Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/6083
2025/22
22 Ocak 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/6083
Karar No : 2025/22
İstemde Bulunan: ... Valiliği
Karşı Taraf :...
İstemin Özeti :... İli, ... Belediye Meclisi Üyesi olan ...'ın 5393 sayılı Kanun'un 29. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca belediye meclis üyeliğinden düşürülmesi hakkında karar verilmesi istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi:...
Düşüncesi: İstemin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı: ...
Düşüncesi:İstem; ... İli, ... Belediye Meclisi Üyesi olan ...'ın 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 29. maddesi uyarınca meclis üyeliğinden düşürülmesine ilişkindir.
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Meclis üyeliğinin sona ermesi" başlıklı 29. maddesinde, belediye meclisi üyeliğine seçilme yeterliliğinin kaybedilmesi durumunda, valinin bildirmesi üzerine Danıştay tarafından üyeliğin düşmesine karar verileceği düzenlenmiştir.
2972 sayılı Mahalli İdareler İle Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun'un "Seçilme Yeterliliği" başlıklı 9. maddesinde; "2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun 11 inci maddesinde belirtilen sakıncaları taşımamak şartıyla, yirmibeş yaşını dolduran her Türk vatandaşı belediye başkanlığına, il genel meclisi ve belediye meclisi üyeliğine seçilebilir", "Adaylık" başlıklı 10. maddesinde de, "Anayasa ve kanunlarda yazılı şartlara uygun olarak, seçilme yeterliliğine sahip olan her vatandaş bir siyasi parti listesinden veya bağımsız olarak il genel meclisi üyeliğine, belediye başkanlığına veya belediye meclisi üyeliğine adaylığını koyabilir." hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, ... Yerel Seçimlerinde ... Belediye Meclisi Üyesi seçilen ...'ın, aday olduğunda ... Şoförler ve Nakliyeciler Esnaf Odası Başkanlığı görevinden 01.12.2023 günü saat 17.00'e kadar istifa etmemiş olması nedeniyle seçilme yeterliliğini sağlayamadığından bahisle 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 29. maddesi uyarınca belediye meclis üyeliğinden düşürülmesinin istenildiği; dosyada bahse konu Oda başkanlığını hangi tarihlerde yaptığını gösterir bir belge bulunmamakla birlikte, belediye meclis üyeliğinden düşürülme isteminin bu gerekçeye dayandırıldığı ve Danıştay 8. Dairesince bu isteme ait dilekçenin tebliği üzerine ... tarafından verilen savunmada, bu hususa yönelik herhangi bir itiraza yer verilmediği ve dolayısıyla, bahse konu Oda başkanlığı görevinin devam ettiği anlaşılmaktadır.
Seçme ve seçilme hakkı, Anayasanın "Temel Haklar ve Ödevler" başlıklı İkinci Kısmının "Siyasi Haklar ve Ödevler" başlıklı Dördüncü Bölümünde düzenlenmiş; 67. maddesinde, vatandaşların, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasi parti içinde siyasi faaliyette bulunma ve halk oylamasına katılma hakkına sahip olduğu belirlenmiştir. Böylece, seçme ve seçilmenin bir hak olduğu kadar bir yükümlülük olduğu da öngörülmüştür.
Anayasanın milletvekili seçilme yeterliliğini düzenleyen 76. maddesinde ve 2972 sayılı Kanun'un atıf yaptığı 2839 sayılı Kanun'un 11. maddesinde, milletvekili seçilme yeterliliği açısından genel şartlara yer verilmiştir.
Anayasanın 76. maddesinin son paragrafında da, "Hakimler ve savcılar, yüksek yargı organı mensupları, yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanları, Yükseköğretim Kurulu üyeleri, kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri ile yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri ile Silahlı Kuvvetler mensupları, görevlerinden çekilmedikçe, aday olamazlar ve milletvekili seçilemezler." kuralı yer almaktadır.
Yukarıda aktarılan madde metninde sayma yolu ile belirlenen bazı kamu görevlilerinin, yürüttükleri görevin niteliği gereği aday olmaları ve seçilebilmeleri mesleklerinden çekilme koşuluna bağlı kılınmıştır. Böylece, bazı kamu görevlilerinin seçilme yeterliliği açısından özel bir şart öngörülmüştür.
2839 sayılı Kanun'un 18. maddesinde ise Anayasa'nın yukarıda aktarılan maddesinden daha ayrıntılı bir düzenleme yapılarak, yine sayma yoluyla belirlenen bazı görevleri yürütenler için seçilme yeterliliğinin özel şartı bu madde ile de belirlenmiştir.
"Adaylık için görevden çekilmesi gerekenler" başlıklı bu maddede," Hakimler ve savcılar, yüksek yargı organı mensupları, yükseköğretim kurumundaki öğretim elemanları, Yükseköğretim Kurulu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu üyeleri, kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri ile yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri, aday olmak isteyen belediye başkanları, subay ile astsubaylar, aday olmak isteyen siyasi partilerin il ve ilçe yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile belediye meclisi üyeleri, il genel meclisi üyeleri, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile sendikalar, kamu bankaları ile üst birliklerin ve bunların üst kuruluşlarının ve katıldıkları teşebbüs veya ortaklıkların yönetim ve denetim kurullarında görev alanlar, genel ve ara seçimlerin başlangıcından bir ay önce, seçimin yenilenmesine karar verilmesi halinde yenileme kararının ilanından başlayarak yedi gün içinde görevlerinden ayrılma isteğinde bulunmadıkça adaylıklarını koyamazlar ve aday gösterilemezler." düzenlemesine yer verilmiştir.
Anayasa'nın 76. maddesinin gerekçesinde, kamu hizmetlerinde görev alanların, milletvekili seçilme şartlarının düzenlenmesinin kanuna bırakıldığına işaret edilmiştir.
Kanun koyucu, temel hakların sınırlanmasıyla ilgili olarak Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan genel esaslar doğrultusunda temel hakların kullanım esaslarını ve bu haklardan hangi koşullarda nasıl yararlanılabileceğini düzenleyebilecektir.
Bu doğrultuda; 2839 sayılı Kanun'un 18. maddesinin gerekçesinde de belirlendiği üzere, milletvekili ve mahalli idare seçimlerine katılanların seçimden belli bir süre önce görevlerinden ayrılmasının öngörülme sebebi; yürüttükleri görevler dikkate alındığında bu kişilerin sahip oldukları statüden yararlanarak diğer adaylardan avantajlı konuma geçmeleri, seçmenler üzerinde kendi yararlarına bir durum yaratmaları ve yürüttükleri görevden kaynaklanan yetkilerini amacına aykırı kullanmalarının önlenmesidir.
Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere; Kanun koyucu, seçimle gelinen görevlerin öncelikli ve önemli bir kamu hizmet olması nedeniyle yürütülen bazı görevlerden bağımsız kılınmasını amaçlamıştır. Bu amacın gerçekleştirilebilmesi için de, yürütülen görevden ayrılma sürecinin, adaylığa başvurmadan önce başlaması gerektiği kabul edilmiştir.
Nitekim; Anayasa'nın 82. maddesinde, seçimden sonra üyelikle bağdaşmayan işler 76. maddeden daha ayrıntılı olarak düzenlenerek, 84. maddede de, bu görevleri yürütenlerin, milletvekilliğinin düşürülmesine karar verileceği de düzenlenmiştir.
Öte yandan, 2972 sayılı Kanun'un 17. maddesinde, mahalli idareler seçimlerine katılabilmek için yürütmekte olan görevlerinden ayrılmak zorunda olmayanlar belirlenmiş iken, görevden ayrılması gerekenlere ilişkin bir kurala yer verilmemiş ise de, bu Kanunun 36. maddesinde, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde uygulanacak Kanunlar arasında 2839 sayılı Kanun'a atıf yapılmıştır.
Bu atıf uyarınca 2839 sayılı Kanun'un 18. maddesinde yapılan düzenleme dikkate alındığında, bu madde ile seçime katılabilmek için görevinden ayrılması gerekenlerle ilgili olarak kaynağını Anayasa'dan alan kuralın genel nitelikte olduğu, 2972 sayılı Kanun'un 17. maddesinin de, mahalli idareler seçimlerine katılacaklar açısından istisnai bir düzenleme niteliği taşıdığı açıktır. Kaldı ki, 2972 sayılı Kanun'un 10. maddesi de adaylık için Anayasa ve diğer kanunlardaki şartların geçerli olduğuna işaret etmiştir.
Bu açıklamalar karşısında; mevcut kuralların amacı ve öngörüsü bir bütün olarak dikkate alındığında, gerek Anayasada gerek Medeni ve Siyasal Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmede tanınmış ve güvence altına alınmış bir hakkın kullanmasına yönelik olarak getirilen bu sınırlamanın, bu hakkın özüne aykırı bir durum yaratmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Bir başka anlatımla, seçilme yeterliliği açısından, yürütülen bazı görevlerin niteliği dikkate alınarak, bu görevlerden ayrılmadan aday olunamayacağı gibi seçimle gelinen görevlerin devamında da bu görevlerin yürütülemeyeceğine ilişkin olarak getirilen kısıtlama, hukuk devleti ve demokratik toplum gereklerine uygun bulunmaktadır.
Seçim ile gelinen görevlerde, aday olabilme yeterliliği ile seçilme yeterliliğinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekmekte olup; bir kişinin aday olma hakkı bulunmayan bir göreve bir şekilde aday olarak seçilmesi durumunda, şahsın adaylık statüsünü hukuka uygun olarak elde etmemesi nedeniyle seçilme yeterliliği bulunduğunu da kabul etme imkanı olmayacaktır.
Bu durumda; kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunda yürüttüğü görevinden ayrılmadan aday olup seçilen ve dosyadaki bilgilerden, bu görevi halen de yürüttüğü anlaşılan ilgilinin, seçilme yeterliliği açısından belirlenen özel şartı taşımadığı açıktır.
Açıklanan nedenlerle, seçilme yeterliliğini taşımadığı anlaşılan ...'ın belediye meclisi üyeliğinden düşürülmesi isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
İstem; ... İli, ... Belediye Meclisi Üyesi olan ...'ın 5393 sayılı Kanun'un 29. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca belediye meclis üyeliğinden düşürülmesi hakkında karar verilmesine ilişkindir.
Anayasa'nın 127. maddesinin 4. fıkrasında mahalli idarelerin seçilmiş organlarının, organlık sıfatını kazanmalarına ilişkin itirazların çözümü ve kaybetmeleri konusundaki denetimin yargı yolu ile olacağı hükmüne yer verilmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 29. maddesinde, belediye meclis üyeliğine seçilme yeterliğinin kaybedilmesi durumunda, valinin bildirmesi üzerine Danıştay tarafından üyeliğin düşmesine karar verileceği hükmü yer almıştır.
Anayasa'nın "Milletvekili seçilme yeterliliği" başlıklı 76. maddesinin son paragrafında "Hakimler ve savcılar, yüksek yargı organı mensupları, yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanları, Yükseköğretim Kurulu üyeleri, kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri ile yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri ile Silahlı Kuvvetler mensupları, görevlerinden çekilmedikçe, aday olamazlar ve milletvekili seçilemezler." kuralı yer almakta olup; Anayasa koyucu tarafından aday olma yeterliliği ile (adaylık öncesi çekilme gerektiren haller) seçilme yeterliliği aynı kapsamda ve aynı maddede düzenlenmiştir.
2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun'un "Seçilme Yeterliliği" başlıklı 9. maddesinde; "2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun 11 inci maddesinde belirtilen sakıncaları taşımamak şartıyla, on sekiz yaşını dolduran her Türk vatandaşı belediye başkanlığına, il genel meclisi ve belediye meclisi üyeliğine seçilebilir", "Adaylık" başlıklı 10. maddesinde, "Anayasa ve kanunlarda yazılı şartlara uygun olarak, seçilme yeterliliğine sahip olan her vatandaş, bir siyasi parti listesinden veya bağımsız olarak, il genel meclisi üyeliğine, belediye başkanlığına veya belediye meclisi üyeliğine adaylığını koyabilir."; 17. maddesinde; "Milletvekilleri, belediye başkanları, il genel meclisi ve belediye meclisi üyeleri ile muhtarlar mahalli idareler seçimlerinde adaylıklarını koyabilmek veya aday gösterilebilmek için görevlerinden istifa etmek zorunda değildirler. Milletvekilliği, belediye başkanlığı, il genel meclisi ve belediye meclisi üyeliği ile muhtarlık bir şahıs uhdesinde birleşemez. Bu görevlerin birisinde bulunanlardan bir diğerine seçilenler, seçim sonuçlarının kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren 15 gün içinde tercih haklarını kullanırlar. Bu süre içinde tercih haklarını kullanmayanlar seçildikleri yeni görevi reddetmiş sayılırlar.", 36. maddesinde ise; bu Kanunda özel hüküm bulunmayan hallerde 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu hükümlerinin bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanacağı, hükmüne yer verilmiştir.
2839 sayılı Kanun'un 11. maddesinde milletvekili seçilemeyecekler sayma yoluyla (ilkokul mezunu olmayan, kısıtlı.....) belirtilmiş olup, 18. maddesinde ise, Anayasa'nın yukarıda aktarılan maddesine dayanılarak ayrıntılı bir düzenleme yapılmış, yine sayma yoluyla belirlenen bazı görevleri yürütenler için seçilme yeterliliğinin özel şartı belirlenmiş ve adaylıktan çekilmesi gereken haller seçilme yeterliliğinin özel şartlarından sayılmıştır.
"Adaylık için görevden çekilmesi gerekenler" başlıklı bu maddede, "Hakimler ve savcılar, yüksek yargı organı mensupları, yükseköğretim kurumundaki öğretim elemanları, Yükseköğretim Kurulu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu üyeleri, kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri ile yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri, aday olmak isteyen belediye başkanları, subay ile astsubaylar, aday olmak isteyen siyasi partilerin il ve ilçe yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile belediye meclisi üyeleri, il genel meclisi üyeleri, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile sendikalar, kamu bankaları ile üst birliklerin ve bunların üst kuruluşlarının ve katıldıkları teşebbüs veya ortaklıkların yönetim ve denetim kurullarında görev alanlar, genel ve ara seçimlerin başlangıcından bir ay önce, seçimin yenilenmesine karar verilmesi halinde yenileme kararının ilanından başlayarak yedi gün içinde görevlerinden ayrılma isteğinde bulunmadıkça adaylıklarını koyamazlar ve aday gösterilemezler." düzenlemesine yer verilmiştir.
Nitekim ... yerel seçimlerinden önce Yüksek Seçim Kurulu'nun ...... tarih ve ... numaralı kararı ile; 2839 sayılı Kanun'un 18'inci maddesinde, görevden ayrılması gerekenler ile ilgili genel kurala yer verildiği, mahalli idareler seçimlerine katılacaklar açısından istisnaların 2972 sayılı Kanun'un 17'nci maddesinde sayıldığı, istisna hükmünde yer almayanlar (kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının yönetim ve denetim kurullarında görev alanlar da dahil) için de 2972 sayılı Kanun'un 36. maddesi ile atıf yapılan 2839 sayılı Kanun'un 18. maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir.
Öte yandan, 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu'nun 9. maddesinde; yönetim kurulunun, başkan dahil olmak üzere, üye sayısı 1000'den az olan odalarda yedi, üye sayısı 1000-2000 olanlarda dokuz, 2000'den fazla olan odalarda onbir kişiden oluşacağı ve genel kurul üyeleri arasından dört yıl süreyle görev yapmak üzere seçileceği kural altına alınmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, ... tarihinde yapılan mahalli idareler genel seçimi öncesinde ... Şoförler ve Nakliyeciler Esnaf Odası Başkanı olan ...'ın Oda başkanlığı görevinden ayrılmadan yerel seçimlerde aday olarak ... Belediye Meclisi üyesi olarak seçildiği, konu hakkında gereğinin yapılması için Yüksek Seçim Kuruluna başvurulduğu; ancak Yüksek Seçim Kurulu'nun... tarih ve .../... sayılı kararında, Anayasa’nın 79., 298 sayılı Kanun'un 14., 7062 sayılı Kanun'un 6. ve 5393 sayılı Kanun'un 29. maddelerine yer verilerek, “Anayasa ve yasalarla YSK’ya verilen görev ve yetkiler içinde, konu ile ilgili olarak bir görev ve yetki verilmediği, bu itibarla Şoför Odası Başkanı seçilen ve aynı zamanda İlçe Belediye Meclisi Üyesi seçilen ...'ın bu iki görevi birlikte yürütüp yürütemeyeceği hususunun idari makamlarca değerlendirilmesi gerektiğinden ve konu seçim hukukunu ilgilendirmediğinden yapılacak bir işlem bulunmadığına” karar verildiği, bunun üzerine 5393 sayılı Kanun'un 29. maddesinin 3. fıkrası hükmü uyarınca Danıştay tarafından bir karar verilmesinin talep edildiği görülmektedir.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, Anayasa koyucu tarafından çekilmesi gereken hallerin (aday yeterliliği) seçilme yeterliliği kapsamında görüldüğü; 2972 sayılı Kanunu'nun 36. maddesindeki yollama sebebiyle 2839 sayılı Kanun'un 18. maddesinin uygulanacağı ve anılan maddenin gerekçesi dikkate alındığında, milletvekili ve mahalli idare seçimlerine katılanların seçimden belli bir süre önce görevlerinden ayrılmasının öngörülme sebebinin; yürüttükleri görevler dikkate alındığında bu kişilerin sahip oldukları statüden yararlanarak diğer adaylardan avantajlı konuma geçmeleri, seçmenler üzerinde kendi yararlarına bir durum yaratmaları ve yürüttükleri görevden kaynaklanan yetkilerini amacına aykırı kullanmalarının önlenmesi olduğu sonucuna varılmaktadır.
Anayasa ve kanun koyucu, seçimle gelinen görevlerin öncelikli ve önemli bir kamu hizmeti olması nedeniyle yürütülen bazı görevlerden bağımsız kılınmasını amaçlamıştır. Bu amacın gerçekleştirilebilmesi için de, yürütülen görevden ayrılma sürecinin, adaylığa başvurmadan önce başlaması gerektiği kabul edilmiştir.
Bu durumda, mevcut kuralların amacı ve öngörüsü bir bütün olarak dikkate alındığında, gerek Anayasada gerek Medeni ve Siyasal Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmede tanınmış ve güvence altına alınmış bir hakkın kullanmasına yönelik olarak getirilen bu sınırlamanın, bu hakkın özüne aykırı bir durum yaratmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Bir başka anlatımla, seçilme yeterliliği açısından, yürütülen bazı görevlerin niteliği dikkate alınarak, bu görevlerden ayrılmadan aday olunamayacağına ilişkin olarak getirilen kısıtlama, hukuk devleti ve demokratik toplum gereklerine uygun bulunmaktadır.
Olayda, ...'ın kamu kurumu niteliğindeki bir meslek kuruluşunun yönetim kurulu başkanlığına 2024 yılı mahalli idareler genel seçimleri öncesinde seçildiği, yerel seçimde ... İlçesi Belediye Meclisi üyeliğine bu görevinden ayrılmaksızın aday olduğu ve seçilerek belediye meclis üyeliği görevine başladığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, aday olma ve dolayısıyla seçilme yeterliliğini taşımadığı göreve seçilen ...'ın, meclis üyeliği görevine devam etmesi yasal olarak mümkün bulunmadığından belediye meclis üyeliğinden düşürülmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, istemin kabulüne, ... İli, ... Belediye Meclisi Üyesi olan ...'ın 5393 sayılı Kanun'un 29. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca belediye meclisi üyeliğinden düşürülmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içerisinde İdari Dava Daireleri Kuruluna itiraz yolu açık olmak üzere, 22/01/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY :
(X)- İstem; ... İli, ... Belediye Meclisi Üyesi olan ...'ın 5393 sayılı Kanunun 29. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca belediye meclis üyeliğinden düşürülmesi hakkında karar verilmesine ilişkindir.
2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun'un 9. maddesinde; 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu'nun 11. maddesinde belirtilen sakıncaları taşımamak şartıyla, on sekiz yaşını dolduran her Türk vatandaşının belediye başkanlığına, il genel meclisi ve belediye meclisi üyeliğine seçilebileceği belirtilmiş, 2839 sayılı Kanun'un atıfta bulunulan 11. maddesinde, seçilme yeterliliğini ortadan kaldıran haller sınırlı olarak sayılmıştır. 2839 sayılı Kanun'un 18. maddesinde ise, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının yönetim kurulu üyeliği de dahil olmak üzere, kişilerin yürüttükleri birtakım kamusal görevlerden ayrılma isteğinde bulunulmadıkça aday olamayacakları ve aday gösterilemeyecekleri düzenlenmiş, takip eden maddelerde ise bu husus, seçim takviminde gösterilen "adaylığa itiraz" hükümlerine tabi kılınmış ve sorunun itiraz sürecinde çözüme kavuşturulması öngörülmüştür.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca, Danıştay tarafından belediye meclis üyeliğinden düşürülme kararı verilebilmesi için, seçilme yeterliliğinin kaybedilmesi gerekmekte olup, 2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun'un göndermede bulunduğu 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu'nda, seçilme yeterliliğini ortadan kaldıran haller sınırlı olarak sayılmıştır.
Buna göre, adaylık döneminde itiraz edilebilecek olan kamusal bir görevden ayrılma koşulunun yerine getirilmemesinin, seçilme yeterliliğinin kaybı olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Bununla birlikte, bu durumun, her iki görevin birlikte yürütülebileceği şeklinde yorumlanabilmesine hukuken imkân bulunmamaktadır. Zira, kamusal bir görevden ayrılma koşulu, kanun koyucu tarafından, henüz adaylık döneminde sağlanması gereken bir koşul olarak kabul edilmiş ve adayların bu koşulu sağlamaları şartıyla seçime katılmalarına imkân tanımıştır.
Yukarıda da izah edildiği üzere; kamusal bir görevden ayrılma koşulu, kanun koyucu tarafından adaylık döneminde sağlanması gereken bir şart olarak düzenlenerek, bu hususun denetimi, "adaylığa itiraz" prosedürüne tabi kılınmış, ancak ne 2972 sayılı Kanun'da ne de 2839 sayılı Kanun'da, seçimle gelinen bir görevle bağdaşmayacak başka bir kamusal görevin yürütülmesi durumunda izlenecek usule ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmiştir.
Bu kapsamda, 2972 sayılı Kanun'un 36. maddesinde yer alan ve bu Kanun'da özel hüküm bulunmayan hallerde, 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu'nun uygulanacağı yolundaki düzenleme uyarınca, uyuşmazlığın çözümünde, 2839 sayılı Kanun'da yer alan milletvekili seçim sistemi ve usulüne ilişkin kuralların üst normu niteliğindeki Anayasal hükümlerin esas alınmasının uygun olacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Anayasa'nın "Milletvekili seçilme yeterliliği" başlıklı 76. maddesinde, kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri ile yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlilerinin, bu görevlerinden çekilmedikçe aday olamayacakları ve milletvekili seçilemeyecekleri; "Üyelikle bağdaşmayan işler" başlıklı 82. maddesinde, milletvekillerinin kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının yönetim ve denetim kurullarında görev alamayacakları; "Milletvekilliğinin düşmesi" başlıklı 84. maddesinde ise, 82. maddeye göre milletvekilliğiyle bağdaşmayan bir görev veya hizmeti sürdürmekte ısrar eden milletvekilinin, milletvekilliğinin düşmesine, Genel Kurul tarafından karar verileceği düzenlenmektedir.
Yukarıda yer verilen Anayasal normlar, seçimle gelinen bir görevle bağdaşmayan başka bir kamusal görevin yürütülmesi halinde, ilgili tarafından bu görevlerin birlikte yürütülmesinde ısrar edilip edilmediğinin tespitini zorunlu kıldığından; bu hususun açıklığa kavuşturulabilmesi için öncelikle, ilgiliye uhdesindeki görevlerden hangisini sürdürmek istediği sorularak bu görevlerden birini tercih etmesi istenecek, ilgilinin seçimle gelinen görevle bağdaşmayan kamusal görevinden istifa etmemesi ve her iki görevi birlikte yürütmekte ısrar etmesi durumunda ise seçimle gelinen görevin sonlandırılması görevli ve yetkili merciden talep edilecektir.
Bu itibarla; olayda, yukarıda açıklanan usule uygun olarak, kişiye uhdesindeki görevlerden hangisini sürdürmek istediği sorularak, bu hususta bir tercih hakkı tanınmadan söz konusu durumun doğrudan seçilme yeterliliğinin kaybı olarak değerlendirilmek suretiyle istemin kabulüne karar verilmesi yönündeki çoğunluk kararına katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.