Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2025/4482
2025/7142
24 Eylül 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2025/4482
Karar No : 2025/7142
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Üniversitesi
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, doktora öğrenciliğinden kaydının silinmesine dair Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Yönetim Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacının Türkiye Orta Doğu Amme İdaresi (TODAİ) bünyesinde özel öğrenci olarak doktora programına katıldığı ve iki dönem eğitim aldığı, TODAİ kapatılmadan çok önce bu eğitiminin sona erdiği, he ne kadar bilgileri davalı üniversite bünyesine aktarılmış ve kaydı yapılmış olsa da, sehven yapıldığı açık olan bu kaydın, mevzuatta belirtilen normal doktora öğrencisi olma hakkını sağlamayacağı anlaşıldığından, davacının kaydının silinmesine dair dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davacı tarafından ... tarihinde kayıtlara giren dilekçe ile istinaf edilmesi üzerine ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:..., T.N:... sayılı kararı ile istinaf başvurusunun süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf başvurusunun süre aşımı nedeniyle reddine dair kararın istinaf edilmesi üzerine, kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava süresi boyunca usulüne uygun tebligat yapılmadığı, Mahkeme kalemine davanın safahatı hakkında bilgi almak için gittiğinde karardan haberdar olduğu, davanın reddine ilişkin yerel Mahkeme kararının muhtara teslim edilmesine rağmen kapıya yapıştırılmadığı, komşusuna da haber verilmediği, dolayısıyla tebligatın usulüne uygun yapılmadığı ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı, TODAİ bünyesinde doktora programına kayıt yaptırarak 2013-2014 bahar ve 2014-2015 güz dönemi olmak üzere iki dönem eğitim almıştır. Devam eden süreçte TODAİ kurumunun Kanunla kapatılmış ve burada eğitim gören öğrencilerin kayıtları davalı Üniversite bünyesine aktarılmasına karar verildiğinde öğrenim bilgileri de öğrenci bilgi sitemine aktarılmıştır. Üniversite tarafından aktarılan bilgiler üzerinde yapılan incelemeler neticesinde davacının kaydının sehven aktarıldığı gerekçesiyle Enstitü Yönetim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile davacının kaydının silinmesine karar verilerek bu husus 14/09/2019 tarihli işlem ile davacıya bildirilmiştir.
05/07/2022 tarihte yayınlanarak yürürlüğe giren 7417 sayılı Kanun ile 2547 sayılı Kanuna eklenen geçici 83. maddesi kapsamından aftan yararlanmak amacıyla davacı tarafından "Af Başvuru Formu" doldurularak davalı Üniversiteye başvuruda bulunulmuş ve davalı Üniversiteye kaydı yapılmıştır.
Davacının kaydının yapılması sonrasında yapılan incelemeler sonucunda, davacının TODAİ'nin kapanması üzerine davalı Üniversiteye aktarılan kaydının 2019 yılında silindiği ve bu durumun davacıya bildirildiği, dolayısıyla davacının Af Kanunu'ndan faydalanacak kişiler arasında bulunmadığı belirtilerek sehven yapılan kaydının silinmesine karar verilmiştir.
Bunun üzerine davacı tarafından, öğrencilik kaydının silinmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı Kanun'un 8. maddesinde, bu Kanun'da yazılı sürelerin, tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı, tatil günlerinin sürelere dahil olduğu, ancak, sürenin son günü tatil gününe rastlarsa, sürenin tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzayacağı, sürelerin bitmesinin çalışmaya ara verme zamanına rastlaması halinde, bu sürelerin, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılacağı; 60. maddesinde ise, Danıştay ile bölge idare, idare ve vergi mahkemelerine ait her türlü tebliğ işlerinin Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacağı düzenlenmiştir.
Öte yandan, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesinde, tebligatın, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılacağı, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinin, bilinen en son adresi olarak kabul edileceği ve tebligatın buraya yapılacağı; 21. maddesinin 1. fıkrasında, kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memurunun tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim edeceği ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildireceği, ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihin, tebliğ tarihi sayılacağı; 2. fıkrasında ise, gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memurunun tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim edeceği ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştıracağı, ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihin, tebliğ tarihi sayılacağı" hükümlerine yer verilmiştir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun "tebliğ mazbatası" başlıklı 23. maddesinde, " Tebliğ bir mazbata ile tevsik edilir. Bu mazbatanın:
1\. Tebliği çıkaran merciin adını,
2\. Tebliği istiyen tarafın adını, soyadını ve adresini,
3\. Tebliğ olunacak şahsın adını, soyadını ve adresini,
4\. Tebliğin mevzuunu,
5\. Tebliğin kime yapıldığını ve tebliğ muhatabından başkasına yapılmış ise o kimsenin adını, soyadını, adresini ve 22 nci madde gereğince tebellüğe ehil olduğunu,
6\. Tebliğin nerede ve ne zaman yapıldığını,
7\. 21 inci maddedeki durumun tahaddüsü halinde bu hususlara mütaallik muamelenin yapıldığını, adreste bulunmama ve imtina için gösterilen sebebi,
8\. Tebligatın adres kayıt sistemindeki adrese yapılması durumunda buna ilişkin kaydı,
9\. Tebliğ evrakı kime verilmiş ise onun imzası ile tebliğ memurunun adı, soyadı ve imzasını, ihtiva etmesi lazımdır."; "muhatabın adreste bulunmaması, ölmesi veya adresinden sürekli olarak ayrılması halinde yapılacak işlem" başlıklı 30. maddesinde, "(1) Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir." kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarında "mahkemeye erişim hakkı", bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilme ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilme şeklinde tanımlanmış; mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede zorlaştıran ya da imkânsız hâle getiren uygulamaların ise mahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceği belirtilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 10/06/2015 tarih ve 29382 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 22/01/2015 tarih ve 2013/5516 başvuru numaralı kararının 55. paragrafında; "Mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede zorlaştıran ya da imkânsız hale getiren uygulamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir. Bununla birlikte dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz. Ne var ki, öngörülen süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarak yanlış uygulanması ya da yanlış hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya da kanun yollarına başvuru hakkını kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini kabul etmek gerekir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Osu/İtalya, B. No: 36534/97, 11/7/2002, §§ 36-40)." açıklamalarına yer verilmiştir.
Yukarıda alıntısına yer verilen 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun ilgili hükümlerinin incelenmesinden, kural olarak tebligatın muhatabın "en son bilinen" adresinde ve bizzat kendisine yapılacağı, bilinen adreste tebliğ yapılamaması veya adresin tebliğe elverişli olmaması durumunda tebliğin ilgilinin adrese dayalı kayıt sistemindeki adresine yapılacağı, bu kuralın istisnası olarak muhatabın gerçek yada tüzelkişi olması, tebliğ yapılacak adresin özellikleri, belli durumlarda muhatap yerine tebliğ yapılacak kişileri yada muhatabın geçici olarak adreste bulunmaması yada adreste tebliğin imkansızlığı veya tebliğden imtina durumlarında uygulanacak yöntemlerin de açıkça düzenlendiği, mazbatada bulunması gereken hususları öngörülen tebliğ yöntemlerinin koşullarına uygun olarak sayma yoluyla zorunlu biçimde göstermiştir. Bu kapsamda; Yasanın 21. maddesinde adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildireceği, adreste muhatabın oturup oturmadığı, bulunmama nedeni konusunda beyanlarını tebliğ mazbatasına yazması, beyanlarına ilişkin imzalarını alması, imzadan çekinmeleri durumunda da bu durumu yazması gerektiği açıktır. Önemli hukuksal etki ve sonuçları bulunan tebligata ilişkin yöntem ve şekil kurallarının özellikle yargılama sürecinde hak arama özgürlüğüne yönelik sonuçları göz önünde bulundurulduğunda; tebliğ evrakında yazan tebliğ tarihleri, memur tarafından alınan beyanlar, bu beyanların sahibi ve bunların imzalarına ilişkin şekli eksikliklerin tebligatı sakatlayacağının kabulü gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davacının 12/12/2023 tarihinde kayıtlara giren dava dilekçesi ile işbu davayı açtığı, dava dilekçesinin 21/12/2023 tarihli tebligat ile davalı idareye tebliğ edildiği, davalı idare tarafından verilen savunma dilekçesinin 16/01/2024 tarihinde kayıtlara girdiği, savunma dilekçesinin davacıya Tebligat Kanunu'nun 21/1 maddesi uyarınca tebligata çıkarıldığı, tebliğ mazbatasında posta memurunun el yazısı ile tebliğ tarihinin 22/01/2024 olarak gösterildiği, muhatabın adresinde bulunmaması sebebiyle komşusundan sözlü bilgi alındığının, bilgi veren komşunun imzadan imtina ettiğinin belirtilerek tebliğ mazbatasının muhtara teslim edildiği, aynı tebliğ mazbatasında PTT Posta Dağıtım Müdürlüğü Çankaya/Ankara mührünün bulunduğu ve mühür üstündeki tarihin de 27/12/2024 olarak belirtildiği görülmektedir. Diğer taraftan, davanın 31/10/2024 tarihinde verilen karar ile reddedildiği, bu kararın davacıya Tebligat Kanunu'nun 21/1 maddesi uyarınca tebligata çıkarıldığı, tebliğ mazbatasında posta memurunun el yazısı ile tebliğ tarihinin 25/11/2024 tarihi olarak gösterildiği, muhatabın adresinde bulunmadığı belirtilerek yöneticiden bilgi alındığı, yöneticinin imzadan imtina ettiği belirtilerek tebliğ mazbatasının muhtara teslim edildiği, aynı tebliğ mazbatasında PTT Posta Dağıtım Müdürlüğü Çankaya/Ankara mührünün bulunduğu ve tarihin de 25/11/2024 olarak belirtildiği görülmektedir.
Davacı tarafından, davanın en başından itibaren usulüne uygun tebligat yapılmadığı, davanın safahatı hakkında bilgi sahibi olmak için Mahkeme kalemine gittiğinde tesadüfen karardan haberdar olduğu ileri sürülmektedir.
Dosya kapsamında yapılan ve davalı idare tarafından verilen savunma dilekçesinin tebliğine dair tebliğ mazbatasının incelenmesinden, posta memurunun el yazısı ile yazdığı tebliğ tarihinin 22/01/2024 olarak belirtilmesine rağmen PTT Posta Dağıtım Müdürlüğü Çankaya/Ankara mührünün basılı olduğu yerde tarihin 22/12/2024 olarak gösterildiği görülmektedir. Dolayısıyla tebliğ tarihinin tespiti amacıyla gönderilen tebliğ mazbatalarında birbiriyle çelişen iki tarihin bulunması durumunda tebliğin usulüne uygun olarak yapıldığı kabul edilemeyecektir.
... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davacıya tebliğine dair tebliğ mazbatasının incelenmesinden, davacının adresinde bulunmaması üzerine apartman yöneticisinden bilgi alındığı ve yöneticinin imzadan imtina ettiği belirtilerek ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığına dair şablon yazının mazbataya yazıldığı görülmektedir. Davacı tarafından ihbarnamenin kapıya yapıştırılmadığı ve en yakın komşusuna haber verilmediği, muhtarlıktan da kendisine bir bilgi verilmediğine dair iddiaları ile en yakın komşusuna haber verilmemesi birlikte değerlendirildiğinde, tebligatın bu haliyle usulüne uygun olmadığı anlaşılmaktadır
Bu durumda, davalı idarenin savunma dilekçesinin davacıya usulüne uygun tebliğ edilmediği, bu haliyle dosya tekemmül ettirilmeden karar verildiği, verilen mahkeme kararının tebliğinin de davacının adreste bulunmama halinin yeterince açıklığa kavuşturulmaması sebebiyle usulsüz olduğu anlaşıldığından, ... İdare Mahkemesi kararının tebliğ tarihinin davacının kararı öğrendiği tarih olarak kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır Bu itibarla, istinaf isteminin süre aşımı nedeniyle reddi yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4\. Kesin olarak 24/09/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
(X)-Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, temyize konu kararın onanması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.