Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/6160
2025/220
29 Ocak 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/6160
Karar No : 2025/220
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI) : ...Teşkilatı A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Sanayi ve Ticaret A.Ş
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı PTT AŞ'nin; İstanbul ilinde dağıtımla görevli olarak çalışan PTT Genel Müdürlüğü çalışanlarının davalı idare tarafından işletilen metro ve tramvay hatlarından ücretsiz yararlandırılmasına ilişkin talebin reddine dair işlemin kesinleşen yargı kararı ile iptal edilmesi sebebiyle Avrupa ve Anadolu Yakası PTT Başmüdürlüklerince kurumlarına fatura edilen toplam 938.533,28 TL'nin herbir faturanın faturanın ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi yolundaki ... tarih ve ...sayılı yazı ile başvurunun cevap verilmeyerek (zımnen) reddine ilişkin işlemin iptali ile haksız tahsil edilen 938.533,28.-TL'nin herbir fatura ödeme tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararında; davacı posta idaresinin, posta dağıtıcısı personelinin toplu taşımadan ücretsiz yararlandırılması istemiyle yapılan başvurusunun reddeden davalı işlemini iptal eden ve tüm kanun yollarından geçerek kesinleşen Mahkemelerinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, anayasa ve yasadan kaynaklanan bağlayıcılığı dikkate alınmak suretiyle, posta idaresinin üstlendiği ulaşım giderlerini ödemesi gereken davalı idarenin, davacının bu yöndeki talebinin cevap verilmeyerek reddine ilişkin dava konusu işleminde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle, tazminat talebi yönünden; 2709 sayılı T.C. Anayasası'nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarelerin kendi eylem ve işlemlerinden dolayı doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu" kurala bağlanmış olup; hukuka aykırılığı saptanan dava konusu işlem nedeniyle Avrupa ve Anadolu Yakası PTT Başmüdürlüklerince fatura edilen 938.533,28.-TL toplu taşıma ücretinin davalı idarece yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği, yasal faiz yönünden; idari işlem ve eylemlerden dolayı uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davalarda, uygulanacak yasal faizin başlangıç tarihi olarak idareye başvuru tarihinin, başvurunun bulunmaması halinde dava tarihinin esas alınması Danıştay İçtihatlarında.(Bkz: Danıştay 10. Dairesinin E:2013/2411, K:2014/2501 sayılı kararı.) genel kabul görmüş ve istikrar kazanmış olup; olayda, yasal faiz, idareye başvurunun yapıldığı 10/05/2019 tarihinden itibaren işletileceği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, tazminat talebinin kabulü ile toplamda 938.533,28.-TL'nin idareye başvurunun yapıldığı 10/05/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi ve Danıştay Aşaması: ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:...sayılı kararında, istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Bu kararın temyiz incelemesi sonucu Dairemizin 11/06/2024 tarih, E:2020/6826, K:2024/3672 sayılı kararı ile 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu ile davacıya tanınan toplu taşıma araçlarından ücretsiz faydalanmasına yönelik muafiyet kaldırıldığından, dava konusu tazminat miktarında belirtilen personel geçiş bedeline (akbil bedeli) ilişkin fatura bedellerinin 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 23/05/2013 tarihi öncesi ve sonrası ayrımı yapılarak belirlenmesi ve bu tarihten sonraki kısma ilişkin tazminat miktarı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle temyiz isteminin kabulü ile ... Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma kararı üzerine dosya görevli ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince incelenmiş ve bozma kararına uyulduğu belirtildikten sonra Dairemiz bozma kararında gösterilen gerekçeye yer verilerek "...mevcut kanun hükmü ve yargı içtihatlarının birlikte değerlendirilmesinden, 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu ile davacıya tanınan toplu taşıma araçlarından ücretsiz faydalanmasına yönelik muafiyet kaldırıldığından, dava konusu tazminat miktarında belirtilen personel geçiş bedeline (akbil bedeli) ilişkin fatura bedellerinin 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 23/05/2013 tarihi öncesi ve sonrası ayrımı yapılarak belirlenmesi ve bu tarihten sonraki kısma ilişkin tazminat miktarı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından dava konusu işlemin iptali ile tazminatın kabulü yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle istinaf talebinin kabulüne,... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, iş bu davanın konusunun kesinleşmiş iptal kararına dayanılarak ikame edilen tam yargı davası olduğu, iptal edilen 1712 sayılı idari işlemin 15/10/2012 tarihinde tesis edildiği, 5584 sayılı Posta Kanununun halen yürürlükte olduğu dönemde, iş bu kanuna aykırı olarak tesis edilmiş olduğu ve bu nedenle, müvekkil şirketin zararına sebebiyet verildiğinden huzurdaki tam yargı davasında Danıştay İDDK kararının emsal dahi alınması imkanının bulunmadığı, 5584 sayılı Kanun yürürlükte iken tesis edilen idari işlemin iptali kararı üzerine, iş bu idari işleme dayanılarak müvekkil şirketten tahsil edilen tutarların haksız olarak tahsil edildiği, sebebin ilk verildiği andan itibaren ortadan kalktığı,1712 sayılı idari işlemin 15/10/2012 tarihinde, 5584 sayılı Posta Kanununun halen yürürlükte olduğu dönemde, iş bu kanuna aykırı olarak tesis edildiği, bu aykırı işlem dayanak alınarak müvekkil şirketten tam yargı davasına konu tutar tahsil edildiği, Bölge İdare Mahkemesince, Danıştay bozma ilamı gerekçesinin aynen alındığı, salt temel kanununda düzenleme yok diyerek bu hakkın olmadığı ve bilinçli olarak tesis edilmediği ihtimali yerine, ayrıca düzenleme yapılmasına gerek bulunmadığı şeklinde kanun koyucu iradesinden söz edilmesi gerektiği, Danıştay 8. Daire Başkanlığının bozma ilamında, "ilk derece mahkemesinin kaldırılarak 6475 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 23.05.2013 tarihine kadar oluşmuş davacı zararının hesaplanarak kısmi hesaplama yapılarak karar verilmesi" şeklinde gerekçe kurulmuş iken, iş bu temyiz talebine konu kararda doğrudan ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine hükmedildiği, Bölge İdare Mahkemesince 23/05/2013 tarihine kadar doğmuş zarar ve alacak hakkının hesaplanmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :Davalı idare tarafından, 17/02/2020 tarihli güncel Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararı ile Bakanlar Kurulu'nun posta teşkilatına muafiyet tanıma yönünden yetkisinin ortadan kalktığına hükmedildiği ve işbu kararın davanın esasını etkileyecek nitelikte olduğu, davacı tarafından dayanak gösterilen 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu, 09/03/2013 tarihinde Resmi Gazete’ de yayınlanarak yürürlüğe girdiği ve bu Kanunun posta dağıtıcılarının hiçbir ulaşım hattında ücretsiz taşımasını öngörmediği, aksine ücretsiz taşımayı kaldırdığı, müvekkil ... İstanbul San. ve Tic. A.Ş. hisselerinin %50 sinden fazlası kamuya ait bir anonim şirket olup, Türk Ticaret Kanununa tabi olduğu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden ayrı olarak tüzel kişiliği bulunduğu, bu nedenle konu hakkında idari yargının görevli olmadığı, müvekkil şirketin seçimlik hakkını kullanarak ücretsiz ve indirimli taşıma mecburiyetinde olmadığı, bu nedenle müvekkil şirket için sebepsiz zenginleşme oluşmadığı gibi, Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinin fakirleşmesine de sebebiyet vermediği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, tetkik hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı PTT AŞ'nin; posta dağıtıcısı personelinin ücretsiz olarak verilen geçiş haklarının 01/10/2012 gününden sonra da tanınması amacıyla 12/09/2012 tarihli dilekçe ile yaptığı başvuruyu reddeden ... Ulaşım San. ve Tic. AŞ'nin 20/09/2012 tarihli işlemini iptal eden Mahkemelerinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, Dairemizin 03/05/2017 tarih ve E:2016/141, K:2017/3543 sayılı kararı ile onandığı; karar düzeltme başvurusunun Dairemizin 27/02/2019 tarih ve E:2017/7315, K:2019/1456 sayılı kararı ile reddedildiği, anılan kararın 27/02/2019 tarihinde kesinleşmesi üzerine İstanbul PTT Başmüdürlüğü tarafından... tarih ve ... sayılı yazı ile İstanbul Ulaşım AŞ'ye (Yeni Ticaret Ünvanı: ... İstanbul) başvurularak; Avrupa Yakası PTT Başmüdürlüğü tarafından 15/03/2013 tarihinden itibaren fatura edilen KDV dahil 863.326,14 TL ile Anadolu Yakası PTT Başmüdürlüğü tarafından 23/05/2013 tarihinden itibaren fatura edilen KDV dahil 75.207,14 TL'nin herbir faturanın ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi yolundaki kurumlarının banka hesabına ödenmesinin talep edildiği, anılan başvuruya cevap verilmeyerek reddedilmesi üzerine, başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile toplamda 938.533,28 TL'nin her bir fatura ödeme tarihlerinden itibaren işlemiş yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36. maddesinin 1. fıkrasında, “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercîleri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile âdil yargılanma hakkına sahiptir.”; 141. maddesinin 3. fıkrasında, “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” kuralları yer almış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usûlü Kanunu'nun 24. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde, kararın dayandığı hukukî sebepler ile gerekçe, kararlarda bulunacak hususlar arasında sayılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrasında "Bölge İdare Mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir" hükmü, 4. fıkrasında ise,"Bölge İdare Mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu halde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir..." hükmü bulunmaktadır.
2577 sayılı Kanunun "Kararlarda bulunacak hususlar" başlıklı 24. maddesinin (e) bendinde; "Kararın dayanağı hukuki sebepler ile gerekçesi ve hüküm tazminat davalarında hükmedilen tazminatın miktarı"nın Mahkeme kararında yer alması gerektiği belirtilmiştir.
Yine aynı Kanunun 50. maddesinin 3. fıkrasına göre, Bölge İdare Mahkemeleri Danıştayca verilen bozma kararlarına uyabileceği gibi kararında ısrar da edebileceği hüküm altına alınmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa'nın 141. maddesinde bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı kurala bağlanmış ve bu konuda herhangi bir istisnaya yer verilmemiştir.
Türk Dil Kurumuna göre gerekçe, Mahkeme kararlarının dayandığı kanuni ve hukuki sebeplerdir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Âdil Yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinde, herkesin, gerek medenî hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizâlar, gerek cezaî alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının mâkûl bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiş olup, âdil yargılanma hakkının düzenlendiği bu maddede, kanun ile kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davanın görülmesi, davanın mâkûl bir süre içinde sonuçlandırılması, hakkaniyete uygun yargılama ve alenî yargılama ilkelerine açıkça yer verildiği görülmektedir. Hakkaniyete uygun yargılama ilkesi, silahların eşitliği, çekişmeli dava, gerekçeli karar hakkı unsurlarının bir arada mevcut olmasını gerektirmektedir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları çerçevesinde, gerekçeli karar hakkı denetiminin, gerekçenin hukukî olup olmadığı, yeterli ve mâkûl olup olmadığı, gerekçenin öğrenilip öğrenilmediği, tarafların iddialarının karşılanıp karşılanmadığı, gerekçenin mâkûl sürede yazılıp yazılmadığı ilkeleri açısından yapıldığı görülmektedir.
Anayasa Mahkemesi'nin 13/06/2013 tarih ve Başvuru No: 2013/1235 sayılı kararında;
' 23.Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak mahkeme kararlarının gerekçeli olması, adil yargılanma hakkının bir gereğidir. Derece mahkemeleri, dava konusu maddi olay ve olguların kanıtlanmasını, delillerin değerlendirilmesini, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu, sonuca varılmasında kullandığı takdir yetkisinin sebeplerini makul bir şekilde gerekçelendirmek zorundadır. Bu gerekçelerin oluşturulmasında açıkça bir keyfilik görüntüsünün olmaması ve makul bir biçimde gerekçe gösterilmesi hâlinde adil yargılanma hakkının ihlalinden söz edilemez.
24.Makul gerekçe; davaya konu olay ve olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyucak, olay ve olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı gösterecek nitelikte olmalıdır. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri için ortaya usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
25.Bununla birlikte derece mahkemelerinin, taraflarca ileri sürülen tüm iddialara cevap verme zorunluluğu bulunmayıp, hükme esas teşkil eden gerekçelerin nelerden ibaret olduğunu ortaya koyması yeterlidir. Diğer taraftan kanun yolu mercilerince; onama, itiraz veya başvurunun reddi kararları verilmesi hâlinde alt derece mahkemelerinin kararlarında gösterdikleri gerekçeler kabul edilmiş olacağından, anılan kararlarda ayrıca gerekçe gösterilmesine gerek bulunmamaktadır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları da bu yönde' olduğu belirtilmiştir.
2577 sayılı Kanunun 45. maddesi uyarınca bölge idare mahkemelerinin ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak istinaf isteminin reddine karar verebileceği gibi mahkemenin hukuka uygun bulmadığı gerekçesini değiştirerek hüküm verebileceği de tabidir.
Dosyanın incelenmesinden; ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:...sayılı kararıyla hukuka uygun bulunulan, davacı PTT AŞ'nin; İstanbul ilinde dağıtımla görevli olarak çalışan PTT Genel Müdürlüğü çalışanlarının davalı idare tarafından işletilen metro ve tramvay hatlarından ücretsiz yararlandırılmasına ilişkin talebin reddine ilişkin işlemin kesinleşen yargı kararı ile iptal edilmesi sebebiyle Avrupa ve Anadolu Yakası PTT Başmüdürlüklerince kurumlarını fatura edilen toplam 938.533,28 TL'nin herbir faturanın faturanın ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi yolundaki ... tarih ve ... sayılı yazı ile başvurunun cevap verilmeyerek (zımnen) reddine ilişkin işlemin iptaline, tazminat talebinin kabulü ile toplamda 938.533,28.-TL'nin idareye başvurunun yapıldığı 10/05/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine ilişkin, ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, dava konusu tazminat miktarında belirtilen personel geçiş bedeline (akbil bedeli) ilişkin fatura bedellerinin 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 23/05/2013 tarihi öncesi ve sonrası ayrımı yapılarak belirlenmesi ve bu tarihten sonraki kısma ilişkin tazminat miktarı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Dairemizin 11/06/2024 tarih, E:2020/6826, K:2024/3672 sayılı kararı ile temyiz incelemesi sonucunda bozulduğu anlaşılmaktadır.
Dairemizin bozma kararı, Bölge İdare Mahkemesi kararı hakkında verilmiş olup, anılan kararın 2577 sayılı Kanunun 49. maddesinde de sayılan hususlar yönünden değerlendirilmesinden ibarettir. Kanunun 50. maddesi uyarınca Bölge İdare Mahkemesinin Danıştay tarafından verilen bozma kararlarına uyabileceği gibi kararlarında ısrar da edebileceği açıktır.
Görülmekte olan davada; ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince Danıştay'ın bozma kararına uyulduğunu belirtildikten sonra tazminat miktarının belirlenmesine ilişkin bozma gerekçesi yönünde bir değerlendirme ya da tespit yapılmadan doğrudan Dairemizin 11/06/2024 tarih, E:2020/6826, K:2024/3672 sayılı bozma kararı gerekçesine yer verilerek, dava konusu işlemin iptali ile tazminatın kabulü yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle istinaf talebinin kabulüne,... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:...K:... sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda; Dairemizin 11/06/2024 tarih, E:2020/6826, K:2024/3672 sayılı bozma kararı gerekçesi uyarınca, dava konusu tazminat miktarında belirtilen personel geçiş bedeline (akbil bedeli) ilişkin fatura bedellerinin 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 23/05/2013 tarihi öncesi ve sonrası ayrımı yapılarak belirlenmesi gerektiğinden, tazminat miktarının belirtilen usule uyulmak suretiyle hesaplama yapılarak ve gerekirse ara karar yapılmak suretiyle ödenmesi gereken haksız tahsilat bedelinin belirlenerek buna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
4\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
5\. Kesin olarak, 29/01/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.