SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2025/3690

Karar No

2025/6980

Karar Tarihi

18 Eylül 2025

Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2025/3690 E. , 2025/6980 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2025/3690
Karar No : 2025/6980

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR : 1- (DAVACI) ...
VEKİLİ : Av. ...
2- (DAVALI) ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, karşılıklı olarak temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Dava, Mersin ili, Yenişehir ilçesi, ... Mah. ... ada, ... parselde kayıtlı davacıya ait ... bağımsız nolu dükkanın bulunduğu alanda, ...Bulvarına yapılan ... Katlı Kavşağı (battı-çıktısı) nedeniyle, iş yeri nitelikli taşınmazında meydana gelen değer kaybının tazmini için yapılan 28/06/2022 tarihli başvurunun zımmen reddine ilişkin işlemin iptali ile taşınmazın değerinde meydana gelen azalma için miktar artırımı sonrası 1.578.870,00 TL tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu zımni ret işlemi yönünden, davanın incelenmeksizin reddine, maddi tazminat istemi yönünden ise davalı idarece yapılmış olan davaya konu ... Kavşağı battı-çıktı yapım işi neticesinde, davacının maliki olduğu Mersin ili, Yenişehir ilçesi, ... Mah. ... ada, ... parselde kayıtlı ... nolu bağımsız bölümün değerinde yaklaşık yüzde yirmi oranında değer kaybının meydana geldiği, bilirkişilerce yapılan keşif sonrasında bu değer kaybının 1.578.870,00 TL olarak hesaplandığı, buna göre davalı idarece yapılmış ... Kavşağı battı-çıktı yapım işi nedeniyle uyuşmazlık konusu taşınmazın uğradığı 1.578.870,00 TL değer kaybının davalı idare tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davalı idare tarafından, davanın süresinde olmadığı, kusursuz sorumluluk ilkesine göre sorumluluğun bulunmadığı, olayda özel veya olağan dışı bir zarar söz konusu olmadığı gibi sosyal bir risk unsurunu da taşımadığı, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğu, dava konusu kavşağın kamu projesi olduğu, kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması gerektiği iddia edilmiştir.
Davacı tarafından ise her ne kadar dava dilekçesinde faiz talep edilmemişse de miktar artırım ile birlikte faiz talep edilebileceği, mahkemenin asıl alacağa miktar artırım tarihinden itibaren faiz işlenmesine karar vermemesinin hukuka aykırı olduğu bu kısım yönünden mahkeme kararının düzeltilmesi gerektiği iddia edilmiştir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize konu kararın maddi tazminat istemine ilişkin kısım yönünden incelenmesi:
Bölge idare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın belirtilen kısımları usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın anılan kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyize konu kararın davacının faiz talebine ilişkin kısmının incelenmesi:
2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasında yer alan “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” hükmü ile, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Miktar artırımına (ıslah) ilişkin dilekçenin, yeni bir dava niteliğinde olmayıp, mevcut davada talep edilen tazminat miktarının ıslah suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu açıktır.
Faiz ise; idarenin tazmin borcu bağlamında, kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'a göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir.
Usul hukukunun temel ilkelerinden olan taleple bağlılık ilkesine göre, Mahkeme tarafından davacının talepleri aşılarak karar verilmesi mümkün olmamakta, davacının istemleri ile bağlı olunup istemleri genişletecek şekilde karar verilmesine olanak bulunmamaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Taleple bağlılık ilkesi" başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrasında da, "Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." hükmü ile taleple bağlılık ilkesi açıklanmıştır.
Buna göre, davacının dava açarken Mahkemeden hüküm altına alınmasını talep ettiği istem sonucuyla bağlı kalınarak karar verilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar bir defaya mahsus artırılmasına olanak tanınmış ise de, miktar artırım yolu ile faiz talep edilebilmesine yönelik bir düzenleme öngörülmemiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; davacının 16/08/2022 tarihinde Mahkeme kaydına giren dava dilekçesinde, maddi tazminat talebinde bulunulmuş ise de herhangi bir yasal faiz isteminde bulunulmadığı; 16/02/2024 tarihinde Mahkeme kaydına giren miktar artırım dilekçesiyle 20.000,00 TL'lık tazminat miktarının 1.578.870,00 TL'ye yükseltildiği, ayrıca miktar artırım dilekçesinde dava dilekçesinde talep edilmeyen yasal faizin, tazminat miktarına işlem tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi şeklinde talep edildiği görülmektedir.
Davacının, dava dilekçesinde talep etmediği halde miktar artırım dilekçesinde gündeme getirdiği yasal faiz talebi, "taleple bağlılık" kuralının istisnası olan miktar artırımı kapsamında olmayıp, "davanın genişletilmesi" kapsamında olduğundan, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında bu kısım yönünden hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1\. Temyiz isteminin reddine,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen açıklamayla ONANMASINA,
3\. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4\. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5\. Kesin olarak, 18/09/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.


KARŞI OY:

Uyuşmazlıkta, davacının 16/08/2022 tarihinde Mahkeme kaydına giren dava dilekçesinde, maddi tazminat talebinde bulunulmuş ise de herhangi bir yasal faiz isteminde bulunulmadığı; 16/02/2024 tarihinde Mahkeme kaydına giren miktar artırım dilekçesiyle 20.000,00 TL'lık tazminat miktarının 1.578,870 TL'ye yükseltildiği, ayrıca miktar artırım dilekçesinde dava dilekçesinde talep edilmeyen yasal faizin, tazminat miktarına işlem tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi şeklinde talep edildiği görülmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ''Tebligat ve cevap verme'' başlıklı 16. maddesinde, ''(1) Dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunma davacıya tebliğ olunur. (2) Davacının ikinci dilekçesi davalıya, davalının vereceği ikinci savunma da davacıya tebliğ edilir. Buna karşı davacı cevap veremez. Ancak, davalının ikinci savunmasında, davacının cevaplandırmasını gerektiren hususlar bulunduğu, davanın görülmesi sırasında anlaşılırsa, davacıya cevap vermesi için bir süre verilir. (3) Taraflar, yapılacak tebliğlere karşı, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde cevap verebilirler. Bu süre, ancak haklı sebeplerin bulunması halinde, taraflardan birinin isteği üzerine görevli mahkeme kararı ile otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir. Sürenin geçmesinden sonra yapılan uzatma talepleri kabul edilmez. (4) Taraflar, sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemezler. (Ek cümle: 11/4/2013-6459/4 md.) Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir." hükmüne
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 131. maddesinde, "Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur. İşlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuş ise ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılmaktaysa, bu faizler ve ceza koşulu istenebilir." hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasının birinci cümlesindeki hüküm, yerleşik idari yargı kararlarında iddianın ve savunmanın genişletilmesi/değiştirilmesi yasağının dayanağı olarak kabul edilmektedir. Bu hususun tek istisnası ise; tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile eklenen; ''Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.'' hükmüdür.

6459 sayılı Kanun'un 4. maddesinin gerekçesinde, "AİHM, devletin sorumluluğuna ilişkin tazminat davalarında, davacıların yargılamanın yavaş işlemesinden doğan zararlarını ortadan kaldıracak yeterli bir çözüm bulunmadığı yönünde ülkemiz aleyhinde ihlal kararları vermektedir. Düzenlemeyle, idarî yargıda açılan tam yargı davalarında talep edilen tazminatın daha yüksek olduğunun dava devam ederken anlaşılması durumunda, davacıya talep edilen miktarı arttırma hakkı verilmemesinin adil yargılama hakkının ihlali olarak kabul edilmesi sebebiyle, nihai karar verilinceye kadar ıslah suretiyle talep edilen tazminat miktarını arttırma hakkı tanınmaktadır." ifadesine yer verilmiştir.
Anılan düzenleme ile birlikte, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar bir defaya mahsus artırılmasına imkân tanınmış olup miktar artırım yolu ile faiz talep edilebilmesini ise engelleyen bir düzenlemeye ise yer verilmemiştir.
Öte yandan Borçlar Kanun'un yukarıda belirtilen ilgili maddesinde faizin asıl alacağın fer'i olduğu hüküm altına alınmış olup asıl alacak için açılan davanın dilekçesinde faiz istenmemiş olsa dahi miktar artırımı ile birlikte faiz talep edilmesinde hukuki bir engelin bulunmadığı açıktır.
Kaldı ki faiz hakkından açıkça vazgeçilmedikçe ve asıl borç tediye ile veya sair bir surette sakıt olmadıkça fer'i bir hak olan faizin yeni bir dava ile istenebileceği süregelen Danıştay uygulamasında da kabul edilmektedir. Yukarıda izah edildiği üzere idari yargıda ıslah müessesesi 30/04/2013 tarihinden itibaren getirilmiş olduğundan ayrı bir dava ile istenebilen faizin usul ekonomisi gereği artık miktar artırım dilekçesi ile istenmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu nedenle davacının, dava dilekçesinde talep etmemiş olsa dahi, miktar artırım dilekçesinde gündeme getirdiği yasal faiz talebinin, "taleple bağlılık" kuralının istisnası olan miktar artırımı kapsamında değerlendirilmesi ve temyize konu kararın bu kısmının düzeltilerek onanması gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyorum.





10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim