay ve tespitin aksi ortaya konulmadıkça bu aşamada Dairelerince farklı bir değerlendirme yapma imkanının bulunmadığı sonucuna varıldığından, davacının ByLock kullanıcısı olduğuna dair iddianın FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmediği,
Davacının kendi beyanı yönünden, barınma amacıyla kalmış olduğu FETÖ/PDY yapılanmasına ait yurt ve evlerde 2004-2006 yılları arasında kalıp, üniversite 4. sınıfta öğrenim görmekte iken ayrılmakla beraber, bundan sonra söz konusu yapıyla tüm bağını kopardığını beyan eden davacının bu beyanlarının aksini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin davalı idarece dosyaya sunulamadığı görüldüğünden, davacının anılan beyanlarının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Tanık beyanı yönünden, davacının 2004 yılında bir yıl süreyle barınma amacıyla kalmış olduğu FETÖ/PDY yapılanmasına ait yurtta kalmakla beraber, barınma ya da eğitim saikiyle hareket ettiğinin aksini ortaya koyabilecek bir beyan ya da bilgi ve belgenin davalı idarece dosyaya sunulamadığı görüldüğünden, tanık beyanının davacının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Ağır Ceza Mahkemesi kararındaki tespitler yönünden, davalı idare tarafından, davacı hakkında verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı beraat kararındaki "...Düzenlenen iddianamede ve yapılan yargılamada sanığın Bylock programını kullandığı, bu nedenle atılı suçu işlediği iddiası olduğu, bu iddianın da tek dayanağının CGNAT (HIS) kayıtları olduğu, dolasıyla bu dosya kapsamında atılı suçun sübutu açısından belirleyici ve tek delilin sanıkların ByLock kullanıcısı olup olmadığının tespiti ve CGNAT (HIS) kayıtları olduğu, CGNAT (HIS) kayıtlarının özet veri olması nedeniyle tek başına sanığın gerçek ByLock kullanıcısı olduğunu göstermeye yeterli olmadığı kanaatine varıldığından söz konusu tespit edilen husus sanığın aleyhine olarak değerlendirilmemiş ve örgüt üyeliği suçu açısından dikkate alınmamış ancak örgüt ile iltisakın, bağının bulunduğuna ilişkin delil olarak kabul edilmiş olup yine sanığın HTS kayıtları incelenerek düzenlenen bilirkişi raporuna göre, Her ne kadar raporda, sanığın FETÖ kapsamında işlem yapılan şahıslarla irtibatının olduğu kanaati oluşmuşsa da, birçok kişinin birçok kişiyle telefon irtibatının olduğu..." şeklindeki tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğunun ileri sürüldüğü,
... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararındaki, ByLock uygulamasıyla ilgili tespitin örgüt üyeliği suçu açısından dikkate alınmadığı, ancak örgüt ile iltisakının bulunduğuna ilişkin delil olarak kabul edildiğine dair gerekçenin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüş ise de; ilgilileri terör örgütü üyeliği suçundan yargılama ve karar vermeye yetkili Ağır Ceza Mahkemesi kararında belirtilen hususun; kişilerin terör örgütüyle iltisak veya irtibatı bulunup bulunmadığı yönünden değerlendirme ve karar vermeye yetkili Daireleri açısından bağlayıcılığının bulunmadığı,
Yine, davalı idarece söz konusu beraat kararında belirtilen HTS analiz çalışmaları neticesinde düzenlenen raporun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu iddia edilmiş ise de, söz konusu raporun ve davacının yaptığı iddia edilen görüşmelerin örgütsel saikle yapıldığına dair somut bir tespit ya da bilgi ve belgenin davalı idare tarafından dosyaya sunulmadığı, davacı hakkında verilen beraat kararında yer alan tespit ve değerlendirmeler de dikkate alındığında, davacının haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kapsamında soruşturma yürütülen bazı kişilerle telefon görüşmesinin bulunması iddiasının, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Netice itibarıyla, davacı hakkında verilen beraat kararı içeriğinde yer alan hususların, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı,
Diğer husus yönünden, davalı idarece dava konusu işlemin dayanaklarından birisi olarak olarak davacı hakkındaki sosyal çevre bilgilerinin gösterildiği anlaşıldığından, Dairelerinin 10/03/2021 tarihli ara kararı ile davalı idareye davacı hakkında sosyal çevre araştırmaları sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğunun sorulduğu, davalı idarece söz konusu ara kararına verilen 01/06/2021 tarihli cevapta, davacı hakkında sosyal çevre araştırmaları sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin, gerek davacının görev yaptığı mahalden gerekse diğer kurumlardan intikal eden ve işlem tesisinde Kurul kanaatinin oluşmasına destek olan her türlü veri ve bilgiler olduğunun belirtildiği görülmekle birlikte, anılan veri ve bilgilerin davalı idarece dava dosyasına somut bir şekilde sunulmadığının anlaşıldığı,
