SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/5339

Karar No

2024/7092

Karar Tarihi

18 Aralık 2024

Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2024/5339 E. , 2024/7092 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/5339
Karar No : 2024/7092

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI) : ... Makina Nakliyat İthalat İhracat Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Muğla Köyceğiz ilçesinde IV. grup krom işletme ruhsatı bulunan davacı hakkında verilen idari para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu ödeme emrinin dayanağını, Maden İşleri Genel Müdürlüğünce davacı adına düzenlenen ... tarih ve E... sayılı idari para cezası işleminin oluşturduğu, anılan işlemin 11.10.2017 tarihinde şirket yetkilisine tebliğ edilmesine rağmen dayanak işleme karşı davacı tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığı gibi dava açma süresi içinde doğrudan dava açma yoluna da gidilmediği, bu haliyle dava konusu ödeme emrine konu amme alacağının kesinleştiği anlaşıldığından, kesinleşen amme alacağının tahsili amacıyla davacı adına düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi ve Danıştay aşaması : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih, E:..., K:... sayılı kararıyla Mahkemelerinin 16/10/2019 tarihli ara kararı ile ''Sosyal Güvenlik Kurumu İzmir İl Müdürlüğü'nden, davacı ... Demircilik Makina Nakliyat İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nde Ekim 2017 döneminde ... isimli kişinin çalışıp çalışmadığı, şayet çalışıyorsa anılan kişiye ait Aylık Hizmet Pirim Belgesinin gönderilmesi''nin istenildiği, yine ''Belkahve Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden de, 2017 yılında ve daha sonraki yıllarda davacı şirkete yapılan tebligatlarda, şirket çalışanı ... isimli kişiye işbu dava konusu ödeme emrinin dışında herhangi bir tahakkuk/ödeme emri tebligatı yapılıp yapılıp yapılmadığı hususu''nun sorulduğu, ara karara karşı sunulan cevaplar incelendiğinde; Ekim 2017 döneminde ... isimli bir kişinin davacı şirkette çalışmadığı, davacı şirketin böyle bir çalışanı veya yetkili temsilcisi bulunmadığı, diğer yandan, bahse konu idari para cezası dışında şirkete ilişkin hiçbir tahakkuk fişi veya başka bir ödeme emrinin ... isimli şahsa tebliğ edilmediğinin anlaşıldığı, dava konusu ödeme emrinin dayanağı idari yaptırım kararının davacı şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edilmemesi nedeniyle para cezasının kesinleştiğinden söz edilemeyeceğinden, kesinleşmeyen alacak için düzenlenen dava konusu ödeme emrinde mevzuata ve hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, ... İdare Mahkemesi'nin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bu kararın temyiz incelemesi sonucu Dairemizin 15/11/2023 tarih, E:2020/4812, K:2023/5851 sayılı kararı ile "Dava konusu ödeme emrinin dayanağı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın ... tarihli E... sayılı idari para cezası verilmesine yönelik işlemin "İş yeri daimi yetkilisi ...'ya tebliğ edildi." notu ile 11.10.2017 tarihinde ismi geçen kişiye tebliğ edildiği, davacı tarafından ödeme emrine dayanak işlemin kendilerine tebliğ edilmediği, ... isimli bir çalışanları olmadığı, şirket yetkilisinin farklı biri olduğu iddia edilmesi üzerine Bölge İdare Mahkemesi'nin 16.10.2019 tarihli ara kararı ile Sosyal Güvenlik Kurumu İzmir İl Müdürlüğünden ara kararı ile 2017 yılı Ekim ayında (tebligat yapıldığı dönemde) davacının ... isimli bir çalışanı olup olmadığının sorulduğu, ilgili Müdürlükten gelen 15.11.2019 tarihli yazı ile davacı şirketin ... isimli bir çalışanı bulunmadığı belirtilmişse de, bu yazının ekinde dosyaya sunulan davacı şirketin yönetici ve ortak bilgileri ile adresine yer veren bir çizelgenin eklendiği, anılan belgelerin incelenmesi neticesinde şirket ortağı ...'in e-posta adresinin "..." olduğunun görüldüğü, her ne kadar davacı tarafından ... adlı bir çalışanı olmadığı iddia edilmişse de, şirket ortağının SGK'ya e-posta adresi olarak verdiği adresin, çalışanı olmadığını iddia ettiği kişinin adı ve soyadı ile aynı olduğu, bu durumda idarece ödeme emrine dayanak idari para cezasına ilişkin tebligatın davacı şirket çalışanına yapıldığının kabulü gerektiği, bu itibarla ödeme emrinin dayanağı idari para cezasının davacı şirkete usulüne uygun tebliğ edildiğinden, dava konusu ödeme emrinin dava açılmayarak kesinleşmiş bir alacak için düzenlendiği anlaşıldığından aksi yöndeki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı" gerekçesiyle, Bölge İdare Mahkemesince verilen kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma kararı üzerine dosya görevli ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince incelenmiş ve ... İdare Mahkemesinin ... gün ve E:... K:... sayılı davanın reddine ilişkin kararının gerekçesine "istem özeti" kısmında yer verilerek bozma kararına uyulduğu belirtildikten sonra “Başvuruya konu ... İdare Mahkemesinin ... gün ve E:... K:... sayılı kararının dayandığı gerekçe usul ve yasaya uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı” gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, ödeme emrine dayanak işlemin şirketlerine tebliğ edilmediği, ... isimli şirkete kayıtlı olmayan kişiye yapılan tebliğin geçerli olmadığı, dayanak işlem tebliğ edilmediğinden itiraz etme haklarının kullanılamadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçe ile onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Dava Muğla Köyceğiz ilçesinde IV. grup krom işletme ruhsatı bulunan davacı hakkında verilen idari para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36. maddesinin 1. fıkrasında, “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercîleri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile âdil yargılanma hakkına sahiptir.”
; 141. maddesinin 3. fıkrasında, “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” kuralları yer almış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usûlü Kanunu'nun 24. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde, kararın dayandığı hukukî sebepler ile gerekçe, kararlarda bulunacak hususlar arasında sayılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 46. maddesinin 3. fıkrasında "Bölge İdare Mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir" hükmü 4. fıkrasında ise "Bölge İdare Mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu halde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir..." hükmü bulunmaktadır.
2577 sayılı Kanunun "Kararlarda bulunacak hususlar" başlıklı 24. maddesinin (e) bendinde "Kararın dayanağı hukuki sebepler ile gerekçesi ve hüküm tazminat davalarında hükmedilen tazminatın miktarı"'nın Mahkeme kararında yer alması gerektiği belirtilmiştir.
Yine aynı Kanunun 50. maddesinin 3. bendine göre Bölge İdare Mahkemeleri Danıştayca verilen bozma kararlarına uyabileceği gibi kararında ısrarda edebileceği hüküm altına alınmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Türk Dil Kurumu gerekçeyi "Mahkeme kararlarının dayandığı kanuni ve hukuki sebepler" olarak tanımlamıştır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Âdil Yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinde, herkesin, gerek medenî hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizâlar, gerek cezaî alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının mâkûl bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiş olup, âdil yargılanma hakkının düzenlendiği bu maddede, kanun ile kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davanın görülmesi, davanın mâkûl bir süre içinde sonuçlandırılması, hakkaniyete uygun yargılama ve alenî yargılama ilkelerine açıkça yer verildiği görülmektedir. Hakkaniyete uygun yargılama ilkesi, silahların eşitliği, çekişmeli dava, gerekçeli karar hakkı unsurlarının bir arada mevcut olmasını gerektirmektedir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları çerçevesinde, gerekçeli karar hakkı denetiminin, gerekçenin hukukî olup olmadığı, yeterli ve mâkûl olup olmadığı, gerekçenin öğrenilip öğrenilmediği, tarafların iddialarının karşılanıp karşılanmadığı, gerekçenin mâkûl sürede yazılıp yazılmadığı ilkeleri açısından yapıldığı görülmektedir.
Anayasa Mahkemesi'nin 13/06/2013 tarih ve Başvuru No: 2013/1235 sayılı kararında;
'' 23. Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak mahkeme kararlarının gerekçeli olması, adil yargılanma hakkının bir gereğidir. Derece mahkemeleri, dava konusu maddi olay ve olguların kanıtlanmasını, delillerin değerlendirilmesini, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu, sonuca varılmasında kullandığı takdir yetkisinin sebeplerini makul bir şekilde gerekçelendirmek zorundadır. Bu gerekçelerin oluşturulmasında açıkça bir keyfilik görüntüsünün olmaması ve makul bir biçimde gerekçe gösterilmesi hâlinde adil yargılanma hakkının ihlalinden söz edilemez.
24\. Makul gerekçe; davaya konu olay ve olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyucak, olay ve olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı gösterecek nitelikte olmalıdır. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri için ortaya usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
25\. Bununla birlikte derece mahkemelerinin, taraflarca ileri sürülen tüm iddialara cevap verme zorunluluğu bulunmayıp, hükme esas teşkil eden gerekçelerin nelerden ibaret olduğunu ortaya koyması yeterlidir. Diğer taraftan kanun yolu mercilerince; onama, itiraz veya başvurunun reddi kararları verilmesi hâlinde alt derece mahkemelerinin kararlarında gösterdikleri gerekçeler kabul edilmiş olacağından, anılan kararlarda ayrıca gerekçe gösterilmesine gerek bulunmamaktadır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları da bu yönde'' olduğu belirtilmiştir.
2577 sayılı Kanunun 46. maddesi uyarınca bölge idare mahkemelerinin ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak istinaf isteminin reddine karar verebileceği gibi mahkemenin yerine geçerek hukuka uygun bulmadığı gerekçeyi, hükmü kaldırıp ilk derece mahkemesinin yerine geçip yeni bir gerekçe ile hüküm sevk edebileceği açıktır.
Yukarıda belirtilen yargılama süreci dikkate alındığında, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... İdare Mahkemesince verilen kararı ''dava konusu ödeme emrinin dayanağı idari yaptırım kararının davacı şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edilmemesi nedeniyle para cezasının kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, kesinleşmeyen alacak için düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı'' gerekçesiyle kaldırarak işlemin iptaline karar verildiği, bu kararın temyiz incelemesi sonucunda ise Dairemizce Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçenin yerinde olmadığı, dava konusu işlemin ise ... İdare Mahkemesi kararında yer almayan tespit ve açıklamalar ile hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle bozulduğu anlaşılmaktadır.
Dairemizin bozma kararı Bölge İdare Mahkemesi hakkında verilmiş olup, anılan kararın 2577 sayılı Kanunun 49. maddesinde de sayılan hususlar yönünden değerlendirilmesinden ibarettir. Bozma kararı, Bölge İdare Mahkemesince bir bütün olarak incelendiğinde kararda yer alan gerekçenin, İdare Mahkemesi kararındaki gerekçeden farklı olduğu ancak aynı sonuca yani davanın reddedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı görülmektedir.
Bölge İdare Mahkemelerinin Danıştay tarafından verilen bozma kararlarına uyabileceği gibi kararlarında ısrar da edebileceği açıktır.
Görülmekte olan davada; ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi bozma kararına uyduğunu belirttikten sonra kararında herhangi bir gerekçe göstermeden ... İdare Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verdiği görülmektedir.
Dairemizin bozma kararında ''Bölge İdare Mahkemesi'nin 16.10.2019 tarihli ara kararı ile Sosyal Güvenlik Kurumu İzmir İl Müdürlüğünden ara kararı ile 2017 yılı Ekim ayında (tebligat yapıldığı dönemde) davacının ... isimli bir çalışanı olup olmadığının sorulduğu, ilgili Müdürlükten gelen 15.11.2019 tarihli yazı ile davacı şirketin ... isimli bir çalışanı bulunmadığı belirtilmişse de, bu yazının ekinde dosyaya sunulan davacı şirketin yönetici ve ortak bilgileri ile adresine yer veren bir çizelgenin eklendiği, anılan belgelerin incelenmesi neticesinde şirket ortağı ...'in e-posta adresinin "..." olduğunun görüldüğü, her ne kadar davacı tarafından ... adlı bir çalışanı olmadığı iddia edilmişse de, şirket ortağının SGK'ya e-posta adresi olarak verdiği adresin, çalışanı olmadığını iddia ettiği kişinin adı ve soyadı ile aynı olduğu, bu durumda idarece ödeme emrine dayanak idari para cezasına ilişkin tebligatın davacı şirket çalışanına yapıldığının kabulü gerektiği'' tespit edilerek ödeme emrinin dayanağı idari para cezasına ilişkin yazının davacıya usulüne uygun tebliğ edilmiş olduğu, dava konusu ödeme emrinin dava açılmayarak kesinleşmiş bir alacak için düzenlendiği hususu açıklanarak dava konusu işlemin iptaline ilişkin kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Dolayısıyla Bölge İdare Mahkemesince Dairemizce verilen bozmaya uyma kararı sonrası hukukun genel ilkeleri ve Yasa kuralı uyarınca benimsediği gerekçeyi kararına tam olarak yansıtması gerektiği açıktır.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu eksik gerekçe içeren, başka bir deyişle Dairemizin bozma kararında ayrıntısına yer verilen ek açıklama ve gerekçeye yer vermeyen Bölge İdare Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1\. Temyiz isteminin reddine,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3\. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4\. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5\. Kesin olarak, 18/12/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim