SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2025/602

Karar No

2025/5331

Karar Tarihi

30 Mayıs 2025

Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2025/602 E. , 2025/5331 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2025/602
Karar No : 2025/5331

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...

2- ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Denizli ili, Merkezfendi ilçesinde bulunan Özel ... Ortaokulunda öğretmen olarak görev yapmakta iken anılan kurumun 667 sayılı KHK kapsamında kapatılması nedeniyle çalışma izni iptal edilen davacı tarafından, çalışma izninin iptal edilmesine ilişkin işlemin iptali ile işlem nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen manevi zararına karşılık olarak 350.000,00-TL manevi tazminatın ve fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak kaydıyla 300.000,00-TL maddi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu işlemin 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 1/b maddesi uyarınca ve 21/07/2016 tarih ve 7783529 sayılı Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Kurumları Genel Müdürlüğü yazısı doğrultusunda tesis edildiği, anılan yazının Danıştay'da dava konusu edildiği ancak henüz Danıştayca verilen bir kararın bulunmadığı, sonrasında Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Kurumları Genel Müdürlüğünün yazısı doğrultusunda Valilik bünyesinde oluşturulan komisyon tarafından yapılan yazışma ve araştırmalar neticesinde davacının, 667 sayılı KHK ile kapatılan Pak Eğitim İş Sendikası üyesi olduğu ve dolayısıyla çalışma izni verilmesi için gerekli olan, "terör örgütlerine ya da Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması şartı"na uygun düşmeyecek şekilde FETÖ/PDY ile irtibatı olduğu yönünde tespit yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararın Danıştay Sekizinci Dairesinin 20/12/2023 tarih ve E:2020/849, K:2023/7504 sayılı kararı ile bozulması üzerine bozma kararına uyularak verilen ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davacının çalıştığı kurumun FETÖ/PDY terör örgütüne bağlantılı olduğu gerekçesiyle kapatıldığı, Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturmalar kapsamında Osmaniye TEM Şube Müdürlüğünce etkin pişmanlık hükümleri kapsamında ifadesi alınan şüpheli T.B'nin verdiği ifadede; üniversitenin ilk yılında Aydın iline gittiğinde kendisinin merkezde bulunan Kozalı Apartmanı'nın 3. katında örgüt evinde kaldığını, evde ayrıca E.E.S'nin de kaldığını beyan ettiği, E.E.S'nin ihbar edilen sıfatıyla vermiş olduğu ve ilk beyanında geçmeyen sonradan gösterilen fotoğraflar arasında bulunan davacıyı kesin ve net olarak teşhis ettiği, kendisinin birinci evden ikinci eve geçtiğinde bu şahsın birinci eve geçtiğini beyan ettiği, sonrasında örgütsel bir yapılanma içerisinde olup olmadığını bilmediğini belirttiği, davacının kapatılan Pak Eğitim İş Sendikasında kaydının tespit edildiği, idarenin özel öğretim kurumlarının yerine getirdiği görevin niteliğini gözeterek özel öğretim kurumlarında görev alacak kişilere karşı bireylerin ve toplumun güven duygusu içinde olmalarını, kamu güvenliğinin ve düzeninin korunması amacıyla hareket ettiği gerekçesiyle dava konusu işlemin ölçülü, güdülen amacın gerçekleşmesi için elverişli ve zorunlu olduğu gibi müdahalenin, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olduğu sonucuna varıldığından istinaf başvurusunun belirtilen gerekçe ile reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, E.E.S'nin ilk ifadesinde 4 kişinin adına yer verildiği, sonrasında 21 kişiyi daha hatırlamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, dava konusu işlemin ayrımcılık yasağına, masumiyet ilkesine, örgütlenme hakkına, çalışma hak ve hürriyetine aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, ... tarihli ve E:... sayılı yazı ile şerh kayıtlarının kaldırıldığının Valiliklere bildirildiği ve dava konusu işlemin hukuka uygun olarak tesis edildiği, Denizli Valiliği tarafından ise; davacının dava konusu işlemin iptali ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin talebinin yerinde olmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Denizli ili, Merkezfendi ilçesinde bulunan Özel ... Ortaokulunda öğretmen olarak görev yapmakta iken anılan kurumun 667 sayılı KHK kapsamında kapatılması nedeniyle çalışma izni iptal edilen davacı tarafından, çalışma izninin geri verilmesi istemiyle 25/12/2018 tarihli dilekçe ile Denizli İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne yapılan başvurunun davacının Pak Eğitim İş Sendikasına üye olduğu gerekçesiyle reddedilmesi üzerine davacının çalışma izninin iptaline ilişkin işlem ile işlem nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen manevi zararına karşılık olarak 350.000,00-TL manevi tazminatın ve fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak kaydıyla 300.000,00-TL maddi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 4. maddesinde "Özel öğretim kurumlarının gerçek kişi kurucularında, tüzel kişi kurucularının yönetim organlarında, kurucu temsilcilerinde ve personelinde; 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası ya da affa uğramış olsa bile Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, millî savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında işlenen suçlardan ceza almamış olması veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması, terör örgütlerine ya da Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması şartı aranır." hükmü yer almaktadır.
Milli Eğitim Bakanlığının 21/07/2016 tarih ve E.7762886 sayılı Bakan Olur'u ile uygun görülen ve Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünün 21/07/2016 tarih ve 7783529 sayılı "FETÖ/PDY Terör Örgütü ile Bağlantılı Olduğu Tespit Edilen Kurumlar" konulu, bütün Valilikler bünyesindeki İl Milli Eğitim Müdürlüklerine gönderilen Genelge'nin 3. maddesinde (Davacının çalışma iznin iptal edildiği tarihteki halinde) "..Cumhuriyet Savcılıklarınca haklarında işlem başlatılan özel öğretim kurumları ile özel öğrenci yurtlarından yönetimine kayyum atanmayan kurumlar ile kayyum atanan kurumlarda kayyum ataması yapılmadan önce görev yapan, yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin MEBBİS üzerinden tespitleri yapılarak çalışma izinleri valiliklerce iptal edilecek ve bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmeyecek ve MEBBİS üzerinde gerekli bilgiler işlenecektir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Milli Eğitim Bakanlığının 11/10/2016 tarih ve E.11116419 sayılı Bakan Olur'u ile uygun görülen ve 11/10/2016 tarih ve E.11137945 sayılı işlem ile bütün Valilikler bünyesindeki İl Milli Eğitim Müdürlüklerine gönderilen yazıda ise; "..Bu yöndeki uygulamalar sonucunda bazı personellerin mağdur duruma düştüğü yönündeki başvuruların Bakanlığımıza ve valiliklere iletildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle; 667 sayılı KHK kapsamında kapatılan kurumlarla ilgili yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılan personeller hakkında valilikler tarafından komisyon oluşturulacaktır. Milli Eğitim Müdürlüklerine müracaat edenlerden 667 sayılı KHK kapsamında millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisaki, bunlarla irtibatı olmadığı; oluşturulan bu komisyon marifetiyle belirlenen personellerin ekteki tabloya işlenerek Bakanlığımızca değerlendirmek üzere Valilikler tarafından Genel Müdürlüğümüze bildirilmesi gerekmektedir." açıklamalarına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesi neticesinde; Cumhuriyet Savcılıklarınca haklarında işlem başlatılan özel öğretim kurumları ile özel öğrenci yurtlarından yönetimine kayyum atanmayan kurumlar ile kayyum atanan kurumlarda kayyum ataması yapılmadan önce görev yapan, yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin MEBBİS üzerinden tespitleri yapılarak çalışma izinlerinin valiliklerce iptal edileceği, bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmeyeceği, bireysel değerlendirme yapılmaksızın tesis edilen bu işlemlerden kaynaklanan mağduriyetlerin giderilmesine yönelik valilikler bünyesinde komisyonlar oluşturulacağı ve bu komisyonlarca yapılacak bireysel inceleme neticesinde anılan kişilerin millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisaki, bunlarla irtibatı olup olmadığının tespit edilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Diğer yandan; 15/07/2016 tarihinde yaşanan darbe girişimi sonrasında 2018 yılında 5580 sayılı Kanunun 4. maddesinde yapılan değişiklik ile özel öğretim kurumu personelinde aranacak şartlar terör örgütlerine üyelikle sınırlı tutulmamış olup; esasen ceza yargılamasının ilgi alanında bulunmayan iltisak ve irtibatın varlığı hali de personelin çalışma izninin iptalinin hukuki gerekçeleri arasında sayılmıştır.
Bakılan dava bir ceza davası değildir. Bu nedenle işlem tesis edilirken ceza hukuku ilkelerinin ve kurallarının uygulanıp uygulanmadığını iş bu davada denetlenme imkanı yoktur. Diğer bir ifadeyle bu davada 'suç ve suçlu bulunma halleri' değil, 5580 sayılı Kanun'a tabi kurumda görev alan kişinin çalışma izninin iptalini haklı kılan nedenlerin var olup olmadığı denetlenmektedir. Bununla birlikte, kimi durumlarda çalışma izni iptal edilenler hakkında başlatılmış ceza kovuşturmaları bulunabilmektedir. İlgililerin ceza yargılamasında terör örgütlerine üyelik veya yardım nedeniyle ceza almaları ve bu cezanın kesinleşmesi halinde, idari yargı mercilerince, başka bir delile ve araştırmaya ihtiyaç duyulmaksızın; çalışma izni onayının iptaline ilişkin işlemin hukuka uygun olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.
Zira; 5580 sayılı Kanun'a göre "Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan ceza almamış olmak" şartı açısından "terör örgütüne üyelik" unsuru, bir mahkeme kararı ile tespit edilmiş olmaktadır.
İlgililer hakkında terör örgütü üyeliği kapsamında açılmış olan ceza davalarının derdest yani kesinleşmemiş olması durumunda ise; -velev ki ilk derece ceza mahkemeleri ve istinaf mahkemeleri terör örgütü üyeliği suçunun unsurlarının sabit olduğu gerekçesiyle hüküm kurmuş olsun- masumiyet karinesi nedeniyle idari yargı mercilerinin söz konusu cezayı dayanak alarak karar vermesi mümkün görülmemektedir.
Bununla birlikte, ceza kovuşturmasının devam ediyor olması ya da davacı hakkında verilen mahkumiyet kararının kesinleşmemiş olması, 5580 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca çalışma izni onayının iptaline ilişkin işlemin iptali istemiyle idari yargı mercileri nezdinde açılan davanın görülmesini engellemeyecektir.
Bu bağlamda; ilgililer hakkında ceza yargılaması kapsamında yapılan soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi veya üyelik/yardım etme suçlamalarıyla açılan ceza davalarında beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi kararlar verilmiş olsa dahi, idari yargı yeri irtibat ve iltisak unsurları yönünden de işlemi incelemek zorunda olduğundan, davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarihli ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Temyize konu kararın davacının çalışma izninin iptal edilmesine ilişkin kısmının incelenmesi;
Dairemizin bozma kararına uyularak ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari dava Dairesince verilen Ara Kararı üzerine dava dosyasına gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının 07/09/2012-21/07/2016 tarihleri arasında 667 sayılı KHK kapsamında kapatılan Özel Servergazi Sabiha Ortaokulunda öğretmen olarak görev yaptığı, Bylock sorgusunda herhangi bir kayda rastlanmadığı, Pak Eğitim İş Sendikası'na üye olduğu, Aydın Çine TEM Büro Amirliği'nin ... sayılı soruşturması kapsamında işlem kaydı bulunan E.S'nin davacı hakkında verdiği beyanda "..beyanımda geçmeyen sonradan hatırladığım bana gösterdiğiniz fotoğraflar arasında fotoğrafı solda bulunan Ayşenur Ertürk isimli şahıs olduğunu kesin ve net teşhis ederim. Şahıs ben 1. evden 2. eve geçtiğimde bu şahısta 1. eve geçmişti. Evde kalıyordu, sonrasında örgütsel bir yapılanma içinde oldu mu olmadı mı bilmiyorum." ifadelerine yer verildiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi neticesinde, bu hususların davacının FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile olan iltisak ve irtibat düzeyindeki ilişkisini ortaya koymak için yeterli olmadığı sonucuna varıldığından davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun gerekçe eklenmek suretiyle reddine ilişkin temyize konu Mahkeme kararının dava konusu işleme ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir.
Temyize konu kararın davacının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin kısmının incelenmesi;
Davacı tarafından; dava konusu işlem nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen manevi zararına karşılık olarak 350.000,00-TL manevi tazminatın ve fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak kaydıyla 30 aydır işsiz olması nedeniyle 105.000,00 TL'si kazanç kaybı olmak üzere 300.000,00-TL maddi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
