SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/5240

Karar No

2024/6807

Karar Tarihi

13 Aralık 2024

Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2024/5240 E. , 2024/6807 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/5240
Karar No : 2024/6807

Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı) : ... Bakanlığı
Vekili : Av. ...

Diğer Davalı: ... Valiliği

Karşı Taraf (Davacı) : ...
Vekili : Av. ...

İstemin Özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı Dairemizin bozma kararına uyularak verilen kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakim :...
Düşüncesi : Dosyada yer alan bilgi belgenin bir bütün olarak incelenmesi neticesinde, davacının, Milli Güvenlik Kurulu tarafından karar verilen ve silahlı terör örgütü olduğu Yargıtayın yerleşik içtihadıyla da kabul edilen FETÖ/PDY ile davacının iltisak veya irtibatının bulunduğunun kabulü ile davanın reddine ilişkin Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf kanun yolu başvurusun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılarak dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Bölge İdare mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde yer alan nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince verilen karar ve dayandığı gerekçe usul ve kanuna uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA ve temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, kesin olarak 13/12/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY :
(X)- 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 4. maddesinde; "Özel öğretim kurumlarının gerçek kişi kurucularında, tüzel kişi kurucularının yönetim organlarında, kurucu temsilcilerinde ve personelinde; (...) terör örgütlerine ya da Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması şartı aranır." hükmü yer almaktadır.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın ... tarih ve E... sayılı Bakan Olur'u ile uygun görülen ve ...tarih ve E... sayılı işlemiyle bütün Valilikler bünyesindeki İl Milli Eğitim Müdürlüklerine gönderilen yazıda; "667 sayılı KHK kapsamında kapatılan kurumlarda çalışmakta olan yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personel hakkında çalışma izin onaylarının iptal edilmesi, bu personellere başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmemesi ile bazı personellerin mağdur duruma düştüğü yönündeki başvuruların Bakanlığımıza ve valiliklere iletildiği, 667 sayılı KHK kapsamında kapatılan kurumlarla ilgili işlem yapılan personeller hakkında valilikler tarafından komisyon oluşturulacağı, Milli Eğitim Müdürlüklerine müracaat edenlerden 667 sayılı KHK kapsamında millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı, bunlarla irtibatı olmadığı; oluşturulan bu komisyon marifetiyle belirlenen personellerin ekteki tabloya işlenerek Bakanlığımızca değerlendirmek üzere Valilikler tarafından Genel Müdürlüğümüze bildirilmesi üzerine ilgili kişiler hakkında MEBBİS'te yer alan şerhlerin düzeltileceği" yolunda yapılan açıklama üzerine bütün valilikler bünyesinde ayrı ayrı komisyon kurulduğu anlaşılmaktadır.
Anılan uygulamayla; 667 sayılı KHK kapsamında kapatılan kurumlarda çalışmakta olan yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personel hakkında; millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ile bunlarla irtibatının tespitine yönelik bireysel değerlendirme yapılmaksızın, çalışma izin onayları iptal edilerek kişilere özel öğretim kurumlarında bir daha çalışma izni düzenlenmemesine ilişkin işlemlerden kaynaklanan mağduriyetlerin giderilmesine yönelik valilikler bünyesinde oluşturulacak komisyonlarca yapılacak bireysel inceleme neticesinde millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisaki, bunlarla irtibatı olmadığı tespit edilen kişiler hakkında, özel öğretim kurumlarında çalışabilmelerinin önündeki engelin kaldırılması hedeflenmiştir.
Yukarıda yer alan hükümlerden anlaşıldığı üzere; özel öğretim kurumlarında görev almak isteyen personelde aranan şartların ayrıntılı olarak düzenlendiği, bu bağlamda; "terör örgütlerine ya da Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmamak" aranan şartlar arasında sayıldığı görülmektedir.
