Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/574
2025/7573
14 Ekim 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/574
Karar No : 2025/7573
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI) : ... Ticaret Odası
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, ... tarih ve ... sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile kabul Yeni Ücret Sistemi Usul ve Esaslarının 3. maddesinin a ve b fıkralarının, 4. maddesinin a ve b fıkralarının ve 5. maddesinin tamamının, 6. maddesinin a ve b fıkralarının ve bu işlem içerisinde bahsedilen Oda Meclisinin ... tarih ve ... sayılı 2021 yılı bütçe talimatının 5. maddesinin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının hakediş tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tarafına ödenmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davalı Odanın kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olduğu, personelinin de kamu görevlisi olduğu, 18/05/2004 tarihinde yürürlüğe giren 5174 sayılı Kanun'un geçici 12'nci maddesine göre davacının da, bu Kanun'un yürürlük tarihinden önce işe başlamış olmasından dolayı, statü hukukuna tabi olarak mevcut statüsünü koruyacağının açık olduğu, Anayasa Mahkemesinin birçok kararında, Anayasa'nın 128. maddesinin ikinci fıkrasının kapsamına giren kişilerin/kamu görevlilerinin statülerine ve özlük haklarına ilişkin düzenlemelerin kanunla yapılması gerektiği, bu konuların düzenlenmesinin idarenin düzenleyici işlemlerine bırakılmasının Anayasa'ya aykırı olacağı hususunun vurgulandığı, diğer taraftan, kanuni düzenleme ilkesinin, düzenlenen alanda temel ilkelerin kanunla konulmasını ve çerçevenin kanunla çizilmesini ifade ettiği, bu niteliği taşıyan bir yasal düzenleme ile uzmanlık ve teknik konulara ilişkin ayrıntıların belirlenmesi konusunda yürütme organına yetki verilmesinin, kanuni düzenleme ilkesine aykırılık oluşturmadığı, uyuşmazlığa konu olayda, -mülga- 5590 sayılı Kanun 86. maddesi ile Oda personelinin aylık ücret ve ödenekleri, Bakanlar Kurulunca onaylanacak yönetmelikte gösterileceğinin düzenlendiği, bu madde uyarınca çıkarılan Yönetmeliğin 13. maddesi ile kadrolu statüde olan personele derece ve kademe aylığı, taban aylığı, kıdem aylığı ve varsa ek gösterge toplamının 2/3'ünü geçmemek üzere, oda ve borsalarda meclislerin kararı ile ek ödenenek ödenebileceği, 14. maddesi ile de, Devlet Memurlarına ödenen özel hizmet tazminatı miktarının iki katını aşmamak şartıyla, brüt özel hizmet tazminatı ödeneceği kurala bağlanmış olduğu, davalı idare personelinin 2/3 oranında ödenek konusunda Oda Meclisine takdir yetkisi tanınmış iken özel hizmet tazminatı açısından Oda Meclisine ödenip ödenmeme konusunda takdir yetkisi dahi tanınmadığı gibi Oda Meclisi yetkisinin Oda Yönetim Kurullarına devrine ilişkin her hangi bir açık düzenlemeye yer verilmediği, bu durumda, davacının 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önce kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında işe başladığı ve niteliği itibari ile kamu personeli olan davacının, Anayasa'nın 128. maddesi uyarınca parasal haklarının kanun dışında veyahut Kanunun açıkça yetki verdiği Yönetmelik dışında diğer alt düzenleyici işlemlerle düzenlenmesi hukuken mümkün bulunmadığı, Anayasa'nın 128. maddesi hilafına ve Kanun'la verilen yetki aşılmak suretiyle tesis edilen dava konusu işlemlerde yetki unsuru açısından hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline, davacının söz konusu işlem nedeniyle mahrum kaldığı parasal hakları yönünden ise söz konusu alacakların her bir alacağın tahakkuk ettiği tarihlerden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu uyuşmazlığın 657 sayılı Kanun değil, 5590 sayılı Kanun hükümleri kapsamında olduğu, davacıların memur olmadığı, kendi özel mevzuatına tabi kamu personeli olduğu, yeni ücret sisteminde bağlayıcı mevzuat ile birlikte Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Bakanlar Kurulu Kararının esas alındığı, takdir hakkı verilmiş ücret kalemleri için yasal sınırlar kapsamında düzenleme yapıldığı, Yönetim Kurulunca hazırlanan bütçelerin Oda Meclisince karara bağlandığı, bugüne kadar maaş zam ve ödeneklerinin Yönetim Kurulunca hazırlandığı, işlemde yetki yönünden sakatlık bulunmadığı, özel hizmet tazminatının ve 2/3 oranındaki ödeneğin Yönetmeliğe göre verildiği, yeni gelen düzenleme ile brüt maaşa değil taban maaşa artış uygulandığı, maaş artışında azalma olduğu, maaşların geriye gitmediği, özel hizmet tazminatının ve 2/3 oranındaki ödeneğin denge tazminatı olarak ödendiği, işlemlerin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davalının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Yine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının b bendinde "temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştay'ın kararı düzelterek onayacağı" hükme bağlanmıştır.
Temyize konu Mahkeme kararı davalı idarece temyiz edilmiş olup; uyuşmazlıkta uygulanacak faizin başlangıç tarihi yönünden değerlendirme yapılmıştır.
Faiz, idarenin tazmin borcu bağlamında, kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'a göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir.
Tam yargı davası açılmadan önce idareye yapılan başvuruda; ihlal edilen hakkın yerine getirilmesinin istenilmesi esas olup, idare ile işin esasında ihtilafa düşüldükten, başka bir ifadeyle, tazminatın ödenmesi istemiyle idareye yapılan başvuru üzerine, bu istemin idare tarafından açıkça veya zımnen reddi üzerine, idarenin, tazminat istemi karşısında direnmeye (temerrüde) düşürüldükten sonra davacının tazminat miktarını dava açarak talep edebileceği açıktır.
Burada, davada kabul edilen tazminat miktarına işletilecek faizin başlangıç tarihinin belirlenmesinde ise; idarenin temerrüde düşürüldüğü, bir başka ifadeyle idareye başvuru yapıldığı tarih; idareye yapılan bir başvuru yoksa davanın açıldığı tarih esas alınmalıdır.
Uyuşmazlıkta; Mahkemece yapılan değerlendirme neticesinde; dava konusu işlemlerin iptaline, davacının söz konusu işlem nedeniyle mahrum kaldığı parasal hakları yönünden ise söz konusu alacakların her bir alacağın tahakkuk ettiği tarihlerden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiş olup; hükümde belirlenen faiz başlangıç tarihinin davalı idareye başvuru tarihi olan 17/05/2021 olarak düzeltilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, İdare Mahkemesince verilen gerekçeli kararın hüküm fıkrasının "dava konusu işlemlerin iptaline ve davacının söz konusu işlem nedeniyle mahrum kaldığı parasal haklarının davalı idareye başvuru tarihi olan 17/05/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
Temyizen incelenen kararın diğer kısımları yönünden ise; karar hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektiren bir neden bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1\. Temyiz isteminin reddine,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3\. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının ve posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4\. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5\. Kesin olarak, 14/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.