Netice itibarıyla, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 10/03/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle ihraç edildiği tarihten dava tarihine kadar olan döneme ilişkin olarak yoksun kaldığı maaş ve özlük haklarının (taleple bağlılık ilkesi uyarınca 36.722,00-TL'yi aşmamak üzere) meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği,
Davacının dava konusu işlem nedeniyle uğradığını iddia ettiği manevi zarara karşılık olmak üzere 50.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesi istemi değerlendirildiğinde ise;
Manevi tazminatın, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracı olduğu, manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışının manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kıldığı, manevi tazminatın olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlayan bir tazmin aracı niteliğinde olması nedeniyle, yargı mercilerince takdir edilecek manevi tazminatın, ilgilinin zenginleşmesine yol açmayacak ve aynı zamanda idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak miktarda belirlenmesi gerektiği,
Uyuşmazlık konusu olayda, davacının yargı mensubu olarak görev yapmakta iken FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisak ve irtibatının bulunduğu ileri sürülerek meslekten çıkarılmasına dair dava konusu kararın hukuka aykırı olduğunun saptanması karşısında, dava konusu kararın sebep unsuru ve davacının üzerinden alındığı kamu görevinin niteliği de göz önüne alındığında, hakkında hukuka aykırı olarak tesis edilen karardan dolayı davacının duyduğu elem ve ızdırabın kısmen de olsa giderilmesini temin amacıyla takdiren 10.000,00-TL manevi tazminatın davacıya ödenmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı,
Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçeleriyle,
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve .../... sayılı kararının iptaline, davacının ihraç edildiği tarihten dava tarihine kadar olan döneme ilişkin maaş ve özlük haklarının (taleple bağlılık ilkesi uyarınca 36.722,00-TL'yi aşmamak üzere) meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00-TL tutarındaki manevi tazminatın davacının meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, dava konusu meslekten çıkarma kararı nedeniyle meydana gelen manevi zararın boyutu ve bu zararın bir nebze de olsa tazmini koşulları dikkate alıdığında Dairece hükmedilen 10.000,00-TL manevi tazminatın düşük kaldığı, kaldı ki idarenin dava konusu işlemdeki kusurunun ağırlığı da göz önünde bulundurulduğunda, hakkaniyetten uzak ölçüde bir manevi tazminata hükmedildiği, bu nedenle temyize konu Daire kararının manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının neden yerinde görülmediğinin gerekçesinin kararda yer almadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, bu nedenle hukuki denetimin disiplin işlemi kapsamında yapılamayacağı, meslekten çıkarılan bazı hakim ve savcılar tarafından açılan davalarda Dairenin verdiği bir kısım ret kararlarında yer alan değerlendirmeler ile bu dosyadaki iptal kararının gerekçesinde çelişkilerin bulunduğu, davacı hakkında düzenlenen ByLock Tespit Tutanağı, üniversiteye hazırlık döneminde örgüte müzahir dershaneye gittiğine ve üniversite birinci sınıfta örgüte ait yurtta kaldığına, ikinci ve üçüncü sınıfta ise örgüte ait evlerde kaldığına ilişkin davacının kendi beyanı, üniversite döneminde davacının örgüte ait yurtta kaldığına ilişkin tanık beyanı, FETÖ/PDY terör örgütünün Adalet Bakanlığında etkin olduğu dönemde Adalet Bakanlığı tetkik hakimliğine atanması, CGNAT kayıtlarının davacının örgüt ile iltisakının bulunduğuna dair delil olarak kabul edildiğine ilişkin Ceza Mahkemesi kararındaki tespit, cep telefonuna ait HTS kayıtlarının incelenmesi sonucunda haklarında FETÖ/PDY terör örgütü üyesi oldukları isnadıyla işlem yapılan kişilerle görüşmelerinin olduğunun tespit edilmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, Kurul kanaatinin davacının FETÖ ile iltisaklı veya irtibatlı olduğu yönünde oluştuğu, 667 sayılı KHK ve 6749 sayılı Kanun uyarınca meslekten çıkarılan yargı mensuplarının 685 sayılı KHK kapsamında Danıştayda açtıkları davalardaki parasal-özlük hak, maddi/manevi tazminat ve faiz talepleri yasal dayanaktan yoksun olduğundan reddi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın dava konusu meslekten çıkarma kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı maaş ve özlük hakları ile 10.000,00-TL tutarındaki manevi tazminatın ödenmesine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş; davalı idare tarafından ise savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b)Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Beşinci Dairesi kararının, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, davacının ihraç edildiği tarihten dava tarihine kadar olan döneme ilişkin maaş ve özlük haklarının (taleple bağlılık ilkesi uyarınca 36.722,00-TL'yi aşmamak üzere) meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin kısımları, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup davalı idarece temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Daire kararının manevi tazminata ilişkin kısmına gelince;