Davacının çalışamamaktan kaynaklanan zararlarının tazmin isteminin değerlendirilmesi aşamasında; davacının çalışma izninin iptal edilmesine ilişkin işlemin çalıştığı kurumdaki çalışma izninin iptal edilmesi ve bir daha özel öğretim kurumlarında görev verilmemesi şeklinde iki yönünün olduğu kabul edilmelidir.
5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nda yer alan hükümler uyarınca; özel öğretim kurumlarında görev yapan personel için, doğrudan hangi kurumda hangi kadro ve/veya pozisyonda görev verilmek isteniyorsa, o çerçevede çalışma izni onayı düzenlendiği, anılan kurumlarda çalışmak isteyen kişilere, istedikleri kurumda çalışabilmelerine imkan verecek genel bir çalışma izni onayı usulünün bulunmadığı, ancak; özel öğretim kurumu ile yapılacak iş sözleşmesini müteakip çalışma izni onayı sürecinin başlatılabileceği dikkate alındığında; süresiz görev verilmemesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların tazmin edilebilmesi için, herhangi bir özel öğretim kurumuyla yapılan iş sözleşmesi üzerine talep edilen çalışma izni onayının Milli Eğitim Bakanlığı'nın 21/07/2016 tarih ve 7783529 sayılı "FETÖ/PDY Terör Örgütü ile Bağlantılı Olduğu Tespit Edilen Kurumlar" konulu Genelgesi' nin 3. maddesi uyarınca reddedilmesi ve bu hususun somut bilgi ve belgeyle ortaya konulması gerekmektedir.
Bir başka ifadeyle; 5580 sayılı Kanun'a tabi kurumlarda uygulanan personel istihdam rejiminin niteliği gereği, çalışma izni onayı talebine dayanak olan herhangi bir özel öğretim kurumu ile imzalanan iş sözleşmesinin bulunmaması halinde ileri sürülen zararın muhtemel zarar olarak kabulü gerekir.
Bu itibarla; davacının dava konusu işlem nedeniyle bir daha özel öğretim kurumlarında çalışamamasından kaynaklı olarak oluşmuş somut, kesin ve net bir maddi kayıp varsa davacı tarafından bütün kalemleriyle bu hususun ortaya konulması gerekmekte olup; davacı tarafından kesin, somut ve net bir zarar tespitinin ortaya konulmadığı görüldüğünden davacının işlem nedeniyle mahrum kaldığını ileri sürdüğü parasal haklarının tarafına ödenmesine karar verilmesine ilişkin talebi yönünden davanın reddi gerekmektedir.
Öte yandan; davacının kapatılan kuruma özgülenen çalışma izni onayının iptalinden kaynaklandığı iddia edilen maddi zararın tazmini talebi yönünden ise; işlem tarihinde davacının çalışabileceği kurumun bulunmadığı dikkate alındığında; mahrum kalındığı ileri sürülen parasal ve özlük haklarının tarafına ödenmesi yolundaki talebinin kabul edilmesine de hukuken olanak bulunmamaktadır.
Manevi tazminat; kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır.
Manevi tazminat takdir edilirken, davacı yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır.
İptal edilen her işlem nedeniyle ya da maddi tazminat ödenmesini gerektiren her durumda manevi tazminata hükmetmek ise manevi tazminatın getiriliş amacını aşan bir sonuç olacaktır. Zira, maddi tazminat sorumluluğu için, kişilerin uğradığı zarar ile kusurlu yürütülen idari faaliyet arasında illiyet bağı bulunması, hatta kimi durumlarda idari faaliyet kusurlandırılmasa bile kusursuz sorumluluk şartlarının oluşmasıyla sadece öznel zarar ile yürütülen kamu hizmeti arasında sebep-sonuç ilişkisinin kurulması yeterli görülmekte iken manevi tazminat bakımından diğer şartlara ek olarak idarenin kusurunun ağırlığına ve zarar doğurucu olayın oluş şekline de bakılmaktadır.
Bu durumda; iptal edilen her idari işlem nedeniyle manevi tazminat verilmesi mümkün olmadığı gibi uyuşmazlıkta; manevi tazminata hükmedilebilmesi için yukarıda belirtilen gerekli şartların bulunmadığı görüldüğünden, bu kısmı yönünden de davanın reddi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1\. Temyiz isteminin kısmen reddine kısmen kabulüne,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının;
a) Davacanın çalışma izninin iptaline ilişkin kısmının BOZULMASINA,
b) Davacının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin kısmının yukarıda yer verilen GEREKÇE İLE ONANMASINA,
3\. Bozulan kısım hakkında yeniden karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4\. Kesin olarak, 30/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim