Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/4757
2025/7085
23 Eylül 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/4757
Karar No : 2025/7085
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALILAR) : 1- ... Kurulu Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
2-...Üniversitesi
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) :...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:...sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi... Meslek Yüksekokulunda öğretim görevlisi olarak görev yapan davacının, hakkında yürütülen soruşturma neticesinde "Amire, iş arkadaşlarına, personeline, hizmetten yararlananlara veya öğrencilerine fiili saldırıda veya cinsel tacizde bulunmak" ve "Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiilini işlediğinden bahisle 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53/b-(6-b) ve (6-c) maddeleri uyarınca "Kamu Görevinden Çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Yükseköğretim Kurulu Yüksek Disiplin Kurulunun ...tarih ve ... sayılı kararının iptaline ile işlem nedeniyle yoksun kalınan maddi ve özlük haklarının meslekten çıkarılma tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler, soruşturma raporu kapsamında alınan ifadeler ile toplanan delillerin bir bütün halinde değerlendirilmesinden, davacının, mesleki ilişkinin ötesinde bazı öğrencileri (T.D.,Y.S.) ile rızaya dayalı ilişki yaşadığı, İ.D, A.A ve E.İ isimli öğrencilerine ise tacizde bulunduğu ve bu durumun, soruşturma kapsamında alınan ifadelerle birlikte davacının mesai arkadaşları olan diğer öğretim üyelerinin de yer aldığı tanık ifadelerinde de ifade edildiği; davacının, üniversiteside öğrencileri ile hoca-öğrenci ilişkisine yakışmayacak tarzda ilişki kurduğunun anlaşıldığı, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53-b/6b-6c maddeleri, öğretim elemanlarının verdiği eğitim-öğretim hizmetinin inanılır, güvenilir, itibarlı kişiler eliyle yürütülmesini amaçlandığı, öğretim elemanı sıfatı taşıyan ve eğitim-öğretim hizmetinin personel unsurunu oluşturan kişilere toplumun güven duyması, bireylerin idareye olan güven ve inancını da sağlayacağı, eğitim-öğretim hizmetinin gerekli saygınlığı yitirmiş kişiler eliyle yürütülmesi, bireylerin idareye olan güven duygularının sarsılmasına, kişi-idare ilişkilerinde arzu edilmeyen olumsuz bazı gelişmelere neden olabileceği, buradan hareketle; insanların ruh ve karakterini şekillendirmede etkin rol oynayan, iyi ahlaklı ve kişilik olarak sağlam bir yapıya sahip olması gereken öğretici sıfatını taşıyan kişilerin, kendi öğrencisiyle, öğrenci-öğretmen ilişkisinin çok ötesine geçerek gayri meşru ilişki yaşamak, öğrencileri ile hoca-öğrenci ilişkisine yakışmayacak tarzda ilişki kurmak, kız öğrencileri cinsel yönden elde etmek için çaba sarfetme şeklinde tezahür eden fiil ve davranışları, toplum içerisinde bulunan hiç bir ferdin yapabileceği bir davranış olarak kabul edilemeyeceği, zira ebeveynlerin en değerli varlıkları olan çocuklarını kendisine emanet ettikleri ve ondan bir ebeveyn şefkati ve rehberliği beklediği öğretim üyesinin, kendisine emanet edilen öğrencilerine karşı bu tarz davranışlarda bulunmasının kabul edilir bir yanı olmadığı açık olduğu, bu durumda, davacıya isnat olunan cinsel taciz ve kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derece yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak fiil ve davranışlarının, dosya kapsamında toplanan delillerden ve aynı Üniversite'de bulunmak dışında herhangi bir bağlantısı olmayan öğrencilerin birbiriyle tutarlı ve aynı yönde beyanlarından sübuta erdiği hususunda tereddüt bulunmamakta olup, davacının kamu görevinden çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına yönelik olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı, öte yandan, davacı tarafından ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı ileri sürülmekte ise de, ifadesine başvurulan öğrencilerin üniversite'de öğrencilik yaptığı dönemler dikkate alındığında soruşturma kapsamında belirtilen olayların ve sunulan şikayet dilekçelerinin süre gelen etki çerçevesinde zamanaşımı süresi içerisinde meydana geldiği görüldüğünden anılan iddiaya itibar edilmediği, ayrıca, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı maddi ve özlük haklarının ödenmesi istemine gelince; davaya konu disiplin cezasının hukuka ve mevzuata uygun olarak tesis edildiği anlaşıldığından, anılan talebinin reddi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bakılmakta olan uyuşmazlıkta; davacının, 2547 sayılı Kanunun "Amire, iş arkadaşlarına, personeline, hizmetten yararlananlara veya öğrencilerine fiili saldırıda veya cinsel tacizde bulunmak." fiilini müeyyideye bağlayan 53/b-6-b maddesi ve "Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak." fiilini müeyyideye bağlayan 53/b-6-(c) maddesi uyarınca cezalandırıldığı görülmektedir. Ancak, davacının isnat konusu eyleminin 2547 sayılı Kanun'un 53/b-6 maddesinin (b) ve (c) alt bentlerinden hangisine girdiği konusunda idarece bir belirleme yapılarak işlem tesis edilmesi gerekmektedir. Zira yukarıda da belirtildiği üzere, her fiil kendi içerisinde ayrı ayrı değerlendirilerek disiplin suçunun gerçekleşip gerçekleşmediği, tipik olup olmadığı gibi yönlerden irdelenmeli olduğundan, yargısal denetimin yapılabilmesi için iddia edilen eylemlerin hangi maddenin hangi fıkrasına hangi bendine vb girdiği hususunda tereddüt olmaması gerektiği, bu itibarla, davacıya isnat edilen fiilden dolayı 2547 sayılı Kanunun 53/b-6 maddesinin birden fazla alt bendine dayalı olarak ceza verilmesinde hukuka uyarlık görülmediği, öte yandan, Anayasanın 125. maddesinde idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmış olup, yapılan yargılama ile hukuka aykırılığı saptanan işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı özlük ve parasal hakların davalı idarece davacıya verilmesi gerektiği de açık olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, dava konusu işlem sebebiyle davacının yoksun kaldığı özlük ve parasal hakların kamu görevinden çıkarılma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından, disiplin soruşturması dosyasından davacının fiillerinin sabit olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi tarafından, dava konusu işlemin mevzuat hükümlerine uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden, davacının, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi ... Meslek Yüksekokulunda öğretim görevlisi olarak görev yapmakta iken, aynı üniversitede öğrenim gören İ.D. isimli öğrencinin Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezine(CİMER) göndermiş olduğu şikayet dilekçesinde yer alan davacı tarafından kendisine ve bazı öğrencilere sarkıntılık, tehdit, cinsel taciz ve nüfuzunu kötüye kullanarak öğrenciler üzerinde baskı kurma iddialarında bulunulması üzerine, iddiaların gerçekliği ve durumun tespiti amacıyla Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Rektörlüğü tarafından soruşturma başlatıldığı, soruşturma kapsamında düzenlenen 15/08/2019 tarihli raporda özetle; davacının İ.D isimli öğrenciye sarf ettiği "seninle tatile gidelim, kolyen mi çalınmış, sana kolye alayım, güzel kızsın dikkat çekiyorsun" sözleri ve kendisine sürekli canım diye hitap etmesinin Türk Ceza Kanunun 105.maddesi kapsamında suç olarak öngörülen "bir kimseyi cinsel amaçlı taciz etme" fiili ile örtüştüğü, İ.D ile davacı arasında bir husumetin bulunmayışının bu kanaati güçlendirdiği, B.P isimli öğrencinin ifadelerinde yer alan "Staj gördüğüm yaz tatili sürecinde Erzincan merkezde 4 bayan arkadaşımızla birlikte bir ev tutmuştuk. Ramazan ayında olduğumuz bir günde gece yarısı saat 02:30 civarı (davacı)... -size pide aldım. Adresinizi verin ekmek getireyim- gibi taciz edici rahatsızlık veren beyanlarda bulundu. Ben her gece bu mesajlara maruz kaldım. Bıkmadan usanmadan her gün aynı mesajları atmaya devam etti. Aynı şekildeki mesajları Z.O adlı öğrenci arkadaşıma da biz tatildeyken atmış. Z.O'dan ev haliyle fotoğraf atmasını istemiş. Okula döndüğümüzde bu mesajları ağlayarak okuttu bana. Derslerden geçememe korkusuyla bu durumu kimseye anlatamadık." beyanları davacı ile B.P 'nin aralarında husumet bulunmayışı ve diğer tanık ifadeleriyle örtüştüğünden cinsel taciz suçunun işlendiğine kanaat getirildiği, tüm bu veriler ışığında davacının İ.D'yi taciz ve tehtit ettiği, B.P'ye taciz içerikli mesajlar attığı, Z.O dan ev hali kıyafetli fotoğraf istediği, A.A'ya ders esnalarında sözlü iltifat ve tacizde bulunduğu, bu kimselerin davacıyla bir husumetlerinin olmaması sebebiyle iddiaların doğru olduğuna kanaat getirildiği, tanıklardan alınan ifadelerin bırakmış olduğu izlenimin davacının öğrencisi T.D. ile rızaya dayalı bir ilişki yaşamış olduğu ve bu ilişkyi T.D.'ye kiralamış olduğu Kavakyolu TOKİ'deki evde kendisiyle buluşmalar yaparak sürdürdüğü kanaatine varıldığı, ancak bu birlikteliğin rızaya dayalı olması ve tarafların reşit olması sebebiyle bu durumda suç teşkil eden bir fiilin olmadığı, T.D.'nin mezun olmasından sonra davacının Y.S. isimli öğrencisiyle rızaya dayalı nitelikli ilişki yaşadığı kanaatine tutarlı tanık beyanlarıyla varıldığı, E.İ. isimli öğrenciyi sözlü taciz ettiği, derslerde ısrarlı bakışlarla taciz ettiği, dersten bırakma ile tehdit ettiği, derste soru çözme esnasında eline dokunma suretiyle cinsel saldırıda bulunduğu, kendisine hediyeler almayı teklif ettiği, T.D.'nin E.İ.'yi davacıdan uzak durması için uyardığının tutarlı tanık beyanlarıyla doğru olduğu kanaatine varıldığı, davacının ÖSYM'den gelen öğrencilerin kişisel ve özel bilgilerini içeren öğrenci albümlerini alarak bunları öğrencilere karşı kullanarak onlar üzerinde nüfuz kullandığının tanık beyanlarından hasıl olduğu fiillerinin 2547 sayılı Kanun'un 53.maddesinin 6-c bendinde belirtilen "Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" eylemine girdiğinden bahisle davacının "Kamu görevinden çıkarma" disiplin cezasıyla cezalandırılmasının teklif edildiği ve gereğinin yapılması amacıyla Rektörlük Makamına sunulduğu, Rektörlük makamınca davacının mezkur Kanun'un 6-b bendinde yer alan "Amire, iş arkadaşlarına, personeline, hizmetten yararlananlara veya öğrencilerine fiili saldırıda ya da cinsel tacizde bulunmak" ve 6-c bendinde belirtilen "Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiillerini işlediğinden bahisle "Kamu görevinden çıkarma" disiplin cezasıyla cezalandırılmasına yönelik görüş ve istek bildirilerek dosyanın Yükseköğretim Kurumu Başkanlığına gönderildiği, bu teklifin Yükseköğretim Kurumu Yüksek Disiplin Kurulunca kabul edilerek ... tarih ve ... sayılı kararı ile davacının "Kamu Görevinden Çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu'nun 53. maddesinin (b) fıkrasının (6) numaralı bendinde; "Kamu görevinden çıkarma: Kamu kurum ve kuruluşları ile vakıf yükseköğretim kurumlarında öğretim elemanı ve memur olarak bir daha atanmamak üzere kamu görevinden çıkarmadır. 657 sayılı Kanundaki fiillere ilave olarak bu Kanun kapsamındaki kamu görevlileri için kamu görevinden çıkarma cezasını gerektiren fiiller şunlardır: a) Terör niteliğinde eylemlerde bulunmak veya bu eylemleri desteklemek. b) Amire, iş arkadaşlarına, personeline, hizmetten yararlananlara veya öğrencilerine fiili saldırıda veya cinsel tacizde bulunmak. c) Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak. d) Uyuşturucu veya uyuşturucu olarak kabul edilen diğer uyarıcı maddeleri kullanmak, bulundurmak, başkalarına vermek, kullanılmasını özendirmek, satmak, imal etmek. e) Hukuka aykırı olarak kurumun verilerini elde etmek, kaydetmek, kullanmak, depolamak, dağıtmak, değiştirmek veya yok etmek. f) Kurumun bilişim sistemlerinin işleyişini kasten engellemek veya bozmak" düzenlemesi bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kişilerin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu hizmetinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.
Uyuşmazlıkta, dava dosyası ve bilgi ve belgeler incelendiğinde dava konusu işlemde belirtilen kanun maddesinin bentlerindeki davacının fiilerine uygun tesis edilen cezaların aynı ceza olan "Kamu görevinden çıkarma" cezası olduğu, önerilen ve tesis edilen cezanın sonucunun (mahiyetinin) aynı olduğu dava konusu işlemde ise davacının eylemlerinin neler olduğunun ayrı ayrı belirtildiği ve davacıya gönderilen savunma istem yazısında da davacının ceza teklif edilen fiilerinin neler olduğunun ve hangi madde uyarınca cezalandırılmasının teklif edildiğinin açıkça belirtildiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, uyuşmazlığın niteliği dikkate alındığında işin esasına geçilerek bir değerlendirme yapılması ve bir karar verilmesi gerektiğinden, temyiz isteminin kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin kabulüne, dava konusu işlemin iptaline, dava konusu işlem sebebiyle davacının yoksun kaldığı özlük ve parasal hakların kamu görevinden çıkarılma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Temyiz isteminin kabulüne,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:...sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4\. Kesin olarak 23/09/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.