Danıştay danistay 2024/3395 E. 2025/6950 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/3395
2025/6950
17 Eylül 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/3395
Karar No : 2025/6950
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR: 1- (DAVACILAR) Kendi Adlarına Asaleten ..., ... ve ... Adına velayeten ..., ...2- ...3- ...
VEKİLİ : Av....
2- (DAVALILAR)1- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
2- ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...
3- ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:......, K:... sayılı kararının karşılıklı olarak temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından; Van ili, Tuşba ilçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, ... adresinde ailesiyle ikamet eden yakınları ...’nun 16/05/2021 tarihinde evinin yakınında bulunan arazide hayvan saldırısı sonucu hayatını kaybetmesi olayında davalı idarelerin sorumluluğu olduğundan bahisle, baba ... için 1.000,00-TL (miktar artırım dilekçesi ile 294.931,49-TL olarak artırılmıştır) maddi ve 200.000,00-TL manevi, anne ... için 1.000,00-TL maddi (miktar artırım dilekçesi ile 378.699,10-TL olarak artırılmıştır) ve 200.000,00-TL manevi, kardeşleri ..., ... ve ... için ayrı ayrı 1.000,00-TL maddi ve 100.000,00-TL manevi, dede ... ve babaanne ... için ayrı ayrı 1.000,00-TL maddi ve 100.000,00-TL manevi olmak üzere toplamda 7.000,00-TL maddi (arttırılan kısım dahil toplam 678.630,59-TL) ve 900.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmekte olan E:... sayılı soruşturma dosyası kapsamında yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunun davalı idarelerin kusur oranlarının belirlenmesi noktasında hükme esas alındığı, bahse konu raporda; olayın gerçekleştiği yerin incelenmesinde, yavrulu ve küpesiz köpeklerin bulunması ve ayrıca hayvan kesimlerinden arta kalan kesimhane artıklarının gelişi güzel çevreye bırakılması ile oluşan düzensiz ve kontrolsüz beslenme odak alanları oluştuğundan Van Büyükşehir Belediyesi, Tuşba Belediyesi ve mezbahayı işleten şirketin ilgili kanun ve yönetmeliklere aykırı davrandığı; tesisin çevresel yükümlülükleri ve işleyişinden sorumlu Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün de ihmalinin bulunduğu, tesise uygulamada yeterli düzeyde denetim yapılmadığından, işletmede kanun ve yönetmeliklere aykırı hareket edildiği, belediyelerin sokak hayvanlarının saldırı ihtimaline ilişkin ikamet adresi ve mezbaha yolu boyunca güvenlik önlemi (Güvenlik çiti çekilmesi, köpeklerin kısırlaştırılmaması ve işaretlemenin yapılmaması) almadığının gözlemlendiğinin belirtildiği; Mahkemece, davalı idarelerin dava konusu olayda tespit edilen eksiklikleri ve ilgili Kanunlarında yüklenen görev ve sorumlulukları dikkate alındığında; Tuşba Belediye Başkanlığı'nın %25, Van Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın %25 ve Van Valiliği'nin %25 oranında kusurlu olduğunun takdir edilmesi nedeniyle bahse konu yaşanan olayda davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunduğu ve oluşan zararın kusur oranları nispetinde hizmet kusuru ilkesi gereğince karşılanması gerektiği sonucuna varıldığı; öte yandan; dava dosyasında yer alan tutanaklar, ifadeler ve diğer bilgi ve belgelere göre, davacıların yakını ...'nun, olay tarihinde yaklaşık 7 yaşında olduğu hususu da dikkate alındığında, gözetim ve denetim sorumluluğunu yerine getirmeyen davacı anne-babanın da %25 oranında müterafik kusuru bulunduğu; 23/09/2022 tarihinde Mahkeme kaydına giren Aktüerya Bilirkişi Raporunda özetle; anne ... için 378.699,10-TL ve baba ... için 294.931,49-TL olmak üzere toplamda 673.630,59-TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığı gerekçesiyle, %25 müterafik kusur oranına göre belirlenen 284.024,32-TL maddi tazminatın 94.674,78-TL'sinin davalı Van Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, 94.674,78-TL'sinin davalı Tuşba Belediye Başkanlığı tarafından ve 94.674,78-TL’sinin davalı Van Valiliği tarafından davacı anne ...'ya, 221.198,60-TL maddi tazminatın 73.732,87-TL’sinin davalı Van Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, 73.732,87-TL’sinin davalı Tuşba Belediye Başkanlığı tarafından ve 73.732,87-TL’sinin davalı Van Valiliği tarafından davacı baba ...'ya ödenmesine, söz konusu davacıların bu miktarları aşan maddi tazminat talepleri ile diğer davacılar ..., ..., ..., ... ve ... tarafından talep edilen destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin istemin ise tamamen reddine, davacıların yakınları ...'nun vefat etmesinden duydukları elem ve ızdırap nedeniyle anne ... için 75.000,00-TL, baba ... için 75.000,00-TL, kardeş ... için 50.000,00-TL, kardeş ... için 50.000,00-TL, kardeş ... için 50.000,00-TL, dede ... için 50.000,00-TL ve babaanne ... için 50.000,00-TL olmak üzere toplamda 400.000,00-TL manevi tazminatın, davalı idareler tarafından kusurları oranında (Van Büyükşehir Belediye Başkanlığı %25, Tuşba Belediye Başkanlığı %25 ve Van Valiliği %25 oranındaki kusurları gözetildiğinde hükmedilen manevi tazminatın her bir davalı tarafından 1/3'ü ödenecek şekilde) davacılara ödenmesine, bu miktarları aşan manevi tazminat taleplerinin reddine; dava dilekçesinde faiz talebinde bulunulmadığı halde miktar artırım dilekçesinde talep edilen miktarlar yönünden faiz talebinde bulunulduğu, 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinde bir kereye mahsus davada talep edilen miktarın artırımına olanak sağlandığı halde, faiz istenilmesi gibi ek taleplere imkan tanınmadığı, dava dilekçesinde talep edilmeyen faiz isteminin miktar artırım dilekçesiyle istenilmesinin, iddia ve talebin genişletilmesi yasağı nedeniyle mümkün olmadığı değerlendirildiğinden, davacıların faiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinafa konu kararın; faize hükmedilmemesine ilişkin kısmı yönünden davacının istinaf istemi incelendiğinde; faizin, asıl alacağa bağlı feri nitelikte bir alacak olduğu, idarenin söz konusu alacağa bağlı olarak ödeyeceği faizin başlangıç tarihinin, idarenin bu hususta temerrüde düşürüldüğü tarih olduğuna kuşku bulunmadığı, ayrıca, faizin, kişilerin hak etmiş oldukları alacakları zamanında alamamaları nedeniyle söz konusu paradan mahrum kaldığı süreye ve belli bir orana bağlı olarak hesaplanan bir karşılığı ifade ettiği, 2577 sayılı Kanun'un 16'ncı maddesi ve bu açıklama dikkate alındığında, faizin asıl alacağa bağlı fer'i nitelikte olması nedeniyle davacının miktar artırım dilekçesi ile faiz talebinde bulunmasının hukuken mümkün olduğu ve bu durumun davanın genişletilmesi kapsamında olmadığı; bu durumda, hükmedilen 505.222,92.-TL maddi tazminatın davalı idarelere başvuru tarihi olan 05/07/2021 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken yasal faize hükmedilmemesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, davacıların kararın maddi tazminata faiz yürütülmesine ilişkin kısmı yönünden istinaf isteminin kabulüne, kararın, 505.222,92-TL maddi tazminata faiz yürütülmemesine ilişkin kısmının kaldırılmasına, davacılar lehine hükmedilen 505.222,92-TL maddi tazminata davalı idarelere başvuruda bulunulduğu 05/07/2021 tarihinden itibaren faiz işletilmesine; davalı idarelerin ve davacıların kararın esasına yönelik istinaf istemlerinin ise reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, olayda kusur değerlendirmesinin hakkaniyet ve hukuka aykırı yapıldığı, kendilerine atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığı, gerek paranın alım gücünün azalması gerekse de olayın vehameti açısından dava dilekçesinde talep edilen miktarlar üzerinden manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği; diğer yandan, sadece maddi tazminat yönünden faiz talebinin kabulünün hukuka aykırı olduğu, manevi tazminata ilişkin taleplere de faiz işletilmesi gerektiği; davalı Van Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, hayvanların toplatılması görevinin ilçe belediyesine ait olduğu, olayda ilçe belediyesinin üstüne düşen görevi yerine getirmediği, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğu; davalı Van Valiliği tarafından, usul yönünden davanın süresinde açılmadığı; esas yönünden, kusurlarının bulunmadığı, kabul edilen manevi tazminatın yüksek olduğu, davalı Tuşba Belediye Başkanlığı tarafından, usul yönünden, belediyeye ön başvuruda bulunulmadan dava açıldığı ve açılan davanın süresinde olmadığı; esas yönünden, bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle kusurun ve oranların tespit edilmesi gerektiği, hayvan bakımevi yapma sorumluluğunun büyükşehir belediyesine ait olduğu, çevre koruma birimi tarafından tüm işlem ve eylemlerin yerine getirildiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Van ili, Tuşba ilçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, ... adresinde ailesiyle ikamet eden davacılar yakını ...’nun 16/05/2021 tarihinde evinin yakınında bulunan arazide hayvan saldırısı sonucu hayatını kaybetmesi üzerine meydana geldiği ileri sürülen maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle temyizen bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 125. maddesinde; idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir.
3046 sayılı Bakanlıkların Kuruluş ve Görev Esasları Hakkında 174 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 13/12/1983 Gün ve 174 Sayılı Bakanlıkların Kuruluş ve Görev Esasları Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Kaldırılması ve Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında 202 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun'un 02/07/2018 tarih ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 41. maddesiyle ilga edilen 8. maddesinde;
"Bakanlığın kuruluş amaçlarını gerçekleştirmek ve yürütmekte oldukları hizmetleri vatandaşlara sunmakla görevli bakanlık taşra teşkilatı, ihtiyaca göre aşağıdaki kuruluşların tamamından veya birkaçından meydana gelecek şekilde düzenlenir.
a) İl valisine bağlı il kuruluşları,
b) Kaymakama bağlı ilçe kuruluşları,
c) Doğrudan merkeze bağlı taşra kuruluşları." hükmü bulunmaktadır.
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 14. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; çevre ve çevre sağlığı hizmetlerini yapmak veya yaptırmak belediyenin görev ve sorumlulukları arasında sayılmış, 15. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde ise, belde sakinlerinin mahalli müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla her türlü faaliyet ve girişimde bulunmak belediyenin yetki ve imtiyazları arasında yer almıştır.
Olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan haliyle; 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'nun "Sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların korunması" başlıklı 6. maddesinin dördüncü fıkrasında; "Sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların en hızlı şekilde yerel yönetimlerce kurulan veya izin verilen hayvan bakımevlerine götürülmesi zorunludur. Bu hayvanların öncelikle söz konusu merkezlerde oluşturulacak müşahede yerlerinde tutulması sağlanır. Müşahede yerlerinde kısırlaştırılan, aşılanan ve rehabilite edilen hayvanların kaydedildikten sonra öncelikle alındıkları ortama bırakılmaları esastır." hükmü, "Yerel hayvan koruma görevlilerinin sorumlulukları" başlıklı 18. maddesinin 2. fıkrasında ise; "Yerel hayvan koruma görevlileri; bölge ve mahallerindeki, öncelikle köpekler ve kediler olmak üzere, sahipsiz hayvanların bakımları, aşılarının yapılması, aşılı hayvanların markalanması ve kayıtlarının tutulmasının sağlanması, kısırlaştırılması, saldırgan olanların eğitilmesi ve sahiplendirilmelerinin yapılması için yerel yönetimler tarafından kurulan hayvan bakımevlerine gönderilmesi gibi yapılan tüm faaliyetleri yerel yönetimler ile eşgüdümlü olarak yaparlar." kuralı yer almaktadır.
Olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan 12/05/2006 tarihli ve 26166 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Hayvanların Korunmasına Dair Uygulama Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde "Bakanlık"ın Çevre ve Orman Bakanlığı'nı, (k) bendinde, "Genel Müdürlük"ün Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nü, (p) bendinde "İl müdürlüğü"nün İl çevre ve orman müdürlüğünü ifade ettiği belirtilmiş; "İl Müdürlüğünün Görev ve Sorumlulukları" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; "Yerel hayvan koruma görevlileri ve gönüllü kuruluşlar ile işbirliği yaparak sahipsiz hayvanların kontrolünü takip etmek", (g) bendinde; "Sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanlar ile ilgili olarak belediyelerce geçici bakımevlerinin oluşturulmasını sağlatmak", (ğ) bendinde; Bu Yönetmeliğin uygulanmasını sağlamak için gerekli denetimleri yapmak ve denetim sonucunda bu Yönetmelik hükümlerine aykırı davrananlara 5199 sayılı Kanunun ilgili maddesinde geçen hükümleri uygulamak" İl Çevre ve Orman Müdürlüğü'nün görev ve sorumlulukları arasında sayılmış; 6. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; hayvanların korunması, sorunların tespiti ve çözümlerini karara bağlamanın, her ilde valinin başkanı olduğu il hayvan koruma kurulunun görev ve sorumlulukları arasında olduğu kural altına alınmış, "Belediyelerin alacağı tedbirler" başlıklı 7. maddesinde ise, "sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların toplatılması, kısırlaştırılması, aşılanması, gerekli tıbbî bakımlarının yapılması ve işaretlenmesi, alındığı ortama geri bırakılması, sahiplendirilenlerinin kayıt altına alınması" belediyelerin görevleri arasında sayılmıştır.
Yukarıda yer verilen 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve bu Kanun'a dayanılarak hazırlanan Hayvanların Korunmasına Dair Uygulama Yönetmeliği'nin yürürlüğe konulduğu tarihlerde anılan mevzuatta görev ve sorumlulukları belirlenen merkezi idare ve taşra teşkilatı yapısının süreç içerisinde aşağıda belirtilen şekilde değiştirildiği görülmektedir:
5199 sayılı Kanun'un yürürlüğe konulduğu tarihte yürürlükte bulunan 4856 sayılı Çevre ve Orman Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 2. maddesinde; "Hayvanların korunmasına yönelik çalışmaları, ilgili bakanlık, kurum ve kuruluşların işbirliği ile yapmak, yaptırmak, bu konuda yürütülen faaliyetleri desteklemek, denetlemek ve denetlenmesini sağlamak." Çevre ve Orman Bakanlığının görevleri arasında sayılmış ve 8. maddesinde; "Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü", Çevre ve Orman Bakanlığı'nın ana hizmet birimleri arasında yer almıştır. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nün görevlerini kural altına alan 13. maddede de; hayvanların korunmasına yönelik çalışmaları, ilgili bakanlık, kurum ve kuruluşlar ile sivil toplum örgütleriyle işbirliği içinde yapmak, yaptırmak, bu konuda yürütülen faaliyetleri desteklemek, denetlemek ve denetlenmesini sağlamak görevi anılan hizmet birimine verilmiştir.
Çevre ve Orman Bakanlığı, 04/07/2011 tarih ve 27984 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve 645 sayılı Orman ve Su İşleri Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile yeniden teşkilatlandırılmış, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü hizmet birimi Orman ve Su İşleri Bakanlığı kapsamında tekrar kurulmuş ve bu Müdürlüğün görevleri böylece Orman ve Su İşleri Bakanlığı'na devredilmiştir. 645 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 30. maddesinin 1. fıkrasında; "Mevzuatta bu Kanun Hükmünde Kararname ile Orman ve Su İşleri Bakanlığına devredilen birimlerle ilgili görevler nedeniyle Çevre ve Orman Bakanlığına yapılmış olan atıflar Orman ve Su İşleri Bakanlığına, Çevre ve Orman Bakanına yapılmış olan atıflar Orman ve Su İşleri Bakanına yapılmış sayılır." hükmüne yer verilmiş ve aynı Kanun Hükmünde Kararname'nin 20. ve 26. maddesinin verdiği yetki uyarınca Bakanlığın taşra teşkilatlanması bölge müdürlükleri, şube müdürlükleri ve şeflikler olarak kurulmuştur. (13/02/2018 tarihli ve 681 sayılı Bakanlık Makamını Oluru ile yürürlüğe giren "Orman ve Su İşleri Bakanlığı Taşra Teşkilatının Kuruluşu ve Görevleri İle Çalışma Usûl ve Esasları Hakkında Yönetmelik")
Bununla beraber, 02/07/2018 tarih ve 703 sayılı Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 28. maddesi ile 645 sayılı Orman ve Su İşleri Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname yürürlükten kaldırılmış, 216. maddesinde; "Kanun ve kanun hükmünde kararnamelerle bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarına yapılan atıflar Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde bunlara karşılık olarak belirtilen ve düzenlenen bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarına yapılmış sayılır." hükmü yer almıştır.
Nitekim 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 412. maddesi ile Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, hizmet birimi olarak yeniden kurulmuş, en son 28/12/2024 tarih ve 32766 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklikle 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'ne eklenen 57. Bölüm ile Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü kamu tüzel kişiliğini haiz, özel bütçeli, Tarım ve Orman Bakanlığa bağlı bir Müdürlük olmuştur. 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin Genel Müdürlüğün görev ve yetkilerini düzenleyen 792/Z maddesinde; 24/6/2004 tarihli ve 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ile verilen görevleri yürütmek yer almış, 792/ÇÇ maddesinde; Genel Müdürlüğün taşra teşkilatının bu Bölüme ekli (I) sayılı Cetvelde gösterilen bölge müdürlüklerinden oluşacağı, Bakanlıkça bölge müdürlüklerine bağlı şube müdürlükleri, doğa koruma ve milli parklar müdürlükleri, milli park müdürlükleri ve şeflikler kurulabileceği belirtilmiş, Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında; "b) Bakanlığın mülga Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ile mülga bölge müdürlüklerinin kullanımında olan her türlü taşınır, taşıt, araç, gereç, malzeme, demirbaş; bu birimlere ait yazılı ve elektronik ortamdaki her türlü kayıtlar, dokümanlar ile yazılım uygulamaları, veri tabanı ve hizmet sunucuları; bu birimlerin yürüttüğü hizmetlerden doğan borç ve alacaklar ile hak ve yükümlülükler Genel Müdürlüğe devredilmiş sayılır." hükmüne, 3. fıkrasında; "Genel Müdürlüğe verilen görevlerle ilgili olarak; mevzuatta Bakanlık, Bakanlık mülga Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ve Bakanlık mülga bölge müdürlükleri ile bunların yöneticilerine yapılan atıflar, ilgisine göre Genel Müdürlük ve Genel Müdürlüğün taşra teşkilatı ile bunların yöneticilerine yapılmış sayılır." hükmüne yer verilmiştir.
İdari teşkilatlanmada meydana gelen değişiklikler böyle iken, 5199 sayılı Kanun'da ise 14/07/2021 tarih ve 31541 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7332 sayılı Kanun ile "Tanımlar" başlıklı 3. maddede yer alan "Bakanlık" ibaresi Çevre ve Orman Bakanlığı'ndan Tarım ve Orman Bakanlığı'na, "İl hayvanları koruma kurulu" başlıklı 15. maddede yer alan "İl çevre ve orman müdürü" ibaresi "Doğa koruma ve milli parklar il şube müdürü"ne, "İl tarım müdürü" ibaresi "Tarım ve orman il müdürü"ne olacak şekilde değiştirilmiş, il hayvanları koruma kurulu sekretaryasını yapmak görevi doğa koruma ve milli parklar il şube müdürlüğüne verilmiştir.
Böylece, idari teşkilatlanmadaki bazı değişikliklerin 5199 sayılı Kanun'a 14/07/2021 tarihinde yürürlüğe giren Kanun ile işlendiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan; 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinde, idari dava türleri; iptal, tam yargı ve kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olarak sayılmış; 14. maddesinde, dava dilekçelerinin ilk inceleme sırasında "idari merci tecavüzü" ve "husumet" yönlerinden de inceleneceği ve bu hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı; 15. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde ise, davanın yanlış hasım gösterilerek açılması halinde dava dilekçesinin mahkemece tespit edilecek gerçek hasma tebliğine karar verileceği kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Kamu idareleri yapmakla yükümlü bulundukları hizmetleri gereği gibi ifa etmekle beraber bu hizmetin işleyişini sürekli olarak kontrol etmek ve hizmetin yürütülmesi sırasında gerekli önlemleri almakla da yükümlüdür. İdarece bu yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suretiyle hizmetin kötü veya geç işlemesi ya da gereği gibi işlememesi sonucunda bir zarara sebebiyet verilmiş olmasının, idareye hizmet kusuru nedeniyle meydana gelen maddi veya manevi zararları tazmin sorumluluğu yükleyeceği idare hukukunun yerleşmiş ilkelerindendir.
Olayda; ilgili mevzuat gereği sahipsiz hayvanların bakım ve gözetimi, saldırgan olanlarının eğitilmesi ve sahiplendirilmeleri, hayvan bakımevlerinin kurulması, sahipsiz hayvanların kontrolünü takip etmek, sahipsiz hayvanlarla ilgili sorunların tespiti ve bu sorunların çözümlerini karara bağlama konusunda davalı idarelerin sorumluluğunun bulunduğu açıktır.
Bununla birlikte, önceden Çevre ve Orman Bakanlığı'nın valiliklere bağlı il çevre ve orman müdürlükleri tarafından yerine getirilen görevler, Bakanlık örgütlenmesinde gerçekleşen değişiklikler sonucunda önce bölge ve şube müdürlükleri taşra teşkilatlanmasına sahip Orman ve Su İşleri Bakanlığı, sonra Tarım ve Orman Bakanlığı en son olarak da ayrı kamu tüzel kişiliğini haiz Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'ne devredilmiştir. Diğer bir anlatımla, hayvanları koruma mevzuatı kapsamında il valiliğine bağlı görev yapan il çevre ve orman müdürlükleri mevzuat değişiklikleriyle kaldırılmış, yerine, belirlenen bölgelere göre oluşturulan merkeze bağlı bölge müdürlükleri, illerde ise bölge müdürlüklerine bağlı olarak şube müdürleri hizmet vermeye başlamış olup, olay tarihinde de belirtilen şekilde bir teşkilat yapısının var olduğu görülmektedir. Ancak, temyiz incelemesinin yapıldığı tarih itibarıyla, 5199 sayılı Kanun kapsamında yerine getirilecek görevlerin ayrı tüzel kişiliğini haiz ve bütçesi bulunan Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'ne devredilmesi nedeniyle, bu görevlere bağlı olarak doğacak mali (hukuki) sorumluluğun da kamu hizmetlerinin devamlılığı ilkesi gereğince söz konusu Genel Müdürlüğe karşı ileri sürülmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, diğer davalı idareler yanında, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü de hasım mevkiine alındıktan sonra dosya tekemmül ettirilip bir karar verilmesi gerektiğinden temyize konu kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Temyize konu kararın hükmedilen tazminata işletilen yasal faize ilişkin kısmının incelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tebligat ve cevap verme" başlıklı 16. maddesinde, "(1) Dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunma davacıya tebliğ olunur. (2) Davacının ikinci dilekçesi davalıya, davalının vereceği ikinci savunma da davacıya tebliğ edilir. Buna karşı davacı cevap veremez. Ancak, davalının ikinci savunmasında, davacının cevaplandırmasını gerektiren hususlar bulunduğu, davanın görülmesi sırasında anlaşılırsa, davacıya cevap vermesi için bir süre verilir. (3) Taraflar, yapılacak tebliğlere karşı, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde cevap verebilirler. Bu süre, ancak haklı sebeplerin bulunması halinde, taraflardan birinin isteği üzerine görevli mahkeme kararı ile otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir. Sürenin geçmesinden sonra yapılan uzatma talepleri kabul edilmez. (4) Taraflar, sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemezler. (Ek cümle: 11/4/2013-6459/4 md.) Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir." hükümlerine yer verilmiştir.
Yukarıda açık metinlerine yer verilen 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasının 1. cümlesindeki hüküm, yerleşik idari yargı kararlarında iddianın ve savunmanın genişletilmesi/değiştirilmesi yasağının dayanağı olarak kabul edilmektedir.
Bu hususun tek istisnası ise; tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı Kanunun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanunun 4. maddesi ile eklenen; ''Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.'' hükmüdür.
6459 sayılı Kanun'un 4. maddesinin gerekçesinde, "AİHM, devletin sorumluluğuna ilişkin tazminat davalarında, davacıların yargılamanın yavaş işlemesinden doğan zararlarını ortadan kaldıracak yeterli bir çözüm bulunmadığı yönünde ülkemiz aleyhinde ihlal kararları vermektedir. Düzenlemeyle, idarî yargıda açılan tam yargı davalarında talep edilen tazminatın daha yüksek olduğunun dava devam ederken anlaşılması durumunda, davacıya talep edilen miktarı arttırma hakkı verilmemesinin adil yargılama hakkının ihlali olarak kabul edilmesi sebebiyle, nihai karar verilinceye kadar ıslah suretiyle talep edilen tazminat miktarını arttırma hakkı tanınmaktadır." ifadesine yer verilmiştir.
Anılan düzenleme ile birlikte, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar bir defaya mahsus artırılmasına olanak tanınmış, miktar artırım yolu ile faiz talep edilebilmesine yönelik bir düzenleme öngörülmemiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davacıların 22/09/2021 tarihinde sunduğu dava dilekçesinde uğranıldığı ileri sürülen maddi zararlarına karşılık 7.000,00-TL maddi tazminat ödenmesine hükmedilmesinin talep edildiği, faiz talep edilmediği; 26/09/2022 tarihinde kayda giren miktar artırım dilekçesi ile maddi tazminat miktarı 678.630.59-TL'ye artırılırken talep edilen maddi ve manevi tazminat istemi için olay tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesinin de istenildiği, Mahkemece hükmedilen 505.222,92-TL maddi ve 400.000,00-TL manevi tazminata, dava dilekçesinde talep edilmeyen faiz isteminin miktar artırım dilekçesiyle istenilmesinin, iddia ve talebin genişletilmesi yasağı nedeniyle mümkün olmadığı gerekçesiyle faiz işletilmediği, Bölge İdare Mahkemesince yapılan değerlendirmede ise, faizin asıl alacağa bağlı fer'i nitelikte olması nedeniyle davacının miktar artırım dilekçesi ile faiz talebinde bulunmasının hukuken mümkün olduğu ve bu durumun davanın genişletilmesi kapsamında olmadığı belirtilerek hükmedilen 505.222,92-TL maddi tazminata başvuru tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verildiği görülmektedir.
Davacıların, dava açma süresi de geçtikten sonra miktar artırım dilekçesinde gündeme getirdiği yasal faiz talebi, "taleple bağlılık" kuralının istisnası olan miktar artırımı kapsamında olmayıp, "davanın genişletilmesi" kapsamında olduğundan hükmedilen maddi tazminata yasal faiz işletilmesine olanak bulunmadığından temyize konu kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz istemlerinin kabulüne,
2\. Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:... K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4\. Kesin olarak 17/09/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
(X)-Dava; davacılar tarafından; Van ili, Tuşba ilçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, ... adresinde ailesiyle ikamet eden yakınları ...’nun 16/05/2021 tarihinde evinin yakınında bulunan arazide hayvan saldırısı sonucu hayatını kaybetmesi olayında davalı idarelerin sorumluluğu olduğundan bahisle, baba ... için 1.000,00-TL (miktar artırım dilekçesi ile 294.931,49-TL olarak artırılmıştır) maddi ve 200.000,00-TL manevi, anne ... için 1.000,00-TL maddi (miktar artırım dilekçesi ile 378.699,10-TL olarak artırılmıştır) ve 200.000,00-TL manevi, kardeşleri ..., ... ve ... için ayrı ayrı 1.000,00-TL maddi ve 100.000,00-TL manevi, dede ... ve babaanne ... için ayrı ayrı 1.000,00-TL maddi ve 100.000,00-TL manevi olmak üzere toplamda 7.000,00-TL maddi (arttırılan kısım dahil toplam 678.630,59-TL) ve 900.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; davacıların 22/09/2021 tarihinde sunduğu dava dilekçesinde uğranıldığı ileri sürülen maddi zararlarına karşılık 7.000,00-TL maddi tazminat ödenmesine hükmedilmesinin talep edildiği, faiz talep edilmediği; 26/09/2022 tarihinde kayda giren miktar artırım dilekçesi ile maddi tazminat miktarı 678.630.59-TL'ye artırılırken talep edilen maddi ve manevi tazminat istemi için olay tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesinin de istenildiği, Mahkemece hükmedilen 505.222,92-TL maddi ve 400.000,00-TL manevi tazminata, dava dilekçesinde talep edilmeyen faiz isteminin miktar artırım dilekçesiyle istenilmesinin, iddia ve talebin genişletilmesi yasağı nedeniyle mümkün olmadığı gerekçesiyle faiz işletilmesi talebinin reddine karar verildiği, Bölge İdare Mahkemesince yapılan değerlendirmede ise, faizin asıl alacağa bağlı fer'i nitelikte olması nedeniyle davacının miktar artırım dilekçesi ile faiz talebinde bulunmasının hukuken mümkün olduğu ve bu durumun davanın genişletilmesi yasağı kapsamında olmadığı belirtilerek hükmedilen 505.222,92-TL maddi tazminata başvuru tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verildiği görülmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanunun 4. maddesi ile ''Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.'' hükmü eklenmiştir.
Konusu bir miktar paranın ödenmesinden ibaret olan borçlarda, borcun doğduğu veya muaccel olduğu tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar, kısa veya uzun bir süre geçmiş olabilir. İşte faiz, borçlunun böyle bir süreden faydalanması dolayısıyla alacaklıya, kanun veya sözleşme gereğince bir oran dahilinde olmak üzere ödenmesi gerekli olan para miktarıdır. Faiz borcu, hukuki mahiyeti itibarıyla fer'i bir borçtur. Çünkü, faiz borcunun doğumu ve hatta kural olarak varlığı, asıl borcun doğumu ve varlığına bağlıdır. Faiz, alacağın bir bölümü olmayıp, onun fer'i niteliğinde ve fakat ayrı bir alacaktır. Faiz asıl alacağa bağlı olmasına rağmen, asıl alacaktan ayrı olarak dava veya takip konusu edilebilir.
2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına eklenen hüküm ile tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amaçlanmıştır.
Söz konusu hükmün amaçsal yorumundan, taleple bağlılık kuralının istisnası olduğu anlaşılmakta olup, faizin asıl alacağa bağlı fer'i nitelikte olması nedeniyle davacının dava dilekçesinde talep etmemiş olmakla birlikte daha sonra miktar artırım dilekçesi ile birlikte yasal faiz talebinde bulunabileceği; öte yandan ayrı bir davaya konu edilebilecek fer'i bir alacağın, asıl alacak hakkında açılmış davada karara bağlanmasının usul ekonomisinin de bir gereği olduğu sonuç ve kanaatine varıldığından maddi tazminata yasal faiz işletilmesine yönelik temyize konu kararın bu kısmının onanması, davacıların manevi tazminat istemi yönünden de yasal faize hükmedilmesi gerektiğinden bu kısmın da bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına, hükmedilen maddi ve manevi tazminat yönünden talep edilen yasal faiz istemi bakımından katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.