Manevi tazminat kişinin manevi değerlerinde meydana gelen eksilme ile duyulan acı, üzüntü ve sarsıntının bir miktar parayla kısmen de olsa hafifletilmesini sağlamak amacına yönelik olup, bir manevi tatmin aracıdır. Manevi tazminatın bu niteliği dikkate alındığında, belli bir zarar karşılığı olmayan yalnızca olay nedeniyle duyulan üzüntünün kısmen giderilmesi amacını taşımakta ise de, idarenin her hukuka aykırı işlemi nedeniyle duyulan üzüntü karşılığı manevi tazminata hükmedilmesi sonucunu doğurmaz.
Bir idari işlemin mevzuata ve hukuka aykırılığı, kural olarak hizmet kusuru sayılmakta ise de; her aykırılığın tazminat sorumluluğunu gerektirmeyeceği de idare hukuku ilkelerindendir. Bir işlemin herhangi bir yönden mevzuata ve hukuka aykırı görülerek iptal edilmiş olması, hizmet kusurunun varlığını kabule yetmez. Hizmet kusurunun oluşabilmesi için saptanan yanlışlık ve aykırılığın, hizmetin iyi kurulmadığını, düzenli işlemediğini gösterecek derecede ağır ve belirgin olması gerekir.
Buna göre, idarenin her hukuka aykırı işleminin manevi tazminat ödenmesi sonucunu doğurmayacağı açık olup, davacının dosyadaki durumu ve dava konusu işlemin tedbir niteliğinde işlem olması nedeniyle yukarıda yer verilen manevi tazminata ilişkin şartların oluşmadığı anlaşıldığından, davacının manevi tazminata ilişkin isteminin reddi gerekmekte olup, Daire kararının manevi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmında hukuka uyarlık, reddine ilişkin kısmında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacının temyiz isteminin reddine,
2\. Davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine;
3\. Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 24/02/2022 tarih ve E:2018/3516, K:2022/693 sayılı kararının, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararının iptaline, davacının ihraç edildiği tarihten dava tarihine kadar olan döneme ilişkin maaş ve özlük haklarının (taleple bağlılık ilkesi uyarınca ...TL'yi aşmamak üzere) meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin kısımlarının ONANMASINA,
4\. Anılan Daire kararının, davacının manevi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmının BOZULMASINA, manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
5\. Kesin olarak, 18/06/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.


KARŞI OY
X- Anayasa'nın 138. maddesinde, hâkimlerin bağımsızlığı vurgulanmış ve vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri gerektiği belirtilmiş, hiçbir organ veya kişinin mahkemelere veya hâkimlere emir veya talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği veya tavsiye ve telkinde bulunamayacağı vurgulanmıştır. 139. maddesinde ise hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarih ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir.
Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile "terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen" üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını "kavuşan, bitişen, birleşen", irtibatlı kavramını ise "bağlantılı" olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması hâlinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının üniversiteye hazırlık döneminde örgüte müzahir dershaneye gittiğine ve üniversite birinci sınıfta örgüte ait yurtta kaldığına, ikinci ve üçüncü sınıfta ise örgüte ait evlerde kaldığına ilişkin kendi beyanı ile tanık beyanları ve dosyadaki diğer bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varıldığından, meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun dava konusu kararında hukuka aykırılık bulunmadığı, dolayısıyla davacının maddi ve manevi tazminat talebinin de kabulünün mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde verilen temyize konu kararda hukuki isabet bulunmadığından davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ve Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

KARŞI OY
XX- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın, manevi tazminata ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu kararın anılan kısmının da onanması gerektiği oyuyla, karara bu kısım yönünden katılmıyorum.


10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim