Danıştay danistay 2024/566 E. 2025/5172 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/566
2025/5172
28 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/566
Karar No : 2025/5172
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI): ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Üniversitesi
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: ... Üniversitesinde Meslek Yüksekokulu Menkul Kıymetler ve Sermaye Piyasası Programında öğretim elemanı olarak görev yapan davacının iş aktinin feshine ilişkin ... Üniversitesi Rektörlüğünün ... tarihli ... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kalınan özlük haklarının iadesi ve parasal hakların yasal faizi ile birlikte ödenmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davaya konu işlemin imza yetkisine sahip kişi ya da kişilerce tesis edildiği hususunda herhangi bir bilgi belgeye ulaşılamadığından, sözleşmenin sonlandırılması işlemin ilgili mevzuat uyarınca davalı üniversite mütevelli heyeti tarafından alınacak bir karar veya bu heyetin yetkisini devretmek suretiyle yetkilendirdiği üniversite yöneticisi veya bir komisyon tarafından yapılması gerekmekte olduğundan, bu prosedür işletilmeksizin iş sözleşmesinin feshine ilişkin işlemde yetki unsuru yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı, öte yandan hukuka aykırı bulunan dava konusu iş aktinin feshine ilişkin işlem nedeniyle davacının görev ifa edememesinden ve ücret alamamasından kaynaklı yoksun kaldığı özlük hakları ile parasal hakların yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsili isteminin kabulünün gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, dava konusu iş aktinin feshine ilişkin işlem nedeniyle davacının görev ifa edememesinden ve ücret alamamasından kaynaklı yoksun kaldığı özlük ve parasal hakların yasal faizi ile birlikte ödenmesi isteminin kabulü ile söz konusu parasal haklarının dava açma tarihi olan 27/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Kanun hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, davalı idare uhdesinde öğretim görevlisi olarak görev yapan davacının iş sözleşmesinin feshi üzerine, fesihten kaynaklı olarak yoksun kaldığı parasal haklarını, sözleşmenin fesih tarihinden itibaren 4857 sayılı İş Kanununda yer verilen beş yıllık zaman aşımı süresi içinde idari makama başvurarak, yoksun kaldığı haklarının ödenmesini isteyebileceği açık olmakla birlikte, bu süre içerisinde söz konusu parasal hakların ödenmesi istemiyle yapılan bir başvuru sonrasında tesis edilen işlem neticesinde, idari yargıda dava açma süresinin 2577 sayılı yasada öngörülen usullere göre belirlenmesi gerektiği açık olduğu, uyuşmazlıkta, davacının iş sözleşmesinin uzatılmaması kararı üzerine 18/02/2017 tarihinde ... İş mahkemesinde feshin geçersizliğine, işe iadesine ve parasal haklarının ödenmesi istemiyle dava açıldığı,... İş Mahkemesinin ... tarih ve K.... sayılı kararı ile davacının davasının kabulüne, feshine geçersizliğine ve işe iadesi ile 4 aylık brüt ücret tutarının ödenmesine karar verildiği, akabinde davacı tarafından anılan kararın ... İcra Müdürlüğünde icraya konulduğu, takibe itiraz üzerine, icra takibinin durduğu ve icra hukuk Mahkemesince takibin iptaline karar verildiği, bu ara davacı tarafından tekrar itirazın iptali ve takibin devamı istemiyle ... İş Mahkemesinde dava açıldığı açılan davada idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle verilen görev ret kararı üzerine, bu defa davacı tarafından dava konusu taleplerde değişikliğe giderek ilk olarak... İş Mahkemesinde dava konusu edilen ve mahkeme kararı ile hükme bağlanan iş aktinin feshine ilişkin ... Üniversitesi Rektörlüğünün... tarihli ... sayılı işlemin iptali ve bu işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların yasal faizi ile ödenmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığının anlaşıldığı, buna göre, davacının 18/01/2017 tarihli iş aktinin feshine ilişkin işlemin iptali istemiyle ilk olarak ... İş mahkemesinde dava açıldığı, Mahkemece feshine geçersizliğine karar verildiği anılan karara karşı istinaf yoluna başvurulmayarak kararın kesinleştiği, akabinde davacı tarafından ... Noterliğinin ...... tarih ve ... sayılı ihtarnamesi ile işe başlama iradesini ortaya koyduğu davalı idarenin ihtara cevap vermemesi üzerine de parasal haklarının tahsili amacıyla icra takibine geçildiği dikkate alındığında, davalı idarenin davacıyı işe iade etmeyeceği ve parasal haklarının ödenmeyeceğinin ortaya çıktığı bu tarihten itibaren iş bu davanın açılması gerekirken, bu süre geçtikten çok sonra 23/01/2020 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunduğundan, davanın esasının incelenmesine imkan bulunmadığı açık olduğu gerekçesiyle süre aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken işlemin iptali ile davacının yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin istinafa konu ilk derece mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığından, istinaf başvurusunun kabulüne, ... İdare Mahkemesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararın kaldırılmasına, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, adli yargıda açtığı dava ile işe iade kararı verildiği, bu karara idarenin yanıt vermemesi nedeniyle icra takibi başlatıldığı ve icra takibine itiraz edilmesi sonucunda takibin devamı için iş mahkemesinde açılan itirazın iptali davası aynı maksatla ve aynı sonuca varmak için yapılan zorunlu ve bütüncül süreç olduğu, itirazın iptali davasının kesinleştiğinin öğrenildiği 27/12/2019 tarihinden itibaren 30 gün içinde görevli idare mahkemesinde davanın açıldığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davanın süresinde açılmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı ile davalı ... üniversitesi arasında 01/09/2015 tarihinde Akademik Personel Sözleşmesi imzalandığı, ... Üniversitesinde Meslek Yüksekokulu Menkul Kıymetler ve Sermaye Piyasası Programında öğretim elemanı olarak görev yapmaya başladığı, davacının görev yaptığı bölümde öğrenci bulunmaması eğitim öğretim faaliyetlerinin aktif devam etmediği gerekçesi ile ... Üniversitesi Rektörlüğünün ...tarihli... sayılı işlemi ile iş aktinin feshine ilişkin işlem tesis edilmiştir.
Davacı tarafından ilk olarak ... tarihinde .... İş Mahkemesinde feshin geçersizliğine, işe iadesine ve parasal haklarının ödenmesi istemiyle dava açıldığı,... İş Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile davacının davasının kabulüne, feshine geçersizliğine ve davacının işe iadesine ile 4 aylık brüt ücret tutarının ödenmesine karar verilmiştir.
Anılan kararın akabinde davacı tarafından 12/03/2019 tarihinde davalı idare aleyhine ... İcra Müdürlüğünün... esasına kayden ilamsız icra takibine geçildiği, davalı idarenin itirazı üzerine takibin durduğu ve ... İcra Hukuk Mahkemesinin... tarih E:... K:... sayılı kararı ile takibin iptaline karar verilmiştir.
Bu defa davacı tarafından 27/06/2019 tarihinde ise... İcra Müdürlüğünün ... esasına kayden açılan ve davalı idarenin itirazı üzerine duran takipte, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi istemiyle ... İş Mahkemesinin E.... sayılı esasına kayden açılan davada, Mahkemece ...tarih K:... sayılı kararı ile; idari yargının görevli olduğundan bahisle verilen görev ret kararının 24/12/2019 tarihinde kesinleşmiştir.
Bunun üzerine, 23/01/2020 tarihinde... İdare Mahkemesinin...esasına kayden ... Üniversitesi Rektörlüğünün ... tarihli ... sayılı işlemin iptali ve işlem nedeniyle yoksun kalınan özlük haklarının iadesi ile parasal hakların yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 158. maddesi ile, adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak karara bağlama konusunda Uyuşmazlık Mahkemesi yetkili kılınmış; aynı şekilde 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 1. maddesinde Uyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş, adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili ve bu kanunla kurulup görev yapan bağımsız bir yüksek mahkeme olarak tanımlanmış ve aynı Kanunun 28. maddesinde de, ilgili yargı mercileri ile bütün makam, kuruluş ve kişiler Mahkeme kararlarına uymak ve geciktirmeksizin onları uygulamakla ödevli kılınmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ''İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı'' başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasında; ''a) İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları,
b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları,
c) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar.'' idari dava türleri olarak sayılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Görevli olmayan yerlere başvurma" başlıklı 9. maddesinde; çözümlenmesi Danıştay'ın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli ve askeri yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabileceği, görevsiz yargı merciine başvurma tarihinin, Danıştay'a, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edileceği, adli veya askeri yargı yerlerine açılan ve görevsizlik sebebiyle reddedilen davalarda, görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra birinci fıkrada yazılı otuz günlük süre geçirilmiş olsa dahi, idari dava açılması için öngörülen süre henüz dolmamış ise bu süre içinde idari dava açılabileceği hüküm altına alınmıştır.
2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasında; dava dilekçelerinin görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet, 3 ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği, 15. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde ise; adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların görev yönünde reddine karar verileceği belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa Mahkemesinin 23/02/2016 karar tarihli 24/03/2016 tarih ve 29663 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2013/8896 Başvuru Numaralı Kararında;
"30.Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Anayasa'da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin, Sözleşme'nin "Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, Ş 22).
31.Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
32.Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: "Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir..."
33.Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alman hak arama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden fayadalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olmaz.
34.Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11 /2013, ş 52).
35.Anılan hak, kural olarak mutlak bir hak olmayıp sınırlandırılabilen bir haktır. Bununla birlikte getirilecek sınırlamaların; hakkın özünü zedeleyecek şekilde hakkı kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi, açık ve ölçülü olması ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerekir (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, ş 38).
36.Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz. Ne var ki öngörülen süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarak yanlış uygulanması ya da hatalı hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya da kanun yollarına başvuru hakkını kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini kabul etmek gerekir (Garanti Bankası A.Ş., B. No: 2013/4553, 16/4/2015, Ş 42).
37.AİHM, süre koşulu gibi dava açmaya ilişkin usul koşulları birden fazla yoruma neden olabilecek nitelikte ise mahkemeye erişim hakkı kapsamında o yorumlardan birinin davayı açmak isteyen kişileri engelleyecek şekilde katı bir şekilde kullanılmaması veya söz konusu koşulların katı bir uygulamaya tabi olmaması gerektiğini ifade etmiştir'' gerekçesine yer vermiştir. (Beles/Çek Cumhuriyeti, B. No:472/99,12/11/2002, S51;Tricard/Fransa, B. No: 40472/98, 10/7/2001, S 33).
Bu durumda; temyize konu davada,...İş Mahkemesinde açılan davada idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle verilen görev ret kararının 24/12/2019 tarihinde kesinleşmesi sonrasında, 23/01/2020 tarihinde açılan davanın süresi içerisinde açıldığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, iş bu dava süresinde açıldığından sözleşmenin feshedilmesine ilişkin işlemin iptali istemine yönelik işin esası incelenerek karar verilmesi gerekirken, dava konusu işlemin iptali, dava konusu iş aktinin feshine ilişkin işlem nedeniyle davacının görev ifa edememesinden ve ücret alamamasından kaynaklı yoksun kaldığı özlük ve parasal hakların yasal faizi ile birlikte ödenmesi isteminin kabulü ile söz konusu parasal haklarının dava açma tarihi olan 27/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile davanın davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:... K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4\. Kesin olarak 28/05/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
(X)- Dava, ... Üniversitesinde Meslek Yüksekokulu Menkul Kıymetler ve Sermaye Piyasası Programında öğretim elemanı olarak görev yapan davacının iş aktinin feshine ilişkin ... Üniversitesi Rektörlüğünün ... tarihli ... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kalınan özlük haklarının iadesine, parasal hakların yasal faizi ile birlikte ödenmesi istenilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun dava şartlarını düzenleyen 114. maddesinin 1.fıkrasının (i) bendinde, "Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması" hükmüne yer verilmek suretiyle "kesin hüküm" olmaması hali doğrudan dava açma şartları arasında sayılmış; 115.maddesinde, mahkemenin dava şartı noksanlığını tespit etmesi halinde davayı usulden reddedeceği hüküm altına alınmış; 303. maddesinin 1.fıkrasında ise; "Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir" hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda; "kesin hüküm" müessesesi düzenlenmemiş ve Kanunun 31. maddesinde de bu hususta 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ilgili maddelerine atıfta bulunulmamış olmakla birlikte, bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş bir hüküm bulunmasına karşın, tarafları, konusu ve sebepleri aynı olan ikinci bir dava açılmış olması durumunda, bu davanın kesin hüküm nedeniyle incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, yukarıda aşamaları ayrıntılı olarak açıklanan adli yargı yerinde aynı işlemin iptali istemiyle açılan dava; idari yargının görev alanında kaldığı halde görev uyuşmazlığı yoluna gidilmediği gibi istinaf yoluna dahi başvurulmayarak kesinleşmesi sağlanan görevsiz İş Mahkemesi kararı, kesinleşmek suretiyle hukuk aleminde "kesin hüküm" olarak yerini almıştır.
Anayasa'nın 138. maddesinde, "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." hükmü getirilmiştir.
Bir yargı kararı; yasalarda belirlenen usullere uygun olarak verildikten, itiraz ya da yasa yollarından geçerek veya bunlara ilişkin başvuru süreleri sona ererek kesinleştikten sonra değişmez bir nitelik kazanır. Yargı kararlarının bu değişmezlik kuvvet ve niteliğine “kesin hüküm” denilmektedir. [TELLİ S. Tekin, “İdari Yargıda Kesin Hüküm”, İdare Hukuku ve İdari Yargı ile İlgili İncelemeler I, Ankara 1976, s. 103]. Yargı yerlerinin bu şekilde verdiği kararlar kesin hüküm halini alınca, hukuksal gerçek olarak kabul edilir. Kararı veren mahkeme de dahil olmak üzere hiçbir merci kural olarak (yargılamanın yenilenmesi hariç) bu karara dokunamaz. Bu durum hukuki barışın ve yargıya güvenin amaçlanmasının bir sonucudur. Kesin hükümler, yargılamanın iadesi yoluyla ortadan kaldırılmadıkça tarafları bakımından varlığını ve hukuki sonuçlarını muhafaza eder. Bu yön kamu düzenine taalluk edip resen dikkate alınması gereken bir husustur. [GÖZÜBÜYÜK A. Şeref/TAN Turgut, İdare Hukuku C. II, İdari Yargılama Hukuku, Ankara 1999, s. 1082].
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 303. maddesinin fıkrasında, "Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir;" 2. fıkrasında, "Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder." kuralına yer verilmiştir.
Bu itibarla; davacının kadrosunun bulunduğu programda öğrenci bulunmaması, eğitim-öğretim programının aktif devam etmemesi ve bu bölümlerin kapatılacak olmasından bahisle sözleşmesinin feshedildiği, bu işlemin geçersizliğinin tespitine ve feshin geçersizliğine, işe iadesine ve parasal haklarının ödenmesi istemiyle adli yargı merciinde (İş Mahkemesi) açılan davanın kabulüne, feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesi ile 4 aylık brüt ücret tutarının ödenmesine karar verildiği ve söz konusu kararın 20/06/2018 tarihinde kesinleştiği; bu durumda, anılan kararın kesinleştiği tarihten sonra 23/01/2020 tarihinde ilk davanın aynısı olan iş sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan işbu ikinci davanın açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kesin hüküm nedeniyle incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Bu durumda; davanın kesin hüküm nedeniyle incelenmeksizin reddi gerekirken davanın süre aşımı nedeniyle reddi yönünde verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bu gerekçeyle onanması gerektiği oyu ile aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmıyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.