Bir başka ifadeyle; özel öğretim kurumu personelinde aranacak şartlar mevzuatta sayılmış olup, bu şartların terör örgütlerine üyelikle sınırlı tutulmayarak, esasen ceza yargılamasının ilgi alanında bulunmayan iltisak ve irtibatın varlığı hali de personelin çalışma izninin iptalinin hukuki gerekçeleri arasında sayılmıştır.
Bakılan dava bir ceza davası değildir. Bu nedenle işlem tesis edilirken ceza hukuku ilkelerinin ve kurallarının uygulanıp uygulanmadığını iş bu davada denetlenme imkanı yoktur. Diğer bir ifadeyle bu davada 'suç ve suçlu bulunma halleri' değil, 5580 sayılı Kanun'a tabi kurumda görev alan kişinin çalışma izninin iptalini haklı kılan nedenlerin var olup olmadığı denetlenmektedir. Bununla birlikte, kimi durumlarda çalışma izni iptal edilenler hakkında başlatılmış ceza kovuşturmaları bulunabilmektedir. İlgililerin ceza yargılamasında terör örgütlerine üyelik veya yardım nedeniyle ceza almaları ve bu cezanın kesinleşmesi halinde, idari yargı mercilerince, başka bir delile ve araştırmaya ihtiyaç duyulmaksızın; çalışma izni onayının iptaline ilişkin işlemin hukuka uygun olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.
Zira; 5580 sayılı Kanun'a göre "Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan ceza almamış olmak" şartı açısından "terör örgütüne üyelik" unsuru, bir mahkeme kararı ile tespit edilmiş olmaktadır.
İlgililer hakkında terör örgütü üyeliği kapsamında açılmış olan ceza davalarının derdest yani kesinleşmemiş olması durumunda ise; -velev ki ilk derece ceza mahkemeleri ve istinaf mahkemeleri terör örgütü üyeliği suçunun unsurlarının sabit olduğu gerekçesiyle hüküm kurmuş olsun- masumiyet karinesi nedeniyle idari yargı mercilerinin söz konusu cezayı dayanak alarak karar vermesi mümkün görülmemektedir.
Bununla birlikte, ceza kovuşturmasının devam ediyor olması ya da davacı hakkında verilen mahkumiyet kararının kesinleşmemiş olması, 5580 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca çalışma izni onayının iptaline ilişkin işlemin iptali istemiyle idari yargı mercileri nezdinde açılan davanın görülmesini engellemeyecektir.
Bu bağlamda; ilgililer hakkında ceza yargılaması kapsamında yapılan soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi veya üyelik/yardım etme suçlamalarıyla açılan ceza davalarında beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi kararlar verilmiş olsa dahi, idari yargı yeri irtibat ve iltisak unsurları yönünden de işlemi incelemek zorunda olduğundan, davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir.
Anayasa Mahkemesince; iltisaklı kavramının kavuşan, bitişen, birleşen; irtibatlı kavramının ise bağlantılı anlamına geldiği belirtilmiş, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamlarının yargı içtihatlarıyla belirlenebilecek durumda olduğu, iltisak ve irtibat kavramları açısından yapılacak değerlendirmenin ise kişilerin cezai sorumluluğun bulunup bulunmadığından bağımsız olarak sadece kişinin kamu görevine iade edilmesinin uygun olup olmadığı yönünden yapılacak bir incelemeden ibaret olacağı vurgulanmıştır. (E:2018/89, K:2019/84, T:14/11/2019, P:30, R.G 13/02/2020 / 31028 ).
Burada; Milli Eğitim Bakanlığı'nın ...tarih ve E... sayılı Bakan Olur'u ile uygun görülen ve...... tarih ve E... sayılı işlemiyle valilikler bünyesinde komisyonların kurularak anılan komisyonlarca yapılacak bireysel değerlendirme neticesinde; ilgililer yönünden irtibat iltisak tespitlerinin bireyselleştirilmesinin amaçlandığı dikkate alındığında; komisyona yapılan başvurunun komisyonca esastan reddi veya zımnen reddi işlemlerinin, hukuken kişinin terör örgütleri ile irtibatlı/iltisaklı olduğu yolundaki değerlendirmeye dayandığı açıktır.
Bu itibarla; uyuşmazlığın esasını, davacının, terör örgütü olduğuna ve milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğuna Milli Güvenlik Kurulu tarafından karar verilen ve silahlı terör örgütü olduğu Yargıtayın yerleşik içtihadıyla da kabul edilen FETÖ/PDY ile davacının iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığının tespiti oluşturmaktadır.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden; davacının lisans eğitimini aldığı dönemde iki yıl örgüte müzahir evde kaldığının (2013-2014) G.G.; B.D.; B.A.'nın ifadeleri ile davacının beyanı ile sabit olduğu görülmektedir.
Dolayısıyla; -yukarıda yer alan- davacı hakkındaki tespitin, FETÖ/PDY terör örgütünün yapısı ve örgüt faaliyetleri içerisindeki yeri ile örgütsel mahiyetinin değerlendirilmesi suretiyle bu tespitin davacı açısından terör örgütü ile irtibat ve iltisak bağının varlığını ortaya koyacak hukuki nitelemesinin yapılması gerekmektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 13/03/2024 tarih ve E:2023/3.MD-407; K:2024/115 sayılı kararında; sohbet toplantılarının, çeşitli alt başlıklar altında sınıflandırılmasının mümkün olduğu, ortaokul döneminde irtibata geçilen çocuk yaştaki kişilerin katıldığı sohbet toplantılarının keyfiyet odaklı olduğu, bu toplantı türünde, evlere gelenlere yoğun ideolojik eğitim programının uygulandığı, bunun haricinde sivil/bölge yapılanmalarında ve mahrem yapılanmalarda gerçekleştirilen toplantıların ise iki genel kısımdan oluştuğu, birincisinin keyfiyet denilen örgütsel bağ oluşumunu sağlayan, destekleyen ve geliştiren kısmı, ikincisi ise örgüt idaresi ve stratejileri ile alakalı iş/meslek konularının görüşülmesi kısmı olduğu ifade edilmiştir.
Yine anılan karada; çocuk yaşta örgüte kazandırılan öğrencilerin, talebe evlerinden alınarak mahrem yapı dışındaki kişilerin bilmediği ve sadece mahrem hizmetlerde kullanılan özel evlere yerleştirildikleri, örgüt mensupları, ortaokul ve lise dönemlerinden itibaren düzenli olarak örgüt liderinin ses veya görüntü kaydı hâline getirilmiş vaazlarını, kitaplarını sohbet toplantılarında dinlediği, izlediği ve okuduğu, bu faaliyetlerin rastgele olmadığı, belli bir plan ve sistem dahilinde zamana yayılarak ışık evlerine gelmesi sağlanan herkese uygulandığı, bu toplantıların belli bir takvime göre, önceden belirlenmiş hedeflere ulaşılacak şekilde ayarlandığı belirtilmiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin 20/06/2017 tarih ve 2016/22169 Başvuru Numaralı Aydın Yavuz ve Diğerleri kararında; FETÖ/PDY'nin, başlangıçta özellikle din ve eğitim alanında faaliyet göstererek toplumda meşruiyet kazanmaya çalıştığı, bünyesinde bulunan ışık (talebe) evleri, okullar, yurtlar ve dershaneler aracılığıyla ulaştığı gençleri amaçları doğrultusunda yetiştirdiği ve bu kişilerin yapılanmanın insan kaynağını oluşturduğu ifade edilmiştir.
Görüldüğü üzere; örgütün, eleman temininde kullandığı asli kaynağı olan cemaat evi (ışık evi); örgütün, asıl amacını gizlediği bekleme ve saklanma döneminde öğrencilerin barınma ihtiyacının karşılanmasına yönelik masum bir uygulamaymış gibi algı oluşturmaya ve toplum nezdinde meşruiyet kazanmaya çalışırken, gerçekte; terör örgütüne yeni eleman kazandırma ve halihazırda bu yapıya sempati besleyen kişilerin bağlılıklarını artırma ve buraya -farklı amaçlarla dahi olsa- gelen her kişiyi, örgüt yönetimi tarafından geliştirilen çeşitli yöntemlerle, mutlak tabiyetle hareket edecek kişilere dönüştürme, örgüte dahil etme ve kullanma amacına hizmet etmektedir.
Dosyada yer alan bilgi belgenin bir bütün olarak incelenmesi neticesinde, davacının, Milli Güvenlik Kurulu tarafından karar verilen ve silahlı terör örgütü olduğu Yargıtayın yerleşik içtihadıyla da kabul edilen FETÖ/PDY ile davacının iltisak veya irtibatının bulunduğunun kabulü ile davanın reddine ilişkin Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf kanun yolu başvurusun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılarak dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Nitekim; davacının terör örgütü üyeliği suçlamasıyla yargılandığı davada;... Ağır Ceza Mahkemesi'nin... tarih ve E......K:... sayılı kararında yer alan; "sanığın eylemlerinin iltisak ve sempati boyutunu aşmadığına" ilişkin değerlendirme, davacının FETÖ/PYD terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğu yolunda oluşan kanaati desteklemektedir.


10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim