Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2025/4636
2025/7360
8 Ekim 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2025/4636
Karar No : 2025/7360
MÜDAHALE İSTEMİNİN REDDİ KARARI
Davacı ... vekili Av. ... tarafından, 2025-YKS süreci ile ilgili olarak 06/02/2025 tarihinde Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı(ÖSYM) tarafından yayımlanan 2025-YKS Kılavuzunda yer alan hukuk fakültelerine yerleştirme işlemlerinde esas alınan başarı sıralamasının 100.000 olarak belirlenmesine dair işlem ile bu işlemin dayanağı olan Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemiyle Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı ile Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığına karşı açılan davada; ..., ... ve ... tarafından davacılar yanında davaya katılma talebinde bulunulduğu görüldüğünden, Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde, üçüncü kişilerin davaya katılması konusunda atıf yapılan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun aynı "Fer'i müdahale" başlıklı 66. maddesinde, üçüncü kişinin, davayı kazanmasında hukukî yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer'î müdahil olarak davada yer alabileceği; 67. maddesinde ise, müdahale talebinde bulunan üçüncü kişinin, yanında katılmak istediği tarafı, müdahale sebebini ve bunun dayanaklarını belirten bir dilekçeyle mahkemeye başvuracağı ve müdahale dilekçesinin davanın taraflarına tebliğ edileceği, mahkemenin, gerekirse taraflarla birlikte üçüncü kişiyi de dinlemek üzere davet edeceği ve gelmeseler dahi müdahale talebi hakkında bir karar vereceği kuralı yer almıştır.
Üçüncü kişinin görülen bir davaya katılabilmesi, davacı veya davalı konumunda olamamasına karşın, tarafı olmadığı bu davanın soncundan etkilenme durumunun varlığı ile mümkündür. Öte yandan, davaya müdahale kurumu dava açma hakkı yerine kullanılabilen seçimlik bir hak ya da dava süresi geçirilen hallerde üçüncü kişiye mahkeme önünde iddia ve savunmada bulunma fırsatı verilmesini sağlayan bir müessese değildir.
Bu itibarla, üçüncü kişinin görülmekte olan bir davaya taraflardan biri yanında katılabilmesi, tarafı olmadığı bir davanın, yanında katılmak istediği tarafın aleyhine sonuçlanmasına bağlı olarak hakkının veya borcunun etkilenmesi ve bununla birlikte davaya katılmak isteyen üçüncü kişinin uyuşmazlığın tarafı olmadığı için tek başına dava açma hakkından yoksun olma koşullarının varlığıyla mümkündür.
Bu durumda, ..., ..., ...in dava konusu edilen Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı kararı ile ÖSYM tarafından yayımlanan Kılavuzda yer alan ilgili hükme karşı dava açma hakkına sahip olduğu açık olup, davacı yanında davaya müdahale şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından, davacı yanında davaya katılma istemlerinin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, yukarıda aktarılan Yasa maddesindeki koşulların oluşmadığı anlaşıldığından,..., ... ve...'in fer'i müdahale istemlerinin reddine, 08/10/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2025/4636
Karar No : 2025/7360
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ... Başkanlığı
VEKİLİ : Av....
2- ... Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
MÜDAHİL(DAVALILAR YANINDA) : ... Birliği (TBB)
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU:
21-22 Haziran 2025 tarihlerinde gerçekleştirilen 2025 Yükseköğretim Kurumları Sınavına(YKS) katılan ve Y-EA puan türünde 112.836 başarı sıralaması elde eden davacı tarafından;
1\. 2025-YKS süreci ile ilgili olarak 06/02/2025 tarihinde Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı(ÖSYM) tarafından yayımlanan 2025-YKS Kılavuzunda yer alan hukuk fakültelerine yerleştirme işlemlerinde esas alınan en düşük başarı sıralamasının 100.000 olarak belirlenmesi işlemi ile;
2 . Bu işlemin dayanağı olan Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın ...tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :Davalı ÖSYM Başkanlığı tarafından, 06/02/2025 tarihinde yayımlanan 2025-YKS Kılavuzunda yer alan hukuk fakültelerini tercih edebilmek için gerekli olan en düşük başarı sıralama şartının 100.000 olarak belirlenmesine ilişkin işlem ile bu işleme dayanak olarak gösterilen davalı Yükseköğretim Kurulu kararının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, sınav açıklandıktan sonra dava konusu düzenlemelerden haberdar olduğu, mevcut durumda sıralamasının 112.836 olması sebebiyle hukuk fakültelerini tercih edemediği, bir yıldan fazla bir sürede sınava hazırlandığı, davalı idarelerin sınavın yapılmasına dört ay gibi kısa bir süre kala hukuk fakültelerine yerleştirme işlemlerinde uygulanacak olan başarı sıralama şartını yükselttiği, önceki yıllarda hukuk fakültelerini tercih edebilmek için uygulanan 125.000 başarı sıra şartına güvenerek sınava hazırlandığı, tercih edeceği bölümü etkileyecek derecede önemli bir kararın sınavın yapılmasına kısa bir süre kala alınamayacağı, sınava hazırlanan üniversite öğrenci adayı olan öğrenciler için çok önemli olan bir hususta ani ve beklenmedik bir şekilde karar alınarak haklı beklenti, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı hareket edildiği, eğitim hakkının ölçüsüz bir şekilde getirilen 100.000 başarı sıra şartı ile engellendiği, getirilen yeni başarı sıralama şartının gerekçesinin açıkça ortaya konulmadığı ileri sürülmüştür.
DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARININ ÖZETİ:
... BAŞKANLIĞI'NIN SAVUNMASI: Usul yönünden; iptali istenen hukuk fakültelerini tercih edebilmek için getirilen başarı sıralama şartına ilişkin Kılavuz hükmünün 2025 YKS Kılavuzu olarak 06/02/2025 tarihinde ÖSYM Başkanlığının internet sitesinde ilan edildiği, davacının Kılavuzun yayımlanmasından sonra ivedi yargılama için belirlenen 10(on) günlük süre içinde davasını açmadığı, bu nedenle öncelikle davanın süreaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, esas yönünden ise; eğitim ihtiyaçları göz önüne alınarak kaliteli eğitim hedeflenerek ve öğrenci sayısı, talep ve hukuk fakültesi sayıları dikkate alınarak hukuk bölümü yönünden oluştuğu anlaşılan doygunluk sebebiyle başarı sıralama şartının 100.000'e yükseltildiği, hukuk fakültesi mezunlarının avukat, hakim, savcı, noter gibi kritik meslekler icra etmeleri sebebiyle hukuk eğitiminin sağlıklı ve etkin bir şekilde tamamlanabilmesi için ortaöğrenim alt yapıları yeterli derecede iyi olan öğrencilerin fakülteye girişinin sağlanmasının amaçlandığı, düzenlemenin amacının kamu yararı ve hizmet gereklerini gerçekleştirmek olduğu, idarenin üstün kamu yararı doğrultusunda düzenleme yapma noktasında takdir yetkisinin bulunduğu, dava konusu edilen düzenlemenin muhatapları olan üniversite öğrenci adaylarına daha ağır koşullar yüklemediği ve yapılan sınavdan aylar öncesinde ilgili baraj sınırının uygulanacağının bildirildiği, dolayısıyla hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı hareket edilmediği belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
...BAŞKANLIĞI'NIN SAVUNMASI: Usul yönünden; 2025 YKS Kılavuzunun 06/02/2025 tarihinde ÖSYM Başkanlığı internet sitesinde ilan edildiği, ivedi yargılamaya tabi işlemlerde dava açma süresinin 10(on) gün olduğu, davacının bu süre içinde davasını açmaması sebebiyle davanın süreaşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiği, dava konusu edilen kararın Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın yetkisinde olduğu ve yalnızca alınan kararı uygulama yetkileri olduğundan kendilerinin hasım konumundan çıkarılması gerektiği, esas yönünden ise; 23/01/2025 tarihinde açıklanan ve 2025-2029 yıllarını kapsayan Yeni Yargı Reformu Strateji Belgesinde hukuk eğitiminin niteliğinin artırılması amacıyla hukuk fakültelerinde girişte aranan başarı sıralamasının yükseltilmesi gerektiğine yönelik karar alındığı, eğitim ihtiyaçları göz önüne alınarak, hukuk fakültelerinde kaliteli eğitimin hedeflenmesi amacıyla yerleştirmede aranan başarı sıralama şartının 100.000'e yükseltildiği belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : İdare, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, her zaman yönetmelik, tebliğ, genelge ve diğer düzenleyici idarî işlemleri yürürlüğe koyma ve bu düzenlemelerle, değişen şartları gözeterek önceki düzenlemeler ile doğmuş olan objektif hukukî durumları, ileriye yönelik olarak yürürlükten kaldırma yetkisine sahip bulunmaktadır. Ancak idare, bu konudaki yetkilerini kullanırken önceki düzenlemeler kapsamında kişilerin haklı beklentilerini korumalıdır.
Hukuk devletinin önemli bir unsuru olarak hukukî güvenlik ilkesi, sadece bireylerin devlet faaliyetlerine duyduğu güveni değil, aynı zamanda yürürlükteki mevzuatın süreceğine duyulan güveni de içerir. Bu nedenle hukukî güvenlik ilkesi, yürürlükte bulunan hukuk kurallarına uygun olarak teessüs etmiş kazanılmış hakları korumanın yanında kazanılmış hakka dönüşmemiş beklentileri de belli ölçüde korumaktadır (AYM, E:2016/195, K:2017/158, 16/11/2017).
Hukuk devleti ilkesinin unsurlarından biri olan "hukuk güvenliği" ile, kişilerin hukukî güvenliğinin sağlanması amaçlanmakta olup, söz konusu ilke, yazılı hukuk kurallarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de kanunî düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılmaktadır.
Hukuk güvenliği ve haklı beklentilerin korunması ilkeleri idareyi, özellikle düzenleyici işlemler yaparken, değiştirirken ya da tamamen yürürlükten kaldırırken kişilerin bu düzenlemelerden beklenmedik bir şekilde olumsuz olarak etkilenmelerini önleyici tedbirler almaya iten ilkeler olarak ortaya çıkmaktadır.
Ülkemizde yükseköğretim kurumlarına yerleştirilmek için yapılan Yükseköğretim Kurumları Sınavı(YKS) öğrencilerin ilerde yapacakları mesleği belirlemede kritik bir öneme sahiptir. Her yıl ÖSYM tarafından gerçekleştirilen YKS sınavına hazırlık, gerek aileler açısından gerekse de öğrenciler açısından uzun bir dönemi kapsayan bir süreçtir. Öğrenciler YKS'ye hangi alanda(sayısal, sözel,eşit ağırlık) hazırlanacağına sınava hazırlık sürecine başlamadan önce karar vermekte, karar verirken de mevcut üniversite yerleştirme şartlarını göz önüne almaktadırlar. Bölümlerin yerleştirme şartları da incelenerek sınava girilecek alan belirlenmekte ve en az bir yılı kapsayan bir sınavın hazırlık sürecine başlanmaktadır.
Yükseköğretim Kurulunca, hukuk fakültelerinde verilen eğitimin kalitesinin arttırılması amacıyla, bu fakültelere yapılacak yerleştirmelerde getirilen en düşük başarı sıralamasının yükseltilmesi hususunda kanuni yetkisi bulunsa da, bu konuda özellikle sınava katılacak öğrencilerin tercih haklarını kısıtlayacak yönde işlem tesis ederken, uzun bir hazırlık süreci gerektiren YKS'ye hazırlanan öğrencilerin herhangi bir hak kaybına uğramamaları için gerekli önlemleri alması hukuki belirlilik ve idareye güven ilkesinin bir gereğidir. Bu konuda düzenleme yaparken özellikle YKS'ye hazırlık sürecinin en az bir yıl olduğu düşünülerek YKS'nin yapılacağı eğitim-öğretim yılı başlamadan gerekli kararlar alınarak bu konuda işlem tesis edilmesi ve alınan kararlarda öğrencilerin herhangi bir mağduriyete uğramaması için gerekli önlemlerin alınması hakkaniyet gereğidir.
Hukuk fakültelerine yerleştirilmek için ilk defa 2015 yılında getirilen başarı sıralamasının da Yükseköğretim Kurulu tarafından dönemin ihtiyaçları da göz önüne alınarak defaatle değiştirildiği, bu konuda 2019 yılında yapılan değişiklin 2019-2020 eğitim-öğretim yılının başında yapıldığı, 2021 yılında yapılan değişikliğin ise dönem ortasında Şubat ayı içerisinde yapılmasına karar verildiği ancak alınan kararın 2021 YKS'de uygulanmayacağına karar verilerek sınava katılacak öğrencilerin herhangi bir mağduriyete uğramasının önüne geçilmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla hukuk fakültelerine yerleştirmede aranan en düşük başarı sıra şartına yönelik değişikliklerin yapılma zamanı ve uygulanması hususunda davalı Yükseköğretim Kurulu'nun farklı uygulamalarının bulunduğu görülmektedir.
Bu itibarla, üniversite öğrenci adaylarının yükseköğretim kurumlarına geçiş sınavının yapılmasından en az bir yıl önce sınava gireceği alanı(sözel, sayısal, eşit ağırlık) belirlediği ve çalışmasını buna göre yönlendirdiği, sınava gireceği alanı belirlerken de yükseköğretim kurumlarındaki bölümlerin yerleştirme şartlarına bakarak karar verdiği hususu birlikte değerlendirildiğinde, hukuk fakültelerine yerleştirmede aranan en düşük başarı sıralamasını, üniversite öğrenci adayları açısından kısıtlayacak şekilde yükseltilmesine dair alınan Karar'ın, sınavın yapılacağı eğitim-öğretim yılının başlamasından önce alınması ya da karar alındığı yılı takip eden yılda yapılacak sınavda uygulanması gerekirken, "...2025 YKS'den geçerli olmak üzere..." ibaresiyle dört ay sonra yapılacak olan 2025 YKS'de uygulanmasına karar verilmesinde haklı beklenti, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine uygunluk bulunmamaktadır.
Bu durumda, Yükseköğretim Genel Kurulu tarafından alınan... tarih ve... sayılı Karar'ın "...2025 YKS'den geçerli olmak üzere..." kısmı ile Karar'ın bu kısmına dayanılarak ÖSYM tarafından 06/02/2025 tarihinde yayımlanan 2025-YKS Kılavuzunda yer alan hukuk fakültelerine yerleştirme işlemlerinde esas alınan başarı sıralamasının 100.000 olarak belirlenmesi işleminin iptaline, Yükseköğretim Genel Kurulu tarafından alınan ... tarih ve... sayılı Karar'ın "...2025 YKS'den itibaren geçerli olmak üzere..." ibaresi dışında kalan diğer kısımları yönünden ise davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, 21-22 Haziran 2025 tarihlerinde gerçekleştirilen 2025 Yükseköğretim Kurumları Sınavına(YKS) katılan ve Y-EA puan türünde 112.836 başarı sıralaması elde eden davacı tarafından; 2025-YKS süreci ile ilgili olarak 06/02/2025 tarihinde Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı(ÖSYM) tarafından yayınlanan 2025-YKS Kılavuzunda yer alan hukuk fakültelerine yerleştirme işlemlerinde esas alınan başarı sıralamasının 100.000 olarak belirlenmesi işlemi ile bu işlemin dayanağı olan Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın ... tarih ve... sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları kabul edilmeyerek işin esası incelenmiştir.
23/01/2025 tarihinde açıklanan ve 2025-2029 yıllarını kapsayan Yeni Yargı Reformu Stratejisi Belgesi'nde hukuk eğitiminin niteliğinin arttırılmasına yönelik olarak hukuk fakültelerine girişte aranan başarı sıralamasının yükseltilmesi gerektiği, bu kapsamda başarı sıralamasının aşamalı olarak yükseltileceğine karar verilmesi üzerine Yükseköğretim Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı Kararı ile yükseköğretim kurumlarına yerleştirme işlemlerinde hukuk fakültelerine giriş başarı sıralamasının 2025 YKS'den geçerli olmak üzere 125.000'den 100.000'e yükseltilmesine karar verilmiştir.
Yükseköğretim Genel Kurulu'nun 30/01/2025 tarihli kararının ÖSYM'ye bildirilmesi üzerine 06/02/2025 tarihinde yayınlanan 2025 YKS Kılavuzunun 49. sayfasında, "Tablo 1G" kısmında hukuk fakültelerine yerleştirme işlemlerinde başarı sıralama şartı, en düşük 100 bininci(100.000) olarak belirlenmiştir.
19/07/2025 tarihinde açıklanan YKS sonucuna göre Y-EA puan türünden 112.836 başarı sırası elde eden davacı tarafından, 2025-YKS Kılavuzunda yer alan hukuk fakültelerine yerleştirme işlemlerinde esas alınan başarı sıralamasının 100.000 olarak belirlenmesine ilişkin ÖSYM işlemi ile dayanağı olan Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın ... tarih ve... sayılı kararının iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 'Yükseköğretim Kurulu' başlıklı 6. maddesinin (a) fıkrasında; "Yükseköğretim Kurulu, tüm yükseköğretimi düzenleyen ve yükseköğretim kurumlarının faaliyetlerine yön veren, bu kanunla kendisine verilen görev ve yetkiler çerçevesinde özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip, bir kuruluştur. Yükseköğretim Kuruluna; Yükseköğretim Denetleme Kurulu ile gerekli planlama, araştırma, geliştirme, değerlendirme, bütçe, yatırım ve koordinasyon faaliyetleri ile ilgili birimler bağlıdır." hükmüne yer verilmiş, 'Yükseköğretim Kurulunun görevleri' başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; "Yükseköğretim kurumlarının bu Kanunda belirlenen amaç, hedef ve ilkeler doğrultusunda kurulması, geliştirilmesi, eğitim-öğretim faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi ve yükseköğretim alanlarının ihtiyaç duyduğu öğretim elemanlarının yurt içinde ve yurt dışında yetiştirilmesi için kısa ve uzun vadeli planlar hazırlamak, üniversitelere tahsis edilen kaynakların, bu plan ve programlar çerçevesinde etkili bir biçimde kullanılmasını gözetim ve denetim altında bulundurmak," (b) bendinde; "Yükseköğretim kurumları arasında bu Kanunda belirlenen amaç, ilke ve hedefler doğrultusunda birleştirici, bütünleştirici, sürekli, ahenkli ve geliştirici işbirliği ve koordinasyonu sağlamak," (d) bendinde; "Devlet kalkınma planlarının ilke ve hedefleri doğrultusunda ve yükseköğretim planlaması çerçevesi içinde, bir üniversite içinde fakülte, enstitü ve yüksekokul açılmasına, birleştirilmesi veya kapatılması ile ilgili olarak doğrudan veya üniversitelerden gelecek önerilere dayalı kararlar almak ve gereği için Milli Eğitim Bakanlığına sunmak," (h) bendinde; "Üniversitelerin her eğitim-öğretim programına kabul edeceği öğrenci sayısı önerilerini inceleyerek kapasitelerini tespit etmek; insangücü planlaması, kurumların kapasiteleri ve öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda ortaöğretimdeki yönlendirme esaslarını da dikkate alarak öğrencilerin seçilmesi ve kabul edilmesi ile ilgili esasları tespit etmek," hususları Yükseköğretim Kurulu'nun görevleri arasında sayılmış, 'Yükseköğretime giriş ve yerleştirme' başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; "Yükseköğretim kurumlarına giriş ve yerleştirme işlemleri imkân ve fırsat eşitliğini sağlayacak tedbirleri almak kaydıyla, Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen usul ve esaslara göre yapılır." hükmü düzenlenmiştir.
4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 'Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı' başlıklı 25. bölümünde; Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı'nın teşkilat, görev ve yetkilerine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiş olup 346. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde; kılavuz; ölçme, seçme ve yerleştirme işlemlerine ilişkin uyulması gereken kurallar, duyurular veya yol gösterici açıklamalardan oluşan ve adaylar ile diğer ilgilileri bağlayıcı olan basılı veya elektronik ortamdaki bilgi paketi olarak tanımlanmış, 347. maddesinin 2. fıkrasının (i) bendinde ise; görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapmak ve kılavuzlar hazırlamak, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı'nın görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
6114 sayılı Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Hizmetleri Hakkında Kanun'un 'Temel ilkeler' başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında; "Sınav, ölçme, değerlendirme ve yerleştirme işlemleri, güvenilirlik, gizlilik, tarafsızlık, bilimsellik ilkeleri çerçevesinde ve adaylara fırsat eşitliği sağlayacak biçimde yapılır." hükmü ile 7. fıkrasında; "Yükseköğretim ile ilgili sınavlar Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde yapılır. " hükmü yer almıştır.
Dava konusu düzenleme ile "Hukuk" programlarına başarı sırası en düşük 100.000. sırada olan adayın kontenjan dahilinde yerleştirilmesi öngörülmektedir. Yükseköğretime yönelik eğitim - öğretim faaliyetlerinin planlanması görevinin Yükseköğretim Kurulunda olduğu açıktır. Hukuk eğitiminin ağırlığı ve bu eğitimlerin belli bir oranda orta öğretim alt yapısında yetkinlik gerektirdiği de tartışmasız bir gerçektir. Bununla birlikte sözü edilen planlama yapılırken adayların kişisel yetenek temellerinin hesaba katılması da önem arz etmektedir. Olayda da davalı İdarece bu hususlar dikkate alınarak ve anılan alanın önemi ve gelişimi açısından gerekli planlamalar çerçevesinde dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşıldığından dava konusu düzenlemenin, Yükseköğretim Kurulunun mevzuatta belirtilen amaç, hedef ve ilkelerine aykırı olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, yükseköğretimde kalitenin arttırılmasını hedefleyen, objektif kriterlere göre ve kamu yararı dikkate alınarak tesis edilen işlemde, Anayasanın eşitlik ilkesine, ilgili yasa hükümlerine, eğitim ve öğretim hizmeti gereklerine hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek, davalı idareler yanında davaya katılma isteminde bulunan Türkiye Barolar Birliği'nin talebi kabul edilerek, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/B maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ SÜREÇ VE MADDİ OLAY:
23/01/2025 tarihinde açıklanan ve 2025-2029 yıllarını kapsayan Yeni Yargı Reformu Stratejisi Belgesi'nde hukuk eğitiminin niteliğinin arttırılmasına yönelik olarak hukuk fakültelerine girişte aranan başarı sıralamasının yükseltilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu kapsamda Yükseköğretim Genel Kurulu'nun ... tarih ve...sayılı Kararı ile yükseköğretim kurumlarına yerleştirme işlemlerinde hukuk fakültelerine giriş başarı sıralamasının 2025 YKS'den geçerli olmak üzere 125.000'den 100.000'e yükseltilmesine karar verilmiştir.
Yükseköğretim Genel Kurulu'nun 30/01/2025 tarihli kararının ÖSYM'ye bildirilmesi üzerine 06/02/2025 tarihinde yayınlanan 2025 YKS Kılavuzunun 49. sayfasında, "Tablo 1G" kısmında hukuk fakültelerine yerleştirme işlemlerinde başarı sıralama şartı, en düşük 100 bininci(100.000) olarak belirlenmiştir.
19/07/2025 tarihinde açıklanan YKS sonucuna göre Y-EA puan türünden 112.836 başarı sırası elde eden davacı tarafından, 2025-YKS Kılavuzunda yer alan hukuk fakültelerine yerleştirme işlemlerinde esas alınan başarı sıralamasının 100.000 olarak belirlenmesine ilişkin ÖSYM işlemi ile dayanağı olan Yükseköğretim Kurulu kararının iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları kabul edilmeyerek işin esası incelenmiştir.
ESAS YÖNÜNDEN: İLGİLİ MEVZUAT
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 'Yükseköğretim Kurulu' başlıklı 6. maddesinin (a) fıkrasında; "Yükseköğretim Kurulu, tüm yükseköğretimi düzenleyen ve yükseköğretim kurumlarının faaliyetlerine yön veren, bu kanunla kendisine verilen görev ve yetkiler çerçevesinde özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip, bir kuruluştur. Yükseköğretim Kuruluna; Yükseköğretim Denetleme Kurulu ile gerekli planlama, araştırma, geliştirme, değerlendirme, bütçe, yatırım ve koordinasyon faaliyetleri ile ilgili birimler bağlıdır." hükmüne yer verilmiş, 'Yükseköğretim Kurulunun görevleri' başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; "Yükseköğretim kurumlarının bu Kanunda belirlenen amaç, hedef ve ilkeler doğrultusunda kurulması, geliştirilmesi, eğitim-öğretim faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi ve yükseköğretim alanlarının ihtiyaç duyduğu öğretim elemanlarının yurt içinde ve yurt dışında yetiştirilmesi için kısa ve uzun vadeli planlar hazırlamak, üniversitelere tahsis edilen kaynakların, bu plan ve programlar çerçevesinde etkili bir biçimde kullanılmasını gözetim ve denetim altında bulundurmak," (b) bendinde; "Yükseköğretim kurumları arasında bu Kanunda belirlenen amaç, ilke ve hedefler doğrultusunda birleştirici, bütünleştirici, sürekli, ahenkli ve geliştirici işbirliği ve koordinasyonu sağlamak," (d) bendinde; "Devlet kalkınma planlarının ilke ve hedefleri doğrultusunda ve yükseköğretim planlaması çerçevesi içinde, bir üniversite içinde fakülte, enstitü ve yüksekokul açılmasına, birleştirilmesi veya kapatılması ile ilgili olarak doğrudan veya üniversitelerden gelecek önerilere dayalı kararlar almak ve gereği için Milli Eğitim Bakanlığına sunmak," (h) bendinde; "Üniversitelerin her eğitim-öğretim programına kabul edeceği öğrenci sayısı önerilerini inceleyerek kapasitelerini tespit etmek; insangücü planlaması, kurumların kapasiteleri ve öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda ortaöğretimdeki yönlendirme esaslarını da dikkate alarak öğrencilerin seçilmesi ve kabul edilmesi ile ilgili esasları tespit etmek," hususları Yükseköğretim Kurulu'nun görevleri arasında sayılmış, 'Yükseköğretime giriş ve yerleştirme' başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; "Yükseköğretim kurumlarına giriş ve yerleştirme işlemleri imkân ve fırsat eşitliğini sağlayacak tedbirleri almak kaydıyla, Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen usul ve esaslara göre yapılır." hükmü düzenlenmiştir.
