Danıştay danistay 2023/8288 E. 2025/1263 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2023/8288
2025/1263
10 Nisan 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2023/8288
Karar No : 2025/1263
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı-... (... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: ... İnşaat Petrol Nak. Tur. Oto. End. Tes. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... ila ... sayılı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla; davacının asıl borçlu şirketin 26/09/2012 ile 12/08/2022 tarihleri arasında kanuni temsilcisi olduğu, asıl borçlu şirketin 05/04/2016 tarihinde ticaret sicil kaydının silindiği hususunun Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde 08/04/2016 tarihinde ilan edildiği, dava konusu ödeme emri içeriği kamu alacağının tahsili için asıl borçlu şirket adına tanzim edilen ödeme emirlerinin ticaret sicil kaydının silinmesinden sonra 2018, 2019 ve 2022 yıllarının muhtelif tarihlerinde şirket müdürüne tebliğ edildiği, şirketlerin tüzel kişilikleri, ticaret sicilinden silinmeleriyle sona erdiğinden bu tarihten sonra adı geçen şirketin haklara sahip olması, borçlu kılınması mümkün olmadığından, tüzel kişiliğin sona ermesinden önceki dönemlerle ilgili olsa dahi, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket adına tarh, tahakkuk, ceza kesme ve takibat işlemlerinin tesis edilemeyeceği, tesis edilen işlemlerin de herhangi bir hukuki sonuç doğurmasının mümkün olmaması nedeniyle, asıl borçlu şirket hakkında kesinleşmeyen kamu alacağının tahsili için davacı adına düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ödeme emirleriyle tahsil edilmeye çalışılan kamu alacağının 2012 ila 2015 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin vergi ve cezalardan oluştuğu, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, şirketlerin tüzel kişiliklerinin ticaret sicilinden silinmesiyle sona ereceği, ticaret sicilinden kaydı silinen ve hukuksal varlığı sona eren bir kurumun bu tarihten sonra temsili, haklara sahip olması, borçlu kılınması mümkün bulunmadığı, bunun sonucu olarak, tüzelkişiliğin sona ermesinden önceki dönemlerle ilgili olsa dahi, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket adına tarh, tahakkuk, ceza kesme ve ödeme emri düzenlenmesi ve haciz tatbik edilmesi işlemlerinin tesis edilemeyeceği, tesis edilen işlemlerin de herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacağı belirtilerek, uyuşmazlıkta asıl borçlu Şirketi'n ticaret sicilinden re'sen silindiği hususunun 08/04/2016 tarihli Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği, ticaret sicilinden re'sen silinen şirket adına yapılacak tarhiyatların şirket kanuni temsilcisi adına yapılması gerektiği, idarece kanuni temsilci hakkında herhangi bir ihbarname düzenlenmediği ve şirketin ticaret sicilinden silinmesinden sonra şirket adına düzenlenen ihbarname ve ödeme emirlerinin tebliğinin herhangi bir hukuksal sonuç doğurmayacağından tahsil zamanaşımının kesilmediği, şirketin ticaret sicilinden silindiği 08/04/2016 tarihinden sonra dava konusu ödeme emirleri içeriği kamu alacağının tamamı hakkında davalı idare tarafından zaman aşımını kesen herhangi bir belge sunulamadığından, 01/01/2017 tarihinden itibaren başlayan tahsil zaman aşımının 31/12/2021 tarihinde dolması nedeniyle bu tarih itibarıyla zaman aşımına uğradığı anlaşılan kamu alacağının, kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenerek 22/07/2022 tarihinde tebliğ edilen ödeme emriyle davacıdan istenilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilerek, davalı istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Ödeme emirlerinin asıl borçluya usulüne uygun tebliğ edilerek zamanaşımının kesildiği, asıl borçludan tahsil edilemeyen amme alacağının tahsili için idarelerince gerçekleştirilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı iddialarıyla kararın bozulması istenilmekteir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının, Daire kararında belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY: ... İnşaat Petrol Nak. Tur. Oto. End. Tes. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen... tarih ve... ila ... sayılı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İLGİLİ MEVZUAT:
213 saylı Vergi Usul Kanunu'nun "Tebliğ esasları" başlıklı 93. maddesinde, "Tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilümum vesikalar ve yazılar adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasiyle ilmühaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmiyenlere ilan yolu ile tebliğ edilir.Şu kadar ki, ilgilinin kabul etmesi şartiyle, tebliğin daire veya komisyonda yapılması caizdir." düzenlemesine, "Tebliğ yapılacak kimseler" başlıklı 94. maddesinde, "Tebliğ mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılır. Tüzel kişilere yapılacak tebliğ, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmıyan teşekküllerde bunları idare edenlere veya temsilcilerine yapılır. Tüzel kişilerin mütaaddit müdür veya temsilcisi varsa tebliğin bunlardan birine yapılması kafidir. Tebliğ, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgah adresinde bulunanlardan veya işyerlerinde memur ya da müsdahdemlerinden birine yapılır. (Muhatap yerine bu şekilde kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görüşüne nazaran 18 yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması gerekir.)" kuralına yer verilmiş, "Bilinen adresler" başlıklı 101. maddesinin 1, fıkrasının 3.bendinde 