SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2025/1557

Karar No

2025/5492

Karar Tarihi

11 Haziran 2025

Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2025/1557 E. , 2025/5492 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2025/1557
Karar No : 2025/5492

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Çalışma izin onayı iptal edilen davacı tarafından, iptal edilen çalışma izin onayının geri verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Muğla Valiliği Değerlendirme Komisyonunun ... tarih ve ... sayılı kararına yapılan itirazın reddine ilişkin Muğla İl Millî Eğitim Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacı ile görev yaptığı Özel Şehit Fethibey İlkokulu arasında akdedilen sözleşme uyarınca Manisa Valiliği tarafından verilen çalışma izninin, bu okulun 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin, "Kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin tedbirler" başlıklı 2 nci maddesi uyarınca kapatılmasını müteakiben yetkili makamca iptal edilmesi gerektiği, zira kuruma özgü verilen çalışma izni uyarınca kapatılan kurumda çalışmaya devam etmesinin mümkün olmadığı, çalışma izninin iptali yolunda tesis edilen işleminin kaldırılarak çalışma izninin iade edilmesi talebiyle yapılan başvurunun reddine dair işlemde de hukuka aykırılık bulunmadığı, genel nitelikte çalışma izni düzenlenmesine olanak bulunmadığı, ancak davacının bir öğretim kurumu ile sözleşme imzalaması durumunda ilgili kurum müdürlüğü tarafından davacı adına çalışma izni verilmesi isteneceği ve Valilikçe çalışma izni verilmemesi halinde de yeniden dava açılabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Komisyonca tesis edilen ... tarihli ... karar sayılı işleme yapılan itirazın yine aynı Komisyonca görüşülüp karara bağlanması gerektiği, doğrudan İzmir Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nce, davacının başvurusunun reddine yönelik tesis edilen dava konusu işlemde yetki yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı, işbu kararın, davacıya çalışma izninin doğrudan iadesini ve bu doğrultuda MEBBİS modülünde düzeltme yapılmasını/idari şerhlerin kaldırılmasını gerektirmediği, Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünün ... gün ... sayılı yazısı doğrultusunda davacının itirazının Muğla Valiliği Değerlendirme Komisyonu'nca değerlendirilerek işlem tesis edilmesine yönelik olduğu belirtilerek istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılmasına ve işlemin iptaline karar verilmiştir.
Anılan kararın Danıştay Sekizinci Dairesinin 13/12/2023 gün ve E:2022/5531, K:2023/7119 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak verilen ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının görev yaptığı farklı yerlerde bulunan özel öğretim kurumlarının FETÖ/PDY ile iltisaklı olduğundan dolayı kapatılan okullar olması, eşinin davacının görev yaptığı İzmir Menemen ilçesi ile Muğla Fethiye ilçelerinde sohbet hocalığı yapması, eşinin ifadesinden, Fethiyede'ki kapatılan okula başvurusunun örgütle yakın ilişki içinde olan eşinin (... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve ... Esas, ... sayılı kararıyla atılı bulunan "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçundan mahkum olmuştur.) bilgisi dahilinde olduğunun anlaşılması karşısında davalı idarenin davacının FETÖ/PDY terör örgütüne irtibatı ve iltisakı olduğu şeklinde değerlendirmenin makul olduğu ve hakkaniyete uygun düştüğü kanaati oluştuğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hakkında MEBBİS özel öğretim modülü kayıtlarında "Milli Eğitim Bakanlığı tarafından kısıtlanmıştır." ibaresi görüldüğü için çalışamadığı, ... günlü ... sayılı işlemin davacının genel olarak bir kurumda çalışmak üzere sözleşme yapmasını veya başvuruda bulunmasını engellediği, millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisaki, bunlarla irtibatı olmadığı, temyize konu kararın hukuka aykırı olduğu ve iptali gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilerek ve hüküm fıkrası düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan kurumda görev yapmakta iken çalışma izni iptal edilen davacının çalışma izninin geri verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun komisyon tarafından yapılan inceleme sonucunda uygun görülmemesi üzerine görülmekte olan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 4. maddesinde "Özel öğretim kurumlarının gerçek kişi kurucularında, tüzel kişi kurucularının yönetim organlarında, kurucu temsilcilerinde ve personelinde; 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası ya da affa uğramış olsa bile Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, millî savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında işlenen suçlardan ceza almamış olması veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması, terör örgütlerine ya da Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması şartı aranır." hükmü yer almaktadır.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın 11/10/2016 tarih ve E.11116419 sayılı Bakan Olur'u ile uygun görülen ve 11/10/2016 tarih ve E.11137945 sayılı işlem ile bütün Valilikler bünyesindeki İl Milli Eğitim Müdürlüklerine gönderilen yazıda ise; "..Bu yöndeki uygulamalar sonucunda bazı personellerin mağdur duruma düştüğü yönündeki başvuruların Bakanlığımıza ve valiliklere iletildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle; 667 sayılı KHK kapsamında kapatılan kurumlarla ilgili yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılan personeller hakkında valilikler tarafından komisyon oluşturulacaktır. Milli Eğitim Müdürlüklerine müracaat edenlerden 667 sayılı KHK kapsamında millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisaki, bunlarla irtibatı olmadığı; oluşturulan bu komisyon marifetiyle belirlenen personellerin ekteki tabloya işlenerek Bakanlığımızca değerlendirmek üzere Valilikler tarafından Genel Müdürlüğümüze bildirilmesi gerekmektedir." açıklamalarına yer verilmiştir.