4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 'Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı' başlıklı 25. bölümünde; Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı'nın teşkilat, görev ve yetkilerine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiş olup 346. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde; kılavuz; ölçme, seçme ve yerleştirme işlemlerine ilişkin uyulması gereken kurallar, duyurular veya yol gösterici açıklamalardan oluşan ve adaylar ile diğer ilgilileri bağlayıcı olan basılı veya elektronik ortamdaki bilgi paketi olarak tanımlanmış, 347. maddesinin 2. fıkrasının (i) bendinde ise; görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapmak ve kılavuzlar hazırlamak, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı'nın görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
6114 sayılı Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Hizmetleri Hakkında Kanun'un 'Temel ilkeler' başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında; "Sınav, ölçme, değerlendirme ve yerleştirme işlemleri, güvenilirlik, gizlilik, tarafsızlık, bilimsellik ilkeleri çerçevesinde ve adaylara fırsat eşitliği sağlayacak biçimde yapılır." hükmü ile 7. fıkrasında; "Yükseköğretim ile ilgili sınavlar Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde yapılır. " hükmü yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacı tarafından, 2025-YKS Kılavuzunda yer alan hukuk fakültelerine yerleştirmede aranan en düşük başarı sıralamasının 100.000 olarak belirlenmesine dair dava konusu düzenlemelerin, sınava kısa bir süre kala alındığı, sınava hazırlanırken önceki yıllarda üst üste hukuk fakülteleri için 125.000 başarı sıralama şartının uygulanması sebebiyle bu uygulamaya güvenerek sınava hazırlandığı, sınava kısa bir süre kala hukuk fakültelerine yerleştirmede aranan başarı sırasının yükseltilmesinde haklı beklenti, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine uygunluk bulunmadığı ileri sürüldüğünden, öncelikle dava konusu düzenlemelerin bu yönden hukuka uygun bulunup bulunulmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Kazanılmış hak, yürürlükteki hukuka uygun olarak doğan ve böylece kişiye özgü lehte sonuçlar doğurmuş, daha sonra mevzuat değişikliği ya da işlemin geri alınması gibi durumların varlığına rağmen hukuk düzenince korunması gereken bir haktır. Bir hakkın, kazanılmış hak olarak nitelendirilebilmesi için, kişinin bulunduğu statüden doğan, tahakkuk etmiş ve kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel alacak niteliğine dönüşmüş olması gerekmektedir.
Haklı beklenti ise, idarenin ister düzenleyici işlem, ister bir taahhüt, isterse uzun süren bir uygulamasına güvenerek olsun, bireylerin çıkarlarına ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ümit etmeleridir. Kazanılmış hak ilkesinde olduğu gibi, haklı beklentilerde de, kamu hizmetlerinin değişkenliği ve adaptasyonu ilkesi ile hakkaniyet, hukuki güvenlik ve idari istikrar ilkeleri arasında bir tür uzlaşma veya dengeleme sağlanmaktadır. Bu nedenle, kişilerin idareden bu tür beklentilerinin ilelebet veya çok uzun bir gelecek için değil, ancak makul ve öngörülebilir bir gelecek için haklı olacağı kabul edilmelidir.
Düzenleyici işlemin değişmesinden kaynaklanan haklı beklentilerde dikkat edilmesi gereken durum, yeni düzenleme ile amaçlanan kamu yararı değildir. Önemli olan önceki düzenlemeye yönelik haklı beklenti içine giren bireyin haklı beklentisinin kamu yararına olumsuz etkisinin olup olmadığının değerlendirilmesidir.
Haklı beklentilere ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin yaklaşımı incelendiğinde, Mahkeme'nin 20/09/2012 tarih ve E:2012/65, K:2012/128 sayılı kararına göre, kanunların uzun süreli uygulanmasına güvenerek hayatını yönlendiren, hukuki iş ve işlemlere girişen bireyin, bu kanunların uygulanacağı yolunda oluşan beklentisinin mümkün olduğunca korunması gerekmekle birlikte, hukuki güvenlik ilkesi, her türlü beklentinin korunmasını zorunlu kılmamaktadır. Bir beklentinin hukuken koruma görebilmesi için, haklı beklenti seviyesine ulaşması gerekmektedir. Beklentinin haklı olup olmadığı tespit edilirken başvurulacak ölçüt ise "hakkaniyet"tir.
Diğer yandan, Anayasa Mahkemesi'nin 15/11/2017 tarih ve E:2016/133, K:2017/155 sayılı kararında da ifade edildiği üzere, kişilerin mevcut kurallar çerçevesindeki tüm beklentilerinin mutlak suretle hukuken korunması, kuralların değişmezliğine yol açabileceği gibi, kuralların değiştirilmesini anlamsız kılabilecek sonuçlara da yol açabilmektedir. Oysa hukuk, toplumun değişimine ve gelişimine koşut olarak değişime açık ve yaşayan bir varlık olduğundan, her değişiklikte olduğu gibi kişilerin değişen kurallardan etkilenmesi kaçınılmazdır. Bir kuralda yapılan değişikliğin kişilerin elde etmeyi bekledikleri haklara etkisinin tespit edilmesinde ise, söz konusu kuralın değiştirilme gerekçelerinin gözetilmesi zorunludur.
Benzer bir şekilde, Anayasa Mahkemesi'nin 25/07/2019 tarih ve E:2017/18, K:2019/66 sayılı kararında da işaret edildiği üzere, haklı beklenti, bireyin kendisine güvenerek hareket ettiği, lehine olan bir kanunda öngörülemez bir değişiklik yapılması ve bu öngörülemez değişikliğin herkes yönünden objektif olarak beklenebilecek bir beklentiyi sonuçsuz bırakması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gündeme gelmekle birlikte, bir beklentinin hukuken korunabilmesi için anılan şartların gerçekleşmesi yeterli olmayıp bu beklentinin korunmasına engel teşkil eden bir kamu yararının da bulunmaması gerekmektedir. Bu yönüyle anayasa yargısında kişi yararıyla kamu yararının karşı karşıya geldiği durumlarda ancak önemli bir kamu yararı bulunmadığında haklı beklentinin korunması kabul edilebilir. Aksi takdirde kanun koyucunun
kamu yararını gerçekleştirmek üzere değişen şartlara göre yeni politikalar belirlemesi imkanı önemli ölçüde zedelenebilir.
Dosyanın incelenmesinden, hukuk fakültelerine yerleştirmelerde başarı sıralama şartının ilk olarak 2015 yılında getirildiği, 2015,2016 ve 2017 yıllarında en düşük başarı sıralama şartının 150.000 olarak uygulandığı, 2018 yılında en düşük başarı sıralamasının 190.000’e düşürüldüğü, 2019 yılında 125.000'e yükseltildiği, 2020,2021 2022, 2023 ve 2024 YKS'de başarı sıralama şartının 125.000 olarak uygulandığı, 30/01/2025 tarihli Yükseköğretim Genel Kurulu kararı ile en düşük başarı sıralama şartının 2025 YKS'den geçerli olmak üzere 100.000'e yükseltildiği, bu karar doğrultusunda da yayımlanan 2025 YKS Kılavuzunda en düşük başarı sıralama şartının 100.000 olarak belirlendiği görülmektedir.
Düzenleyici işlemlerin kişiler açısından haklı bir beklenti oluşturabilmesi için öncelikle idarelerin o yönde süregelen uzun süreli bir uygulamasının bulunması ve yapılan değişikliklerde de üstün kamu yararının bulunmaması gerekmektedir. Yükseköğretim Kurulu tarafından 2015 yılında hukuk fakültelerine yerleştirmede aranan başarı sıralama şartının ilk defa getirildiği ve dönemin ihtiyaçları da göz önüne alınarak çeşitli zamanlarda değişikliğe gidildiği, belirli bir başarı sıralamasının da uzun bir süre aynı şekilde uygulanmadığı, dolayısıyla haklı beklenti için gerekli olan koşulun oluşmadığı görülmektedir.
Diğer taraftan, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca onaylanan ve ÖSYM tarafından yayımlanan YKS Kılavuzu ile yükseköğretim kurumları bünyesinde yerleştirme yapılacak bölümler ve yerleştirme şartları yeniden düzenlenerek sınavdan önce yayınlanmakta ve yayımlanan bu Kılavuz doğrultusunda da yapılan sınav sonrasında yayımlanan YKS Tercih Kılavuzu ile yerleştirme işlemleri yapılmaktadır. Her yıl yayımlanan yeni YKS Kılavuzu ile önceki yıllarda uygulanan bazı hususlarda yükseköğretim kurumlarında verilecek eğitim-öğretimin ve dönemin ihtiyaçları doğrultusunda değişikliğe gidilmesi Yükseköğretim Kuruluna 2547 sayılı Kanun ile verilen yetkinin bir sonucudur. Yapılacak sınavın uygulanmasına ve yükseköğretim kurumlarına yerleştirme yapılacak bölümler ile bu bölümlere yerleştirme şartlarına dair düzenlemelerin bulunduğu sınav Kılavuzunun yayımlanması ile birlikte sınav süreci başlamakta olup, önceki yıllarda yayımlanan Kılavuz hükümlerinde yer alan düzenlemelerin sınava henüz başvurmayan kişiler açısından haklı beklenti oluşturmayacağı açıktır.
Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, 2025 yılı YKS sınav sürecinin 06 Şubat 2025 tarihinde yayımlanan 2025 YKS Kılavuzu ile başladığı dikkate alındığında, bu tarihten önce 30/01/2025 tarihinde alınan Yükseköğretim Genel Kurul kararının, kazanılmış hakka veya haklı beklentiye aykırılığından söz edilemeyeceği gibi hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkesine aykırılığından da bahsedilemeyecektir.
Buna göre dava konusu düzenlemelerin; haklı beklenti, hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırılığından söz edilemeyeceği sonucuna varılmakla birlikte getirilen düzenlemelerde davalı idarelerin takdir yetkisini hukuka uygun olarak kullanıp kullanılmadığının da belirlenmesi gerekmektedir.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin 4. fıkrasında, "Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez." kuralı ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 2. fıkrasında, "İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler." kuralı yer almıştır.
İdari işlemler üzerindeki yargısal denetim, bu işlemlerin hukuka uygunluğunun saptanmasıyla sınırlıdır. İdarenin takdir yetkisinin denetimine yargı organları yönünden getirilen ve idari işlemlerin yalnızca hukuka uygunluk açısından denetlenebilecekleri biçiminde ifade edilen kural aynı zamanda idarenin takdir yetkisinin kullanılmasında uyması gereken sınırları da koymuş olmaktadır. Başka bir anlatımla, idarelerin belirli bir kamu hizmetinin etkili ve verimli bir biçimde yürütülmesi, kamu yararının daha somut bir biçimde ortaya konulması için birden çok seçenekten birisini tercihte takdir yetkisiyle donatıldıkları durumda idari yargı organlarının bu yetkisini hukuka uygun olarak kullandığının saptanması koşuluyla idareyi bu seçeneklerden birisini tercihe zorlayacak ya da belli bir yönde işlem veya eylem tesisine zorunlu kılacak biçimde yargı kararı vermeleri Anayasa ve Kanun'un yukarıda belirtilen ilkeleriyle bağdaştırılamaz.
İdarelerin düzenleme yetkisinin, yasalarla getirilen hükümleri aşacak bir şekilde kullanılamayacağı İdare Hukukunun en temel ilkelerindendir. Ayrıca, mevzuat düzenleme tekniği açısından da, idarenin Kanunla kendisine verilmiş olan görevleri idari metinlerle düzenlerken, bu görevlerin gerektirdiği hususlarda, takdir yetkisine sahip olduğu, ancak bu takdir yetkisinin kamu yararı ve düzenine uygun olarak kullanılması gerektiği tartışmasızdır.
Kamu yararı kavramı, tüm devlet organlarının işlem ve eylemlerinin genel nitelikteki amacını ve aynı zamanda nedenini oluşturmakta, çeşitli hak ve özgürlükler açısından bir sınırlama nedeni niteliği de taşımakta olup bu kavram genel bir ifadeyle bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir.
Davalı Yükseköğretim Kurulu tarafından, 2018 yılında avukat sayısının 116.779 iken 2024 yılında bu sayının 199.142'ye yükseldiği, YKS ile yerleştirilecek Kıbrıs ve ilgili ülkeler dahil Hukuk fakültelerinin sayısının 100'ün üzerine çıktığı, hukuk bölümü yönünden yeterinden fazla sayıda bir doygunluğun söz konusu olduğu, yerleştirmede aranan başarı sıralama şartının yükseltilmesi ile ortaöğrenim alt yapıları yeteri derecede iyi durumda olan öğrencilerin fakültelere girişinin sağlanmasının hedeflendiği, mezun olduktan sonra adalet mekanizmasının önemli yerlerinde görev yapacak olan mezunların en iyi şekilde seçilmesi amacıyla başarı sıralama şartının yükseltildiği ifade edilmiştir.
Davalı Yükseköğretim Kurulunun, yükseköğretim ile ilgili sınav ve yerleştirme işlemlerinde imkan ve fırsat eşitliğini sağlamakla görevli olduğu gibi, eğitimin kalitesini yükseltmek, öğrencilerin orta öğretimdeki konum ve durumlarını gözeterek doğru eğitimi ve yeteneğine göre bir eğitim almasını sağlamakla yükümlü olduğu 2547 sayılı Kanun'da açıkça ifade edilmiştir.
Bu durumda, 2025-2029 yıllarını kapsayan Yeni Yargı Reformu Stratejisi Belgesi kapsamında hukuk eğitiminin niteliğinin artırılması ve hukuk fakültesinden mezun olacak öğrencilerin adalet mekanizmasının önemli noktalarında görev alacak olmaları nedeniyle nitelikli hukukçu yetişmesinin sağlanması amacıyla hukuk programlarına yerleştirmede aranacak başarı sıralama şartının yükseltilmesine karar verildiği görülmekle Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nca hukuk programları alanının önemi ve gelişimi açısından gerekli planlamalar çerçevesinde mevzuatta belirtilen amaç, hedef ve ilkelerine uygun olacak şekilde yapılan dava konusu düzenlemelerin üst hukuk normlarına, kamu yararına ve hukuka uygun olarak tesis edildiği anlaşılmıştır.
Bu itibarla, hukuk fakültelerine yerleştirmede aranan başarı sıralamasının 2025 YKS'den itibaren geçerli olmak üzere 125.000'den 100.000'e yükseltilmesine dair Yükseköğretim Kurulu Kararı ile bu Karar doğrultusunda 2025 YKS Kılavuzun'da hukuk fakültelerine girişte aranan başarı sıralamasının 100.000 olarak belirlenmesinde, haklı beklenti, hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırılık bulunmadığı, kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda düzenleme yapıldığı anlaşıldığından hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine, davalı idare yanında davaya katılanın yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5\. 2577 sayılı Kanun'un 20/B maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 5 (beş) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 08/10/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.