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'na göre oluşturulan adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinin de bilinen adreslerden olduğu belirtilmiş, aynı maddenin 3. fıkrasında "İşyeri adresinde tebliğ yapılacak olanların bu adresinde bulunamaması, işin bırakılması veya işin bırakılmış addolunması hallerinde tebliğ, gerçek kişilerde kendisinin, tüzel kişilerde bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerinden birinin, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde ise bunları idare edenler veya varsa temsilcilerinden herhangi birinin adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılır." düzenlemesine, 102. maddesinde ise "Bu Kanunun 101. maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde sayılan adrese tebliğe çıkılan hallerde, tebliğ yapılacak kişinin adresinde bulunamaması durumunda (Bulunamama durumu o adresten geçici ayrılmaları da kapsar.) durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakı gönderildiği idareye iade edilir. Bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğ çıkarılır. İkinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeplerle tebliğ edilemezse, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusula kapıya yapıştırılır. Bu durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakı, gönderildiği idareye iade edilir. Tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde muhatabı tarafından alınması hâlinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılır." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Olayda, davalı idarenin Vergi Mahkemesinin 23/09/2022 tarihli ara kararına cevaben gönderdiği ... tarih ve ... sayılı yazısı ile davacı şirketin mükellefiyetinin 31/03/2016 tarihinde re'sen terk ettirildiğinin bildirildiği, Bölge İdare Mahkemesince ise tasfiyesi tamamlanarak ticaret sicilinden silinme olarak yorumlanan ve asıl borçluya ilişkin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde 08/04/2016 tarihinde yayımlanan ilanın ise "Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 113. maddesine göre "nakil nedeniyle sicilden silinme ilanı" olduğu, davacı şirketin re'sen terk tarihine kadar davalı Batman Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi iken, nakil nedeniyle ... Sicil Müdürlüğüne naklinin yapıldığının ilandan anlaşılmakta olduğu, bu nedenlede ... Sicil Müdürlüğündeki kaydının silindiği, şirket tüzel kişiliğinin sona ermediği anlaşıldığından, Vergi Mahkemesince ve Bölge İdare Mahkemesince asıl borçlu şirketin "tasfiyesi tamamlanarak ticaret sicillinden kaydı silinen ve tüzel kişiliği sona eren bir şirket olduğu" kabul edilerek ve bu hususa ilişkin mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılan hukuki değerlendirmede isabet görülmemiştir.
Ancak; mükellefiyeti re'sen terkin edilen şirketin kanuni temsilcisine, şirkete ulaşılamadığı için gönderilen tebliğ evraklarının incelenmesinden; dava konusu ...ila ... sayılı ödeme emirlerinin dayanağı olan ve asıl borçlu şirket adına düzenlenen ... tarih ve..., ... tarih ve ... sayılı,... tarih ve... sayılı,... tarih ve... sayılı,... tarih ve ... sayılı,... tarih ve... sayılı ödeme emirlerinin ... tarihinde, ... tarih ve ...sayılı ödeme emrinin ...tarihinde,... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin ...tarihinde,... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin ... davacının ikamet adresinde çeşitli usullerle tebliğ edilmeye çalışıldığı görülmüş ise de şirket adına yapılacak tebliğlerin, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine yapılabileceği, 08/07/2015 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yer alan ilana göre, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin tebliğ edildiği davacının, asıl borçlu şirketteki hisselerini devrettiği ve şirket müdürlüğünün sona erdiği, yerine... adlı kişinin 10 yıl süreyle müdür olarak atandığı, şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin, yıllar önce şirket müdürlüğünden ayrılan yetkisiz kanuni temsilciye tebliğinin usulsüz olduğu, dava konusu ... sayılı ödeme emrinin dayanağı olan ve asıl borçlu adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin ise yetkili ...'in ikametgah adresinde ilk olarak 10/11/2021 tarihinde tebliğe çıkarıldığı adreste bulunamama nedeniyle ikinci kez aynı adrese 18/01/2022 tarihinde tebliğe çıkarıldığı, ödeme emrinin tebliği için adrese ikinci kez gidildiğine dair tebliğ alındısı ile tebligat pusulası incelendiğinde; her iki evrakta da herhangi bir şerh bulunmadığı, sadece posta dağıtıcısının adı soyadı ile imzasının bulunduğu, dolayısıyla dava konusu ... sayılı ödeme emrinin dayanağı olan ve asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin tebliği için asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisinin mernis adresine ikinci kez usulüne uygun olarak gidildiğinin ortaya konulamadığı anlaşıldığından, dava konusu ödeme emirleri içeriği amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsili amacıyla tüm takip yollarının usulüne uygun olarak tüketilmediği ve amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsili için gereken işlemlerin usulüne uygun yapılmadığı anlaşıldığından, kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uyarlık, temyize konu kararda ise sonucu itibariyle hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine,
2.... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının yukarıda yazılı gerekçeyle ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 10/04/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.