Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/3108
2025/7669
15 Ekim 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/3108
Karar No : 2025/7669
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI): ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI YANINDA MÜDAHİL: ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:...sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul ili, Sultanbeyli ilçesi, ... Mahallesi, ... ada,... parsel sayılı ve 431,82 m² yüzölçümlü taşınmazın, 6292 sayılı Kanun kapsamında... isimli kişiye satışının yapılmasına dair Anadolu Yakası Milli Emlak Daire Başkanlığı işleminin iptal edilmesi istemli 04/10/2022 tarihli başvurunun zımnen reddine dair davalı idare işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; İstanbul ili, Sultanbeyli ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parselde bulunan taşınmazın tapu iptali ve tescili istemiyle ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasında açılan davada anılan Mahkemenin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile İstanbul ili, Sultanbeyli ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parselde bulunan ve ...adına kayıtlı olan taşınmazın tapu kaydının iptaline ve .../... payın davacı adına tesciline karar verildiği, kararın temyiz incelemesinde Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin...tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile usul yönünden bozulduğu, daha sonra davacı tarafından ilgili Mahkeme kararında belirtildiği şekilde taşınmazın 6292 sayılı Kanun kapsamında... isimli kişiye satışının yapılmasına dair Anadolu Yakası Milli Emlak Daire Başkanlığı işleminin geri alınarak iptal edilmesi istemiyle 04/10/2022 tarihinde başvuru yapıldığı, ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin E:... sayılı dosya kapsamında alınan 16/03/2015 tarihli bilirkişi raporunda özetle '' ..Davacı ...'nin dosyada mevcut 08.07.1989 tarihli satış senedi ve arka yüzündeki haritaya göre bu yeri 300.00 m² olarak ...'ndan satın aldığı görülmekte olup, Sultanbeyli Belediyesine Emlak vergisini ödemiştir. Sonraki yıllarda, kendi yerinin duvar çevirerek ağaçlar dikilmiş ve bahçe olarak kullanmıştır. Halende boş durumda olan ve krokide sarı ile boyalı olan bu kısmın içerisinde herhangi bir yapı bulunmamaktadır. Yine krokide görüleceği üzere Davalı ...'de içerisinde birisi tek katlı diğeri 4 katlı olan kendisine ait olan kısmı, aldığı 268.00 m²'ye istinaden kullanmıştır. Keza Davalı ... davacı ...'ye ait olduğu belirlenen ve ekteki krokide Sarı ile boyalı dava konusu kısmı satın aldığına dair herhangi bir satış senedinin bu dosyada mevcut olmadığı görülmekle.." denildiği; bu durumda; her iki tarafça da satış senetleri ibraz edilmiş ve ...'in satın almış olduğu 268 m² lik kısmı kullandığı ve taşınmazın diğer dava konusu olan miktarı ile ilgili olarak satın aldığına dair bir kanıt ileri süremediği, davacı tarafça ibraz edilen satış senedine göre dava konusu olan taşınmazın 300 m² olarak davacı tarafça satın alındığı ve buna dair emlak vergi beyanlarının da yatırıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu ... ada, ... parselde kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptali ile (219,14 m² ye tekabül eden) .../... payın davacı (...) adına tesciline karar verilmiş ancak bu karar temyiz aşamasında Yargıtay'ca usul yönünden bozulmuş ise de karara esas alınan bilirkişi raporunun hükme esas alınabileceği anlaşıldığından; bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, taşınmazın 219,14 m²'lik kısmının davacının kullanımında olduğu ve bu kısmın davacıya satılması gerektiği halde taşınmazın tamamının müdahil ...'e satıldığı, dolayısıyla davacı tarafından, Anadolu Yakası Milli Emlak Daire Başkanlığı işleminin geri alınarak iptal edilmesi istemiyle yapılan 04/10/2022 tarihli başvurunun zımnen reddine dair davalı idare işleminde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; dava konusu taşınmazın 6292 sayılı Kanun kapsamında ... isimli kişiye yapılan satış işleminden davacının en geç...Asliye Hukuk Mahkemesinde 04/04/2014 tarihinde açmış olduğu tapu iptal ve tescil davası ile haberdar olduğunun kabulü gerektiği göz önüne alındığında, dava konusu taşınmazın 6292 sayılı Kanun kapsamında yapılan satış işleminin iptali istemiyle 04/04/2014 tarihinden itibaren 60 gün içerisinde dava açılması ya da bu süre içerisinde 2577 sayılı Kanunun 11. maddesi uyarınca idareye başvurularak tesis olunacak işlemden sonra veya herhangi bir işlem tesis edilmezse 30 günlük zımni ret süresi geçtikten sonra kalan dava açma süresi içerisinde işbu davanın açılması gerekirken, bu tarihten çok zaman sonra dava açma süresini canlandırmayan 04/10/2022 tarihli başvurunun reddi üzerine 08/12/2022 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine hukuki imkan bulunmadığından işin esasına girilerek verilen iptal kararında hukuki isabet görülmediğinden; istinaf başvurularının kabulüne, İdare Mahkemesi tarafından verilen kararın kaldırılmasına, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; idareye yapılan başvurunun 2577 sayılı Kanun’un 10. madde kapsamında bulunduğu, davanın süresinde açıldığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı yanında müdahil tarafından, işlemin hukuka uygun tesis edildiği belirtilerek istemin reddi gerektiği belirtilmiştir. Davalı İstanbul Valiliği tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Dava; İstanbul ili, Sultanbeyli ilçesi, ... Mahallesi, ... ada,... parsel sayılı ve 431,82 m² yüzölçümlü taşınmazın, 6292 sayılı Kanun kapsamında ... isimli kişiye satışının yapılmasına dair Anadolu Yakası Milli Emlak Daire Başkanlığı işleminin geri alınarak iptal edilmesi istemiyle yapılan 04/10/2022 tarihli başvurunun zımnen reddine dair davalı idare işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı 13. maddesinde "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." hükmüne; "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesinde "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari makamların sükutu" başlıklı 10. maddesinde "1. İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. 2. Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer otuz günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Otuz günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, otuz günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa'nın temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeblere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasa'nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
Çağdaş demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve özgürlükleri büyük ölçüde kısıtlayan veya kullanılamaz hale getiren sınırlamalar hakkın özüne dokunur. Temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamaların yalnız ölçüsü değil, koşulları, nedeni, yöntemi, kısıtlamaya karşı öngörülen kanun yolları demokratik toplum düzeni kavramı içinde değerlendirilmelidir. Özgürlükler, ancak Anayasa'nın ilgili maddelerinde öngörülen nedenlerle ve demokratik toplum düzeninin sürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde sınırlandırılabilir.
Anayasa Mahkemesi'nin 10/04/2003 tarihli ve E:2002/112, K:2003/33 sayılı kararında; hukuk devletinin, insan haklarına saygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her eylem ve işlemi hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan, yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve Anayasa'nın bulunduğu bilincinde olan devlet olduğu; ayrıca, hukukun evrensel ilkelerine saygı duymanın hukuk devleti olmanın gereği olduğu; hukukun genel ilkelerinden birisinin de mülkiyet hakkının "zamanötesi" niteliği, başka bir anlatımla mülkiyet hakkının zamanaşımına uğramaması olduğu belirtilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından, İstanbul ili, Sultanbeyli ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parselde bulunan taşınmazın tapu iptali ve tescili istemiyle ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasında dava açıldığı, açılan davada anılan Mahkemenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile İstanbul ili, Sultanbeyli ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parselde bulunan ve ... adına kayıtlı olan taşınmazın tapu kaydının iptaline ve ... payın davacı adına tesciline karar verildiği, kararın temyiz incelemesinde Yargıtay... Hukuk Dairesi'nin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile tapu kaydının dayanağı olan satış işleminin idarece geri alındığı ya da idari yargıda iptal edilmediği bu sebeple davanın dinlenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle kararın bozulduğu, daha sonra davacı tarafından ilgili Mahkeme kararında belirtildiği şekilde taşınmazın 6292 sayılı yasanın ilgili maddesi kapsamında ... isimli kişiye satışının yapılmasına dair Anadolu Yakası Milli Emlak Daire Başkanlığı işleminin geri alınarak iptal edilmesi istemiyle 04/10/2022 tarihinde başvuru yapıldığı, yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta; anılan taşınmazın tapu iptali ve tescili istemiyle ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin E:..., K:... sayılı dosya kapsamında alınan 16/03/2015 tarihli bilirkişi raporunda özetle '' ..Davacı ...'nin dosyada mevcut 08.07.1989 tarihli satış senedi ve arka yüzündeki haritaya göre bu yeri 300.00 m² olarak Veysel Demiroğlu'ndan satın aldığı görülmekte olup, Sultanbeyli Belediyesine Emlak vergisini ödemiştir. Sonraki yıllarda, kendi yerinin duvar çevirerek ağaçlar dikilmiş ve bahçe olarak kullanmıştır. Halende boş durumda olan ve krokide sarı ile boyalı olan bu kısmın içerisinde herhangi bir yapı bulunmamaktadır. Yine krokide görüleceği üzere Davalı ...'de içerisinde birisi tek katlı diğeri 4 katlı olan kendisine ait olan kısmı, aldığı 268.00 m2'ye istinaden kullanmıştır. Keza Davalı ... davacı ...'ye ait olduğu belirlenen ve ekteki krokide Sarı ile boyalı dava konusu kısmı satın aldığına dair herhangi bir satış senedinin bu dosyada mevcut olmadığı görülmekle.." denildiği; anılan Mahkemenin 05/05/2016 tarih ve E:2014/188, K:2016/156 sayılı kararı ile dava konusu ... ada, ... parselde kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptali ile (219,14 m² ye tekabül eden) ... payın davacı (...) adına tesciline karar verilmiş ancak bu karar temyiz aşamasında Yargıtay... Hukuk Dairesinin ...arih ve E:..., K:... sayılı kararı ile tapu kaydının dayanağı olan satış işleminin idarece geri alındığı ya da idari yargıda iptal edilmediği, bu sebeple davanın dinlenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle usul yönünden bozulmasına karar verilmiş olup, bu kararın davacı vekiline 23/09/2022 tarihinde elektronik olarak tebliğ edildiği, 28/09/2022 tarihinde okundu olarak sayıldığı anlaşılmaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, adil yargılanma hakkını "hukukun üstünlüğü" ilkesinin temel unsurlarından biri olarak kabul ettiğinden, mahkemeye etkili erişim hakkını da, adil yargılanma hakkının bir unsuru olarak kabul edip, mahkemeye başvuru konusunda tutarlı bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada açık, pratik ve etkili fırsatlara sahip olması gerektiğini karara bağlamıştır. (AİHM, 23/01/2023 tarih, B. No: 51307/99 sayılı Geffre/Fransa kararı)
Anayasa'nın 40. maddesinde yer alan "Devlet işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." hükmü uyarınca işlemlerde, işleme karşı süresini belirtmek şartıyla hukuksal yolların gösterilmesi zaruridir.
Her ne kadar Bölge İdare Mahkemesi, temyize konu kararda, tapu iptal ve tescil davası açıldığı tarih itibariyle davacının işlemden haberdar olduğundan bahisle istinaf istemini kabul ederek davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar vermiş ise de; davacının, Yargıtay ... Hukuk Dairesinin bozma kararı ile idari işlemden haber olduğu, bu tarihten önce davacıya tebliğ edilmiş bir işlemin bulunmadığı, davalı idarece mülkiyet hakkını doğrudan ilgilendiren tasarrufunu anılan bozma kararı sonucu öğrendiğinin kabulü gerekmektedir.
Mahkemelerce usul kurallarının katı şekilde yorumlanması halinde adil yargılanma hakkı ile Mahkemeye erişim hakkının ihlal edileceği, hak kayıplarına sebebiyet verileceği açıktır.
Bu durumda, davacı tarafından tapu iptal ve tescil istemiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada, Mahkeme kararının Yargıtay tarafından bozulması üzerine kararın tebliğ tarihinden itibaren başvuru süresi içerisinde mülkiyet hakkını ilgilendiren bir konuda işlem yapılması istemiyle 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında idareye 04/10/2022 tarihinde başvuruda bulunulduğu anlaşıldığından, davanın süresinde açıldığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin kabulü ile, davanın süre yönünden reddine ilişkin temyize konu Bölge Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamakta olup işin esasının anılan Mahkemece incelenip karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2\. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4\. Kesin olarak 15/10/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
(X)- Dava; İstanbul ili, Sultanbeyli ilçesi, ... Mahallesi, ... ada,... parsel sayılı ve 431,82 m² yüzölçümlü taşınmazın, 6292 sayılı Kanun kapsamında ... isimli kişiye satışının yapılmasına dair Anadolu Yakası Milli Emlak Daire Başkanlığı işleminin geri alınarak iptal edilmesi istemiyle yapılan 04/10/2022 tarihli başvurunun zımnen reddine dair davalı idare işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinin birinci fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; ikinci fıkrasının (a) bendinde, bu sürenin idari uyuşmazlıklarda yazılı bildiriminin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı; 8. maddesinin birinci fıkrasında, sürelerin, tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı; "Üst makamlara başvurma" başlıklı 11. maddesinde; ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava süresi içinde istenebileceği, bu başvurmanın işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı; otuz gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı; isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba katılacağı belirtilmiş, 14/3-e maddesinde; dilekçelerin “süre aşımı” yönünden de inceleneceği, 6.fıkrasında, ilk inceleme hususlarının ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15.madde hükmünün uygulanacağı ve 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise süresinde açılmayan davanın reddine karar verileceği hüküm altına alınmıştır.
İdari Yargı'da dava açma süresinin 2577 sayılı Kanun'un 7/2-a maddesi uyarınca yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı kuralına yer verilmiştir. Yazılı bildirimin bulunmadığı durumlarda, dava açma süresinin ıttıla (öğrenme) ile başlayacağı kuşkusuzdur. Danıştay'ın yerleşik hale gelen içtihadına göre, İdari Hakimin, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeleri inceleyerek, ya da başka dava dosyalarında yer alan dava süreçlerini kontrol ederek, davacının dava konusu etmiş olduğu idari işlemi hangi tarihte öğrendiğini tespit ediyor ise, bu tarihi esas alacağı, eğer böyle bir tespitin yapılması mümkün değil ise, aksi ortaya konulmadığı için davacının dava dilekçesinde yazdığı öğrenme tarihini esas alacağı tabiidir.
Davacı, öncelikle ... ada, ...parselin bir başkasına (...'e) satışına ilişkin 05/12/2013 tarihli işlemin, geri alınması veya iptal edilmesi istemiyle yaklaşık 9 (dokuz) yıl sonra 04/10/2022 tarihinde yapmış olduğu başvurunun zımnen reddi işleminin iptalini istemektedir.
Olayda, iptalini istediği 05/12/2013 tarihli işlem bizzat davacıyla ilgili ve davacıya yazılı olarak tebliğ edilen bir işlem olmadığı için bu işlemin, davacı tarafından ne zaman öğrenildiğinin tespiti önem arzetmektedir. Zira, işlem tarihinden başvuru tarihine kadar, 9 yıla yakın bir süre geçtiği dikkate alındığında, davanın bu uzun süre içinde işlemden haberdar olması olağan değildir. Nitekim dava dilekçesi eki belgeler incelendiğinde, davacının ... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne 04/04/2014 tarihinde açmış olduğu dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazı 08/07/1989 tarihinde ...'ndan haricen satın aldığını; 2/B arazilerine ilişkin kanun çıkınca, satın aldığı taşınmazın ada ve parsel numaraları bilmediği için belediyeden öğrenmek istediğini, belediyenin ise, ... ada, ... parsel olarak belirtiğini, 6292 sayılı Kanun uyarınca satış başvurusunda bulanmadığına, kendisine satış yapılmayınca Sultanbeyli Tapu Müdürlüğünden ... ada,... parselin davalı ...'e satıldığını öğrendiğini belirtmiştir.
Bu beyana göre, ... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne davanın açıldığı 04/10/2014 tarihinde davacının, sözü edilen satış işleminden haberdar olduğu kendi beyan ve dilekçesinden anlaşılmaktadır.
Danıştay 8. Dairesinin 09/10/2023 tarih ve E:2023/1074, K:2023/4972 sayılı kararında yer aldığı gibi "üçüncü kişiye yapılan satış işlemlerinin iptali istemiyle yapılan başvurunun reddi işlemine karşı açılan davalarda, ... Asliye Hukuk Mahkemesine dava açılmış ise, açılan bu dava tarihinde davacının işlemden haberdar olduğunun kabulü gerektiği" yolundaki karar onamak suretiyle içtihat oluşmuştur.
Hal böyle iken davanın ... Adliyesi.... Asliye Hukuk Mahkemesinde davanın açıldığı 04/04/2014 tarihinde satış işleminden haberdar olduğunun kabulü ile ondan yaklaşık 9 (dokuz) yıl geçtikten sonra, 04/10/2022 tarihinde yapılan başvurunun 60 günlük süre içinde yapılmadığından dolayı davanın süre yönünden reddi gerektiği görüşü ile aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.