492 sayılı Harçlar Kanununun "Mevzuu" başlıklı 2. maddesinde " Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanları, yargı harçlarına tabidir.", "Mükellef" başlıklı 11. maddesinde "Genel olarak yargı harçlarını davayı açan veya harca mevzu olan işlemin yapılmasını istiyen kişiler ödemekle mükelleftir.", "Harçdan müstesna işlemler" başlıklı 13. maddesinde, "Aşağıda yazılı mevzular harçdan müstesnadır: (...) j) Genel Bütçeye dahil idarelerin bu Kanunun 1 ve 3 sayılı tarifelerine giren bütün işlemleri." hükmüne yer verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 323. maddesinde, yargılama giderlerinin kapsamı sayılmış olup; 326/1. maddesinde, "Kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir."; "Yargılama giderlerine hükmedilmesi" başlıklı 332. maddesinde, "(1) Yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedilir. (2) Yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümü hüküm altında gösterilir. (3) Hükümden sonraki yargılama giderlerini hangi tarafın ödeyeceği, miktarı ve dökümü ile bu giderlerin hangi tarafa yükletileceği, mahkemece ilamın altına yazılır." hükmü yer almıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesi neticesinde; Cumhuriyet Savcılıklarınca haklarında işlem başlatılan özel öğretim kurumları ile özel öğrenci yurtlarından yönetimine kayyum atanmayan kurumlar ile kayyum atanan kurumlarda kayyum ataması yapılmadan önce görev yapan, yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin MEBBİS üzerinden tespitleri yapılarak çalışma izinlerinin valiliklerce iptal edileceği, bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmeyeceği, bireysel değerlendirme yapılmaksızın tesis edilen bu işlemlerden kaynaklanan mağduriyetlerin giderilmesine yönelik valilikler bünyesinde komisyonlar oluşturulacağı ve bu komisyonlarca yapılacak bireysel inceleme neticesinde anılan kişilerin millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisaki, bunlarla irtibatı olup olmadığının tespit edilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Diğer yandan; 2018 yılında 5580 sayılı Kanunun 4. maddesinde yapılan değişiklik ile özel öğretim kurumu personelinde aranacak şartlar, terör örgütlerine üyelikle sınırlı tutulmamış olup; esasen ceza yargılamasının ilgi alanında bulunmayan iltisak ve irtibatın varlığı hali de personelin çalışma izninin iptalinin hukuki gerekçeleri arasında sayılmıştır.
Bakılan dava bir ceza davası değildir. Bu nedenle işlem tesis edilirken ceza hukuku ilkelerinin ve kurallarının uygulanıp uygulanmadığını iş bu davada denetlenme imkanı yoktur. Diğer bir ifadeyle bu davada ''suç ve suçlu bulunma halleri'' değil, 5580 sayılı Kanun'a tabi kurumda görev alan kişinin çalışma izninin iptalini haklı kılan nedenlerin var olup olmadığı denetlenmektedir. Bununla birlikte, kimi durumlarda çalışma izni iptal edilenler hakkında başlatılmış ceza kovuşturmaları bulunabilmektedir. İlgililerin ceza yargılamasında terör örgütlerine üyelik veya yardım nedeniyle ceza almaları ve bu cezanın kesinleşmesi halinde, idari yargı mercilerince, başka bir delile ve araştırmaya ihtiyaç duyulmaksızın; çalışma izni onayının iptaline ilişkin işlemin hukuka uygun olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.
Zira; 5580 sayılı Kanun'a göre "Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan ceza almamış olmak" şartı açısından "terör örgütüne üyelik" unsuru, bir mahkeme kararı ile tespit edilmiş olmaktadır.
İlgililer hakkında terör örgütü üyeliği kapsamında açılmış olan ceza davalarının derdest yani kesinleşmemiş olması durumunda ise; -velev ki ilk derece ceza mahkemeleri ve istinaf mahkemeleri terör örgütü üyeliği suçunun unsurlarının sabit olduğu gerekçesiyle hüküm kurmuş olsun- masumiyet karinesi nedeniyle idari yargı mercilerinin söz konusu cezayı dayanak alarak karar vermesi mümkün görülmemektedir.
Bununla birlikte, ceza kovuşturmasının devam ediyor olması ya da davacı hakkında verilen mahkumiyet kararının kesinleşmemiş olması, 5580 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca çalışma izni onayının iptaline ilişkin işlemin iptali istemiyle idari yargı mercileri nezdinde açılan davanın görülmesini engellemeyecektir.
Bu bağlamda; ilgililer hakkında ceza yargılaması kapsamında yapılan soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi veya üyelik/yardım etme suçlamalarıyla açılan ceza davalarında beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi kararlar verilmiş olsa dahi, idari yargı yeri irtibat ve iltisak unsurları yönünden de işlemi incelemek zorunda olduğundan, davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarihli ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Uyuşmazlığın esası; görev yaptığı okulun KHK ile kapatılması nedeniyle çalışma izni iptal edilen davacının terör örgütüyle irtibat ve iltisak düzeyinde bir ilişkisinin bulunup bulunmadığı hususundan kaynaklanmakta olup; uyuşmazlığın çözümü için; Dairemizin 20/12/2023 tarihli bozma kararı üzerine Bölge İdare Mahkemesince verilen Ara Kararı gereği dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Müflis Asya Katılım Bankası A.Ş.'den (Bank Asya) gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesi:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27/06/2019 tarihli E:2018/16-418, K:2019/513 sayılı kararında; "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle ilgili olarak yürütülen soruşturmalar kapsamında, örgüt lideri Fethullah Gülen'in talimatıyla, para toplama ve mali kaynak oluşturma amacıyla, yasal görünüm altında kurulan Bank Asya'nın örgütün finans kaynaklarından biri olduğu, 2013 yılı Aralık ayı sonrasında mali olarak zor duruma düşen bu bankanın parasal kaynak yönünden iyi durumda olduğunu göstermek, bankacılık sektöründeki faaliyetlerinin ve böylelikle örgüte para aktarımının devamlılığını sağlamak amacıyla, bizzat örgüt liderinin bankaya para yatırılmasına yönelik 25/12/2013 tarihli çağrısı doğrultusunda, bu çağrıya uyan kişilerce özellikle 2014 yılının başından itibaren gerek bir kısım mal varlıkları elden çıkarılarak, gerekse başka finans kuruluşlarından kredi çekilerek tasarruf ve kâr amacı gözetilmeksizin örgüt yararına para yatırılması, katılım hesapları açılması, döviz ve altın alım satımı gibi işlemler yapıldığının tespit edildiği" belirtilmiştir.
Yine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 20/12/2017 tarihli ve E:2017/1862, K:2017/5796 sayılı kararı ile örgüt liderinin talimatı doğrultusunda Bank Asya'ya para yatırma fiili terör örgütünün amacına hizmet eden yardım suçu kapsamında değerlendirilmiş; Anayasa Mahkemesince de, örgütün mali kaynağını oluşturan ve bu yolla gelir elde ettiği anlaşılan Banka'ya, örgüt liderinin ve yöneticilerinin çağrıları üzerine para yatırmanın somut olayın koşullarına göre silahlı terör örgütüne üye olma suçunun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak değerlendirilebileceği kabul edilmiştir (AYM, Metin Evecen, B. No: 2017/744, 04/04/2018, § 59).
FETÖ/PDY lideri tarafından çağrının yapıldığı 25/12/2013 tarihinden, bankanın TMSF'ye devir edildiği 29/05/2015 tarihine kadar, yeni hesaplar açma, para yatırma ve açılmış olan hesaplardaki mevduat tutarlarını artırma işlemlerine devam edildiği, örgüt liderinin emri doğrultusunda mali olarak zor duruma düşen Banka'nın parasal yönden iyi durumda olduğunu göstermek amacıyla örgüt mensuplarınca, tasarruf ve kâr amacı gözetilmeksizin, kendileri, eşleri, reşit olmayan çocukları ve bazen de anne-babaları adına işlemler yapıldığı, 29/05/2015 tarihinden sonra hesap açma ve para yatırma işlemlerinin büyük ölçüde azaldığı dikkate alındığında; belirtilen tarih aralığında bankacılık açısından tamamen riskli konuma geldiği bilinebilen bankada yeni hesaplar açtırmanın ve para yatırmanın, "eylemlerini bir grubun, örgütün ya da yapının bireysel iletişim, yazılı ve görsel basın, sosyal medya paylaşımları üzerinden gelen mesajları, işaretleri, talimatları veya yönlendirmeleri çerçevesinde belirleme hali" şeklinde tanımlanan iltisak ve irtibat düzeyinde FETÖ/PDY ile ilişkinin varlığını ortaya koyduğu, parası bulunmasa bile başka bankalardan faizli kredi kullanmak suretiyle elde ettikleri kaynakları örgüt liderinin talimatlandırdığı bankaya yatıranların durumunun ise ancak örgüt liderine samimi bir bağ ve örgütle kurulmuş olan kuvvetli irtibat ile izah edilebileceği, FETÖ/PDY liderinin talimatını yerine getirme uğruna maddi varlıklarını ve manevi değerlerini aşındıran bu kişiler bakımından, iltisak ve irtibat düzeyinin ötesine geçildiği açıktır.
Gelen talimatlar doğrultusunda; örgüte üye, örgüt mensubu veya örgütle irtibat veyahut da iltisaklı kişilerce, başka bankalarda bulunan vadeli/vadesiz mevduat hesaplarındaki paraların çekilerek Bank Asya'ya yeni hesap açmak ve/veya mevcut hesaplara para yatırmak veya bu bankalardan kredi çekmek suretiyle elde edilen paraların Bank Asya'ya aktarmak suretiyle bankanın likidite durumunda artış sağlanmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Yine, Bank Asya'da vadeli mevduat hesabı açarak, bu hesapları vadesinden önce temdit etmek suretiyle müşteri tarafından alınması gereken kar payının bankada kalmasının sağlanması yoluyla da likidite artışının desteklendiği bilinmektedir. Bunların dışında; ziynet eşyası veya yastık altı birikim mahiyetindeki altınların da talimat döneminde bankaya getirilerek "hurda altın alımı" adında işlemler yapılması suretiyle bir başka destekleme yöntemi de geliştirilmiştir.
Görüldüğü üzere; yukarıda açıklanan faaliyetler, örgüte üye, örgüt mensubu veya örgütle irtibat veyahut da iltisaklı kişilerce rutin bankacılık iş ve işlemlerinin dışına çıkılarak, örgütsel amaç için belirlenen yöntemlerin talimatlar doğrultusunda uygulanması mahiyetindendir.
Nitekim Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 23/05/2023 tarihli ve E:2021/17230, K:2023/3329 sayılı kararıyla; silahlı terör örgütüne üye olmak suçu kapsamında yargılanan sanık hakkında "...ekonomik gerçeklik ile bağdaşmayacak ve hayatın olağan akışına aykırı olacak şekilde başka bankalardan kredi çekmek suretiyle Bank Asyada katılım hesabı açması, bazı katılım hesaplarını vadesinden önce bozarak yeniden hesap açmak suretiyle kar payını banka bünyesinde bırakması" hususu deliller arasında değerlendirilerek verilen mahkumiyet kararının istinaf isteminin reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.
Bankasya'ya para yatırmanın iltisak veya irtibat hali olarak kabul edilmesinin gerekçesi, FETÖ/PDY sözde liderinin çağrısı üzerine bu bankanın bozulan finansman yapısının düzeltilmesine katkı amacıyla hareket edilmiş olmasıdır ki bu nedenle; ancak 25/12/2013 tarihinden sonra ve anılan bankanın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihinden önce para yatırma işlemleri değerlendirmeye alınmakta, bu tarih aralığı dışındaki para yatırma işlemleri gerek idari yargı gerekse ceza yargısı tarafından hiç bir şekilde değerlendirmeye dahi alınmamaktadır.
Davacının Bank Asya hesap hareketlerinin tetkiki;
Bölge İdare Mahkemesince verilen Ara Kararı üzerine Müflis Asya Katılım Bankası A.Ş. İflas İdaresi tarafından dava dosyasına sunulan elektronik belgenin incelenmesinden; davacının örgüt tarafından verilen birinci talimat dönemine denk gelen; 7500 TL yatırılarak 01/05/2014 tarihinde açılan vadeli mevduat hesabının 02/06/2014 tarihinde kapatıldığı, aynı gün (02/06/2014) 9886 TL yatırılarak açılan vadeli mevduat hesabının 04/08/2014 tarihinde kapatıldığı, aynı gün (04/08/2014) 13568 TL yatırılarak açılan vadeli mevduat hesabının 29/03/2016 tarihinde kapatıldığı (kapatma talimat aralığı dışındadır.) görülmektedir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında; davacının örgüt liderinin talimatından sonraki süreçte Bank Asyada katılım hesabı açarak ve bu dönemde açtığı katılım hesabını kapatarak ve miktar artırımı ile aynı gün ayrı bir vadeli mevduat hesabı olarak açtığı ve bu yöntemle anılan bankaya finansal destek/yardım sağlama amacını güttüğü anlaşılmaktadır.

Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünce gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesi;
Yargıtay (Kapatılan)16. Ceza Dava Dairesi, 3. Ceza Dairesi ve 9. Ceza Dairesi'nin istikrar bulan kararlarında ifade edildiği üzere; FETÖ/PDY'nin hiyerarşik yapılanmasının katmanlar halinde olduğu, okul dershane, yurt,(...) görevlilerinden oluşan katmanın; "İkinci Kat, Sadık Tabaka" olarak nitelendirildiği, zira; anılan kurumların, örgüte insan kaynağı temininde önemli bir yerinin olduğu, dolayısıyla bu katmanda görev yapan kişilerin, sistemli ve amaçlı bir şekilde örgüte müzahir kurumlar arasında atama ve tayin usulüne göre görev yaptıkları, örgüt içi tayin sistemi ile yapılan görevlendirmenin amacı, niteliği, örgüt içerisindeki ehemmiyeti nazara alındığında; ceza yargılamalarında "terör örgütüne üye olma suçunun" maddi unsurları arasında ifade edildiği, hatta başkaca delil olarak değerlendirilebilecek verilerin beklenilmeden örgüt içi tayine tabi olarak görev yapmanın hüküm kurulmasına helal getirmeyeceğinin değerlendirildiği, (bkz: Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 16/10/2018 tarih E:2017/3729; K:2018/3393), örgüt içi tayin olarak ifade edilen atama ve rotasyon sisteminin sorunsuz ve etkili bir şekilde işletilmesini sağlamaya yönelik olan ve örgüt içinde "üst kurul" olarak ifade edilen "tayin heyetinin" oluşturulduğu hususları bir bütün olarak irdelendiğinde; örgüte müzahir okul, yurt, dershanelerde görev yapan personelin belirli aralıklarla yine örgüte müzahir kurumlar arasında atamasının yapılarak rotasyona tabi tutulması durumunun; Milli Güvenlik Kurulu tarafından karar verilen ve silahlı terör örgütü olduğu Yargıtayın yerleşik içtihadıyla da kabul edilen FETÖ/PDY ile davacının iltisak veya irtibatının varlığına karine teşkil edeceğinin kabulü gerekmektedir.
Öte yandan; burada ifade edilen atama ve tayin sisteminin; örgütün amaçlarının gerçekleştirilebilmesine yönelik şahsına münhasır bir yapı olarak oluşturulduğu, bir başka ifadeyle; örgütün gizli amaçlarının gerçekleştirilmesi yolunda, dönemsel olarak verilen örgüte matuf görevlerin ifasını gerçekleştirme amacını perdeleyen, görünürde "görev yeri değişikliği" olarak ifade edilse de sistemsel bir döngü olduğu anlaşılan "rotasyon sisteminin" Anayasa'nın 48. maddesinde ifade edildiği üzere Anayasal bir hak olan "çalışma ve sözleşme hürriyeti" uyarınca hukuken korunabilmesi de mümkün görünmemektedir.
Bölge İdare Mahkemesince verilen Ara Kararı üzerine Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünce gönderilen "Özel Öğretim Kurumları Hizmet Cetveline" göre davacının 08/10/2008 - 20/09/2010 tarihleri arasında Özel Yamanlar Malhun Hatun Anadolu Lisesinde; 19/10/2010-29/06/2012 tarihleri arasında Özel Yamanlar Zübeyde Hanım İlkokulunda; 13/07/2012-15/07/2016 tarihleri arasında Özel Şehit Fethi Bey İlkokulunda görev yaptığı, son görev yaptığı kurumun 667 sayılı KHK ile kapatıldığı, diğer kurumların da FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir kurumlar arasında yer aldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında; davacının 2008 ile 2016 yılları arasında örgüte müzahir kurumlarda belirli aralıklarla atama ve tayin sistemi olarak ifade edilen rotasyona tabi olarak görev yaptığı, bu durumun dosyada yer alan özel öğretim kurumları hizmet cetveli ile davacı beyanı ile sabit olduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; örgüt liderinin talimatından sonraki tarihlerde davacının Bank Asya'da katılım hesabı açtığı, katılım hesabını kapatarak ve miktar artırımı ile aynı gün ayrı bir vadeli mevduat hesabı olarak açtığı dolayısıyla davacının bu eyleminin bireysel anlamda maddi kaynaklarını arttırma veya tasarruf etme amacının dışında örgütün finans kaynaklarından biri olan Bank Asya'ya finansal destek sağlama amacına hizmet ettiği, ayrıca 2008-2016 yılları arasında örgüte müzahir kurumlarda rotasyon sistemine tabi öğretmen olarak görev yaptığı dikkate alındığında; bu hususların davacının FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile olan iltisak ve irtibat düzeyindeki ilişkisini ortaya koymak için yeterli olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla; davanın reddine ilişkin Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddi yolunda verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının sonucu itibariyle usul ve hukuka uygun olduğu görüldüğünden anılan kararın yukarıda yer alana gerekçe doğrultusunda onanmasına karar verilmiştir.
Öte yandan; yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesi neticesinde; davayı açan veya harca mevzu olan işlemin yapılmasını isteyen kişilerin yargı harçlarını ödemekle mükellef olduğu, Harçlar Kanununun 13/1-j bendi gereğince Genel Bütçeye dahil idarelerin Harçlar Kanununun (1) ve (3) sayılı tarifelerine giren bütün işlemlerinin harçtan muaf olduğu, anılan Kanun maddesiyle öngörülen muafiyetin bu idarelerin davacı veya kanun yollarına başvuran sıfatını haiz olduğu davalar için söz konusu olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 326. maddesinin 1. fıkrasında, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen tarafa yükleneceğine açıkça yer verildiği, yargı harçlarının da yargılama giderlerinin bir unsuru olduğu, dava açılırken davacı tarafından yatırılan veya adli yardım nedeniyle yatırılması ertelenen ve dava sürecinde yargılama giderine dönüşen yargı harçlarının -haklılık oranı gözetilerek- davalı idarece ödenmesine hükmedilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta; davalı idarenin, Harçlar Kanununun 13/1-j bendi uyarınca kanun yoluna başvuran sıfatıyla muaf olması nedeniyle temyiz yargılama harçlarının (Temyiz Başvuru Harcı+Temyiz Karar Harcı) davacıdan tahsil edilmesine hukuken olanak bulunmadığından; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan; "davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınmayan 397,80-TL temyiz başvuru harcı ile 168,30-TL temyiz karar harcının davacıdan tahsili için Mahkemesince Vergi Dairesine müzekkere yazılmasına" şeklindeki kısmın karardan çıkarılmasına karar verilmiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1\. Temyiz isteminin reddine,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ve düzeltilmesi suretiyle ONANMASINA,
3\. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4\. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5\. Kesin olarak, 11/06/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim